Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4417 E. 2014/11233 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 309↗ toplantı ve karar nisabı↗ karar nisabı↗ pay devri↗ rekabet yasağı↗ davadan feragat↗ ibra↗ oy yasağı↗ olumsuz oy↗ anonim şirket↗ feragat↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ dahili dava↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 17/05/2011 tarihli genel kurula katıldığı, denetçi seçimine olumlu oy kullandığı, diğer kararlara olumsuz oy kullanarak muhalefet ettiği, genel kurul toplantısının çağrı, toplantı ve karar nisabına uyulması yönlerinden usulüne uygun gerçekleştirildiği, fakat genel kurul toplantısından önce ortaklardan K.. S.. T..'in 100 adet hisseyi önceden ortak olmayan K.. G.. isimli şahsa devrederek devre onay verdiği, ana sözleşmeye göre şirket hisselerinin nama yazılı olduğu, bu nedenle pay devredilmeden önce diğer ortaklara teklif edilmesinin gerektiği, bu yönüyle pay devrinin açıkça yasaya aykırı olduğu, buna rağmen
K.. G..'in genel kurul toplantısına katılarak yönetici seçildiği, yapılan toplantıda bilançonun görüşülmesinin ertelendiği ve eski yönetim kurulu açıkça veya zımnen ibra edilmediği halde yeni yönetim kurulu üyelerinin ve denetçinin seçildiği, alınan kararların K.. G..'in oy kullanması nedeniyle geçersiz olduğu, yine yöneticilerin şirketin faaliyet sahasında çalışabilmelerine izin veren 7 no'lu kararın da TTK.'nında düzenlenen yöneticilerin şirketle rekabet yasağına ilişkin hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 17/05/2011 tarihli genel kurulunda alınan yönetim kurulu ve denetçi seçimine ilişkin 5 no'lu ve TTK.'nın 334, 335 maddelerine göre yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin 7 no'lu kararlarının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı anonim şirketin 17/05/2011 tarihli genel kurulunda alınan 5 ve 7 no'lu kararların iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekili tarafından sunulan 10.06.2014 tarihli dilekçe ile işbu davada verilen karardan sonra 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de dahil olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde, davacı tarafın işbu davadan feragat etmeyi taahhüt ettiği, 31.12.2013 tarihli yönetim kurulu toplantısında da davacının müvekkili şirketteki hisselerini devrettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Feragat, karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK.’nın 309-311. maddeleri uyarınca, kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve karşı tarafın kabulüne de bağlı değildir. Yine davadan feragat, karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür. Ancak mahkeme davadan el çektiğinden, karar ortada durduğu müddetçe, davayı yeniden ele alıp feragat nedeniyle bir karar veremez (11.04.1940 gün ve 70 sayılı İBK, 21.11.1981 gün 1981/2-551 sayılı HGK kararı). Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce davadan feragat ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir. Dolayısıyla öncelikle mahkemece verilen karar Yargıtay'ca bozulmalı, ardından da mahkemece davadan feragat hakkında bir karar verilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta da mahkemece davalı vekilince sunulan sözleşmelerin değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilebilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4381 E. 2014/11234 K.
Ortak:davadan feragat · anonim şirket · feragat · taahhütname · dahili dava · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaDavalı vekili tarafından sunulan 10.06.2014 tarihli dilekçe ile işbu davada verilen karardan sonra 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde, davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği, 31.12.2013 tarihli «yönetim kurulu» toplantısında da davacının müvekkili şirketteki hisselerini devrettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Benzer bu karardaT..'e devrettiği, işbu davada verilen karardan sonra da 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olağanüstü genel kurul · hisse devir sözleşmesi · yargılama gideri · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, her ne kadar dava tarihi itibari ile davalı şirketin 2011 yılı «olağan genel kurulu» toplantısı henüz yapılmamış ve davacının davasında haklı olduğu anlaşılmış ise de, dava tarihinden sonra davalı şirketin olağan genel kurulu toplantısının 30/05/2012 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla davanın konusunun kalmadığı, davalı şirketin kendi haksız hareketiyle davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden, «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulduğu gerekçesiyle konusu kalmayan davanın esası hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından Dairemizce yapılan duruşma sırasında sunulan 10.06.2014 tarihli dilekçe ile taraflar arasındaki 24.04.2012 tarihli «hisse devir sözleşmesine» istinaden davacının müvekkili şirketteki hisselerini diğer ortak K..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9744 E. 2012/13041 K.
Ortak:davadan feragat · feragat · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaDavalı vekili tarafından sunulan 10.06.2014 tarihli dilekçe ile işbu davada verilen karardan sonra 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde, davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği, 31.12.2013 tarihli «yönetim kurulu» toplantısında da davacının müvekkili şirketteki hisselerini devrettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Benzer bu kararda1-Davacılar vekili, karar tarihinden sonra «davadan feragat» etmiş olup, dosyaya «ibraz» edilen vekaletnameler kapsamından davacılar vekilinin feragat «yetkisinin» olduğu anlaşılmaktadır.Feragat, HMK’nun 307 nci maddesi uyarınca davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup, aynı Kanun'un 309/2 nci maddesi hükmü uyarınca, «maddi anlamda kesin» hüküm gibi sonuçlarını doğurur, Karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne de bağlı bulunmamaktadır.
Davadan «feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.Mahkeme davadan el çektiğinden,karar ortada durduğu müddetçe, davayı yeniden ele alıp, feragat nedeniyle bir karar veremez (11.04.1940 gün ve 70 sayılı İBK, 21.11.1981 gün 1981/2-551 sayılı HGK kararı).Bu itibarla,«davadan feragat» nedeniyle mahkemece bir karar verilmesi gerektiğinden,bunun sağlanabilmesi için hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi anlamda kesin hüküm · yetkisizlik kararı · ibraz
Benzer bu kararda1-Davacılar vekili, karar tarihinden sonra «davadan feragat» etmiş olup, dosyaya «ibraz» edilen vekaletnameler kapsamından davacılar vekilinin feragat «yetkisinin» olduğu anlaşılmaktadır.Feragat, HMK’nun 307 nci maddesi uyarınca davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup, aynı Kanun'un 309/2 nci maddesi hükmü uyarınca, «maddi anlamda kesin» hüküm gibi sonuçlarını doğurur, Karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne de bağlı bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7099 E. 2012/8997 K.
Ortak:davadan feragat · feragat
İncelediğiniz karardaDavalı vekili tarafından sunulan 10.06.2014 tarihli dilekçe ile işbu davada verilen karardan sonra 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde, davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği, 31.12.2013 tarihli «yönetim kurulu» toplantısında da davacının müvekkili şirketteki hisselerini devrettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Benzer bu karardaMahkemece yukarda tarih ve numarası verilen karar ile davanın kabulüne, davalı şirkete «özel denetçi» atanmasına karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla birlikte, bu aşamada 14.5.2012 «havale» tarihli müşterek imzalı dilekçe ile davacılar vekili Av.....ile davalı vekili Av. ....’nun karşılıklı olarak «davadan feragat» ettiklerini ve birbirlerinden «vekalet ücreti» ve «yargılama gideri» talep etmediklerini beyan ettikleri gözlenmiş olmakla, dosya re’sen ele alındı, gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup «davadan feragat» hüküm kesinleşinceye kadar mümkündür.
Dosyada mevcut vekaletname ve «yetki belgelerinin» incelenmesi sonucunda, HMK’nun 74. maddesine uygun şekilde, davacı vekilinin «davadan feragate» yetkili olduğu anlaşılmış olup davadan feragat beyanı HMK’nun 307 vd. maddeleri uyarınca sonuç doğurucu niteliktedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel denetçi · yetki belgesi · yargılama gideri · havale · yetki · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece yukarda tarih ve numarası verilen karar ile davanın kabulüne, davalı şirkete «özel denetçi» atanmasına karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla birlikte, bu aşamada 14.5.2012 «havale» tarihli müşterek imzalı dilekçe ile davacılar vekili Av.....ile davalı vekili Av. ....’nun karşılıklı olarak «davadan feragat» ettiklerini ve birbirlerinden «vekalet ücreti» ve «yargılama gideri» talep etmediklerini beyan ettikleri gözlenmiş olmakla, dosya re’sen ele alındı, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyada mevcut vekaletname ve «yetki belgelerinin» incelenmesi sonucunda, HMK’nun 74. maddesine uygun şekilde, davacı vekilinin «davadan feragate» yetkili olduğu anlaşılmış olup davadan feragat beyanı HMK’nun 307 vd. maddeleri uyarınca sonuç doğurucu niteliktedir.
Dava «özel denetçi» atanması istemine ilişkindir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9347 E. 2010/1967 K.
Ortak:davadan feragat · feragat · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaDavalı vekili tarafından sunulan 10.06.2014 tarihli dilekçe ile işbu davada verilen karardan sonra 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde, davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği, 31.12.2013 tarihli «yönetim kurulu» toplantısında da davacının müvekkili şirketteki hisselerini devrettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Benzer bu kararda1-Davalı vekili, kararı süresinde temyiz ettikten sonra, davacı asil ile vekili «davadan feragat» etmiştir.Feragat, HUMK’nun 95/1 nci madde hükmü uyarınca, «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur ve karşı tarafın kabulüne de bağlı bulunmamaktadır.
Davadan «feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.Mahkeme davadan el çektiğinden,karar ortada durduğu müddetçe, davayı yeniden ele alıp, feragat nedeniyle bir karar veremez (11.04.1940 gün ve 70 sayılı İBK, 21.11.1981 gün 1981/2-551 sayılı HGK kararı).Bu itibarla,«davadan feragat» nedeniyle mahkemece bir karar verilmesi gerektiğinden,bunun sağlanabilmesi için hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8731 E. 2011/657 K.
Ortak:davadan feragat · feragat
İncelediğiniz karardaDavalı vekili tarafından sunulan 10.06.2014 tarihli dilekçe ile işbu davada verilen karardan sonra 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde, davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği, 31.12.2013 tarihli «yönetim kurulu» toplantısında da davacının müvekkili şirketteki hisselerini devrettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Benzer bu kararda… vanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya Dairemize gönderilmiş olup, bu aşamada davalı vekilinin 24.12.2010 «havale» tarihli dilekçesi ile temyiz talebinden «feragat» ettiği, davacı vekilinin de yine 24.12.2010 havale tarihli dilekçesi «davadan feragat» ettiği, davacı ve davalı vekillerinin davadan ve temyizden «feragat yetkilerinin» bulunduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup, temyiz aşamasında sunulan «davadan feragat» dilekçesi HUMK.
Bu nedenle Yargıtay İBK.'nun 11.04.1940 tarih ve 70 sayılı ve HGK.'nun 21.11.1981 tarih ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca, öncelikle «davadan feragate» ilişkin bir hüküm verilmesi için yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragat yetkisi · nakliyat sigortası · sigorta sözleşmesi · havale
Benzer bu karardaDava CMR «nakliyat sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
… vanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya Dairemize gönderilmiş olup, bu aşamada davalı vekilinin 24.12.2010 «havale» tarihli dilekçesi ile temyiz talebinden «feragat» ettiği, davacı vekilinin de yine 24.12.2010 havale tarihli dilekçesi «davadan feragat» ettiği, davacı ve davalı vekillerinin davadan ve temyizden «feragat yetkilerinin» bulunduğu anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3069 E. 2019/4440 K.
Ortak:davadan feragat · feragat · geçersizlik · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaDavalı vekili tarafından sunulan 10.06.2014 tarihli dilekçe ile işbu davada verilen karardan sonra 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde, davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği, 31.12.2013 tarihli «yönetim kurulu» toplantısında da davacının müvekkili şirketteki hisselerini devrettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Benzer bu kararda2- Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup «davadan feragat» hüküm kesinleşinceye değin yapılabilir ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur.
Davacı ... karardan sonra yerel mahkemeye sunduğu 09.10.2018 «havale» tarihli dilekçesi ile dosyadan «feragat» ettiğini bildirmiş olup davacının bu beyanının HMK’nin 307 vd. maddeleri uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmış, Yargıtay İBK’nun 11.4.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK’nun 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca, öncelikle «davadan feragate» ilişkin bir hüküm verilmesini teminen yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, davacıların toplantıda «muhalefet şerhi» koymalarının engellenmesi nedeniyle «genel kurul kararlarının iptali davası» açabilecekleri, toplantıda bakanlık yetkilisinin bulunmamasının «geçersizlik» «sebebi» olmadığı, dava konusu toplantıda sermaye arttırımına ilişkin bir karar alınmadığı, davacıların muhalefet şerhi koyamamış olmalarının tek başına genel kurul kararlarının iptalini gerektirmediği, alınan kararların ana sözleşmeye, kanuna ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine, davacı ... hakkındaki dava takip edilmediğinden bu davacı hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:muhalefet şerhi · iyiniyet kuralı · genel kurul kararının iptali · iyiniyet · davanın açılmamış sayılması · cy/cy şerhi · açılmamış sayılma · iptal davası
Benzer bu karardaMahkemece, davacıların toplantıda «muhalefet şerhi» koymalarının engellenmesi nedeniyle «genel kurul kararlarının iptali davası» açabilecekleri, toplantıda bakanlık yetkilisinin bulunmamasının «geçersizlik» «sebebi» olmadığı, dava konusu toplantıda sermaye arttırımına ilişkin bir karar alınmadığı, davacıların muhalefet şerhi koyamamış olmalarının tek başına genel kurul kararlarının iptalini gerektirmediği, alınan kararların ana sözleşmeye, kanuna ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine, davacı ... hakkındaki dava takip edilmediğinden bu davacı hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/305 E. 2014/8218 K.
Ortak:davadan feragat · feragat · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaDavalı vekili tarafından sunulan 10.06.2014 tarihli dilekçe ile işbu davada verilen karardan sonra 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde, davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği, 31.12.2013 tarihli «yönetim kurulu» toplantısında da davacının müvekkili şirketteki hisselerini devrettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Benzer bu karardaMahkemece karar verilmesinden sonra davacılar ... ve ... tarafından «davadan feragat» edildiği hakkında dilekçe sunulmuş, davalılar ... ve ... vekilince vaki «feragat nedeniyle davanın reddine» karar verilmesi istenmiş, mahkemece 03.01.2012 tarihinde anılan talebin reddine karar verilmiş.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:feragat nedeniyle davanın reddi · alacağın temliki · iyiniyet · temlik · yetki · ibraz
Benzer bu kararda2- Davacı ... «alacağını temlik» alan ... vekilinin, yerel mahkemenin 22.11.2011 tarihli kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; her ne kadar mahkemece asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne ilişkin tesis edilen hüküm, davacı ... alacağını temlik alan ... vekili tarafından temyiz edilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere davacılar ... ve ... tarafından temyiz aşamasında sunulan dilekçeler ile «davadan feragat» edildiği bildirildiğinden ve HMK’nın 309-311. maddeleri uyarınca feragat hakkında, temyiz aşamasında dahi karar verme «yetki» ve görevi yerel mahkemesine ait olduğundan, mahkemece davacıların davadan feragati hakkında bir karar verilebilmesi için hükmün bozulması gereklidir.
Kararı, davacı ... «alacağını temlik» alan ... vekili temyiz etmiştir.
Ancak somut uyuşmazlıkta «alacağını temlik» etmeyen davacı ... hakkındaki durum yukarıda açıklanan şekilde iken, davacı ... ile ... arasında noterden düzenlenen 27.03.2007 tarihli temlikname ile davacı ...'i …
O halde somut uyuşmazlıkta mahkemece, ...'in hangi davada «alacağı temlik» aldığının açıklığa kavuşturulması gerektiği gibi, davacı ... yönünden vaki «feragatin» yanında ...'in anılan temliğinin de ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/4417 E. , 2014/11233 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANTALYA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 19/12/2012
NUMARASI 2012/135-2012/120
Taraflar arasında görülen davada Antalya 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/12/2012 tarih ve 2012/135-2012/120 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.06.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. M.. Ö.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin eşi ile birlikte davalı şirketin %32,85 oranında hissedarı olduğunu, yönetim kurulu üyeliğini 17/05/2011 tarihine kadar kesintisiz sürdürdüğünü, şirketin gerçekte iki taraflı bir aile şirketi olarak kurulduğunu, çoğunluğu elinde bulunduran T.. ailesinin 17/05/2011 tarihinde yapılan 2010 yılı genel kurulunda müvekkili ve diğer ortak olan eşi aleyhine kötü niyetli kararlar aldıklarını, şirketi ele geçirme amacında olduklarını, üç kişiden oluşan yönetim kurulunun eksiğini tamamlamak üzere genel kuruldan önce K.. G.. isimli kişiye pay satılarak toplantıda yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, oysa şirket paylarının nama yazılı olduğunu, şirket ana sözleşmesinin 8. maddesine göre pay devrinin geçersiz bulunduğunu, devrin iptali için Antalya 3.
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/1065 E. sayılı dosyasında dava açıldığını, üç kişilik yönetim kurullarında toplantı yeter sayısının yarıdan bir fazla yani üç olduğunu, bu nedenle K.. G..'in katılımıyla alınan tüm kararların yok hükmünde bulunduğunu, bu kararların iptali için de Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/321 E. sayılı dosyasında dava açtıklarını, 17/05/2011 tarihli genel kurulda alınan 7 numaralı kararda yeni seçilen yönetim kurulu üyelerinin şirketle rekabetini sınırlandıran engellerin ortadan kaldırıldığını, yöneticilerin kendi menfaatlerini ilgilendiren hususta oy kullandıklarını, eski yönetim kurulunun 3 yıllık görev süresinin henüz dolmadığını, bu nedenle yapılan yönetim kurulu seçimi ile ilgili 5.
maddenin de iptalinin gerektiğini, genel kurulda müvekkili tarafından bilançonun tasdikine dair görüşmenin TTK.'nın 377. maddesi gereğince ertelenmesinin talep edildiği ve gündemin ertelendiği halde denetçi seçiminin yapıldığını, TTK.'nın 347/son madde uyarınca bilançonun tasdiki ve ibrası gerçekleştirilmeden denetçi seçilemeyeceğini ileri sürerek, davalı şirketin 17/05/2011 tarihli genel kurulunda alınan 5 ve 7 nolu kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 17/05/2011 tarihli genel kurula katıldığı, denetçi seçimine olumlu oy kullandığı, diğer kararlara olumsuz oy kullanarak muhalefet ettiği, genel kurul toplantısının çağrı, toplantı ve karar nisabına uyulması yönlerinden usulüne uygun gerçekleştirildiği, fakat genel kurul toplantısından önce ortaklardan K.. S.. T..'in 100 adet hisseyi önceden ortak olmayan K.. G.. isimli şahsa devrederek devre onay verdiği, ana sözleşmeye göre şirket hisselerinin nama yazılı olduğu, bu nedenle pay devredilmeden önce diğer ortaklara teklif edilmesinin gerektiği, bu yönüyle pay devrinin açıkça yasaya aykırı olduğu, buna rağmen
K.. G..'in genel kurul toplantısına katılarak yönetici seçildiği, yapılan toplantıda bilançonun görüşülmesinin ertelendiği ve eski yönetim kurulu açıkça veya zımnen ibra edilmediği halde yeni yönetim kurulu üyelerinin ve denetçinin seçildiği, alınan kararların K.. G..'in oy kullanması nedeniyle geçersiz olduğu, yine yöneticilerin şirketin faaliyet sahasında çalışabilmelerine izin veren 7 no'lu kararın da TTK.'nında düzenlenen yöneticilerin şirketle rekabet yasağına ilişkin hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 17/05/2011 tarihli genel kurulunda alınan yönetim kurulu ve denetçi seçimine ilişkin 5 no'lu ve TTK.'nın 334, 335 maddelerine göre yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin 7 no'lu kararlarının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı anonim şirketin 17/05/2011 tarihli genel kurulunda alınan 5 ve 7 no'lu kararların iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekili tarafından sunulan 10.06.2014 tarihli dilekçe ile işbu davada verilen karardan sonra 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de dahil olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde, davacı tarafın işbu davadan feragat etmeyi taahhüt ettiği, 31.12.2013 tarihli yönetim kurulu toplantısında da davacının müvekkili şirketteki hisselerini devrettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Feragat, karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK.’nın 309-311. maddeleri uyarınca, kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve karşı tarafın kabulüne de bağlı değildir. Yine davadan feragat, karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür. Ancak mahkeme davadan el çektiğinden, karar ortada durduğu müddetçe, davayı yeniden ele alıp feragat nedeniyle bir karar veremez (11.04.1940 gün ve 70 sayılı İBK, 21.11.1981 gün 1981/2-551 sayılı HGK kararı). Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce davadan feragat ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir. Dolayısıyla öncelikle mahkemece verilen karar Yargıtay'ca bozulmalı, ardından da mahkemece davadan feragat hakkında bir karar verilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta da mahkemece davalı vekilince sunulan sözleşmelerin değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilebilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102087000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz