Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/12151 E. 2014/1492 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 1 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
banka sorumluluğu↗ genel zamanaşımı↗ zamanaşımı başlangıcı↗ haksız fiil sorumluluğu↗ ceza zamanaşımı↗ zamanaşımı def'i↗ dolandırıcılık↗ def'i↗ sebepsiz zenginleşme↗ vade↗ haksız fiil↗ yönetim kurulu kararı↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; Y. Security Offshore Ltd. Şti. hesaplarına gitmesi için yatırılan paranın hiçbir şekilde offshore hesabına gönderilmediği ve Y. Bank A.Ş'nin uhdesinde kaldığı kabul edildiğinden, offshore hesabına para yatıran mudilere karşı Y. Bank A.Ş'nin sebepsiz olarak zenginleştiğinin kabul edildiği, davacı ile davalılar arasındaki hukuki uyuşmazlığa sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması ve dava zamanaşımı süresinin de buna göre tayin ve tespit edilmesi gerektiği, BK'nın 61 ve 66. maddeleri gereğince, 1 yıllık sürenin başlangıcının geri alma hakkının öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağı, davacının, Y. Security Offshore Ltd. Şti'ne yatırdığı mevduatını Y. Bank A.Ş'den talep edebileceğini öğrendiği tarihin, banka yöneticileri hakkında ceza davasının açıldığı 2002 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, davacı bakımından hem bir yıllık süre, hem de paranın yatırıldığı tarihten itibaren azami 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, banka ile mudi arasındaki ilişkinin, Borçlar
Hukuku anlamında bir sözleşme olduğunun kabulü halinde de zamanaşımı süresinin geçtiğinin, BK'nın 125. maddesi uyarınca davacının açtığı hesabın vadesinin 18/02/2000 tarihinde dolduğu, davanın 06/06/2012 tarihinde ikame edildiği, hem vade tarihinde, hem de paranın yatırıldığı tarihte 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2005/102 Esas sayılı dava dosyasında banka yönetim kurulu başkanı Ali Avni Balkaner hakkında, işbu dosyadaki iddiayı da kapsar şekilde, E. Bank Offshore Ltd. Şti. adına bir offshore şirketi kurarak mevduat toplandığı, mudilerin kendilerini güven içerisinde hissetmeleri amacıyla, Y. Bank isminin bu şirkete ilave edildiği, bu sayede kişilerin aldatıldığı, paraların toplanarak haksız çıkar sağlandığı gerekçesiyle dolandırıcılık suçundan ceza kovuşturması yapıldığı ve mahkemece eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna hükmedildiği, mahkemenin, cezanın üst sınırına göre zamanaşımı süresinin 765 sayılı Yasa'nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin de 7,5 yıl olduğunu değerlendirdiği, bu suç bakımından sanık hakkında düşme kararı verdiği, haksız fiil sorumluluğu bakımından da hem 1-10 yıllık zamanaşımı süreleri, hem de ceza kanununda düzenlenen zamanaşımı sürelerinin geçtiği, 5411 Sayılı Bankacılık Yasasındaki 20 yıllık zamanaşımı süresinin bu kanun kapsamında işlenen suçlar bakımından geçerli olduğu, mudilere karşı banka sahiplerinin ve üst yöneticilerinin işlediği iddia olunan suçun dolandırıcılık suçu olduğu, davacıların ancak dolandırıcılık suçuna ilişkin ceza yasasındaki zamanaşımı süresinden istifade edebilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı taraf Y. Bank A.Ş. nezdinde bulunan mevduatının ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.715,85 TL'nin tahsili için işbu davayı açmış, mahkemece, banka yöneticileri hakkında ceza mahkemesince mahkumiyet kararı verildiği gözetilerek haksız fiil sorumluluğunun söz konusu olduğu varsayılsa dahi, BK'nın 60. maddesi uyarınca ceza zamanaşımı uygulanacağı, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet akdi olarak kabul edilmesi ya da BK'nın 125. maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanabileceği varsayılsa dahi zamanaşımının başlangıcı olarak kabul edilen 18/02/2000 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar da zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı bakımından reddine karar verilmiştir.
İddianın ileri sürülüş biçimine ve taraflar arasındaki ilişkinin mahiyetine göre, dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere davacı, mevduatının anılan banka yönetici ve çalışanlarının telkin ve talimatları ile Off Shore hesabına aktarıldığı iddiasındadır. Bu durumda da davanın yasal dayanağını 818 sayılı BK'nın 41,55 ve 6762 sayılı Yasa'nın 321. maddeleri oluşturmaktadır. Emsal uyuşmazlıklarla ilgili olarak davalı aleyhine açılan davalar, davanın erken açıldığı, mevduat sahiplerinin öncelikle Off Shore bankasına karşı takip yapması veya dava açması ve şayet bu yolla alacağını tahsil edemez ve zarara uğra ise, yukarıda belirtilen Yasa hükümlerine göre davalı banka ve diğer sorumlular aleyhine dava açılması gerektiğine işaret eden Dairemiz içtihatlarına dayalı olarak reddedilmiş, dolayısıyla zararın doğumu alacağın Off Shore bankasından tahsil edilememesi olgusuna bağlanmış ve gelişen süreçte de Kıbrıs'ta kurulan E.bank Off Shore Ltd. Şti'nin herhangi bir mal varlığının bulunmadığının emsal dava dosyaları içeriğinden anlaşılması üzerine de Off Shore bankasına takip yapılmadan veya dava açmadan davalı banka ve sorumluları aleyhine dava açılabileceği içtihad edilmiştir. Dosya içeriğinden de davacının Off Shore bankasına daha önce takip yapmadığı gibi dava da açmadığı anlaşılmaktadır. Davacının zararı Off Shore bankası aleyhine girişilen yasal işlemlerin yapılmasından sonra doğacağından davanın zamanaşımına uğradığı savunması dinlenemez. Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın zamanaşımı def'inin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5881 E. 2014/12626 K.
Ortak:haksız fiil sorumluluğu · zamanaşımı def'i · def'i · sebepsiz zenginleşme · haksız fiil · zamanaşımı · zamanaşımı 1 yıllık · Alacak
İncelediğiniz karardaBank isminin bu şirkete ilave edildiği, bu sayede kişilerin aldatıldığı, paraların toplanarak haksız çıkar sağlandığı gerekçesiyle «dolandırıcılık» suçundan ceza kovuşturması yapıldığı ve mahkemece eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna hükmedildiği, mahkemenin, cezanın üst sınırına göre «zamanaşımı» süresinin 765 sayılı Yasa'nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin de 7,5 yıl olduğunu değerlendirdiği, bu suç bakımından sanık hakkında düşme kararı verdiği, «haksız fiil sorumluluğu» bakımından da hem 1-10 yıllık zamanaşımı süreleri, hem de ceza kanununda düzenlenen zamanaşımı sürelerinin geçtiği, 5411 Sayılı Bankacılık Yasasındaki 20 yıllık za …
… lı kalmak kaydıyla 25.715,85 TL'nin tahsili için işbu davayı açmış, mahkemece, banka yöneticileri hakkında ceza mahkemesince mahkumiyet kararı verildiği gözetilerek «haksız fiil sorumluluğunun» söz konusu olduğu varsayılsa dahi, BK'nın 60. maddesi uyarınca «ceza zamanaşımı» uygulanacağı, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet akdi olarak kabul edilmesi ya da BK'nın 125. maddesindeki 10 yıllık «genel zamanaşımı» süresinin uygulanabileceği varsayılsa dahi «zamanaşımının başlangıcı» olarak kabul edilen 18/02/2000 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar da zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı bakımından reddine karar v …
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… davasının açıldığı 2002 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, davacı bakımından hem bir yıllık süre, hem de paranın yatırıldığı tarihten itibaren azami 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, banka ile mudi arasındaki ilişkinin, Borçlar Hukuku anlamında bir sözleşme olduğunun kabulü halinde de zamanaşımı süresinin geçtiği, zira, bu tarz uyuşmazlıklarda Borçlar Kanununun 125. maddesi uyarınca uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, «haksız fiil sorumluluğu» bakımından da hem 1-10 yıllık zamanaşımı süreleri, hem de ceza kanununda düzenlenen zamanaşımı sürelerinin geçtiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine …
… . maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının parasını off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin ilke olarak bu tarihten başlayacak olması nedeniyle davalılar vekilinin «zamanaşımı def»'inin bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmesine rağmen mahkemece isabetli görülmeyen gerekçelerle yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması do …
Bank A.Ş.'nin sebepsiz olarak zenginleştiği, ...Bank A.Ş.'nin mudilere karşı sorumluluğunun «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine dayandırılabilecek olması nedeniyle, davacı ile davalılar arasındaki hukuki uyuşmazlığa sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması ve dava «zamanaşımı» süresinin de buna göre tayin ve tespit edilmesi gerektiği, BK'nun 61 ve 66.maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayanan davalar için uygulanmas …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat hesabı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaŞti hesabına 42.000 TL yatırarak vadeli «mevduat hesabı» açtırdığı, ...Bank A.Ş.'nin bu işleme aracı olduğu, mevduat hesabının offshore hesabı olarak açılmasının amaçlandığı,mevduat hesabının tarafı ve sorumlusu olan ...
3- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin esasa ve «vekalet ücretine» ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6917 E. 2012/13422 K.
Ortak:dolandırıcılık · Alacak
İncelediğiniz karardaBank isminin bu şirkete ilave edildiği, bu sayede kişilerin aldatıldığı, paraların toplanarak haksız çıkar sağlandığı gerekçesiyle «dolandırıcılık» suçundan ceza kovuşturması yapıldığı ve mahkemece eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna hükmedildiği, mahkemenin, cezanın üst sınırına göre «zamanaşımı» süresinin 765 sayılı Yasa'nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin de 7,5 yıl olduğunu değerlendirdiği, bu suç bakımından sanık hakkında düşme kararı verdiği, «haksız fiil sorumluluğu» bakımından da hem 1-10 yıllık zamanaşımı süreleri, hem de ceza kanununda düzenlenen zamanaşımı sürelerinin geçtiği, 5411 Sayılı Bankacılık Yasasındaki 20 yıllık za …
Benzer bu karardaAğır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile Yurtbank A.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner hakkında, “offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7.
Balkaner ve Yurtbank A.Ş.’nin diğer bir kısım yöneticilerinin, Yurtbank A.Ş. aracılığıyla offshore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, offshore bankasının paravan bir şirket olarak davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aciz vesikası · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki «aciz vesikaları» da gözetildiğinde, davacıların alacağını Yurt Security Off-Shore Ltd.’den tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuki sonuçları BK’nun 53. maddesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle, BK’nun 41, TTK’nun 321/«son» ve 336/5. maddeleri uyarınca, davalıların davacının ileri sürdüğü zarardan sorumlu tutulmaları gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilerek, varılacak sonuç çe …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12755 E. 2014/2154 K.
Ortak:dolandırıcılık · Alacak
İncelediğiniz karardaBank isminin bu şirkete ilave edildiği, bu sayede kişilerin aldatıldığı, paraların toplanarak haksız çıkar sağlandığı gerekçesiyle «dolandırıcılık» suçundan ceza kovuşturması yapıldığı ve mahkemece eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna hükmedildiği, mahkemenin, cezanın üst sınırına göre «zamanaşımı» süresinin 765 sayılı Yasa'nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin de 7,5 yıl olduğunu değerlendirdiği, bu suç bakımından sanık hakkında düşme kararı verdiği, «haksız fiil sorumluluğu» bakımından da hem 1-10 yıllık zamanaşımı süreleri, hem de ceza kanununda düzenlenen zamanaşımı sürelerinin geçtiği, 5411 Sayılı Bankacılık Yasasındaki 20 yıllık za …
Benzer bu karardaAğır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank AŞ’nin yöneticisi olan Ali Avni Balkaner hakkında, “offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7.
… lkaner ve Yurtbank A.Ş’nin davadışı diğer bir kısım yöneticilerinin, Yurtbank A.Ş. aracılığıyla offshore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, offshore bankasının paravan bir şirket olarak Ali Avni …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu · aciz vesikası · havale · taahhütname · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın eyleminin «havale» işleminden ibaret olup davacıya karşı bir «taahhüt» içermemesi nedeniyle davalı bankanın sorumlu bulunmadığı, diğer davalı T..
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki «aciz vesikaları» da gözetildiğinde, davacıların alacağını davalı Yurt Security Off-Shore Ltd’den tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuki sonuçları BK’nın 53. maddesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle, BK’nın 41, TTK’nın 321/«son» ve 336/5. maddeleri uyarınca, davalının davacının ileri sürdüğü zarardan sorumlu tutulması gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilerek, varılacak sonuç çerçev …
T.. yönünden davanın «yargı yolu» nedeniyle reddi gerekip, verilen kararın sonucu itibariyle doğru olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10018 E. 2012/18529 K.
Ortak:dolandırıcılık · Alacak
İncelediğiniz karardaBank isminin bu şirkete ilave edildiği, bu sayede kişilerin aldatıldığı, paraların toplanarak haksız çıkar sağlandığı gerekçesiyle «dolandırıcılık» suçundan ceza kovuşturması yapıldığı ve mahkemece eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna hükmedildiği, mahkemenin, cezanın üst sınırına göre «zamanaşımı» süresinin 765 sayılı Yasa'nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin de 7,5 yıl olduğunu değerlendirdiği, bu suç bakımından sanık hakkında düşme kararı verdiği, «haksız fiil sorumluluğu» bakımından da hem 1-10 yıllık zamanaşımı süreleri, hem de ceza kanununda düzenlenen zamanaşımı sürelerinin geçtiği, 5411 Sayılı Bankacılık Yasasındaki 20 yıllık za …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının davalı Banka'nın Merkez Şubesi'nde Yurt Security Offshore Limited'e ait TL cinsinden «mevduat hesabının» bulunduğu, dava konusu «havale» tutarının bu hesaba alacak kaydedildiği, yurtdışına havale edilmediği, bu mevduatın sigorta kapsamında bulunmadığı, paranın gerçekte yurtdışında hiçbir bankaya transfer edilmeyerek yurtiçinde tüketildiği, alacağın Yurt Security Offshore Limited adlı bankadan tahsil edilemediği, davalı bankanın eyleminin havale görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, Yurt Ticaret ve Kredi Bankası A.Ş yönetiminin Yurt Security Offshore Limited adlı bankanın paravan bir banka olduğunu bilmesine rağmen bu banka adına mevduat toplamak suretiyle davacının zararına yol açtığı, İstanbul 8 Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2005/102 E ve 2005/100 K. sayılı dosyasında verilen kararla Yurt Security Offshore Limited hesapları ile ilgili dava yönünden Yurtbank yöneticileri hakkında açılan kamu davasında bu durumun bankayı vasıta kılmak sureti ile «dolandırıcılık» olarak değerlendirildiği ve bir kısım banka yöneticileri aleyhine hüküm kurularak kesinleştiği gerekçesiyle, 16.500,00 TL ana paranı toplam 14.500,00 TL'nın 12.500,00 TL'sının 14.12.1999 tarihinden 18.01.2000 tarihine kadar %83 oranında, bu tarihten sonrası için tahsil tarihine kadar değişen oranlarda «avans faizi» yürütülerek, 2.000,00 TL'nın 19.11.1999 tarihinden 24.12.1999 tarihine kadar %81 oranında, bu tarihten sonra tahsile kadar değişen oranlarda avans faizi yürütülmek sureti ile davalı banka adına «borcu üstlenen» sıfatı ile davalı TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi · mevduat hesabı · havale · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının davalı Banka'nın Merkez Şubesi'nde Yurt Security Offshore Limited'e ait TL cinsinden «mevduat hesabının» bulunduğu, dava konusu «havale» tutarının bu hesaba alacak kaydedildiği, yurtdışına havale edilmediği, bu mevduatın sigorta kapsamında bulunmadığı, paranın gerçekte yurtdışında hiçbir bankaya transfer edilmeyerek yurtiçinde tüketildiği, alacağın Yurt Security Offshore Limited adlı bankadan tahsil edilemediği, davalı bankanın eyleminin havale görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, Yurt Ticaret ve Kredi Bankası A.Ş yönetiminin Yurt Security Offshore Limited adlı bankanın paravan bir banka olduğunu bilmesine rağmen bu banka adına mevduat toplamak suretiyle davacının zararına yol açtığı, İstanbul 8 Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2005/102 E ve 2005/100 K. sayılı dosyasında verilen kararla Yurt Security Offshore Limited hesapları ile ilgili dava yönünden Yurtbank yöneticileri hakkında açılan kamu davasında bu durumun bankayı vasıta kılmak sureti ile «dolandırıcılık» olarak değerlendirildiği ve bir kısım banka yöneticileri aleyhine hüküm kurularak kesinleştiği gerekçesiyle, 16.500,00 TL ana paranı toplam 14.500,00 TL'nın 12.500,00 TL'sının 14.12.1999 tarihinden 18.01.2000 tarihine kadar %83 oranında, bu tarihten sonrası için tahsil tarihine kadar değişen oranlarda «avans faizi» yürütülerek, 2.000,00 TL'nın 19.11.1999 tarihinden 24.12.1999 tarihine kadar %81 oranında, bu tarihten sonra tahsile kadar değişen oranlarda avans faizi yürütülmek sureti ile davalı banka adına «borcu üstlenen» sıfatı ile davalı TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
2- Ancak, davalının sıfatına nazaran 3095 sayılı Yasa’nın 2/2. maddesi uyarınca «avans faizine» hükmedilmesi, faiz başlangıcının da hesabın açıldığı tarih olması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın davalı yararına bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/12151 E. , 2014/1492 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ MARMARİS 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 27/02/2013
NUMARASI 2012/217-2013/72
Taraflar arasında görülen davada Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/02/2013 tarih ve 2012/217-2013/72 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın halefi olduğu Y. Bank A.Ş'nin Marmaris Şubesinde vadesiz mevduat hesabı bulunduğunu, en son hesap dökümüne göre 18/02/2000 tarihinde 25.715,85 TL mevduatının bulunduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin parasının iradesi dışında Off Shore Bank hesabına aktarıldığını, paranın gerçekte Off Shore hesabına havale edilmediğini, bunun için müvekkilinden herhangi bir havale ücreti alınmadığını, paranın sanki bankaya yatırıldığı yönünde işlemler yapıldığını, diğer şirketin davalı bankanın akraba kuruluşu olduğunu, davalıların müvekkilinin tahsil edemediği mevduat miktarından sorumlu olduğunu ileri sürerek, 25.715,85 TL'nin, 18/02/2000 tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankası'nın 1 yıllık vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faiz ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri; zamanaşımı def'inde bulunmuşlar, davanın usulden ve esastan reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; Y. Security Offshore Ltd. Şti. hesaplarına gitmesi için yatırılan paranın hiçbir şekilde offshore hesabına gönderilmediği ve Y. Bank A.Ş'nin uhdesinde kaldığı kabul edildiğinden, offshore hesabına para yatıran mudilere karşı Y. Bank A.Ş'nin sebepsiz olarak zenginleştiğinin kabul edildiği, davacı ile davalılar arasındaki hukuki uyuşmazlığa sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması ve dava zamanaşımı süresinin de buna göre tayin ve tespit edilmesi gerektiği, BK'nın 61 ve 66. maddeleri gereğince, 1 yıllık sürenin başlangıcının geri alma hakkının öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağı, davacının, Y. Security Offshore Ltd. Şti'ne yatırdığı mevduatını Y.
Bank A.Ş'den talep edebileceğini öğrendiği tarihin, banka yöneticileri hakkında ceza davasının açıldığı 2002 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, davacı bakımından hem bir yıllık süre, hem de paranın yatırıldığı tarihten itibaren azami 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, banka ile mudi arasındaki ilişkinin, Borçlar
Hukuku anlamında bir sözleşme olduğunun kabulü halinde de zamanaşımı süresinin geçtiğinin, BK'nın 125. maddesi uyarınca davacının açtığı hesabın vadesinin 18/02/2000 tarihinde dolduğu, davanın 06/06/2012 tarihinde ikame edildiği, hem vade tarihinde, hem de paranın yatırıldığı tarihte 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2005/102 Esas sayılı dava dosyasında banka yönetim kurulu başkanı Ali Avni Balkaner hakkında, işbu dosyadaki iddiayı da kapsar şekilde, E. Bank Offshore Ltd. Şti. adına bir offshore şirketi kurarak mevduat toplandığı, mudilerin kendilerini güven içerisinde hissetmeleri amacıyla, Y. Bank isminin bu şirkete ilave edildiği, bu sayede kişilerin aldatıldığı, paraların toplanarak haksız çıkar sağlandığı gerekçesiyle dolandırıcılık suçundan ceza kovuşturması yapıldığı ve mahkemece eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna hükmedildiği, mahkemenin, cezanın üst sınırına göre zamanaşımı süresinin 765 sayılı Yasa'nın 102/4 ve 104/2.
maddeleri uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin de 7,5 yıl olduğunu değerlendirdiği, bu suç bakımından sanık hakkında düşme kararı verdiği, haksız fiil sorumluluğu bakımından da hem 1-10 yıllık zamanaşımı süreleri, hem de ceza kanununda düzenlenen zamanaşımı sürelerinin geçtiği, 5411 Sayılı Bankacılık Yasasındaki 20 yıllık zamanaşımı süresinin bu kanun kapsamında işlenen suçlar bakımından geçerli olduğu, mudilere karşı banka sahiplerinin ve üst yöneticilerinin işlediği iddia olunan suçun dolandırıcılık suçu olduğu, davacıların ancak dolandırıcılık suçuna ilişkin ceza yasasındaki zamanaşımı süresinden istifade edebilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı taraf Y. Bank A.Ş. nezdinde bulunan mevduatının ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.715,85 TL'nin tahsili için işbu davayı açmış, mahkemece, banka yöneticileri hakkında ceza mahkemesince mahkumiyet kararı verildiği gözetilerek haksız fiil sorumluluğunun söz konusu olduğu varsayılsa dahi, BK'nın 60. maddesi uyarınca ceza zamanaşımı uygulanacağı, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet akdi olarak kabul edilmesi ya da BK'nın 125. maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanabileceği varsayılsa dahi zamanaşımının başlangıcı olarak kabul edilen 18/02/2000 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar da zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı bakımından reddine karar verilmiştir.
İddianın ileri sürülüş biçimine ve taraflar arasındaki ilişkinin mahiyetine göre, dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere davacı, mevduatının anılan banka yönetici ve çalışanlarının telkin ve talimatları ile Off Shore hesabına aktarıldığı iddiasındadır. Bu durumda da davanın yasal dayanağını 818 sayılı BK'nın 41,55 ve 6762 sayılı Yasa'nın 321. maddeleri oluşturmaktadır. Emsal uyuşmazlıklarla ilgili olarak davalı aleyhine açılan davalar, davanın erken açıldığı, mevduat sahiplerinin öncelikle Off Shore bankasına karşı takip yapması veya dava açması ve şayet bu yolla alacağını tahsil edemez ve zarara uğra ise, yukarıda belirtilen Yasa hükümlerine göre davalı banka ve diğer sorumlular aleyhine dava açılması gerektiğine işaret eden Dairemiz içtihatlarına dayalı olarak reddedilmiş, dolayısıyla zararın doğumu alacağın Off Shore bankasından tahsil edilememesi olgusuna bağlanmış ve gelişen süreçte de Kıbrıs'ta kurulan E.bank Off Shore Ltd.
Şti'nin herhangi bir mal varlığının bulunmadığının emsal dava dosyaları içeriğinden anlaşılması üzerine de Off Shore bankasına takip yapılmadan veya dava açmadan davalı banka ve sorumluları aleyhine dava açılabileceği içtihad edilmiştir. Dosya içeriğinden de davacının Off Shore bankasına daha önce takip yapmadığı gibi dava da açmadığı anlaşılmaktadır. Davacının zararı Off Shore bankası aleyhine girişilen yasal işlemlerin yapılmasından sonra doğacağından davanın zamanaşımına uğradığı savunması dinlenemez. Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın zamanaşımı def'inin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102078300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz