Kooperatif ihraç kararının iptali | İhraç kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/5375 E. 2010/6362 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi incelemesi↗ ihtarname↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının asıl borç miktarı 11.980,00 TL iken 12.880,00 TL istendiği, aradaki 900,00 TL'lık farkın 2000 yılı Ocak-Haziran dönemine ilişkin olarak aidat kararlaştırılmamış olmasına rağmen, 1999 yılı ikinci dönemi aidat miktarı olan aylık 150,00 TL'nın istenmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile ihraç kararının iptaline karar verilmiştir
Kararı, davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kooperatiften ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Davalı kooperatif tarafından davacıya gönderilen ihtarnameler ile ihraç kararında şekil bakımından bir usulsüzlüğünün bulunmadığı ancak yapılan bilirkişi incelemesi ile davacıdan istenilen miktar ile kooperatif kayıtlarının incelenmesi ile bulunan miktarın farklı olması nedeniyle ihtarların geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, kooperatifin 06.06.1999 tarihli genel kurulunda 1999 yılı Aralık ayına kadar aidat belirlenmişken 2000 yılının Ocak ve Haziran aylarına ilişkin aidat miktarının belirlenmediği bu nedenle de kooperatif yönetim kurulunun bu aylara ilişkin aidatları davacıdan isteyemeyeceği kanaatine varılmış, bu nedenle davacıdan istenilen aidat ve gecikme faizinde farklılık meydana gelmiştir.
İlke olarak, aidatların miktarının belirlenmesi kooperatif genel kurulunun devredemeyeceği yetkilerinden olmakla birlikte, genel kurulca aidatların belirlenmesinin ardından aksi belirtilmedikçe bu aidat miktarının sonraki aylarda da aynen devam ettirilmesi gereği kooperatiflerin devamlılığı ilkesinin bir sonucudur. Anılan genel kurulda başlangıç ayları için aidat miktarı belirlenmiş olup, bir sonraki genel kurula kadar alınması gereken aidat miktarları gösterilmemiş ise de, önceden alınan aidat miktarının aynen devam etmesi gerekmektedir. 06.06.1999 tarihli genel kurulda aidat alınmamasına yönelik bir karar bulunmamasına göre davacının bu aylara yönelik de aidat ödeme yükümlülüğü devam etmektedir.
O halde mahkemece, bilirkişinin hesaba dahil etmediği aylara yönelik aidat borcundan da davacının sorumlu olduğu kabul edilmek suretiyle inceleme yapılarak ihraç kararının usulüne uygun olup olmadığının denetlenmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5399 E. 2010/5228 K.
Ortak:dahili dava
İncelediğiniz karardaO halde mahkemece, bilirkişinin hesaba «dahil» etmediği aylara yönelik aidat borcundan da davacının sorumlu olduğu kabul edilmek suretiyle inceleme yapılarak ihraç kararının usulüne uygun olup olmadığının denetlenmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaZira, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ilk icra takibine konu alacaktan davalı tarafından yapılan ödemeler «mahsup» edildikten sonra kalan bakiye alacak ikinci icra takibine konu alacağa «dahil» edilerek hesaplama yapılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mükerrer takip · mükerrerlik · derdestlik · mahsup · işlemiş faiz · hukuki yarar · asıl alacak · icra inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, aynı alacağa ilişkin «mükerrer takip» yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “her iki icra takibinde istenilen aidat borçlarının dönemlerinin farklı olduğu, ikinci icra takibinde yeni doğan aidat borçlarının da istenildiği, ikinci icra takibinden önce aidat borçlarına mahsuben yapılan ödemelerin, ödenmeyen ilk aidatlara mahsuben yapılmış olduğu kabul edilerek ilk icra takibi ile çakışmayan aidatların tespiti ile bunlara yönelik işin esasının incelenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 736 YTL «asıl alacak» ve 6.895 YTL «işlemiş faiz» yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına ve asıl alacak üzerinden %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece bozma öncesi, «derdest» bir icra takibi varken aynı alacağın yeni bir icra takibi ile istenilmesinde «hukuki yararın» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü aracılığıyla 4.12.2003 tarihinde 2001 yılı Ocak ayından 2003 yılı Ekim ayına kadar ödenmeyen 12.170 YTL aidat borcunun tahsili için takip başlatılmış ve bu takibe her hangi bir itiraz olmadığı için dosya halen «derdest» iken, bu kez davacı kooperatif tarafından Ankara 3.
Zira, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ilk icra takibine konu alacaktan davalı tarafından yapılan ödemeler «mahsup» edildikten sonra kalan bakiye alacak ikinci icra takibine konu alacağa «dahil» edilerek hesaplama yapılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/5375 E. , 2010/6362 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.03.2007 tarih ve 2004/505 - 2007/163 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, Duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı iken, usul ve yasaya aykırı bir şekilde ihracına karar verildiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının üyelik aidatlarını ödemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının asıl borç miktarı 11.980,00 TL iken 12.880,00 TL istendiği, aradaki 900,00 TL'lık farkın 2000 yılı Ocak-Haziran dönemine ilişkin olarak aidat kararlaştırılmamış olmasına rağmen, 1999 yılı ikinci dönemi aidat miktarı olan aylık 150,00 TL'nın istenmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile ihraç kararının iptaline karar verilmiştir
Kararı, davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kooperatiften ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Davalı kooperatif tarafından davacıya gönderilen ihtarnameler ile ihraç kararında şekil bakımından bir usulsüzlüğünün bulunmadığı ancak yapılan bilirkişi incelemesi ile davacıdan istenilen miktar ile kooperatif kayıtlarının incelenmesi ile bulunan miktarın farklı olması nedeniyle ihtarların geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, kooperatifin 06.06.1999 tarihli genel kurulunda 1999 yılı Aralık ayına kadar aidat belirlenmişken 2000 yılının Ocak ve Haziran aylarına ilişkin aidat miktarının belirlenmediği bu nedenle de kooperatif yönetim kurulunun bu aylara ilişkin aidatları davacıdan isteyemeyeceği kanaatine varılmış, bu nedenle davacıdan istenilen aidat ve gecikme faizinde farklılık meydana gelmiştir.
İlke olarak, aidatların miktarının belirlenmesi kooperatif genel kurulunun devredemeyeceği yetkilerinden olmakla birlikte, genel kurulca aidatların belirlenmesinin ardından aksi belirtilmedikçe bu aidat miktarının sonraki aylarda da aynen devam ettirilmesi gereği kooperatiflerin devamlılığı ilkesinin bir sonucudur. Anılan genel kurulda başlangıç ayları için aidat miktarı belirlenmiş olup, bir sonraki genel kurula kadar alınması gereken aidat miktarları gösterilmemiş ise de, önceden alınan aidat miktarının aynen devam etmesi gerekmektedir.
06. 06.1999 tarihli genel kurulda aidat alınmamasına yönelik bir karar bulunmamasına göre davacının bu aylara yönelik de aidat ödeme yükümlülüğü devam etmektedir.
O halde mahkemece, bilirkişinin hesaba dahil etmediği aylara yönelik aidat borcundan da davacının sorumlu olduğu kabul edilmek suretiyle inceleme yapılarak ihraç kararının usulüne uygun olup olmadığının denetlenmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesin yer olmadığına, Ödediği temyiz ilam harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1022776700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz