Ticari dürüstlük
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4929 E. 2024/1078 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari dürüstlük↗ ticari itibar↗ basiretli tacir↗ sicilden terkin↗ ticaret unvanı↗ garantörlük↗ kâr kaybı↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ terkin↗ ihtarname↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/89 E., 2019/842 K.
Taraflar arasındaki ticaret unvanının haksız kullanımının tespiti, sicilden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirketin 1994 yılında, davalının ise 2007 yılında kurulduğunu, her iki şirketin ticaret unvanında da "..." ibaresinin ortak olarak yer aldığını, müvekkilinden sonra kurulan davalı Şirkete, ticaret unvanında yer ... "..." ibaresinin sicilden terkin edilmesi hususunda ihtarname gönderdiklerini ancak davalının ihtarnamenin gereğini yerine getirmediğini, davalının "..." ek ibaresini kullanmasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince usulen tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olması nedeniyle haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek ticaret unvanının davalı tarafından ticari dürüstlüğe aykırı biçimde kullanıldığının tespitine ve kullanımın yasaklanmasına, haksız kullanılan ticaret unvanının terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... ibaresi dışında ayırt edici olması bakımından "YOL" ibaresini de kullandığını, her iki unvanın ayırt edilebilir olduğunu, tarafların kayıtlı oldukları ticaret sicili merkezinin de farklı bulunduğunu, müvekkilinin haksız rekabet teşkil edecek eylemi bulunmadığı halde davacının müvekkili tarafından 10 yılda oluşturulan ticari itibarını yok etmeye yöneldiğini, davacının 10 senelik sessizliğinin herhangi bir zararının olmadığı anlamına geldiğini, 10 yıl sonra yapılan talebin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacı şirketin "... ... Madencilik Asfalt Ticaret ve Sanayi A.Ş." şeklindeki ticari unvanının 04.04.1994 tarihinde tescil edildiği, davalının "...- Yol İnşaat A.Ş." şeklindeki unvanının tescil tarihinin ise 04.06.2007 olduğu, işbu davanın ise 03.02.2017 tarihinde açıldığı, bu durumda, davalının tesciline 10 yıldan fazla süre ile suskun kalan davacının iddiasının 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde yazılı iyi niyet kuralı çerçevesinde artık dinlenemeyeceği, her ne kadar bilirkişinin "Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı İlkesinin" uygulanmasının ticari unvanın davalı tarafından aktif kullanılması şartına bağlı olduğu ve davalının aktif kullanımını gösterir belgelerin dosya içerisinde bulunmadığını bildirdiği görülüyor ise de Mahkemece Garanti Bankasına yazılan müzekkere ile davalının aktif olarak banka hesabı kullandığının anlaşılması yanında basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının ticaret sicilinde ilan ile davalının ticaret unvanını öğrenmiş olması karşısında haksız rekabet kapsamında başvuruda bulunmak üzere davalının faaliyetlerini beklemesinin usul ve yasaya uygun olmayacağı, aksi kabulün her bir tacirin ticari itibarının oturması akabinde davaya maruz kalması sonucunu doğuracağı, bu husususun 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin kabul amacına aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekilii istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının tesciline 10 yıldan fazla süre ile suskun kalındığı yönündeki değerlendirmenin açıkça hatalı olduğunu, zira bilirkişi raporunda da, müvekkili şirketin sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğrayıp uğramayacağı değerlendirmesinde, davalı ...'un çekişmeli ticaret unvanını eylemli olarak kullanmaması halinde müvekkili şirketin böyle bir ticaret unvanının varlığından haberdar olmasının mümkün olmayacağının belirtildiğini, çekişmeli ticaret unvanının 2007 yılından bu yana davalı şirket tarafından eylemli olarak kullanıldığına dair dosyaya herhangi bir delil sunulmadığını, müvekkili şirketin davalının unvanının kullanıldığından haberdar olur olmaz davalıya ihtarname göndererek ihlale son vermesini talep ettiğini, Mahkemece davalının banka hesabının olduğu gerekçe gösterilerek davalının unvanının aktif olarak kullanıldığı şeklindeki gerekçesinin kabul edilemeyeceğini, banka hesabının olmasının ticaret unvanının aktif olarak kullanıldığını göstermeyeceğini, ayrıca müvekkili şirketin davalının unvanının kullanılmasına zımnen müsaade etmesi söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin adresinin ...'da ve davalının adresinin ise Ankara'da olmakla davalının ticaret unvanından haberdar olur olmaz davalıya yukarıda da bahsi geçen ihtarnamenin gönderildiğini, ayrıca aşamalarda belirttikleri üzere davalının müvekkilinin ticaret unvanında bulunan "..." sözcüğünü kullanmasının, 6102 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ilkesine aykırı olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi hükmü çerçevesinde müvekkilinin ticaret unvanının, davalı tarafça ticari dürüstlüğe aykırı biçimde kullanılmasının söz konusu olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tarafların ticaret unvanlarında "..." ibaresinin ortak olarak yer aldığı ve bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi kapsamında unvan terkini koşullarının oluştuğu, bununla birlikte davalı Şirketin ticaret unvanının 04.06.2007 tarihinde tescil edildiği, davacının ise ilk kez bu tarihten yaklaşık sekiz buçuk yıl sonra 19.01.2016 tarihli ihtarname ile bu kullanıma karşı çıktığı, bu nedenle sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, diğer bir deyişle işbu davanın 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi kapsamında iyi niyetli sayılamayacağı, ticaret unvanının tescil ve ilan edilmekle tüm Türkiye çapında koruma sağlaması ve basiretli tacir gibi hareket etmek zorunda olan davacının, davalının ticaret unvanından haberdar olmasının gerekmesi nedenleriyle davacının, tarafların farklı şehirlerde faaliyet gösterdikleri yönündeki istinaf itirazının yerinde bulunmadığı, yine tescilli ticaret unvanının kullanılmasının zorunlu olması ve 2007 yılında kurulan davalı Şirketin o tarihten beri faal bulunması karşısında, ayrıca ticaret unvanın kullanıldığının ispatının davalıdan istenemeyeceği, çünkü asıl olanın davalı unvanının kullanılması olduğu, yerleşik Yargıtay kararlarında da böyle bir unsurun aranmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticaret unvanının haksız kullanımının tespiti, önlenmesi ve sicilden terkini talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi, 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2005/13595 E. 2007/273 K.
Ortak:ticaret unvanı · ticaret sicili · terkin · haksız rekabet · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda"..." ibaresinin «sicilden terkin» edilmesi hususunda «ihtarname» gönderdiklerini ancak davalının ihtarnamenin gereğini yerine getirmediğini, davalının "..." ek ibaresini kullanmasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince usulen tescil ve «ilan» edilmiş «ticaret unvanını» kullanma hakkının sadece sahibine ait olması nedeniyle «haksız rekabet» oluşturduğunu ileri sürerek ticaret unvanının davalı tarafından «ticari dürüstlüğe» aykırı biçimde kullanıldığının tespitine ve kullanımın yasaklanmasına, haksız kullanılan ticaret unvanının terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki «ticaret unvanının» haksız kullanımının tespiti, «sicilden terkini» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… ekkilinin ... ibaresi dışında ayırt edici olması bakımından "YOL" ibaresini de kullandığını, her iki unvanın ayırt edilebilir olduğunu, tarafların kayıtlı oldukları «ticaret sicili» merkezinin de farklı bulunduğunu, müvekkilinin «haksız rekabet» teşkil edecek eylemi bulunmadığı halde davacının müvekkili tarafından 10 yılda oluşturulan «ticari itibarını» yok etmeye yöneldiğini, davacının 10 senelik sessizliğinin herhangi bir zararının olmadığı anlamına geldiğini, 10 yıl sonra yapılan talebin 4721 sayılı Türk Medeni …
Benzer bu karardaHer ne kadar, TTK'nun 47/«son» maddesi hükmüne göre, bir tüzel kişinin «ticaret unvanı» Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmişse, bu unvanın diğer bir unvandan ayırdedilmesi için sonradan tescil edilen tüzel kişinin unvanına gerekli ekleri yapması zorunlu ve tüzel kişinin merkezleri ayrı yerde olsa ve logolarında farklılık bulunsa bile, unvanlarında «iltibas» varsa, önceden «ticaret sicil» «kaydını» yaptıran «tüzel kişilik», TTK'nun 43., 47., 54. ve 57/5. maddeleri uyarınca «haksız rekabetin» men'i davası açabilir.
Dava, davalının ticaret unvanında yer alan "P… …." ibaresinin ticaret unvanından silinmesi, «terkini», bu ibareyi kullanmasının «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespiti ve haksız rekabetin men'i istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, görsel ve fonotik olarak davacı unvanı ile davalı unvanındaki P… …..SAN sözcüğünün «iltibasa» neden olduğu, bunun da davacının markasına ve «ticaret unvanına tecavüz» oluşturduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının unvanından PERMAK kelimesinin çıkarılmasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanına tecavüz · iyiniyet kuralı · iyiniyet · tüzel kişilik · cy/cy kaydı · eksik inceleme · iltibas
Benzer bu karardaHer ne kadar, TTK'nun 47/«son» maddesi hükmüne göre, bir tüzel kişinin «ticaret unvanı» Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmişse, bu unvanın diğer bir unvandan ayırdedilmesi için sonradan tescil edilen tüzel kişinin unvanına gerekli ekleri yapması zorunlu ve tüzel kişinin merkezleri ayrı yerde olsa ve logolarında farklılık bulunsa bile, unvanlarında «iltibas» varsa, önceden «ticaret sicil» «kaydını» yaptıran «tüzel kişilik», TTK'nun 43., 47., 54. ve 57/5. maddeleri uyarınca «haksız rekabetin» men'i davası açabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, görsel ve fonotik olarak davacı unvanı ile davalı unvanındaki P… …..SAN sözcüğünün «iltibasa» neden olduğu, bunun da davacının markasına ve «ticaret unvanına tecavüz» oluşturduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının unvanından PERMAK kelimesinin çıkarılmasına karar verilmiştir.
Dava ise, 9.5.2003 tarihinde açılmış olup, mahkemece, davalının tesciline yaklaşık 9 yıl süre ile suskun kalan davacının, «haksız rekabet» iddiası TMK'nun 2. maddesinde yazılı «iyiniyet kuralı» çerçevesinde tartışılmamıştır.
Ancak, hareket tarzı itibariyle hakkın ihlaline zımnen müsaade edildiği takdirde, karşı tarafın yıllardır «iyiniyetle» kullandığı unvanının iptalinin dava konusu olup, olamayacağı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi hükmü icabı olarak düşünülüp değerlendirilmek gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4929 E. , 2024/1078 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1018 Esas, 2022/403 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/89 E., 2019/842 K.
Taraflar arasındaki ticaret unvanının haksız kullanımının tespiti, sicilden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirketin 1994 yılında, davalının ise 2007 yılında kurulduğunu, her iki şirketin ticaret unvanında da "..." ibaresinin ortak olarak yer aldığını, müvekkilinden sonra kurulan davalı Şirkete, ticaret unvanında yer ... "..." ibaresinin sicilden terkin edilmesi hususunda ihtarname gönderdiklerini ancak davalının ihtarnamenin gereğini yerine getirmediğini, davalının "..." ek ibaresini kullanmasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince usulen tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olması nedeniyle haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek ticaret unvanının davalı tarafından ticari dürüstlüğe aykırı biçimde kullanıldığının tespitine ve kullanımın yasaklanmasına, haksız kullanılan ticaret unvanının terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... ibaresi dışında ayırt edici olması bakımından "YOL" ibaresini de kullandığını, her iki unvanın ayırt edilebilir olduğunu, tarafların kayıtlı oldukları ticaret sicili merkezinin de farklı bulunduğunu, müvekkilinin haksız rekabet teşkil edecek eylemi bulunmadığı halde davacının müvekkili tarafından 10 yılda oluşturulan ticari itibarını yok etmeye yöneldiğini, davacının 10 senelik sessizliğinin herhangi bir zararının olmadığı anlamına geldiğini, 10 yıl sonra yapılan talebin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacı şirketin "... ... Madencilik Asfalt Ticaret ve Sanayi A.Ş." şeklindeki ticari unvanının 04.04.1994 tarihinde tescil edildiği, davalının "...- Yol İnşaat A.Ş." şeklindeki unvanının tescil tarihinin ise 04.06.2007 olduğu, işbu davanın ise 03.02.2017 tarihinde açıldığı, bu durumda, davalının tesciline 10 yıldan fazla süre ile suskun kalan davacının iddiasının 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde yazılı iyi niyet kuralı çerçevesinde artık dinlenemeyeceği, her ne kadar bilirkişinin "Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı İlkesinin" uygulanmasının ticari unvanın davalı tarafından aktif kullanılması şartına bağlı olduğu ve davalının aktif kullanımını gösterir belgelerin dosya içerisinde bulunmadığını bildirdiği görülüyor ise de Mahkemece Garanti Bankasına yazılan müzekkere ile davalının aktif olarak banka hesabı kullandığının anlaşılması yanında basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının ticaret sicilinde ilan ile davalının ticaret unvanını öğrenmiş olması karşısında haksız rekabet kapsamında başvuruda bulunmak üzere davalının faaliyetlerini beklemesinin usul ve yasaya uygun olmayacağı, aksi kabulün her bir tacirin ticari itibarının oturması akabinde davaya maruz kalması sonucunu doğuracağı, bu husususun 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin kabul amacına aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekilii istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının tesciline 10 yıldan fazla süre ile suskun kalındığı yönündeki değerlendirmenin açıkça hatalı olduğunu, zira bilirkişi raporunda da, müvekkili şirketin sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğrayıp uğramayacağı değerlendirmesinde, davalı ...'un çekişmeli ticaret unvanını eylemli olarak kullanmaması halinde müvekkili şirketin böyle bir ticaret unvanının varlığından haberdar olmasının mümkün olmayacağının belirtildiğini, çekişmeli ticaret unvanının 2007 yılından bu yana davalı şirket tarafından eylemli olarak kullanıldığına dair dosyaya herhangi bir delil sunulmadığını, müvekkili şirketin davalının unvanının kullanıldığından haberdar olur olmaz davalıya ihtarname göndererek ihlale son vermesini talep ettiğini, Mahkemece davalının banka hesabının olduğu gerekçe gösterilerek davalının unvanının aktif olarak kullanıldığı şeklindeki gerekçesinin kabul edilemeyeceğini, banka hesabının olmasının ticaret unvanının aktif olarak kullanıldığını göstermeyeceğini, ayrıca müvekkili şirketin davalının unvanının kullanılmasına zımnen müsaade etmesi söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin adresinin ...'da ve davalının adresinin ise Ankara'da olmakla davalının ticaret unvanından haberdar olur olmaz davalıya yukarıda da bahsi geçen ihtarnamenin gönderildiğini, ayrıca aşamalarda belirttikleri üzere davalının müvekkilinin ticaret unvanında bulunan "..." sözcüğünü kullanmasının, 6102 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ilkesine aykırı olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi hükmü çerçevesinde müvekkilinin ticaret unvanının, davalı tarafça ticari dürüstlüğe aykırı biçimde kullanılmasının söz konusu olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tarafların ticaret unvanlarında "..." ibaresinin ortak olarak yer aldığı ve bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi kapsamında unvan terkini koşullarının oluştuğu, bununla birlikte davalı Şirketin ticaret unvanının 04.06.2007 tarihinde tescil edildiği, davacının ise ilk kez bu tarihten yaklaşık sekiz buçuk yıl sonra 19.01.2016 tarihli ihtarname ile bu kullanıma karşı çıktığı, bu nedenle sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, diğer bir deyişle işbu davanın 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi kapsamında iyi niyetli sayılamayacağı, ticaret unvanının tescil ve ilan edilmekle tüm Türkiye çapında koruma sağlaması ve basiretli tacir gibi hareket etmek zorunda olan davacının, davalının ticaret unvanından haberdar olmasının gerekmesi nedenleriyle davacının, tarafların farklı şehirlerde faaliyet gösterdikleri yönündeki istinaf itirazının yerinde bulunmadığı, yine tescilli ticaret unvanının kullanılmasının zorunlu olması ve 2007 yılında kurulan davalı Şirketin o tarihten beri faal bulunması karşısında, ayrıca ticaret unvanın kullanıldığının ispatının davalıdan istenemeyeceği, çünkü asıl olanın davalı unvanının kullanılması olduğu, yerleşik Yargıtay kararlarında da böyle bir unsurun aranmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticaret unvanının haksız kullanımının tespiti, önlenmesi ve sicilden terkini talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi, 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020104900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz