Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/13089 E. 2011/4750 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bedelde muvazaa↗ tasarrufun iptali davası↗ tasarrufun iptali↗ rayiç değer↗ tapu iptali ve tescil↗ iyiniyet kuralı↗ ticari itibar↗ keşif↗ davanın konusu↗ muvazaa↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ iyiniyet↗ ipotek↗ satım sözleşmesi↗ iptal davası↗ anonim şirket↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ dosya masrafı↗ yetkisizlik kararı↗ cy/cy kaydı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemize ait 16.11.2007 tarihli ilama dayanılarak dava konusu otelin 14.03.2003 satış tarihi itibariyle rayiç değerinin (1.738.687,50) TL olduğu, davalı ...’in ödediği (1.000.000) TL’lık bedel ile taşınmazlar üzerindeki ipotekler gözetildiğinde taşınmazın muvazaa ile satılmadığı kanaatinin oluştuğu, zira bedelde muvazaadan söz edebilmek için taşınmazın gerçek değerinin çok altındaki bir bedelle satılması ve taraf iradelerinin muvazaa yönünde birleşmesi gerektiği, davalı ...’in Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen tasarrufun iptali davası sonucunda diğer davalı satıcı Mersin Turistik A.Ş.’nin vergi borcunu ödeyerek, taşınmazın kendisine maliyetini daha da artırdığı, yönetim kurulunun satışa onay kararının satıştan sonraki genel kurulda yeterli nisapla alındığı, şirketin tek taşınmazı olsa da dava konusu oteli alıp satmaya yönetim kurulunun yetkili olduğu, zira şirket anasözleşmesine göre gayrimenkul alıp satmanın yönetim kurulunun yetkisinde bulunduğu gibi verimli çalışmayan bir otelin satılarak aynı amaçla başka bir otel alınması veya kiralanmasının ve şirketin anasözleşmede belirtilen diğer faaliyetlerine yönelmenin de mümkün olduğu, bu durumun şirketin amacını gerçekleştirme imkanını ortadan kaldırmayacağı gibi satış kararının nitelikli nisapla alınmasını da gerektirmediği, kaldı ki şirketin iç işleyişindeki bir takım usulsüzlüklerin MK.’nun 1023. Maddesi uyarınca bu durumu bildiği ispat edilemeyen iyi niyetli davalı ...’in iktisabını engellemeyeceği gibi genel kurul kararının iptalinin dahi anılan davalıya yapılan satışın iptalini gerektirmeyeceği, ancak yönetim kurulu üyelerinin ileride kendilerine yöneltilmesi muhtemel sorumluluk davasından kurtulmak amacıyla çoğunlukta olmadıkları ilk genel kurula satış işlemini getirmeyip, sonraki genel kurulda çoğunluğu sağladıktan sonra onay kararı aldırmalarının, TTK’nun 381. Maddesi anlamında iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle asıl davada tapu iptali ve tescil isteminin reddine, birleşen davada davanın kabulü ile davalı Mersin Turistik A.Ş.'nin 30.07.2003 tarihli genel kurul toplantısında, gayrimenkul ve demirbaş satışının onaylanmasına dair 3 nolu kararın iptaline oyçokluğu ile karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı Mersin Turistik Tesisleri A.Ş. ile Muhittin ... vekili temyiz etmiştir.
1- Somut uyuşmazlıkta davalı ... ....vekiline mahkemece verilen karar 17.03.2009 tarihinde, davacılar vekilinin temyiz dilekçesi ise 27.04.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı ... ... vekilince asıl davada verilen kararın onanması, birleşen davada verilen
kararın bozulması istemli dilekçe, “Dairemize” 28.02.2011 tarihinde sunulmuştur. Bu dilekçenin yerel mahkemesine değil Dairemize sunulduğu, temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı gözetildiğinde, anılan temyiz isteminin usulüne uygun olduğundan söz edilemeyeceğinden, davalı ... ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacılar vekili ile davalı Mersin Turistik Tesisleri A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; asıl dava tapu iptali ve tescil, birleşen dava ise genel kurul kararının iptali istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalı anonim şirketin tek taşınmazı olan dava konusu otelin, 14.03.2003 tarihinde diğer davalı ... ...’a satıldığı, birleşen davanın konusu 30.07.2003 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında da bu satışın onaylanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece birleşen davada davalı yönetim kurulu üyelerinin ileride kendilerine yöneltilmesi muhtemel sorumluluk davasından kurtulmak amacıyla çoğunlukta olmadıkları ilk genel kurulda satış işlemini gündeme getirmeyip, çoğunluğu sağladıktan sonraki 30.07.2003 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında onay kararı aldırmalarının, TTK.’nun 381. maddesinde düzenlenen iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle, birleşen davanın kabulüne dair tesis edilen ilk karar, Dairemizce sadece bu hususun dava konusu genel kurul kararının iptalini gerektirmeyeceği, mahkemece birleşen davanın başka bir nedenle anılan yasa maddesi uyarınca yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuş ise de, mahkemece yine aynı gerekçeyle birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, böylelikle bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir. Oysa bozma ilamında da belirtildiği üzere, davalı yöneticilerin anılan eylemi tek başına iyiniyet kurallarına aykırı olmayıp, mahkemece birleşen dava yönünden iyiniyet kurallarına aykırı başka hususların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gereklidir.
Somut uyuşmazlığa bu açıdan bakıldığında ve dava konusu otelin satışına dair tapu iptali ve tescil talepli asıl davanın 09.04.2003 tarihinde açıldığı, birleşen davada iptali istenen ve anılan satışa onay veren olağanüstü genel kurul toplantı tarihinin ise 30.07.2003 olduğu nazara alındığında, anılan genel kurul kararının, daha önce açılmış bulunan tapu iptali ve tescil davasının sonucunu etkilemeye, diğer bir deyişle asıl davayı sonuçsuz bırakmaya yönelik olduğu ve iyiniyet kurallarına bu nedenle aykırı bulunduğu kabul edilmelidir. O halde mahkemece, birleşen davanın açıklanan gerekçeyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabul edilmesi doğru değilse de, verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan, davalı Mersin Turistik Tesisleri A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davanın kabulüne dair kararın onanması gerekmiştir.
3- Davacılar vekilinin asıl davada verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve her ne kadar dava konusu otel davalı şirketin tek taşınmazı ise de, bu taşınmazın genel kurul kararı ile bir başkasına satılmasının ve bu kararın satıştan daha sonra alınmasının mümkün bulunmasına göre, davacılar vekilinin asıl davada verilen hükme yönelik bulunan ve aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
4- Ancak, 2 numaralı bentte açıklandığı gibi birleşen davada, asıl davanın konusu olan satış işlemine onay veren ve 30.07.2003 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı karar açılan davayı neticesiz bırakmaya yönelik bulunduğundan ve bu sebeple iyiniyet kurallarına aykırı olduğundan iptaline karar verilmesi gerekmektedir. Somut olayda şirketin tek taşınmazı olan otelin satımına dair ortada geçerli bir genel kurul kararı bulunmadığına göre mahkemece, işlemin temelindeki bu sakatlığın satım sözleşmesini geçersiz hale getireceği ve davalı alıcı Muhittin’e karşı da ileri sürülebileceği gözetilerek, asıl davanın sırf bu nedenle kabulü ile dava konusu taşınmazın satışına dair tapu kaydının iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
5- Kabul şekli bakımından da asıl davanın konusu olan otel satışının muvazaalı olmadığı gerekçesiyle tesis edilen ilk hüküm Dairemizce, devir tarihi itibariyle işletmenin bilançosu, müşteri hacmi, öz varlığı, üzerindeki ipotekleri, ticari itibarı vs. göz önüne alınmak suretiyle değerinin tespit edilmesi ve muvazaa iddiasının bundan sonra değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuş, mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ise her ne kadar anılan verilerden bahsedilmişse de bu verilere ne kadar parasal değer biçildiği raporda açıklanmadan, dava konusu otelin satış tarihindeki değeri, sadece inşaat birim maliyet fiyatlarından hareketle tespit edilmiştir. Dolayısıyla sonuçta Dairemiz bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir.
Ayrıca her ne kadar mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bu bilirkişi raporunda, devir tarihi itibariyle dava konusu otelin (1.738.687,50) TL. değerinde olduğu belirtilmişse de, davalı ... tarafından bu otelin alımı için davalı şirkete ödenen (1.066.000) TL. ile tapudaki ipoteklerin kaldırılması için dava dışı alacaklılara sırasıyla 27.03.2003, 28.03.2003 ve 18.04.2003 tarihlerinde ödenen (260.000) TL., (400.000) TL. ve (400.000) TL. gözetildiğinde, devir tarihinden sonra da 2004-2008 yılları arasında otele toplam (6.230.697,17) TL. masraf yapıldığı nazara alındığında, bilirkişi raporunda belirtilen değerin de gerçekçi olmadığı, dolayısıyla bu bilirkişi raporuna dayanarak somut uyuşmazlıkta muvazaa bulunmadığı sonucuna varan mahkeme kararının da gerçekçi verilere dayanmadığı anlaşılmakta olup, davacılar vekilince bu konuda emsaller gösterilerek anılan bilirkişi raporuna karşı yapılan esaslı itirazların da mahkemece karşılanmadan hüküm verilmeside kabul şekli itibariyle doğru görülmediğinden kararın bu nedenle de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14062 E. 2011/17797 K.
Ortak:Genel kurul kararının iptali
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6147 E. 2024/444 K.
Ortak:muvazaa · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · yönetim kurulu kararı · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece birleşen davada davalı «yönetim kurulu» üyelerinin ileride kendilerine yöneltilmesi muhtemel sorumluluk davasından kurtulmak amacıyla çoğunlukta olmadıkları ilk genel kurulda satış işlemini gündeme getirmeyip, çoğunluğu sağladıktan sonraki 30.07.2003 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında onay kararı aldırmalarının, TTK.’nun 381. maddesinde düzenlenen «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu gerekçesiyle, birleşen davanın kabulüne dair tesis edilen ilk karar, Dairemizce sadece bu hususun «dava konusu» «genel kurul kararının iptalini» gerektirmeyeceği, mahkemece birleşen davanın başka bir nedenle anılan yasa maddesi uyarınca yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığının d …
Maddesi uyarınca bu durumu bildiği ispat edilemeyen iyi niyetli davalı ...’in iktisabını engellemeyeceği gibi «genel kurul kararının iptalinin» dahi anılan davalıya yapılan satışın iptalini gerektirmeyeceği, ancak «yönetim kurulu» üyelerinin ileride kendilerine yöneltilmesi muhtemel sorumluluk davasından kurtulmak amacıyla çoğunlukta olmadıkları ilk genel kurula satış işlemini getirmeyip, so …
Mahkemece, Dairemize ait 16.11.2007 tarihli ilama dayanılarak «dava konusu» otelin 14.03.2003 satış tarihi itibariyle «rayiç değerinin» (1.738.687,50) TL olduğu, davalı ...’in ödediği (1.000.000) TL’lık bedel ile taşınmazlar üzerindeki «ipotekler» gözetildiğinde taşınmazın «muvazaa» ile satılmadığı kanaatinin oluştuğu, zira «bedelde muvazaadan» söz edebilmek için taşınmazın gerçek değerinin çok altındaki bir bedelle satılması ve taraf iradelerinin muvazaa yönünde birleşmesi gerektiği, davalı ...’in Mersin …
Benzer bu kararda… , davacılar vekilinin asıl davada verilen hükme yönelik bulunan sair temyiz itirazlarının reddine, asıl davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın satışına dair tapu «kaydının» iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.
Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamının «eksik inceleme» sonucu olduğu için «usuli kazanılmış hak» oluşturmayacağını, devrin «muvazaalı» olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava tapu iptali ve tescil, birleşen dava ise «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak · kötü niyet · eksik inceleme · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamının «eksik inceleme» sonucu olduğu için «usuli kazanılmış hak» oluşturmayacağını, devrin «muvazaalı» olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.02.2018 tarih, 2014/386 E. ve 2018/162 K. sayılı kararı ile birleşen dava kesinleştiğinden yeniden karar tesisi edilmesine yer olmadığı, asıl davada davalı Muhuttin Tulgar'a yönünden HMK'nın 125 ... maddesi nazara alınarak anılan davalı hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... dışındaki davalılara yönelik davanın kabulüne, anılan taşınmazın tapusunun iptaline karar verilmiştir.
İkinci Bozma Kararı Dairemizin 08.01.2020 tarih, 2018/5038 E. ve 2020/148 K. sayılı kararıyla asıl ve birleşen davada davalı şirket vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine, davacı tarafça davalı ...’un «kötü niyetinin» ispat edilmemiş olduğu nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğin bahisle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1442 E. 2013/1861 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · protokol
Benzer bu kararda… redilip otelin tescilli isim hakkı Hawaii Otelcilik A.Ş'de olduğundan satılması veya kiralanması durumunda, isim hakkının devredilmeyeceği yönünde taraflar arasında «protokol» yapıldığı, davalının «yapılan protokole» göre yalnızca otelin kullanım hakkına sahip bulunduğu, otelin marka olarak adının tescil hakkına sahip olmadığı gerekçesi ile davalı adına 2008/18621 numara ile te …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/13089 E. , 2011/4750 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
BİRLEŞEN DOSYA MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
SAYI 2003/761 ESAS
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.02.2009 tarih ve 2008/39 - 2009/33 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili ve davalı Mersin Turistik Tesisleri A.Ş. ile .... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2011 gününde davacılar vekili Avukat ... ve Avukat ..., davalı Mersin Turistik Tesisleri A.Ş. vekili Avukat ..., davalı ... ... vekilleri Avukat ..., Avukat ....Avukat ....duruşmaya geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer davalılar duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin % 46 oranında hissedarı bulunduğu davalı şirkete ait otelin, şirketin eski ve yeni yöneticileri olan davalılarca diğer davalı ...’e, geçerli bir yönetim kurulu kararı olmaksızın ve muvazaalı bir biçimde satıldığını ileri sürerek, davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davalı şirket adına tescilini, birleşen davada ise 14.03.2003 tarihinde usülsüz olarak yapılan satıştan sonra toplanan 30.07.2003 tarihli olağanüstü genel kurulda, müvekkilinin muhalefetine rağmen satışa onay kararı alındığını, kararın oybirliğine dayanmadığından yok hükmünde olduğunu, TTK’nun 388. maddesinin gözetilmediğini ileri sürerek, anılan genel kurulun 3 nolu kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ... vekili, müvekkilinin dava konusu taşınmazları 13.03.2003 tarihli yönetim kurulu kararı ve Mersin Ticaret Odası’nın yetki belgesine dayanarak (1.670,00) TL bedelle satın aldığını, iyiniyetli 3. kişi durumundaki müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılarca da davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece, Dairemize ait 16.11.2007 tarihli ilama dayanılarak dava konusu otelin 14.03.2003 satış tarihi itibariyle rayiç değerinin (1.738.687,50) TL olduğu, davalı ...’in ödediği (1.000.000) TL’lık bedel ile taşınmazlar üzerindeki ipotekler gözetildiğinde taşınmazın muvazaa ile satılmadığı kanaatinin oluştuğu, zira bedelde muvazaadan söz edebilmek için taşınmazın gerçek değerinin çok altındaki bir bedelle satılması ve taraf iradelerinin muvazaa yönünde birleşmesi gerektiği, davalı ...’in Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen tasarrufun iptali davası sonucunda diğer davalı satıcı Mersin Turistik A.Ş.’nin vergi borcunu ödeyerek, taşınmazın kendisine maliyetini daha da artırdığı, yönetim kurulunun satışa onay kararının satıştan sonraki genel kurulda yeterli nisapla alındığı, şirketin tek taşınmazı olsa da dava konusu oteli alıp satmaya yönetim kurulunun yetkili olduğu, zira şirket anasözleşmesine göre gayrimenkul alıp satmanın yönetim kurulunun yetkisinde bulunduğu gibi verimli çalışmayan bir otelin satılarak aynı amaçla başka bir otel alınması veya kiralanmasının ve şirketin anasözleşmede belirtilen diğer faaliyetlerine yönelmenin de mümkün olduğu, bu durumun şirketin amacını gerçekleştirme imkanını ortadan kaldırmayacağı gibi satış kararının nitelikli nisapla alınmasını da gerektirmediği, kaldı ki şirketin iç işleyişindeki bir takım usulsüzlüklerin MK.’nun 1023.
Maddesi uyarınca bu durumu bildiği ispat edilemeyen iyi niyetli davalı ...’in iktisabını engellemeyeceği gibi genel kurul kararının iptalinin dahi anılan davalıya yapılan satışın iptalini gerektirmeyeceği, ancak yönetim kurulu üyelerinin ileride kendilerine yöneltilmesi muhtemel sorumluluk davasından kurtulmak amacıyla çoğunlukta olmadıkları ilk genel kurula satış işlemini getirmeyip, sonraki genel kurulda çoğunluğu sağladıktan sonra onay kararı aldırmalarının, TTK’nun 381. Maddesi anlamında iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle asıl davada tapu iptali ve tescil isteminin reddine, birleşen davada davanın kabulü ile davalı Mersin Turistik A.Ş.'nin 30.07.2003 tarihli genel kurul toplantısında, gayrimenkul ve demirbaş satışının onaylanmasına dair 3 nolu kararın iptaline oyçokluğu ile karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı Mersin Turistik Tesisleri A.Ş. ile Muhittin ... vekili temyiz etmiştir.
1- Somut uyuşmazlıkta davalı ... ....vekiline mahkemece verilen karar 17.03.2009 tarihinde, davacılar vekilinin temyiz dilekçesi ise 27.04.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı ... ... vekilince asıl davada verilen kararın onanması, birleşen davada verilen
kararın bozulması istemli dilekçe, “Dairemize” 28.02.2011 tarihinde sunulmuştur. Bu dilekçenin yerel mahkemesine değil Dairemize sunulduğu, temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı gözetildiğinde, anılan temyiz isteminin usulüne uygun olduğundan söz edilemeyeceğinden, davalı ... ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacılar vekili ile davalı Mersin Turistik Tesisleri A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; asıl dava tapu iptali ve tescil, birleşen dava ise genel kurul kararının iptali istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalı anonim şirketin tek taşınmazı olan dava konusu otelin, 14.03.2003 tarihinde diğer davalı ... ...’a satıldığı, birleşen davanın konusu 30.07.2003 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında da bu satışın onaylanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece birleşen davada davalı yönetim kurulu üyelerinin ileride kendilerine yöneltilmesi muhtemel sorumluluk davasından kurtulmak amacıyla çoğunlukta olmadıkları ilk genel kurulda satış işlemini gündeme getirmeyip, çoğunluğu sağladıktan sonraki 30.07.2003 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında onay kararı aldırmalarının, TTK.’nun 381. maddesinde düzenlenen iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle, birleşen davanın kabulüne dair tesis edilen ilk karar, Dairemizce sadece bu hususun dava konusu genel kurul kararının iptalini gerektirmeyeceği, mahkemece birleşen davanın başka bir nedenle anılan yasa maddesi uyarınca yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuş ise de, mahkemece yine aynı gerekçeyle birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, böylelikle bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir.
Oysa bozma ilamında da belirtildiği üzere, davalı yöneticilerin anılan eylemi tek başına iyiniyet kurallarına aykırı olmayıp, mahkemece birleşen dava yönünden iyiniyet kurallarına aykırı başka hususların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gereklidir.
Somut uyuşmazlığa bu açıdan bakıldığında ve dava konusu otelin satışına dair tapu iptali ve tescil talepli asıl davanın 09.04.2003 tarihinde açıldığı, birleşen davada iptali istenen ve anılan satışa onay veren olağanüstü genel kurul toplantı tarihinin ise 30.07.2003 olduğu nazara alındığında, anılan genel kurul kararının, daha önce açılmış bulunan tapu iptali ve tescil davasının sonucunu etkilemeye, diğer bir deyişle asıl davayı sonuçsuz bırakmaya yönelik olduğu ve iyiniyet kurallarına bu nedenle aykırı bulunduğu kabul edilmelidir. O halde mahkemece, birleşen davanın açıklanan gerekçeyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabul edilmesi doğru değilse de, verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan, davalı Mersin Turistik Tesisleri A.Ş.
vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davanın kabulüne dair kararın onanması gerekmiştir.
3- Davacılar vekilinin asıl davada verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve her ne kadar dava konusu otel davalı şirketin tek taşınmazı ise de, bu taşınmazın genel kurul kararı ile bir başkasına satılmasının ve bu kararın satıştan daha sonra alınmasının mümkün bulunmasına göre, davacılar vekilinin asıl davada verilen hükme yönelik bulunan ve aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
4- Ancak, 2 numaralı bentte açıklandığı gibi birleşen davada, asıl davanın konusu olan satış işlemine onay veren ve 30.07.2003 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı karar açılan davayı neticesiz bırakmaya yönelik bulunduğundan ve bu sebeple iyiniyet kurallarına aykırı olduğundan iptaline karar verilmesi gerekmektedir. Somut olayda şirketin tek taşınmazı olan otelin satımına dair ortada geçerli bir genel kurul kararı bulunmadığına göre mahkemece, işlemin temelindeki bu sakatlığın satım sözleşmesini geçersiz hale getireceği ve davalı alıcı Muhittin’e karşı da ileri sürülebileceği gözetilerek, asıl davanın sırf bu nedenle kabulü ile dava konusu taşınmazın satışına dair tapu kaydının iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
5- Kabul şekli bakımından da asıl davanın konusu olan otel satışının muvazaalı olmadığı gerekçesiyle tesis edilen ilk hüküm Dairemizce, devir tarihi itibariyle işletmenin bilançosu, müşteri hacmi, öz varlığı, üzerindeki ipotekleri, ticari itibarı vs. göz önüne alınmak suretiyle değerinin tespit edilmesi ve muvazaa iddiasının bundan sonra değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuş, mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ise her ne kadar anılan verilerden bahsedilmişse de bu verilere ne kadar parasal değer biçildiği raporda açıklanmadan, dava konusu otelin satış tarihindeki değeri, sadece inşaat birim maliyet fiyatlarından hareketle tespit edilmiştir. Dolayısıyla sonuçta Dairemiz bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir.
Ayrıca her ne kadar mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bu bilirkişi raporunda, devir tarihi itibariyle dava konusu otelin (1.738.687,50) TL. değerinde olduğu belirtilmişse de, davalı ... tarafından bu otelin alımı için davalı şirkete ödenen (1.066.000) TL. ile tapudaki ipoteklerin kaldırılması için dava dışı alacaklılara sırasıyla 27.03.2003, 28.03.2003 ve 18.04.2003 tarihlerinde ödenen (260.000) TL., (400.000) TL. ve (400.000) TL. gözetildiğinde, devir tarihinden sonra da 2004-2008 yılları arasında otele toplam (6.230.697,17) TL. masraf yapıldığı nazara alındığında, bilirkişi raporunda belirtilen değerin de gerçekçi olmadığı, dolayısıyla bu bilirkişi raporuna dayanarak somut uyuşmazlıkta muvazaa bulunmadığı sonucuna varan mahkeme kararının da gerçekçi verilere dayanmadığı anlaşılmakta olup, davacılar vekilince bu konuda emsaller gösterilerek anılan bilirkişi raporuna karşı yapılan esaslı itirazların da mahkemece karşılanmadan hüküm verilmeside kabul şekli itibariyle doğru görülmediğinden kararın bu nedenle de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ... vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı Mersin Turistik Tesisleri A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davanın kabulüne dair kararın ONANMASINA, (3) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (4) ve (5) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, alınmadığı anlaşılan 67,20 TL başvuru ile 1140 TL temyiz ilam harcının davalı ...
...’dan alınmasına, 21.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021172900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz