Rücu hakkı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/5089 E. 2014/11372 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücu hakkı↗ infaz↗ rücu↗ tmsf↗ vade↗ anonim şirket↗ fer'i müdahil↗ avans faizi↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 15/12/1999 tarihinde Y. Securty Off-Shore Bank Ltd. nezdinde açılan 5.900,00 TL 'lik mevduatın Y. Bank A.Ş. Kocaeli Şubesi'ne yatırıldığı, henüz vade sonu gelmeden Y. Bank A.Ş. ye TMSF tarafından el konulduğu, ceza mahkemesince belirlenen maddi vakalar ve mahkumiyet kararları da nazara alındığında, Y. Bank A.Ş'nin TTK 321/son maddesinde belirtilen "temsile veya idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiilerden anonim şirket mesul olur. şirketin rücu hakkı mahfuzdur" hükmü uyarınca yine TTK'nın 336/5. maddesi uyarınca sorumluluğunun bulunduğu, davalı I. Bank A.Ş'nin de Y. Bank A.Ş'nin külli halefi olması nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 4.050,00 TL’nin hesap açım tarihi olan 24/11/1999 tarihinden itibaren 3095 SK'nın 2/2. maddesi uyarınca işleyecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalı I. Bank A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve fer’i müdahil TMSF vekili temyiz etmiştir.
1– Dava, off shore bankacılığı işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, davacı vekili, müvekkilinin devralınan Y. Bank A.Ş. İzmit Şubesi nezdinde, 24/11/1999 hesap açım tarihli 4.050,00 TL bedelli %85 faiz oranlı vadeli hesap açtırdığını ve kendisine hesap cüzdanı verildiğini, bilahare 22/12/1999 tarihinde bankaya TMSF tarafından el konulduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Buna karşın mahkemece verilen kararın hüküm fıkrası ile karar gerekçesi arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme karar gerekçesinde 5.900 TL alacağın, hesabın açıldığı 15.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin gerektiği belirtilmiş olmasına karşın, kararın hüküm fıkrasında 4.050 TL'nin 24/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte hüküm altına alınmasına karar verilmiştir. Bu durumda, gerekçe ile hüküm birbiriyle çeliştiğinden verilen karar, yukarıda açıklanan yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekili ile fer’i müdahil TMSF vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11576 E. 2014/2468 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:franchise sözleşmesi · istirdat
Benzer bu kararda1- Dava, «franchise sözleşmesinden» kaynaklanan «istirdat» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · yetki itirazı · navlun · taşıma sözleşmesi · yetki · tacir · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
1- Dava, CMR hükümlerine tabi «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı «navlun» ve sair ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinin» 12. maddesinde sözleşme uyarınca uyuşmazlık vukuunda ...
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4327 E. 2017/6696 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların davacının tescilli ... ibareli markasını kullandığının anlaşıldığı, davalı şirketin «ticaret unvanının» davacı şirket ticaret unvanı ile benzer olduğu, davalı şirketçe tescilli ticaret unvanı dışında davacı marka ve logolarının kullanılmasının ise davacının markadan doğan haklarına 556 sayılı KHK m.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda «maddi tazminata» hükmedilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19201 E. 2015/4676 K.
Ortak:infaz · rücu · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaBank A.Ş'nin TTK 321/«son» maddesinde belirtilen "«temsile» veya idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiilerden «anonim şirket» mesul olur. şirketin «rücu hakkı» mahfuzdur" hükmü uyarınca yine TTK'nın 336/5. maddesi uyarınca sorumluluğunun bulunduğu, davalı I.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda ''davanın kabulüne, şirketin ihyasına, ek «tasfiye» için «son» tasfiye memurunun «tasfiye memuru» olarak atanmasına'' karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · tüzel kişilik · ek tasfiye
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kısa kararda «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda bu hükme yer verilmemiş olması karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kısa karar ile gerekçe karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5662 E. 2017/7566 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · bono · kefil · asıl alacak · dosya masrafı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, davacının ortağı olduğu ...- A.Ş'nin alacağı yeni mal için davacının verdiği 85.000,00 TL tutarındaki senedin «teminat senedi» olduğu, karşılığından toplamda 80.000,00 TL ödemenin bu teminat senedine karşılık yapıldığı, davacının «kefil» olduğu ...-A.Ş'nin 85.000,00 TL tutarındaki borcuna karşılık 80.000,00 TL'nin ödendiği ödenmeyen 5.000,00 TL tutarındaki bakiyeden dolayı davacının davalı ...
1-Davacı 85.000 TL bedelli «bono» sebebiyle 5.000 TL borcu bulunmasına rağmen 85.000 TL «asıl alacak» üzerinden icra takibi yapıldığını ileri sürerek 85.000 TL davalı tarafa borcu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şirketine 5.000,00 TL borcunun kaldığı ilgili icra dosyasında davacının yapacağı ödemenin 80.000,00 TL tutarına isabet eden icra «masraf» ve faizleri ile Umt Şirketinin davacıya ödemesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/5089 E. , 2014/11372 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 03/12/2013
NUMARASI 2012/199-2013/333
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/12/2013 tarih ve 2012/199-2013/333 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin devir alınan Y. Bank A.Ş. İzmit Şubesi'ne giderek 24/11/1999 hesap açım tarihli 4.050,00 TL bedelli %85 faiz oranlı vadeli hesap açtırdığını ve kendisine hesap cüzdanı verildiğini, bilahare 22/12/1999 tarihinde bankaya TMSF tarafından el konulduğunu, bankanın kuruluşundan beri bankalar yasası gereği devlet gözetimi ve denetiminin zorunlu bulunduğunu, yönetim kurullarında devletin temsilcilerinin bulunmasının yasa gereği olduğunu, mevduat toplaması ve bankacılık işlemlerinin yeminli murakıplarca da sürekli denetlenmekte olduğunu, Y.bank A.Ş'ye el konulduğu güne kadar merkez bankası genelgesine uyulmamış olduğunu düzenlenecek her belgenin altında "off-shore hesaplar devlet güvencesinde değildir” ibarelerinin ekli bulunmadığını, bunun aksine Y.bank A.Ş., İzmit Şubesi görevlilerince tüm mevduat ve hesapların off-shore hesaplarına yönlendirildiğini, açılan hesapların Off-shore hesapları olduğunun bile açıklanmadığını, yapılan araştırmada Y.bank A.Ş'nin kendi bünyesinde çalışanlarının tümünü kurucu olarak gösterdiğini, bu şekilde müvekkiline ait paraların Y.
A.Ş., vasıtası ile şirketlerine aktardığının anlaşıldığını, Off-shore hesabında gözüken paraların kesinlikle Kıbrıs’a gitmediğini bu paraların Y.bank A.Ş'nin mevduat hesaplarında toplandığını buradan B. Holding bünyesinde kredi olarak dağıtıldığının anlaşıldığını, Off-shore bankasına müdür olarak alınmış bulunan C. T. D. İstanbul 5 no'lu DGM’nin 2001/17 Esas sayılı dosyasında vermiş bulunduğu ifadeden de anlaşılacağı üzere Kıbrıs' ta bu amaçla bir büro oluşturulduğunu Kıbrısta hiç faaliyet göstermediğini bu uygulamanın bir Paravan uygulama olduğunu ve dolayısıyla Off-shore hesabının kesinlikle oluşmadığının da anlaşılacağını, A. B. tarafından da bunun aynı dosyadaki duruşmada doğrulandığını ve bina olarak devredilen bütün gayri menkullerin Off-shore paraları ile alınmış olduğunu kabul ettiklerini,Off-shore olarak gösterilen bankanın Y.
A.Ş nin kendisi olduğunu, Y. A.Ş'nin usulüne uygun çalışmadığının Hazine Müsteşarlığı tarafından da anlaşıldığını,davanın müvekkilinin akdin yerine getirilmesini istemekten ibaret olduğunu, Y.bank A.Ş'yi en son devir alanın I.. A.. olduğunu, müvekkilinin Off-shore adına bankaya para yatırmadığını, kendisine böyle bir şey söylenmediğini ve ikazda bulunulmadığını, tahsil edilen bu mevduatların hiçbir kuruşunun Kıbrıs’ a aktarılmamış olduğunu, müvekkilinin dolandırıldığını, aynı nitelikte açılmış bir çok davanın bulunduğunu ve mahkemece verilen kararların Yargıtayca da onandığını ileri sürerek, müvekkili tarafından yatırılan ve davalı tarafından ödenmeyen 24/11/1999 hesap açım tarihli olan 4.050, 00TL alacağın hesap cüzdanında belirtilen yıllık faiz oranı olan %85 den başlamak üzere TL hesaplarına uygulanan dönemsel en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ve fer’i müdahil TMSF vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 15/12/1999 tarihinde Y. Securty Off-Shore Bank Ltd. nezdinde açılan 5.900,00 TL 'lik mevduatın Y. Bank A.Ş. Kocaeli Şubesi'ne yatırıldığı, henüz vade sonu gelmeden Y. Bank A.Ş. ye TMSF tarafından el konulduğu, ceza mahkemesince belirlenen maddi vakalar ve mahkumiyet kararları da nazara alındığında, Y. Bank A.Ş'nin TTK 321/son maddesinde belirtilen "temsile veya idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiilerden anonim şirket mesul olur. şirketin rücu hakkı mahfuzdur" hükmü uyarınca yine TTK'nın 336/5. maddesi uyarınca sorumluluğunun bulunduğu, davalı I.
Bank A.Ş'nin de Y. Bank A.Ş'nin külli halefi olması nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 4.050,00 TL’nin hesap açım tarihi olan 24/11/1999 tarihinden itibaren 3095 SK'nın 2/2. maddesi uyarınca işleyecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalı I. Bank A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve fer’i müdahil TMSF vekili temyiz etmiştir.
1– Dava, off shore bankacılığı işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, davacı vekili, müvekkilinin devralınan Y. Bank A.Ş. İzmit Şubesi nezdinde, 24/11/1999 hesap açım tarihli 4.050,00 TL bedelli %85 faiz oranlı vadeli hesap açtırdığını ve kendisine hesap cüzdanı verildiğini, bilahare 22/12/1999 tarihinde bankaya TMSF tarafından el konulduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Buna karşın mahkemece verilen kararın hüküm fıkrası ile karar gerekçesi arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme karar gerekçesinde 5.900 TL alacağın, hesabın açıldığı 15.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin gerektiği belirtilmiş olmasına karşın, kararın hüküm fıkrasında 4.050 TL'nin 24/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte hüküm altına alınmasına karar verilmiştir.
Bu durumda, gerekçe ile hüküm birbiriyle çeliştiğinden verilen karar, yukarıda açıklanan yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekili ile fer’i müdahil TMSF vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekili ile fer'i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102139300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz