Rekabet yasağının ihlalinde cezai şart ve tenkis
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5283 E. 2024/1524 K. · · İlk derece: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
İşçinin, önceki işverenin üretim/geliştirme alanına erişim sağlayan bir görevde çalışıp aynı işi rakip işletmede sürdürmesi hâlinde, edinilen bilgilerin kullanılmasının işverene önemli zarar verebilme ihtimali cezai şart talebi için yeterlidir; zararın fiilen gerçekleşmesi aranmaz. Buna karşılık cezai şart, işçinin son ücretine oranla fahiş ise tenkis edilir ve dava kısmi dava olarak açılıp kararlaştırılan tutarın tamamı talep edilmemiş olsa dahi tenkis, talep olunan miktar üzerinden yapılabilir. Temyize konu miktar kesinlik sınırının altında kalıyorsa temyiz dilekçesi miktardan reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddi → ret
Gerekçe: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde, kanunun yollamasıyla temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Somut olayda hüküm altına alınan toplam miktar ile davalı vekilince temyiz edilen miktar, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibarıyla geçerli kesinlik sınırının altında kaldığından temyiz dilekçesi miktardan reddedilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği ve ihlali; zarar ihtimalinin yeterliliği → kabul
İddia: Davalı, sözleşmenin geçersiz olduğunu, rekabet yasağı kaydının çalışma hürriyetini kısıtladığını, davacıya ait ticari sırlara ulaşabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, projenin iptal edildiğini ve sonraki işverenin farklı alanda faaliyet gösterdiğini savunmuş; davacı ise yasağın ihlal edildiğini ve alacağın tümden hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: İşçi, önceki işverene ait iş yerinde Test ve Validasyon Müdürü olarak çalışmış ve bu kapsamda işverenin motor geliştirme alanına erişim imkânı bulmuştur; sonraki iş yerinde de aynı işi yapmaktadır. Önceki iş yerinde edinilen bilgilerin yeni iş yerinde kullanılması, önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşımaktadır ve zarar ihtimalinin varlığı cezai şart talebi için yeterlidir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Kısmi davada talep edilen cezai şart miktarının fahiş bulunarak tenkisi → kabul
İddia: Davacı, kararlaştırılan cezai şartın tamamının talep edilmediğini, bu nedenle tenkis yapılmaması gerektiğini, aksi hâlde tüm alacak miktarı üzerinden tenkis yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: İşçinin işten ayrıldığı tarihteki aylık ücreti dikkate alındığında, geçimini sağladığı ücretin yaklaşık iki buçuk aylık tutarına tekabül eden cezai şart isteği fahiş sayılmalıdır. Dava kısmi dava olarak açılmış ve kararlaştırılan cezai şart tutarının tamamı talep edilmemiş olsa dahi, kısmi davada talep olunan miktarın fahiş bulunarak tenkis edilmesinde hukuka aykırılık yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Rekabet yasağında zarar ihtimalinin yeterli sayılması ve kısmi davada talep edilen cezai şartın tenkis edilebilmesi yönünden emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı↗ cezai şart↗ tenkis↗ kısmi dava↗ zarar ihtimali↗ temyiz kesinlik sınırı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4347 E. 2017/6591 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin «geçersiz» olması nedeniyle müvekkilinin cezai şarttan sorumlu tutulamayacağını, «rekabet yasağına» ilişkin düzenleme yapılabilmesi için müvekkilinin davacının «müşteri çevresi» ticari veya «üretim sırlarına» vakıf olması ve bu sırların kullanılması halinde önemli bir zararın meydana gelmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya ait ticari sırlara ulaşabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, bütçe veya genel kurul toplantılarına katılmadığını, eğitim almadığını, davacının, müvekkilini uzmanlığından yararlanmak için işe aldığını, davacının projeyi gerçekleştirmemesi nedeniyle projenin iptal edildiğini, kaldı ki ... işinde çalıştığı şirketin davacı ile aynı alanda çalışmadığını ... şirketin savunma sanayi alanında faaliyet gösterirken davacının tarım makineleri alanında çalıştığını, zararın ispatlanmaması halinde işçiden «cezai şart» talep edilmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… ının aynı olduğu, özellikle savunma sanayi alanında Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından bir kısım üretim ve ARGE işinin davacıya verilmesi daha sonra sözleşmenin «fesih» edilerek dava dışı BMC Otomotiv A.Ş. ile sözleşme yapılması ve davalının her iki işletmede aynı işleri yapması nedeniyle davacının «cezai şart» talebinde bulunabileceği, «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olduğu, sözleşmede «haksız rekabet» halinde «son» brüt ücretinin 12 ... kadar ceza öngörülmüş ise de, davacı tarafından talep edilen miktarın fahiş olduğu gerekçesi ile takdiren 15.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne bu miktar alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, «tenkis» nedeniyle davalı lehine vekâlet ücreti ve «yargı gideri» takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olup davalı tarafından ihlal edildiğini, davalının 11.05.2015 tarihinde başladığı işten, 19.01.2017 tarihinde «istifa» ederek ayrıldığını, 13.02.2017 tarihinde BMC Otomotiv A.Ş.'de işe başladığını, her iki şirketin Savunma Sanayi Müşteşarlığı ihalelerine teklif verdiğini, çalışmalarını İstanbul'da gerçekleştirerek rekabet yasağına aykırı davrandığını, davalının müvekkili şirketten aldığı «son» brüt ücretin 15.198,69 TL olduğunu, Savunma Sanayi Müşteşarlığı ihalesinde edindiği bilgiler sayesinde rakip şirkette çalışma imkanı bulduğunu, rekabet yasağını ve «cezai şart» bedelini ödeyeceğini bilerek rakip şirkette işe başladığını, söz konusu ihaleyi rakip şirketin kazanmasıyla müvekkili şirketin milyonlar kaybettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü, aksi halde tüm alacak miktarı üzerinden «tenkis» yapılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Bu itibarla mahkemenin, «haksız rekabete» ilişkin «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve raki …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · kısıtlılık · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · cy/cy kaydı · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki «hizmet sözleşmenin» TBK'nin 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, «rekabet yasağının» yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Rekabet «yasağı» «kaydı» karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir.
2-) Ayrıca, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için «rekabet yasağının» düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 13.01.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6975 E. 2016/2969 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin «geçersiz» olması nedeniyle müvekkilinin cezai şarttan sorumlu tutulamayacağını, «rekabet yasağına» ilişkin düzenleme yapılabilmesi için müvekkilinin davacının «müşteri çevresi» ticari veya «üretim sırlarına» vakıf olması ve bu sırların kullanılması halinde önemli bir zararın meydana gelmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya ait ticari sırlara ulaşabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, bütçe veya genel kurul toplantılarına katılmadığını, eğitim almadığını, davacının, müvekkilini uzmanlığından yararlanmak için işe aldığını, davacının projeyi gerçekleştirmemesi nedeniyle projenin iptal edildiğini, kaldı ki ... işinde çalıştığı şirketin davacı ile aynı alanda çalışmadığını ... şirketin savunma sanayi alanında faaliyet gösterirken davacının tarım makineleri alanında çalıştığını, zararın ispatlanmaması halinde işçiden «cezai şart» talep edilmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… ının aynı olduğu, özellikle savunma sanayi alanında Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından bir kısım üretim ve ARGE işinin davacıya verilmesi daha sonra sözleşmenin «fesih» edilerek dava dışı BMC Otomotiv A.Ş. ile sözleşme yapılması ve davalının her iki işletmede aynı işleri yapması nedeniyle davacının «cezai şart» talebinde bulunabileceği, «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olduğu, sözleşmede «haksız rekabet» halinde «son» brüt ücretinin 12 ... kadar ceza öngörülmüş ise de, davacı tarafından talep edilen miktarın fahiş olduğu gerekçesi ile takdiren 15.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne bu miktar alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, «tenkis» nedeniyle davalı lehine vekâlet ücreti ve «yargı gideri» takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olup davalı tarafından ihlal edildiğini, davalının 11.05.2015 tarihinde başladığı işten, 19.01.2017 tarihinde «istifa» ederek ayrıldığını, 13.02.2017 tarihinde BMC Otomotiv A.Ş.'de işe başladığını, her iki şirketin Savunma Sanayi Müşteşarlığı ihalelerine teklif verdiğini, çalışmalarını İstanbul'da gerçekleştirerek rekabet yasağına aykırı davrandığını, davalının müvekkili şirketten aldığı «son» brüt ücretin 15.198,69 TL olduğunu, Savunma Sanayi Müşteşarlığı ihalesinde edindiği bilgiler sayesinde rakip şirkette çalışma imkanı bulduğunu, rekabet yasağını ve «cezai şart» bedelini ödeyeceğini bilerek rakip şirkette işe başladığını, söz konusu ihaleyi rakip şirketin kazanmasıyla müvekkili şirketin milyonlar kaybettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü, aksi halde tüm alacak miktarı üzerinden «tenkis» yapılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının iş politikası olarak tüm çalışanlarına «haksız rekabete» ve «cezai şarta» ilişkin hüküm içeren sözleşme imzalattığı, işçinin iş akdinin devamı süresince hangi pozisyonda çalışacağı ve firma ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu halin davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği; ancak davacı tarafın haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğu, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkca belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, yani haksız rekabetin varlığının ispatlanamadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağına» aykırı davranışdan doğan «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun «rekabet yasağına» ilişkin 445. maddesinde, rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı belirlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:karşı edim · çalışma özgürlüğü · hakkaniyet · oy yasağı · geçersizlik · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının iş politikası olarak tüm çalışanlarına «haksız rekabete» ve «cezai şarta» ilişkin hüküm içeren sözleşme imzalattığı, işçinin iş akdinin devamı süresince hangi pozisyonda çalışacağı ve firma ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu halin davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği; ancak davacı tarafın haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğu, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkca belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, yani haksız rekabetin varlığının ispatlanamadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, hâkimin, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir.
Bu itibarla, yürürlük kanunu uyarınca somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılmaksızın, «rekabet yasağının» yer bakımından sınırlama getirmemiş olmasının Anayasa'nın «çalışma özgürlüğüne» aykırı olduğu ve bu nedenle sözleşmenin «geçersiz» olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun «rekabet yasağına» ilişkin 445. maddesinde, rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı belirlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7354 E. 2016/1838 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin «geçersiz» olması nedeniyle müvekkilinin cezai şarttan sorumlu tutulamayacağını, «rekabet yasağına» ilişkin düzenleme yapılabilmesi için müvekkilinin davacının «müşteri çevresi» ticari veya «üretim sırlarına» vakıf olması ve bu sırların kullanılması halinde önemli bir zararın meydana gelmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya ait ticari sırlara ulaşabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, bütçe veya genel kurul toplantılarına katılmadığını, eğitim almadığını, davacının, müvekkilini uzmanlığından yararlanmak için işe aldığını, davacının projeyi gerçekleştirmemesi nedeniyle projenin iptal edildiğini, kaldı ki ... işinde çalıştığı şirketin davacı ile aynı alanda çalışmadığını ... şirketin savunma sanayi alanında faaliyet gösterirken davacının tarım makineleri alanında çalıştığını, zararın ispatlanmaması halinde işçiden «cezai şart» talep edilmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… ının aynı olduğu, özellikle savunma sanayi alanında Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından bir kısım üretim ve ARGE işinin davacıya verilmesi daha sonra sözleşmenin «fesih» edilerek dava dışı BMC Otomotiv A.Ş. ile sözleşme yapılması ve davalının her iki işletmede aynı işleri yapması nedeniyle davacının «cezai şart» talebinde bulunabileceği, «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olduğu, sözleşmede «haksız rekabet» halinde «son» brüt ücretinin 12 ... kadar ceza öngörülmüş ise de, davacı tarafından talep edilen miktarın fahiş olduğu gerekçesi ile takdiren 15.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne bu miktar alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, «tenkis» nedeniyle davalı lehine vekâlet ücreti ve «yargı gideri» takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olup davalı tarafından ihlal edildiğini, davalının 11.05.2015 tarihinde başladığı işten, 19.01.2017 tarihinde «istifa» ederek ayrıldığını, 13.02.2017 tarihinde BMC Otomotiv A.Ş.'de işe başladığını, her iki şirketin Savunma Sanayi Müşteşarlığı ihalelerine teklif verdiğini, çalışmalarını İstanbul'da gerçekleştirerek rekabet yasağına aykırı davrandığını, davalının müvekkili şirketten aldığı «son» brüt ücretin 15.198,69 TL olduğunu, Savunma Sanayi Müşteşarlığı ihalesinde edindiği bilgiler sayesinde rakip şirkette çalışma imkanı bulduğunu, rekabet yasağını ve «cezai şart» bedelini ödeyeceğini bilerek rakip şirkette işe başladığını, söz konusu ihaleyi rakip şirketin kazanmasıyla müvekkili şirketin milyonlar kaybettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü, aksi halde tüm alacak miktarı üzerinden «tenkis» yapılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaDava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
… enmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile söz konusu sözleşme hükmünün Anayasa'nın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, sözleşmedeki «rekabet yasağı» koşulunun gerçekleşmesi için, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmez, böyle bir tehlikenin varlığı yeterlidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · çalışma özgürlüğü · müşteri çevresi · fiil ehliyeti · rekabet yasağı sözleşmesi · kısıtlılık · sözleşmeye aykırılık · oy yasağı
Benzer bu karardaDava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
… enmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile söz konusu sözleşme hükmünün Anayasa'nın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede 1 yıllık «rekabet yasağı» süresi öngörülmüş, coğrafi alana yönelik ise herhangi bir «kısıtlama» yapılmamıştır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7731 E. 2023/2780 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin «geçersiz» olması nedeniyle müvekkilinin cezai şarttan sorumlu tutulamayacağını, «rekabet yasağına» ilişkin düzenleme yapılabilmesi için müvekkilinin davacının «müşteri çevresi» ticari veya «üretim sırlarına» vakıf olması ve bu sırların kullanılması halinde önemli bir zararın meydana gelmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya ait ticari sırlara ulaşabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, bütçe veya genel kurul toplantılarına katılmadığını, eğitim almadığını, davacının, müvekkilini uzmanlığından yararlanmak için işe aldığını, davacının projeyi gerçekleştirmemesi nedeniyle projenin iptal edildiğini, kaldı ki ... işinde çalıştığı şirketin davacı ile aynı alanda çalışmadığını ... şirketin savunma sanayi alanında faaliyet gösterirken davacının tarım makineleri alanında çalıştığını, zararın ispatlanmaması halinde işçiden «cezai şart» talep edilmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… ının aynı olduğu, özellikle savunma sanayi alanında Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından bir kısım üretim ve ARGE işinin davacıya verilmesi daha sonra sözleşmenin «fesih» edilerek dava dışı BMC Otomotiv A.Ş. ile sözleşme yapılması ve davalının her iki işletmede aynı işleri yapması nedeniyle davacının «cezai şart» talebinde bulunabileceği, «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olduğu, sözleşmede «haksız rekabet» halinde «son» brüt ücretinin 12 ... kadar ceza öngörülmüş ise de, davacı tarafından talep edilen miktarın fahiş olduğu gerekçesi ile takdiren 15.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne bu miktar alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, «tenkis» nedeniyle davalı lehine vekâlet ücreti ve «yargı gideri» takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olup davalı tarafından ihlal edildiğini, davalının 11.05.2015 tarihinde başladığı işten, 19.01.2017 tarihinde «istifa» ederek ayrıldığını, 13.02.2017 tarihinde BMC Otomotiv A.Ş.'de işe başladığını, her iki şirketin Savunma Sanayi Müşteşarlığı ihalelerine teklif verdiğini, çalışmalarını İstanbul'da gerçekleştirerek rekabet yasağına aykırı davrandığını, davalının müvekkili şirketten aldığı «son» brüt ücretin 15.198,69 TL olduğunu, Savunma Sanayi Müşteşarlığı ihalesinde edindiği bilgiler sayesinde rakip şirkette çalışma imkanı bulduğunu, rekabet yasağını ve «cezai şart» bedelini ödeyeceğini bilerek rakip şirkette işe başladığını, söz konusu ihaleyi rakip şirketin kazanmasıyla müvekkili şirketin milyonlar kaybettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü, aksi halde tüm alacak miktarı üzerinden «tenkis» yapılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… ının müvekkili firmada 03.07.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en «son» orta düzeyde yönetici konumunda bakım «görevlisi» olarak çalıştığını, 31.08.2014 tarihinde sigortalı işten ayrılış bildirgesinden de anlaşılacağı üzere iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 03.07.2008 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip Fitpak Ambalaj A.Ş.'de çalışmaya başladığını, müvekkil şirkette en son orta düzey bakım görevlisi olarak çalışan davalının müvekkilinin «müşteri çevresi» hakkında bilgi edinme olanağına sahip olması ve müşterilerle kişisel ilişki içinde bulunmasının, müşterilerin özelliklerini, istek ve ihtiyaçlarını bilebilecek ve bu bilgileri kendi adına ekonomik bir değer olarak kullanabilecek konumda olmasını gerektirdiği, ayrıca davalının, imalat ve iş sırlarını öğrenme hallerine de vakıf olduğunu, davalının sözleşmedeki taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin «cezai şart» alacağının oluştuğunu ileri sürerek, 30.000,00 USD alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» nedeniyle açılan «cezai şartın» tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemelerinin «görevli» olduğunu, rekabet yasağına ilişkin olan şartın ancak işçinin müşterileri tanımasından veya iş sırlarını öğrenmesinden yararlanarak, işverene hissolunacak derecede bir zarar verebilecek ise geçerli olduğunu, davacı şirketin müvekkilinin işe olan ihtiyacından faydalanarak düzenlenen tek taraflı matbu şekilde olan sözleşmeye dayanarak dava açtığını, rekabet yasağının işçinin ekonomik hayatını geliştirme özgürlüğünü sınırlandırdığını, işçinin rekabet hakkını ancak kendi iradesiyle sınırlandırabileceğini, müvekkilinin iş sözleşmesi ile birlikte rekabet sözleşmesini de imzaladığının farkında bile olmadığını, işverenin müvekkilini bu konuda bilgilendirmediğini ve uyarmadığını, bu durumda müvekkilinin rekabet yasağını kabul ettiğinin söylenemeyeceğini, müvekkilinin işyerlerinde çalıştığı pozisyonun davacının iddiasının aksine işyeri ticari sırlarını öğrenebileceği bir yerde olmadığını, müvekkilinin yıllarca fabrikalarda bakım işçisi olarak çalıştığını, davanın «kötüniyetli» olarak açıldığını, sözleşmede yer bakımından yapılan sınırlamanın sanayileşmenin en yoğun olduğu bölgeler olan Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri olarak belirlendiğini, söz konusu sınırlandırmanın yıllarca bakım işçisi olarak çalışan müvekkilinin iktisadi geleceği bakımından «olumsuz» etkileyecek nitelikte olduğunu, sözleşme matbu olarak düzenlendiğinden, sözleşmede belirlenen cezai şartın her konumdaki işçi için aynı ve fahiş olduğunu, rekabet sözleşmesinin kanunun «emredici» hükümlerine aykırı düzenlendiğini, işçinin özgür iradesi ile düzenlenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… davacının, işçinin orta düzey yönetici olduğunu iddia ettiği, ancak, işçinin şirkette idari, mali, teknolojik nitelikte ve ayrıca müşteri ve pazar alanında şirketin «son» derece önemli ve gizli bir çok bilgiye sahip olacak görevinin olmasını gerektiren orta düzey bir vasfı veya iş «tanımı» belirtir bir bilgi veya yazılı bir belgeye rastlanılmadığı, SGK İl Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre davacı şirket ve dava dışı Fitpak Ambalaj şirketinin iş kolunun farklı olduğu, davalı işcinin iş «sırrı» niteliği «taşıyabilecek» olgulara nüfus ettiği, toplanan kanıtlar ışığında ortaya konulamadığı, benzer yapılan işlerin «rekabet yasağı» ile korunacak iş sırlarından olmadığı, belirlenen kapsamdaki bilgilerle işvereni zarara uğratma olasılığının bulunmadığı ve kanıt yükümlülüğü altındaki iş veren tarafından önemli bir zarara uğrama olasılığını somutlaştırılıp ortaya konulmadığı, taraflar arasında yapılan «rekabet yasağı sözleşmesinin» 3 yıl süre ile düzenlendiği, ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi gereğince rekabet yasağı sözleşmelerinin 2 yılı aşamayacağının belirtildiği, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağı şartının «geçersiz» olduğu, ayrıca yer sınırlandırılmasında da Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri bakımından bir sınırlama bulunmadığı, yer bakımından da getirilen bu rekabet yasağının Türkiye' nin belli başlı sanayi şehirlerini kapsaması nedeniyle davalı işcinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» aykırı şekilde güçleştirdiği, ayrıca rekabet yasağı sözleşmesindeki yer alan 30.000,00 USD «cezai şartın» işcinin aldığı maaş, ekonomik durum gözönünde bulundurularak hakkaniyet çerçevesinde değerlendirildiğinde yüksek olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iş sırrı · müşteri çevresi · ticari sır · rekabet yasağı sözleşmesi · sözleşmenin ihlali · tanıma · emredici hüküm · şirket zararı
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» nedeniyle açılan «cezai şartın» tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemelerinin «görevli» olduğunu, rekabet yasağına ilişkin olan şartın ancak işçinin müşterileri tanımasından veya iş sırlarını öğrenmesinden yararlanarak, işverene hissolunacak derecede bir zarar verebilecek ise geçerli olduğunu, davacı şirketin müvekkilinin işe olan ihtiyacından faydalanarak düzenlenen tek taraflı matbu şekilde olan sözleşmeye dayanarak dava açtığını, rekabet yasağının işçinin ekonomik hayatını geliştirme özgürlüğünü sınırlandırdığını, işçinin rekabet hakkını ancak kendi iradesiyle sınırlandırabileceğini, müvekkilinin iş sözleşmesi ile birlikte rekabet sözleşmesini de imzaladığının farkında bile olmadığını, işverenin müvekkilini bu konuda bilgilendirmediğini ve uyarmadığını, bu durumda müvekkilinin rekabet yasağını kabul ettiğinin söylenemeyeceğini, müvekkilinin işyerlerinde çalıştığı pozisyonun davacının iddiasının aksine işyeri ticari sırlarını öğrenebileceği bir yerde olmadığını, müvekkilinin yıllarca fabrikalarda bakım işçisi olarak çalıştığını, davanın «kötüniyetli» olarak açıldığını, sözleşmede yer bakımından yapılan sınırlamanın sanayileşmenin en yoğun olduğu bölgeler olan Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri olarak belirlendiğini, söz konusu sınırlandırmanın yıllarca bakım işçisi olarak çalışan müvekkilinin iktisadi geleceği bakımından «olumsuz» etkileyecek nitelikte olduğunu, sözleşme matbu olarak düzenlendiğinden, sözleşmede belirlenen cezai şartın her konumdaki işçi için aynı ve fahiş olduğunu, rekabet sözleşmesinin kanunun «emredici» hükümlerine aykırı düzenlendiğini, işçinin özgür iradesi ile düzenlenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… davacının, işçinin orta düzey yönetici olduğunu iddia ettiği, ancak, işçinin şirkette idari, mali, teknolojik nitelikte ve ayrıca müşteri ve pazar alanında şirketin «son» derece önemli ve gizli bir çok bilgiye sahip olacak görevinin olmasını gerektiren orta düzey bir vasfı veya iş «tanımı» belirtir bir bilgi veya yazılı bir belgeye rastlanılmadığı, SGK İl Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre davacı şirket ve dava dışı Fitpak Ambalaj şirketinin iş kolunun farklı olduğu, davalı işcinin iş «sırrı» niteliği «taşıyabilecek» olgulara nüfus ettiği, toplanan kanıtlar ışığında ortaya konulamadığı, benzer yapılan işlerin «rekabet yasağı» ile korunacak iş sırlarından olmadığı, belirlenen kapsamdaki bilgilerle işvereni zarara uğratma olasılığının bulunmadığı ve kanıt yükümlülüğü altındaki iş veren tarafından önemli bir zarara uğrama olasılığını somutlaştırılıp ortaya konulmadığı, taraflar arasında yapılan «rekabet yasağı sözleşmesinin» 3 yıl süre ile düzenlendiği, ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi gereğince rekabet yasağı sözleşmelerinin 2 yılı aşamayacağının belirtildiği, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağı şartının «geçersiz» olduğu, ayrıca yer sınırlandırılmasında da Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri bakımından bir sınırlama bulunmadığı, yer bakımından da getirilen bu rekabet yasağının Türkiye' nin belli başlı sanayi şehirlerini kapsaması nedeniyle davalı işcinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» aykırı şekilde güçleştirdiği, ayrıca rekabet yasağı sözleşmesindeki yer alan 30.000,00 USD «cezai şartın» işcinin aldığı maaş, ekonomik durum gözönünde bulundurularak hakkaniyet çerçevesinde değerlendirildiğinde yüksek olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece «rekabet yasağı» hükmünün «geçersiz» olduğu sonucuna varıldığı, ancak hâkimin, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlanmaları içeremeceği gerekçesiyle doğrudan ve ikinci bir değerlendirme yapmadan rekabet yasağı hükümlerinin geçersiz olduğuna karar veremeyeceği, bu maddedeki şartlar dahilinde değerlendirme yaparak sözleşme hükümlerini sınırlayabilme «yetkisini» kullanıp kullanmayacağını tartışılarak neticesine göre karar verilmesi gerektiği, «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli «müşteri çevresi» veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli olduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesince 6098 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak yapılan değerlendirmeyle sözleşmenin geçersizliğinin de davanın reddine gerekçe gösterilmesi hatalı ise de, hatalı olan bu hususun sonuca etkili olmadığı, davalının bakım elamanı olarak çalışması, davacı şirketin müşterileriyle ilgili bir görev ve sorumluluğunun bulunmaması ve yaptığı işin niteliği birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacı şirketin sırlarını bilebilecek konumda olmadığı, zarara uğratma ihtimalinin bulunmadığı, bu durumda, davacı tarafça, davalının davacı şirkette «ticari sır» niteliğindeki hangi bilgileri edindiği, ne şekilde kullandığı veya kullanabileceği, davacı şirketin bu yolla ne tür bir zarara uğradığı veya uğratabileceğinin somu …
… ının müvekkili firmada 03.07.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en «son» orta düzeyde yönetici konumunda bakım «görevlisi» olarak çalıştığını, 31.08.2014 tarihinde sigortalı işten ayrılış bildirgesinden de anlaşılacağı üzere iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 03.07.2008 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip Fitpak Ambalaj A.Ş.'de çalışmaya başladığını, müvekkil şirkette en son orta düzey bakım görevlisi olarak çalışan davalının müvekkilinin «müşteri çevresi» hakkında bilgi edinme olanağına sahip olması ve müşterilerle kişisel ilişki içinde bulunmasının, müşterilerin özelliklerini, istek ve ihtiyaçlarını bilebilecek ve bu bilgileri kendi adına ekonomik bir değer olarak kullanabilecek konumda olmasını gerektirdiği, ayrıca davalının, imalat ve iş sırlarını öğrenme hallerine de vakıf olduğunu, davalının sözleşmedeki taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin «cezai şart» alacağının oluştuğunu ileri sürerek, 30.000,00 USD alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5283 E. , 2024/1524 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2284 Esas, 2022/773 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/785 E., 2019/785 K.
Taraflar arasındaki cezai şart alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan toplam miktar 15.000,00 TL'dir. Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun reddine dair kararı 26.05.2022 tarihli olup, davalı vekilince temyiz edilen miktar 2022 yılı kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır.
2.Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin motor üretimi alanında faaliyet gösterdiğini, davalının 11.05.2015 tarihinde "Test ve Validasyon Müdürü" olarak başladığı işinden istifa etmesi nedeniyle iş akdinin 27.01.2017 tarihinde sona erdiğini, 13.02.2017 tarihinde iş sözleşmesinin 2.2 nci maddesine göre işçinin kendi isteği ile işten ayrılması veya işverenin farklı nedenle feshi halinde işverenin önemli bir zarar uğraması ihtimali bulunduğundan 2 yıl süre ile Marmara Bölgesinde iş tanımına uyan işlerde ve motor geliştirme alanlarındaki tüm işlerde hiçbir işletmede faaliyet gösteremeyeceği, 10 uncu maddesine göre de feshi izleyen 12 ay boyunca Marmara Bölgesinde herhangi bir ticari işletmede çalışmayacağı, aksi halde son brüt ücretin 12 aylık tutarında cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmeye aykırı şekilde davalının aynı alanda faaliyet gösteren BMC Otomotiv San.
ve Tic. A.Ş.'de benzer görevi alması nedeniyle sözleşmeyi ihlal ettiğini, Savunma Sanayi İcra Komitesinin müvekkili ile olan sözleşmesinin sona erdirilmesinden sonra, 28.10.2016 tarihinde BMC Otomotiv A.Ş. ile ... nesil hafif zırhlı araçta paletli konfigrasyonda kullanılması planlanan güç grubunun tasarımı, geliştirilmesi, prototip üretimi konusunda sözleşme görüşmelerine başlanması kararı alındığını, akabinde sözleşme imzalandığını, davacının rekabet yasağından kurtulmak için şirketin İzmir'deki işyerinde çalışmaya başlamasına rağmen mesaisini İstanbul Esenler'de bulunan işyerinde sürdürdüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 182.384,28 TL'lik cezai şart alacağının şimdilik 30.000,00 TL'sinin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle müvekkilinin cezai şarttan sorumlu tutulamayacağını, rekabet yasağına ilişkin düzenleme yapılabilmesi için müvekkilinin davacının müşteri çevresi ticari veya üretim sırlarına vakıf olması ve bu sırların kullanılması halinde önemli bir zararın meydana gelmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya ait ticari sırlara ulaşabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, bütçe veya genel kurul toplantılarına katılmadığını, eğitim almadığını, davacının, müvekkilini uzmanlığından yararlanmak için işe aldığını, davacının projeyi gerçekleştirmemesi nedeniyle projenin iptal edildiğini, kaldı ki ... işinde çalıştığı şirketin davacı ile aynı alanda çalışmadığını ...
şirketin savunma sanayi alanında faaliyet gösterirken davacının tarım makineleri alanında çalıştığını, zararın ispatlanmaması halinde işçiden cezai şart talep edilmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davalının önceki işvereni davacı ile sonraki işvereni şirketin faaliyet alanlarının aynı olduğu, özellikle savunma sanayi alanında Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından bir kısım üretim ve ARGE işinin davacıya verilmesi daha sonra sözleşmenin fesih edilerek dava dışı BMC Otomotiv A.Ş. ile sözleşme yapılması ve davalının her iki işletmede aynı işleri yapması nedeniyle davacının cezai şart talebinde bulunabileceği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olduğu, sözleşmede haksız rekabet halinde son brüt ücretinin 12 ... kadar ceza öngörülmüş ise de, davacı tarafından talep edilen miktarın fahiş olduğu gerekçesi ile takdiren 15.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne bu miktar alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, tenkis nedeniyle davalı lehine vekâlet ücreti ve yargı gideri takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olup davalı tarafından ihlal edildiğini, davalının 11.05.2015 tarihinde başladığı işten, 19.01.2017 tarihinde istifa ederek ayrıldığını, 13.02.2017 tarihinde BMC Otomotiv A.Ş.'de işe başladığını, her iki şirketin Savunma Sanayi Müşteşarlığı ihalelerine teklif verdiğini, çalışmalarını İstanbul'da gerçekleştirerek rekabet yasağına aykırı davrandığını, davalının müvekkili şirketten aldığı son brüt ücretin 15.198,69 TL olduğunu, Savunma Sanayi Müşteşarlığı ihalesinde edindiği bilgiler sayesinde rakip şirkette çalışma imkanı bulduğunu, rekabet yasağını ve cezai şart bedelini ödeyeceğini bilerek rakip şirkette işe başladığını, söz konusu ihaleyi rakip şirketin kazanmasıyla müvekkili şirketin milyonlar kaybettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü, aksi halde tüm alacak miktarı üzerinden tenkis yapılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin sözleşmelerin hukuki geçerliliğini incelemeden hüküm verdiğini, rekabet yasağı kaydının müvekkilinin çalışma hürriyetini kısıtladığını, müvekkilinin ... uzmanlık çalışma alanlarına konu işyerlerinin sadece Marmara bölgesinde yer aldığını, müvekkilinin davacı şirkete ait ticari sırlara ulaşabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, hiçbir bütçe ya da genel kurul toplantısına katılmadığını, davacı şirketin müvekkilini yetiştirmediğini ve hiçbir eğitim vermediğini, müvekkilinin zaten 'Kıdemli Uzman Mühendis' olduğunu, davacının Savunma Sanayi Müsteşarlığıyla imzaladığı ... Tankı Projesi'nin iptal edildiğini, bu sebeple müvekkilinin projeye ilişkin tasarım ve geliştirme faaliyetinde bulunmadığını, müvekkilinin proje bazlı çalıştığını, proje hangi şirkette olursa olsun çalışabileceğini, davacı şirketten proje sona erdiği için ayrıldığını, davacının müvekkilini istifaya zorlamak için iş alanına girmeyen işlerde görevlendirdiğini, her iki firmanın kazandığı ihalelerin teknik detaylarının farklı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davacıya ait iş yerinde makine mühendisi Test ve Validasyon Müdürü olarak çalıştığı, bu kapsamda davacı şirketin motor geliştirme alanına erişim imkanı bulunduğu, ... işyerinde de aynı işi yaptığı, davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri ... işyerinde kullanmasının, davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşıdığı, zarar ihtimalinin varlığının cezai şart talebi için yeterli olduğu, davalının işten ayrıldığında SGK kayıtlarına göre aylık 12.918,47 TL ücret aldığı, geçimini sağladığı ücretinden 2,5 aylık ücretine tekabül eden 30.000,00 TL cezai şart isteğinin fahiş sayılması gerektiği, eldeki davanın kısmi dava olarak açıldığı, kararlaştırılan cezai şart tutarının tamamı talep edilmemiş olsa da kısmi davada talep olunan miktarın fahiş bulunarak tenkis yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, işçinin rekabet yasağına aykırı davranışı nedeniyle cezai şart alacağı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 ... maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 182 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 420 nci maddesi, 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A.Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B.Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020366100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz