Ortaklıktan çıkarma kararının iptali | Ortaklıktan çıkarma kararının iptali | Alacak tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/1242 E. 2015/6098 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket ortaklığından çıkarma↗ ortaklıktan çıkarma↗ limited şirket ortaklığı↗ hak düşürücü süre↗ limited şirket↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı limited şirket ortaklığından çıkarma kararının iptali istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, Dairemiz bozma ilamında davanın yasal hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece de bozma ilamına uyulmakla birlikte bozma ilamı çerçevesinde davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı hususunda herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklıktan çıkarma kararının iptali | Ortaklıktan çıkarma kararının iptali | Alacak tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4357 E. 2014/11033 K.
Ortak:limited şirket ortaklığından çıkarma · ortaklıktan çıkarma · limited şirket ortaklığı · hak düşürücü süre · limited şirket · dava şartı · hak düşürücü süre · Ortaklıktan çıkarma kararının iptali, Ortaklıktan çıkarma kararının iptali | Alacak tespiti
İncelediğiniz karardaDava, davalı «limited şirket ortaklığından çıkarma» kararının iptali istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «hak düşürücü süre» içerisinde dava açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Dairemiz bozma ilamında davanın yasal «hak düşürücü süre» içerisinde açılıp açılmadığı değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece de bozma ilamına uyulmakla birlikte bozma ilamı çerçev …
Benzer bu kararda1- Dava, davalı «limited şirket ortaklığından çıkarma» kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığı değerlendirilmeksizin doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Bu süre «hak düşürücü süre» olup, mahkemece bu husus doğrudan doğruya gözönünde tutulması gerekir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davanın yasal «hak düşürücü süre» içerisinde açılıp açılmadığı öncelikle değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tebliğ · tebligat usulsüzlüğü · ortaklar kurulu kararının iptali · ortaklıktan çıkarılma · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · ihtar · tebligat
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının şirketten çıkarılmasına ilişkin birinci «ihtarın» davacıya 28/01/2007 tarihinde, ikinci ihtarın ise 23/02/2007 tarihinde tebliğ edildiği, «ortaklar kurulu» kararının ise 09/03/2007 tarihinde alındığı, ikinci ihtar ile ortaklar kurulu kararı arasında 13 günlük bir sürenin bulunduğu, 15 günlük kanuni süre beklenmeden çıkarma kararının alındığı, birinci «ihtarnamenin» şirketin adresinde ve «şirket müdürü» Necmi Gürbüz imzasına tebliğ edildiği, davacı ile şirketin menfaatlerinin bu işlemde çatıştığından şirketin adresinde, şirket çalışanı olan müdürüne yapılan «tebligatın usulsüz» olduğu, «usulsüz tebliğ» ve ihtarlara dayanılarak ve kanunen öngörülen onbeş günlük süreye uyulmadan çıkarma kararı verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının ortaklıktan çıkartılmasına ilişkin «ortaklar kurulu kararının iptaline» ve davacının konusu kalmayan diğer talepleri hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Somut olayda 09.03.2007 tarihli «ortaklar kurulu» kararı gereğince davacının «ortaklıktan çıkarıldığı», çıkarma kararının 19.03.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın ise 01.04.2009 tarihinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13451 E. 2012/19491 K.
Ortak:hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «hak düşürücü süre» içerisinde dava açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Dairemiz bozma ilamında davanın yasal «hak düşürücü süre» içerisinde açılıp açılmadığı değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece de bozma ilamına uyulmakla birlikte bozma ilamı çerçev …
Benzer bu kararda… .2009 tarihinde tebliğ edildiği, davacının bu tebliği takip eden 2 aylık süre içinde davasını açması gerekirken 08.12.2009 tarihinde davayı açtığı, bu suretle yasal «hak düşürücü sürenin» geçirilmiş olduğu gerekçesiyle davanın bu nedenle reddine karar verilmiştir.
Dava, TPE YİDK tarafından verilen kararın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 2 aylık «hak düşürücü sürede» açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Mahkemece söz konusu karar davalı TPE tarafından sunulan “Posta gönderileri izlenimi” adlı «tebligata» çıkarılan Kurum kararlarının yazılı olduğu listede gösterilen tarih esas alınarak verilmiş ise de söz konusu tarihin Kurum tarafından alınan kararın davacı tarafa tebliğine ilişkin olup olmadığı belli değildir.Bu durumda mahkemece davaya konu iptali istenen YİDK kararının davacı tarafa tebliğ edildiği tarihin araştırılması, bunun için de kararın tebliğine ilişkin tebligat parçasının incelenerek sonucuna göre davanın yasal sürede açılıp açılmadığının tespiti gerekirken, davacı tarafın imzasını içermeyen ve davacıya tebliğ edilip edilmediği belli olmayan gönderim listesindeki tarih esas alınarak yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava, TPE YİDK tarafından verilen kararın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 2 aylık «hak düşürücü sürede» açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Mahkemece söz konusu karar davalı TPE tarafından sunulan “Posta gönderileri izlenimi” adlı «tebligata» çıkarılan Kurum kararlarının yazılı olduğu listede gösterilen tarih esas alınarak verilmiş ise de söz konusu tarihin Kurum tarafından alınan kararın davacı tarafa tebliğine ilişkin olup olmadığı belli değildir.Bu durumda mahkemece davaya konu iptali istenen YİDK kararının davacı tarafa tebliğ edildiği tarihin araştırılması, bunun için de kararın tebliğine ilişkin tebligat parçasının incelenerek sonucuna göre davanın yasal sürede açılıp açılmadığının tespiti gerekirken, davacı tarafın imzasını içermeyen ve davacıya tebliğ edilip edilmediği belli olmayan gönderim listesindeki tarih esas alınarak yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/1242 E. , 2015/6098 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/11/2014 tarih ve 2014/318-2014/487 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ortaklar kurulu tarafından sermaye taahhüdünü süresi içerisinde yerine getirmediği gerekçesiyle müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini oysa, ihtarname ve tebligatların usulüne uygun yapılmadığını kaldı ki, diğer ortakların dahi sermaye taahhüdünü yerine getirmediklerini ileri sürerek, çıkarma kararının iptaline ve ortaklık payına isabet eden alacaklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, usulüne uygun ihtarname çekilerek davacının ortaklıktan çıkarıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı limited şirket ortaklığından çıkarma kararının iptali istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, Dairemiz bozma ilamında davanın yasal hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece de bozma ilamına uyulmakla birlikte bozma ilamı çerçevesinde davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı hususunda herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/406098100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz