Sicilden terkin
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11300 E. 2011/5032 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sicilden terkin↗ ticaret unvanı↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ terkin↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayanağı olan markalar ile davalının unvanındaki “Alp Plastik” ibarelerinin aynı olduğu, markanın ve unvanın ayırt edici kısmının “Alp” ibaresi olduğu, ancak davalı şirketin sicile kayıt tarihinin 02.01.2002, davacının marka başvuru tarihlerinin ise 12.04.2002 ve 04.07.2007 olduğu, bu durumda markalara dayalı olarak unvan terkininin istenemeyeceği, davacının ticaret unvanının da ayırt edici kısmının “Alp” ibaresi olduğu, davacının unvanının sicile tescil tarihinin 31.12.1998 olduğu, bu şekilde bakıldığında öncelik hakkının davacıya ait bulunduğu, ancak unvan üzerindeki öncelik hakkının değerlendirilmesinde sadece sicile kayıt tarihlerinin öncelikli üstün hak sahipliğini ortaya koymadığı, davalı şirketin kurucu ortaklarından Hakkı Alpay’ın “Alp Plastik” unvanını 18.04.1996 tarihinden itibaren kullandığının sicil kayıtlarından anlaşıldığı, ayrıca vergi dairesinden gelen yazıdan da adı geçenin 01.07.1986 tarihinden beri faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı, her iki şirketin faaliyet alanları aynı ve benzer olsa da davalı şirketin kurucu ortağının “Alp” unvanı ile plastik sektöründe faaliyet gösterirken davalı şirketi kurduğu ve bu ibareyi davacının sicile kaydından daha önce kullandığı, davalı tarafın davacının ticaret unvanı ile iltibas oluşturma gayretinde bulunmadığı, davalı şirketin sicile tescilinden itibaren 6 yıl 8 ay sonra eldeki davanın açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıda yazılı bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, marka ve ticaret unvanı ile iltibas yaratmak suretiyle gerçekleştirilen haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve ticaret unvanının sicilden terkini istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının ticaret unvanının 31.12.1998 tarihinde tescil edildiği gerekçesiyle öncelik hakkının bulunmadığı kabul edilmiş ise de, söz konusu unvanın nevi değişikliği yapılarak tescil edildiği, davacının aynı unvanla daha önce limited şirket olarak faaliyet gösterdiği ticaret sicil gazetesindeki kayıtlardan anlaşılmıştır. Ancak, bu şirketin hangi tarihte tescil edildiği araştırılmamıştır. Öte yandan, davacı taraf, 1980 yılından bu yana ticari faaliyette bulunduğunu ileri sürmüş olup, bu hususta da mahkemece bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Bu itibarla, mahkemece, davacının hangi tarihten beri ticari faaliyette bulunduğu, ticari faaliyetlerinde hangi unvanı kullandığı, buna göre davacının öncelik hakkının bulunup bulunmadığı araştırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka tecavüzünün men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2173 E. 2023/5747 K.
Ortak:haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda2-Dava, marka ve «ticaret unvanı» ile «iltibas» yaratmak suretiyle gerçekleştirilen «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve ticaret unvanının «sicilden terkini» istemine ilişkindir.
… 02.01.2002, davacının marka başvuru tarihlerinin ise 12.04.2002 ve 04.07.2007 olduğu, bu durumda markalara dayalı olarak unvan terkininin istenemeyeceği, davacının «ticaret unvanının» da ayırt edici kısmının “Alp” ibaresi olduğu, davacının unvanının sicile tescil tarihinin 31.12.1998 olduğu, bu şekilde bakıldığında öncelik hakkının davacıya ait bulunduğu, ancak unvan üzerindeki öncelik hakkının değerlendirilmesinde sadece sicile kayıt tarihlerinin öncelikli üstün hak sahipliğini ortaya koymadığı, davalı şirketin kurucu ortaklarından Hakkı Alpay’ın “Alp Plastik” unvanını 18.04.1996 tarihinden itibaren kullandığının sicil kayıtlarından anlaşıldığı, ayrıca vergi dairesinden gelen yazıdan da adı geçenin 01.07.1986 tarihinden beri faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı, her iki şirketin faaliyet alanları aynı ve benzer olsa da davalı şirketin kurucu ortağının “Alp” unvanı ile plastik sektöründe faaliyet gösterirken davalı şirketi kurduğu ve bu ibareyi davacının sicile kaydından daha önce kullandığı, davalı tarafın davacının ticaret unvanı ile «iltibas» oluşturma gayretinde bulunmadığı, davalı şirketin sicile tescilinden itibaren 6 yıl 8 ay sonra eldeki davanın açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişt …
Benzer bu kararda… ini tabela ve reklam faaliyetlerinde kullanmasının bu marka adı altında hizmet sunmasının müvekkili şirketin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu, bu suretle de «haksız rekabete» yol açtığını, davalının, müvekkilinin tescilli markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili alanda faaliyet gösterdiğini, tescilli marka ile neredeyse aynı ibareyi davacı müvekkilinin izni olmaksızın mal ve hizmetlerinde kullandığını, davalının, müvekkilinin tescilli markasına «son» derece benzeyen Alp İnşaat ibaresini bilerek ve «iltibas» yaratmak amacıyla kullandığını, davalının yol açtığı haksız rekabet nedeniyle insanların yanılgıya düştüğünü, buna bağlı olarak da müvekkilinin iş ve prestij «kaybına» uğradığını, davalı tarafın söz konusu tabelayı Alp olarak kullandığını kabul etmesine rağmen ve dosyaya Alp İnşaat isimli tabelanın fotoğraflarının sunulmasına rağmen bilirkişinin bu hususları gözardı ettiğini, davalı tarafın «keşif» tarihinden 1 gün önce tabelayı kaldırdığının açıkça ortada olduğunu, davalı tarafın cevabi «ihtarnamede» tüm hususları «ikrar» etmesine rağmen bu durumun dikkate alınmadığını, bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazların değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiş …
… ı ile davacıya ait tescilli "Alp Asistanlık İnşaat Emlak" markasının birebir aynı veya ayrıt edilemeyecek biçimde benzer olarak aynı mal ve hizmetlerde kullanımının «iltibas» yaratabileceğine dair bir duruma rastlanmadığı, davalının "IYK Yapı Denetim" ismi ile hizmet verdiği, bu durumun «keşif» sonrası alınan bilirkişi raporuyla da sabit olduğu gerekçesiyle davacı tarafça ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:keşif · ikrar · kâr kaybı · ihtarname · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… ini tabela ve reklam faaliyetlerinde kullanmasının bu marka adı altında hizmet sunmasının müvekkili şirketin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu, bu suretle de «haksız rekabete» yol açtığını, davalının, müvekkilinin tescilli markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili alanda faaliyet gösterdiğini, tescilli marka ile neredeyse aynı ibareyi davacı müvekkilinin izni olmaksızın mal ve hizmetlerinde kullandığını, davalının, müvekkilinin tescilli markasına «son» derece benzeyen Alp İnşaat ibaresini bilerek ve «iltibas» yaratmak amacıyla kullandığını, davalının yol açtığı haksız rekabet nedeniyle insanların yanılgıya düştüğünü, buna bağlı olarak da müvekkilinin iş ve prestij «kaybına» uğradığını, davalı tarafın söz konusu tabelayı Alp olarak kullandığını kabul etmesine rağmen ve dosyaya Alp İnşaat isimli tabelanın fotoğraflarının sunulmasına rağmen bilirkişinin bu hususları gözardı ettiğini, davalı tarafın «keşif» tarihinden 1 gün önce tabelayı kaldırdığının açıkça ortada olduğunu, davalı tarafın cevabi «ihtarnamede» tüm hususları «ikrar» etmesine rağmen bu durumun dikkate alınmadığını, bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazların değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiş …
… ı ile davacıya ait tescilli "Alp Asistanlık İnşaat Emlak" markasının birebir aynı veya ayrıt edilemeyecek biçimde benzer olarak aynı mal ve hizmetlerde kullanımının «iltibas» yaratabileceğine dair bir duruma rastlanmadığı, davalının "IYK Yapı Denetim" ismi ile hizmet verdiği, bu durumun «keşif» sonrası alınan bilirkişi raporuyla da sabit olduğu gerekçesiyle davacı tarafça ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10601 E. 2010/9239 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · üçüncü kişi · ihtiyati haciz · haciz · dava sebebi
Benzer bu karardaŞti’de olan hisselerini 22.05.2008 tarihinde devrettiğini buna rağmen işyerinde «haciz» işlemi yapıldığını belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece, «üçüncü kişinin» itirazı yerinde görülerek uygulanan ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiş, kararın temyizi üzerine, Dairemizce, «ihtiyati hacze itiraz» eden üçüncü kişinin yasa maddelerinde sayılan itiraz nedenleri dışında bir «sebebe» dayanarak «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasını istediğine göre, istemin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusund …
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş, «ihtiyati haciz» kararına itiraz eden ..., ...Plastik Ltd.
Kararı, «ihtiyati hacze itiraz» eden ... temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, «ihtiyati hacze itiraz» eden (borçlu) vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1964 E. 2023/2364 K.
Ortak:sicilden terkin · limited şirket · ticaret sicili · terkin
İncelediğiniz kararda2-Dava, marka ve «ticaret unvanı» ile «iltibas» yaratmak suretiyle gerçekleştirilen «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve ticaret unvanının «sicilden terkini» istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının «ticaret unvanının» 31.12.1998 tarihinde tescil edildiği gerekçesiyle öncelik hakkının bulunmadığı kabul edilmiş ise de, söz konusu unvanın nevi değişikliği yapılarak tescil edildiği, davacının aynı unvanla daha önce «limited şirket» olarak faaliyet gösterdiği «ticaret sicil» gazetesindeki kayıtlardan anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2021/78 E. sayılı dosyasında dava dışı şirkete yönelik dava açıldığını, ancak şirketin 23.01.2014 tarihinde resen «sicilden terkin» edildiğinin ve tasfiyesinin usulüne uygun yürütülmediğini ileri sürerek şirketin Ankara 26.
Şti. olarak değiştiğini, 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici yedinci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketlerin adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmemiş olduğunu, 2 ay içinde bildirimde bulunmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirildiğini, ancak şirketin süresi içinde başvuruda bulunmadığını, bu nedenle 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden res'en terkin edildiğini ayrıca davalının yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduğunu ileri sürerek öncelikle davanın reddine, davanın kabulüne karar verilmesi halinde ek «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» aleyhine vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; a.Davanın «hak düşürücü süre» geçtikten sonra açıldığını, «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun yapıldığını, davalı tarafından «derdest» davaların bilinemeyeceğini, b.Ayrıca Mahkemece «tasfiye memuru atanmadan» şirketin ihyasına karar verilmesinin doğru olmadığını, c.Davalının «yasal hasım» olduğunu ve aleyhine «yargılama giderine» hükmedilemeyeceğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · kıdem tazminatı · münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · rücuen tahsil · vekalet ücreti takdiri · şirketin ihyası
Benzer bu karardaŞti. olarak değiştiğini, 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici yedinci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketlerin adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmemiş olduğunu, 2 ay içinde bildirimde bulunmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirildiğini, ancak şirketin süresi içinde başvuruda bulunmadığını, bu nedenle 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden res'en terkin edildiğini ayrıca davalının yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduğunu ileri sürerek öncelikle davanın reddine, davanın kabulüne karar verilmesi halinde ek «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» aleyhine vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
İnşaat Taahhüt Ticaret Limited Şirketi'nin işçilerinden ...'ın vefat etmesi nedeniyle «mirasçılarına» «kıdem tazminatı» ödendiğini, ödenen kıdem tazminatının «rücuen tahsili» maksadıyla Ankara 26.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilgili i şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebinin» kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığı, şirket adresine davetiye gönderildiği, taşınmış olduğundan bahisle «tebligatın» iade edildiğinin «şerh» düşüldüğü, şirket «temsilcisine» çıkartılmış herhangi bir tebligatın söz konusu yazıda yer almadığı, bu hale göre «ihtarın» usulüne aykırı olduğu, terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, bu nedenle «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici yedinci maddesi uyarınca usulüne uygun terkin edilmediği, ihyası istenen şirket hakkında «derdest» dava dosyası bulunması gözetildiğinde «hak düşürücü sürenin» işlemesinin söz konusu olamayacağı, «yargılama giderine» ve davacı lehine «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünde 98380 sicil numarasında kayıtlı bulunan ALP-EM Temizlik Güvenlik Hizmetleri ve …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11300 E. , 2011/5032 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.06.2009 tarih ve 2008/237 - 2009/80 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1980 yılında ticari faaliyetine başladığını ve 1989 yılında kurulduğunu, plastik sektöründe faaliyet gösteren önde gelen şirketlerden biri olduğunu, müvekkilinin ticari faaliyetlerini Alp Plastik unvanı altında geliştirdiğini ve bu unvanla bilinir ve tanınır hale geldiğini, “Alp Plastik Sanayi ve Ticaret A.Ş.+şekil”markasını 12.04.2004 tarihinde, “ALP PLASTİK+şekil” markasını da 04.07.2007 tarihinde tescil ettirdiğini, davalı şirketin ise 2002 yılında kurulduğunu, davalı şirketin unvanında yer alan “Alp Plastik” ibaresinin izinsiz olarak kullanıldığını, belirtilen ibarenin davalı tarafından kullanılmasının markaların korunmasına ilişkin KHK ile TTK’nun 57. maddesi gereğince haksız rekabet teşkil ettiğini, davalıya gönderilen ihtarnameye rağmen davalının belirtilen kullanımına son vermediğini ileri sürerek, davalının unvanındaki “Alp Plastik” ibaresi ile yapmış olduğu haksız rekabetin tespiti ile durdurulmasına, bu ibarenin ticaret sicil kayıtlarından terkinine, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin faaliyetlerine Alp Plastik-Hakkı Alpay unvanı ile 1986 yılında şahıs şirketi olarak başladığını, 2001 yılında şirketin kurulduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirketin iştigal konularının farklı olduğunu, haksız rekabetin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayanağı olan markalar ile davalının unvanındaki “Alp Plastik” ibarelerinin aynı olduğu, markanın ve unvanın ayırt edici kısmının “Alp” ibaresi olduğu, ancak davalı şirketin sicile kayıt tarihinin 02.01.2002, davacının marka başvuru tarihlerinin ise 12.04.2002 ve 04.07.2007 olduğu, bu durumda markalara dayalı olarak unvan terkininin istenemeyeceği, davacının ticaret unvanının da ayırt edici kısmının “Alp” ibaresi olduğu, davacının unvanının sicile tescil tarihinin 31.12.1998 olduğu, bu şekilde bakıldığında öncelik hakkının davacıya ait bulunduğu, ancak unvan üzerindeki öncelik hakkının değerlendirilmesinde sadece sicile kayıt tarihlerinin öncelikli üstün hak sahipliğini ortaya koymadığı, davalı şirketin kurucu ortaklarından Hakkı Alpay’ın “Alp Plastik” unvanını 18.04.1996 tarihinden itibaren kullandığının sicil kayıtlarından anlaşıldığı, ayrıca vergi dairesinden gelen yazıdan da adı geçenin 01.07.1986 tarihinden beri faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı, her iki şirketin faaliyet alanları aynı ve benzer olsa da davalı şirketin kurucu ortağının “Alp” unvanı ile plastik sektöründe faaliyet gösterirken davalı şirketi kurduğu ve bu ibareyi davacının sicile kaydından daha önce kullandığı, davalı tarafın davacının ticaret unvanı ile iltibas oluşturma gayretinde bulunmadığı, davalı şirketin sicile tescilinden itibaren 6 yıl 8 ay sonra eldeki davanın açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıda yazılı bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, marka ve ticaret unvanı ile iltibas yaratmak suretiyle gerçekleştirilen haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve ticaret unvanının sicilden terkini istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının ticaret unvanının 31.12.1998 tarihinde tescil edildiği gerekçesiyle öncelik hakkının bulunmadığı kabul edilmiş ise de, söz konusu unvanın nevi değişikliği yapılarak tescil edildiği, davacının aynı unvanla daha önce limited şirket olarak faaliyet gösterdiği ticaret sicil gazetesindeki kayıtlardan anlaşılmıştır. Ancak, bu şirketin hangi tarihte tescil edildiği araştırılmamıştır. Öte yandan, davacı taraf, 1980 yılından bu yana ticari faaliyette bulunduğunu ileri sürmüş olup, bu hususta da mahkemece bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, davacının hangi tarihten beri ticari faaliyette bulunduğu, ticari faaliyetlerinde hangi unvanı kullandığı, buna göre davacının öncelik hakkının bulunup bulunmadığı araştırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021298700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz