Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/9462 E. 2014/12046 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zorunlu mali sorumluluk sigortası↗ mali sorumluluk sigortası↗ sigorta teminatı↗ sorumluluk sigortası↗ müteselsil sorumluluk↗ taşıma sözleşmesi↗ husumet yokluğu↗ içtihadı birleştirme kararı↗ temerrüt faizi↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗ teminat↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın kaza yapması sonucu davacının yaralandığı, bu nedenle tedavi masrafı yaptığı ve aynı zamanda tedavi süresince çalışamadığı gerekçesiyle, maddi tazminat isteminin kabulü ile 11.247,69 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, manevi tazminat isteminin ise şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı sigorta şirketi vekili, davalı G.. G.. ve katılma yolu ile davalı N.. E.. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı sigorta şirketinin kaza yapan aracın aynı zamanda zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olmasına göre davalı Gülsüm’ün tüm, davalı sigorta şirketi vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, yolcu taşıma sözleşmesine dayalı olarak meydana gelen kaza sonucu yaralanan davacının uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları gözönünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün iki nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktarı mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda etraflıca açıklandığı üzere, manevi tazminat ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayan kişinin manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminatın kapsamının takdir hakkı, kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, hak ve adalete uygun davranmalı, hukuk biliminden yararlanmalı, toplumun sosyal, ekonomik ve moral yapısını ve özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Takdir edilecek tutar, bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise, zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır.
Somut olayda, içinde bulunduğu otobüsün kaza yapması sonucu davacının yaralanmış olduğu sabit olup, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, maddi tazminatın miktarına göre manevi tazminat talebinin zenginleşme aracı olacağı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarına gelince, 2918 sayılı KTK.nın 92/f, ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3.e maddesi uyarınca, manevi zararlar bu tür sigortaların teminatı dışında tutulmuş olup, davacı tarafından talep edilen manevi tazminatın tüm davalılardan tahsili talep edilmiş olmasına ve mahkemece manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş olmasına rağmen, kendisini vekil ile temsil eden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı sigorta şirketi yararına bozulması gerekmiştir.
4- Davalı Naif vekilinin temyiz itirazlarına gelince, 2918 sayılı KTK’nın 85. maddesi hükmü gereğince “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Somut olayda, davacının içinde bulunduğu aracın işleteni davalı L.. D.. Seyahat Ltd. Şti. olup, mümeyyiz davalı adı geçen bu şirketin ortaklarından birisidir.
Bu durumda, aracın işleteninin adı geçen davalı şirket olması karşısında, şirket ortağı olan davalı Naif’in kazanın meydana gelmesinde ayrıca bir kusurunun varlığı iddia ve ispat edilemediğine göre, iş bu davada mümeyyiz davalıya husumet düşmez.
Bu itibarla, mahkemece davalı Naif hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
5- Bozma sebep ve şekline göre davalı Naif vekilinin vekalet ücretine ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1799 E. 2012/11491 K.
Ortak:taşıma sözleşmesi · husumet yokluğu · husumet · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece davalı Naif hakkındaki davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Dava, yolcu «taşıma sözleşmesine» dayalı olarak meydana gelen kaza sonucu yaralanan davacının uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bu durumda, aracın işleteninin adı geçen davalı şirket olması karşısında, şirket ortağı olan davalı Naif’in kazanın meydana gelmesinde ayrıca bir kusurunun varlığı iddia ve ispat edilemediğine göre, iş bu davada mümeyyiz davalıya «husumet» düşmez.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın aracın işleteni olmadığı gerekçesiyle, hakkındaki davanın «husumet yokluğundan» reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 273.037,75 TL destek tazminatının, 238,00 TL cenaze giderinin ve toplam 19.000,00 TL manevi tazminatın «yasal faizi» ile birlikte diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın aracın işleteni olmadığı gerekçesiyle, hakkındaki davanın «husumet yokluğundan» reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 273.037,75 TL destek tazminatının, 238,00 TL cenaze giderinin ve toplam 19.000,00 TL manevi tazminatın «yasal faizi» ile birlikte diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13206 E. 2011/14749 K.
Ortak:zorunlu mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · maddi tazminat · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın kaza yapması sonucu davacının yaralandığı, bu nedenle tedavi «masrafı» yaptığı ve aynı zamanda tedavi süresince çalışamadığı gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin kabulü ile 11.247,69 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, manevi tazminat isteminin ise şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, içinde bulunduğu otobüsün kaza yapması sonucu davacının yaralanmış olduğu sabit olup, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, «maddi tazminatın» miktarına göre manevi tazminat talebinin zenginleşme aracı olacağı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda2918 sayılı KTK.nun 104/1. maddesi, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüs sahibinin, gözetim, onarım, bakım, alım-satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı işleten gibi sorumlu olacağını, aracın işleteni ve araç için «zorunlu mali sorumluluk sigortası» yapan sigortacının bu zararlardan sorumlu bulunmayacağını düzenlemiştir.
… dana gelen kazada kusurlu oldukları, davalı Güven Sigorta A.Ş’nin trafik sigortacısı bulunduğu, merkezinin burada olması nedeniyle davada mahkemenin yetkili olduğu, «ceza zamanaşımının» da olayda uygulanacağı ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, dava dışı trafik sigortacısının ödeme yaptığı, belirlenen «maddi tazminattan» düşüldüğü, davacıların destek zararlarının belirlendiği, ayrıca manevi zararlarının da gerçekleştiği, Güven Sigorta A.Ş’nin trafik sigortacısı bulunduğu aracın ger …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ceza zamanaşımı · rücu · kusur · zamanaşımı
Benzer bu kararda… dana gelen kazada kusurlu oldukları, davalı Güven Sigorta A.Ş’nin trafik sigortacısı bulunduğu, merkezinin burada olması nedeniyle davada mahkemenin yetkili olduğu, «ceza zamanaşımının» da olayda uygulanacağı ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, dava dışı trafik sigortacısının ödeme yaptığı, belirlenen «maddi tazminattan» düşüldüğü, davacıların destek zararlarının belirlendiği, ayrıca manevi zararlarının da gerçekleştiği, Güven Sigorta A.Ş’nin trafik sigortacısı bulunduğu aracın ger …
… davalıların kusurlu olduklarının tespit edilmiş bulunmasına, davacıların maddi ve manevi zararlarını davalılardan müştereken ve müteselsilen talep etmiş olmalarına, «kusur» oranlarında sorumluluğun, davalılar arasında açılabilecek «rücu» davasında tartışılacağının sabit bulunmasına göre, davalı ... ile davalılar ... ve ... vekilinin tüm, davacılar ile davalı ... vekillerinin aşağıdaki bentlerin kap …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2113 E. 2013/2905 K.
Ortak:müteselsil sorumluluk · taşıma sözleşmesi · temerrüt faizi · eksik inceleme · temerrüt · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın kaza yapması sonucu davacının yaralandığı, bu nedenle tedavi «masrafı» yaptığı ve aynı zamanda tedavi süresince çalışamadığı gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin kabulü ile 11.247,69 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, manevi tazminat isteminin ise şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
2- Dava, yolcu «taşıma sözleşmesine» dayalı olarak meydana gelen kaza sonucu yaralanan davacının uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
… adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olurlar.” Somut olayda, davacının içinde bulunduğu aracın işleteni davalı L..
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, her bir davacı için ....000,00 TL’den toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacıların murisi ile davalı .... arasında «taşıma sözleşmesi» kurulmuş olup, ...’nın 806/1. maddesine göre «taşıyıcı» yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak ulaştırmakla yükümlü ise de anılan maddenin .... fıkrasına göre, yolcuların uğradıkları zarar nedeniyle «taşıyıcının sorumluluktan kurtulması» için kazanın kendisine veya yardımcılarına yükletilmesi mümkün olan bir kusurdan doğmadığını ispat etmesi gerekir.
… adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin ... zarardan müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğu düzenlenmiş olup, anılan Yasanın 86/1. maddesinde; işletenin kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin «kusuru» bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir «üçüncü kişinin» ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse «sorumluluktan kurtulacağı» belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli rapor · sorumluluktan kurtulma · trafik kazası · taşıyıcının sorumluluğu · denetime elverişlilik · üçüncü kişi · taşıyıcı · kusur
Benzer bu karardaSomut olayda, davacıların murisi ile davalı .... arasında «taşıma sözleşmesi» kurulmuş olup, ...’nın 806/1. maddesine göre «taşıyıcı» yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak ulaştırmakla yükümlü ise de anılan maddenin .... fıkrasına göre, yolcuların uğradıkları zarar nedeniyle «taşıyıcının sorumluluktan kurtulması» için kazanın kendisine veya yardımcılarına yükletilmesi mümkün olan bir kusurdan doğmadığını ispat etmesi gerekir.
… adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin ... zarardan müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğu düzenlenmiş olup, anılan Yasanın 86/1. maddesinde; işletenin kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin «kusuru» bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir «üçüncü kişinin» ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse «sorumluluktan kurtulacağı» belirtilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece tarafların «kusur» durumlarının tesbiti için HUMK’nın 275 ve devamı maddelerine göre bilirkişi heyeti oluşturularak «denetime elverişli rapor» alınması veya açılmış bulunan ceza davasının sonucunun beklenmesi gerekirken, anılan hususlar yerine getirilmeden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava, davacıların murisinin «trafik kazası» sonucu vefatı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10003 E. 2012/20516 K.
Ortak:müteselsil sorumluluk · maddi tazminat · vekalet ücreti · husumet · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın kaza yapması sonucu davacının yaralandığı, bu nedenle tedavi «masrafı» yaptığı ve aynı zamanda tedavi süresince çalışamadığı gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin kabulü ile 11.247,69 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, manevi tazminat isteminin ise şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, içinde bulunduğu otobüsün kaza yapması sonucu davacının yaralanmış olduğu sabit olup, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, «maddi tazminatın» miktarına göre manevi tazminat talebinin zenginleşme aracı olacağı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… gelince, 2918 sayılı KTK.nın 92/f, ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3.e maddesi uyarınca, manevi zararlar bu tür «sigortaların teminatı» dışında tutulmuş olup, davacı tarafından talep edilen manevi tazminatın tüm davalılardan tahsili talep edilmiş olmasına ve mahkemece manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş olmasına rağmen, kendisini vekil ile «temsil» eden davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı sigorta şirketi yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… tıkları, davalı ...'ın %60, davalı ...'in ise %40 oranında kusurlu bulundukları, davalı Büyük İstanbul Otobüs İşletmeleri A.Ş'nin maliki bulunduğu aracı uzun süreli «kira sözleşmesi» ile dava dışı şirkete kiraladığından «pasif husumet ehliyetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, «maddi tazminat» talebi atiye bırakıldığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», davalı Büyük İstanbul Otobüs İşletmeleri A.Ş. hakkındaki davanın reddine, 10.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte diğer davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
3- Kabule göre de, «maddi tazminat» istemi hakkında talebin atiye «terk» edilmesi nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş olması karşısında Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesi uyarınca davalılar lehine tek «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken her davalı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
… işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteninin ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan «müteselsilen sorumlu» olmasına göre mümeyyiz davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işleten sıfatı · trafik kazası · pasif husumet ehliyeti · kira sözleşmesi · husumet ehliyeti · pasif husumet · taraf ehliyeti · terkin
Benzer bu kararda… tıkları, davalı ...'ın %60, davalı ...'in ise %40 oranında kusurlu bulundukları, davalı Büyük İstanbul Otobüs İşletmeleri A.Ş'nin maliki bulunduğu aracı uzun süreli «kira sözleşmesi» ile dava dışı şirkete kiraladığından «pasif husumet ehliyetinin» olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, «maddi tazminat» talebi atiye bırakıldığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», davalı Büyük İstanbul Otobüs İşletmeleri A.Ş. hakkındaki davanın reddine, 10.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte diğer davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, kazaya karışan otobüsün maliki olan davalı Büyük İstanbul Otobüs İşletmeleri A.Ş'nin, söz konusu otobüsü uzun süreli «kira sözleşmesi» ile dava dışı şirkete kiraladığından bahisle anılan davalı hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiş ise de «işleten sıfatının» uzun süreli kira sözleşmesi ile kalktığı hususunun her zaman düzenlenmesi olanaklı adi yazılı kira sözleşmesi ile ispat edilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece salt adi yazılı «kira sözleşmesine» dayalı olarak anılan davalının «pasif husumetinin» bulunmadığına karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, yolcu olarak bulunulan aracın karıştığı «trafik kazası» sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/9462 E. , 2014/12046 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ PINARBAŞI(KAYSERİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 23/09/2010
NUMARASI 2004/257-2010/181
Taraflar arasında görülen davada P.. (Kayseri) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/09/2010 tarih ve 2004/257-2010/181 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili İle davalı sigorta şirketi vekili, davalı G.. G.. ve katılma yoluyla davalı N.. E.. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.06.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. M.. S.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların işleten, malik, sürücünün mirasçıları ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araçta müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen kaza sonucu müvekkilinin yaralandığını, bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, tedavi gideri geçici ve sürekli iş göremezlik nedeniyle ıslah ile artırılmış olarak 11.247,69 TL maddi ve 2.500,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, müvekkilinin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
[…]. T.., davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın kaza yapması sonucu davacının yaralandığı, bu nedenle tedavi masrafı yaptığı ve aynı zamanda tedavi süresince çalışamadığı gerekçesiyle, maddi tazminat isteminin kabulü ile 11.247,69 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, manevi tazminat isteminin ise şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı sigorta şirketi vekili, davalı G.. G.. ve katılma yolu ile davalı N.. E.. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı sigorta şirketinin kaza yapan aracın aynı zamanda zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olmasına göre davalı Gülsüm’ün tüm, davalı sigorta şirketi vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, yolcu taşıma sözleşmesine dayalı olarak meydana gelen kaza sonucu yaralanan davacının uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları gözönünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün iki nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktarı mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22. 6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda etraflıca açıklandığı üzere, manevi tazminat ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayan kişinin manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminatın kapsamının takdir hakkı, kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, hak ve adalete uygun davranmalı, hukuk biliminden yararlanmalı, toplumun sosyal, ekonomik ve moral yapısını ve özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Takdir edilecek tutar, bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise, zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır.
Somut olayda, içinde bulunduğu otobüsün kaza yapması sonucu davacının yaralanmış olduğu sabit olup, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, maddi tazminatın miktarına göre manevi tazminat talebinin zenginleşme aracı olacağı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarına gelince, 2918 sayılı KTK.nın 92/f, ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3.e maddesi uyarınca, manevi zararlar bu tür sigortaların teminatı dışında tutulmuş olup, davacı tarafından talep edilen manevi tazminatın tüm davalılardan tahsili talep edilmiş olmasına ve mahkemece manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş olmasına rağmen, kendisini vekil ile temsil eden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı sigorta şirketi yararına bozulması gerekmiştir.
4- Davalı Naif vekilinin temyiz itirazlarına gelince, 2918 sayılı KTK’nın 85. maddesi hükmü gereğince “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Somut olayda, davacının içinde bulunduğu aracın işleteni davalı L.. D.. Seyahat Ltd. Şti. olup, mümeyyiz davalı adı geçen bu şirketin ortaklarından birisidir.
Bu durumda, aracın işleteninin adı geçen davalı şirket olması karşısında, şirket ortağı olan davalı Naif’in kazanın meydana gelmesinde ayrıca bir kusurunun varlığı iddia ve ispat edilemediğine göre, iş bu davada mümeyyiz davalıya husumet düşmez.
Bu itibarla, mahkemece davalı Naif hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
5- Bozma sebep ve şekline göre davalı Naif vekilinin vekalet ücretine ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Gülsüm’ün bütün, davalı sigorta şirketleri vekillerinin ise diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenleler davacı vekilinin, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı sigorta şirketi vekilinin, 4 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Naif vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın adı geçenler yararına BOZULMASINA, 4 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Naif vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek bulunmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102066400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz