Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/9025 E. 2011/2462 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu ibrası↗ faaliyet raporu↗ mutlak butlan↗ karar nisabı↗ muhalefet şerhi↗ butlan↗ emredici hüküm↗ kâr mahrumiyeti↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ ibra↗ cy/cy şerhi↗ kamu düzeni↗ iptal davası↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın süresi içinde açıldığı, davalı şirketin 2004 yılında bir yıl için seçilen denetçisinin görev süresinin 2005 yılı Mayıs ayında bittiği, 2007 yılı Haziran ayındaki denetçi seçimine kadar şirketin 2 yıl denetçisiz kaldığı, iptali konu genel kurulda, 2007 yılında seçilen denetçi, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin rapor düzenlemiş ise de, denetçiye eski dönemleri inceleme ve rapor verme görevi verilmediğinden, belirtilen yıllara ilişkin usulüne uygun bir denetim raporunun olmadığı, usulüne uygun bir denetim raporu olmaksızın yönetim kurulu faaliyet raporu ile bilanço ve kâr zarar hesabının onaylanamayacağı, buna ilişkin genel kurul kararının bu nedenle iptalinin gerektiği, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararların oylanmasında ise TTK’nun 374. maddesine aykırı olarak oydan yoksun olan yönetim kurulu başkanının vekaleten oy kullandığı, bu şekilde alınan ibra kararının yok hükmünde olduğu, aynı gerekçe ile yönetim kurulu başkanına şirket ile muamele yapma ve rekabet etme izni verilmesine ilişkin kararların da geçersiz olduğu, onaylanmamış bilançoya dayalı olarak şirket karı ile ilgili alınan tüm kararların da geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı şirketin 20.09.2007 tarihli olağan genel kurul toplantısındaki 3,4,5,8,9 ve 10 nolu kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. TTK'nun 381. maddesi uyarınca anonim şirket genel kuruluna katılan ortağın, bu genel kurulda alınan kararlara karşı iptal davası açabilmesi için, iptalini istediği karara karşı muhalif oy kullanmış olması ve keyfiyeti tutanağa geçirtmiş olması gerekmektedir. Ancak iptali istenen kararların mutlak butlanla sakat olması halinde bu şartın varlığı gerekli değildir. Mutlak butlanla batıl kararlar, baştan beri hükümsüz olan, sonradan geçerlilik kazanma olanağı olmayan, emredici kurallara, kamu düzenine veya ahlaka ve adaba aykırı veyahut konusu olanaksız olan kararlardır. Bu tür kararlar, baştan beri hüküm ifade etmezler ve mahkemece re’sen üzerinde durulması gerekir.
Somut olayda, davacı tarafından 20.09.2007 tarihli genel kurulda alınan ve 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin bilançolar ile aynı tarihlere ilişkin kar zarar cetvellerinin kabulüne ilişkin 4 nolu karara muhalif kalınarak keyfiyet tutanağa geçirtilmiş olup bu madde yönünden dava açma koşulları oluşmuştur. Mahkemece şirketin 2004 yılında seçilen denetçisinin görev süresinin 2005 yılının Mayıs ayında sona erdiği, 2007 yılının Haziran ayında yeni denetçi seçilmesine kadar şirketin denetçisinin olmadığı, 2007 yılında seçilen denetçiye eski dönemleri inceleme ve rapor verme görevi verilmediği, bu döneme ilişkin usulüne uygun denetim raporu olmadığı, usulüne uygun denetim raporu olmaksızın bilanço ve kar zarar cetvellerinin onaylanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle söz konusu maddenin iptaline karar verilmiştir. Ancak 31.05.2007 tarihli olağanüstü genel kurulun söz konusu yıllara ilişkin eksiklikleri gidermek amacıyla yapıldığı ve bu genel kuruldan sonra yapılan 30.07.2007 tarihli genel kurul ile iptale konu 20.09.2007 tarihli genel kurulların da bu yıllara ilişkin olduğu gözetildiğinde, seçilen denetçinin bu yıllara ilişkin rapor verme yetkisinin olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla iptale ilişkin mahkeme gerekçesi yerinde olmayıp bu karara yönelik olan davacının diğer iddiaları değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan davacı tarafça iptali istenen 3 nolu karar ile davalı şirketin 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin yönetim kurulu faaliyet raporu ve denetçi raporları kabul edilmiş, 8 nolu karar ile 2004 ve 2005 yılı karlarının dağıtılmayarak olağanüstü yedeklere ayrılması hususunda alınan yönetim kurulu kararı ibra edilmiş ve 9 nolu karar ile de 2006 yılı karının olağanüstü yedeklere ayrılmasına karar verilmiştir. Söz konusu kararların yukarıda açıklanan nitelikte olmadıkları, bu nedenle mutlak butlanla sakat bulunmadıkları, bu kararlara karşı muhalefet şerhini tutanağa geçirtmeyen davacının iptal davası açamayacağı gözetilmeksizin anılan kararların iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca davada yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu kararın da iptali istenilmiş olup, bu madde de davacının muhalefet şerhi bulunmamaktadır. TTK’nun 374/2. maddesi hükmü karşısında, yönetim kurulu üyeleri kendilerinin ibralarına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. TTK'nun 374. maddesi hükmü buyurucu niteliktedir. Bu şekilde alınan genel kurul kararına karşı iptal davası açan ortaklar, muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmamış olsalar bile, ibraya ilişkin genel kurul kararının iptalini isteyebilirler. Bununla birlikte kendi ibralarında oy kullanamayan yönetim kurulu üyelerinin, vekaleten başkalarına ait oyları kullanmalarına bir engel bulunmamaktadır. Oydan mahrum bulunan ortağın oy kullanmasına rağmen bu oyun karara etkili olmadığının anlaşılması halinde iptal isteminin reddi gerekmektedir. Somut olayda, 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin olarak yönetim kurulu ibra edilmiş olup, davalı şirketin 06.05.2004 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliklerine..., Benan Kayserilioğlu ve davacı seçilmiştir. Bunlardan davacı ret oyu kullanmış, Ayhan Paksoy asaleten, Benan Kayserilioğlu ise vekaleten kabul oyu kullanmışlardır. Anılan kişilerin oyları çıkarıldığında, geriye H.Reyhan Paksoy ile Süheyla Paksoy’un kabul oyları kalmaktadır. Bu durumda ibra için gerekli karar nisabı oluşmakta olup, yönetim kurulu üyelerinin oyları sonuca etkili değildir. Mahkemece, bu yön üzerinde durulmadan yönetim kurulu üyesinin vekaleten oy kullanamayacağı kabul edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamaz (TTK 374/2)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/10933 E. 2011/4288 K.
Ortak:karar nisabı · mutlak butlan · genel kurul kararının iptali · muhalefet şerhi · dava şartı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaSöz konusu kararların yukarıda açıklanan nitelikte olmadıkları, bu nedenle «mutlak butlanla» sakat bulunmadıkları, bu kararlara karşı «muhalefet şerhini» tutanağa geçirtmeyen davacının «iptal davası» açamayacağı gözetilmeksizin anılan kararların iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu şekilde alınan genel kurul kararına karşı «iptal davası» açan ortaklar, «muhalefet şerhlerini» tutanağa yazdırmamış olsalar bile, «ibraya» ilişkin «genel kurul kararının iptalini» isteyebilirler.
Dava «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaOylamaya katılmaması gereken ortağın oy kullanmasına rağmen bu oyların bulunmaması halinde dahi karar «nisabı» oluşuyorsa kararın «mutlak butlanla» batıl olduğu kabul edilemez.
… ılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, her ne kadar iptali istenen 7 nolu genel kurul kararına davacı tarafça «muhalefet şerhi» konulmaması nedeniyle bu madde yönünden dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmesi gerekirken esasa ilişkin gerekçeler ile talebin reddi doğru değil ise de, hükmün sonucu itibariyle doğru olmasına göre davacı vekil …
2-Dava «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13292 E. 2013/23256 K.
Ortak:karar nisabı · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · ibra · yönetim kurulu kararı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… inceleme ve rapor verme görevi verilmediğinden, belirtilen yıllara ilişkin usulüne uygun bir denetim raporunun olmadığı, usulüne uygun bir denetim raporu olmaksızın «yönetim kurulu» «faaliyet raporu» ile bilanço ve kâr zarar hesabının onaylanamayacağı, buna ilişkin genel kurul kararının bu nedenle iptalinin gerektiği, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararların oylanmasında ise TTK’nun 374. maddesine aykırı olarak oydan yoksun olan yönetim kurulu başkanının vekaleten oy kullandığı, bu şekilde alınan «ibra» kararının yok hükmünde olduğu, aynı gerekçe ile yönetim kurulu başkanına şirket ile muamele yapma ve rekabet etme izni verilmesine ilişkin kararların da «geçersiz» olduğu, onaylanmamış bilançoya dayalı olarak şirket karı ile ilgili alınan tüm kararların da geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı şirketin 20.09.2007 tarihli «olağan genel kurul» toplantısındaki 3,4,5,8,9 ve 10 nolu kararların iptaline karar verilmiştir.
Bu durumda «ibra» için gerekli karar «nisabı» oluşmakta olup, «yönetim kurulu» üyelerinin oyları sonuca etkili değildir.
Öte yandan davacı tarafça iptali istenen 3 nolu karar ile davalı şirketin 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin «yönetim kurulu» «faaliyet raporu» ve denetçi raporları kabul edilmiş, 8 nolu karar ile 2004 ve 2005 yılı karlarının «dağıtılmayarak» olağanüstü yedeklere ayrılması hususunda alınan yönetim kurulu kararı «ibra» edilmiş ve 9 nolu karar ile de 2006 yılı karının olağanüstü yedeklere ayrılmasına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ındaki kararın resmi bilançonun gerçek kayıtları yansıtmadığı, bu nedenle kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline, genel kurul gündeminin 5. maddesinde yer alan "«yönetim kurulu» ve denetçilerin «ibrası»" hakkındaki kararla ilgili olarak, TTK'nın 374/2 maddesi gereğince "şirket işlerinin görülmesine herhangi bir suretle iştirak etmiş olanlar idare meclisi azalarının ibrasına ait kararlarda rey hakkına haiz değildirler bu «yasağın» murakıplara şümulu yoktur" şeklindeki hüküm nedeniyle yönetim kurulu üyeleri yönetim kurulunun ibrasına ilişkin genel kurul kararında oy kullanamayacakları, TTK'nın 374/2 maddesi gereğince alınan kararın kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline, denetçilerin ibrasına ilişkin yine 5 maddede yer alan kararın oylamasına yönetim kurulu üyelerinin katılmasına ilişkin herhangi bir engel bulunmadığı, TTK'nın 374/2 maddesindeki yasağın denetçiler açısından geçerli olmadığı gerekçesiyle denetçilerin ibrasına ilişkin alınan «genel kurul kararının iptali» talebinin reddine, genel kurul gündeminin 6. maddesinde yer alan kararın da yerinde olmadığı gerekçesiyle bu maddenin yok hükmünde sayılmasına ve iptaline ilişkin talep yönünden de karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 15.07.2013 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davacı, dava dilekçesinde denetçinin, kanun ve anasözleşme ile kendisine yüklenen «görevleri» yerine getirmeyerek şirketin büyük zarara uğramasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, denetçi hakkında alınan «ibra» kararının iptalini istemiştir.Bu durumda denetçinin ibrasına ilişkin olarak alınan «genel kurul kararının iptali» istemi karar «nisabı», kullanılan oyların geçerli olup olmaması hususlarına dayalı olmayıp; denetçinin kanun ve anasözleşme ile üzerine düşen görevleri yerine getirmediği, bu nedenle «şirketin zarara» uğradığı iddiasına dayalı olması karşısında mahkemece, iptal isteminin ileri sürülüş şekli ve dayandığı hususlar üzerinde durularak, sonucuna göre denetçi hakkında …
Dava, davalı şirketin 28.07.2009 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece denetçinin ibrasına ilişkin olarak alınan «genel kurul kararının iptaline» ilişkin talebin reddine, diğer istemlerin ise kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı · oy yasağı · karar verilmesine yer olmadığına · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… ındaki kararın resmi bilançonun gerçek kayıtları yansıtmadığı, bu nedenle kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline, genel kurul gündeminin 5. maddesinde yer alan "«yönetim kurulu» ve denetçilerin «ibrası»" hakkındaki kararla ilgili olarak, TTK'nın 374/2 maddesi gereğince "şirket işlerinin görülmesine herhangi bir suretle iştirak etmiş olanlar idare meclisi azalarının ibrasına ait kararlarda rey hakkına haiz değildirler bu «yasağın» murakıplara şümulu yoktur" şeklindeki hüküm nedeniyle yönetim kurulu üyeleri yönetim kurulunun ibrasına ilişkin genel kurul kararında oy kullanamayacakları, TTK'nın 374/2 maddesi gereğince alınan kararın kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline, denetçilerin ibrasına ilişkin yine 5 maddede yer alan kararın oylamasına yönetim kurulu üyelerinin katılmasına ilişkin herhangi bir engel bulunmadığı, TTK'nın 374/2 maddesindeki yasağın denetçiler açısından geçerli olmadığı gerekçesiyle denetçilerin ibrasına ilişkin alınan «genel kurul kararının iptali» talebinin reddine, genel kurul gündeminin 6. maddesinde yer alan kararın da yerinde olmadığı gerekçesiyle bu maddenin yok hükmünde sayılmasına ve iptaline ilişkin talep yönünden de karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 15.07.2013 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davacı, dava dilekçesinde denetçinin, kanun ve anasözleşme ile kendisine yüklenen «görevleri» yerine getirmeyerek şirketin büyük zarara uğramasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, denetçi hakkında alınan «ibra» kararının iptalini istemiştir.Bu durumda denetçinin ibrasına ilişkin olarak alınan «genel kurul kararının iptali» istemi karar «nisabı», kullanılan oyların geçerli olup olmaması hususlarına dayalı olmayıp; denetçinin kanun ve anasözleşme ile üzerine düşen görevleri yerine getirmediği, bu nedenle «şirketin zarara» uğradığı iddiasına dayalı olması karşısında mahkemece, iptal isteminin ileri sürülüş şekli ve dayandığı hususlar üzerinde durularak, sonucuna göre denetçi hakkında …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3487 E. 2013/8043 K.
Ortak:muhalefet şerhi · genel kurul kararının iptali · cy/cy şerhi · iptal davası · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · dava şartı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaBu şekilde alınan genel kurul kararına karşı «iptal davası» açan ortaklar, «muhalefet şerhlerini» tutanağa yazdırmamış olsalar bile, «ibraya» ilişkin «genel kurul kararının iptalini» isteyebilirler.
Söz konusu kararların yukarıda açıklanan nitelikte olmadıkları, bu nedenle «mutlak butlanla» sakat bulunmadıkları, bu kararlara karşı «muhalefet şerhini» tutanağa geçirtmeyen davacının «iptal davası» açamayacağı gözetilmeksizin anılan kararların iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca davada «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu kararın da iptali istenilmiş olup, bu madde de davacının «muhalefet şerhi» bulunmamaktadır.
Benzer bu kararda… mesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. ...-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir. ...’nun 381. maddesi genel kurul kararlarının iptalinin şartlarını ve usulünü düzenlemiş olup, anılan maddede toplantıda hazır bulunup da karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahiplerinin «iptal davası» açabilecekleri belirtilmiştir.
Dava konusu genel kurul «toplantı tutanağının» incelenmesinde, vekili aracılığıyla 31.03.2010 tarihli genel kurula katılan davacının, gündemin .... maddesi ile görüşülen «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin oylamada ret oyu vermesine karşın usulüne uygun «muhalefet şerhini» tutanağa yazdırmadığı, ayrı bir dilekçe ile de muhalefet bildirmediği anlaşılmıştır.
… ar/zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin kararın iptalinin gerektiği, bilanço ile kar/zarar hesabının ve diğer finansal kayıtların gerçeği yansıtmaması nedeniyle «yönetim kurulu» üyeleri ile denetçinin ibrasına ilişkin kararın da iptalinin uygun bulunduğu, yönetim kurulu üyelerine verilecek olan «huzur hakkının», şirketin türü, mali yapısı, işlem hacmi, sermaye büyüklüğü, faaliyet konusunun yönetim kurulunun sürekli bir aktif rol oynamasını gerektirmesi karşısında makul ol …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:huzur hakkı · toplantı tutanağı · olumsuz oy
Benzer bu kararda… ar/zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin kararın iptalinin gerektiği, bilanço ile kar/zarar hesabının ve diğer finansal kayıtların gerçeği yansıtmaması nedeniyle «yönetim kurulu» üyeleri ile denetçinin ibrasına ilişkin kararın da iptalinin uygun bulunduğu, yönetim kurulu üyelerine verilecek olan «huzur hakkının», şirketin türü, mali yapısı, işlem hacmi, sermaye büyüklüğü, faaliyet konusunun yönetim kurulunun sürekli bir aktif rol oynamasını gerektirmesi karşısında makul ol …
Buna göre, «iptal davası» açılabilmesi için «olumsuz» oy kullanılması tek başına yeterli olmayıp, ayrıca karşı oy kullanan ortakların muhalefeti tutanağa geçirmeleri veya bu hususta ayrı bir dilekçe vermeleri gerekmektedir.
Dava konusu genel kurul «toplantı tutanağının» incelenmesinde, vekili aracılığıyla 31.03.2010 tarihli genel kurula katılan davacının, gündemin .... maddesi ile görüşülen «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin oylamada ret oyu vermesine karşın usulüne uygun «muhalefet şerhini» tutanağa yazdırmadığı, ayrı bir dilekçe ile de muhalefet bildirmediği anlaşılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/9025 E. , 2011/2462 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.02.2009 tarih ve 2007/212 - 2009/49 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin genel kurulları yapmadığını, bu döneme ilişkin genel kurulun 20.09.2007 tarihinde yapıldığını, 2005 ve 2006 yıllarında denetçi olmamasına rağmen bu döneme ilişkin denetçi raporu düzenlenmesinin yasaya aykırı olduğunu, denetçi olmayan döneme ilişkin yönetim kurulu faaliyet raporunun da kabul edilemeyeceğini, belirtilen yıllara ilişkin bilançoların gerçeği yansıtmadığını, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin madde oylanırken TTK’nun 374. maddesi gereğince oydan mahrumiyet kuralına riayet edilmediğini, bu nedenle ibraya ilişkin maddenin iptalinin gerektiğini, yine söz konusu yıllara ilişkin karların yedeğe ayrılmasının da doğru olmadığını, ayrıca yönetim kurulu başkanına şirket ile muamele yapma ve rekabet etme izni verilmesinin ortaklar arasındaki eşitlik ilkesini bozduğunu, bu maddede de TTK’nun 374.
maddesinin ihlal edildiğini ileri sürerek, davalı şirketin 20.09.2007 tarihli genel kurulunda alınan 3, 4, 5, 8, 9 ve 10 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, iptali istenen kararların yasaya uygun olarak alındıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın süresi içinde açıldığı, davalı şirketin 2004 yılında bir yıl için seçilen denetçisinin görev süresinin 2005 yılı Mayıs ayında bittiği, 2007 yılı Haziran ayındaki denetçi seçimine kadar şirketin 2 yıl denetçisiz kaldığı, iptali konu genel kurulda, 2007 yılında seçilen denetçi, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin rapor düzenlemiş ise de, denetçiye eski dönemleri inceleme ve rapor verme görevi verilmediğinden, belirtilen yıllara ilişkin usulüne uygun bir denetim raporunun olmadığı, usulüne uygun bir denetim raporu olmaksızın yönetim kurulu faaliyet raporu ile bilanço ve kâr zarar hesabının onaylanamayacağı, buna ilişkin genel kurul kararının bu nedenle iptalinin gerektiği, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararların oylanmasında ise TTK’nun 374.
maddesine aykırı olarak oydan yoksun olan yönetim kurulu başkanının vekaleten oy kullandığı, bu şekilde alınan ibra kararının yok hükmünde olduğu, aynı gerekçe ile yönetim kurulu başkanına şirket ile muamele yapma ve rekabet etme izni verilmesine ilişkin kararların da geçersiz olduğu, onaylanmamış bilançoya dayalı olarak şirket karı ile ilgili alınan tüm kararların da geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı şirketin 20.09.2007 tarihli olağan genel kurul toplantısındaki 3,4,5,8,9 ve 10 nolu kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. TTK'nun 381. maddesi uyarınca anonim şirket genel kuruluna katılan ortağın, bu genel kurulda alınan kararlara karşı iptal davası açabilmesi için, iptalini istediği karara karşı muhalif oy kullanmış olması ve keyfiyeti tutanağa geçirtmiş olması gerekmektedir. Ancak iptali istenen kararların mutlak butlanla sakat olması halinde bu şartın varlığı gerekli değildir. Mutlak butlanla batıl kararlar, baştan beri hükümsüz olan, sonradan geçerlilik kazanma olanağı olmayan, emredici kurallara, kamu düzenine veya ahlaka ve adaba aykırı veyahut konusu olanaksız olan kararlardır.
Bu tür kararlar, baştan beri hüküm ifade etmezler ve mahkemece re’sen üzerinde durulması gerekir.
Somut olayda, davacı tarafından 20.09.2007 tarihli genel kurulda alınan ve 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin bilançolar ile aynı tarihlere ilişkin kar zarar cetvellerinin kabulüne ilişkin 4 nolu karara muhalif kalınarak keyfiyet tutanağa geçirtilmiş olup bu madde yönünden dava açma koşulları oluşmuştur. Mahkemece şirketin 2004 yılında seçilen denetçisinin görev süresinin 2005 yılının Mayıs ayında sona erdiği, 2007 yılının Haziran ayında yeni denetçi seçilmesine kadar şirketin denetçisinin olmadığı, 2007 yılında seçilen denetçiye eski dönemleri inceleme ve rapor verme görevi verilmediği, bu döneme ilişkin usulüne uygun denetim raporu olmadığı, usulüne uygun denetim raporu olmaksızın bilanço ve kar zarar cetvellerinin onaylanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle söz konusu maddenin iptaline karar verilmiştir.
Ancak 31.05.2007 tarihli olağanüstü genel kurulun söz konusu yıllara ilişkin eksiklikleri gidermek amacıyla yapıldığı ve bu genel kuruldan sonra yapılan 30.07.2007 tarihli genel kurul ile iptale konu 20.09.2007 tarihli genel kurulların da bu yıllara ilişkin olduğu gözetildiğinde, seçilen denetçinin bu yıllara ilişkin rapor verme yetkisinin olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla iptale ilişkin mahkeme gerekçesi yerinde olmayıp bu karara yönelik olan davacının diğer iddiaları değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan davacı tarafça iptali istenen 3 nolu karar ile davalı şirketin 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin yönetim kurulu faaliyet raporu ve denetçi raporları kabul edilmiş, 8 nolu karar ile 2004 ve 2005 yılı karlarının dağıtılmayarak olağanüstü yedeklere ayrılması hususunda alınan yönetim kurulu kararı ibra edilmiş ve 9 nolu karar ile de 2006 yılı karının olağanüstü yedeklere ayrılmasına karar verilmiştir. Söz konusu kararların yukarıda açıklanan nitelikte olmadıkları, bu nedenle mutlak butlanla sakat bulunmadıkları, bu kararlara karşı muhalefet şerhini tutanağa geçirtmeyen davacının iptal davası açamayacağı gözetilmeksizin anılan kararların iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca davada yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu kararın da iptali istenilmiş olup, bu madde de davacının muhalefet şerhi bulunmamaktadır. TTK’nun 374/2. maddesi hükmü karşısında, yönetim kurulu üyeleri kendilerinin ibralarına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. TTK'nun 374. maddesi hükmü buyurucu niteliktedir. Bu şekilde alınan genel kurul kararına karşı iptal davası açan ortaklar, muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmamış olsalar bile, ibraya ilişkin genel kurul kararının iptalini isteyebilirler. Bununla birlikte kendi ibralarında oy kullanamayan yönetim kurulu üyelerinin, vekaleten başkalarına ait oyları kullanmalarına bir engel bulunmamaktadır. Oydan mahrum bulunan ortağın oy kullanmasına rağmen bu oyun karara etkili olmadığının anlaşılması halinde iptal isteminin reddi gerekmektedir.
Somut olayda, 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin olarak yönetim kurulu ibra edilmiş olup, davalı şirketin 06.05.2004 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliklerine..., Benan Kayserilioğlu ve davacı seçilmiştir. Bunlardan davacı ret oyu kullanmış, Ayhan Paksoy asaleten, Benan Kayserilioğlu ise vekaleten kabul oyu kullanmışlardır. Anılan kişilerin oyları çıkarıldığında, geriye H.Reyhan Paksoy ile Süheyla Paksoy’un kabul oyları kalmaktadır. Bu durumda ibra için gerekli karar nisabı oluşmakta olup, yönetim kurulu üyelerinin oyları sonuca etkili değildir. Mahkemece, bu yön üzerinde durulmadan yönetim kurulu üyesinin vekaleten oy kullanamayacağı kabul edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016544800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz