İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/11646 E. 2014/1052 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borca batıklık↗ amme alacağı↗ 6183 sayılı kanun↗ kamu alacağı↗ limited şirket ortaklığı↗ i̇i̇k 266↗ bilirkişi incelemesi↗ limited şirket↗ kâr payı↗ iflas↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/86 esas ve 2009/532 karar sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde şirketin borca batık olduğunun tespit edildiği, dosyada mevcut belgelerin tetkikinde 29.266,29 TL'nin şirket adına vergi dairesine ödendiği, bu ödemeler nedeni ile davalının hissesine düşen tutarın 5.794,72 TL'den ibaret olması gerekeceği, mahkeme dosyasına ibraz edilen belgeler arasında belirtilen ödemelere ait şirkete yapılmış olması gereken ödeme emirlerinin bulunmadığı, ancak davacı ve davalının hissedar olduğu şirketin iflası hakkında 22/02/2006 tarihinde iflas davasının açıldığı, şirketin borca batık olduğu, bu durumun tespiti sonu mahkemece şirketin 12/11/2009 tarihli kararında iflasına karar verildiği dikkate alındığında şirketin vergi dairesine ödenmesi gereken vergi borcunun şirket tarafından ödenmesinin mümkün olmadığı, bu durumda ilgili vergi dairesinin alacağın tahsili için 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre şirkette tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarından dolayı şirket ortaklarının sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı dikkate alındığın da davacı tarafından ödenmiş olan 29.266,29 TL'lik tutardan davalının hissesine düşen 5.794,72 TL'lik tutarı talep edebileceği gerekçesiyle davalının İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/25336 takip sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, alacak üzerinden hesaplanan %40 icra inkar tazminatı olan 2.317,88 TL'nin davalı borçludan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, dava dışı E. Laboratuvar ve Endüstriyel Ürünler San. Tic. Ltd. Şti'nin 5 ortağından birisi olan davacının, ödediği bu şirkete ait vergi borcundan, kendi payı dışında kalan ve davalının payına düşen kısmın tahsili istemine ilişkindir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un, 22/07/1998 tarihli 4369 sayılı Kanun'un 21. maddesi ve 04/06/2008 tarihli 5766 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 35. maddesi uyarınca, limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. Bu hükümden anlaşılacağı üzere şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından ortaklar hisseleri oranında sorumlu olacaklardır. Ancak bunun için kamu alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.
Dairemiz bozmasından sonra mahkemece alınan bilirkişi raporunda, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde aynı şirkete karşı açılan iflas davası sırasında aldırılan bilirkişi raporunda şirketin borca batık olduğunun tespit edildiği ve bu rapora göre mahkemece şirketin iflasına karar verildiğinin anlaşıldığı, bu hususlara göre şirketin vergi dairesine ödenmesi gereken vergi borcunun şirketten tahsilinin mümkün bulunmadığı, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre şirkette tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarından dolayı şirket ortaklarının sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı belirlenmiş ve mahkemece de bu bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davalı vekilinin temyiz dilekçesine ekli Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamı ile, kamu borcu davacı tarafından ödenen şirketin iflasına dair kurulan hüküm borca batıklığının usulüne uygun şekilde tespit edilmediği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkeme gerekçesinin dayandığı bilirkişi raporundaki tespitlerin bu bozma ilamı ile dayanaksız kalması karşısında, mahkemece, davacı tarafından ödenen kamu borcunun “şirketten tahsil edilip edilemeyeceği” hususunun açıklığa kavuşturulmasının ardından hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3649 E. 2013/3267 K.
Ortak:amme alacağı · limited şirket ortaklığı · limited şirket · iflas
İncelediğiniz kararda6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un, 22/07/1998 tarihli 4369 sayılı Kanun'un 21. maddesi ve 04/06/2008 tarihli 5766 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 35. maddesi uyarınca, «limited şirket ortakları» şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/86 esas ve 2009/532 karar sayılı dosyasında yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» şirketin borca batık olduğunun tespit edildiği, dosyada mevcut belgelerin tetkikinde 29.«266»,29 TL'nin şirket adına vergi dairesine ödendiği, bu ödemeler nedeni ile davalının hissesine düşen tutarın 5.794,72 TL'den ibaret olması gerekeceği, mahkeme dosyasına «ibraz» edilen belgeler arasında belirtilen ödemelere ait şirkete yapılmış olması gereken ödeme emirlerinin bulunmadığı, ancak davacı ve davalının hissedar olduğu şirketin iflası hakkında 22/02/2006 tarihinde «iflas» davasının açıldığı, şirketin borca batık olduğu, bu durumun tespiti sonu mahkemece şirketin 12/11/2009 tarihli kararında iflasına karar verildiği dikkate alındığın …
Bu hükümden anlaşılacağı üzere şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» ortaklar hisseleri oranında sorumlu olacaklardır.
Benzer bu karardaAncak, 6183 Sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca, «limited şirket ortakları» şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının ortağı olduğu şirketin vergi borcu için şirket adına ödeme yaptığı, ancak şirket aleyhine «ödeme emri» gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı ve «iflas» kararına esas bilirkişi raporunda iflasına karar verilen şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacı tarafından ödenen dava dışı şirkete ait vergi borcunun, davalının hissesi oranında «rücuen tazmini» istemine ilişkin olup, mahkemece, dava dışı şirket aleyhine «ödeme emri» gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı, dava dışı şirketin «iflas» kararına esas bilirkişi raporunda şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğunun belirlendiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · ödeme emri · rücu
Benzer bu karardaDava, davacı tarafından ödenen dava dışı şirkete ait vergi borcunun, davalının hissesi oranında «rücuen tazmini» istemine ilişkin olup, mahkemece, dava dışı şirket aleyhine «ödeme emri» gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı, dava dışı şirketin «iflas» kararına esas bilirkişi raporunda şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğunun belirlendiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının ortağı olduğu şirketin vergi borcu için şirket adına ödeme yaptığı, ancak şirket aleyhine «ödeme emri» gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı ve «iflas» kararına esas bilirkişi raporunda iflasına karar verilen şirketin iflas tarihinde mal varlığının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda da, davacının dava dışı şirketin vergi borcunu bu kapsamda ödediği ve davalıya hissesi oranında «rücu» ettiği, ayrıca dava dışı şirketin borca batık bulunduğunun diğer dosyada alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8402 E. 2012/141 K.
Ortak:amme alacağı · limited şirket ortaklığı · limited şirket · kâr payı · iflas
İncelediğiniz kararda6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un, 22/07/1998 tarihli 4369 sayılı Kanun'un 21. maddesi ve 04/06/2008 tarihli 5766 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 35. maddesi uyarınca, «limited şirket ortakları» şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/86 esas ve 2009/532 karar sayılı dosyasında yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» şirketin borca batık olduğunun tespit edildiği, dosyada mevcut belgelerin tetkikinde 29.«266»,29 TL'nin şirket adına vergi dairesine ödendiği, bu ödemeler nedeni ile davalının hissesine düşen tutarın 5.794,72 TL'den ibaret olması gerekeceği, mahkeme dosyasına «ibraz» edilen belgeler arasında belirtilen ödemelere ait şirkete yapılmış olması gereken ödeme emirlerinin bulunmadığı, ancak davacı ve davalının hissedar olduğu şirketin iflası hakkında 22/02/2006 tarihinde «iflas» davasının açıldığı, şirketin borca batık olduğu, bu durumun tespiti sonu mahkemece şirketin 12/11/2009 tarihli kararında iflasına karar verildiği dikkate alındığın …
Şti'nin 5 ortağından birisi olan davacının, ödediği bu şirkete ait vergi borcundan, kendi «payı» dışında kalan ve davalının payına düşen kısmın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaOysa ki 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesinde belirtilen koşullar oluştuğu takdirde, «limited şirket ortakları» şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağından, davacı şirket ortaklarına «rücu» edebilecektir.
Dava, ortağı olduğu «limited şirketin» vergi borcunu ödediğini iddia eden davacının borcun sermaye «payı» oranında tahsili için davalı diğer ortak aleyhine giriştiği icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, tarafların 5 ortaklı «limited şirketin ortağı» oldukları, davacının vergi borcunu ödediği şirketin İzmir 5.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iflasın açılması · limited şirket ortağı · iflas idaresi · tasfiye memuru · rücu · ek tasfiye
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/11/2009 tarihli kararıyla «iflasının açılmasına» karar verildiği, TTK’nun 532. maddesi gereğince şirket borcundan dolayı ortağa başvurulamayacağı ve şirketin iflası halinde alacağın «tasfiye memuru» veya «iflas idaresi» tarafından tespit ve talep edilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, TTK’nun 532. maddesi gereğince şirket borcundan dolayı ortağa başvurulamayacağı ve «iflas» kararı verilen şirket borcunun «tasfiye memuru» veya iflas idaresinden talep edilebileceği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, tarafların 5 ortaklı «limited şirketin ortağı» oldukları, davacının vergi borcunu ödediği şirketin İzmir 5.
Oysa ki 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesinde belirtilen koşullar oluştuğu takdirde, «limited şirket ortakları» şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağından, davacı şirket ortaklarına «rücu» edebilecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2368 E. 2019/754 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz ihbarnamesi · iade faturası · ticari defter kayıtları · ikrar · ispat yükü · ticari defter · haciz · fatura
Benzer bu karardaDava, 6183 sayılı Kanunun 79. maddesi uyarınca gönderilen «haciz ihbarnamesine» davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
… n davalıya düzenlediği faturanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı öncelikle amme borçlusundan mal aldığını «ikrar» etmiş, bu mallara karşılık bir kısım ödemeler de yapmış, ardından bu malların iade edilip «iade faturası» düzenlediğini savunmuş, gönderilen malların eksik ve eski olduğunun tespiti için mahkemeye başvurduğunu beyan edip bir kısım «defterlerini» de sunduğu halde tespit dosyası ve davalı defterleri incelenmemiştir.
Yeni'nin «ticari defter» ve kayıtları incelenerek, ayrıca davalı adına düzenlenen faturanın «ticari defterlerinde kayıtlı» olup olmadığı belirlenip, kayıtlı ise davalının faturadan yazılı malları aldığı sonucunu doğuracağı ve bu malları dava dışı ...
Yeni'nin, davalıdan alacaklı olduğunu, bu hususta davalıya «fatura» düzenlediğini ileri sürmüş, davalı ise ...
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17756 E. 2013/16082 K.
Ortak:amme alacağı · limited şirket ortaklığı · limited şirket
İncelediğiniz kararda6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un, 22/07/1998 tarihli 4369 sayılı Kanun'un 21. maddesi ve 04/06/2008 tarihli 5766 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 35. maddesi uyarınca, «limited şirket ortakları» şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Bu hükümden anlaşılacağı üzere şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» ortaklar hisseleri oranında sorumlu olacaklardır.
Benzer bu kararda… ında Kanunun 35'inci maddesi kapsamında düzenlenmiş ve “Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.” ibarelerine yer verilmiş olup, ilgili hüküm uyarınca «limitet şirketlerden» tahsil edilemeyen kamu alacakları için şirket ortaklarına yönelinmesi mümkündür.
Dava, davalının hissedarı olduğu «limitet şirket» kamu borcunun diğer hissedar olan davacı tarafından ödendiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından, müvekkili ile davalının dava dışı «limitet şirket» bünyesinde %50'şer paylarının bulunduğu, müvekkili tarafından şirketin vergi borcunun ödendiği ileri sürülerek işbu dava açılmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda söz konusu kamu borcunun davacı tarafından ödendiği gerekçesiyle davalının payına düşen kısım yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının %50 oranında hissedar olduğu döneme rastlayan şirket borçlarından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 11.652,57 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece söz konusu ödemenin şirket kayıtlarında yer alıp almadığı, ödemenin davacı gerçek kişi tarafından yapılıp yapılmadığı, ödeme davacı tarafından yapılmış olsa dahi şirketin söz konusu ödemeleri yapma gücünün bulunup bulunmadığı hususları incelendikten sonra yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve araştırma ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/11646 E. , 2014/1052 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR 3. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 07/03/2013
NUMARASI 2012/888-2013/211
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/03/2013 tarih ve 2012/888-2013/211 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin E. Laboratuvar ve Endüstriyel Ürünler San. Tic. Ltd. Şti.'nin 5 ortağından birisi olarak dava dışı bu şirketin vergi borcunu ödediğini, kendi payı dışında kalan kısmının tahsili amacı ile icra takibine başvurduğunu ancak davalı şirket ortağının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, ayrıca davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/86 esas ve 2009/532 karar sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde şirketin borca batık olduğunun tespit edildiği, dosyada mevcut belgelerin tetkikinde 29.266,29 TL'nin şirket adına vergi dairesine ödendiği, bu ödemeler nedeni ile davalının hissesine düşen tutarın 5.794,72 TL'den ibaret olması gerekeceği, mahkeme dosyasına ibraz edilen belgeler arasında belirtilen ödemelere ait şirkete yapılmış olması gereken ödeme emirlerinin bulunmadığı, ancak davacı ve davalının hissedar olduğu şirketin iflası hakkında 22/02/2006 tarihinde iflas davasının açıldığı, şirketin borca batık olduğu, bu durumun tespiti sonu mahkemece şirketin 12/11/2009 tarihli kararında iflasına karar verildiği dikkate alındığında şirketin vergi dairesine ödenmesi gereken vergi borcunun şirket tarafından ödenmesinin mümkün olmadığı, bu durumda ilgili vergi dairesinin alacağın tahsili için 6183 sayılı Kanun'un 35.
maddesine göre şirkette tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarından dolayı şirket ortaklarının sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı dikkate alındığın da davacı tarafından ödenmiş olan 29.266,29 TL'lik tutardan davalının hissesine düşen 5.794,72 TL'lik tutarı talep edebileceği gerekçesiyle davalının İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/25336 takip sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, alacak üzerinden hesaplanan %40 icra inkar tazminatı olan 2.317,88 TL'nin davalı borçludan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, dava dışı E. Laboratuvar ve Endüstriyel Ürünler San. Tic. Ltd. Şti'nin 5 ortağından birisi olan davacının, ödediği bu şirkete ait vergi borcundan, kendi payı dışında kalan ve davalının payına düşen kısmın tahsili istemine ilişkindir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un, 22/07/1998 tarihli 4369 sayılı Kanun'un 21. maddesi ve 04/06/2008 tarihli 5766 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 35. maddesi uyarınca, limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. Bu hükümden anlaşılacağı üzere şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından ortaklar hisseleri oranında sorumlu olacaklardır. Ancak bunun için kamu alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.
Dairemiz bozmasından sonra mahkemece alınan bilirkişi raporunda, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde aynı şirkete karşı açılan iflas davası sırasında aldırılan bilirkişi raporunda şirketin borca batık olduğunun tespit edildiği ve bu rapora göre mahkemece şirketin iflasına karar verildiğinin anlaşıldığı, bu hususlara göre şirketin vergi dairesine ödenmesi gereken vergi borcunun şirketten tahsilinin mümkün bulunmadığı, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre şirkette tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarından dolayı şirket ortaklarının sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı belirlenmiş ve mahkemece de bu bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davalı vekilinin temyiz dilekçesine ekli Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamı ile, kamu borcu davacı tarafından ödenen şirketin iflasına dair kurulan hüküm borca batıklığının usulüne uygun şekilde tespit edilmediği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkeme gerekçesinin dayandığı bilirkişi raporundaki tespitlerin bu bozma ilamı ile dayanaksız kalması karşısında, mahkemece, davacı tarafından ödenen kamu borcunun “şirketten tahsil edilip edilemeyeceği” hususunun açıklığa kavuşturulmasının ardından hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 20/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101990200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz