Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4924 E. 2014/12049 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif dava ehliyeti↗ taraf ehliyeti↗ kötü niyet↗ usulden reddi↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında aynı nedenlere dayalı açılıp kesin hükme bağlanmış bir karar bulunması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı A.. L... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- […]. L... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece davacı ve davalının taraf olduğu TPE YİDK kararınını iptali ve markanın hükümsüzlüğü hakkındaki Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2008/30 Esas, 2009/173 Karar sayılı dosyasında gerçek hak sahipliği ve kötü niyet iddialarına dayalı olarak verilen red kararının kesinleştiği, bu nedenle de taraflar arasındaki dava konusu uyuşmazlıkla ilgili kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin anılan dosyasında mahkemece, davacı A.. L... hakkındaki davanın esastan reddine karar verilmiş ise de, diğer davacı P.. L... yönünden bu davacının marka başvurusuna itiraz etmeyip TPE nezdindeki işlemlerin tarafı olmadığından bahisle aktif dava ehliyeti olmadığı gerekçesiyle TPE YİDK kararının iptali davasının reddine, hükümsüzlük davasının da dava konusu marka tescil edilmediğinden erken açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 303. maddesi "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir." hükmünü haiz olup, Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin kararının eldeki davada davacı P.. L... açısından kesin hüküm oluşturduğu söylenemez. O halde, P.. Ltd. tarafından açılan davanın esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddi doğru görülmemiş, kararın davacı P.. Ltd. yararına bozulmasına karar karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Markanın hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16125 E. 2014/6345 K.
Ortak:kötü niyet · usulden reddi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında aynı nedenlere dayalı açılıp «kesin» hükme bağlanmış bir karar bulunması nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2008/30 Esas, 2009/173 Karar sayılı dosyasında gerçek hak sahipliği ve «kötü niyet» iddialarına dayalı olarak verilen red kararının kesinleştiği, bu nedenle de taraflar arasındaki dava konusu uyuşmazlıkla ilgili «kesin» hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ltd. tarafından açılan davanın esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın «kesin» hüküm nedeniyle «usulden reddi» doğru görülmemiş, kararın davacı P..
Benzer bu kararda… 1 Esas, 2009/170 Karar sayılı dosyasının incelemesinde, davacıların bu dosyanın davacıları, davalıların bu dosyanın davalısı ile TPE olduğu, gerçek hak sahipliği ve «kötü niyet» iddialarına dayanılarak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği ve kararın 15.09.1999 tarihinde kesinleştiği, aynı davanın daha önce «kesin» hükme bağlanmamış olmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle, davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2008/31 Esas 2009/170 Karar sayılı dosyasında gerçek hak sahipliği ve «kötü niyet» iddialarına dayalı olarak verilen red kararının kesinleştiği, bu nedenle de taraflar arasındaki dava konusu uyuşmazlıkla ilgili «kesin» hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ltd. tarafından açılan davanın esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın «kesin» hüküm nedeniyle «usulden reddi» doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı P.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi anlamda kesin hüküm
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK'nın 303. maddesi "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada «maddi anlamda kesin» hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir." hükmünü haiz olup, bu durumda somut davada Ankara 2.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7460 E. 2022/2777 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sabit yatırım bedeli · sabit yatırım · terkin · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl dava bakımından, «terkin» harcı talebine ilişkin olarak karar «verilmesine yer olmadığına», «sabit yatırım bedeline» ilişkin talebin ise kabulü ile, 100.303,02 TL'nin davalıdan tahsiline, birleşen dava bakımından ise birleşen davada daha önce verilen kararın kesinleştiğinden bahi …
-
Haksız ihtiyati haciz tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2692 E. 2012/8654 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız ihtiyati haciz · feragat nedeniyle davanın reddi · davadan feragat · ihtiyati haciz · feragat · havale · haciz · teminat
Benzer bu karardaAncak davacı 13/07/2010 «havale» tarihli dilekçe ile «davadan feragat» etmeyip, «ihtiyati haciz» nedeniyle alınan «teminatın» davalıya verilmemesi talebinden feragat etmiştir.
Dava «haksız ihtiyati haciz» nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin «feragat» ettiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «feragat nedeniyle davanın reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece bu husus «davadan feragat» şeklinde kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Ortaklıktan çıkarma kararının iptali | Ortaklıktan çıkarma kararının iptali | Alacak tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1242 E. 2015/6098 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortaklığından çıkarma · ortaklıktan çıkarma · limited şirket ortaklığı · hak düşürücü süre · limited şirket
Benzer bu karardaDava, davalı «limited şirket ortaklığından çıkarma» kararının iptali istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «hak düşürücü süre» içerisinde dava açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Dairemiz bozma ilamında davanın yasal «hak düşürücü süre» içerisinde açılıp açılmadığı değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece de bozma ilamına uyulmakla birlikte bozma ilamı çerçev …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4924 E. , 2014/12049 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 02/10/2013
NUMARASI 2012/248-2013/227
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/10/2013 tarih ve 2012/248-2013/227 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı adına tescilli bulunan "OCTET" ibareli markanın gerçek hak sahibinin davacılar olduğunu, davalının da bu durumu bilerek anılan ibareyi kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini ileri sürerek davalı adına tescilli olan "OCTET by Korle" ibareli maraknın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacılar tarafından daha önce aynı konuda açılan davanın reddedildiği ve kararın kesinleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında aynı nedenlere dayalı açılıp kesin hükme bağlanmış bir karar bulunması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı A.. L... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- […]. L... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece davacı ve davalının taraf olduğu TPE YİDK kararınını iptali ve markanın hükümsüzlüğü hakkındaki Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2008/30 Esas, 2009/173 Karar sayılı dosyasında gerçek hak sahipliği ve kötü niyet iddialarına dayalı olarak verilen red kararının kesinleştiği, bu nedenle de taraflar arasındaki dava konusu uyuşmazlıkla ilgili kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin anılan dosyasında mahkemece, davacı A.. L... hakkındaki davanın esastan reddine karar verilmiş ise de, diğer davacı P.. L... yönünden bu davacının marka başvurusuna itiraz etmeyip TPE nezdindeki işlemlerin tarafı olmadığından bahisle aktif dava ehliyeti olmadığı gerekçesiyle TPE YİDK kararının iptali davasının reddine, hükümsüzlük davasının da dava konusu marka tescil edilmediğinden erken açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 303. maddesi "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir." hükmünü haiz olup, Ankara 2.
Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin kararının eldeki davada davacı P.. L... açısından kesin hüküm oluşturduğu söylenemez. O halde, P.. Ltd. tarafından açılan davanın esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddi doğru görülmemiş, kararın davacı P.. Ltd. yararına bozulmasına karar karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı A.. L... vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı P.. Ltd. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı Pitcs Ltd. yararına BOZULMASINA, alınmadığı anlaşılan 25,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı A.. L..'den alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı P.. L..'ye iadesine, 25/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102058700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz