İhtiyati haciz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/8499 E. 2014/12496 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teslime bağlı taşınır rehni↗ alacak rehni↗ taşınır rehni↗ tbk 586↗ konkordato↗ yaklaşık ispat↗ rehnin paraya çevrilmesi↗ hesap kat ihtarı↗ ihtar tebliği↗ kat ihtarı↗ hesap kat↗ i̇i̇k 257↗ müteselsil kefil↗ tbk 99↗ ihtiyati haciz↗ kamu düzeni↗ kefil↗ ihtar↗ haciz↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, alacaklı banka ile karşı tarafta bulunan şirket arasında 02.05.2008, 08.03.2010, 29.04.2011 ve 08.08.2011 tarihli kredi sözleşmelerinin imzalandığı, aleyhine haciz istenilen diğer kişilerin ise bu sözleşmelerde kefil olarak yer aldıkları, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2.maddesi uyarınca, TBK'nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, genel olarak zayıfı koruyan düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olduklarının kabul edildiği, TBK'nun 586. maddesinde, alacaklının borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceğinin, ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesinin ve ihtarın sonuçsuz kalmasının veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerektiğinin düzenlendiği, bu düzenleme karşısında müteselsil kefillere başvurabilmek için asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesinin gerektiği, borçluların ifada geciktiği konusunda yaklaşık ispat anlamında bir belge sunulmadığı, iki adet hesap kat ihtarının asıl borçluya tebliğ edilmediği gerekçesiyle borçlu hakkındaki ihtiyati haciz talebinin kabulüne, kefiller hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
Talep, kredi sözleşmesine dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkin olup mahkemece, kefilin takip edilebilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesinin ve ihtarın sonuçsuz kalmasının veya borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunmasının gerektiği, borçlunun ifada geciktiği konusunda yaklaşık ispat anlamında bir belge sunulmadığı, hesap kat ihtarlarının da borçluya tebliğ edilmediği gerekçesiyle kefiller hakkındaki ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Gerçekten de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesinde, “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir.” düzenlemesi mevcut olup anılan hüküm uyarınca borçlunun ifada gecikmesi ve borçluya gönderilen ihtarın sonuçsuz kalması, müteselsil kefil hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterlidir.
2004 sayılı İİK'nın 68/b maddesinin 1. fıkrası uyarınca, kredi sözleşmesinde gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğuracak olup taraflar arasındaki sözleşmenin 84. maddesinde de yeni adres bildirilmediği sürece sözleşmedeki adrese gönderilecek ihtarın tebliğ edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, ihtiyati haciz isteyen tarafça borçlunun sözleşmedeki adresine kat ihtarı gönderildiği ve borçlunun adres değişikliğini usulünce alacaklıya bildirdiğine ya da ihtarnamenin iade tarihi ile ihtiyati haciz talep tarihi arasında borcun ödendiğine dair dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığı gözetildiğinde, İİK'nın 257. maddesindeki diğer koşulların varlığı halinde alacaklının talebinin kabulü gerekirken TBK'nın 586. maddesine dayalı olarak yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi yerinde olmamış, alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3603 E. 2014/6838 K.
Ortak:teslime bağlı taşınır rehni · alacak rehni · taşınır rehni · konkordato · rehnin paraya çevrilmesi · ihtar tebliği · kat ihtarı · i̇i̇k 257
İncelediğiniz karardaAlacak, «teslime bağlı taşınır rehni» veya «alacak rehni» ile güvenceye alınmışsa, «rehnin paraya çevrilmesinden» önce «kefile» başvurulamaz.
Ancak, alacağın «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun «iflas» etmesi ya da «konkordato» mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de «kefile» başvurulabilir.” düzenlemesi mevcut olup anılan hüküm uyarınca borçlunun ifada gecikmesi ve borçluya gönderilen «ihtarın» sonuçsuz kalması, «müteselsil kefil» hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesi için yeterlidir.
Somut olayda, «ihtiyati haciz» isteyen tarafça borçlunun sözleşmedeki adresine «kat ihtarı» gönderildiği ve borçlunun adres değişikliğini usulünce alacaklıya bildirdiğine ya da «ihtarnamenin» iade tarihi ile ihtiyati haciz talep tarihi arasında borcun ödendiğine dair dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığı gözetildiğinde, İİK'nın «257». maddesindeki diğer koşulların varlığı halinde alacaklının talebinin kabulü gerekirken TBK'nın 586. maddesine dayalı olarak yazılı şekilde istemin reddine karar ve …
Benzer bu karardaAlacak, «teslime bağlı taşınır rehni» veya «alacak rehni» ile güvenceye alınmışsa, «rehnin paraya çevrilmesinden» önce «kefile» başvurulamaz.
Ancak, alacağın «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun «iflas» etmesi ya da «konkordato» mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de «kefile» başvurulabilir.” hükmündedir.
Ayrıca kabule göre de, mahkeme gerekçesinde «müteselsil kefile» «kat ihtarının tebliğ» edilmediği belirtilmiş ise de Genel Kredi Sözleşmesi'nin 31. sayfasında "«müteselsil kefalet» «şerhi»" bölümünde, adres değişikliği bildirilmediği takdirde müteselsil kefillerin beyan ettikleri adreslerine yapılan «tebligatın» geçerli olacağı yazılı olup, bu sözleşme hükmüne göre de, mahkemenin gerekçesi yerinde olmamış, belirtilen nedenlerle, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefalet · müşterek borçlu müteselsil kefil · cy/cy şerhi · kefalet · genel kredi sözleşmesi · tebligat
Benzer bu karardaAyrıca kabule göre de, mahkeme gerekçesinde «müteselsil kefile» «kat ihtarının tebliğ» edilmediği belirtilmiş ise de Genel Kredi Sözleşmesi'nin 31. sayfasında "«müteselsil kefalet» «şerhi»" bölümünde, adres değişikliği bildirilmediği takdirde müteselsil kefillerin beyan ettikleri adreslerine yapılan «tebligatın» geçerli olacağı yazılı olup, bu sözleşme hükmüne göre de, mahkemenin gerekçesi yerinde olmamış, belirtilen nedenlerle, kararın bozulması gerekmiştir.
Talep, «genel kredi sözleşmesine» dayalı, «müşterek borçlu müteselsil kefil» hakkında «ihtiyati haciz» isteminden ibarettir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9633 E. 2015/10120 K.
Ortak:teslime bağlı taşınır rehni · alacak rehni · taşınır rehni · konkordato · rehnin paraya çevrilmesi · i̇i̇k 257 · müteselsil kefil · ihtiyati haciz · İhtiyati haciz
İncelediğiniz karardaAlacak, «teslime bağlı taşınır rehni» veya «alacak rehni» ile güvenceye alınmışsa, «rehnin paraya çevrilmesinden» önce «kefile» başvurulamaz.
Ancak, alacağın «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun «iflas» etmesi ya da «konkordato» mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de «kefile» başvurulabilir.” düzenlemesi mevcut olup anılan hüküm uyarınca borçlunun ifada gecikmesi ve borçluya gönderilen «ihtarın» sonuçsuz kalması, «müteselsil kefil» hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesi için yeterlidir.
Somut olayda, «ihtiyati haciz» isteyen tarafça borçlunun sözleşmedeki adresine «kat ihtarı» gönderildiği ve borçlunun adres değişikliğini usulünce alacaklıya bildirdiğine ya da «ihtarnamenin» iade tarihi ile ihtiyati haciz talep tarihi arasında borcun ödendiğine dair dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığı gözetildiğinde, İİK'nın «257». maddesindeki diğer koşulların varlığı halinde alacaklının talebinin kabulü gerekirken TBK'nın 586. maddesine dayalı olarak yazılı şekilde istemin reddine karar ve …
Benzer bu karardaAlacak, «teslime bağlı taşınır rehni» veya «alacak rehni» ile güvenceye alınmışsa, «rehnin paraya çevrilmesinden» önce «kefile» başvurulamaz.
Mahkemece talep ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, borcun «taşınır rehni» ile «teminat» altına alındığı ve İİK'nın «257». m. koşulları oluşmadığından asıl borçlu şirket yönünden ve TBK'nın 586/2 m. uyarınca taşınır rehni olduğu hallerde «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takibe geçilmeden kefillere başvurulamayacağı, rehnin borcu karşılayıp karşılamadığının da belirlenebilir olmadığı gerekçesiyle, «kefiller» yönünden de talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak, 2004 sayılı İİK'nın «257»/1 maddesinde ''Rehinle temin edilmemiş ve «vadesi» gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.'', 6098 sayılı TBK'nın 586. maddesinde de ''Kefil, «müteselsil kefil» sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmed …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vade · eksik inceleme · teminat
Benzer bu karardaMahkemece talep ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, borcun «taşınır rehni» ile «teminat» altına alındığı ve İİK'nın «257». m. koşulları oluşmadığından asıl borçlu şirket yönünden ve TBK'nın 586/2 m. uyarınca taşınır rehni olduğu hallerde «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takibe geçilmeden kefillere başvurulamayacağı, rehnin borcu karşılayıp karşılamadığının da belirlenebilir olmadığı gerekçesiyle, «kefiller» yönünden de talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak, 2004 sayılı İİK'nın «257»/1 maddesinde ''Rehinle temin edilmemiş ve «vadesi» gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.'', 6098 sayılı TBK'nın 586. maddesinde de ''Kefil, «müteselsil kefil» sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmed …
İcra Müdürlüğü'nün 2014/34572 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü anlaşılan takip dosyası da getirtilip, «taşınır rehninin» borcun ne kadarlık kısmını karşıladığı belirlenerek, «kefiller» yönünden de TBK'nın 586. maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12116 E. 2013/16987 K.
Ortak:müteselsil kefil · ihtiyati haciz · kefil · ihtar · haciz · İhtiyati haciz
İncelediğiniz karardaAncak, alacağın «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun «iflas» etmesi ya da «konkordato» mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de «kefile» başvurulabilir.” düzenlemesi mevcut olup anılan hüküm uyarınca borçlunun ifada gecikmesi ve borçluya gönderilen «ihtarın» sonuçsuz kalması, «müteselsil kefil» hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesi için yeterlidir.
… emece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, alacaklı banka ile karşı tarafta bulunan şirket arasında 02.05.2008, 08.03.2010, 29.04.2011 ve 08.08.2011 tarihli «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı, aleyhine «haciz» istenilen diğer kişilerin ise bu sözleşmelerde «kefil» olarak yer aldıkları, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2.maddesi uyarınca, TBK'nun «kamu düzenine» ve genel ahlaka ilişkin kurallarının, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, genel olarak zayıfı koruyan düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olduklarının kabul edildiği, TBK'nun 586. maddesinde, alacaklının borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceğinin, ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesinin ve «ihtarın» sonuçsuz kalmasının veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerektiğinin düzenlendiği, bu düzenleme karşısında müteselsil kefillere başvurabilmek için asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesinin gerektiği, borçluların ifada geciktiği konusunda «yaklaşık ispat» anlamında bir belge sunulmadığı, iki adet «hesap kat ihtarının» asıl borçluya tebliğ edilmediği gerekçesiyle borçlu hakkındaki «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne, kefiller hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.
Talep, «kredi sözleşmesine» dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup mahkemece, «kefilin» takip edilebilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesinin ve «ihtarın» sonuçsuz kalmasının veya borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunmasının gerektiği, borçlunun ifada geciktiği konusunda «yaklaşık ispat» anlamında bir belge sunulmadığı, «hesap kat ihtarlarının» da borçluya tebliğ edilmediği gerekçesiyle kefiller hakkındaki ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaKararı «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesine göre, «kefil», «müteselsil kefil» sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.
Somut olayda «ihtiyati haciz» isteyen vekilinin talebi bu yönden değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek · teminat
Benzer bu karardaMahkemece,tüm dosya kapsamına göre, talebe konu alacağın «ipotek» ile «teminat» altına alındığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12116 E. 2013/16987 K.
