Yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5251 E. 2024/1709 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay sahipliği sıfatı↗ resmi belge↗ ıskat↗ çağrı usulsüzlüğü↗ yönetim kurulu üyelerinin ibrası↗ yönetim kurulu kararının iptali↗ yönetim kurulu üyeliği↗ yoklukla malul karar↗ yönetici sorumluluğu↗ toplantı tutanağı↗ aktif husumet yokluğu↗ zimmet↗ takipsizlik kararı↗ butlan↗ yokluk↗ aktif husumet ehliyeti↗ pay sahipliği↗ hakkın kötüye kullanılması↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ aktif husumet↗ ibra↗ husumet ehliyeti↗ şikayet↗ şirket zararı↗ zayi↗ tazminat davası↗ denetime elverişlilik↗ husumet yokluğu↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ tebligat↗ esastan ret↗ yetki↗ fatura↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ yetkisizlik kararı↗ yasal faiz↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2014/53 E., 2019/280 K.
Taraflar arasındaki yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası ile genel kurul kararının iptaline ilişkin karşı davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı-karşı davalı vekili dava ve karşı cevap dilekçesinde; şirketin %15 oranında hissedarı olup, 21.11.2007 ile 24.01.2011 tarihleri arasında şirkette yönetim kurulu üyeliğini üstlenen davalının, şirketten para çekme yetkisini kötüye kullanarak, şirkete ait paraları kendisine, yakınlarına veya irtibatlı olan şirkete transfer etmek sureti ile uhdesine geçirdiğini, müvekkili şirket adına herhangi bir harcamada ve tasarrufta bulunulmadığını, bu meblağlara ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir resmi belge, fatura ve sair evrak sunulmadığını, davalının yapmış olduğu işlem ve tasarrufların hiç birinin belgesini şirkete ibraz etmediğini, davalı tarafından şahsi hesaplarına aktarılan veya elden çekilen meblağlar nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı maddi zararın, şirket kayıtları üzerinde yapılan denetim ve raporu sonucunda ... olduğunu, ayrıca şirket evraklarının ve resmi belgelerinin davalı tarafından alınarak şirket dışına çıkarılarak zayi edildiğini, bu nedenle davalı hakkında; 20.01.2014 tarihli 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ait olağan genel kurul toplantı tutanağından da görüleceği üzere, sorumluluğunu kötüye kullandığından bahisle şirketi maddi zarara uğrattığı gerekçesi ile yetki alındığını, davet edildiği halde davalının genel kurula katılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile 750.000,00, TL'nin davalıdan alınarak davacıya iadesini, karşı davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacı şirketin % 15 ortağı olan müvekkili hakkında zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, Vezirhan adı altında alışveriş merkezinin açılışı ile şirkete kredi imkanı yarattığını, davacının mevcut yönetimindeki kişilerin tesisi işlemez duruma getirdiklerini, davalının şirkete borcunun bulunmadığını, bankalardan çekilen tutarların tamamının şirkete ait binanın yeniden yapımı işlerine sarf edildiğini, şirketin yegane zararının ise çekilen banka kredileri ile bunların döviz faizlerinden oluştuğunu, davacının 12.728.136,29 TL değerindeki binasının bilirkişi marifeti ile incelenmesi halinde yapılan harcamaların değerinin ortaya çıkacağını; karşı davada ise şirketin 24.01.2014 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların usule ve yasal düzenlemelere aykırı olup yapılan inceleme neticesinde öncelikle işbu genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespitine kabul edilmemesi halinde ise iptaline karar verilmesini talep etmek zorunda kalındığını, toplantı çağrısı ile genel kurul tarafından alınan kararların müvekkiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, dava dilekçesinde yazılı adresinin tebligata elverişli adres olmadığının şirket tarafından bilindiğini, toplantı çağrısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 437 nci maddesinde aranan nitelikleri taşımadığını, denetleme raporlarının genel kurul toplantısından en az 15 gün önceden pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulmadığını, ... Canpotat'ın ibrasına yasaklanmış olmasına rağmen kendisinin de katıldığını, dolayısıyla bu kararın yoklukla malul olduğuna karar verilmesi gerektiğini, şirketin çoğunluğa dayalı hissedarlarının, yönetim hakkına dayanarak, haksız işlem tesis etmekte ve şirket paylarına el koymak amacı ile borç uydurarak dava hakkını kötüye kullandıklarını belirterek, asıl davanın reddine; karşı davanın ise kabul edilerek genel kurul kararının batıl olduğunun tespitine, kabul edilmemesi halinde ise iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulü ile 845.739,85 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine, karşı davanın ise aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı süresinin geçmesinden sonra açıldığını, şirket zararının ispatlanamadığını, müvekkili hakkında asılsız zimmet iddiası ile yapılan şikayetin takipsizlikle sonuçlandığını, müvekkilince şirket hesaplarından çekilen tutarların değişik tarihlerde şirkete iade edildiğini, bu işlemlerin yönetim kurulunun ve hissedarların bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, şirketin Orkan ve Oktay Yurdakul'a gönderilen havaleler dolayısıyla zarar gördüğü iddiasını bu kişilere yönlendirmesi gerektiğini, müvekkilinin şirketten çektiği paraların fazlasıyla iade edildiğini, ... taraflı düzenlenen mizan kaydında müvekkilinin borçlu gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin pay sahipliği sıfatının kalmadıgı gerekçesi ile iptale ilişkin karşı davayı reddettiğini, oysa müvekkilinin iptali istenen genel kurul kararı ile şirket ortaklığından ıskat edildiğini, usul ve yasaya aykırı şekilde toplanan genel kurulun 24.01.2014 tarihli toplantı çağrısının müvekkiline usule uygun şekilde tebliğ edilmediğini ileri sürerek, asıl ve karşı dava yönünden verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şirket nezdinde herhangi bir karşılığı olmayacak şekilde para transferlerinde bulunmak suretiyle şirketi zarara uğratması nedeniyle davalının oluşan şirket zararından sorumlu olduğu, bilirkişi heyetinin ... ve ek raporları bir bütün halinde değerlendirildiğinde somut olaya uygun, gerekçeli ve denetime elverişli olmaları nedeniyle mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, karşı dava yönünden yapılan incelemeye gelince ancak pay sahiplerinin şirket genel kurulunda alınan kararların iptali ile butlanını isteyebilecekleri, ayrıca bu pay sahipliği durumunun davanın açılışında mevcut olması gerektiği gibi yargılamanın tüm aşamalarında kararın kesinleşmesine kadar varlığını sürdürmesinin zorunlu olduğu, karşı davanın açılışı sırasında davalının, şirkette pay sahibi olmakla birlikte, kuruluşta taahhüt edilen sermaye borcunun ödenmemesi nedeniyle 18.04.2014 tarihli şirket yönetim kurulu kararıyla uygulanan ıskat ile paydaşlık sıfatının sona erdiğini, iptali istenen genel kurul kararında sermaye borcunun ödenmesi ve ıskata dair bir kararın alınmadığını, ayrıca davalının karşı davasında çağrının usulsüz olduğundan başka yönetim kurulu üyelerinin ibrası ve denetçi seçimine ilişkin kararların hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğü, 6102 sayılı Kanun'un 482 nci ve 483 üncü maddeleri uyarınca mütemerrit pay sahibini ıskatın yönetim kurulunun yetkisinde olduğunu, nitekim davalının da yönetim kurulu kararı ile ıskat edildiğini, yapılan bu ıskat işlemi nedeniyle yönetim kurulu kararının iptali istemli bir dava açıldığının da davalı-karşı davacı tarafından iddia edilmediğini, bu halde davalı-karşı davacı yargılama sırasında yapılan ıskat ile paydaşlık sıfatını kaybetmiş olup, karşı dava yönünden taraf sıfatının kalmadığı, bu nedenle mahkemece, karşı davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl dava davalısı karşı dava davacısı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebep ve gerekçelerle hükümlerin bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, anonim şirket yöneticilerinin 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi uyarınca sorumluluğuna ilişkin tazminat; karşı dava ise çağrının usulsüz olduğundan bahisle şirket genel kurulunda alınan kararların butlan ile malul olduğunun tespiti, olmadığı takdirde genel kurul kararların iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı karşı davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13393 E. 2013/20273 K.
Ortak:ıskat · yönetim kurulu üyeliği · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı-karşı davalı vekili dava ve karşı cevap dilekçesinde; şirketin %15 oranında hissedarı olup, 21.11.2007 ile 24.01.2011 tarihleri arasında şirkette «yönetim kurulu üyeliğini» üstlenen davalının, şirketten para çekme «yetkisini» kötüye kullanarak, şirkete ait paraları kendisine, yakınlarına veya irtibatlı olan şirkete transfer etmek sureti ile uhdesine geçirdiğini, müvekkili şirket adına herhangi bir harcamada ve tasarrufta bulunulmadığını, bu meblağlara ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir «resmi belge», «fatura» ve sair evrak sunulmadığını, davalının yapmış olduğu işlem ve tasarrufların hiç birinin belgesini şirkete «ibraz» etmediğini, davalı tarafından şahsi hesaplarına aktarılan veya elden çekilen meblağlar nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı maddi zararın, şirket kayıtları üzerinde yapılan denetim ve raporu sonucunda ... olduğunu, ayrıca şirket evraklarının ve resmi belgelerinin davalı tarafından alınarak şirket dışına çıkarılarak «zayi» edildiğini, bu nedenle davalı hakkında; 20.01.2014 tarihli 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ait «olağan genel kurul» «toplantı tutanağından» da görüleceği üzere, sorumluluğunu kötüye kullandığından bahisle şirketi maddi zarara uğrattığı gerekçesi ile «yetki» alındığını, davet edildiği halde davalının genel kurula katılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak «kaydı» ile 750.000,00, TL'nin davalıdan alınarak davacıya iadesini, karşı davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şirket nezdinde herhangi bir karşılığı olmayacak şekilde para transferlerinde bulunmak suretiyle «şirketi zarara» uğratması nedeniyle davalının oluşan şirket zararından sorumlu olduğu, bilirkişi heyetinin ... ve ek raporları bir bütün halinde değerlendirildiğinde somut olaya uygun, gerekçeli ve «denetime elverişli» olmaları nedeniyle mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, karşı dava yönünden yapılan incelemeye gelince ancak pay sahiplerinin şirket genel kurulunda alınan kararların iptali ile «butlanını» isteyebilecekleri, ayrıca bu «pay sahipliği» durumunun davanın açılışında mevcut olması gerektiği gibi yargılamanın tüm aşamalarında kararın kesinleşmesine kadar varlığını sürdürmesinin zorunlu olduğu, karşı davanın açılışı sırasında davalının, şirkette pay sahibi olmakla birlikte, kuruluşta «taahhüt» edilen sermaye borcunun ödenmemesi nedeniyle 18.04.2014 tarihli şirket «yönetim kurulu» kararıyla uygulanan «ıskat» ile paydaşlık sıfatının sona erdiğini, iptali istenen genel kurul kararında sermaye borcunun ödenmesi ve ıskata dair bir kararın alınmadığını, ayrıca davalının karşı davasında «çağrının usulsüz» olduğundan başka «yönetim kurulu üyelerinin ibrası» ve denetçi seçimine ilişkin kararların hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğü, 6102 sayılı Kanun'un 482 nci ve 483 üncü maddeleri uyarınca mütemerrit pay sahibini ıskatın yönetim kurulunun «yetkisinde» olduğunu, nitekim davalının da yönetim kurulu kararı ile ıskat edildiğini, yapılan bu ıskat işlemi nedeniyle «yönetim kurulu kararının iptali» istemli bir dava açıldığının da davalı-karşı davacı tarafından iddia edilmediğini, bu halde davalı-karşı davacı yargılama sırasında yapılan ıskat ile paydaşlık sıfatını kaybetmiş olup, karşı dava yönünden taraf sıfatının kalmadığı, bu nedenle mahkemece, karşı davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
İstinaf Sebepleri Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «zamanaşımı» süresinin geçmesinden sonra açıldığını, «şirket zararının» ispatlanamadığını, müvekkili hakkında asılsız «zimmet» iddiası ile yapılan «şikayetin» «takipsizlikle» sonuçlandığını, müvekkilince şirket hesaplarından çekilen tutarların değişik tarihlerde şirkete iade edildiğini, bu işlemlerin yönetim kurulunun ve hissedarların bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, şirketin Orkan ve Oktay Yurdakul'a gönderilen havaleler dolayısıyla zarar gördüğü iddiasını bu kişilere yönlendirmesi gerektiğini, müvekkilinin şirketten çektiği paraların fazlasıyla iade edildiğini, ... taraflı düzenlenen mizan kaydında müvekkilinin borçlu gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin «pay sahipliği sıfatının» kalmadıgı gerekçesi ile iptale ilişkin karşı davayı reddettiğini, oysa müvekkilinin iptali istenen genel kurul kararı ile şirket ortaklığından «ıskat» edildiğini, usul ve yasaya aykırı şekilde toplanan genel kurulun 24.01.2014 tarihli toplantı çağrısının müvekkiline usule uygun şekilde tebliğ edilmediğini ileri s …
Benzer bu karardaMahkemece, 30.07.2010 tarih ve 2010/6 sayılı «yönetim kurulu» kararı ile davacının davalı şirket ortaklığından «ıskatına» ilişkin işlemin iptaline, «yönetim kurulu üyeliğinden» kaynaklı ücret alacağı isteminin reddine dair verilen karar davalı şirket vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12486 E. 2013/10431 K.
Ortak:ıskat · yönetim kurulu üyeliği · tebligat · yönetim kurulu kararı · taahhütname
İncelediğiniz kararda… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şirket nezdinde herhangi bir karşılığı olmayacak şekilde para transferlerinde bulunmak suretiyle «şirketi zarara» uğratması nedeniyle davalının oluşan şirket zararından sorumlu olduğu, bilirkişi heyetinin ... ve ek raporları bir bütün halinde değerlendirildiğinde somut olaya uygun, gerekçeli ve «denetime elverişli» olmaları nedeniyle mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, karşı dava yönünden yapılan incelemeye gelince ancak pay sahiplerinin şirket genel kurulunda alınan kararların iptali ile «butlanını» isteyebilecekleri, ayrıca bu «pay sahipliği» durumunun davanın açılışında mevcut olması gerektiği gibi yargılamanın tüm aşamalarında kararın kesinleşmesine kadar varlığını sürdürmesinin zorunlu olduğu, karşı davanın açılışı sırasında davalının, şirkette pay sahibi olmakla birlikte, kuruluşta «taahhüt» edilen sermaye borcunun ödenmemesi nedeniyle 18.04.2014 tarihli şirket «yönetim kurulu» kararıyla uygulanan «ıskat» ile paydaşlık sıfatının sona erdiğini, iptali istenen genel kurul kararında sermaye borcunun ödenmesi ve ıskata dair bir kararın alınmadığını, ayrıca davalının karşı davasında «çağrının usulsüz» olduğundan başka «yönetim kurulu üyelerinin ibrası» ve denetçi seçimine ilişkin kararların hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğü, 6102 sayılı Kanun'un 482 nci ve 483 üncü maddeleri uyarınca mütemerrit pay sahibini ıskatın yönetim kurulunun «yetkisinde» olduğunu, nitekim davalının da yönetim kurulu kararı ile ıskat edildiğini, yapılan bu ıskat işlemi nedeniyle «yönetim kurulu kararının iptali» istemli bir dava açıldığının da davalı-karşı davacı tarafından iddia edilmediğini, bu halde davalı-karşı davacı yargılama sırasında yapılan ıskat ile paydaşlık sıfatını kaybetmiş olup, karşı dava yönünden taraf sıfatının kalmadığı, bu nedenle mahkemece, karşı davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
DAVA Davacı-karşı davalı vekili dava ve karşı cevap dilekçesinde; şirketin %15 oranında hissedarı olup, 21.11.2007 ile 24.01.2011 tarihleri arasında şirkette «yönetim kurulu üyeliğini» üstlenen davalının, şirketten para çekme «yetkisini» kötüye kullanarak, şirkete ait paraları kendisine, yakınlarına veya irtibatlı olan şirkete transfer etmek sureti ile uhdesine geçirdiğini, müvekkili şirket adına herhangi bir harcamada ve tasarrufta bulunulmadığını, bu meblağlara ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir «resmi belge», «fatura» ve sair evrak sunulmadığını, davalının yapmış olduğu işlem ve tasarrufların hiç birinin belgesini şirkete «ibraz» etmediğini, davalı tarafından şahsi hesaplarına aktarılan veya elden çekilen meblağlar nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı maddi zararın, şirket kayıtları üzerinde yapılan denetim ve raporu sonucunda ... olduğunu, ayrıca şirket evraklarının ve resmi belgelerinin davalı tarafından alınarak şirket dışına çıkarılarak «zayi» edildiğini, bu nedenle davalı hakkında; 20.01.2014 tarihli 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ait «olağan genel kurul» «toplantı tutanağından» da görüleceği üzere, sorumluluğunu kötüye kullandığından bahisle şirketi maddi zarara uğrattığı gerekçesi ile «yetki» alındığını, davet edildiği halde davalının genel kurula katılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak «kaydı» ile 750.000,00, TL'nin davalıdan alınarak davacıya iadesini, karşı davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacı şirketin % 15 ortağı olan müvekkili hakkında «zamanaşımı» sürelerinin geçtiğini, Vezirhan adı altında alışveriş merkezinin açılışı ile şirkete kredi imkanı yarattığını, davacının mevcut yönetimindeki kişilerin tesisi işlemez duruma getirdiklerini, davalının şirkete borcunun bulunmadığını, bankalardan çekilen tutarların tamamının şirkete ait binanın yeniden yapımı işlerine sarf edildiğini, şirketin yegane zararının ise çekilen banka kredileri ile bunların döviz faizlerinden oluştuğunu, davacının 12.728.136,29 TL değerindeki binasının bilirkişi marifeti ile incelenmesi halinde yapılan harcamaların değerinin ortaya çıkacağını; karşı davada ise şirketin 24.01.2014 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan kararların usule ve yasal düzenlemelere aykırı olup yapılan inceleme neticesinde öncelikle işbu genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespitine kabul edilmemesi halinde ise iptaline karar verilmesini talep etmek zorunda kalındığını, toplantı çağrısı ile genel kurul tarafından alınan kararların müvekkiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, dava dilekçesinde yazılı adresinin «tebligata» elverişli adres olmadığının şirket tarafından bilindiğini, toplantı çağrısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 437 nci maddesinde aranan ni …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirket paylarının «hamiline» «hisse senedine» bağlanmadığı, hamiline hisse senedi çıkarılacağı düzenlenmediğinden payların çıplak halinde olduğu ve «ilan» dışında ayrıca «ıskat» «ihtarının» TTK 408/2 maddesi gereğince «taahhütlü» mektupla yapılması gerektiği, davalı şirketin davacıya 01.03.2010 tarihli «tebligatı» gönderdiğini ileri sürdüğü ancak gönderilen bu «tebligatın kanun» maddesine uygun ıskat ihtarı niteliği taşımadığı, «yönetim kurulu» üyelerine ücret ödendiğine dair herhangi bir karar bulunmadığı gerekçesiyle, 30.07.2010 tarih ve 2010/6 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının davalı şirket ortaklığından ıskatına ilişkin işlemin iptaline, «yönetim kurulu üyeliğinden» kaynaklı ücret alacağı isteminin reddine karar verilmiştir.
Dava, «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmemesi nedeniyle verilen «ıskat» işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmesine ilişkin «ihtarın» «usulüne uygun tebliğ» edilmediği gerekçesiyle «ıskat» işleminin iptaline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · sermaye taahhüdü · tebligat kanunu m.35 · usulüne uygun tebliğ · hisse senedi · hamil · ihtar · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirket paylarının «hamiline» «hisse senedine» bağlanmadığı, hamiline hisse senedi çıkarılacağı düzenlenmediğinden payların çıplak halinde olduğu ve «ilan» dışında ayrıca «ıskat» «ihtarının» TTK 408/2 maddesi gereğince «taahhütlü» mektupla yapılması gerektiği, davalı şirketin davacıya 01.03.2010 tarihli «tebligatı» gönderdiğini ileri sürdüğü ancak gönderilen bu «tebligatın kanun» maddesine uygun ıskat ihtarı niteliği taşımadığı, «yönetim kurulu» üyelerine ücret ödendiğine dair herhangi bir karar bulunmadığı gerekçesiyle, 30.07.2010 tarih ve 2010/6 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının davalı şirket ortaklığından ıskatına ilişkin işlemin iptaline, «yönetim kurulu üyeliğinden» kaynaklı ücret alacağı isteminin reddine karar verilmiştir.
Tebliğ belgesinde «sermaye taahhüdüne» yönelik yazıyı elden aldığı yazılı olduğundan ve bu «tebligatın» «geçersiz» olduğuna dair iddianın da bulunmadığı anlaşıldığından, «ihtar» «tebligatının usulsüz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulü doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmesine ilişkin «ihtarın» «usulüne uygun tebliğ» edilmediği gerekçesiyle «ıskat» işleminin iptaline karar verilmiştir.
Dava, «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmemesi nedeniyle verilen «ıskat» işleminin iptali istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5251 E. , 2024/1709 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/716 Esas, 2022/661 Karar
DAVACI-KARŞI DAVALI :Antalya Gayrimenkul Yatırımları Tur. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat ...
DAVALI-KARŞI DAVACI :... vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ 04.02.2014 (Asıl dava), 23.09.2014 (Karşı dava)
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/53 E., 2019/280 K.
Taraflar arasındaki yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası ile genel kurul kararının iptaline ilişkin karşı davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı-karşı davalı vekili dava ve karşı cevap dilekçesinde; şirketin %15 oranında hissedarı olup, 21.11.2007 ile 24.01.2011 tarihleri arasında şirkette yönetim kurulu üyeliğini üstlenen davalının, şirketten para çekme yetkisini kötüye kullanarak, şirkete ait paraları kendisine, yakınlarına veya irtibatlı olan şirkete transfer etmek sureti ile uhdesine geçirdiğini, müvekkili şirket adına herhangi bir harcamada ve tasarrufta bulunulmadığını, bu meblağlara ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir resmi belge, fatura ve sair evrak sunulmadığını, davalının yapmış olduğu işlem ve tasarrufların hiç birinin belgesini şirkete ibraz etmediğini, davalı tarafından şahsi hesaplarına aktarılan veya elden çekilen meblağlar nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı maddi zararın, şirket kayıtları üzerinde yapılan denetim ve raporu sonucunda ...
olduğunu, ayrıca şirket evraklarının ve resmi belgelerinin davalı tarafından alınarak şirket dışına çıkarılarak zayi edildiğini, bu nedenle davalı hakkında;
20. 01.2014 tarihli 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ait olağan genel kurul toplantı tutanağından da görüleceği üzere, sorumluluğunu kötüye kullandığından bahisle şirketi maddi zarara uğrattığı gerekçesi ile yetki alındığını, davet edildiği halde davalının genel kurula katılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile 750.000,00, TL'nin davalıdan alınarak davacıya iadesini, karşı davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacı şirketin % 15 ortağı olan müvekkili hakkında zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, Vezirhan adı altında alışveriş merkezinin açılışı ile şirkete kredi imkanı yarattığını, davacının mevcut yönetimindeki kişilerin tesisi işlemez duruma getirdiklerini, davalının şirkete borcunun bulunmadığını, bankalardan çekilen tutarların tamamının şirkete ait binanın yeniden yapımı işlerine sarf edildiğini, şirketin yegane zararının ise çekilen banka kredileri ile bunların döviz faizlerinden oluştuğunu, davacının 12.728.136,29 TL değerindeki binasının bilirkişi marifeti ile incelenmesi halinde yapılan harcamaların değerinin ortaya çıkacağını; karşı davada ise şirketin 24.01.2014 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların usule ve yasal düzenlemelere aykırı olup yapılan inceleme neticesinde öncelikle işbu genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespitine kabul edilmemesi halinde ise iptaline karar verilmesini talep etmek zorunda kalındığını, toplantı çağrısı ile genel kurul tarafından alınan kararların müvekkiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, dava dilekçesinde yazılı adresinin tebligata elverişli adres olmadığının şirket tarafından bilindiğini, toplantı çağrısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 437 nci maddesinde aranan nitelikleri taşımadığını, denetleme raporlarının genel kurul toplantısından en az 15 gün önceden pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulmadığını, ...
Canpotat'ın ibrasına yasaklanmış olmasına rağmen kendisinin de katıldığını, dolayısıyla bu kararın yoklukla malul olduğuna karar verilmesi gerektiğini, şirketin çoğunluğa dayalı hissedarlarının, yönetim hakkına dayanarak, haksız işlem tesis etmekte ve şirket paylarına el koymak amacı ile borç uydurarak dava hakkını kötüye kullandıklarını belirterek, asıl davanın reddine; karşı davanın ise kabul edilerek genel kurul kararının batıl olduğunun tespitine, kabul edilmemesi halinde ise iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulü ile 845.739,85 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine, karşı davanın ise aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı süresinin geçmesinden sonra açıldığını, şirket zararının ispatlanamadığını, müvekkili hakkında asılsız zimmet iddiası ile yapılan şikayetin takipsizlikle sonuçlandığını, müvekkilince şirket hesaplarından çekilen tutarların değişik tarihlerde şirkete iade edildiğini, bu işlemlerin yönetim kurulunun ve hissedarların bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, şirketin Orkan ve Oktay Yurdakul'a gönderilen havaleler dolayısıyla zarar gördüğü iddiasını bu kişilere yönlendirmesi gerektiğini, müvekkilinin şirketten çektiği paraların fazlasıyla iade edildiğini, ... taraflı düzenlenen mizan kaydında müvekkilinin borçlu gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin pay sahipliği sıfatının kalmadıgı gerekçesi ile iptale ilişkin karşı davayı reddettiğini, oysa müvekkilinin iptali istenen genel kurul kararı ile şirket ortaklığından ıskat edildiğini, usul ve yasaya aykırı şekilde toplanan genel kurulun 24.01.2014 tarihli toplantı çağrısının müvekkiline usule uygun şekilde tebliğ edilmediğini ileri sürerek, asıl ve karşı dava yönünden verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şirket nezdinde herhangi bir karşılığı olmayacak şekilde para transferlerinde bulunmak suretiyle şirketi zarara uğratması nedeniyle davalının oluşan şirket zararından sorumlu olduğu, bilirkişi heyetinin ... ve ek raporları bir bütün halinde değerlendirildiğinde somut olaya uygun, gerekçeli ve denetime elverişli olmaları nedeniyle mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, karşı dava yönünden yapılan incelemeye gelince ancak pay sahiplerinin şirket genel kurulunda alınan kararların iptali ile butlanını isteyebilecekleri, ayrıca bu pay sahipliği durumunun davanın açılışında mevcut olması gerektiği gibi yargılamanın tüm aşamalarında kararın kesinleşmesine kadar varlığını sürdürmesinin zorunlu olduğu, karşı davanın açılışı sırasında davalının, şirkette pay sahibi olmakla birlikte, kuruluşta taahhüt edilen sermaye borcunun ödenmemesi nedeniyle 18.04.2014 tarihli şirket yönetim kurulu kararıyla uygulanan ıskat ile paydaşlık sıfatının sona erdiğini, iptali istenen genel kurul kararında sermaye borcunun ödenmesi ve ıskata dair bir kararın alınmadığını, ayrıca davalının karşı davasında çağrının usulsüz olduğundan başka yönetim kurulu üyelerinin ibrası ve denetçi seçimine ilişkin kararların hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğü, 6102 sayılı Kanun'un 482 nci ve 483 üncü maddeleri uyarınca mütemerrit pay sahibini ıskatın yönetim kurulunun yetkisinde olduğunu, nitekim davalının da yönetim kurulu kararı ile ıskat edildiğini, yapılan bu ıskat işlemi nedeniyle yönetim kurulu kararının iptali istemli bir dava açıldığının da davalı-karşı davacı tarafından iddia edilmediğini, bu halde davalı-karşı davacı yargılama sırasında yapılan ıskat ile paydaşlık sıfatını kaybetmiş olup, karşı dava yönünden taraf sıfatının kalmadığı, bu nedenle mahkemece, karşı davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl dava davalısı karşı dava davacısı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebep ve gerekçelerle hükümlerin bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, anonim şirket yöneticilerinin 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi uyarınca sorumluluğuna ilişkin tazminat; karşı dava ise çağrının usulsüz olduğundan bahisle şirket genel kurulunda alınan kararların butlan ile malul olduğunun tespiti, olmadığı takdirde genel kurul kararların iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı karşı davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021546400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz