Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11553 E. 2011/4262 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ariyet sözleşmesi↗ ariyet↗ şekil şartı↗ iyiniyet↗ taşıma sözleşmesi↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı ile arasında bir taşıma sözleşmesi kurulduğunu kanıtlayamadığı, bu nedenle ödemiş bulunduğu ve zararı olduğu bedelleri davalıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacıya ait iki adet TIR karnesinin davalı tarafından usulsüz kullanıldığı ve bu bağlamda davalının yapmış olduğu taşımalar nedeniyle ödeme yapılmak zorunda kalındığı ve TIR karnesinin belli bir süre kullanılamadığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda davacının davalıyla arasındaki taşıma sözleşmesi ilişkisini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın her iki kalem istem yönünden de reddine karar verilmiştir.
Bir davada ileri sürülen maddi olguları nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir (HUMK'nun 76. maddesi). Bir hukuki ilişkinin tarafları, aralarındaki ilişkinin mahiyeti konusunda uyuşamamışlarsa, uyuşmazlık, gerek hukukumuzda gerekse tüm çağdaş hukuk sistemlerinde uygulanan güven kuramı ışığında ele alınmalıdır. Bu kurama göre, irade beyanlarından her birinin objektif anlamına bakılmayacak, bu beyana muhatabın iyiniyetle vereceği anlamın ne olması gerektiği araştırılacaktır (BK'nun 18.maddesi).
Somut olaya gelince; dava dilekçesindeki açıklamalardan ve yargılamadaki beyanlarından davacının açıkca ariyet hukuki ilişkisine dayandığı görülmekte olup, BK'nun 299. maddesi hükmüne göre; ariyet veren bir şeyin bedava kullanılmasını ariyet alana bırakmak, ariyet alan da o şeyi kullandıktan sonra geri vermekle yükümlüdür. Yasa ariyet sözleşmesinin geçerliligi icin şekil şartı da kabul etmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ariyet sözleşmesi hükümleri çerçevesinde ele alınması ve sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17629 E. 2013/23084 K.
Ortak:ariyet sözleşmesi · ariyet · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın «ariyet sözleşmesi» hükümleri çerçevesinde ele alınması ve sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yasa «ariyet sözleşmesinin» geçerliligi icin «şekil şartı» da kabul etmemiştir.
Somut olaya gelince; dava dilekçesindeki açıklamalardan ve yargılamadaki beyanlarından davacının açıkca «ariyet» hukuki ilişkisine dayandığı görülmekte olup, BK'nun 299. maddesi hükmüne göre; ariyet veren bir şeyin bedava kullanılmasını ariyet alana bırakmak, ariyet alan da o şeyi kullandıktan sonra geri vermekle yükümlüdür.
Benzer bu kararda… ahsili talep edilmiş ve mahkemece karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davalı-karşı davacıya ait iş makinesi kullanılmak üzere davacı-karşı davalıya «teslim» edilmiş olup, taraflar arasındaki ilişki 818 sayılı BK’nın 299. vd. maddelerinde düzenlenen «ariyet sözleşmesidir».
Oysa, açılan davanın niteliğine göre davaya konu makine ve malzemelerin bedelinin dava tarihindeki mevcut durumuna göre belirlenmesi ve davalının cevap dilekçesinde kabul ettiği 192.240,61 TL de gözönüne alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Anılan maddede «ariyet» verenin, bir şeyin bedava kullanılmasını ariyet alana bırakmak ve alan da o şeyi kullandıktan sonra geri vermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yıpranma payı · ticari faiz · denetime elverişlilik · uyuşmazlık konusu · kâr payı · avans faizi · ibraz · teslim
Benzer bu kararda… zerine Dairemizce “asıl ve karşı davaya yönelik mahkeme kararının HUMK'nun 388. maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olması nedeniyle «denetime elverişli» olmadığı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece, davacı tarafından davalıya 1998 yılında «teslim» edilen makine ve malzeme bedellerinin 100.632,23 TL olduğu, davalı-karşı davacıya ait LODER’in davacı tarafından kullanılmasından dolayı davalı-karşı davacının 31.730,22 TL alacaklı olduğu, tarafların diğer taleplerinin ispat edilemediği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile 100.632,23 TL’nin 27.03.2004 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalı ...
Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda, davalıya «teslim» edilen makine ve malzeme bedelleri, teslim tarihindeki değeri esas alınarak %50 «yıpranma payı» düşülmek suretiyle hesaplama yapılmıştır.
Somut olayda asıl davaya konu, davacıya ait Sodyum Bikromat Fabrikasına ait makine ve ekipmanların 1998 yılında davalıya «teslim» edildiği, ancak davalı tarafından bedelinin davacıya ödenmediği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
A.Ş’den tahsiline, karşı ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 31.730,22 TL’nin 26.06.2004 tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davacı-karşı davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3157 E. 2021/4856 K.
Ortak:ariyet
İncelediğiniz karardaSomut olaya gelince; dava dilekçesindeki açıklamalardan ve yargılamadaki beyanlarından davacının açıkca «ariyet» hukuki ilişkisine dayandığı görülmekte olup, BK'nun 299. maddesi hükmüne göre; ariyet veren bir şeyin bedava kullanılmasını ariyet alana bırakmak, ariyet alan da o şeyi kullandıktan sonra geri vermekle yükümlüdür.
Yasa «ariyet sözleşmesinin» geçerliligi icin «şekil şartı» da kabul etmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın «ariyet sözleşmesi» hükümleri çerçevesinde ele alınması ve sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, «sözleşmenin feshi» halinde, bayinin, TP tarafından «ariyet» olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen «rayiç bedellerini» ödemeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, sözleşmenin bu maddesinin «delil sözleşmesi» niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «fesih» «ihtarnamesinde», dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle «temerrüde» esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve «protokolün» feshi nedeniyle davalıya «ariyet» olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde «bedelin iadesi» istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde «sözleşmenin feshi» halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen «rayiç bedelin» ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «ihtarnamede» miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece «temerrüt» yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince t …
3-Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemece bilirkişi tarafından tespit edilen «ariyet» bedeline hükmedilmesi gerekirken, davacının ne şekilde tespit ettiği bilinmeyen ariyet bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil sözleşmesi · akaryakıt bayilik sözleşmesi · rayiç bedel · bedel iadesi · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · fesih · protokol
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve «protokolün» feshi nedeniyle davalıya «ariyet» olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde «bedelin iadesi» istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde «sözleşmenin feshi» halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen «rayiç bedelin» ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «ihtarnamede» miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece «temerrüt» yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince t …
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, «sözleşmenin feshi» halinde, bayinin, TP tarafından «ariyet» olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen «rayiç bedellerini» ödemeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, sözleşmenin bu maddesinin «delil sözleşmesi» niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «fesih» «ihtarnamesinde», dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle «temerrüde» esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3775 E. 2021/2265 K.
Ortak:ariyet sözleşmesi · ariyet · Alacak
İncelediğiniz karardaYasa «ariyet sözleşmesinin» geçerliligi icin «şekil şartı» da kabul etmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın «ariyet sözleşmesi» hükümleri çerçevesinde ele alınması ve sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Somut olaya gelince; dava dilekçesindeki açıklamalardan ve yargılamadaki beyanlarından davacının açıkca «ariyet» hukuki ilişkisine dayandığı görülmekte olup, BK'nun 299. maddesi hükmüne göre; ariyet veren bir şeyin bedava kullanılmasını ariyet alana bırakmak, ariyet alan da o şeyi kullandıktan sonra geri vermekle yükümlüdür.
Benzer bu karardaMahkemece «ariyet sözleşmesinin» eki «teslim» tesellüm tutanağının «ibrazının» sağlanarak dava konusu faturaların teslim edilen ariyet malzeme ve teçhizata ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter incelemesi · husumet itirazı · ikrar · tüzel kişilik · ticari defter · avans faizi · ibraz · teslim
Benzer bu karardaBelediyesi’ne devredildiğinden davalı tarafın «husumet itirazının» reddine, davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 67.544,93 TL'nin dava tarihinden işleyecek «avans faizi» ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece «ariyet sözleşmesinin» eki «teslim» tesellüm tutanağının «ibrazının» sağlanarak dava konusu faturaların teslim edilen ariyet malzeme ve teçhizata ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca davacının «ticari defterleri incelenmiş» olup davalının kayıtlarının da incelenmesi gerekir.
Belediyesi’nin 06.07.2018 tarihli cevabi yazısı kapsamında Kayapa Belediyesi’nin «tüzel kişiliğinin» sona erdiği ve ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11553 E. , 2011/4262 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.06.2009 tarih ve 2004/424 - 2009/233 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.04.2011 gününde davacı avukatı ....gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline ait iki adet TIR karnesini karşılıksız kullanarak iki adet yükü adına kayıtlı araçlarla gümrük belgeleri de düzenleyerek göndermesine karşın yüklerin belirtilen adrese değil de Kazakistan'a indirildiğini, Kazakistan makamlarının gümrük talebinde bulunduğunu, talep edilen tutarın da TIR karnesi ulusal sigortası tarafından ödendiğini, TIR karnelerinin müvekkiline ait olması nedeniyle ödeme taahhüdünde bulunuldu- ğunu, ihbar edilmesine rağmen davalı tarafından sözkonusu meblağın ödenmediğini, dava konusu taşımalar nedeniyle müvekkilinin 52.239,50 İsviçre Frangı ödemek zorunda kaldığını, ayrıca TIR karnelerini bu süreçte kullanamaması nedeniyle 20.000 USD zarara uğradığını ileri sürerek, bu meblağların davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait araçlarla iddia edilen biçimde bir taşıma yapılmadığını, sözkonusu taşımalarla ilgili olarak davalı hesaplarına intikal etmiş taşıma ücretinin de bulunmadığını, müvekkili şirket araçlarının tümünün C2 yetki belgesinin olduğunu, yapılan taşımalarda kendilerine ait TIR karnelerini kullandıklarını, davacının TIR karnesi ile gümrükten geçiş yapılamayacağını savunarak, davanın zamanaşımı, husumet ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı ile arasında bir taşıma sözleşmesi kurulduğunu kanıtlayamadığı, bu nedenle ödemiş bulunduğu ve zararı olduğu bedelleri davalıdan isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacıya ait iki adet TIR karnesinin davalı tarafından usulsüz kullanıldığı ve bu bağlamda davalının yapmış olduğu taşımalar nedeniyle ödeme yapılmak zorunda kalındığı ve TIR karnesinin belli bir süre kullanılamadığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda davacının davalıyla arasındaki taşıma sözleşmesi ilişkisini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın her iki kalem istem yönünden de reddine karar verilmiştir.
Bir davada ileri sürülen maddi olguları nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir (HUMK'nun 76. maddesi). Bir hukuki ilişkinin tarafları, aralarındaki ilişkinin mahiyeti konusunda uyuşamamışlarsa, uyuşmazlık, gerek hukukumuzda gerekse tüm çağdaş hukuk sistemlerinde uygulanan güven kuramı ışığında ele alınmalıdır. Bu kurama göre, irade beyanlarından her birinin objektif anlamına bakılmayacak, bu beyana muhatabın iyiniyetle vereceği anlamın ne olması gerektiği araştırılacaktır (BK'nun 18.maddesi).
Somut olaya gelince; dava dilekçesindeki açıklamalardan ve yargılamadaki beyanlarından davacının açıkca ariyet hukuki ilişkisine dayandığı görülmekte olup, BK'nun 299. maddesi hükmüne göre; ariyet veren bir şeyin bedava kullanılmasını ariyet alana bırakmak, ariyet alan da o şeyi kullandıktan sonra geri vermekle yükümlüdür. Yasa ariyet sözleşmesinin geçerliligi icin şekil şartı da kabul etmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ariyet sözleşmesi hükümleri çerçevesinde ele alınması ve sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.4.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020910000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz