Hmk 309
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4381 E. 2014/11234 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 309↗ olağanüstü genel kurul↗ davadan feragat↗ hisse devir sözleşmesi↗ anonim şirket↗ feragat↗ yargılama gideri↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ taahhütname↗ dahili dava↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, her ne kadar dava tarihi itibari ile davalı şirketin 2011 yılı olağan genel kurulu toplantısı henüz yapılmamış ve davacının davasında haklı olduğu anlaşılmış ise de, dava tarihinden sonra davalı şirketin olağan genel kurulu toplantısının 30/05/2012 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla davanın konusunun kalmadığı, davalı şirketin kendi haksız hareketiyle davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulduğu gerekçesiyle konusu kalmayan davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı anonim şirketin genel kurulunu toplantıya çağırmak üzere mahkemece izin verilmesi istemine ilişkindir.
Davalı vekili tarafından Dairemizce yapılan duruşma sırasında sunulan 10.06.2014 tarihli dilekçe ile taraflar arasındaki 24.04.2012 tarihli hisse devir sözleşmesine istinaden davacının müvekkili şirketteki hisselerini diğer ortak K.. S.. T..'e devrettiği, işbu davada verilen karardan sonra da 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de dahil olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde davacı tarafın işbu davadan feragat etmeyi taahhüt ettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Feragat, karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nın 309-311. maddeleri uyarınca, kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve karşı tarafın kabulüne de bağlı değildir. Yine davadan feragat, karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür. Ancak mahkeme davadan el çektiğinden, karar ortada durduğu müddetçe, davayı yeniden ele alıp feragat nedeniyle bir karar veremez (11.04.1940 gün ve 70 sayılı İBK, 21.11.1981 gün 1981/2-551 sayılı HGK kararı). Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce davadan feragat ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir. Dolayısıyla öncelikle mahkemece verilen karar Yargıtay'ca bozulmalı, ardından da mahkemece davadan feragat hakkında bir karar verilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta da mahkemece davalı vekilince sunulan sözleşmelerin değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilebilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9744 E. 2012/13041 K.
Ortak:davadan feragat · feragat · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaT..'e devrettiği, işbu davada verilen karardan sonra da 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Benzer bu kararda1-Davacılar vekili, karar tarihinden sonra «davadan feragat» etmiş olup, dosyaya «ibraz» edilen vekaletnameler kapsamından davacılar vekilinin feragat «yetkisinin» olduğu anlaşılmaktadır.Feragat, HMK’nun 307 nci maddesi uyarınca davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup, aynı Kanun'un 309/2 nci maddesi hükmü uyarınca, «maddi anlamda kesin» hüküm gibi sonuçlarını doğurur, Karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne de bağlı bulunmamaktadır.
Davadan «feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.Mahkeme davadan el çektiğinden,karar ortada durduğu müddetçe, davayı yeniden ele alıp, feragat nedeniyle bir karar veremez (11.04.1940 gün ve 70 sayılı İBK, 21.11.1981 gün 1981/2-551 sayılı HGK kararı).Bu itibarla,«davadan feragat» nedeniyle mahkemece bir karar verilmesi gerektiğinden,bunun sağlanabilmesi için hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi anlamda kesin hüküm · yetkisizlik kararı · ibraz
Benzer bu kararda1-Davacılar vekili, karar tarihinden sonra «davadan feragat» etmiş olup, dosyaya «ibraz» edilen vekaletnameler kapsamından davacılar vekilinin feragat «yetkisinin» olduğu anlaşılmaktadır.Feragat, HMK’nun 307 nci maddesi uyarınca davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup, aynı Kanun'un 309/2 nci maddesi hükmü uyarınca, «maddi anlamda kesin» hüküm gibi sonuçlarını doğurur, Karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne de bağlı bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9347 E. 2010/1967 K.
Ortak:davadan feragat · feragat · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaT..'e devrettiği, işbu davada verilen karardan sonra da 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Benzer bu kararda1-Davalı vekili, kararı süresinde temyiz ettikten sonra, davacı asil ile vekili «davadan feragat» etmiştir.Feragat, HUMK’nun 95/1 nci madde hükmü uyarınca, «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur ve karşı tarafın kabulüne de bağlı bulunmamaktadır.
Davadan «feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.Mahkeme davadan el çektiğinden,karar ortada durduğu müddetçe, davayı yeniden ele alıp, feragat nedeniyle bir karar veremez (11.04.1940 gün ve 70 sayılı İBK, 21.11.1981 gün 1981/2-551 sayılı HGK kararı).Bu itibarla,«davadan feragat» nedeniyle mahkemece bir karar verilmesi gerektiğinden,bunun sağlanabilmesi için hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/305 E. 2014/8218 K.
Ortak:davadan feragat · feragat · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaT..'e devrettiği, işbu davada verilen karardan sonra da 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Benzer bu karardaMahkemece karar verilmesinden sonra davacılar ... ve ... tarafından «davadan feragat» edildiği hakkında dilekçe sunulmuş, davalılar ... ve ... vekilince vaki «feragat nedeniyle davanın reddine» karar verilmesi istenmiş, mahkemece 03.01.2012 tarihinde anılan talebin reddine karar verilmiş.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:feragat nedeniyle davanın reddi · alacağın temliki · iyiniyet · temlik · yetki · ibraz
Benzer bu kararda2- Davacı ... «alacağını temlik» alan ... vekilinin, yerel mahkemenin 22.11.2011 tarihli kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; her ne kadar mahkemece asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne ilişkin tesis edilen hüküm, davacı ... alacağını temlik alan ... vekili tarafından temyiz edilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere davacılar ... ve ... tarafından temyiz aşamasında sunulan dilekçeler ile «davadan feragat» edildiği bildirildiğinden ve HMK’nın 309-311. maddeleri uyarınca feragat hakkında, temyiz aşamasında dahi karar verme «yetki» ve görevi yerel mahkemesine ait olduğundan, mahkemece davacıların davadan feragati hakkında bir karar verilebilmesi için hükmün bozulması gereklidir.
Kararı, davacı ... «alacağını temlik» alan ... vekili temyiz etmiştir.
Ancak somut uyuşmazlıkta «alacağını temlik» etmeyen davacı ... hakkındaki durum yukarıda açıklanan şekilde iken, davacı ... ile ... arasında noterden düzenlenen 27.03.2007 tarihli temlikname ile davacı ...'i …
O halde somut uyuşmazlıkta mahkemece, ...'in hangi davada «alacağı temlik» aldığının açıklığa kavuşturulması gerektiği gibi, davacı ... yönünden vaki «feragatin» yanında ...'in anılan temliğinin de ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6136 E. 2010/2033 K.
Ortak:davadan feragat · feragat · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaT..'e devrettiği, işbu davada verilen karardan sonra da 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Benzer bu kararda… gereği konuşulup düşünüldü: 1- Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili, kararı süresinde temyiz ettikten sonra asıl davada davacı vekili ise karardan sonra «davadan feragat» etmiştir.
Bu itibarla, «davadan feragat» nedeniyle mahkemece bir karar verilmesi gerektiğinden, bunun sağlanabilmesi için hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Feragat, HUMK’nun 95/1 nci madde hükmü uyarınca, «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur ve karşı tarafın kabulüne de bağlı bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4417 E. 2014/11233 K.
Ortak:davadan feragat · anonim şirket · feragat · taahhütname · dahili dava · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaT..'e devrettiği, işbu davada verilen karardan sonra da 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Benzer bu karardaDavalı vekili tarafından sunulan 10.06.2014 tarihli dilekçe ile işbu davada verilen karardan sonra 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde, davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği, 31.12.2013 tarihli «yönetim kurulu» toplantısında da davacının müvekkili şirketteki hisselerini devrettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar nisabı · pay devri · rekabet yasağı · ibra · oy yasağı · olumsuz oy · geçersizlik · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaG..'in oy kullanması nedeniyle «geçersiz» olduğu, yine yöneticilerin şirketin faaliyet sahasında çalışabilmelerine izin veren 7 no'lu kararın da TTK.'nında düzenlenen yöneticilerin şirketle «rekabet yasağına» ilişkin hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 17/05/2011 tarihli genel kurulunda alınan «yönetim kurulu» ve denetçi seçimine ilişkin 5 no'lu ve TTK.'nın 334, 335 maddelerine göre yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin 7 no'lu kararlarının iptaline karar ver …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 17/05/2011 tarihli genel kurula katıldığı, denetçi seçimine olumlu oy kullandığı, diğer kararlara «olumsuz» oy kullanarak muhalefet ettiği, genel kurul toplantısının çağrı, toplantı ve karar «nisabına» uyulması yönlerinden usulüne uygun gerçekleştirildiği, fakat genel kurul toplantısından önce ortaklardan K..
G..'in genel kurul toplantısına katılarak yönetici seçildiği, yapılan toplantıda bilançonun görüşülmesinin ertelendiği ve eski «yönetim kurulu» açıkça veya zımnen «ibra» edilmediği halde yeni yönetim kurulu üyelerinin ve denetçinin seçildiği, alınan kararların K..
G.. isimli şahsa devrederek devre onay verdiği, ana sözleşmeye göre şirket hisselerinin nama yazılı olduğu, bu nedenle pay devredilmeden önce diğer ortaklara teklif edilmesinin gerektiği, bu yönüyle «pay devrinin» açıkça yasaya aykırı olduğu, buna rağmen K..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3214 E. 2010/379 K.
Ortak:davadan feragat · feragat · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaT..'e devrettiği, işbu davada verilen karardan sonra da 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Benzer bu kararda"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.12.2008 gün ve 2008/617 - 2008/688 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: 1-Davacı asil, davalı vekilinin kararı süresinde temyiz etmesinden sonra «davadan feragat» etmiştir.
Bu itibarla, «davadan feragat» nedeniyle mahkemece bir karar verilmesi gerektiğinden, bunun sağlanabilmesi için hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Feragat, HUMK'nun 95/1.maddesi hükmü uyarınca, «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur ve karşı tarafın kabulüne de bağlı bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1755 E. 2014/8131 K.
Ortak:davadan feragat · feragat
İncelediğiniz karardaT..'e devrettiği, işbu davada verilen karardan sonra da 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Benzer bu karardaMahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin temyiz itirazı üzerine Dairemize gönderilmesinin ardından davacı vekili «davadan feragat» ettiğini bildirmiştir.
Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup, «davadan feragat» hüküm kesinleşinceye kadar mümkündür.
Davacı vekilinin «davadan feragate» ilişkin beyanının, vekaletnamesinde HMK’nın 74. maddesine uygun şekilde yetkisi bulunması nedeniyle HMK’nın 307 vd. maddeleri uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmış, Yargıtay İBK’nın 11.4.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK’nın 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca, davadan feragate ilişkin bir hüküm verilmesini teminen yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4260 E. 2010/676 K.
Ortak:davadan feragat · feragat · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaT..'e devrettiği, işbu davada verilen karardan sonra da 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de «dahil» olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde davacı tarafın işbu «davadan feragat» etmeyi «taahhüt» ettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Yine «davadan feragat», karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce «davadan feragat» ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
Benzer bu kararda"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31.12.2008 gün ve 2008/613-2008/801 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: 1-Davacı asil, davalı vekilinin kararı süresinde temyiz etmesinden sonra «davadan feragat» etmiştir.
Mahkeme davadan el çektiğinden, karar ortada durduğu müddetçe, davayı yeniden ele alıp, «feragat» nedeniyle bir karar veremez. (11.04.1940 gün ve 70 sayılı İBK, 21.11.1981 gün 1981/2-551 sayılı HGK kararı) Bu itibarla, «davadan feragat» nedeniyle mahkemce bir karar verilmesi gerektiğinden, bunun sağlanabilmesi için hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Feragat, HUMK'nun 95/1 nci madde hükmü uyarınca «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur ve karşı tarafın kabulüne de bağlı bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/4381 E. , 2014/11234 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANTALYA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 28/09/2012
NUMARASI 2012/246-2012/32
Taraflar arasında görülen davada Antalya 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/09/2012 tarih ve 2012/246-2012/32 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/06/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı […]. Üretim vekili Av. M.... Me.. Ö.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %19 oranında pay sahibi olduğunu, şirketin olağan genel kurul toplantılarının TTK'nın 366. maddesi gereğince Mart ayı sonuna kadar yapılması gerektiğini, fakat 2011 yılı olağan genel kurulu toplantısının halen yapılmadığını, üç aylık yasal sürenin geçtiğini, dolayısıyla toplantının olağanüstü yapılmasının gerektiğini, bu nedenle müvekkilinin yönetim kuruluna ve denetçiye 2011 yılı genel kurulunun yapılmasını isteyen ihtarname gönderdiğini, fakat genel kurulun toplantıya çağrılmadığını ileri sürerek, müvekkiline genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmak üzere izin verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, her ne kadar dava tarihi itibari ile davalı şirketin 2011 yılı olağan genel kurulu toplantısı henüz yapılmamış ve davacının davasında haklı olduğu anlaşılmış ise de, dava tarihinden sonra davalı şirketin olağan genel kurulu toplantısının 30/05/2012 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla davanın konusunun kalmadığı, davalı şirketin kendi haksız hareketiyle davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulduğu gerekçesiyle konusu kalmayan davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı anonim şirketin genel kurulunu toplantıya çağırmak üzere mahkemece izin verilmesi istemine ilişkindir.
Davalı vekili tarafından Dairemizce yapılan duruşma sırasında sunulan 10.06.2014 tarihli dilekçe ile taraflar arasındaki 24.04.2012 tarihli hisse devir sözleşmesine istinaden davacının müvekkili şirketteki hisselerini diğer ortak K.. S.. T..'e devrettiği, işbu davada verilen karardan sonra da 05.04.2013 tarihinde şirket ortakları ile şirketin de dahil olduğu sözleşmenin 5.1. maddesinde davacı tarafın işbu davadan feragat etmeyi taahhüt ettiği bildirilmiş ve dilekçe ekinde anılan sözleşme örneği sunulmuştur.
Feragat, karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nın 309-311. maddeleri uyarınca, kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve karşı tarafın kabulüne de bağlı değildir. Yine davadan feragat, karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür. Ancak mahkeme davadan el çektiğinden, karar ortada durduğu müddetçe, davayı yeniden ele alıp feragat nedeniyle bir karar veremez (11.04.1940 gün ve 70 sayılı İBK, 21.11.1981 gün 1981/2-551 sayılı HGK kararı). Bu bağlamda taraflar, karar verildikten sonra fakat henüz kesinleşmeden önce davadan feragat ederse, bu konuda karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir. Dolayısıyla öncelikle mahkemece verilen karar Yargıtay'ca bozulmalı, ardından da mahkemece davadan feragat hakkında bir karar verilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta da mahkemece davalı vekilince sunulan sözleşmelerin değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilebilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102081000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz