6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Kararın tenfizi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4887 E. 2013/9947 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesinleşen ilam vekile tebliğ usuli kazanılmış hak maddi hata kazanılmış hak sulh hukuk mahkemesi tenfiz içtihadı birleştirme kararı sulh temsil

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, tenfizi istenilen kararın Lahey Sözleşmesi'ne uygun olarak davalıya tebliğ edilmediği, bu durumda kesinleşmiş bir ilam bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne dair kurulan 17.11.2011 tarihli hüküm, Dairemizce tenfizi istenilen kararın posta yoluyla davalıya tebliğ edildiği, bu durumda usulünce tebliğ edilmeyen kararın davalı yönünden kesinleştiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davalı yararına bozulmuş, bozmaya uyan mahkemece de yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak dosyaya sunulan tercüme evrakından, davaya konu ... ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada, davalıyı ...’da bulunan vekili Av. ...'ın temsil ettiği ve kararın 24.12.2007 tarihinde adı geçen vekile tebliğ edildiği, mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda tenfizi istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının ...’daki vekiline tebliğ edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiştir.

Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana gelir. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlayacağımız bu durum, mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09/05/1960 T. 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı)

Ancak, bununla birlikte mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulduktan sonra görülmekte olan davaya uygulama imkanı bulunan yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı çıkması, o konuda geçmişe etkili yeni bir kanunun yürürlüğe girmesi, uygulanması gereken kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi, 04/02/1959 tarih, 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı üzere hükmüne uyulan bozma kararından sonra göreve ilişkin yeni bir yasal düzenlemenin getirilmiş olması ve maddi yanılgıya davalı bozma kararına uyulmuş olması halinde usulü müktesep haktan söz edilemez. (Bkz.Prof.Kuru, Medeni Usul Hukuku 19.bası S.678 vd).

Somut olayda, her ne kadar Dairemizin 18.05.2012 gün, 2012/3709-8305 E.K. Sayılı ilamı ile tenfizi istenilen kararın posta yoluyla tebliğ edildiği ve bu nedenle kesinleşmediği gerekçesiyle mahkemenin 17.11.2011 tarihli hükmü bozulmuş ise de anılan ilam maddi hataya dayalı olduğundan davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşturmaz. Bu husus nazara alınarak karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5445 E. 2010/5174 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13368 E. 2013/23709 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sözleşmenin Feshi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16799 E. 2014/17324 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/4887 E.  ,  2013/9947 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/12/2012 tarih ve 2012/516-2012/822 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, ... ... Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 25.10.2007 tarih 4 C 29/07 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın ve masraf tespit kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, tenfizi istenilen kararın Lahey Sözleşmesi'ne uygun olarak davalıya tebliğ edilmediği, bu durumda kesinleşmiş bir ilam bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne dair kurulan 17.11.2011 tarihli hüküm, Dairemizce tenfizi istenilen kararın posta yoluyla davalıya tebliğ edildiği, bu durumda usulünce tebliğ edilmeyen kararın davalı yönünden kesinleştiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davalı yararına bozulmuş, bozmaya uyan mahkemece de yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak dosyaya sunulan tercüme evrakından, davaya konu ... ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada, davalıyı ...’da bulunan vekili Av. ...'ın temsil ettiği ve kararın 24.12.2007 tarihinde adı geçen vekile tebliğ edildiği, mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda tenfizi istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının ...’daki vekiline tebliğ edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiştir.

Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana gelir. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlayacağımız bu durum, mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09/05/1960 T. 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı)

Ancak, bununla birlikte mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulduktan sonra görülmekte olan davaya uygulama imkanı bulunan yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı çıkması, o konuda geçmişe etkili yeni bir kanunun yürürlüğe girmesi, uygulanması gereken kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi, 04/02/1959 tarih, 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı üzere hükmüne uyulan bozma kararından sonra göreve ilişkin yeni bir yasal düzenlemenin getirilmiş olması ve maddi yanılgıya davalı bozma kararına uyulmuş olması halinde usulü müktesep haktan söz edilemez. (Bkz.Prof.Kuru, Medeni Usul Hukuku 19.bası S.678 vd).

Somut olayda, her ne kadar Dairemizin 18.05.2012 gün, 2012/3709-8305 E.K. Sayılı ilamı ile tenfizi istenilen kararın posta yoluyla tebliğ edildiği ve bu nedenle kesinleşmediği gerekçesiyle mahkemenin 17.11.2011 tarihli hükmü bozulmuş ise de anılan ilam maddi hataya dayalı olduğundan davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşturmaz. Bu husus nazara alınarak karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/516125000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.