Ortak:müteselsil kefil · ihtiyati haciz · kefil · ihtar · haciz · İhtiyati haciz
İncelediğiniz karardaAncak, alacağın «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun «iflas» etmesi ya da «konkordato» mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de «kefile» başvurulabilir.” düzenlemesi mevcut olup anılan hüküm uyarınca borçlunun ifada gecikmesi ve borçluya gönderilen «ihtarın» sonuçsuz kalması, «müteselsil kefil» hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesi için yeterlidir.
… emece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, alacaklı banka ile karşı tarafta bulunan şirket arasında 02.05.2008, 08.03.2010, 29.04.2011 ve 08.08.2011 tarihli «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı, aleyhine «haciz» istenilen diğer kişilerin ise bu sözleşmelerde «kefil» olarak yer aldıkları, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2.maddesi uyarınca, TBK'nun «kamu düzenine» ve genel ahlaka ilişkin kurallarının, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, genel olarak zayıfı koruyan düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olduklarının kabul edildiği, TBK'nun 586. maddesinde, alacaklının borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceğinin, ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesinin ve «ihtarın» sonuçsuz kalmasının veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerektiğinin düzenlendiği, bu düzenleme karşısında müteselsil kefillere başvurabilmek için asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesinin gerektiği, borçluların ifada geciktiği konusunda «yaklaşık ispat» anlamında bir belge sunulmadığı, iki adet «hesap kat ihtarının» asıl borçluya tebliğ edilmediği gerekçesiyle borçlu hakkındaki «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne, kefiller hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.
Talep, «kredi sözleşmesine» dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup mahkemece, «kefilin» takip edilebilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesinin ve «ihtarın» sonuçsuz kalmasının veya borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunmasının gerektiği, borçlunun ifada geciktiği konusunda «yaklaşık ispat» anlamında bir belge sunulmadığı, «hesap kat ihtarlarının» da borçluya tebliğ edilmediği gerekçesiyle kefiller hakkındaki ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaKararı «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesine göre, «kefil», «müteselsil kefil» sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.
Somut olayda «ihtiyati haciz» isteyen vekilinin talebi bu yönden değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek · teminat
Benzer bu karardaMahkemece,tüm dosya kapsamına göre, talebe konu alacağın «ipotek» ile «teminat» altına alındığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13086 E. 2016/9051 K.
Ortak:teslime bağlı taşınır rehni · alacak rehni · taşınır rehni · konkordato · rehnin paraya çevrilmesi · hesap kat · i̇i̇k 257 · müteselsil kefil · İhtiyati haciz
İncelediğiniz karardaAlacak, «teslime bağlı taşınır rehni» veya «alacak rehni» ile güvenceye alınmışsa, «rehnin paraya çevrilmesinden» önce «kefile» başvurulamaz.
Ancak, alacağın «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun «iflas» etmesi ya da «konkordato» mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de «kefile» başvurulabilir.” düzenlemesi mevcut olup anılan hüküm uyarınca borçlunun ifada gecikmesi ve borçluya gönderilen «ihtarın» sonuçsuz kalması, «müteselsil kefil» hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesi için yeterlidir.
… emece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, alacaklı banka ile karşı tarafta bulunan şirket arasında 02.05.2008, 08.03.2010, 29.04.2011 ve 08.08.2011 tarihli «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı, aleyhine «haciz» istenilen diğer kişilerin ise bu sözleşmelerde «kefil» olarak yer aldıkları, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2.maddesi uyarınca, TBK'nun «kamu düzenine» ve genel ahlaka ilişkin kurallarının, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, genel olarak zayıfı koruyan düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olduklarının kabul edildiği, TBK'nun 586. maddesinde, alacaklının borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceğinin, ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesinin ve «ihtarın» sonuçsuz kalmasının veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerektiğinin düzenlendiği, bu düzenleme karşısında müteselsil kefillere başvurabilmek için asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesinin gerektiği, borçluların ifada geciktiği konusunda «yaklaşık ispat» anlamında bir belge sunulmadığı, iki adet «hesap kat ihtarının» asıl borçluya tebliğ edilmediği gerekçesiyle borçlu hakkındaki «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne, kefiller hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAlacak, «teslime bağlı taşınır rehni» veya «alacak rehni» ile güvenceye alınmışsa, «rehin» paraya çevrilmesinden önce «kefile» başvurulamaz.
Ancak, . alacağın «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun «iflas» etmesi ya da «konkordato» mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de «kefile» başvurulabilir.
Şti.'ne alacaklı banka tarafından kredi kullandırılmış, aleyhine «ihtiyati haciz» talep edilenler de «kredi sözleşmelerini» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamış, kredi borcu vadesinde ödenmediği için borçluya «hesap kat ihtarnamesi» gönderilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap kat ihtarnamesi · kat ihtarnamesi · rehin · ipotek · kefalet · vade · teminat
Benzer bu karardaKredi borcunun «teminatı» olarak asıl borçlu şirket adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde «ipotek» tesis edilmiş ise de, söz konusu ipotekler asıl borçlunun borcunu teminat altına almak üzere verilmiş olup, kefillerin «kefalet» borcunu teminen verilen bir ipotek bulunmadığı nazara alınarak, talep dilekçesi, «hesap kat ihtarnamesi» ve ekli diğer belgeler uyarınca «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde red kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Şti. adına kayıtlı taşınmazların kredinin «teminatı» olarak «ipotek» verildiği gerekçesiyle, İİK’nın «257»/... m. gereğince «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
Şti.'ne alacaklı banka tarafından kredi kullandırılmış, aleyhine «ihtiyati haciz» talep edilenler de «kredi sözleşmelerini» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamış, kredi borcu vadesinde ödenmediği için borçluya «hesap kat ihtarnamesi» gönderilmiştir.
İİK'nın «257»/.... maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve «vadesi» gelmiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9389 E. 2014/12806 K.
Ortak:rehnin paraya çevrilmesi · i̇i̇k 257 · müteselsil kefil · ihtiyati haciz · kefil · ihtar · haciz · kredi sözleşmesi · İhtiyati haciz
İncelediğiniz karardaAncak, alacağın «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun «iflas» etmesi ya da «konkordato» mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de «kefile» başvurulabilir.” düzenlemesi mevcut olup anılan hüküm uyarınca borçlunun ifada gecikmesi ve borçluya gönderilen «ihtarın» sonuçsuz kalması, «müteselsil kefil» hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesi için yeterlidir.
… emece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, alacaklı banka ile karşı tarafta bulunan şirket arasında 02.05.2008, 08.03.2010, 29.04.2011 ve 08.08.2011 tarihli «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı, aleyhine «haciz» istenilen diğer kişilerin ise bu sözleşmelerde «kefil» olarak yer aldıkları, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2.maddesi uyarınca, TBK'nun «kamu düzenine» ve genel ahlaka ilişkin kurallarının, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, genel olarak zayıfı koruyan düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olduklarının kabul edildiği, TBK'nun 586. maddesinde, alacaklının borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceğinin, ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesinin ve «ihtarın» sonuçsuz kalmasının veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerektiğinin düzenlendiği, bu düzenleme karşısında müteselsil kefillere başvurabilmek için asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesinin gerektiği, borçluların ifada geciktiği konusunda «yaklaşık ispat» anlamında bir belge sunulmadığı, iki adet «hesap kat ihtarının» asıl borçluya tebliğ edilmediği gerekçesiyle borçlu hakkındaki «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne, kefiller hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.
Talep, «kredi sözleşmesine» dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup mahkemece, «kefilin» takip edilebilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesinin ve «ihtarın» sonuçsuz kalmasının veya borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunmasının gerektiği, borçlunun ifada geciktiği konusunda «yaklaşık ispat» anlamında bir belge sunulmadığı, «hesap kat ihtarlarının» da borçluya tebliğ edilmediği gerekçesiyle kefiller hakkındaki ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, «ihtiyati haciz» isteyen alacaklının, «kredi sözleşmesinde» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı «taşıyan» borçlular aleyhine, TBK'nın 586. maddesine dayanarak ihtiyati haciz talebinde bulunmasına engel bir durum bulunmadığı gözden kaçırılarak, yazılı gerekçeyle istemin reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Talep «müşterek borçlu müteselsil kefiller» için «ihtiyati haciz» kararı verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kefillerin sorumluluğu TBK'nın 586. maddesinin 1. bendinde hükme bağlanmış olup, anılan düzenlemeye göre «kefil», «müteselsil kefil» sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçlunun ifada gecikmiş ve «ihtarın» sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bulunması halinde borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşterek borçlu müteselsil kefil · ipotek · kefalet · taşıyan · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, asıl borçlu firmaya kullandırılan kredinin «teminatı» olarak «ipotek» tesis edildiği, alacak rehinle temin edildiğinden İİK'nın «257». maddesindeki şartların oluşmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Talep «müşterek borçlu müteselsil kefiller» için «ihtiyati haciz» kararı verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir.
Dosyada «kefaletten» kaynaklanan borcun rehinle temin edildiğini gösterir bir belge mevcut değildir.
Bu itibarla, «ihtiyati haciz» isteyen alacaklının, «kredi sözleşmesinde» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı «taşıyan» borçlular aleyhine, TBK'nın 586. maddesine dayanarak ihtiyati haciz talebinde bulunmasına engel bir durum bulunmadığı gözden kaçırılarak, yazılı gerekçeyle istemin reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18087 E. 2014/911 K.
Ortak:rehnin paraya çevrilmesi · müteselsil kefil · ihtiyati haciz · kefil · haciz · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaAncak, alacağın «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun «iflas» etmesi ya da «konkordato» mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de «kefile» başvurulabilir.” düzenlemesi mevcut olup anılan hüküm uyarınca borçlunun ifada gecikmesi ve borçluya gönderilen «ihtarın» sonuçsuz kalması, «müteselsil kefil» hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesi için yeterlidir.
… emece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, alacaklı banka ile karşı tarafta bulunan şirket arasında 02.05.2008, 08.03.2010, 29.04.2011 ve 08.08.2011 tarihli «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı, aleyhine «haciz» istenilen diğer kişilerin ise bu sözleşmelerde «kefil» olarak yer aldıkları, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2.maddesi uyarınca, TBK'nun «kamu düzenine» ve genel ahlaka ilişkin kurallarının, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, genel olarak zayıfı koruyan düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olduklarının kabul edildiği, TBK'nun 586. maddesinde, alacaklının borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceğinin, ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesinin ve «ihtarın» sonuçsuz kalmasının veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerektiğinin düzenlendiği, bu düzenleme karşısında müteselsil kefillere başvurabilmek için asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesinin gerektiği, borçluların ifada geciktiği konusunda «yaklaşık ispat» anlamında bir belge sunulmadığı, iki adet «hesap kat ihtarının» asıl borçluya tebliğ edilmediği gerekçesiyle borçlu hakkındaki «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne, kefiller hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.
Talep, «kredi sözleşmesine» dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup mahkemece, «kefilin» takip edilebilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesinin ve «ihtarın» sonuçsuz kalmasının veya borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunmasının gerektiği, borçlunun ifada geciktiği konusunda «yaklaşık ispat» anlamında bir belge sunulmadığı, «hesap kat ihtarlarının» da borçluya tebliğ edilmediği gerekçesiyle kefiller hakkındaki ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAleyhine «ihtiyati haciz» istenenler sözleşmede «müşterek borçlu müteselsil kefil» olup, hakkında ihtiyati haciz kararı talep edilmeyen kefil Ş.
Talep, «genel kredi sözleşmesine» dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
İİK 45. maddesi, asıl borcun «teminatı» olarak verilen «rehnin paraya çevrilmeden» önce, asıl borçlu hakkında takip yapılamayacağı ve «ihtiyati haciz» kararı alınamayacağına ilişkin olup, somut uyuşmazlık bakımından kefillere müracaat edebilme koşulları gerçekleştiğinden, talebin yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşterek borçlu müteselsil kefil · ipotek · genel kredi sözleşmesi · teminat
Benzer bu karardaA., asıl borcun «teminatını» teşkil etmek üzere «ipotek» vermiştir.
Talep, «genel kredi sözleşmesine» dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Aleyhine «ihtiyati haciz» istenenler sözleşmede «müşterek borçlu müteselsil kefil» olup, hakkında ihtiyati haciz kararı talep edilmeyen kefil Ş.
İİK 45. maddesi, asıl borcun «teminatı» olarak verilen «rehnin paraya çevrilmeden» önce, asıl borçlu hakkında takip yapılamayacağı ve «ihtiyati haciz» kararı alınamayacağına ilişkin olup, somut uyuşmazlık bakımından kefillere müracaat edebilme koşulları gerçekleştiğinden, talebin yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/8499 E. , 2014/12496 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 02/12/2013
NUMARASI 2013/524-2013/524 D.İŞ
Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/12/2013 tarih ve 2013/524-2013/524 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkili banka ile aleyhine haciz istenilen şirket arasında imzalanan kredi sözleşmeleri çerçevesinde karşı tarafa kredi kullandırıldığını, aleyhine haciz istenilen diğer kişilerin ise müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla bu sözleşmeleri imzaladıklarını, ancak çekilen ihtarnamelere rağmen borcun ödenmediğini, borçluların mal kaçırmak üzere olduklarının öğrenildiğini ileri sürerek, ihtiyati haciz talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, alacaklı banka ile karşı tarafta bulunan şirket arasında 02.05.2008, 08.03.2010, 29.04.2011 ve 08.08.2011 tarihli kredi sözleşmelerinin imzalandığı, aleyhine haciz istenilen diğer kişilerin ise bu sözleşmelerde kefil olarak yer aldıkları, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2.maddesi uyarınca, TBK'nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, genel olarak zayıfı koruyan düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olduklarının kabul edildiği, TBK'nun 586. maddesinde, alacaklının borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceğinin, ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesinin ve ihtarın sonuçsuz kalmasının veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerektiğinin düzenlendiği, bu düzenleme karşısında müteselsil kefillere başvurabilmek için asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesinin gerektiği, borçluların ifada geciktiği konusunda yaklaşık ispat anlamında bir belge sunulmadığı, iki adet hesap kat ihtarının asıl borçluya tebliğ edilmediği gerekçesiyle borçlu hakkındaki ihtiyati haciz talebinin kabulüne, kefiller hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
Talep, kredi sözleşmesine dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkin olup mahkemece, kefilin takip edilebilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesinin ve ihtarın sonuçsuz kalmasının veya borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunmasının gerektiği, borçlunun ifada geciktiği konusunda yaklaşık ispat anlamında bir belge sunulmadığı, hesap kat ihtarlarının da borçluya tebliğ edilmediği gerekçesiyle kefiller hakkındaki ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Gerçekten de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesinde, “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.
Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir.” düzenlemesi mevcut olup anılan hüküm uyarınca borçlunun ifada gecikmesi ve borçluya gönderilen ihtarın sonuçsuz kalması, müteselsil kefil hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterlidir.
2004 sayılı İİK'nın 68/b maddesinin 1. fıkrası uyarınca, kredi sözleşmesinde gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğuracak olup taraflar arasındaki sözleşmenin 84. maddesinde de yeni adres bildirilmediği sürece sözleşmedeki adrese gönderilecek ihtarın tebliğ edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, ihtiyati haciz isteyen tarafça borçlunun sözleşmedeki adresine kat ihtarı gönderildiği ve borçlunun adres değişikliğini usulünce alacaklıya bildirdiğine ya da ihtarnamenin iade tarihi ile ihtiyati haciz talep tarihi arasında borcun ödendiğine dair dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığı gözetildiğinde, İİK'nın 257.
maddesindeki diğer koşulların varlığı halinde alacaklının talebinin kabulü gerekirken TBK'nın 586. maddesine dayalı olarak yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi yerinde olmamış, alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın ihtiyati haciz isteyen yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101937800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz