6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Destekten yoksun kalma tazminatının tahsili

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/10274 E. 2010/5320 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Deniz ticareti

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısmi ödeme destekten yoksun kalma tazminatı ön inceleme aşaması ibraname sigorta ettiren gerçek zarar ibra bilirkişi incelemesi geçersizlik

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 1283

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, TTK'nun 1283.maddesi uyarınca sigortacının sigorta ettiren veya faydalanan kimsenin uğradığı gerçek zararı tazmine mecbur olduğu, kısmi ödeme sonucu alınan ibranın sigortacının tam tazminat ödeme sorumluluğunu sona erdirmeyeceği, % 25 hatır taşıması indirimi gözetildiğinde davacı annenin destekten yoksun kalma zararının (23.556,50) YTL, baba yönünden ise (17.409,07) YTL olduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile (40.965,97) YTL'nın 10.10.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1-Dava, destekten yoksun kalma tazminatının tahsili istemine ilişkindir.

Davacıların desteği oğlunun davalının trafik sigortacısı olduğu araç sürücüsünün yaptığı kaza sonucunda öldüğü yönünde uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çekişme, davalının sorumlu olduğu destekten yoksun kalma tazminatının tutarı noktasında toplanmaktadır. Davacı vekili, ölüm nedeniyle 42.709,00 YTL'nin tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı yana 14.791,00YTL ödeme yapıldığını, müvekkilinin ibra edildiğini savunmuştur. Davacı vekili de vermiş olduğu replik layihasında ibranın sadece yazılı miktar itibariyle söz konusu olduğunu bildirmiştir. O halde uyuşmazlığın çözümü için öncelikle savunmada bahsedilen ibranın KTK'nun 111 nci maddesi uyarınca geçerli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anılan düzenlemeye göre, bu kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasanın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Somut olayda mahkemece düzenlenen ibranamenin anılan yasa hükmü karşısındaki durumu ve davacının talep edebileceği destek zararının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de hükme esas alınan bu rapor, karar vermeye elverişli değildir, çünkü KTK'nun 111 nci maddesi açısından değerlendirme ibranamenin düzenlenme tarihine göre yapılmamıştır. O halde mahkemece, davalı vekilinin rapora yönelik ciddi itirazları değerlendirilip yukarıda açıklanan hususlar da gözetilerek yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9355 E. 2014/4713 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14056 E. 2013/12015 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13208 E. 2012/4311 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/10274 E.  ,  2010/5320 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.06.2008 tarih ve 2007/459 - 2008/272 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.05.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin oğlu ve destekçisi olan ...'un 06.04.2006 tarihinde davalı sigortaca zorunlu trafik sigortası temin edilen aracın karıştığı trafik kazası neticesinde hayatını kaybettiğini ileri sürerek, ıslah sonucu (42.709,00) YTL'nın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilince verilen azami ölüm teminatının şahıs başına (57.500) YTL olduğunu, müvekkilince vefat eden ... mirasçısı olan davacılara yapılan aktüer hesabı sonucunda ödenmesi gereken tazminat tutarının (19.722) YTL olarak belirlenip, müteveffanın sigortalı araçta hatır taşımasına istinaden bulunduğu anlaşıldığından tazminattan % 25 hatır taşıması indirimi yapılarak davacılara 10.10.2006 tarihinde (14.791) YTL ödeme yapıldığını ve davacılarca ibra edildiğini, faiz başlangıç tarihinin kaza tarihi olamayacağını, ortada ticari bir iş bulunmadığından avans faizi istenemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, TTK'nun 1283.maddesi uyarınca sigortacının sigorta ettiren veya faydalanan kimsenin uğradığı gerçek zararı tazmine mecbur olduğu, kısmi ödeme sonucu alınan ibranın sigortacının tam tazminat ödeme sorumluluğunu sona erdirmeyeceği, % 25 hatır taşıması indirimi gözetildiğinde davacı annenin destekten yoksun kalma zararının (23.556,50) YTL, baba yönünden ise (17.409,07) YTL olduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile (40.965,97) YTL'nın 10.10.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1-Dava, destekten yoksun kalma tazminatının tahsili istemine ilişkindir.

Davacıların desteği oğlunun davalının trafik sigortacısı olduğu araç sürücüsünün yaptığı kaza sonucunda öldüğü yönünde uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çekişme, davalının sorumlu olduğu destekten yoksun kalma tazminatının tutarı noktasında toplanmaktadır. Davacı vekili, ölüm nedeniyle 42.709,00 YTL'nin tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı yana 14.791,00YTL ödeme yapıldığını, müvekkilinin ibra edildiğini savunmuştur. Davacı vekili de vermiş olduğu replik layihasında ibranın sadece yazılı miktar itibariyle söz konusu olduğunu bildirmiştir. O halde uyuşmazlığın çözümü için öncelikle savunmada bahsedilen ibranın KTK'nun 111 nci maddesi uyarınca geçerli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Anılan düzenlemeye göre, bu kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasanın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Somut olayda mahkemece düzenlenen ibranamenin anılan yasa hükmü karşısındaki durumu ve davacının talep edebileceği destek zararının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de hükme esas alınan bu rapor, karar vermeye elverişli değildir, çünkü KTK'nun 111 nci maddesi açısından değerlendirme ibranamenin düzenlenme tarihine göre yapılmamıştır.

O halde mahkemece, davalı vekilinin rapora yönelik ciddi itirazları değerlendirilip yukarıda açıklanan hususlar da gözetilerek yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

SONUÇ…:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 13.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018527500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.