İhtiyati Haciz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/14306 E. 2014/16892 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 586↗ hesap kat ihtarı↗ kat ihtarı↗ hesap kat↗ tebligat kanunu m.35↗ müteselsil kefil↗ cy/cy şerhi↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ hamil↗ ihtiyati haciz↗ kefil↗ ihtar↗ tebligat↗ haciz↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, ihtarnamenin asıl borçlu ve müteselsil kefillere tebliğ edilmediği, B.K'nın 586/1.maddesinde düzenlenen “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.” hükmü nazara alındığında ihtarın sonuçsuz kalması koşulunun gerçekleşmediği, borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içerisinde olduğuna dair de delil ve belge eklenmediği gerekçesiyle; müteselsil kefiller İ.. G.. ve N.. G.. yönünden talebin reddine, Ö.. Ş.. yönünden talebin kabulüne, borçlunun gerek elindeki gerekse üçüncü kişilerdeki taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının, 84.390,98 TL alacağa yetecek kadar kısımlarının ihtiyaten haczine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
Talep, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati hacze ilişkin olup, mahkemece asıl borçlu yönünden talebin kabulüne, müteselsil kefiller yönünden ise yukarıda anılan gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
Müteselsil kefillere başvurma koşullarının düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK)'nın 586. maddesine göre, müteselsil kefillere başvurabilmek için asıl borçlunun ifada gecikmesi ve borçluya çıkartılan ihtarın sonuçsuz kalması gereklidir. Dosyadaki genel kredi sözleşmesinin 18. maddesine göre, müşteri ve/veya ek kart hamili ve kefilin, bu sözleşmede yer alan hususların yerine getirilmesi için işbu sözleşmede yer alan isim ve imzalarının yanında yazılı adresi, değişiklik noter aracılığı ile bildirilmedikçe, kanuni ikametgah olarak tesis ettiğini beyan ettikleri ve bu adrese yapılacak yazılı bildirimlerin şahıslarına yapılmış sayılacağını, o yer de bulunmasa bile tebligatın iade edilmeyip Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin uygulanmasını kabul ettikleri düzenlenmiştir. İhtiyati haciz isteyen banka tarafından asıl borçlu şirket ve müteselsil kefiller hakkında hesap kat edilerek, adlarına hesap kat ihtarı gönderilmiş, borçlu şirketin hesap kat ihtarında gösterilen birinci adresine çıkartılan tebligatın şirketin işçisi imzasına 27/02/2014 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiştir. Borçlu şirketin kredi sözleşmesinde de gösterdiği hesap kat ihtarındaki ikinci adresine çıkartılan tebligatın ise iade edildiği anlaşılmaktadır. Şu halde kredi sözleşmesinde yer alan ikametgah hükmü nazara alınmadan, dahası hesap kat ihtarından aleyhine ihtiyati haciz istenen asıl borçlu şirketin ilk gösterilen adresine çıkartılan tebligatın tebliğ edildiği bildirildiği halde bu hususa ilişkin tebliğ şerhi değerlendirilmeden; dolayısıyla asıl borçluya çıkartılan ihtarın bu suretle sonuçsuz kalıp kalmadığı belirlenmeden yazılı gerekçe ile müteselsil kefiller yönünden talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12116 E. 2013/16987 K.
Ortak:müteselsil kefil · ihtiyati haciz · kefil · ihtar · haciz
İncelediğiniz karardaŞu halde «kredi sözleşmesinde» yer alan ikametgah hükmü nazara alınmadan, dahası «hesap kat» ihtarından aleyhine «ihtiyati haciz» istenen asıl borçlu şirketin ilk gösterilen adresine çıkartılan «tebligatın» tebliğ edildiği bildirildiği halde bu hususa ilişkin tebliğ «şerhi» değerlendirilmeden; dolayısıyla asıl borçluya çıkartılan «ihtarın» bu suretle sonuçsuz kalıp kalmadığı belirlenmeden yazılı gerekçe ile «müteselsil kefiller» yönünden talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
İhtiyati «haciz» isteyen banka tarafından asıl borçlu şirket ve «müteselsil kefiller» hakkında «hesap kat» edilerek, adlarına «hesap kat ihtarı» gönderilmiş, borçlu şirketin hesap kat ihtarında gösterilen birinci adresine çıkartılan «tebligatın» şirketin işçisi imzasına 27/02/2014 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiştir.
Ancak, bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve «ihtarın» sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.” hükmü nazara alındığında ihtarın sonuçsuz kalması koşulunun gerçekleşmediği, borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içerisinde olduğuna dair de delil ve belge eklenmediği gerekçesiyle; «müteselsil kefiller» İ..
Benzer bu karardaKararı «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesine göre, «kefil», «müteselsil kefil» sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.
Somut olayda «ihtiyati haciz» isteyen vekilinin talebi bu yönden değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek · teminat
Benzer bu karardaMahkemece,tüm dosya kapsamına göre, talebe konu alacağın «ipotek» ile «teminat» altına alındığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12116 E. 2013/16987 K.
Ortak:müteselsil kefil · ihtiyati haciz · kefil · ihtar · haciz
İncelediğiniz karardaŞu halde «kredi sözleşmesinde» yer alan ikametgah hükmü nazara alınmadan, dahası «hesap kat» ihtarından aleyhine «ihtiyati haciz» istenen asıl borçlu şirketin ilk gösterilen adresine çıkartılan «tebligatın» tebliğ edildiği bildirildiği halde bu hususa ilişkin tebliğ «şerhi» değerlendirilmeden; dolayısıyla asıl borçluya çıkartılan «ihtarın» bu suretle sonuçsuz kalıp kalmadığı belirlenmeden yazılı gerekçe ile «müteselsil kefiller» yönünden talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
İhtiyati «haciz» isteyen banka tarafından asıl borçlu şirket ve «müteselsil kefiller» hakkında «hesap kat» edilerek, adlarına «hesap kat ihtarı» gönderilmiş, borçlu şirketin hesap kat ihtarında gösterilen birinci adresine çıkartılan «tebligatın» şirketin işçisi imzasına 27/02/2014 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiştir.
Ancak, bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve «ihtarın» sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.” hükmü nazara alındığında ihtarın sonuçsuz kalması koşulunun gerçekleşmediği, borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içerisinde olduğuna dair de delil ve belge eklenmediği gerekçesiyle; «müteselsil kefiller» İ..
Benzer bu karardaKararı «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesine göre, «kefil», «müteselsil kefil» sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.
Somut olayda «ihtiyati haciz» isteyen vekilinin talebi bu yönden değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek · teminat
Benzer bu karardaMahkemece,tüm dosya kapsamına göre, talebe konu alacağın «ipotek» ile «teminat» altına alındığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13122 E. 2016/9374 K.
Ortak:hesap kat ihtarı · kat ihtarı · hesap kat · müteselsil kefil · genel kredi sözleşmesi · ihtiyati haciz · kefil · ihtar
İncelediğiniz karardaİhtiyati «haciz» isteyen banka tarafından asıl borçlu şirket ve «müteselsil kefiller» hakkında «hesap kat» edilerek, adlarına «hesap kat ihtarı» gönderilmiş, borçlu şirketin hesap kat ihtarında gösterilen birinci adresine çıkartılan «tebligatın» şirketin işçisi imzasına 27/02/2014 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiştir.
Şu halde «kredi sözleşmesinde» yer alan ikametgah hükmü nazara alınmadan, dahası «hesap kat» ihtarından aleyhine «ihtiyati haciz» istenen asıl borçlu şirketin ilk gösterilen adresine çıkartılan «tebligatın» tebliğ edildiği bildirildiği halde bu hususa ilişkin tebliğ «şerhi» değerlendirilmeden; dolayısıyla asıl borçluya çıkartılan «ihtarın» bu suretle sonuçsuz kalıp kalmadığı belirlenmeden yazılı gerekçe ile «müteselsil kefiller» yönünden talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ancak, bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve «ihtarın» sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.” hükmü nazara alındığında ihtarın sonuçsuz kalması koşulunun gerçekleşmediği, borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içerisinde olduğuna dair de delil ve belge eklenmediği gerekçesiyle; «müteselsil kefiller» İ..
Benzer bu karardaMahkemece, «hesap kat ihtarı» ve borç ihtarlarının asıl borçlu şirkete ve aleyhine «ihtiyati haciz» istenen «kefile» tebliğ edilemediği, böylece borçtan doğrudan sorumlu olmayıp kefil sıfatıyla doğan borcu öğrenmesi halinde temmerrüde düşmeyeceği gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, alacaklı banka tarafından talebe konu alacakla ilgili sunulan «genel kredi sözleşmesinin» tamamı getirtilerek, «muacceliyet» ve «tebligat» adresine ilişkin hükümlerinin incelenmesi, asıl borçluya gönderilen «ihtarın tebliği» hususunun bu sözleşme maddeleri kapsamında değerlendirilmesi, Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesine göre «müteselsil kefile» başvurulabilmesi için borçlunun, ifada gecikmesiyle ihtarın sonuçsuz kalması koşulunun oluşup oluşmadığının tespiti gerekirken, yazılı gerekçe ile «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün ihtiyati haciz talep eden yararına bozulması gerekmiştir.
Somut olayda, asıl borçlu .....Ltd Şti ile banka arasında akdedilen «kredi sözleşmesi» ... tarafından müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalanmış; alacaklı banka tarafından «hesap kat» edilerek, asıl borçlu şirkete ve ...'a «ihtarname» gönderilmiş, ancak tebliğ edilememiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesabın kat edilmesi · gayrinakdi alacak · ihtar tebliği · i̇i̇k 257 · sözleşmeden doğan dava · muacceliyet · vade
Benzer bu karardaAsıl borçlu yönünden «hesabın kat edilmesi» «kredi sözleşmesinden doğan» alacağın «muacceliyeti» için yeterli ise de, «müteselsil kefile» başvuru için yeterli olmayıp, müteselsil kefile başvurulabilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesiyle «ihtarın» sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.
İİK'nın «257».maddesinde, «vadesi» gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği öngörülmüştür.
Bu itibarla, mahkemece, alacaklı banka tarafından talebe konu alacakla ilgili sunulan «genel kredi sözleşmesinin» tamamı getirtilerek, «muacceliyet» ve «tebligat» adresine ilişkin hükümlerinin incelenmesi, asıl borçluya gönderilen «ihtarın tebliği» hususunun bu sözleşme maddeleri kapsamında değerlendirilmesi, Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesine göre «müteselsil kefile» başvurulabilmesi için borçlunun, ifada gecikmesiyle ihtarın sonuçsuz kalması koşulunun oluşup oluşmadığının tespiti gerekirken, yazılı gerekçe ile «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün ihtiyati haciz talep eden yararına bozulması gerekmiştir.
Talep, alacaklı bankanın «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan nakdi ve «gayrinakdi alacakları» sebebiyle karşı taraf borçlu aleyhine «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12505 E. 2014/13512 K.
Ortak:müteselsil kefil · ihtiyati haciz · kefil · ihtar · haciz · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaŞu halde «kredi sözleşmesinde» yer alan ikametgah hükmü nazara alınmadan, dahası «hesap kat» ihtarından aleyhine «ihtiyati haciz» istenen asıl borçlu şirketin ilk gösterilen adresine çıkartılan «tebligatın» tebliğ edildiği bildirildiği halde bu hususa ilişkin tebliğ «şerhi» değerlendirilmeden; dolayısıyla asıl borçluya çıkartılan «ihtarın» bu suretle sonuçsuz kalıp kalmadığı belirlenmeden yazılı gerekçe ile «müteselsil kefiller» yönünden talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
İhtiyati «haciz» isteyen banka tarafından asıl borçlu şirket ve «müteselsil kefiller» hakkında «hesap kat» edilerek, adlarına «hesap kat ihtarı» gönderilmiş, borçlu şirketin hesap kat ihtarında gösterilen birinci adresine çıkartılan «tebligatın» şirketin işçisi imzasına 27/02/2014 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiştir.
Ancak, bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve «ihtarın» sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.” hükmü nazara alındığında ihtarın sonuçsuz kalması koşulunun gerçekleşmediği, borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içerisinde olduğuna dair de delil ve belge eklenmediği gerekçesiyle; «müteselsil kefiller» İ..
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesinden» kaynaklanan «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Anılan düzenlemeye göre «kefil», «müteselsil kefil» sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehnin paraya çevrilmesi · ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · ipotek · kefalet · iflas · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaSomut olayda, asıl borçluya yönelik bir istem olmaması ve dosyaya «ibraz» edilen «kredi sözleşmesinde» «kefil» ...'nun taşınmazının «ipotek» verildiğinin belirtilmesi karşısında, mahkemece resmi ipotek senedi ve akit tablosu getirtilerek ipoteğin asıl borçlunun borcunun temini için mi yoksa karşı taraf kefillerin «kefaleti» için mi verildiğinin tespiti ile sonucuna göre karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Talep, «ticari kredi sözleşmesinden» kaynaklanan «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
İİK'nın 45. maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapabilir.
Mahkemece iddia ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, alacak miktarının «ipotekle» temin edildiği gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9225 E. 2013/14683 K.
Ortak:müteselsil kefil · ihtiyati haciz · kefil · ihtar · haciz
İncelediğiniz karardaŞu halde «kredi sözleşmesinde» yer alan ikametgah hükmü nazara alınmadan, dahası «hesap kat» ihtarından aleyhine «ihtiyati haciz» istenen asıl borçlu şirketin ilk gösterilen adresine çıkartılan «tebligatın» tebliğ edildiği bildirildiği halde bu hususa ilişkin tebliğ «şerhi» değerlendirilmeden; dolayısıyla asıl borçluya çıkartılan «ihtarın» bu suretle sonuçsuz kalıp kalmadığı belirlenmeden yazılı gerekçe ile «müteselsil kefiller» yönünden talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
İhtiyati «haciz» isteyen banka tarafından asıl borçlu şirket ve «müteselsil kefiller» hakkında «hesap kat» edilerek, adlarına «hesap kat ihtarı» gönderilmiş, borçlu şirketin hesap kat ihtarında gösterilen birinci adresine çıkartılan «tebligatın» şirketin işçisi imzasına 27/02/2014 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiştir.
Ancak, bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve «ihtarın» sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.” hükmü nazara alındığında ihtarın sonuçsuz kalması koşulunun gerçekleşmediği, borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içerisinde olduğuna dair de delil ve belge eklenmediği gerekçesiyle; «müteselsil kefiller» İ..
Benzer bu karardaBorçlu ifada geciktiğine ve alacaklı tarafça tanınan 24 saatlik sürede borçlu tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı iddia edildiğine göre mahkemece TBK'nın 586/1. maddesinde öngörülen «kefile» müracaat edebilme koşulunun gerçekleştiği, ayrıca kefile «ihtara» gerek bulunmadığı nazara alınıp, «müteselsil kefiller» bakımından da «ihtiyati haciz» talebinin kabulü gerekirken, reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamı uyarınca TBK 586/1. maddesi ikinci cümlesi uyarınca «müteselsil kefile» müracaat için, borçlunun ifada gecikmesi ve asıl borçluya gönderilen «ihtarın» sonuçsuz kalmış olması şartlarının birlikte arandığı, borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olduğuna dair delil bulunmadığı, asıl borçluya gönderilen ihtarın sonuçsuz kalması üzerine müteselsil kefile müracaat edilebileceği, kefiller yönünden alacağın henüz istenebilir olmadığı gerekçesiyle müteselsil kefiller yönünden istemin reddine, asıl borçlu yönünden istemin %15 oranında «teminat» karşılığında kabulüne karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlık bakımından müteselsil kefillere başvurubilmesinin koşulu asıl borçlunun ifada gecikmesi ve «ihtarın» sonuçsuz kalması olup, dosya içeriğinden de alacaklı bankanın hesabı kat ettikten sonra asıl borçlu ve müteselsil kefillere tebliğden itibaren 24 saat süre vermek suretiyle alacağının ödenmesini isteyen ihtar gönderdiği, bu ihtarların 29.11.2012 tarihinde asıl borçlu ve kefillere tebliğ edildiği ve alacaklı vekilinin 06.12.2012 tarihinde «ihtiyati haciz» talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefalet · kefalet · teminat
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK'nın "«müteselsilen kefalet»" karar başlıklı 586/1. maddesinde alacaklının borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden «kefili» takip edebileceği, ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve «ihtarın» sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içerisinde olması koşullarından birisinin gerçekleştirilmiş olması öngörülmüştür.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamı uyarınca TBK 586/1. maddesi ikinci cümlesi uyarınca «müteselsil kefile» müracaat için, borçlunun ifada gecikmesi ve asıl borçluya gönderilen «ihtarın» sonuçsuz kalmış olması şartlarının birlikte arandığı, borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olduğuna dair delil bulunmadığı, asıl borçluya gönderilen ihtarın sonuçsuz kalması üzerine müteselsil kefile müracaat edilebileceği, kefiller yönünden alacağın henüz istenebilir olmadığı gerekçesiyle müteselsil kefiller yönünden istemin reddine, asıl borçlu yönünden istemin %15 oranında «teminat» karşılığında kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9242 E. 2013/14692 K.
Ortak:müteselsil kefil · cy/cy şerhi · ihtiyati haciz · kefil · ihtar · tebligat · haciz · ihtarname
İncelediğiniz karardaŞu halde «kredi sözleşmesinde» yer alan ikametgah hükmü nazara alınmadan, dahası «hesap kat» ihtarından aleyhine «ihtiyati haciz» istenen asıl borçlu şirketin ilk gösterilen adresine çıkartılan «tebligatın» tebliğ edildiği bildirildiği halde bu hususa ilişkin tebliğ «şerhi» değerlendirilmeden; dolayısıyla asıl borçluya çıkartılan «ihtarın» bu suretle sonuçsuz kalıp kalmadığı belirlenmeden yazılı gerekçe ile «müteselsil kefiller» yönünden talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
İhtiyati «haciz» isteyen banka tarafından asıl borçlu şirket ve «müteselsil kefiller» hakkında «hesap kat» edilerek, adlarına «hesap kat ihtarı» gönderilmiş, borçlu şirketin hesap kat ihtarında gösterilen birinci adresine çıkartılan «tebligatın» şirketin işçisi imzasına 27/02/2014 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, «ihtarnamenin» asıl borçlu ve müteselsil kefillere tebliğ edilmediği, B.K'nın 586/1.maddesinde düzenlenen “Kefil, «müteselsil kefil» sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.
Benzer bu karardaBu itibarla, hem asıl borçluya, hem de «müteselsil kefile» aynı anda «ihtar» gönderilip borçluya gönderilen «ihtarın tebliğine» rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebileceği ve aynı anda gönderilen «ihtarnamelerin» tebliğ tarihleri gözetildiğinde müteselsil kefile yapılan «tebligatın» asıl borçluya yapılan tebligattan sonra olması durumunda, TBK'nın 586/1 maddesindeki "borçluya gönderilen ihtarın sonuçsuz kalması" şartı gerçekleşmiş olacağından, müteselsil kefil yönünden «temerrüt tarihinin» kefile gönderilen ihtarnamenin tebliği ya da ihtarda belirtilen ödeme süresinin sonundan başlayacağı, ancak müteselsil kefile yapılan tebligatın borçlununkinden önceki bir tarihte olması halinde, TBK'nun 586/1 maddesindeki koşul gerçekleşmeden kefile ihtarname tebliğ edilmiş olacağından ve şart gerçekleşmeden gönderilen ihtarname sonuç doğurmayacağından müteselsil «kefilin temerrüdünün» böyle bir durumda takiple başlayacağının kabulü gerekir (Saraç, Şükrü; Yargıtay Kararları Işığında Banka Kredi Kartları Uyuşmazlıkları, Ankara 2013, s.
Yukarıda anlatılanların ışığında somut olaya dönüldüğünde, «ihtiyati haciz» isteyen alacaklı Banka tarafından, talep dışı borçlu ile karşı taraf/borçlu müteselsil kefillere keşide edilen ve tebliğ tarihinde alacağının ödenmesini istediği «kat ihtarnamesi» borçluya 26.03.2013, «müteselsil kefiller» ...'e 21.03.2013, ...'a 26.03.2013, ...'e 22.03.2013 tarihinde tebliğ edilmiş, ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine alacaklı Banka vekilince 11.04.2013 tarihinde …
… Borçlar Kanunu'nun 586. maddesi hükmü uyarınca, alacaklı tarafça öncelikle borcun ödenmesi konusunda asıl borçluya başvurularak kendisine borcunu ödemesi konusunda «ihtar» çekilmesinin gerektiği, bu ihtarın sonuçsuz kalmasından sonra müteselsil kefillere keşide edilecek ihtar ile asıl borçlunun borcunu ödemediği belirtilerek borcun ödemesinin istenebileceği, «ihtiyati haciz» isteyen/alacaklı bankaca sadece asıl borçlu ile kefillere aynı «ihtarname» ile borç ödeme ihtarında bulunduğu gerekçesiyle, ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefilin temerrüdü · ihtar tebliği · kat ihtarnamesi · temerrüt tarihi · temerrüt
Benzer bu karardaBu itibarla, hem asıl borçluya, hem de «müteselsil kefile» aynı anda «ihtar» gönderilip borçluya gönderilen «ihtarın tebliğine» rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebileceği ve aynı anda gönderilen «ihtarnamelerin» tebliğ tarihleri gözetildiğinde müteselsil kefile yapılan «tebligatın» asıl borçluya yapılan tebligattan sonra olması durumunda, TBK'nın 586/1 maddesindeki "borçluya gönderilen ihtarın sonuçsuz kalması" şartı gerçekleşmiş olacağından, müteselsil kefil yönünden «temerrüt tarihinin» kefile gönderilen ihtarnamenin tebliği ya da ihtarda belirtilen ödeme süresinin sonundan başlayacağı, ancak müteselsil kefile yapılan tebligatın borçlununkinden önceki bir tarihte olması halinde, TBK'nun 586/1 maddesindeki koşul gerçekleşmeden kefile ihtarname tebliğ edilmiş olacağından ve şart gerçekleşmeden gönderilen ihtarname sonuç doğurmayacağından müteselsil «kefilin temerrüdünün» böyle bir durumda takiple başlayacağının kabulü gerekir (Saraç, Şükrü; Yargıtay Kararları Işığında Banka Kredi Kartları Uyuşmazlıkları, Ankara 2013, s.
Müteselsil «kefile» «ihtar» çekilmesi, sadece onun takipten önce «temerrüde» düşürülmesi ile ilgili bir sorundur.
Yukarıda anlatılanların ışığında somut olaya dönüldüğünde, «ihtiyati haciz» isteyen alacaklı Banka tarafından, talep dışı borçlu ile karşı taraf/borçlu müteselsil kefillere keşide edilen ve tebliğ tarihinde alacağının ödenmesini istediği «kat ihtarnamesi» borçluya 26.03.2013, «müteselsil kefiller» ...'e 21.03.2013, ...'a 26.03.2013, ...'e 22.03.2013 tarihinde tebliğ edilmiş, ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine alacaklı Banka vekilince 11.04.2013 tarihinde …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/14306 E. , 2014/16892 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KONYA (KAPATILAN) 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 28/03/2014
NUMARASI 2014/260-2014/265 D.İŞ
Konya (Kapatılan) 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/03/2014 tarih ve 2014/260-2014/265 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkili tarafından aleyhine ihtiyati haciz istenen şirkete genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, N.. G.. ile İ.. G..’ün kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarneme gönderildiğini ileri sürerek; aleyhine ihtiyati haciz istenenlerin menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, ihtarnamenin asıl borçlu ve müteselsil kefillere tebliğ edilmediği, B.K'nın 586/1.maddesinde düzenlenen “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.” hükmü nazara alındığında ihtarın sonuçsuz kalması koşulunun gerçekleşmediği, borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içerisinde olduğuna dair de delil ve belge eklenmediği gerekçesiyle; müteselsil kefiller İ.. G.. ve N.. G..
yönünden talebin reddine, Ö.. Ş.. yönünden talebin kabulüne, borçlunun gerek elindeki gerekse üçüncü kişilerdeki taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının, 84.390,98 TL alacağa yetecek kadar kısımlarının ihtiyaten haczine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
Talep, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati hacze ilişkin olup, mahkemece asıl borçlu yönünden talebin kabulüne, müteselsil kefiller yönünden ise yukarıda anılan gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
Müteselsil kefillere başvurma koşullarının düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK)'nın 586. maddesine göre, müteselsil kefillere başvurabilmek için asıl borçlunun ifada gecikmesi ve borçluya çıkartılan ihtarın sonuçsuz kalması gereklidir. Dosyadaki genel kredi sözleşmesinin 18. maddesine göre, müşteri ve/veya ek kart hamili ve kefilin, bu sözleşmede yer alan hususların yerine getirilmesi için işbu sözleşmede yer alan isim ve imzalarının yanında yazılı adresi, değişiklik noter aracılığı ile bildirilmedikçe, kanuni ikametgah olarak tesis ettiğini beyan ettikleri ve bu adrese yapılacak yazılı bildirimlerin şahıslarına yapılmış sayılacağını, o yer de bulunmasa bile tebligatın iade edilmeyip Tebligat Kanunu'nun 21.
maddesinin uygulanmasını kabul ettikleri düzenlenmiştir. İhtiyati haciz isteyen banka tarafından asıl borçlu şirket ve müteselsil kefiller hakkında hesap kat edilerek, adlarına hesap kat ihtarı gönderilmiş, borçlu şirketin hesap kat ihtarında gösterilen birinci adresine çıkartılan tebligatın şirketin işçisi imzasına 27/02/2014 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiştir. Borçlu şirketin kredi sözleşmesinde de gösterdiği hesap kat ihtarındaki ikinci adresine çıkartılan tebligatın ise iade edildiği anlaşılmaktadır. Şu halde kredi sözleşmesinde yer alan ikametgah hükmü nazara alınmadan, dahası hesap kat ihtarından aleyhine ihtiyati haciz istenen asıl borçlu şirketin ilk gösterilen adresine çıkartılan tebligatın tebliğ edildiği bildirildiği halde bu hususa ilişkin tebliğ şerhi değerlendirilmeden;
dolayısıyla asıl borçluya çıkartılan ihtarın bu suretle sonuçsuz kalıp kalmadığı belirlenmeden yazılı gerekçe ile müteselsil kefiller yönünden talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın ihtiyati haciz isteyen banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101961800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz