5718 sayılı möhuk
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/5961 E. 2014/12963 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5718 sayılı möhuk↗ tanıma ve tenfiz↗ mücerretlik↗ kesin delil↗ tanıma↗ müteselsil sorumluluk↗ möhuk 47↗ dava şartı yokluğu↗ tenfiz↗ usulden reddi↗ dava sebebi↗ ibraz↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının talebinin şirkete ödediği paranın kendisine iade edilmesine ilişkin olduğu, buna karşılık davalı şirket vekilinin kesin hüküm itirazında bulunduğu, Almanya Aschaffenburg Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12 O 336/10 sayılı kararının temyiz edildiği ve temyiz mahkemesinin temyizi reddetmesi ile birlikte kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, yabancı mahkeme kararı incelendiğinde davalı
şirket açısından taraflarının aynı olduğu, davanın sebebinin ortaklık durum belgesi adı altındaki belgede belirtilen ödeme olduğu, kesinleşmiş yabancı mahkeme kararında reddedilen talep ile iş bu davanın konusunun aynı olduğu, bu nedenle Almanya Aschaffenburg Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12 O 336/10 sayılı kararının davalı şirket açısından kesin hüküm oluşturduğu, davalı H.. B.. yönünden ise, yabancı mahkeme kararında taraf olmadığından kesin hüküm oluşturmaz ise de, davacının talebinin şirkete verdiği paranın tahsiline ilişkin olduğu ve şirket ile birlikte o tarihte yönetici konumunda olan davalının da müteselsil sorumluluğunun iddia edildiği, oysa paranın verildiği iddia edilen şirket açısından yabancı mahkemeye açılan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşerek şirket açısından yukarıda belirtildiği üzere kesin hüküm oluşturduğu, davalı H.. B..’ın sorumluluğunun şirketin sorumluğu ile doğrudan bağlı olup her ne kadar kesin hüküm oluşmasa da bu davalı açısından da yabancı mahkeme kararının MÖHUK 59. Maddesi kapsamında kesin delil oluşturduğu, karşı dava yönünden ise, Almanya Aschaffenburg Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12 O 336/10 sayılı kararının tanınması talep edilmiş olmakla MÖHUK 54. Maddesindeki tüm koşulların oluştuğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, asıl davada davalı .... Holding A.Ş. aleyhine açılan davanın kesin hüküm nedeniyle HMK 114/1-İ ve 115/1-2 maddeleri gereği dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, davalı H.. B.. yönünden açılan davanın esastan reddine, karşı davanın kabulü ile Almanya Aschaffenburg Eyalet Mahkemesi'nin 12 O 366/10 sayılı kararının tanınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Yabancı bir mahkeme kararının tanınması veya tenfizine karar verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının, tanıma veya tenfiz davasının açıldığı tarih itibariyle usulüne uygun olarak kesinleşmiş olması gerekmektedir. Her ne kadar mahkemece, davalı şirket tarafından açılan karşı davanın kabulü ile Almanya Aschaffenburg Eyalet Mahkemesi'nin 12 O 366/10 sayılı kararının tanınmasına karar verilmiş ise de, somut olayda karşı dava konusu yabancı mahkeme kararının temyiz incelemesi sonucunda 13.11.2013 tarihi itibariyle kesinleştiği davalı şirket vekili tarafından dosyaya ibraz edilen karar tercümesinden anlaşılmış olup karşı dava ise 28.05.2013 tarihinde açılmış bulunmaktadır. Bu itibarla, mahkemece dava tarihinde kesinleşmiş bir yabancı mahkeme kararının bulunmadığı gözetilerek karşı davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 5718 Sayılı MÖHUK'nun 50/1. maddesine göre, Türk Mahkemelerince yabancı karar tanınıp tenfiz edilmedikçe, Türkiye'de kesin hüküm gücüne sahip olmazlar ve icra edilemezler. Bu sebeple, yabancı mahkemelerden verilmiş olup da henüz Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilmemiş bir yabancı karar, Türk mahkemeleri önündeki bir davada kesin hüküm itirazına konu yapılamaz. Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilen yabancı mahkeme kararı, Türk hukuku bakımından kesin hüküm oluşturur. Buna bağlı olarak tanınıp, tenfiz edilen yabancı karar, aynı konudaki uyuşmazlığın tekrar Türk mahkemelerinde görülmesini engeller. Buna yabancı mahkeme kararının kesin hüküm etkisi denilmektedir.
MÖHUK'nun 59. maddesine göre de, yabancı mahkeme kararlarının kesin hüküm ve kesin delil etkisi, yabancı mahkeme kararının verildiği ülke hukukunca kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Ancak, 59. maddeye göre, yabancı mahkeme kararının kesin hüküm veya kesin delil etkisi, yabancı mahkeme kararının tanınması şartına bağlıdır. Türk mahkemelerinde kesinleşmiş bir kararla tanınmamış yabancı bir kararın, mücerreten verildiği ülkede kesinleştiği tarihten itibaren Türk hukukunda etki doğuracağı söylenemez ( Prof. Dr. Cemal Şanlı, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 542, 2. baskı, İstanbul, 2014).
Yukarıda açıklanan hususlar ve karşı davaya ilişkin bozma gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, asıl dava yönünden ortada kesin hüküm veya kesin delil teşkil edecek şekilde, hakkında kesinleşmiş bir tanıma kararı verilmiş bir yabancı mahkeme kararı bulunmadığından mahkemece yazılı gerekçeyle asıl davanın reddine karar verilmesi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6221 E. 2012/15285 K.
Ortak:tenfiz · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Yabancı bir mahkeme kararının tanınması veya «tenfizine» karar verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının, «tanıma» veya tenfiz davasının açıldığı tarih itibariyle usulüne uygun olarak kesinleşmiş olması gerekmektedir.
2- Davacı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 5718 Sayılı MÖHUK'nun 50/1. maddesine göre, Türk Mahkemelerince yabancı karar tanınıp «tenfiz» edilmedikçe, Türkiye'de «kesin» hüküm gücüne sahip olmazlar ve icra edilemezler.
Bu sebeple, yabancı mahkemelerden verilmiş olup da henüz Türk mahkemesince tanınıp «tenfiz» edilmemiş bir yabancı karar, Türk mahkemeleri önündeki bir davada «kesin» hüküm itirazına konu yapılamaz.
Benzer bu kararda2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Dairemizce «tenfiz» davaları nitelikleri itibariyle «eda davası» değil, «tespit davası» mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle maktu harca hükmedilmesi gerekirken, mahkemece nisbi harca hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan ... yönünden taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin «husumetten» reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eda davası · tespit davası · husumet
Benzer bu karardaDairemizce «tenfiz» davaları nitelikleri itibariyle «eda davası» değil, «tespit davası» mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle maktu harca hükmedilmesi gerekirken, mahkemece nisbi harca hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan ... yönünden taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin «husumetten» reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1513 E. 2022/5446 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6211 E. 2012/15287 K.
Ortak:tenfiz · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Yabancı bir mahkeme kararının tanınması veya «tenfizine» karar verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının, «tanıma» veya tenfiz davasının açıldığı tarih itibariyle usulüne uygun olarak kesinleşmiş olması gerekmektedir.
2- Davacı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 5718 Sayılı MÖHUK'nun 50/1. maddesine göre, Türk Mahkemelerince yabancı karar tanınıp «tenfiz» edilmedikçe, Türkiye'de «kesin» hüküm gücüne sahip olmazlar ve icra edilemezler.
Bu sebeple, yabancı mahkemelerden verilmiş olup da henüz Türk mahkemesince tanınıp «tenfiz» edilmemiş bir yabancı karar, Türk mahkemeleri önündeki bir davada «kesin» hüküm itirazına konu yapılamaz.
Benzer bu kararda2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Dairemizce «tenfiz» davaları nitelikleri itibariyle «eda davası» değil, «tespit davası» mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle maktu harca hükmedilmesi gerekirken, mahkemece nisbi harca hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan ... yönünden taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin «husumetten» reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eda davası · tespit davası · husumet
Benzer bu karardaDairemizce «tenfiz» davaları nitelikleri itibariyle «eda davası» değil, «tespit davası» mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle maktu harca hükmedilmesi gerekirken, mahkemece nisbi harca hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan ... yönünden taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı gerekçesiyle tenfiz isteminin «husumetten» reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, mahkemece, «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının davalı ... yönünden usulüne uygun olarak kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile «husumetten» reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10936 E. 2012/17286 K.
Ortak:tenfiz
İncelediğiniz kararda1- Yabancı bir mahkeme kararının tanınması veya «tenfizine» karar verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının, «tanıma» veya tenfiz davasının açıldığı tarih itibariyle usulüne uygun olarak kesinleşmiş olması gerekmektedir.
2- Davacı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 5718 Sayılı MÖHUK'nun 50/1. maddesine göre, Türk Mahkemelerince yabancı karar tanınıp «tenfiz» edilmedikçe, Türkiye'de «kesin» hüküm gücüne sahip olmazlar ve icra edilemezler.
Bu sebeple, yabancı mahkemelerden verilmiş olup da henüz Türk mahkemesince tanınıp «tenfiz» edilmemiş bir yabancı karar, Türk mahkemeleri önündeki bir davada «kesin» hüküm itirazına konu yapılamaz.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfize» konu yabancı mahkeme kararının «kamu düzenine» aykırı olmadığı, kararın kesinleştiği, her ne kadar Almanya ile Türkiye arasında karşılıklı ikili anlaşma olmasa da Türk Mahkemeleri kararlarının Almanya'da tenfiz …
2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Dairemizce «tenfiz» davaları nitelikleri itibariyle «eda davası» olarak değil, «tespit davası» mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle, mahkemece maktu harca ve «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, nisbi harca ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan bu yanlışlığın …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:eda davası · maktu vekalet ücreti · tespit davası · kamu düzeni · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDairemizce «tenfiz» davaları nitelikleri itibariyle «eda davası» olarak değil, «tespit davası» mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle, mahkemece maktu harca ve «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, nisbi harca ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan bu yanlışlığın …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfize» konu yabancı mahkeme kararının «kamu düzenine» aykırı olmadığı, kararın kesinleştiği, her ne kadar Almanya ile Türkiye arasında karşılıklı ikili anlaşma olmasa da Türk Mahkemeleri kararlarının Almanya'da tenfiz …
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/3570 E. 2025/5296 K.
Ortak:tanıma · dava şartı yokluğu · tenfiz · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz kararda… iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının talebinin şirkete ödediği paranın kendisine iade edilmesine ilişkin olduğu, buna karşılık davalı şirket vekilinin «kesin» hüküm itirazında bulunduğu, Almanya Aschaffenburg Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12 O 336/10 sayılı kararının temyiz edildiği ve temyiz mahkemesinin temyizi reddetmesi ile birlikte kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, yabancı mahkeme kararı incelendiğinde davalı şirket açısından taraflarının aynı olduğu, davanın «sebebinin» ortaklık durum belgesi adı altındaki belgede belirtilen ödeme olduğu, kesinleşmiş yabancı mahkeme kararında reddedilen talep ile iş bu davanın konusunun aynı olduğ …
Holding A.Ş. aleyhine açılan davanın «kesin» hüküm nedeniyle HMK 114/1-İ ve 115/1-2 maddeleri gereği dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine», davalı H..
1- Yabancı bir mahkeme kararının tanınması veya «tenfizine» karar verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının, «tanıma» veya tenfiz davasının açıldığı tarih itibariyle usulüne uygun olarak kesinleşmiş olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2021/21 E. sayılı dosyasında «tanıma» ve «tenfiz» davası açtığını, söz konusu davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddedildiğini, eksiklikler giderilerek işbu davayı açmak zarureti hasıl olduğunu belirterek Almanya Aschaffenburg Eyalet Mahkemesinin 3 O 178/09 sayılı kararının tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yabancı mahkeme kararı her ne kadar «gıyapta» verilmiş ve bu hususta aşamalarda itirazda bulunulmuş ise de, davalı tarafa usulüne uygun davetiye tebliğ edildiği, davalının savunma yapma, delillerini gösterme imkanından yoksun bırakılmadığı, o ülkenin usul yasasına göre gıyabi karar verildiği, bu kararın kesinleştiği ve kesinleşme «şerhinin» de dosyaya işlendiği, davaya konu mahkeme kararının 13.10.2011 tarihinde davalı şirketin vekiline hukuki yardımlaşma yoluyla tebliğ edildiği, karar metnine kesinleştiğine ilişkin şerh düşüldüğü, «tenfiz» koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yabancı mahkeme kararlarının «tenfizinin» belirli bir süreye tabi olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gıyapta karar · gerekçeli kararın tebliği · ilk itiraz · cy/cy şerhi · derdestlik · olumsuz oy
Benzer bu karardaBu düzenleme ile «derdestlik» iddiası «olumsuz» dava şartı hâline getirilerek «ilk itiraz» olmaktan çıkarılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yabancı mahkeme kararı her ne kadar «gıyapta» verilmiş ve bu hususta aşamalarda itirazda bulunulmuş ise de, davalı tarafa usulüne uygun davetiye tebliğ edildiği, davalının savunma yapma, delillerini gösterme imkanından yoksun bırakılmadığı, o ülkenin usul yasasına göre gıyabi karar verildiği, bu kararın kesinleştiği ve kesinleşme «şerhinin» de dosyaya işlendiği, davaya konu mahkeme kararının 13.10.2011 tarihinde davalı şirketin vekiline hukuki yardımlaşma yoluyla tebliğ edildiği, karar metnine kesinleştiğine ilişkin şerh düşüldüğü, «tenfiz» koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesi hükmü ile «derdestlik» dava şartı kabul edilmiş, anılan hükmün (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu iki şart birlikte bulunduğunda, «derdest» bir davanın varlığı kabul edilir.
-
Yargıtay 11. HD 2014/14699/2015/4228
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14699 E. 2015/4228 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/5961 E. , 2014/12963 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KONYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 28/01/2014
NUMARASI 2013/180-2014/36
Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/01/2014 tarih ve 2013/180-2014/36 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi I tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar tarafından, yatırılan paraların istendiği an geri alınabileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceğinin garanti edildiğini, bu durumun bankacılık kanununa aykırı bulunduğunu, davalıların basiretli bir tacir gibi davranmadığını, SPK'ya yanlış ve yanıltıcı bilgiler verildiğini ve böylece TTK hükümlerinin ihlal edildiğini, davalıların Sermaye Piyasası Kanununa aykırı şekilde aracılık faaliyetlerinde bulunduğunu, davalıların planlı bir şekilde para toplayarak dolandırıcılık suçunu işlediklerini, müvekkilinin şirketin ortağı olmasının mümkün bulunmadığını, çünkü kanuna uygun bir ortaklığın kurulmadığını ileri sürerek, müvekkili ile davalı şirket arasında yasaya aykırı olarak kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne ve fazlaya dair talepleri saklı kalmak kaydıyla müvekkilinden tahsil edilen 13.602,92 Euro'nun (26.605,00 DEM) faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı/karşı davacı şirket vekili, davanın zamanaşımına ve hak düşümüne uğradığını, TTK'nın 329 ve 405. maddeleri gereği hisse bedellerinin iadesinin mümkün olmadığını, davacının daha önce yabancı mahkemede aynı alacak için dava açtığını ve davanın reddedilerek bu kararın kesinleştiğini, bu nedenle kesin hüküm itirazında bulunduklarını savunarak, davanın usulden ve esastan reddini istemiş, karşı davasında ise, Almanya Aschaffenburg Eyalet Mahkemesi'nin 12 O 366/10 karar sayılı ilamının tanınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı H.. B.., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının talebinin şirkete ödediği paranın kendisine iade edilmesine ilişkin olduğu, buna karşılık davalı şirket vekilinin kesin hüküm itirazında bulunduğu, Almanya Aschaffenburg Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12 O 336/10 sayılı kararının temyiz edildiği ve temyiz mahkemesinin temyizi reddetmesi ile birlikte kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, yabancı mahkeme kararı incelendiğinde davalı
şirket açısından taraflarının aynı olduğu, davanın sebebinin ortaklık durum belgesi adı altındaki belgede belirtilen ödeme olduğu, kesinleşmiş yabancı mahkeme kararında reddedilen talep ile iş bu davanın konusunun aynı olduğu, bu nedenle Almanya Aschaffenburg Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12 O 336/10 sayılı kararının davalı şirket açısından kesin hüküm oluşturduğu, davalı H.. B.. yönünden ise, yabancı mahkeme kararında taraf olmadığından kesin hüküm oluşturmaz ise de, davacının talebinin şirkete verdiği paranın tahsiline ilişkin olduğu ve şirket ile birlikte o tarihte yönetici konumunda olan davalının da müteselsil sorumluluğunun iddia edildiği, oysa paranın verildiği iddia edilen şirket açısından yabancı mahkemeye açılan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleşerek şirket açısından yukarıda belirtildiği üzere kesin hüküm oluşturduğu, davalı H..
B..’ın sorumluluğunun şirketin sorumluğu ile doğrudan bağlı olup her ne kadar kesin hüküm oluşmasa da bu davalı açısından da yabancı mahkeme kararının MÖHUK 59. Maddesi kapsamında kesin delil oluşturduğu, karşı dava yönünden ise, Almanya Aschaffenburg Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12 O 336/10 sayılı kararının tanınması talep edilmiş olmakla MÖHUK 54. Maddesindeki tüm koşulların oluştuğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, asıl davada davalı .... Holding A.Ş. aleyhine açılan davanın kesin hüküm nedeniyle HMK 114/1-İ ve 115/1-2 maddeleri gereği dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, davalı H.. B.. yönünden açılan davanın esastan reddine, karşı davanın kabulü ile Almanya Aschaffenburg Eyalet Mahkemesi'nin 12 O 366/10 sayılı kararının tanınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Yabancı bir mahkeme kararının tanınması veya tenfizine karar verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının, tanıma veya tenfiz davasının açıldığı tarih itibariyle usulüne uygun olarak kesinleşmiş olması gerekmektedir. Her ne kadar mahkemece, davalı şirket tarafından açılan karşı davanın kabulü ile Almanya Aschaffenburg Eyalet Mahkemesi'nin 12 O 366/10 sayılı kararının tanınmasına karar verilmiş ise de, somut olayda karşı dava konusu yabancı mahkeme kararının temyiz incelemesi sonucunda 13.11.2013 tarihi itibariyle kesinleştiği davalı şirket vekili tarafından dosyaya ibraz edilen karar tercümesinden anlaşılmış olup karşı dava ise 28.05.2013 tarihinde açılmış bulunmaktadır. Bu itibarla, mahkemece dava tarihinde kesinleşmiş bir yabancı mahkeme kararının bulunmadığı gözetilerek karşı davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 5718 Sayılı MÖHUK'nun 50/1. maddesine göre, Türk Mahkemelerince yabancı karar tanınıp tenfiz edilmedikçe, Türkiye'de kesin hüküm gücüne sahip olmazlar ve icra edilemezler. Bu sebeple, yabancı mahkemelerden verilmiş olup da henüz Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilmemiş bir yabancı karar, Türk mahkemeleri önündeki bir davada kesin hüküm itirazına konu yapılamaz. Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilen yabancı mahkeme kararı, Türk hukuku bakımından kesin hüküm oluşturur. Buna bağlı olarak tanınıp, tenfiz edilen yabancı karar, aynı konudaki uyuşmazlığın tekrar Türk mahkemelerinde görülmesini engeller. Buna yabancı mahkeme kararının kesin hüküm etkisi denilmektedir.
MÖHUK'nun 59. maddesine göre de, yabancı mahkeme kararlarının kesin hüküm ve kesin delil etkisi, yabancı mahkeme kararının verildiği ülke hukukunca kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Ancak, 59. maddeye göre, yabancı mahkeme kararının kesin hüküm veya kesin delil etkisi, yabancı mahkeme kararının tanınması şartına bağlıdır. Türk mahkemelerinde kesinleşmiş bir kararla tanınmamış yabancı bir kararın, mücerreten verildiği ülkede kesinleştiği tarihten itibaren Türk hukukunda etki doğuracağı söylenemez ( Prof. Dr. Cemal Şanlı, Milletlerarası Özel Hukuk, s. 542, 2. baskı, İstanbul, 2014).
Yukarıda açıklanan hususlar ve karşı davaya ilişkin bozma gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, asıl dava yönünden ortada kesin hüküm veya kesin delil teşkil edecek şekilde, hakkında kesinleşmiş bir tanıma kararı verilmiş bir yabancı mahkeme kararı bulunmadığından mahkemece yazılı gerekçeyle asıl davanın reddine karar verilmesi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101925000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz