6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Istirdat davası

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/13833 E. 2014/19161 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat davası husumet ehliyeti garantörlük pasif husumet tüzel kişilik komisyon taraf ehliyeti istirdat haksız fiil kâr payı yönetim kurulu kararı kötüniyet husumet

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı
Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 50 · HMK — HMK 26 · HUMK — HUMK 74 · SPK · TTK — TTK 336

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının .. Holding A.Ş. ile hisse devir ve kabul sözleşmesi bulunmadığı, her şirketin tüzel kişiliği ayrı olup yönetim kurulu üyeleri aynı olsa da şirketin ayrı tüzel kişiliği sebebiyle davalı .. Holding A.Ş. 'nin husumet ehliyetinin bulunmadığı, davacının dava dışı .. […]G. şirketinin ortağı olup davanın bu şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı, yüksek kâr payı verilmek ve istenildiği zaman iade edilmek üzere kendilerinden para toplandığını, bu paraların davalı şirkete aktarıldığını, yurt dışı şirket ile davalı arasında bağlantı bulunduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın pasif husumetten reddine karar verilmiştir. Oysa, mahkemece dava, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebi olarak değerlendirilmiş ise de, davacı dava dilekçesinde davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini

duygularını sömürerek, yine davalı holding bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı holding ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece dava tarihinde yürürlükte olan HUMK’nın 74. ve 75. ve sonradan yürürlüğe giren HMK'nın 26. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, sunulan belgenin aslı dahi araştırılmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, tüzel kişiliklerin farklı bulunduğu gerekçesiyle, davanın husumet cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.

Bu itibarla, mahkemece, davanın yukarıda belirtilen şekilde nitelendirilerek, tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanması, özellikle ... Grubu şirketleri ve yöneticileri tarafından hileli işlemlerle davacının zararına sebebiyet verildiği ve kendisine haksız fiilde bulunulduğu iddiasıyla bu davanın açıldığı gözetilerek davacının delil olarak dayandığı SPK, MASAK ve TBMM Araştırma Komisyonu raporları ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 336/5, 321, 818 Sayılı BK'nun 50 ve 51. maddeleri uyarınca bir değerlendirme yapılarak özellikle Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşıldığı üzere davalı şirket yönetim kurulu başkanı D.. U..ın hem paranın yatırıldığı yabancı şirketin hem de Türkiye'deki grup şirketlerinin yöneticisi olduğu nazara alınmak suretiyle haksız fiil olgusunun değerlendirilmesi, tarafların hukuki durumunun da davacının dayandığı tüm deliller toplandıktan sonra anılan yasa hükümleri uyarınca incelenip tartışılması, davacının yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediği, söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliği bulunup bulunmadığı değerlendirilip, öncelikle davacı ve davalılar ile dava dışı yabancı şirket arasındaki hukuki ilişkinin netlikle belirlenmesi, davacının yabancı şirkete ortak olmadığı sonucuna ulaşması halinde, davacının parasının yabancı şirket veya Türk şirketlere verilmesi olgusunda davalı şirketler ve yöneticilerinin ne gibi bir rolü bulunduğunun, ileri sürülen kanıtlar çerçevesinde ve gerektiği takdirde davalı şirketler ve grup şirketlerinin kayıtları üzerinde aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılacak kapsamlı bir inceleme suretiyle ele alınıp varsa sorumluluklarının saptanması, bu suretle davacının iradesinin ileri sürüldüğü gibi davalılarca fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddiasının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4081 E. 2012/8368 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4078 E. 2012/8367 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4074 E. 2012/8366 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6357 E. 2010/13158 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız fiil sorumluluğu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17769 E. 2015/1893 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Güven ilişkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6353 E. 2011/266 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6303 E. 2010/13159 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Istirdat davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6362 E. 2010/13172 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2014/13833 E.  ,  2014/19161 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ YOZGAT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ 24/05/2012

NUMARASI 2010/349-2012/486

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.05.2012 tarih ve 2010/349-2012/486 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin .. […]G.'ye 19/07/2000 tarihinde 40.000 İsviçre Frangı ödeme yaptığını, parasını her istediği anda alabileceği garantisinin verildiğini ancak bu güne kadar müvekkiline herhangi bir faiz ve para ödemesi yapılmadığını ileri sürerek, 40.000 İsviçre Frangı karşılığı 15.143,16 TL'nin işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının yurt dışındaki .. […]G. ortağı olduğunu, davalı şirket ile dava dışı şirketin tüzel kişiliklerinin ayrı olduğunu ve müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının .. Holding A.Ş. ile hisse devir ve kabul sözleşmesi bulunmadığı, her şirketin tüzel kişiliği ayrı olup yönetim kurulu üyeleri aynı olsa da şirketin ayrı tüzel kişiliği sebebiyle davalı .. Holding A.Ş. 'nin husumet ehliyetinin bulunmadığı, davacının dava dışı .. […]G. şirketinin ortağı olup davanın bu şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı, yüksek kâr payı verilmek ve istenildiği zaman iade edilmek üzere kendilerinden para toplandığını, bu paraların davalı şirkete aktarıldığını, yurt dışı şirket ile davalı arasında bağlantı bulunduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın pasif husumetten reddine karar verilmiştir. Oysa, mahkemece dava, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebi olarak değerlendirilmiş ise de, davacı dava dilekçesinde davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini

duygularını sömürerek, yine davalı holding bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı holding ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece dava tarihinde yürürlükte olan HUMK’nın 74. ve 75. ve sonradan yürürlüğe giren HMK'nın 26. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, sunulan belgenin aslı dahi araştırılmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, tüzel kişiliklerin farklı bulunduğu gerekçesiyle, davanın husumet cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.

Bu itibarla, mahkemece, davanın yukarıda belirtilen şekilde nitelendirilerek, tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanması, özellikle ... Grubu şirketleri ve yöneticileri tarafından hileli işlemlerle davacının zararına sebebiyet verildiği ve kendisine haksız fiilde bulunulduğu iddiasıyla bu davanın açıldığı gözetilerek davacının delil olarak dayandığı SPK, MASAK ve TBMM Araştırma Komisyonu raporları ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 336/5, 321, 818 Sayılı BK'nun 50 ve 51. maddeleri uyarınca bir değerlendirme yapılarak özellikle Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşıldığı üzere davalı şirket yönetim kurulu başkanı D.. U..ın hem paranın yatırıldığı yabancı şirketin hem de Türkiye'deki grup şirketlerinin yöneticisi olduğu nazara alınmak suretiyle haksız fiil olgusunun değerlendirilmesi, tarafların hukuki durumunun da davacının dayandığı tüm deliller toplandıktan sonra anılan yasa hükümleri uyarınca incelenip tartışılması, davacının yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediği, söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliği bulunup bulunmadığı değerlendirilip, öncelikle davacı ve davalılar ile dava dışı yabancı şirket arasındaki hukuki ilişkinin netlikle belirlenmesi, davacının yabancı şirkete ortak olmadığı sonucuna ulaşması halinde, davacının parasının yabancı şirket veya Türk şirketlere verilmesi olgusunda davalı şirketler ve yöneticilerinin ne gibi bir rolü bulunduğunun, ileri sürülen kanıtlar çerçevesinde ve gerektiği takdirde davalı şirketler ve grup şirketlerinin kayıtları üzerinde aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılacak kapsamlı bir inceleme suretiyle ele alınıp varsa sorumluluklarının saptanması, bu suretle davacının iradesinin ileri sürüldüğü gibi davalılarca fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddiasının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102084100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.