Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Kararın tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4887 E. 2013/9947 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesinleşen ilam↗ vekile tebliğ↗ usuli kazanılmış hak↗ maddi hata↗ kazanılmış hak↗ sulh hukuk mahkemesi↗ tenfiz↗ içtihadı birleştirme kararı↗ sulh↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, tenfizi istenilen kararın Lahey Sözleşmesi'ne uygun olarak davalıya tebliğ edilmediği, bu durumda kesinleşmiş bir ilam bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair kurulan 17.11.2011 tarihli hüküm, Dairemizce tenfizi istenilen kararın posta yoluyla davalıya tebliğ edildiği, bu durumda usulünce tebliğ edilmeyen kararın davalı yönünden kesinleştiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davalı yararına bozulmuş, bozmaya uyan mahkemece de yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak dosyaya sunulan tercüme evrakından, davaya konu ... ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada, davalıyı ...’da bulunan vekili Av. ...'ın temsil ettiği ve kararın 24.12.2007 tarihinde adı geçen vekile tebliğ edildiği, mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda tenfizi istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının ...’daki vekiline tebliğ edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiştir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana gelir. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlayacağımız bu durum, mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09/05/1960 T. 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı)
Ancak, bununla birlikte mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulduktan sonra görülmekte olan davaya uygulama imkanı bulunan yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı çıkması, o konuda geçmişe etkili yeni bir kanunun yürürlüğe girmesi, uygulanması gereken kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi, 04/02/1959 tarih, 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı üzere hükmüne uyulan bozma kararından sonra göreve ilişkin yeni bir yasal düzenlemenin getirilmiş olması ve maddi yanılgıya davalı bozma kararına uyulmuş olması halinde usulü müktesep haktan söz edilemez. (Bkz.Prof.Kuru, Medeni Usul Hukuku 19.bası S.678 vd).
Somut olayda, her ne kadar Dairemizin 18.05.2012 gün, 2012/3709-8305 E.K. Sayılı ilamı ile tenfizi istenilen kararın posta yoluyla tebliğ edildiği ve bu nedenle kesinleşmediği gerekçesiyle mahkemenin 17.11.2011 tarihli hükmü bozulmuş ise de anılan ilam maddi hataya dayalı olduğundan davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşturmaz. Bu husus nazara alınarak karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5445 E. 2010/5174 K.
Ortak:usuli kazanılmış hak · maddi hata · kazanılmış hak
İncelediğiniz karardaSayılı ilamı ile «tenfizi» istenilen kararın posta yoluyla tebliğ edildiği ve bu nedenle kesinleşmediği gerekçesiyle mahkemenin 17.11.2011 tarihli hükmü bozulmuş ise de anılan ilam «maddi hataya» dayalı olduğundan davalı yararına «usulü kazanılmış hak» oluşturmaz.
Usuli «kazanılmış hak» olarak tanımlayacağımız bu durum, mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09/05/1960 T.
Benzer bu karardaDairemizin bozma kararı anılan nedenle «maddi hataya» dayalı olduğundan davacı yararına «usulü kazanılmış hak» oluşturmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme faizi · ihtarname
Benzer bu karardaSomut olayda, davalı kooperatif ihraca esas alınan «ihtarnamede» Haziran 2001 ila Ocak 2004 arası ödenmeyen aidatların tahsilini talep etmiştir.Ancak Dairemizin 05.04.2007 gün 2006/1852 esas ve 2007/5415 karar sayılı ilamıyla Ekim 2002 ila Ocak 2004 arasındaki aidat ve «gecikme faizi» borçlarının tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13368 E. 2013/23709 K.
Ortak:vekile tebliğ · tenfiz
İncelediğiniz karardaBu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının ...’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenilen kararın Lahey Sözleşmesi'ne uygun olarak davalıya tebliğ edilmediği, bu durumda kesinleşmiş bir ilam bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaOysa, davacı tarafça dosyaya sunulan davaya konu Almanya Kiel Eyalet Mahkemesi kararının tercümesinden ve tebliğ evrakından, «tenfizi» istenilen kararın Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla 09.04.2009 tarihinde davalı «vekiline tebliğ» edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı, usulüne uygun olarak davalı «vekiline tebliğ» edilmiş ve kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenilen kararın ve dava dilekçesinin Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca davalıya tebliğ edildiğini gösterir evrakın «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenilen kararın ve dava dilekçesinin Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca davalıya tebliğ edildiğini gösterir evrakın «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenilen kararın ve dava dilekçesinin Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca davalıya tebliğ edildiğini gösterir evrakın «ibraz» edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16799 E. 2014/17324 K.
Ortak:usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak
İncelediğiniz karardaSayılı ilamı ile «tenfizi» istenilen kararın posta yoluyla tebliğ edildiği ve bu nedenle kesinleşmediği gerekçesiyle mahkemenin 17.11.2011 tarihli hükmü bozulmuş ise de anılan ilam «maddi hataya» dayalı olduğundan davalı yararına «usulü kazanılmış hak» oluşturmaz.
Usuli «kazanılmış hak» olarak tanımlayacağımız bu durum, mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09/05/1960 T.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen davacı lehine oluşan «usulü kazanılmış hak» olgusu, (davalı şirketin kira ödeme borcunun 26.03.2001 tarihinden sonra başlaması, davalının ancak 10. yılın bitiminden evvel 3 ay önceden «fesih» ihbarında bulunması halinde sözleşmenin 10. yılın sonunda sona ereceğinin kararlaştırılması gibi konularda) ihlal edilerek bozma ilamı içeriğine aykırı gerekçelerl …
1-Dava, taraflar arasındaki «kira sözleşmesinin» erken feshine dayalı tazminat istemine ilişkin olup,öncelikle belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usulü «kazanılmış hak»” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.0 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar öneli · şirketin feshi · sözleşmenin feshi · kira sözleşmesi · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · fesih · husumet yokluğu
Benzer bu kararda… hkemece davanın reddine dair verilen karar Dairemizce davacı yararına bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı gerçek kişilerin kiracılık sıfatlarının kalmadığı, davacının «teslim» edilmeyen veya hasarlı teslim edilen dekorasyon teçhizat nedeniyle oluşan zarar bedeli isteminin kanıtlanamadığı,feshin düzenlendiği «kira sözleşmesinin» 18. maddesi bir bütün olarak ele alındığında feshin 10 yıllık sözleşme süresinin sonundan itibaren yapılabileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, sözleşmenin 6. maddesindeki hükmün «sözleşmenin feshi» ile ilgili olmadığı, 10 yıllık kira süresinin sona ermesi halinde sözleşmenin nasıl uzatılacağına ilişkin bir düzeleme olduğu, feshi «ihbarın» koşullarının 18.madde de düzenlendiği, sözleşmenin 6 ve 18.maddelerinin birbirlerine atıfta bulunmadığı, sözleşmenin 10 yıllık kira dönemi içerisinde davalı tarafından 3 ay önceden ihbar edilmek koşulu ile her zaman feshedilebileceği,esasen «fesih» hakkı vermeyen 10 yıl gibi uzun süreli sözleşme imzalanmasının hayatın olağan akışına ve edim dengesine de aykırı düşeceği, bu nedenle davalının sözleşmenin 18/«son» maddesi gereği 10 yıllık sözleşme dönemi içerisinde herhangi bir dönemde fesih hakkı bulunduğu, davalı «şirketin feshi» «ihbar öneline» uymadan sözleşmeyi fesh ettiği, 2001 yılı Mart, Nisan, Mayıs ayları kira bedelinden sorumlu olacağı, gerekçesiyle davalılar Ülkü ve N.
S...hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı şirket hakkındaki davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, taraflar arasındaki «kira sözleşmesinin» erken feshine dayalı tazminat istemine ilişkin olup,öncelikle belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usulü «kazanılmış hak»” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.0 …
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen davacı lehine oluşan «usulü kazanılmış hak» olgusu, (davalı şirketin kira ödeme borcunun 26.03.2001 tarihinden sonra başlaması, davalının ancak 10. yılın bitiminden evvel 3 ay önceden «fesih» ihbarında bulunması halinde sözleşmenin 10. yılın sonunda sona ereceğinin kararlaştırılması gibi konularda) ihlal edilerek bozma ilamı içeriğine aykırı gerekçelerl …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/4887 E. , 2013/9947 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/12/2012 tarih ve 2012/516-2012/822 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ... ... Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 25.10.2007 tarih 4 C 29/07 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın ve masraf tespit kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, tenfizi istenilen kararın Lahey Sözleşmesi'ne uygun olarak davalıya tebliğ edilmediği, bu durumda kesinleşmiş bir ilam bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair kurulan 17.11.2011 tarihli hüküm, Dairemizce tenfizi istenilen kararın posta yoluyla davalıya tebliğ edildiği, bu durumda usulünce tebliğ edilmeyen kararın davalı yönünden kesinleştiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davalı yararına bozulmuş, bozmaya uyan mahkemece de yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak dosyaya sunulan tercüme evrakından, davaya konu ... ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada, davalıyı ...’da bulunan vekili Av. ...'ın temsil ettiği ve kararın 24.12.2007 tarihinde adı geçen vekile tebliğ edildiği, mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda tenfizi istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının ...’daki vekiline tebliğ edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiştir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana gelir. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlayacağımız bu durum, mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09/05/1960 T. 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı)
Ancak, bununla birlikte mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulduktan sonra görülmekte olan davaya uygulama imkanı bulunan yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı çıkması, o konuda geçmişe etkili yeni bir kanunun yürürlüğe girmesi, uygulanması gereken kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi, 04/02/1959 tarih, 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı üzere hükmüne uyulan bozma kararından sonra göreve ilişkin yeni bir yasal düzenlemenin getirilmiş olması ve maddi yanılgıya davalı bozma kararına uyulmuş olması halinde usulü müktesep haktan söz edilemez. (Bkz.Prof.Kuru, Medeni Usul Hukuku 19.bası S.678 vd).
Somut olayda, her ne kadar Dairemizin 18.05.2012 gün, 2012/3709-8305 E.K. Sayılı ilamı ile tenfizi istenilen kararın posta yoluyla tebliğ edildiği ve bu nedenle kesinleşmediği gerekçesiyle mahkemenin 17.11.2011 tarihli hükmü bozulmuş ise de anılan ilam maddi hataya dayalı olduğundan davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşturmaz. Bu husus nazara alınarak karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/516125000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz