Istirdat davası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4081 E. 2012/8368 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat davası↗ şahsi sorumluluk↗ garantörlük↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ yönetim kurulu kararı↗ kötüniyet↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebi olarak değerlendirilmiş ise de, davacı gerek dava dilekçesinde ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat)
davası niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın husumet cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Şu halde, mahkemece, davanın yukarıda belirtilen şekilde nitelendirilerek, tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanması, bu meyanda davada delil olarak dayanılan tahsil belgesinin aslının veya onaylı örneğinin davacıdan istenmesi, tercümesinin yaptırılması, gerekirse dava dışı yabancı uyruklu şirket hakkında da dava açması için davacıya önel verilerek bu davanın sonucuna göre tahsil edilen bu para nedeniyle davacının yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediği, söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliği bulunup bulunmadığı değerlendirilip öncelikle davacı ile dava dışı yabancı şirket arasındaki hukuki ilişkinin netlikle belirlenmesi, bu yolda açılacak davanın davacının yabancı şirkete ortak olmadığı gibi bir sonuca ulaşması halinde, davacının parasının yabancı şirkete verilmesi olgusunda davalı şirket ve yöneticilerinin ne gibi bir rolü bulunduğunun, ileri sürülen kanıtlar çerçevesinde ve gerektiği takdirde davalı şirket ve grup şirketlerinin kayıtları üzerinde aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılacak kapsamlı bir inceleme suretiyle ele alınıp varsa sorumluluklarının saptanması, bu suretle davacının, iradesinin ileri sürüldüğü gibi davalılarca fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddiasının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Istirdat davası 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4078 E. 2012/8367 K.
Ortak:istirdat davası · şahsi sorumluluk · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Istirdat davası 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4074 E. 2012/8366 K.
Ortak:istirdat davası · şahsi sorumluluk · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6353 E. 2011/266 K.
Ortak:istirdat davası · şahsi sorumluluk · garantörlük · istirdat · yönetim kurulu kararı · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, davacının, davalı ...Ş.'de hissesinin olmaması, diğer davalıların «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı ve yönetim kurulu üyeleri olmaları ve «şahsi sorumluluklarını» gerektiren bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek veya «güven ilişkisinden» yararlanarak, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · anonim şirket yönetim kurulu · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, davacının, davalı ...Ş.'de hissesinin olmaması, diğer davalıların «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı ve yönetim kurulu üyeleri olmaları ve «şahsi sorumluluklarını» gerektiren bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek veya «güven ilişkisinden» yararlanarak, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6303 E. 2010/13159 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
AŞ’ne ait şirket hissesinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar hakkında açılan davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6362 E. 2010/13172 K.
Ortak:istirdat davası · şahsi sorumluluk · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette hissesinin bulunmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkan ve üyelerinin de «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet yokluğu · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette hissesinin bulunmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkan ve üyelerinin de «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6321 E. 2010/13170 K.
Ortak:istirdat davası · şahsi sorumluluk · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette hissesinin bulunmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkan ve üyelerinin de «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet yokluğu · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette hissesinin bulunmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkan ve üyelerinin de «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4076 E. 2011/15514 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
AŞ’ne ait şirket hissesinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar hakkında açılan davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6283 E. 2010/13167 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin hissedarı olmadığı, taraflar arasında kurulan sözleşme sırasında davalı gerçek kişilerin sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet yokluğu · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin hissedarı olmadığı, taraflar arasında kurulan sözleşme sırasında davalı gerçek kişilerin sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/4081 E. , 2012/8368 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/12/2009 tarih ve 2009/309-2009/973 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.05.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket temsilcileri tarafından parasını istediği an geri alabileceği ve yüksek oranda kar verileceği vaadiyle davalılara 7.500 EURO verdiğini, davalıların yasalara aykırı şekilde müvekkilinden para tahsil ettiklerini, müvekkilinin ortak olma iradesinin bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin ortak olmadığının tesbiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.500,00 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığı, davalı yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle, şirketler hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebi olarak değerlendirilmiş ise de, davacı gerek dava dilekçesinde ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın istirdadını istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat)
davası niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olduğu TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın husumet cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Şu halde, mahkemece, davanın yukarıda belirtilen şekilde nitelendirilerek, tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanması, bu meyanda davada delil olarak dayanılan tahsil belgesinin aslının veya onaylı örneğinin davacıdan istenmesi, tercümesinin yaptırılması, gerekirse dava dışı yabancı uyruklu şirket hakkında da dava açması için davacıya önel verilerek bu davanın sonucuna göre tahsil edilen bu para nedeniyle davacının yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediği, söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliği bulunup bulunmadığı değerlendirilip öncelikle davacı ile dava dışı yabancı şirket arasındaki hukuki ilişkinin netlikle belirlenmesi, bu yolda açılacak davanın davacının yabancı şirkete ortak olmadığı gibi bir sonuca ulaşması halinde, davacının parasının yabancı şirkete verilmesi olgusunda davalı şirket ve yöneticilerinin ne gibi bir rolü bulunduğunun, ileri sürülen kanıtlar çerçevesinde ve gerektiği takdirde davalı şirket ve grup şirketlerinin kayıtları üzerinde aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılacak kapsamlı bir inceleme suretiyle ele alınıp varsa sorumluluklarının saptanması, bu suretle davacının, iradesinin ileri sürüldüğü gibi davalılarca fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddiasının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1059391100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz