Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/8445 E. 2014/13642 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetime elverişlilik↗ genel kredi sözleşmesi↗ kredi sözleşmesi↗ eksik inceleme↗ teminat↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davaya konu çeklerin davacıya teslim edilmemesi nedeniyle 151.000 TL zarar oluştuğu, davacının iddiasını ispatladığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 151.000 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davaya konu çeklerin davacıya iade edilmediği, davacının zararını ispatladığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davalı banka vekili genel kredi sözleşmesinin davacının yaptığı ödeme ile kapanmadığını, ödeme tarihi itibariyle 28.723 TL alacakları olduğunu, genel kredi sözleşmesinin 31. maddesi gereğince alacakları bulunduğu sürece teminatların geri verilmeyeceğini, davacı tarafından verilen çeklerle ilgili olarak icra takipleri yaptıklarını savunduğu halde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ödeme tarihi itibariyle kredi borcunun tamamen kapatılıp kapatılmadığı, bankanın ödeme tarihi itibariyle halen alacaklı olup olmadığı denetime elverişli olacak şekilde belirlenmediği gibi, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi hükümleri değerlendirilmemiş ve banka tarafından çeklerle ilgili olarak yapılan icra takiplerinin akıbeti üzerinde de durulmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece banka kayıtları ve davacının sunduğu belgeler üzerinde inceleme yapılarak, genel kredi borcunun 14.02.2011 tarihli 436.000 TL ödeme ile sona erip ermediği belirlenerek, kredi sözleşmesinin davaya konu maddeleri değerlendirilerek, banka tarafından çeklerle ilgili yapılan icra takiplerinin akıbeti araştırılarak neticesine göre bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8943 E. 2016/2846 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulması halinde davacı şirketin karar tarihinden sonra «tüzel kişiliğinin» sona erip ermediğinin, dolayısıyla da «aktif husumet ehliyetinin» bulunup bulunmadığının değerlendirileceğinin tabii bulunmasına göre, davalı vekilinin HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10387 E. 2014/13400 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · hukuki yarar · ticaret sicili · terkin · e-defter
Benzer bu karardaDava, «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya kapsamından, «ihyası» istenen şirketin «ticaret sicil» kaydından «terkin» edildiği ve davacının icra takibine konu ettiği çekten dolayı ihyası istenen şirketten alacaklı olduğunun anlaşılmasına göre, mahkemece davacının bu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin yeniden «ihyası» için şirketin usulüne uygun sona erip ermediğinin tespiti gerektiği, bunun içinde şirketin «defter» ve belgelerinin incelenmesinin zorunlu olduğu, ilgili defter ve belgelerin imha edildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6271 E. 2010/6420 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın «ıslah» istemi doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.
1- Asıl dava konut ve işyeri verilmemesi nedeniyle tazminat, birleşen dava ise ihraç kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, asıl davanın kabulüne karar verilmesine rağmen asıl davanın akıbetini doğrudan etkileyeceği kuşkusuz olan birleşen dava ile ilgili olumlu yada «olumsuz» hiç bir hüküm tesis edilmemiş olması doğru görülmemiş, kararın salt bu nedenle birleşen davada davacı yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/723 E. 2018/7696 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece davanın kabulüne 47.436,47 TL'nin 10/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı banka vekili ile fer’i müdahiller ... ve ... vekillerince temyizi üzerine Dairemizce fer'i müdahil ... vekilinin temyiz isteminin reddine ve re’sen hükmün bozulmasına karar verilmiş; Dairemizin bu ilamına karşı fer'i müdahil ... vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş ise de, «feri müdahil» sıfatıyla karar düzeltme isteminde bulunan ... mülga HUMK'nın 57 ve yürürlükteki HMK'nın 66 ve devamı maddeleri uyarınca yanında katıldığı tarafla birlikte hareket …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/8445 E. , 2014/13642 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 31. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 21/11/2012
NUMARASI 2011/434-2012/248
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 31. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/11/2012 tarih ve 2011/434-2012/248 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04/09/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. C. M.ve davalı vekili Av. Y.A.D.dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan genel kredi kullandığını, kredi için 12 adet çek ciro ederek bankaya teslim ettiğini, sonradan kredi borcu taksitlerini ödeyememeleri üzerine haklarında icra takibi yapıldığını, 14.02.2011 tarihinde defaten nakit ödeme yaparak kredi borcunu kapattıklarını, ihtarname ile çeklerin iadesini istediklerini, aralarındaki sözlü görüşmelerde 3 adet 151.000 TL bedelli çeklerin dava dışı keşideciye sehven teslim edildiğini öğrendiklerini, bankanın keşideciye çekleri teslim ederek tahsil kabiliyetini ortadan kaldırdığını ileri sürerek, 151.000 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, banka hakkında dava açabilmek için çek keşideci hakkında yasal yollara başvurulması ve çeklerin tahsil edilmemesi ile bankanın eylemi arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini, olayda zarar şartının oluşmadığını, çeklerin bankaya temlik cirosu ile verildiğini, hukuka aykırı ve kusurlu eylemleri bulunmadığını, davacının borcunun sona ermediğini, ödeme tarihi itibariyle halen 28.723 TL alacaklı olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davaya konu çeklerin davacıya teslim edilmemesi nedeniyle 151.000 TL zarar oluştuğu, davacının iddiasını ispatladığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 151.000 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davaya konu çeklerin davacıya iade edilmediği, davacının zararını ispatladığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davalı banka vekili genel kredi sözleşmesinin davacının yaptığı ödeme ile kapanmadığını, ödeme tarihi itibariyle 28.723 TL alacakları olduğunu, genel kredi sözleşmesinin 31. maddesi gereğince alacakları bulunduğu sürece teminatların geri verilmeyeceğini, davacı tarafından verilen çeklerle ilgili olarak icra takipleri yaptıklarını savunduğu halde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ödeme tarihi itibariyle kredi borcunun tamamen kapatılıp kapatılmadığı, bankanın ödeme tarihi itibariyle halen alacaklı olup olmadığı denetime elverişli olacak şekilde belirlenmediği gibi, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi hükümleri değerlendirilmemiş ve banka tarafından çeklerle ilgili olarak yapılan icra takiplerinin akıbeti üzerinde de durulmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece banka kayıtları ve davacının sunduğu belgeler üzerinde inceleme yapılarak, genel kredi borcunun 14.02.2011 tarihli 436.000 TL ödeme ile sona erip ermediği belirlenerek, kredi sözleşmesinin davaya konu maddeleri değerlendirilerek, banka tarafından çeklerle ilgili yapılan icra takiplerinin akıbeti araştırılarak neticesine göre bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101979800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz