Ttk 636/3
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/11801 E. 2014/1374 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 636/3↗ davanın konusuz kalması↗ şirketin tasfiyesi↗ sahtecilik↗ tasfiye memuru atanması↗ şikayet↗ tasfiye memuru↗ fesih↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ ihtarname↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temsil↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, ihtarnameler, tespit dosyaları, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar ve davalardan şirketin ortaklar kurulunun TTK’nın 538. inci maddesinde yapılan düzenleme doğrultusunda uzun süreden beri toplanmadığı, şirketin ticaret siciline yansıyan son işlem tarihinden dava tarihine kadar başkaca bir işleminin bulunmadığı, önceki işlemlerin de yine temsile ilişkin olup, bu hususun bile ortaklar arasında ihtarname ve uyuşmazlıklara konu edildiği, şirketin bulunduğu mecurun, kira borcu ve tahliye istemleri ile karşı karşıya kaldığı, şirketin ciddi oranlarda vergi ve sosyal güvenlik borcunun olduğu ve ticari faaliyette bulunmadığı, kar edemediği, şirketin ödenmiş sermayesini tamamen yitirdiği, borca batık olduğu, açıklanan tüm bu nedenler ve Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde davacı ortağın şikayeti üzerine görülmekte olan evrakta sahtecilik suçuna ilişkin kamu davasının varlığı karşısında ortaklar arasındaki ilişkinin tamamen bozulduğu, şirket gayesine ulaşılması imkanının kalmadığı, dolayısıyla TTK’nın 549/4. üncü maddesinde belirtilen muhik sebep koşullarının oluştuğu ayrıca, davalı-birleşen davada davacı vekilinin de şirketin devam ettirilmesi yönünde bir menfaat ve gayenin kalmadığı, davacı- birleşen davada davalı ortağın çıkarılması talebi yerine şirketin tasfiyesine karar verilmesi, tasfiye memurluğuna da mali açıdan külfet getirmemesi açısından mevcut mali müşavir Fikret İnce’nin atanması talebinde bulunduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine, taraflarca müşterek bir tasfiye memuru bildirilmemiş olmakla, serbest muhasebeci mali müşavir Mustafa Uğurlu’nun tasfiye memuru olarak atanmasına, birleşen davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, Davalılar-birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı H. Gıda ve Turizm Ltd. Şti. vekilinin asıl davaya yönelik aşağıdaki 2 no'lu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, asıl davada davalı-birleşen davada davacı H. Gıda ve Turizm Ltd. Şti. bakımından Mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 636/3 maddesinde belirtilen tedbir ya da çözümlerden birine hükmedebilme olgusunun düşünülüp, tartışılıp, değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken anılan husus gözetilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Yukarıda (2) numaralı bentte belirtilen bozma sebep ve şekline göre, birleşen davaya yönelik birleşen davada davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
4-Asıl davada davalı C.. A.. ve E.. A.. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; fesih ve tasfiye davasında gerçek kişilere husumet yöneltilemeyeceği göz önünde bulundurulmaksızın bu kişiler yönünden de hüküm kurulması doğru olmamış, bu itibarla mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şirkete şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13146 E. 2014/2184 K.
Ortak:tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · fesih · ticaret sicili · ek tasfiye · husumet · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsliye Ceza Mahkemesi'nde davacı ortağın «şikayeti» üzerine görülmekte olan evrakta «sahtecilik» suçuna ilişkin kamu davasının varlığı karşısında ortaklar arasındaki ilişkinin tamamen bozulduğu, şirket gayesine ulaşılması imkanının kalmadığı, dolayısıyla TTK’nın 549/4. üncü maddesinde belirtilen muhik sebep koşullarının oluştuğu ayrıca, davalı-birleşen davada davacı vekilinin de şirketin devam ettirilmesi yönünde bir menfaat ve gayenin kalmadığı, davacı- birleşen davada davalı ortağın çıkarılması talebi yerine «şirketin tasfiyesine» karar verilmesi, «tasfiye» memurluğuna da mali açıdan külfet getirmemesi açısından mevcut mali müşavir Fikret İnce’nin atanması talebinde bulunduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile şirketin «fesih» ve tasfiyesine, taraflarca müşterek bir «tasfiye memuru» bildirilmemiş olmakla, serbest muhasebeci mali müşavir Mustafa Uğurlu’nun tasfiye memuru olarak atanmasına, birleşen «davanın konusuz kalması» nedeniyle esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
A.. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; «fesih» ve «tasfiye» davasında gerçek kişilere «husumet» yöneltilemeyeceği göz önünde bulundurulmaksızın bu kişiler yönünden de hüküm kurulması doğru olmamış, bu itibarla mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «ihtarnameler», tespit dosyaları, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar ve davalardan şirketin ortaklar kurulunun TTK’nın 538. inci maddesinde yapılan düzenleme doğrultusunda uzun süreden beri toplanmadığı, şirketin «ticaret siciline» yansıyan «son» işlem tarihinden dava tarihine kadar başkaca bir işleminin bulunmadığı, önceki işlemlerin de yine «temsile» ilişkin olup, bu hususun bile ortaklar arasında ihtarname ve uyuşmazlıklara konu edildiği, şirketin bulunduğu mecurun, kira borcu ve tahliye istemleri ile karşı ka …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin ortaklar kurulunun uzun süreden beri toplanmadığı, şirketin «ticaret siciline» yansıyan «son» işleminin 08.10.2009 tarihli ve müseccel adresinin taşınmasına ilişkin bulunan işlem olduğu, bunun dışında dava tarihine kadar da başkaca bir işleminin bulunmadığı, önceki işlemlerin de yine şirketin ilk tescili ve ilk tescile ilişkin düzeltme ilanından ibaret olduğu, şirketin vergi borcunun olduğu, şirketin ticari faaliyetinin şirket amacını gerçekleştirebilecek nitelik ve nicelikte bulunmadığı, bu durumun giderilmesi için de herhangi bir girişimin söz konusu olmadığı, ortaklar arasında anlaşmazlık bulunduğu ve bu anlaşmazlığın tanık beyanları ile doğrulandığı gibi, ayrıca savcılık soruşturma dosyasına da konu teşkil ettiği, şirketin ticari faaliyetinin şirket gayesini elde etmeye yeterli olmayıp kâr edemediği, şirketi gayesine ulaşılması imkanının kalmadığı, dolayısıyla TTK’nın 549/4. (6102 sayılı TTK 636/3.) maddesinde belirtilen muhik sebep koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi ile davalı şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
Y.. yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş ise de, şirket «fesih» ve «tasfiye» davalarının şirket «tüzel kişiliği» aleyhine yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, şirket ortağı alan davalı D..
2-Ancak, dava «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup davalı D..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu · limited şirket
Benzer bu karardaY.. hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, anılan davalı hakkında da yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı şirket iki ortaklı olup davacı da «şirket müdürü» olduğuna göre davalı D..
2-Ancak, dava «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup davalı D..
Y.. yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş ise de, şirket «fesih» ve «tasfiye» davalarının şirket «tüzel kişiliği» aleyhine yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, şirket ortağı alan davalı D..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5228 E. 2010/11111 K.
Ortak:fesih · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaA.. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; «fesih» ve «tasfiye» davasında gerçek kişilere «husumet» yöneltilemeyeceği göz önünde bulundurulmaksızın bu kişiler yönünden de hüküm kurulması doğru olmamış, bu itibarla mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Asliye Ceza Mahkemesi'nde davacı ortağın «şikayeti» üzerine görülmekte olan evrakta «sahtecilik» suçuna ilişkin kamu davasının varlığı karşısında ortaklar arasındaki ilişkinin tamamen bozulduğu, şirket gayesine ulaşılması imkanının kalmadığı, dolayısıyla TTK’nın 549/4. üncü maddesinde belirtilen muhik sebep koşullarının oluştuğu ayrıca, davalı-birleşen davada davacı vekilinin de şirketin devam ettirilmesi yönünde bir menfaat ve gayenin kalmadığı, davacı- birleşen davada davalı ortağın çıkarılması talebi yerine «şirketin tasfiyesine» karar verilmesi, «tasfiye» memurluğuna da mali açıdan külfet getirmemesi açısından mevcut mali müşavir Fikret İnce’nin atanması talebinde bulunduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile şirketin «fesih» ve tasfiyesine, taraflarca müşterek bir «tasfiye memuru» bildirilmemiş olmakla, serbest muhasebeci mali müşavir Mustafa Uğurlu’nun tasfiye memuru olarak atanmasına, birleşen «davanın konusuz kalması» nedeniyle esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, limited Şirketin «fesih» davasında «husumetin» şirket «tüzel kişiliğine» yöneltilmesi gerektiği, davada şirketin tüm ortakların taraf olarak gösterildiği, şirketin hiçbir faaliyetinin bulunmadığı, TTK’nun 549. maddesinde belirtilen muhik sebeple fesih şartının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve «limited şirketin feshi» davalarında kural olarak «husumetin» feshi istenen limited şirkete yöneltilmesi gerekmesine karşın işbu davada, şirketin ortağı aleyhine açılmış ve husumetin yöneltilmesi gereken limited şirket davacı tarafta yer almış ise de, artık feshi istenen şirketin tüm ortakları ve şirket «tüzel kişiliğinin» davada taraf olarak yer almış bulunmasına göre, davalının aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yukarıdaki bentte açıklandığı gibi «limited şirketin feshi» davasında esasen «husumetin» şirket «tüzel kişiliğine» yöneltilmesi ve şirketin bu davada davalı olarak yer alması gerekip, davanın kabulüne karar verilmiş olması karşısında, «yargılama giderlerinin» şirket tüzel kişiliğine yükletilmesi gerekirken, davalı ortağa yükletilmesi yerinde görülmediğinden, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirketin feshi · şirketin feshi · tüzel kişilik · limited şirket · yargılama gideri
Benzer bu karardaYukarıdaki bentte açıklandığı gibi «limited şirketin feshi» davasında esasen «husumetin» şirket «tüzel kişiliğine» yöneltilmesi ve şirketin bu davada davalı olarak yer alması gerekip, davanın kabulüne karar verilmiş olması karşısında, «yargılama giderlerinin» şirket tüzel kişiliğine yükletilmesi gerekirken, davalı ortağa yükletilmesi yerinde görülmediğinden, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
… içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve «limited şirketin feshi» davalarında kural olarak «husumetin» feshi istenen limited şirkete yöneltilmesi gerekmesine karşın işbu davada, şirketin ortağı aleyhine açılmış ve husumetin yöneltilmesi gereken limited şirket davacı tarafta yer almış ise de, artık feshi istenen şirketin tüm ortakları ve şirket «tüzel kişiliğinin» davada taraf olarak yer almış bulunmasına göre, davalının aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, limited Şirketin «fesih» davasında «husumetin» şirket «tüzel kişiliğine» yöneltilmesi gerektiği, davada şirketin tüm ortakların taraf olarak gösterildiği, şirketin hiçbir faaliyetinin bulunmadığı, TTK’nun 549. maddesinde belirtilen muhik sebeple fesih şartının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Dava, «limited şirketin» haklı nedenle feshi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9303 E. 2018/1919 K.
Ortak:husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaA.. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; «fesih» ve «tasfiye» davasında gerçek kişilere «husumet» yöneltilemeyeceği göz önünde bulundurulmaksızın bu kişiler yönünden de hüküm kurulması doğru olmamış, bu itibarla mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı ...'nin 82/7. maddesine göre «zayi belgesi» verilmesine ilişkin davanın «tacirler» tarafından açılabileceği, davacının mali müşavir olduğu, «tacir sıfatına» haiz olmadığı, davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, gerekçesiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · tacir sıfatı · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · zayi · taraf ehliyeti · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı ...'nin 82/7. maddesine göre «zayi belgesi» verilmesine ilişkin davanın «tacirler» tarafından açılabileceği, davacının mali müşavir olduğu, «tacir sıfatına» haiz olmadığı, davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, gerekçesiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/11801 E. , 2014/1374 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 11/04/2013
NUMARASI 2011/20-2013/104
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/04/2013 tarih ve 2011/20-2013/104 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve ilk 5 yılık idaresi için dava dışı Y. S. ile birlikte müdürü olup, münferit imzası ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığını ancak, şirketin sürekli zarar etmeye başladığını, kiraların, ücretlerin, vergilerin, malzeme bedellerinin ödenemediğini, şirket ortağı davalıların taahhüt ettikleri sermaye borçlarını da ödemediklerini ve bu durumun da şirketin zararının artmasına neden olduğunu, müvekkilinin müdürlük görevinin karşılığı olan ücretinin de ödenmemesi üzerine ihtarname göndererek müdürlük görevinden istifa ettiğini, davalı şirket ortaklarının hisselerini devrettiklerini ancak, bu hisse devrinin geçersiz olduğunu, davalıların şirket hisselerini bilgisi ve muvafakatı dışında devretmelerinin şirketi zarara uğratan bir karar olup, yapılan devrin kira kontratı hükümlerine de aykırı olduğunu, hiç tanımadığı biriyle ortaklık yapma mecburiyetinde bırakıldığını, güvensizlik ortamı oluştuğunu, şirketin sermayesinin tamamının zayi olduğunu, yeni ortağın iş yerini tadilat bahanesiyle kapattığını, şirketin hem mali nedenler hem de ortakların zarar verici davranışları neticesinde amaçlarına ulaşamayacağının anlaşıldığını ileri sürerek, tedbiren şirket faaliyetlerinin durdurulmasına, engellenmesine, şirketin tasfiyesine ve şirkete kayyum atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davanın ise reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı-asıl davada davalılar vekili, davalının müvekkili şirketin faaliyetlerinin durdurulması, feshi ve kayyum atanması talepli dava açtığını ancak, şirketin diğer ortaklarının şirketi devam ettirme niyetlerinin bulunduğunu, davalının ortaklıktan çıkma imkanı varken diğer ortakları zarara uğratmak pahasına şirketin feshi için dava açmasının ortağın ortaklıktan çıkarılması için haklı neden sayıldığını ileri sürerek, TTK'nın 551/3. maddesi uyarınca davalı-asıl davada davacının müvekkili şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir, asıl davanın ise reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, ihtarnameler, tespit dosyaları, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar ve davalardan şirketin ortaklar kurulunun TTK’nın 538. inci maddesinde yapılan düzenleme doğrultusunda uzun süreden beri toplanmadığı, şirketin ticaret siciline yansıyan son işlem tarihinden dava tarihine kadar başkaca bir işleminin bulunmadığı, önceki işlemlerin de yine temsile ilişkin olup, bu hususun bile ortaklar arasında ihtarname ve uyuşmazlıklara konu edildiği, şirketin bulunduğu mecurun, kira borcu ve tahliye istemleri ile karşı karşıya kaldığı, şirketin ciddi oranlarda vergi ve sosyal güvenlik borcunun olduğu ve ticari faaliyette bulunmadığı, kar edemediği, şirketin ödenmiş sermayesini tamamen yitirdiği, borca batık olduğu, açıklanan tüm bu nedenler ve Şişli 9.
Asliye Ceza Mahkemesi'nde davacı ortağın şikayeti üzerine görülmekte olan evrakta sahtecilik suçuna ilişkin kamu davasının varlığı karşısında ortaklar arasındaki ilişkinin tamamen bozulduğu, şirket gayesine ulaşılması imkanının kalmadığı, dolayısıyla TTK’nın 549/4. üncü maddesinde belirtilen muhik sebep koşullarının oluştuğu ayrıca, davalı-birleşen davada davacı vekilinin de şirketin devam ettirilmesi yönünde bir menfaat ve gayenin kalmadığı, davacı- birleşen davada davalı ortağın çıkarılması talebi yerine şirketin tasfiyesine karar verilmesi, tasfiye memurluğuna da mali açıdan külfet getirmemesi açısından mevcut mali müşavir Fikret İnce’nin atanması talebinde bulunduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine, taraflarca müşterek bir tasfiye memuru bildirilmemiş olmakla, serbest muhasebeci mali müşavir Mustafa Uğurlu’nun tasfiye memuru olarak atanmasına, birleşen davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, Davalılar-birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı H. Gıda ve Turizm Ltd. Şti. vekilinin asıl davaya yönelik aşağıdaki 2 no'lu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, asıl davada davalı-birleşen davada davacı H. Gıda ve Turizm Ltd. Şti. bakımından Mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 636/3 maddesinde belirtilen tedbir ya da çözümlerden birine hükmedebilme olgusunun düşünülüp, tartışılıp, değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken anılan husus gözetilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Yukarıda (2) numaralı bentte belirtilen bozma sebep ve şekline göre, birleşen davaya yönelik birleşen davada davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
4-Asıl davada davalı C.. A.. ve E.. A.. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; fesih ve tasfiye davasında gerçek kişilere husumet yöneltilemeyeceği göz önünde bulundurulmaksızın bu kişiler yönünden de hüküm kurulması doğru olmamış, bu itibarla mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı şirket vekilinin asıl davaya yönelik (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı H. Gıda ve Turizm Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asıl davada davalı-birleşen davada davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, (2) numaralı bentte belirtilen bozma sebep ve şekline göre, birleşen davaya yönelik birleşen davada davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı C..
A.. ve E.. A.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yaranına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl davada davalı-birleşen davada davacıya iadesine, 22/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102055400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz