Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/5445 E. 2010/5174 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gecikme faizi↗ usuli kazanılmış hak↗ maddi hata↗ kazanılmış hak↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ihtarname↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddi yönünde verilen kararın, Dairemizin 05.04.2007 gün 2006/1852 esas, 2007/5415 karar sayılı kararı ile bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak, davanın kabulü ile yönetim kurulunun 01.06.2004 tarih ve 77/1 sayılı ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana gelir. Usuli kazınılmış hak olarak tanımlayacağımız bu durum, mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09/05/1960 T. 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı).
Ancak, bununla birlikte mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulduktan sonra görülmekte olan davaya uygulama imkanı bulunan yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı çıkması, o konuda yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir kanun çıkması, uygulanması gereken Kanun hükmünün hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi, 04/02/1959 tarih, 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı üzere hükmüne uyulan bozma kararından sonra göreve ilişkin yeni bir yasal düzenlemenin getirilmiş olması ve maddi yanılgıya davalı bozma kararına uyulmuş olması halinde usulü müktesep haktan söz edilemez. (Bkz.Prof.Kuru, Medeni Usul Hukuku 19.bası S.678 vd).
Somut olayda, davalı kooperatif ihraca esas alınan ihtarnamede Haziran 2001 ila Ocak 2004 arası ödenmeyen aidatların tahsilini talep etmiştir.Ancak Dairemizin 05.04.2007 gün 2006/1852 esas ve 2007/5415 karar sayılı ilamıyla Ekim 2002 ila Ocak 2004 arasındaki aidat ve gecikme faizi borçlarının tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Dairemizin bozma kararı anılan nedenle maddi hataya dayalı olduğundan davacı yararına usulü kazanılmış hak oluşturmaz. Bu husus nazara alınarak karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Kararın tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4887 E. 2013/9947 K.
Ortak:usuli kazanılmış hak · maddi hata · kazanılmış hak
İncelediğiniz karardaDairemizin bozma kararı anılan nedenle «maddi hataya» dayalı olduğundan davacı yararına «usulü kazanılmış hak» oluşturmaz.
Benzer bu karardaSayılı ilamı ile «tenfizi» istenilen kararın posta yoluyla tebliğ edildiği ve bu nedenle kesinleşmediği gerekçesiyle mahkemenin 17.11.2011 tarihli hükmü bozulmuş ise de anılan ilam «maddi hataya» dayalı olduğundan davalı yararına «usulü kazanılmış hak» oluşturmaz.
Usuli «kazanılmış hak» olarak tanımlayacağımız bu durum, mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09/05/1960 T.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekile tebliğ · tenfiz · temsil
Benzer bu karardaSulh Hukuk Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada, davalıyı ...’da bulunan vekili Av. ...'ın «temsil» ettiği ve kararın 24.12.2007 tarihinde adı geçen «vekile tebliğ» edildiği, mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının ...’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenilen kararın Lahey Sözleşmesi'ne uygun olarak davalıya tebliğ edilmediği, bu durumda kesinleşmiş bir ilam bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
-
Kooperatif ihraç kararının iptali | İhraç kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5375 E. 2010/6362 K.
Ortak:ihtarname
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davalı kooperatif ihraca esas alınan «ihtarnamede» Haziran 2001 ila Ocak 2004 arası ödenmeyen aidatların tahsilini talep etmiştir.Ancak Dairemizin 05.04.2007 gün 2006/1852 esas ve 2007/5415 karar sayılı ilamıyla Ekim 2002 ila Ocak 2004 arasındaki aidat ve «gecikme faizi» borçlarının tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Benzer bu karardaDavalı kooperatif tarafından davacıya gönderilen «ihtarnameler» ile ihraç kararında şekil bakımından bir usulsüzlüğünün bulunmadığı ancak yapılan «bilirkişi incelemesi» ile davacıdan istenilen miktar ile kooperatif kayıtlarının incelenmesi ile bulunan miktarın farklı olması nedeniyle ihtarların geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi · dahili dava
Benzer bu karardaDavalı kooperatif tarafından davacıya gönderilen «ihtarnameler» ile ihraç kararında şekil bakımından bir usulsüzlüğünün bulunmadığı ancak yapılan «bilirkişi incelemesi» ile davacıdan istenilen miktar ile kooperatif kayıtlarının incelenmesi ile bulunan miktarın farklı olması nedeniyle ihtarların geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır.
O halde mahkemece, bilirkişinin hesaba «dahil» etmediği aylara yönelik aidat borcundan da davacının sorumlu olduğu kabul edilmek suretiyle inceleme yapılarak ihraç kararının usulüne uygun olup olmadığının denetlenmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5399 E. 2010/5228 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mükerrer takip · mükerrerlik · derdestlik · mahsup · işlemiş faiz · hukuki yarar · asıl alacak · icra inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, aynı alacağa ilişkin «mükerrer takip» yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “her iki icra takibinde istenilen aidat borçlarının dönemlerinin farklı olduğu, ikinci icra takibinde yeni doğan aidat borçlarının da istenildiği, ikinci icra takibinden önce aidat borçlarına mahsuben yapılan ödemelerin, ödenmeyen ilk aidatlara mahsuben yapılmış olduğu kabul edilerek ilk icra takibi ile çakışmayan aidatların tespiti ile bunlara yönelik işin esasının incelenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 736 YTL «asıl alacak» ve 6.895 YTL «işlemiş faiz» yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına ve asıl alacak üzerinden %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece bozma öncesi, «derdest» bir icra takibi varken aynı alacağın yeni bir icra takibi ile istenilmesinde «hukuki yararın» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü aracılığıyla 4.12.2003 tarihinde 2001 yılı Ocak ayından 2003 yılı Ekim ayına kadar ödenmeyen 12.170 YTL aidat borcunun tahsili için takip başlatılmış ve bu takibe her hangi bir itiraz olmadığı için dosya halen «derdest» iken, bu kez davacı kooperatif tarafından Ankara 3.
Zira, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ilk icra takibine konu alacaktan davalı tarafından yapılan ödemeler «mahsup» edildikten sonra kalan bakiye alacak ikinci icra takibine konu alacağa «dahil» edilerek hesaplama yapılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/5445 E. , 2010/5174 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.05.2008 tarih ve 2007/365-2008/216 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle usulüne uygun olmayan ihtarnameler sonucu davalı kooperatif ortaklığından ihraç edildiğini ileri sürerek ihraca ilişkin 01.06.2004 tarih ve 77/1 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tüm uyarılara karşın davacının parasal yükümlülüklerini yerine gitirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddi yönünde verilen kararın, Dairemizin 05.04.2007 gün 2006/1852 esas, 2007/5415 karar sayılı kararı ile bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak, davanın kabulü ile yönetim kurulunun 01.06.2004 tarih ve 77/1 sayılı ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana gelir. Usuli kazınılmış hak olarak tanımlayacağımız bu durum, mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09/05/1960 T. 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı).
Ancak, bununla birlikte mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulduktan sonra görülmekte olan davaya uygulama imkanı bulunan yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı çıkması, o konuda yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir kanun çıkması, uygulanması gereken Kanun hükmünün hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi, 04/02/1959 tarih, 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı üzere hükmüne uyulan bozma kararından sonra göreve ilişkin yeni bir yasal düzenlemenin getirilmiş olması ve maddi yanılgıya davalı bozma kararına uyulmuş olması halinde usulü müktesep haktan söz edilemez. (Bkz.Prof.Kuru, Medeni Usul Hukuku 19.bası S.678 vd).
Somut olayda, davalı kooperatif ihraca esas alınan ihtarnamede Haziran 2001 ila Ocak 2004 arası ödenmeyen aidatların tahsilini talep etmiştir.Ancak Dairemizin 05.04.2007 gün 2006/1852 esas ve 2007/5415 karar sayılı ilamıyla Ekim 2002 ila Ocak 2004 arasındaki aidat ve gecikme faizi borçlarının tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Dairemizin bozma kararı anılan nedenle maddi hataya dayalı olduğundan davacı yararına usulü kazanılmış hak oluşturmaz. Bu husus nazara alınarak karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020498700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz