Ortaklık sıfatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/13342 E. 2014/9642 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklık sıfatı↗ i̇i̇k 308/b↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ hazirun cetveli↗ ortaklık sözleşmesi↗ haksız fiil sorumluluğu↗ şahsi sorumluluk↗ ticari faiz↗ zamanaşımı def'i↗ pay defteri↗ dolandırıcılık↗ def'i↗ sebepsiz zenginleşme↗ husumet yokluğu↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ haksız fiil↗ yönetim kurulu kararı↗ zamanaşımı↗ temsil↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının Y. Yozgat İhtiyaç Mad. Paz. Tic. A.Ş'de, nominal değeri 0.05 TL' den 308 hissesinin olduğu, şirket pay defterinin 60001 sırasında kayıtlı olduğu ve davacının şekil şartları itibariyle şirket ortaklık sıfatını kazandığı ancak davacıya verilen pay senetlerinin Y.Holding A.Ş. ortaklığını içerdiği halde davacının talebi olmadan Y. Y.. İhtiyaç Mad. Paz. Tic. A.Ş'ye ortak yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle davacıdan tahsil edilen 31.000 DM karşılığının davacıya iadesi gerektiği, böylece davalı şirketlerin 8.930,44 TL bedel kadar sebepsiz zenginleştikleri, dosya ve davalı şirketin hazirun cetveli, pay dağıtım cetveli, genel kurul tutanakları bilirkişiler tarafından incelenmiş ve bilirkişilerin davacıya hissesini devreden şirketin devir tarihinde devre konu paylara sahip olduğunu tespit ettikleri, SPK raporlarında ikincil kayıtlardan bahsedildiği ancak şahıs bazında ve somut olarak herhangi bir tespitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu nedenle davacının davalı şirkette geçerli bir ortaklığının olduğu ve TTK hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyeceği, bir an davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin haksız fiil niteliğinde olup haksız fiil sorumluluğunun düşünülebileceği ancak davacının hisse devir ve kabul sözleşmesine göre davalı şirkete 22/03/2000 tarihinde hissedar olduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı ve davalılar vekilinin de cevap dilekçesinde süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, davalılar hakkında dolandırıcılık veya başka bir eylem teşkil edebilecek olan haksız fiil sorumluluğundan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı da dikkate alındığında davacının fazlaya ilişkin talebinin reddi gerektiği, her ne kadar şirket yönetim kurulu başkanı olan D.. U.. davalı olarak göstermiş ise de, davanın niteliği itibariyle TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden de söz edilmediği, davalı şirket ve yönetim kurulu başkanı hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan yapılmış bir yargılama, soruşturma ve ceza mahkumiyeti de bulunmadığından davalı D.. U..'a husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı D.. U..'a yönelik davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı şirketlere yönelik davanın kısmen kabulü ile, 8.930,44 TL'nın 22/03/2000 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketlerden tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, mahkemece davacının ortaklığının usulünce gerçekleşmediği ve davacıdan alınan paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi gerektiğine hükmedildiğine göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalı D.. U..'ın hakkındaki davanın reddi doğru değildir. Zira, 6762 sayılı TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması niteliğinde bulunduğu, TTK'nın 321/son maddesinde temsile ve idareye salâhiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fillerden anaonim şirketin sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı D.. U..'ın da davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olarak MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulması gerektiğinin gözden kaçırılması bozmayı gerektirmiştir.
3- Diğer taraftan, davacı Alman Markı olarak ödemede bulunduğuna ve davada da bunun dava tarihindeki karşılığını istediğine göre dava tarihindeki kurdan hesaplama yapılarak bu tutara hükmedilmesi gerekirken, davacı tarafından paranın ödendiği 22.03.2000 tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek karar verilmesi de hatalı olup kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13378 E. 2014/16475 K.
Ortak:ortaklık sıfatı · ticari faiz · pay defteri · sebepsiz zenginleşme · husumet yokluğu · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaA.Ş'de, nominal değeri 0.05 TL' den «308» hissesinin olduğu, şirket «pay defterinin» 60001 sırasında kayıtlı olduğu ve davacının şekil şartları itibariyle şirket «ortaklık sıfatını» kazandığı ancak davacıya verilen pay senetlerinin Y.Holding A.Ş. ortaklığını içerdiği halde davacının talebi olmadan Y.
… sul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle davacıdan tahsil edilen 31.000 DM karşılığının davacıya iadesi gerektiği, böylece davalı şirketlerin 8.930,44 TL bedel kadar «sebepsiz zenginleştikleri», dosya ve davalı şirketin «hazirun cetveli», pay «dağıtım» cetveli, genel kurul tutanakları bilirkişiler tarafından incelenmiş ve bilirkişilerin davacıya hissesini devreden şirketin devir tarihinde devre konu paylara sahip olduğunu tespit ettikleri, SPK raporlarında ikincil kayıtlardan bahsedildiği ancak şahıs bazında ve somut olarak herhangi bir tespitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu nedenle davacının davalı şirkette geçerli bir ortaklığının olduğu ve TTK hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyeceği, bir an davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olup «haksız fiil sorumluluğunun» düşünülebileceği ancak davacının hisse devir ve kabul sözleşmesine göre davalı şirkete 22/03/2000 tarihinde hissedar olduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı ve davalılar vekilinin de cevap dilekçesinde süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılık» veya başka bir eylem teşkil edebilecek olan haksız fiil sorumluluğundan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı da dikkate alındığında davacının fazlaya ilişkin talebinin reddi gerektiği, her ne kadar şirket «yönetim kurulu» başkanı olan D..
U.. davalı olarak göstermiş ise de, davanın niteliği itibariyle TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden de söz edilmediği, davalı şirket ve yönetim kurulu başkanı hakkında nitelikli «dolandırıcılık» suçundan yapılmış bir yargılama, soruşturma ve ceza mahkumiyeti de bulunmadığından davalı D..
Benzer bu karardaYozgat İhtiyaç Maddeleri Pazarlama Ticaret Anonim Şirketi'nde, nominal değeri 0.05 TL'den 299 hissenin olduğu, şirket «pay defterinin» 59434 sırasında kayıtlı olduğu ve davacının şekil şartları itibariyle Y.Yozgat İhtiyaç Maddeleri Pazarlama Ticaret Anonim Şirketinin şirket «ortaklık sıfatını» kazandığı ancak davacıya verilen pay senetlerinin Y.
U..'a yönelik davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine, davalı şirkete yönelik davanın kısmen kabulü ile 9.663,11 TL'nin 01/01/2001 ödeme tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
2-Ancak, mahkemece davacının ortaklığının usulünce gerçekleşmediği ve davacıdan alınan paranın «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre iadesi gerektiğine hükmedildiğine göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalı D..
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5500 E. 2014/13406 K.
Ortak:hazirun cetveli · pay defteri · husumet yokluğu · anonim şirket · haksız fiil · yönetim kurulu kararı · temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… sul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle davacıdan tahsil edilen 31.000 DM karşılığının davacıya iadesi gerektiği, böylece davalı şirketlerin 8.930,44 TL bedel kadar «sebepsiz zenginleştikleri», dosya ve davalı şirketin «hazirun cetveli», pay «dağıtım» cetveli, genel kurul tutanakları bilirkişiler tarafından incelenmiş ve bilirkişilerin davacıya hissesini devreden şirketin devir tarihinde devre konu paylara sahip olduğunu tespit ettikleri, SPK raporlarında ikincil kayıtlardan bahsedildiği ancak şahıs bazında ve somut olarak herhangi bir tespitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu nedenle davacının davalı şirkette geçerli bir ortaklığının olduğu ve TTK hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyeceği, bir an davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olup «haksız fiil sorumluluğunun» düşünülebileceği ancak davacının hisse devir ve kabul sözleşmesine göre davalı şirkete 22/03/2000 tarihinde hissedar olduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı ve davalılar vekilinin de cevap dilekçesinde süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılık» veya başka bir eylem teşkil edebilecek olan haksız fiil sorumluluğundan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı da dikkate alındığında davacının fazlaya ilişkin talebinin reddi gerektiği, her ne kadar şirket «yönetim kurulu» başkanı olan D..
U.. davalı olarak göstermiş ise de, davanın niteliği itibariyle TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden de söz edilmediği, davalı şirket ve yönetim kurulu başkanı hakkında nitelikli «dolandırıcılık» suçundan yapılmış bir yargılama, soruşturma ve ceza mahkumiyeti de bulunmadığından davalı D..
U..'a yönelik davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine, davalı şirketlere yönelik davanın kısmen kabulü ile, 8.930,44 TL'nın 22/03/2000 ödeme tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalı şirketlerden tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
Holding A.Ş.'nin o tarih itibariyle kayıtlı sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği tespit edilerek bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeyle» düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
U..'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defteri kaydı · toplantı tutanağı · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · hisse devri · hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
U.. yönünden «pasif husumet ehliyeti» yokluğunun söz konusu olduğu gerekçesiyle, davalı D..
U.. yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle, davalı şirket yönünden esastan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bu hususun tespiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirkete ait «pay defterleri», mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla davacının ortaklar «pay defterinde kaydı» bulunduğundan bahisle pay senedi devralmak suretiyle ortak olduğunu bildirmişlerdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8222 E. 2014/13412 K.
Ortak:hazirun cetveli · pay defteri · husumet yokluğu · anonim şirket · haksız fiil · yönetim kurulu kararı · temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… sul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle davacıdan tahsil edilen 31.000 DM karşılığının davacıya iadesi gerektiği, böylece davalı şirketlerin 8.930,44 TL bedel kadar «sebepsiz zenginleştikleri», dosya ve davalı şirketin «hazirun cetveli», pay «dağıtım» cetveli, genel kurul tutanakları bilirkişiler tarafından incelenmiş ve bilirkişilerin davacıya hissesini devreden şirketin devir tarihinde devre konu paylara sahip olduğunu tespit ettikleri, SPK raporlarında ikincil kayıtlardan bahsedildiği ancak şahıs bazında ve somut olarak herhangi bir tespitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu nedenle davacının davalı şirkette geçerli bir ortaklığının olduğu ve TTK hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyeceği, bir an davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olup «haksız fiil sorumluluğunun» düşünülebileceği ancak davacının hisse devir ve kabul sözleşmesine göre davalı şirkete 22/03/2000 tarihinde hissedar olduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı ve davalılar vekilinin de cevap dilekçesinde süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılık» veya başka bir eylem teşkil edebilecek olan haksız fiil sorumluluğundan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı da dikkate alındığında davacının fazlaya ilişkin talebinin reddi gerektiği, her ne kadar şirket «yönetim kurulu» başkanı olan D..
U.. davalı olarak göstermiş ise de, davanın niteliği itibariyle TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden de söz edilmediği, davalı şirket ve yönetim kurulu başkanı hakkında nitelikli «dolandırıcılık» suçundan yapılmış bir yargılama, soruşturma ve ceza mahkumiyeti de bulunmadığından davalı D..
U..'a yönelik davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine, davalı şirketlere yönelik davanın kısmen kabulü ile, 8.930,44 TL'nın 22/03/2000 ödeme tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalı şirketlerden tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
A.Ş'nin o tarih itibariyle kayıtlı sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği tespit edilerek, bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı ve «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çe …
U..'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defteri kaydı · toplantı tutanağı · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · hisse devri · hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
U.. yönünden «pasif husumet ehliyeti» yokluğunun söz konusu olduğu gerekçesiyle, davalı D..
U.. yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle, davalı şirket yönünden esastan davanın reddine karar verilmiştir Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
… iz bozma ilamında, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihi olan 2000 yılından dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacının dava dışı şirketten devraldığı hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği, davacının hisse devir aldığı Yimpaş A.Ş'nin devir tarihi itibariyle davalı şirketlerde ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiğine işaret edilmiş olup, mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bir kısım bozma gerekleri yerine getirilmekle birlikte davacının ortak olduğu 2000 yılından bu yana tüm genel kurul ve «toplantı tutanakları» getirtilerek incelenmemiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7514 E. 2014/13408 K.
Ortak:hazirun cetveli · pay defteri · husumet yokluğu · anonim şirket · haksız fiil · yönetim kurulu kararı · temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… sul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle davacıdan tahsil edilen 31.000 DM karşılığının davacıya iadesi gerektiği, böylece davalı şirketlerin 8.930,44 TL bedel kadar «sebepsiz zenginleştikleri», dosya ve davalı şirketin «hazirun cetveli», pay «dağıtım» cetveli, genel kurul tutanakları bilirkişiler tarafından incelenmiş ve bilirkişilerin davacıya hissesini devreden şirketin devir tarihinde devre konu paylara sahip olduğunu tespit ettikleri, SPK raporlarında ikincil kayıtlardan bahsedildiği ancak şahıs bazında ve somut olarak herhangi bir tespitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu nedenle davacının davalı şirkette geçerli bir ortaklığının olduğu ve TTK hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyeceği, bir an davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olup «haksız fiil sorumluluğunun» düşünülebileceği ancak davacının hisse devir ve kabul sözleşmesine göre davalı şirkete 22/03/2000 tarihinde hissedar olduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı ve davalılar vekilinin de cevap dilekçesinde süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılık» veya başka bir eylem teşkil edebilecek olan haksız fiil sorumluluğundan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı da dikkate alındığında davacının fazlaya ilişkin talebinin reddi gerektiği, her ne kadar şirket «yönetim kurulu» başkanı olan D..
U.. davalı olarak göstermiş ise de, davanın niteliği itibariyle TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden de söz edilmediği, davalı şirket ve yönetim kurulu başkanı hakkında nitelikli «dolandırıcılık» suçundan yapılmış bir yargılama, soruşturma ve ceza mahkumiyeti de bulunmadığından davalı D..
U..'a yönelik davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine, davalı şirketlere yönelik davanın kısmen kabulü ile, 8.930,44 TL'nın 22/03/2000 ödeme tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalı şirketlerden tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
Holding A.Ş'nin o tarih itibariyle kayıtlı sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği tespit edilerek bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeyle» düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
U..'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nun 50. maddesi gerekse de TTK'nun 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defteri kaydı · toplantı tutanağı · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · hisse devri · hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
U.. yönünden «pasif husumet ehliyeti» yokluğunun söz konusu olduğu gerekçesiyle, davalı D..
U.. yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle, davalı şirket yönünden esastan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bu hususun tespiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirkete ait «pay defterleri», mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla davacının ortaklar «pay defterinde kaydı» bulunduğundan bahisle pay senedi devralmak suretiyle ortak olduğunu bildirmişlerdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7515 E. 2014/13409 K.
Ortak:hazirun cetveli · pay defteri · husumet yokluğu · anonim şirket · haksız fiil · yönetim kurulu kararı · temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… sul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle davacıdan tahsil edilen 31.000 DM karşılığının davacıya iadesi gerektiği, böylece davalı şirketlerin 8.930,44 TL bedel kadar «sebepsiz zenginleştikleri», dosya ve davalı şirketin «hazirun cetveli», pay «dağıtım» cetveli, genel kurul tutanakları bilirkişiler tarafından incelenmiş ve bilirkişilerin davacıya hissesini devreden şirketin devir tarihinde devre konu paylara sahip olduğunu tespit ettikleri, SPK raporlarında ikincil kayıtlardan bahsedildiği ancak şahıs bazında ve somut olarak herhangi bir tespitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu nedenle davacının davalı şirkette geçerli bir ortaklığının olduğu ve TTK hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyeceği, bir an davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olup «haksız fiil sorumluluğunun» düşünülebileceği ancak davacının hisse devir ve kabul sözleşmesine göre davalı şirkete 22/03/2000 tarihinde hissedar olduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı ve davalılar vekilinin de cevap dilekçesinde süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılık» veya başka bir eylem teşkil edebilecek olan haksız fiil sorumluluğundan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı da dikkate alındığında davacının fazlaya ilişkin talebinin reddi gerektiği, her ne kadar şirket «yönetim kurulu» başkanı olan D..
U.. davalı olarak göstermiş ise de, davanın niteliği itibariyle TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden de söz edilmediği, davalı şirket ve yönetim kurulu başkanı hakkında nitelikli «dolandırıcılık» suçundan yapılmış bir yargılama, soruşturma ve ceza mahkumiyeti de bulunmadığından davalı D..
U..'a yönelik davanın «husumet yokluğu» nedeni ile reddine, davalı şirketlere yönelik davanın kısmen kabulü ile, 8.930,44 TL'nın 22/03/2000 ödeme tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalı şirketlerden tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
A.Ş.'nin o tarih itibariyle kayıtlı sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği tespit edilerek bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı ve «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi suretiyle oluşacak sonuç çe …
U..'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defteri kaydı · toplantı tutanağı · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · hisse devri · hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, davaya konu «hisse devir sözleşmesinden» doğacak sorumluluk davalı şirkete ait olduğundan davalı D..
U.. yönünden «pasif husumet ehliyeti» yokluğunun söz konusu olduğu gerekçesiyle, davalı şirketler yönünden esastan davanın reddine karar verilmiştir. .../... -2- ESAS NO : 2014/7515 KARAR NO : 2014/13409 Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
… iz bozma ilamında, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihi olan 2000 yılından dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacının dava dışı şirketten devraldığı hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği, davacının hisse devir aldığı Y.A.Ş'nin devir tarihi itibariyle davalı şirketlerde ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiğine işaret edilmiş olup, mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bir kısım bozma gerekleri yerine getirilmekle birlikte, davacının ortak olduğu 2000 yılından bu yana tüm genel kurul ve «toplantı tutanakları» getirtilerek incelenmemiştir.Ayrıca, devir tarihi itibariyle davacının devren iktisap ettiği hisseleri devreden Y.Yozgat İht.
A.Ş.'nin «defterlerinde» devrettiği bu hisse senetlerinin satımı ile bedelinin tahsiline ilişkin kayıt bulunup bulunmadığı, bu «hisse devrinin» karşılığında davacıdan aldığı bedelin «ticari defter» ve kayıtlarında muhasebeleştirilip muhasebeleştirilmediği ve bu suretle davacıya devredilen payların ortak olduğu bildirilen davalı Y.Gıda San. ve Tic.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13166 E. 2014/20327 K.
Ortak:hazirun cetveli · zamanaşımı def'i · pay defteri · def'i · husumet yokluğu · anonim şirket · haksız fiil · yönetim kurulu kararı · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… sul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle davacıdan tahsil edilen 31.000 DM karşılığının davacıya iadesi gerektiği, böylece davalı şirketlerin 8.930,44 TL bedel kadar «sebepsiz zenginleştikleri», dosya ve davalı şirketin «hazirun cetveli», pay «dağıtım» cetveli, genel kurul tutanakları bilirkişiler tarafından incelenmiş ve bilirkişilerin davacıya hissesini devreden şirketin devir tarihinde devre konu paylara sahip olduğunu tespit ettikleri, SPK raporlarında ikincil kayıtlardan bahsedildiği ancak şahıs bazında ve somut olarak herhangi bir tespitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu nedenle davacının davalı şirkette geçerli bir ortaklığının olduğu ve TTK hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyeceği, bir an davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olup «haksız fiil sorumluluğunun» düşünülebileceği ancak davacının hisse devir ve kabul sözleşmesine göre davalı şirkete 22/03/2000 tarihinde hissedar olduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı ve davalılar vekilinin de cevap dilekçesinde süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılık» veya başka bir eylem teşkil edebilecek olan haksız fiil sorumluluğundan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı da dikkate alındığında davacının fazlaya ilişkin talebinin reddi gerektiği, her ne kadar şirket «yönetim kurulu» başkanı olan D..
U.. davalı olarak göstermiş ise de, davanın niteliği itibariyle TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden de söz edilmediği, davalı şirket ve yönetim kurulu başkanı hakkında nitelikli «dolandırıcılık» suçundan yapılmış bir yargılama, soruşturma ve ceza mahkumiyeti de bulunmadığından davalı D..
A.Ş'de, nominal değeri 0.05 TL' den «308» hissesinin olduğu, şirket «pay defterinin» 60001 sırasında kayıtlı olduğu ve davacının şekil şartları itibariyle şirket «ortaklık sıfatını» kazandığı ancak davacıya verilen pay senetlerinin Y.Holding A.Ş. ortaklığını içerdiği halde davacının talebi olmadan Y.
Benzer bu kararda… şirket tarafından gönderilen belgelerle yetinilmeyerek hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» ile diğer belgelerin «ticaret sicil» dosyasından tam olarak getirtilmesi suretiyle yukarıda anılan eksikliklerin ikmali ile bilirkişi kurulundan ek rapor veya yeni bir bilirkişi raporu alınarak, devir tarihi itibariyle davacının, delil olarak dayandığı Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesine göre devraldığı hisselerin karşılığında ödediği bedele ilişkin olarak, hisseyi devreden davalı şirketlerin «ticari defter» ve kayıtlarında, devrettikleri bu hisse senetlerinin satımı ile bedelinin tahsilinin muhasebeleştirilip muhasebeleştirilmediği ve bu suretle davacıya gerçek ve tüzel kişiler tarafından devredilen payların ortak olduğu bildirilen davalı şirketlerin o tarih itibariyle kayıtlı sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği tespit edilerek bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı def»''i de buna göre değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken bozma gerekleri yeterince tartışılmadan düzenlenen bilirkişi kur …
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınmasının söz konusu olmadığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, davalı D …
U..'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defterine kayıt · pay defteri kaydı · toplantı tutanağı · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · hisse senedi
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, davacının pay senedi satın almak suretiyle davalı şirkete ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alınmasının söz konusu olmadığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, «pay defteri» ve «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, davalı D …
U.. yönünden davanın «pasif husumet ehliyeti» yokluğundan, davalı şirketler yönünden esastan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Dairemiz bozma ilamında, “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği”ne işaret edilmiş olup bir kısım bozma gerekleri yerine getirilmekle birlikte mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, davacının ortak olduğu 1998, 1999 ve 2004 yıllarından bu yana tüm genel kurul ve «toplantı tutanakları» getirtilerek incelenmemiş, ayrıca, devir tarihi itibariyle davacının devren iktisap ettiği hisseleri devreden gerçek ve tüzel kişilerin devir tarihi itibariyle dav …
A.Ş.'nin o tarih itibariyle kayıtlı sermayesi içinde «temsil» edilip edilmediği, davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususlarının tam olarak açıklığa kavuşturulmadığı, mahkemece, davalı şirket tarafından gönderilen belgelerle yetinilerek yapılan inceleme sonucu karar tesis edildiği, ayrıca Dairemiz emsal bozma kararlarında da vurgulandığı üzere davalı şirketlere ait «pay defteri kayıtlarının» gerçeği yansıtıp yansıtmadığı belli değil iken bilirkişi kurulunun ortaklığın TTK hükümleri uyarınca pay defterine kayıt ile geçerlilik kazandığı ve davacının ortaklık durumunun pay defterine kaydedildiğinden bahisle hatalı değerlendirme sonucunda salt pay defteri kayıtlarına göre ortak sıfatını kazandığının belirtildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporu bozma gereklerini tam olarak karşılamadığı gibi, dosyanın da mevcut haliyle bozmadan sonra alınan bilirkişi kurulu raporunun yeterince «denetimine elverişli» olmadığı, mahkemece, davalı şirket tarafından gönderilen belgelerle yetinilerek yapılan «eksik inceleme» sonucu karar tesis edildiği anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5506 E. 2015/3281 K.
Ortak:hazirun cetveli · pay defteri · husumet yokluğu · anonim şirket · haksız fiil · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · temsil · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… sul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle davacıdan tahsil edilen 31.000 DM karşılığının davacıya iadesi gerektiği, böylece davalı şirketlerin 8.930,44 TL bedel kadar «sebepsiz zenginleştikleri», dosya ve davalı şirketin «hazirun cetveli», pay «dağıtım» cetveli, genel kurul tutanakları bilirkişiler tarafından incelenmiş ve bilirkişilerin davacıya hissesini devreden şirketin devir tarihinde devre konu paylara sahip olduğunu tespit ettikleri, SPK raporlarında ikincil kayıtlardan bahsedildiği ancak şahıs bazında ve somut olarak herhangi bir tespitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu nedenle davacının davalı şirkette geçerli bir ortaklığının olduğu ve TTK hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyeceği, bir an davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olup «haksız fiil sorumluluğunun» düşünülebileceği ancak davacının hisse devir ve kabul sözleşmesine göre davalı şirkete 22/03/2000 tarihinde hissedar olduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı ve davalılar vekilinin de cevap dilekçesinde süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılık» veya başka bir eylem teşkil edebilecek olan haksız fiil sorumluluğundan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı da dikkate alındığında davacının fazlaya ilişkin talebinin reddi gerektiği, her ne kadar şirket «yönetim kurulu» başkanı olan D..
U.. davalı olarak göstermiş ise de, davanın niteliği itibariyle TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden de söz edilmediği, davalı şirket ve yönetim kurulu başkanı hakkında nitelikli «dolandırıcılık» suçundan yapılmış bir yargılama, soruşturma ve ceza mahkumiyeti de bulunmadığından davalı D..
A.Ş'de, nominal değeri 0.05 TL' den «308» hissesinin olduğu, şirket «pay defterinin» 60001 sırasında kayıtlı olduğu ve davacının şekil şartları itibariyle şirket «ortaklık sıfatını» kazandığı ancak davacıya verilen pay senetlerinin Y.Holding A.Ş. ortaklığını içerdiği halde davacının talebi olmadan Y.
Benzer bu kararda… gerekse bozma ilamımızda belirtildiği üzere davacının sahih bir şekilde davalı şirketlere ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden, davalı şirketlerin tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı definin» de buna göre değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacının ortak olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar v …
… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını veya yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği gerekçesiyle, davalı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:birim fiyat · pay defteri kaydı · zamanaşımı defi · pay sahipliği · pasif husumet yokluğu · sözleşmeye aykırılık · hisse senedi · pasif husumet
Benzer bu kararda… gerekse bozma ilamımızda belirtildiği üzere davacının sahih bir şekilde davalı şirketlere ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden, davalı şirketlerin tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı definin» de buna göre değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacının ortak olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar v …
Zira davacının dayandığı 06.06.2000 tarihli «hisse senedi» talep formunda «birim fiyatı» 25,00 TL olan 236 adet...
Bununla birlikte, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalı ... hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4353 E. 2016/5299 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · pay defteri · def'i · husumet yokluğu · anonim şirket · haksız fiil · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… sul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle davacıdan tahsil edilen 31.000 DM karşılığının davacıya iadesi gerektiği, böylece davalı şirketlerin 8.930,44 TL bedel kadar «sebepsiz zenginleştikleri», dosya ve davalı şirketin «hazirun cetveli», pay «dağıtım» cetveli, genel kurul tutanakları bilirkişiler tarafından incelenmiş ve bilirkişilerin davacıya hissesini devreden şirketin devir tarihinde devre konu paylara sahip olduğunu tespit ettikleri, SPK raporlarında ikincil kayıtlardan bahsedildiği ancak şahıs bazında ve somut olarak herhangi bir tespitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu nedenle davacının davalı şirkette geçerli bir ortaklığının olduğu ve TTK hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyeceği, bir an davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin «haksız fiil» niteliğinde olup «haksız fiil sorumluluğunun» düşünülebileceği ancak davacının hisse devir ve kabul sözleşmesine göre davalı şirkete 22/03/2000 tarihinde hissedar olduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı ve davalılar vekilinin de cevap dilekçesinde süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, davalılar hakkında «dolandırıcılık» veya başka bir eylem teşkil edebilecek olan haksız fiil sorumluluğundan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı da dikkate alındığında davacının fazlaya ilişkin talebinin reddi gerektiği, her ne kadar şirket «yönetim kurulu» başkanı olan D..
U.. davalı olarak göstermiş ise de, davanın niteliği itibariyle TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden de söz edilmediği, davalı şirket ve yönetim kurulu başkanı hakkında nitelikli «dolandırıcılık» suçundan yapılmış bir yargılama, soruşturma ve ceza mahkumiyeti de bulunmadığından davalı D..
A.Ş'de, nominal değeri 0.05 TL' den «308» hissesinin olduğu, şirket «pay defterinin» 60001 sırasında kayıtlı olduğu ve davacının şekil şartları itibariyle şirket «ortaklık sıfatını» kazandığı ancak davacıya verilen pay senetlerinin Y.Holding A.Ş. ortaklığını içerdiği halde davacının talebi olmadan Y.
Benzer bu karardaBilirkişi raporunda açıkça, şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak, haksız fiil, «hile» ve aldatma olgusunun tespiti yapılırken SPK, TBMM, MASAK raporları, davalı şirketin yöneticileri hakkındaki ceza dosyaları, bu dosyalardaki tanık beyanları da nazara alınarak, her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, haksız fiil değerlendirmesi yapılmaksızın yanlış gerekçeyle …
U..'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp kararın davacı yararına bozulması gerektirmiştir.
A.Ş.'ye ortak ettiği ve ortaklı «pay defterine» adının kaydettiği, davalılarca yapılan işlem sırasında davacının geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle «hisse devrinin» başından beri hükümsüz olduğu gerekçesiyle, davalı şirketler hakkındaki davanın kabulü ile davacı ile davalı şirketler arasında geçirli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine, 15.395,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı şirketlerden tahsiline, davalı D..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik araştırma · pay sahipliği · usuli kazanılmış hak · hile · pasif husumet yokluğu · hisse senedi · hisse devri · kazanılmış hak
Benzer bu karardaBilirkişi raporunda açıkça, şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak, haksız fiil, «hile» ve aldatma olgusunun tespiti yapılırken SPK, TBMM, MASAK raporları, davalı şirketin yöneticileri hakkındaki ceza dosyaları, bu dosyalardaki tanık beyanları da nazara alınarak, her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı def»'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, haksız fiil değerlendirmesi yapılmaksızın yanlış gerekçeyle …
Bu durumda, ikinci bozma öncesi verilen tahsil hükmü davacı tarafça temyiz edilmediğinden faiz türü yönünden davalı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşmuştur.
A..'ye ortak olması için hisse devir işlemi yaptıkları ve bu işleme göre davacının 154 adet «hisse senedi» karşılığı toplam 15.480 DM hisse satış bedeli ödediği, davalıların davacıyı iradesi dışında davalı holding bünyesindeki diğer davalı ...... ....
A.Ş.'ye ortak ettiği ve ortaklı «pay defterine» adının kaydettiği, davalılarca yapılan işlem sırasında davacının geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle «hisse devrinin» başından beri hükümsüz olduğu gerekçesiyle, davalı şirketler hakkındaki davanın kabulü ile davacı ile davalı şirketler arasında geçirli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine, 15.395,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı şirketlerden tahsiline, davalı D..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/13342 E. , 2014/9642 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ YOZGAT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 04/04/2013
NUMARASI 2009/720-2013/202
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/04/2013 tarih ve 2009/720-2013/202 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların, müvekkili tarafından para yatırılması durumunda istediği zaman tamamını geri alabileceğini ve yüksek faiz uygulaması olduğunu belirterek para tahsil ettiklerini, bu hususun TBMM, MASAK ve SPK tarafından hazırlanan raporlarla defalarca ortaya konduğunu, müvekkilinden bu garantiyle şirket temsilcileri tarafından belge ile tahsil edilen paranın müvekkilinin defalarca istemesine rağmen geri verilmediğini, bu nedenle sorumlu davalılar hakkında dava açmak zorunda kaldığını, davalıların bu paranın iadesinden sorumlu olduklarını, davalılarca Borçlar Kanunu, TTK ve SPK mevzuatının ihlal edildiğini ileri sürerek, müvekkilinden tahsil edilen 31.000 DM karşılığı 34.941,43 TL'nın en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketlerin ortaklarından olduğunu, TTK'nın 405/2 maddesi gereğince anonim şirket ortaklarının şirkete sermaye olarak verdikleri parayı geri isteyemeyeceklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının Y. Yozgat İhtiyaç Mad. Paz. Tic. A.Ş'de, nominal değeri 0.05 TL' den 308 hissesinin olduğu, şirket pay defterinin 60001 sırasında kayıtlı olduğu ve davacının şekil şartları itibariyle şirket ortaklık sıfatını kazandığı ancak davacıya verilen pay senetlerinin Y.Holding A.Ş. ortaklığını içerdiği halde davacının talebi olmadan Y. Y.. İhtiyaç Mad. Paz. Tic. A.Ş'ye ortak yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle davacıdan tahsil edilen 31.000 DM karşılığının davacıya iadesi gerektiği, böylece davalı şirketlerin 8.930,44 TL bedel kadar sebepsiz zenginleştikleri, dosya ve davalı şirketin hazirun cetveli, pay dağıtım cetveli, genel kurul tutanakları bilirkişiler tarafından incelenmiş ve bilirkişilerin davacıya hissesini devreden şirketin devir tarihinde devre konu paylara sahip olduğunu tespit ettikleri, SPK raporlarında ikincil kayıtlardan bahsedildiği ancak şahıs bazında ve somut olarak herhangi bir tespitin yapılmadığı, herhangi bir isme yer verilmediği, bu nedenle davacının davalı şirkette geçerli bir ortaklığının olduğu ve TTK hükümlerine göre payını şirketten talep edemeyeceği, bir an davacının davalı şirkete usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile bu kez eylemin haksız fiil niteliğinde olup haksız fiil sorumluluğunun düşünülebileceği ancak davacının hisse devir ve kabul sözleşmesine göre davalı şirkete 22/03/2000 tarihinde hissedar olduğu, haksız fiil tarihinin de bu tarih olacağı ve davalılar vekilinin de cevap dilekçesinde süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, davalılar hakkında dolandırıcılık veya başka bir eylem teşkil edebilecek olan haksız fiil sorumluluğundan dolayı yapılmış herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının olmadığı da dikkate alındığında davacının fazlaya ilişkin talebinin reddi gerektiği, her ne kadar şirket yönetim kurulu başkanı olan D..
U.. davalı olarak göstermiş ise de, davanın niteliği itibariyle TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden de söz edilmediği, davalı şirket ve yönetim kurulu başkanı hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan yapılmış bir yargılama, soruşturma ve ceza mahkumiyeti de bulunmadığından davalı D.. U..'a husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı D.. U..'a yönelik davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı şirketlere yönelik davanın kısmen kabulü ile, 8.930,44 TL'nın 22/03/2000 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketlerden tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, mahkemece davacının ortaklığının usulünce gerçekleşmediği ve davacıdan alınan paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi gerektiğine hükmedildiğine göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalı D.. U..'ın hakkındaki davanın reddi doğru değildir. Zira, 6762 sayılı TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması niteliğinde bulunduğu, TTK'nın 321/son maddesinde temsile ve idareye salâhiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fillerden anaonim şirketin sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı D.. U..'ın da davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olarak MK'nın 50.
maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulması gerektiğinin gözden kaçırılması bozmayı gerektirmiştir.
3- Diğer taraftan, davacı Alman Markı olarak ödemede bulunduğuna ve davada da bunun dava tarihindeki karşılığını istediğine göre dava tarihindeki kurdan hesaplama yapılarak bu tutara hükmedilmesi gerekirken, davacı tarafından paranın ödendiği 22.03.2000 tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek karar verilmesi de hatalı olup kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) no'lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 575,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102134500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz