Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/5881 E. 2014/12626 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['818/61']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız fiil sorumluluğu↗ mevduat hesabı↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ sebepsiz zenginleşme↗ haksız fiil↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının 03.12.1999 ve 13.12.1999 tarihinde ...Bank A.Ş. Marmaris Şubesi'nden ...Security Offshore Ltd. Şti hesabına 42.000 TL yatırarak vadeli mevduat hesabı açtırdığı, ...Bank A.Ş.'nin bu işleme aracı olduğu, mevduat hesabının offshore hesabı olarak açılmasının amaçlandığı,mevduat hesabının tarafı ve sorumlusu olan ... Security Offshore Ltd. Şti.'ne bu paranın hiçbir şekilde gitmediği ve ... Bank A.Ş. nezdinde kaldığı offshore hesabına para yatıran mudilere karşı ... Bank A.Ş.'nin sebepsiz olarak zenginleştiği, ...Bank A.Ş.'nin mudilere karşı sorumluluğunun sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandırılabilecek olması nedeniyle, davacı ile davalılar arasındaki hukuki uyuşmazlığa sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması ve dava zamanaşımı süresinin de buna göre tayin ve tespit edilmesi gerektiği, BK'nun 61 ve 66.maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayanan davalar için uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 1 yıl olup bu sürenin azami olarak 10 yıl olduğu, 1 yıllık sürenin başlangıcının geri alma hakkının öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağı, davacının ..Security Offshore Ltd. Şti.'ne yatırdığı mevduatını ... Bank A.Ş.'den talep edebileceğini öğrendiği tarihin, banka yöneticileri hakkında ceza davasının açıldığı 2002 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, davacı bakımından hem bir yıllık süre, hem de paranın yatırıldığı tarihten itibaren azami 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, banka ile mudi arasındaki ilişkinin, Borçlar Hukuku anlamında bir sözleşme olduğunun kabulü halinde de zamanaşımı süresinin geçtiği, zira, bu tarz uyuşmazlıklarda Borçlar Kanununun 125. maddesi uyarınca uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, haksız fiil sorumluluğu bakımından da hem 1-10 yıllık zamanaşımı süreleri, hem de ceza kanununda düzenlenen zamanaşımı sürelerinin geçtiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) nolu bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, ... Bank A.Ş. aracı kılınarak ...Security Offshore Ltd. Şti.'ne yatırılan vadeli mevduatın faiziyle birlikte davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, Dairemizin yerleşik uygulaması çerçevesinde davalı tarafın sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının parasını off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle zamanaşımı süresinin ilke olarak bu tarihten başlayacak olması nedeniyle davalılar vekilinin zamanaşımı def'inin bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmesine rağmen mahkemece isabetli görülmeyen gerekçelerle yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin esasa ve vekalet ücretine ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1473 E. 2014/8474 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aciz vesikası · dolandırıcılık · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaA.Ş'nin hukuki durumunun saptanması gerekirken, bu davalı hakkında açılan davanın «pasif husumetten» reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Şti'nin ayrı bir «tüzel kişiliği» bulunduğu, off shore hesabının tasarruf mevduatı niteliğinde bulunmadığı, bu nedenle davada TMSF ve O.
Bank A.Ş. aleyhine «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar karar verilmiştir.
A.Ş'den farklı bir «tüzel kişiliğe» sahip olduğu gerekçesiyle bu davalı hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10018 E. 2012/18529 K.
Ortak:mevduat hesabı · Alacak
İncelediğiniz karardaŞti hesabına 42.000 TL yatırarak vadeli «mevduat hesabı» açtırdığı, ...Bank A.Ş.'nin bu işleme aracı olduğu, mevduat hesabının offshore hesabı olarak açılmasının amaçlandığı,mevduat hesabının tarafı ve sorumlusu olan ...
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının davalı Banka'nın Merkez Şubesi'nde Yurt Security Offshore Limited'e ait TL cinsinden «mevduat hesabının» bulunduğu, dava konusu «havale» tutarının bu hesaba alacak kaydedildiği, yurtdışına havale edilmediği, bu mevduatın sigorta kapsamında bulunmadığı, paranın gerçekte yurtdışında hiçbir bankaya transfer edilmeyerek yurtiçinde tüketildiği, alacağın Yurt Security Offshore Limited adlı bankadan tahsil edilemediği, davalı bankanın eyleminin havale görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, Yurt Ticaret ve Kredi Bankası A.Ş yönetiminin Yurt Security Offshore Limited adlı bankanın paravan bir banka olduğunu bilmesine rağmen bu banka adına mevduat toplamak suretiyle davacının zararına yol açtığı, İstanbul 8 Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2005/102 E ve 2005/100 K. sayılı dosyasında verilen kararla Yurt Security Offshore Limited hesapları ile ilgili dava yönünden Yurtbank yöneticileri hakkında açılan kamu davasında bu durumun bankayı vasıta kılmak sureti ile «dolandırıcılık» olarak değerlendirildiği ve bir kısım banka yöneticileri aleyhine hüküm kurularak kesinleştiği gerekçesiyle, 16.500,00 TL ana paranı toplam 14.500,00 TL'nın 12.500,00 TL'sının 14.12.1999 tarihinden 18.01.2000 tarihine kadar %83 oranında, bu tarihten sonrası için tahsil tarihine kadar değişen oranlarda «avans faizi» yürütülerek, 2.000,00 TL'nın 19.11.1999 tarihinden 24.12.1999 tarihine kadar %81 oranında, bu tarihten sonra tahsile kadar değişen oranlarda avans faizi yürütülmek sureti ile davalı banka adına «borcu üstlenen» sıfatı ile davalı TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi · dolandırıcılık · havale · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının davalı Banka'nın Merkez Şubesi'nde Yurt Security Offshore Limited'e ait TL cinsinden «mevduat hesabının» bulunduğu, dava konusu «havale» tutarının bu hesaba alacak kaydedildiği, yurtdışına havale edilmediği, bu mevduatın sigorta kapsamında bulunmadığı, paranın gerçekte yurtdışında hiçbir bankaya transfer edilmeyerek yurtiçinde tüketildiği, alacağın Yurt Security Offshore Limited adlı bankadan tahsil edilemediği, davalı bankanın eyleminin havale görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, Yurt Ticaret ve Kredi Bankası A.Ş yönetiminin Yurt Security Offshore Limited adlı bankanın paravan bir banka olduğunu bilmesine rağmen bu banka adına mevduat toplamak suretiyle davacının zararına yol açtığı, İstanbul 8 Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2005/102 E ve 2005/100 K. sayılı dosyasında verilen kararla Yurt Security Offshore Limited hesapları ile ilgili dava yönünden Yurtbank yöneticileri hakkında açılan kamu davasında bu durumun bankayı vasıta kılmak sureti ile «dolandırıcılık» olarak değerlendirildiği ve bir kısım banka yöneticileri aleyhine hüküm kurularak kesinleştiği gerekçesiyle, 16.500,00 TL ana paranı toplam 14.500,00 TL'nın 12.500,00 TL'sının 14.12.1999 tarihinden 18.01.2000 tarihine kadar %83 oranında, bu tarihten sonrası için tahsil tarihine kadar değişen oranlarda «avans faizi» yürütülerek, 2.000,00 TL'nın 19.11.1999 tarihinden 24.12.1999 tarihine kadar %81 oranında, bu tarihten sonra tahsile kadar değişen oranlarda avans faizi yürütülmek sureti ile davalı banka adına «borcu üstlenen» sıfatı ile davalı TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
2- Ancak, davalının sıfatına nazaran 3095 sayılı Yasa’nın 2/2. maddesi uyarınca «avans faizine» hükmedilmesi, faiz başlangıcının da hesabın açıldığı tarih olması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın davalı yararına bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12151 E. 2014/1492 K.
Ortak:haksız fiil sorumluluğu · zamanaşımı def'i · def'i · sebepsiz zenginleşme · haksız fiil · zamanaşımı · zamanaşımı ['818/61'] · Alacak
İncelediğiniz kararda… davasının açıldığı 2002 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, davacı bakımından hem bir yıllık süre, hem de paranın yatırıldığı tarihten itibaren azami 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, banka ile mudi arasındaki ilişkinin, Borçlar Hukuku anlamında bir sözleşme olduğunun kabulü halinde de zamanaşımı süresinin geçtiği, zira, bu tarz uyuşmazlıklarda Borçlar Kanununun 125. maddesi uyarınca uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, «haksız fiil sorumluluğu» bakımından da hem 1-10 yıllık zamanaşımı süreleri, hem de ceza kanununda düzenlenen zamanaşımı sürelerinin geçtiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine …
… . maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının parasını off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin ilke olarak bu tarihten başlayacak olması nedeniyle davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmesine rağmen mahkemece isabetli görülmeyen gerekçelerle yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması do …
Bank A.Ş.'nin sebepsiz olarak zenginleştiği, ...Bank A.Ş.'nin mudilere karşı sorumluluğunun «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine dayandırılabilecek olması nedeniyle, davacı ile davalılar arasındaki hukuki uyuşmazlığa sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması ve dava «zamanaşımı» süresinin de buna göre tayin ve tespit edilmesi gerektiği, BK'nun 61 ve 66.maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayanan davalar için uygulanmas …
Benzer bu karardaBank isminin bu şirkete ilave edildiği, bu sayede kişilerin aldatıldığı, paraların toplanarak haksız çıkar sağlandığı gerekçesiyle «dolandırıcılık» suçundan ceza kovuşturması yapıldığı ve mahkemece eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna hükmedildiği, mahkemenin, cezanın üst sınırına göre «zamanaşımı» süresinin 765 sayılı Yasa'nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin de 7,5 yıl olduğunu değerlendirdiği, bu suç bakımından sanık hakkında düşme kararı verdiği, «haksız fiil sorumluluğu» bakımından da hem 1-10 yıllık zamanaşımı süreleri, hem de ceza kanununda düzenlenen zamanaşımı sürelerinin geçtiği, 5411 Sayılı Bankacılık Yasasındaki 20 yıllık za …
… lı kalmak kaydıyla 25.715,85 TL'nin tahsili için işbu davayı açmış, mahkemece, banka yöneticileri hakkında ceza mahkemesince mahkumiyet kararı verildiği gözetilerek «haksız fiil sorumluluğunun» söz konusu olduğu varsayılsa dahi, BK'nın 60. maddesi uyarınca «ceza zamanaşımı» uygulanacağı, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet akdi olarak kabul edilmesi ya da BK'nın 125. maddesindeki 10 yıllık «genel zamanaşımı» süresinin uygulanabileceği varsayılsa dahi «zamanaşımının başlangıcı» olarak kabul edilen 18/02/2000 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar da zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı bakımından reddine karar v …
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel zamanaşımı · zamanaşımı başlangıcı · ceza zamanaşımı · dolandırıcılık · vade · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… lı kalmak kaydıyla 25.715,85 TL'nin tahsili için işbu davayı açmış, mahkemece, banka yöneticileri hakkında ceza mahkemesince mahkumiyet kararı verildiği gözetilerek «haksız fiil sorumluluğunun» söz konusu olduğu varsayılsa dahi, BK'nın 60. maddesi uyarınca «ceza zamanaşımı» uygulanacağı, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet akdi olarak kabul edilmesi ya da BK'nın 125. maddesindeki 10 yıllık «genel zamanaşımı» süresinin uygulanabileceği varsayılsa dahi «zamanaşımının başlangıcı» olarak kabul edilen 18/02/2000 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar da zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı bakımından reddine karar v …
… davasının açıldığı 2002 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, davacı bakımından hem bir yıllık süre, hem de paranın yatırıldığı tarihten itibaren azami 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, banka ile mudi arasındaki ilişkinin, Borçlar Hukuku anlamında bir sözleşme olduğunun kabulü halinde de zamanaşımı süresinin geçtiğinin, BK'nın 125. maddesi uyarınca davacının açtığı hesabın vadesinin 18/02/2000 tarihinde dolduğu, davanın 06/06/2012 tarihinde ikame edildiği, hem «vade» tarihinde, hem de paranın yatırıldığı tarihte 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, İstanbul 8.
Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2005/102 Esas sayılı dava dosyasında banka «yönetim kurulu» başkanı Ali Avni Balkaner hakkında, işbu dosyadaki iddiayı da kapsar şekilde, E.
Bank isminin bu şirkete ilave edildiği, bu sayede kişilerin aldatıldığı, paraların toplanarak haksız çıkar sağlandığı gerekçesiyle «dolandırıcılık» suçundan ceza kovuşturması yapıldığı ve mahkemece eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna hükmedildiği, mahkemenin, cezanın üst sınırına göre «zamanaşımı» süresinin 765 sayılı Yasa'nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin de 7,5 yıl olduğunu değerlendirdiği, bu suç bakımından sanık hakkında düşme kararı verdiği, «haksız fiil sorumluluğu» bakımından da hem 1-10 yıllık zamanaşımı süreleri, hem de ceza kanununda düzenlenen zamanaşımı sürelerinin geçtiği, 5411 Sayılı Bankacılık Yasasındaki 20 yıllık za …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/5881 E. , 2014/12626 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ MARMARİS 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 28/11/2012
NUMARASI 2011/496-2012/676
Taraflar arasında görülen davada Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/11/2012 tarih ve 2011/496-2012/676 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 01.07.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. Ş.. O.. ile davalılardan I.. A.. vekili Av.E. I.. ve TMSF vekili Av. G. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin .....Bank Marmaris Şubesine vadeli hesap açtırarak 23.500 TL yatırmak istediğini, banka müdürü ve yetkililerinin açıklamaları nedeniyle paranın en yüksek faizin verileceği söylenen ..... Security Offshore Ltd. Şti.'ne aktarıldığını, başka bir tarihte bu kez 18.500 TL olan mevduatın yine aynı telkinlerle anılan bankaya aktarıldığını, paranın banka yetkililerinin telkinleri ve ikna çabaları nedeniyle offshore hesabına aktarıldığını, müvekkilinin kendisine söylenen vade henüz dolmadan ...Bank A.Ş ve buna bağlı olan ...Security Offshore Ltd. Şti.'ne TMSF tarafından el konulduğunu, yatırılan paranın Kıbrıs'ta bulunan bankaya gönderilmediğini, ...Bank yöneticilerinin offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkum olduklarını, ....Security Offshore Ltd.
Şti.'nin paravan bir banka olarak kurulduğunu, kuruluş sermayesinin ve hiçbir mal varlığının olmadığını, hatta bankacılık faaliyetinin de bulunmadığını, mevduat sahiplerinin yüksek faiz vaadiyle kandırılarak offshore hesabına yönlendirildiğini, paranın geri dönüşü olmayacak şekilde 3. kişilere usulsüz krediler verilerek tüketildiğini, devredilen bankalar aleyhine açılacak davalarda hukuki sorumluluğun TMSF'ye ait olacağının kararlaştırıldığını ileri sürerek, şimdilik 42.000 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın husumet, yetki, yargı yolu, zamanaşımı ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının 03.12.1999 ve 13.12.1999 tarihinde ...Bank A.Ş. Marmaris Şubesi'nden ...Security Offshore Ltd. Şti hesabına 42.000 TL yatırarak vadeli mevduat hesabı açtırdığı, ...Bank A.Ş.'nin bu işleme aracı olduğu, mevduat hesabının offshore hesabı olarak açılmasının amaçlandığı,mevduat hesabının tarafı ve sorumlusu olan ... Security Offshore Ltd. Şti.'ne bu paranın hiçbir şekilde gitmediği ve ... Bank A.Ş. nezdinde kaldığı offshore hesabına para yatıran mudilere karşı ... Bank A.Ş.'nin sebepsiz olarak zenginleştiği, ...Bank A.Ş.'nin mudilere karşı sorumluluğunun sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandırılabilecek olması nedeniyle, davacı ile davalılar arasındaki hukuki uyuşmazlığa sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması ve dava zamanaşımı süresinin de buna göre tayin ve tespit edilmesi gerektiği, BK'nun 61 ve 66.maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayanan davalar için uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 1 yıl olup bu sürenin azami olarak 10 yıl olduğu, 1 yıllık sürenin başlangıcının geri alma hakkının öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağı, davacının ..Security Offshore Ltd.
Şti.'ne yatırdığı mevduatını ... Bank A.Ş.'den talep edebileceğini öğrendiği tarihin, banka yöneticileri hakkında ceza davasının açıldığı 2002 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, davacı bakımından hem bir yıllık süre, hem de paranın yatırıldığı tarihten itibaren azami 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, banka ile mudi arasındaki ilişkinin, Borçlar Hukuku anlamında bir sözleşme olduğunun kabulü halinde de zamanaşımı süresinin geçtiği, zira, bu tarz uyuşmazlıklarda Borçlar Kanununun 125. maddesi uyarınca uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, haksız fiil sorumluluğu bakımından da hem 1-10 yıllık zamanaşımı süreleri, hem de ceza kanununda düzenlenen zamanaşımı sürelerinin geçtiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) nolu bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, ... Bank A.Ş. aracı kılınarak ...Security Offshore Ltd. Şti.'ne yatırılan vadeli mevduatın faiziyle birlikte davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, Dairemizin yerleşik uygulaması çerçevesinde davalı tarafın sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının parasını off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle zamanaşımı süresinin ilke olarak bu tarihten başlayacak olması nedeniyle davalılar vekilinin zamanaşımı def'inin bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmesine rağmen mahkemece isabetli görülmeyen gerekçelerle yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin esasa ve vekalet ücretine ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, esasa ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 01.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101871300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz