Teslim tarihi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/5088 E. 2014/10909 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '1 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teslim tarihi↗ ziya↗ hak düşürücü süre↗ alacak davası↗ ıslah↗ taşıyan↗ hasar↗ eksik inceleme↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, survey raporundan gemi surveyinin istendiği tarihin 25/10/2002 olduğu, surveyin yapıldığı tarihin 29/10/2002 olduğu, hasarlı malın alıcısına teslim edildiği Nevada'da hasarın, sörveyör tarafından 29/10/2002 tarihinde tespit edildiği, davacı vekili de gemiyle taşınan emtianın sigortalısının da, maldaki zararı en erken 18/10/2002 tarihinde öğrendiğini kabul ettiği de göz önünde tutularak, 6762 sayılı TTK'nın 1067 maddesinde "..malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren 1 yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde taşıyan aleyhine, malların ziya veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.." hükmü gereğince malların alıcıya teslim tarihi 29/10/2002 olarak kabul edilse dahi, davanın açıldığı tarih itibariyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, gerekçesi ile davanın 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açıldığı anlaşıldığından, davanın reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, alacak davası olarak talepte bulunduktan sonra bozma öncesinde 19.04.2004 tarihli dilekçesi ile davasını itirazın iptali talebi olarak ıslah ettiğini bildirmiş ve dava konusu tazminat için 15.10.2003 tarihinde icra takibi yaptığını beyan etmiştir. Bu itibarla, mahkemece davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı hususunun davacının bu talebine göre değerlendirilmesi gerekirken ıslah dilekçesi hiç nazara alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9094 E. 2014/15985 K.
Ortak:ziya · hak düşürücü süre · taşıyan · eksik inceleme · teslim · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz kararda… ak yapılan yargılamada, survey raporundan gemi surveyinin istendiği tarihin 25/10/2002 olduğu, surveyin yapıldığı tarihin 29/10/2002 olduğu, hasarlı malın alıcısına «teslim» edildiği Nevada'da «hasarın», sörveyör tarafından 29/10/2002 tarihinde tespit edildiği, davacı vekili de gemiyle taşınan emtianın sigortalısının da, maldaki zararı en erken 18/10/2002 tarihinde öğrendiğini kabul ettiği de göz önünde tutularak, 6762 sayılı TTK'nın 1067 maddesinde "..malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren 1 yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde «taşıyan» aleyhine, malların «ziya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.." hükmü gereğince malların alıcıya «teslim tarihi» 29/10/2002 olarak kabul edilse dahi, davanın açıldığı tarih itibariyle 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu, gerekçesi ile davanın 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açıldığı anlaşıldığından, davanın reddine, karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davanın «hak düşürücü süre» içinde açılıp açılmadığı hususunun davacının bu talebine göre değerlendirilmesi gerekirken «ıslah» dilekçesi hiç nazara alınmadan «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesine göre malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracat edilmediği takdirde «taşıyan» aleyhine malların «ziya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davaya konu emtiaların 24.05.2011 tarihinde davacının sigortalısı tarafından «teslim» alındığı, davacı tarafından yükün tesliminden itibaren bir yıllık «hak düşürücü süre» sonrasında 08.03.2013 tarihinde davanın açıldığı, somut olayda 6102 sayılı TTK'nın 1188. maddesinin uygulanılması halinde dahi davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bahsi geçen icra dosyası da değerlendirilerek davanın «hak düşürücü sürede» açılıp açılmadığının tespiti ile sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat sigortası · rücuen alacak · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaDava; «nakliyat sigorta poliçesiyle» sigortalanan emtealar nedeniyle sigortalıya yapılan ödemelerden kaynaklı «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/348 E. 2013/153 K.
Ortak:ziya · hak düşürücü süre · taşıyan · teslim · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz kararda… ak yapılan yargılamada, survey raporundan gemi surveyinin istendiği tarihin 25/10/2002 olduğu, surveyin yapıldığı tarihin 29/10/2002 olduğu, hasarlı malın alıcısına «teslim» edildiği Nevada'da «hasarın», sörveyör tarafından 29/10/2002 tarihinde tespit edildiği, davacı vekili de gemiyle taşınan emtianın sigortalısının da, maldaki zararı en erken 18/10/2002 tarihinde öğrendiğini kabul ettiği de göz önünde tutularak, 6762 sayılı TTK'nın 1067 maddesinde "..malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren 1 yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde «taşıyan» aleyhine, malların «ziya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.." hükmü gereğince malların alıcıya «teslim tarihi» 29/10/2002 olarak kabul edilse dahi, davanın açıldığı tarih itibariyle 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu, gerekçesi ile davanın 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açıldığı anlaşıldığından, davanın reddine, karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davanın «hak düşürücü süre» içinde açılıp açılmadığı hususunun davacının bu talebine göre değerlendirilmesi gerekirken «ıslah» dilekçesi hiç nazara alınmadan «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDava, «taşıma sözleşmesinin» geç ifası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, TTK'nun 1067. maddesinde ''Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.'' düzenlemesi getirilmiş olup, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere düzenlemenin yalnızca emtianın «ziya» ve hasarından kaynaklanan davalara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, taşımanın Temmuz 2008 yılında gerçekleştirildiği, davanın 25/03/2011 tarihinde açıldığı, buna göre TTK'nun 1067. maddesi kapsamında 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu, bu hususun mahkemece re'sen nazara alınacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, somut uyuşmazlıkta, emtianın «geç teslimi» dolayısıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmiş olmakla, TTK'nun 1067. maddesi kapsamında «hakdüşürücü sürenin» dolduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakdüşürücü süre · zıya · geç teslim · taşıma sözleşmesi
Benzer bu karardaDava, «taşıma sözleşmesinin» geç ifası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, TTK'nun 1067. maddesinde ''Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.'' düzenlemesi getirilmiş olup, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere düzenlemenin yalnızca emtianın «ziya» ve hasarından kaynaklanan davalara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, somut uyuşmazlıkta, emtianın «geç teslimi» dolayısıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmiş olmakla, TTK'nun 1067. maddesi kapsamında «hakdüşürücü sürenin» dolduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3769 E. 2015/10824 K.
Ortak:taşıyan · teslim
İncelediğiniz kararda… ak yapılan yargılamada, survey raporundan gemi surveyinin istendiği tarihin 25/10/2002 olduğu, surveyin yapıldığı tarihin 29/10/2002 olduğu, hasarlı malın alıcısına «teslim» edildiği Nevada'da «hasarın», sörveyör tarafından 29/10/2002 tarihinde tespit edildiği, davacı vekili de gemiyle taşınan emtianın sigortalısının da, maldaki zararı en erken 18/10/2002 tarihinde öğrendiğini kabul ettiği de göz önünde tutularak, 6762 sayılı TTK'nın 1067 maddesinde "..malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren 1 yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde «taşıyan» aleyhine, malların «ziya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.." hükmü gereğince malların alıcıya «teslim tarihi» 29/10/2002 olarak kabul edilse dahi, davanın açıldığı tarih itibariyle 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu, gerekçesi ile davanın 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açıldığı anlaşıldığından, davanın reddine, karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… n kesinleştiği, mahkeme kararıyla hüküm altına alınan zararın sorumluları arasında davacı şirketin bulunmadığı, ayrıca TTK'nın 1067. maddesinde düzenlenen "malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten 1 yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «zayi» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer." hükmü dikkate alındığında davacının sözkonusu zarardan dolayı hakkında dava yoluna gidilemeyeceği, öte yandan davacının Tekel İdaresi ile yapmış olduğu sözleşme ile yükümlendiği edimlerini yerine getirmediği konusunda davalı yanın herhangi bir yazılı bildirimi bulunmadığı gibi dosyaya da bu yönde bir delil sunulmadığı, sözleşme süresi sonunda «teminat mektubunun tazmini» talep edilmediğinden, sözleşme süresi sonunda teminat mektubunun hükümsüz hale geldiği, davacının mektubun iade edilmesi aksi halde sözleşme süresinden sonra ödenen «komisyonlar» için kendisine «rücu» edileceği yönünde davalıya keşide edilmiş bir «ihtarnamesinin» bulunmadığı, bu nedenle dava tarihinden önce ödenen komisyonların davalıdan istenemeyeceği, dava tarihinden sonra ödemiş olduğu komisyon tutarlarını ayrı bir dava ile talep edebileceği gerekçesiyle dava konusu ABank tarafından düzenlenen 29/11/2006 tarihli 936MZ00580 nolu 57.176 YTL bedelli «kesin» teminat mektubunun «hükümsüzlüğünün tespitine», komisyon ücretine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubu tazmini · hükümsüzlüğün tespiti · nispi vekalet ücreti · teminat mektubu · maktu vekalet ücreti · zayi · rücu · komisyon
Benzer bu kararda… n kesinleştiği, mahkeme kararıyla hüküm altına alınan zararın sorumluları arasında davacı şirketin bulunmadığı, ayrıca TTK'nın 1067. maddesinde düzenlenen "malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten 1 yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «zayi» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer." hükmü dikkate alındığında davacının sözkonusu zarardan dolayı hakkında dava yoluna gidilemeyeceği, öte yandan davacının Tekel İdaresi ile yapmış olduğu sözleşme ile yükümlendiği edimlerini yerine getirmediği konusunda davalı yanın herhangi bir yazılı bildirimi bulunmadığı gibi dosyaya da bu yönde bir delil sunulmadığı, sözleşme süresi sonunda «teminat mektubunun tazmini» talep edilmediğinden, sözleşme süresi sonunda teminat mektubunun hükümsüz hale geldiği, davacının mektubun iade edilmesi aksi halde sözleşme süresinden sonra ödenen «komisyonlar» için kendisine «rücu» edileceği yönünde davalıya keşide edilmiş bir «ihtarnamesinin» bulunmadığı, bu nedenle dava tarihinden önce ödenen komisyonların davalıdan istenemeyeceği, dava tarihinden sonra ödemiş olduğu komisyon tutarlarını ayrı bir dava ile talep edebileceği gerekçesiyle dava konusu ABank tarafından düzenlenen 29/11/2006 tarihli 936MZ00580 nolu 57.176 YTL bedelli «kesin» teminat mektubunun «hükümsüzlüğünün tespitine», komisyon ücretine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
3- Davacının, «teminat mektubunun» «hükümsüzlüğünün tespiti» istemi yönünden davanın kabulüne karar verildiğinden, nisbi karar ve ilam harcı ile davacı vekili lehine «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu karar ve ilam harcı ile «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
2- Davacı dava dilekçesinde, «teminat mektubunun» «hükümsüzlüğünün tespitini», tespit anına kadar geçeçek süre içinde doğabilecek devre «komisyon» ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiş; mahkemece yazılı gerekçeyle komisyon ücretine ilişkin davacı talebi reddedilmiştir.
Ancak dava dilekçesinde davacının devre «komisyon» ücretlerine ilişkin talebi açık olmayıp, mahkemece, davacının talebinin açıklattırılarak dava tarihinden önce ödediği devre komisyon ücretlerini de talep edip etme …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/5088 E. , 2014/10909 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 29/11/2013
NUMARASI 2013/263-2013/361
Taraflar arasında görülen davada İzmir 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/11/2013 tarih ve 2013/263-2013/361 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline nakliyat sigorta sözleşmesi ile sigortalı emtianın davalı P&O N.. firmasına ait, acenteliği D.. Denizcilik Ltd. Şti. tarafından yürütülen E.. gemisi İzmir’den ABD’ye taşınması sırasında alıcısına hasarlı olarak teslim edildiğini, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, 7.519,00 USD’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunarak davanın esastan da reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, survey raporundan gemi surveyinin istendiği tarihin 25/10/2002 olduğu, surveyin yapıldığı tarihin 29/10/2002 olduğu, hasarlı malın alıcısına teslim edildiği Nevada'da hasarın, sörveyör tarafından 29/10/2002 tarihinde tespit edildiği, davacı vekili de gemiyle taşınan emtianın sigortalısının da, maldaki zararı en erken 18/10/2002 tarihinde öğrendiğini kabul ettiği de göz önünde tutularak, 6762 sayılı TTK'nın 1067 maddesinde "..malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren 1 yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde taşıyan aleyhine, malların ziya veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.." hükmü gereğince malların alıcıya teslim tarihi 29/10/2002 olarak kabul edilse dahi, davanın açıldığı tarih itibariyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, gerekçesi ile davanın 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açıldığı anlaşıldığından, davanın reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, alacak davası olarak talepte bulunduktan sonra bozma öncesinde 19.04.2004 tarihli dilekçesi ile davasını itirazın iptali talebi olarak ıslah ettiğini bildirmiş ve dava konusu tazminat için 15.10.2003 tarihinde icra takibi yaptığını beyan etmiştir. Bu itibarla, mahkemece davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı hususunun davacının bu talebine göre değerlendirilmesi gerekirken ıslah dilekçesi hiç nazara alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101894000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz