Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/638 E. 2014/8141 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fesihname↗ garanti sözleşmesi↗ reeskont faizi↗ kefalet↗ garantörlük↗ fesih↗ alacak davası↗ taşıyan↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın acentalık sözleşmesi gereğince acentalık faaliyetinden doğan alacak davası olduğu, davalılardan Ö.. C.. Sigorta Aracılık Hizmetleri-Ö.. C.. ile davacı arasında 9 Eylül 2008 tarihinde acentalık sözleşmesi düzenlendiği ve bu sözleşme gereğince davalının davacı adına acentalık faaliyeti yaptığı, ancak daha sonra davacı tarafından 19 Şubat 2010 tarihli fesihname ile sözleşmenin feshedildiği ve bu durumun davalı Ö.. C..'a tebliğ edildiği, fesih sebebinin mukavelenin müddedi ve feshi maddesi olarak belirtildiği, 09/09/2008 tarihli garanti sözleşmesi uyarınca davalılar Ö.. C.. ve H.. B..'ın acentanın doğacak tüm borçlarına garantör oldukları, davalılardan H.. B..'ın garanti sözleşmesinde garanti ettiği miktarın garanti sözleşmesinde yazılı olmadığı, ne miktar hangi riski garanti ettiğinin belirtilmediği ve bu nedenle H.. B..'ın borçtan sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile H.. B.. yönünden davanın reddine, diğer davalı Ö.. C.. Sigorta Aracılık Hizmetleri'nin davacıya 5.820,73 TL borçlu bulunduğu gerekçesi ile davalı Ö.. C.. Sigorta Aracılık Hizmetleri-Ö.. C.. ile ilgili davanın kabulü ile 5.820,73 TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair, davalı Ö.. C.. Aracılık Hizmetleri-Ö.. C.. vekilinin ise tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Tarafların imzasını taşıyan 09.09.2008 tarihli sözleşme 818 sayılı BK'nın 110. maddesi kapsamında garanti sözleşmesi olmayıp kefalet akdi niteliğinde bulunduğuna göre, söz konusu sözleşmede belirtilen miktar olan 250 TL'den davalılardan H.. B..'ın sorumlu olduğunun kabulü gerekirken, tümden red kararı verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalı H.. B.. vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3287 E. 2013/19589 K.
Ortak:fesih · alacak davası · vekalet ücreti · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın acentalık sözleşmesi gereğince acentalık faaliyetinden doğan «alacak davası» olduğu, davalılardan Ö..
C..'a tebliğ edildiği, «fesih» «sebebinin» mukavelenin müddedi ve feshi maddesi olarak belirtildiği, 09/09/2008 tarihli «garanti sözleşmesi» uyarınca davalılar Ö..
B.. vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın acentalık sözleşmesinden kaynaklanan «alacak davası» olduğu, B.K.
126/4. maddesi gereği «zamanaşımı» süresinin 5 yıl olarak düzenlendiği, acentalık sözleşmesinin, davacı tarafından 20/03/2002 tarihinde feshedildiği, talep edilen alacağın «fesih» öncesi ilişkiye dayanmakta olduğu, «itirazın iptali davası» ve icra takibi ile «zamanaşımının kesilmeyeceği», zira bu işlemlerin 60.000,00 TL'lik «bölüme» ilişkin olduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
… llerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Ancak, davada «ıslah» edilmiş şekli ile davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken, ıslah edilen tutarın «vekalet ücreti takdirinde» nazara alınmaması doğru olmamış ve kararın bu nedenle temyiz eden yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımının kesilmesi · itirazın iptali davası · vekalet ücreti takdiri · iş bölümü · iptal davası · ıslah · zamanaşımı
Benzer bu kararda126/4. maddesi gereği «zamanaşımı» süresinin 5 yıl olarak düzenlendiği, acentalık sözleşmesinin, davacı tarafından 20/03/2002 tarihinde feshedildiği, talep edilen alacağın «fesih» öncesi ilişkiye dayanmakta olduğu, «itirazın iptali davası» ve icra takibi ile «zamanaşımının kesilmeyeceği», zira bu işlemlerin 60.000,00 TL'lik «bölüme» ilişkin olduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
… llerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Ancak, davada «ıslah» edilmiş şekli ile davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken, ıslah edilen tutarın «vekalet ücreti takdirinde» nazara alınmaması doğru olmamış ve kararın bu nedenle temyiz eden yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8379 E. 2017/7337 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:prim alacağı · ek prim · icra takibine itiraz · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda1-Dava, acentalık sözleşmesi gereğince «prim alacağına» ilişkin «icra takibine itirazın» iptali ve «icra inkar tazminatı» istemine ilişkin olup, mahkemece dava konusu sağlık sigorta poliçe primlerinin davalı tarafından tahsil edildiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 16.771,64 TL yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, kabul edilen miktar üzerinden % 20 oranında hesaplanan 3.354,32 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava dosyasına sunulan sağlık «sigorta poliçelerinin» davalı acentanın aracı kılınarak yapıldığı anlaşılmakla bu kabul üzerinden değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12593 E. 2012/3714 K.
Ortak:fesihname · Alacak
İncelediğiniz karardaC.. ile davacı arasında 9 Eylül 2008 tarihinde acentalık sözleşmesi düzenlendiği ve bu sözleşme gereğince davalının davacı adına acentalık faaliyeti yaptığı, ancak daha sonra davacı tarafından 19 Şubat 2010 tarihli «fesihname» ile sözleşmenin feshedildiği ve bu durumun davalı Ö..
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ile dava dışı «acente» arasında yapılan «sözleşmenin feshine» kadar «prim» alacaklarının «temlikname» gereği davacı bankaya ödendiği, «fesihnameden» sonra davalıdan bir «prim alacağı» doğmadığı gibi bu yönde bir tahsilat da yapılmadığı, muhtelif bilirkişi raporlarının birbirini teyit ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:prim alacağı · acente · sözleşmenin feshi · ek prim · temlik · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ile dava dışı «acente» arasında yapılan «sözleşmenin feshine» kadar «prim» alacaklarının «temlikname» gereği davacı bankaya ödendiği, «fesihnameden» sonra davalıdan bir «prim alacağı» doğmadığı gibi bu yönde bir tahsilat da yapılmadığı, muhtelif bilirkişi raporlarının birbirini teyit ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, mahkemece hükme dayanak yapılan «son» bilirkişi raporunda dava dışı «temlik» eden acentanın 432,82 TL alacağı bulunduğu saptandığına göre, belirtilen miktara hükmetmek gerekirken, gerekçesi açıklanmadan davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/638 E. , 2014/8141 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 48. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 24/09/2013
NUMARASI 2011/447-2013/166
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 48. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.09.2013 tarih ve 2011/447-2013/166 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin acenteliğini yürütmekte olduğunu, yapacağı her türlü acentelik faaliyetlerinden dolayı müvekkilinin muteber ve kati delil teşkil eden defter ve kayıtlarından doğan ve doğacak bilimum borçlarının ve yükümlülüklerinin tamamından sorumlu olduğunu, davalıların söz konusu acentelik sözleşmesinin eki olan Beyoğlu 43. Noterliği'nin 09/09/2008 tarih, ... yevmiye numaralı Garanti Sözleşmesi uyarınca, acentenin doğacak tüm borçlarına garantör olduklarını ve acentelik faaliyetlerinden doğacak borç ve yükümlülüklerden sorumlu olacaklarını kabul ve imza ettiklerini, davalı C.Sigorta Aracılık Hizmetleri-Ö.. C..'ın hesaplarının incelenmesi neticesinde müvekkili şirkete olan borcunun 18/08/2011 tarihi itibariyle 5.735,18 TL olduğunun tespit edildiğini, acenteye borcunu ödemesi için ihtarname keşide edildiğini, ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 15/11/2011 tarihi itibariyle 5.820,73 TL alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davacı şirket tarafından 5.820 TL için iş bu dava açılmış ise de, davacı şirkete müvekkili acentenin böyle bir borcu olmadığını, zira acentenin tahsil ettiği ancak şirkete ödemediği prim borcundan sorumlu olup, tahsil edilmeyen primler nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını, ortada dava dışı acentenin doğmuş bulunan borçlarından dolayı davalıların sorumlu tutulmalarını gerektirir geçerli bir kefalet sözleşmesi olmadığını ve müvekkilerinin sorumluluğunun da bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın acentalık sözleşmesi gereğince acentalık faaliyetinden doğan alacak davası olduğu, davalılardan Ö.. C.. Sigorta Aracılık Hizmetleri-Ö.. C.. ile davacı arasında 9 Eylül 2008 tarihinde acentalık sözleşmesi düzenlendiği ve bu sözleşme gereğince davalının davacı adına acentalık faaliyeti yaptığı, ancak daha sonra davacı tarafından 19 Şubat 2010 tarihli fesihname ile sözleşmenin feshedildiği ve bu durumun davalı Ö.. C..'a tebliğ edildiği, fesih sebebinin mukavelenin müddedi ve feshi maddesi olarak belirtildiği, 09/09/2008 tarihli garanti sözleşmesi uyarınca davalılar Ö.. C.. ve H.. B..'ın acentanın doğacak tüm borçlarına garantör oldukları, davalılardan H.. B..'ın garanti sözleşmesinde garanti ettiği miktarın garanti sözleşmesinde yazılı olmadığı, ne miktar hangi riski garanti ettiğinin belirtilmediği ve bu nedenle H..
B..'ın borçtan sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile H.. B.. yönünden davanın reddine, diğer davalı Ö.. C.. Sigorta Aracılık Hizmetleri'nin davacıya 5.820,73 TL borçlu bulunduğu gerekçesi ile davalı Ö.. C.. Sigorta Aracılık Hizmetleri-Ö.. C.. ile ilgili davanın kabulü ile 5.820,73 TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair, davalı Ö.. C.. Aracılık Hizmetleri-Ö.. C.. vekilinin ise tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Tarafların imzasını taşıyan 09.09.2008 tarihli sözleşme 818 sayılı BK'nın 110. maddesi kapsamında garanti sözleşmesi olmayıp kefalet akdi niteliğinde bulunduğuna göre, söz konusu sözleşmede belirtilen miktar olan 250 TL'den davalılardan H.. B..'ın sorumlu olduğunun kabulü gerekirken, tümden red kararı verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalı H.. B.. vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair, davalı Ö.. C.. Aracılık Hizmetleri-Ö.. C.. vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDINE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davalı H.. B.. vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, aşağıda yazılı bakiye 298,10 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Ö.. C..'dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101908800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz