6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamaz (TTK 374/2)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/10933 E. 2011/4288 K. · · İlk derece: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Yönetim kurulu üyeleri, TTK 374/2'nin buyurucu hükmü gereği kendilerinin ve diğer üyelerin ibrasına ilişkin oylamada oy kullanamaz; bu oylar çıkarıldığında karar nisabı sağlanamıyorsa ibra kararı mutlak butlanla batıldır. Ayrıca genel kurul kararının iptali davasında karara muhalefet şerhi konulması dava şartıdır; şerh konulmayan gündem maddesi yönünden dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrasında TTK 374/2 oydan yoksunluk ve karar nisabı → kabul

İddia: Davacı, yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı oylama yoluyla birbirlerini ibra etmelerinin kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 374/2 uyarınca yönetim kurulu üyeleri, kendilerinin ve diğer üyelerin ibralarına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değildir ve bu hüküm buyurucu niteliktedir. Oylamaya katılmaması gereken ortağın oyu çıkarıldığında karar nisabı yine oluşuyorsa karar mutlak butlanla batıl sayılmaz; aksi halde karar mutlak butlanla maluldür. Somut olayda üyeler ayrı ayrı ibra edilmiş olup oy kullanamayacak kişilerin oyları çıkarıldığında geriye yalnızca 310 hisse sahibi bir ortağın kabul oyu kalmakta, ibra için gerekli nisap sağlanamamaktadır. Mahkemenin TTK 374/1'e dayanarak ve somut olaya uymayan bir karara atıf yaparak talebi reddetmesi doğru olmayıp, bu yön üzerinde durulmadan hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kâr dağıtmama kararının iptalinde muhalefet şerhi (dava şartı) yokluğu → ret

İddia: Davacı, kâr dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini istemiştir.

Gerekçe: Genel kurul kararının iptali davasında, karara muhalefet şerhi konulması dava şartıdır. Kâr dağıtılmamasına ilişkin karara davacı tarafça muhalefet şerhi konulmadığından, bu madde yönünden davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken esasa ilişkin gerekçelerle reddi doğru değildir; ancak hüküm sonucu itibariyle doğru olduğundan bu yöndeki temyiz itirazları reddedilmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

İbra oylamasında oydan yoksunluk kuralı ve nisap sağlanamamasının mutlak butlan doğurması; iptal davasında muhalefet şerhinin dava şartı olması yönünde emsal değeri taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
genel kurul kararının iptali davasında karara muhalefet şerhi konulması

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulunun ibrası oydan yoksunluk (TTK 374/2) karar nisabı mutlak butlan genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi dava şartı

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 374/2

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yönetim kurulu üyelerinin ibrada oy kullanamaması ve karar nisabının denetimi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6337 E. 2014/12935 K.

    Ortak: · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9025 E. 2011/2462 K.

    Ortak: · dava şartı · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YK üyeleri birbirinin ibrasında oy kullanamaz; muhalefet şerhi olmadan iptal istenebilir

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7064 E. 2011/17661 K.

    Ortak: · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/10933 E.  ,  2011/4288 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/05/2009 tarih ve 2008/762-2009/239 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, şirketin 2007 yılı faaliyetlerinin görüşüldüğü olağan genel kurul toplantısında alınan kararların bir kısmının TTK'nun 374/2 maddesindeki oydan mahrumiyet kuralını ihlal ettiğini, bir kısmının ise objektif iyiniyet kuralları ile kanuna aykırı olduğunu, gündemin 5. maddesi ile yönetim kurulu ve denetçinin ibra edildiğini, yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasına katılmamalarının gerektiğini, ancak her üye için ayrı ayrı oylama yapılarak üyelerin birbirlerini ibra etmelerinin sağlandığını, bu şekilde ibra edilmenin kanuna aykırı olduğunu, gündemin 7. maddesi ile şirketin kar dağıtmamasına karar verildiğini, paydaşların kar payı elde etme hakkından uzaklaştırılmalarının haklı gerekçelerinin olmasının gerektiğini, alınan kararın afaki olduğunu ve paydaşların mahrumiyetine yol açtığını, gündemin 8.

maddesi ile şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin olarak anasözleşmenin tadil edildiğini, sermaye artırımı kararının şirket malvarlığının rayiç değerinin tespit edilmesi ve gerçekten ihtiyaç duyulması halinde verilmesinin gerektiğini, bu kararla müvekkilinin mağdur edilmeye ve azlık hakkını kullanmasının engellenmeye çalışıldığını, gündemin 9. maddesi ile yönetim kurulu başkanına TTK'nun 334. ve 335. maddeleri uyarınca izin verildiğini, bunun da yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, dava konusu 5,7,8 ve 9 nolu genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, iptali istenen genel kurul kararlarının usul ve yasaya uygun olarak alındıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 371/1 maddesindeki mahrumiyetin ibrayı kapsamadığı, bu nedenle 5 nolu kararın iptalini gerektirir bir sebebin bulunmadığı, genel kurulda alınan safi kardan zorunlu yasal ayrımlar yapıldıktan sonra kalan bakiyenin yedek akçeye ayrılmasına ilişkin kararın, defter ve kayıtlar üzerinde yapılan incelemeye göre yasaya aykırı olmadığı, sermaye artırımının kural olarak şirketin akit ihtiyacı için yapıldığı, şirket dönem ve faaliyet karının net satışlara göre belirlemesinin yapıldığı, şirketin uzun vadeli borçlarının da net işletme sermayesinden karşılanamadığı, sermaye artırımının objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğuna ilişkin bir sebebe rastlanmadığı, 9 nolu kararın alınmasında TTK'nun 374/1 maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 24.06.2008 tarihli genel kurulunda alınan 5.7 ve 8 nolu kararların iptaline ilişkin talebin reddine, aynı genel kurulda alınan 9 nolu kararın iptaline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, her ne kadar iptali istenen 7 nolu genel kurul kararına davacı tarafça muhalefet şerhi konulmaması nedeniyle bu madde yönünden dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken esasa ilişkin gerekçeler ile talebin reddi doğru değil ise de, hükmün sonucu itibariyle doğru olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafça iptali istenen 5 nolu genel kurul kararında, şirketin yönetim kurulu üyeleri ayrı ayrı ibra edilmişlerdir. Mahkemece, yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin TTK’nun 374/1. maddesi uyarınca oydan mahrum olmadıkları, anılan kararın iptalini gerektiren başka bir sebep bulunmadığı gerekçesiyle Dairemizin bir kararına atıf yapılarak talep reddedilmiş ise de, yapılan değerlendirme ve atıf yapılan karar somut olaya uygun düşmemektedir. Zira TTK’nun 374/2. maddesi hükmü karşısında, yönetim kurulu üyeleri kendilerinin ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibralarına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir.

TTK'nun 374/2. madde hükmü buyurucu niteliktedir. Oylamaya katılmaması gereken ortağın oy kullanmasına rağmen bu oyların bulunmaması halinde dahi karar nisabı oluşuyorsa kararın mutlak butlanla batıl olduğu kabul edilemez. Aksi halde kararın mutlak butlanla malul olduğu kabul edilmiştir. Somut olayda, yönetim kurulu üyeleri ayrı ayrı ibra edilmiş olup, ibrada oy kullanamayacak olan kişilerin oyları çıkarıldığında, geriye 310 hisse sahibi Süheyl Paksoy’un kabul oyu kalmaktadır. Bu durumda ibra için gerekli karar nisabı sağlanamamış olduğu halde bu yön üzerinde durulmadan hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021082000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.