Öncelikli uyuşmazlık
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12497 E. 2011/5038 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 6 aylık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çek tazminatı↗ müracaat hakkı↗ ciro silsilesi↗ yetkili hamil↗ zamanaşımı defi↗ aktif dava ehliyeti↗ rehin↗ ciro↗ reeskont faizi↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ keşideci↗ alacak davası↗ komisyon↗ bono↗ taraf ehliyeti↗ hukuki yarar↗ kredi sözleşmesi↗ çek↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teminat↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin 26.03.2007 tarihinde bankaya ibraz edildiği, 6 aylık zamanaşımı süresinin 26.09.2007 tarihinde dolduğu, eldeki davanın bu tarihten itibaren bir yıl içinde açıldığı, bu nedenle davalı tarafça ileri sürülen zamanaşımı definin yerinde olmadığı, zamanaşımı dolayısıyla çeke dayalı müracaat hakkının düştüğü, davaya konu çek üzerindeki ciro silsilesinde davacı tarafın cirosu bulunmamakta ise de söz konusu çekin davalı keşideci tarafından dava dışı şirkete verildiği, dava dışı şirketin de çeki ciro ederek kullanmış olduğu kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcuna karşılık davacı bankaya fiilen teslim ettiği, çek aslının da halen davacı banka nezdinde bulunduğu, davacı bankanın davaya konu çekin fiili hamili olduğu, eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalı keşidecinin çek bedelini ödemediği ve bu oranda sebepsiz zenginleştiği, davacının çek tazminatı ile komisyon talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 9.937,08 TL alacak ile bu alacaktan 7.000 TL miktarındaki asıl alacağın dava tarihinden itibaren %27'yi aşmamak üzere değişen oranlardaki reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-HUMK'nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 ncü maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000 TL’sını geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 21.7.2004 tarihi itibariyle kesin olup, anılan 5219 sayılı Kanun ve 5236 sayılı Kanun uyarınca söz konusu miktar 01.01.2009 tarihi itibariyle 1.400 TL’sına çıkarılmıştır.
Somut olayda davacı taraf 10.324,22 TL’sının tahsilini istemiş, mahkemece davanın kısmen kabulü ile 9.937,08 TL’sının davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, yargılama sonucunda davacının ret edilen alacak miktarı, yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığından davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK'nun 644 ncü maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık, davacının yetkili hamil olup olmadığı dolayısı ile aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı, noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davacının anılan hükme dayalı olarak dava açabileceği sonucuna varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davalının keşidecisi olduğu dava konusu çekin dava dışı Yeşilçam Cam.Tic.ve San Ltd. Şti.nin davacı bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak davacıya verildiği davacı tarafça sunulan 11.12.2006 tarihli tutanak ve davacı tarafın beyanlarından anlaşılmaktadır. TTK.nun 730/1-4 ncü maddesi uyarınca, poliçe ve bononun aksine, çekin rehin cirosuyla devri mümkün değildir. (Bkz.Prof.Dr. S.Reisoğlu, Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Çek, 2003 Baskı, s.174 vd.) Başka bir anlatımla, çekte rehin cirosunun bir geçerliliği bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava konusu çekin davacıya rehin cirosuyla verildiği açık olup, çekte rehin cirosunun geçerli olmayacağı, bu ciroyla çeki elinde bulunduran davacıya hak bahşetmeyeceği hususu nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9455 E. 2011/3340 K.
Ortak:çek tazminatı · yetkili hamil · rehin · ciro · hamil · sebepsiz zenginleşme · keşideci · komisyon · dava şartı · zamanaşımı 6 aylık
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin 26.03.2007 tarihinde bankaya «ibraz» edildiği, 6 aylık «zamanaşımı» süresinin 26.09.2007 tarihinde dolduğu, eldeki davanın bu tarihten itibaren bir yıl içinde açıldığı, bu nedenle davalı tarafça ileri sürülen «zamanaşımı definin» yerinde olmadığı, zamanaşımı dolayısıyla çeke dayalı «müracaat hakkının» düştüğü, davaya konu «çek» üzerindeki «ciro silsilesinde» davacı tarafın cirosu bulunmamakta ise de söz konusu çekin davalı «keşideci» tarafından dava dışı şirkete verildiği, dava dışı şirketin de çeki ciro ederek kullanmış olduğu «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan borcuna karşılık davacı bankaya fiilen «teslim» ettiği, çek aslının da halen davacı banka nezdinde bulunduğu, davacı bankanın davaya konu çekin fiili «hamili» olduğu, eldeki davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, davalı keşidecinin çek bedelini ödemediği ve bu oranda «sebepsiz zenginleştiği», davacının «çek tazminatı» ile «komisyon» talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 9.937,08 TL alacak ile bu alacaktan 7.000 TL miktarındaki asıl alacağın dava tarihinden itibaren %27'yi aşmamak üzere değişen oranlardaki «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2-Dava, TTK'nun 644 ncü maddesi uyarınca «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı alacak istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık, davacının «yetkili hamil» olup olmadığı dolayısı ile aktif dava «ehliyetinin» bulunup bulunmadığı, noktasında toplanmaktadır.
Oysa, davalının «keşidecisi» olduğu dava konusu çekin dava dışı Yeşilçam Cam.Tic.ve San Ltd.
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, dava konusu çekin dava dışı şirketin açığa cirosu ile davacı bankaya verildiği, davacı banka tarafından «ibraz» edildiği, bu nedenle yapılan «cironun» «temlik cirosu» olduğu, davacı bankanın TTK'nın 644 ve 730. maddelerine dayanılarak «sebepsiz zenginleşme» davası açmaya «yetkisinin» bulunduğu, davalının sebepsiz zenginleşmediğini ispat edemediği, davacı tarafından «çek tazminatı» ve «komisyonu» İstemlerinin yerinde görülmediği, davanın «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, TTK'nın 644. maddesi uyarınca «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı alacak istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık, davacının «aktif husumetinin» bulunup bulunmadığı, diğer bir deyişle «yetkili hamil» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Oysa, davalının «keşidecisi» olduğu dava konusu çekin dava dışı Y...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik cirosu · aktif husumet · temlik · yetkisizlik kararı · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, dava konusu çekin dava dışı şirketin açığa cirosu ile davacı bankaya verildiği, davacı banka tarafından «ibraz» edildiği, bu nedenle yapılan «cironun» «temlik cirosu» olduğu, davacı bankanın TTK'nın 644 ve 730. maddelerine dayanılarak «sebepsiz zenginleşme» davası açmaya «yetkisinin» bulunduğu, davalının sebepsiz zenginleşmediğini ispat edemediği, davacı tarafından «çek tazminatı» ve «komisyonu» İstemlerinin yerinde görülmediği, davanın «zamanaşımı» süresi içinde açıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, TTK'nın 644. maddesi uyarınca «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı alacak istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık, davacının «aktif husumetinin» bulunup bulunmadığı, diğer bir deyişle «yetkili hamil» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, «cironun» «temlik cirosu» ile davacı bankaya verildiği sonucuna varılmış ise de, dava konusu «çek» bordrosunda çekin "«teminat»" olduğu yazılı olduğu gibi davacı Bankanın B...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6444 E. 2010/12375 K.
Ortak:müracaat hakkı · hamil · sebepsiz zenginleşme · keşideci · çek · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin 26.03.2007 tarihinde bankaya «ibraz» edildiği, 6 aylık «zamanaşımı» süresinin 26.09.2007 tarihinde dolduğu, eldeki davanın bu tarihten itibaren bir yıl içinde açıldığı, bu nedenle davalı tarafça ileri sürülen «zamanaşımı definin» yerinde olmadığı, zamanaşımı dolayısıyla çeke dayalı «müracaat hakkının» düştüğü, davaya konu «çek» üzerindeki «ciro silsilesinde» davacı tarafın cirosu bulunmamakta ise de söz konusu çekin davalı «keşideci» tarafından dava dışı şirkete verildiği, dava dışı şirketin de çeki ciro ederek kullanmış olduğu «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan borcuna karşılık davacı bankaya fiilen «teslim» ettiği, çek aslının da halen davacı banka nezdinde bulunduğu, davacı bankanın davaya konu çekin fiili «hamili» olduğu, eldeki davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, davalı keşidecinin çek bedelini ödemediği ve bu oranda «sebepsiz zenginleştiği», davacının «çek tazminatı» ile «komisyon» talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 9.937,08 TL alacak ile bu alacaktan 7.000 TL miktarındaki asıl alacağın dava tarihinden itibaren %27'yi aşmamak üzere değişen oranlardaki «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2-Dava, TTK'nun 644 ncü maddesi uyarınca «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı alacak istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık, davacının «yetkili hamil» olup olmadığı dolayısı ile aktif dava «ehliyetinin» bulunup bulunmadığı, noktasında toplanmaktadır.
Oysa, davalının «keşidecisi» olduğu dava konusu çekin dava dışı Yeşilçam Cam.Tic.ve San Ltd.
Benzer bu karardaÇeke dayalı «müracaat hakkı» düşmüş olan «hamilin» alacağına dava yolu ile kavuşabilmesi için önünde iki seçenek bulunmaktadır.
Davaya konu somut olayda, davacı çekin «hamili» olduğunu, «keşideci» olan davalı ile aralarında «temel ilişki» bulunmadığını belirterek, TTK’nun anılan 644 ncü maddesi uyarınca istemde bulunmuştur.
Dava, süresi içinde «ibraz» edilmeyen çekten dolayı TTK’nun 730/14 ncü maddesi yollaması ile aynı Kanun’un 644 ncü maddesi uyarınca açılan alacak davasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temel borç ilişkisi · temel ilişki
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının borçlusu olan dava dışı şahsın çekte cirosunun olmadığı, aralarındaki «temel ilişkinin» de ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Birincisi doğrudan «temel borç ilişkisine» dayanarak bir tahsil davası ya da çekler hakkında da uygulanması mümkün bulunan TTK’nun 644 ncü maddesinde düzenlenmiş bulunan sebepsiz iktisap davası açması gerekmektedir.
Davaya konu somut olayda, davacı çekin «hamili» olduğunu, «keşideci» olan davalı ile aralarında «temel ilişki» bulunmadığını belirterek, TTK’nun anılan 644 ncü maddesi uyarınca istemde bulunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/12497 E. , 2011/5038 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.06.2009 tarih ve 2008/494 - 2009/300 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraflar arasında istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Yeşilçam Cam Tic. Ve San. Ltd. Şti'nin müvekkili bankanın kredi müşterisi olduğunu, anılan şirketin kredi borcunu ödemediğini, bu krediyi teminen kendisine ciro edilen ve davalının keşideci olduğu çek nedeniyle alacaklı olduğunu, yasal süre içinde bankaya ibraz edilen çekin karşılıksız çıktığını, bu çeke dayalı olarak yapılan ilamsız icra takibinin davalının itirazı ile durduğunu, TTK'nun 644. maddesindeki şartların oluştuğunu ileri sürerek, 10.324,22 TL tutarındaki alacağın, asıl alacağa dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu çekin zamanaşımına uğradığını, davacı bankanın yetkili hamil olmadığını, kambiyo hukukundan kaynaklanan çek tazminatı, çek komisyonu ve avans faizi istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin 26.03.2007 tarihinde bankaya ibraz edildiği, 6 aylık zamanaşımı süresinin 26.09.2007 tarihinde dolduğu, eldeki davanın bu tarihten itibaren bir yıl içinde açıldığı, bu nedenle davalı tarafça ileri sürülen zamanaşımı definin yerinde olmadığı, zamanaşımı dolayısıyla çeke dayalı müracaat hakkının düştüğü, davaya konu çek üzerindeki ciro silsilesinde davacı tarafın cirosu bulunmamakta ise de söz konusu çekin davalı keşideci tarafından dava dışı şirkete verildiği, dava dışı şirketin de çeki ciro ederek kullanmış olduğu kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcuna karşılık davacı bankaya fiilen teslim ettiği, çek aslının da halen davacı banka nezdinde bulunduğu, davacı bankanın davaya konu çekin fiili hamili olduğu, eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalı keşidecinin çek bedelini ödemediği ve bu oranda sebepsiz zenginleştiği, davacının çek tazminatı ile komisyon talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 9.937,08 TL alacak ile bu alacaktan 7.000 TL miktarındaki asıl alacağın dava tarihinden itibaren %27'yi aşmamak üzere değişen oranlardaki reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-HUMK'nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 ncü maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000 TL’sını geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 21.7.2004 tarihi itibariyle kesin olup, anılan 5219 sayılı Kanun ve 5236 sayılı Kanun uyarınca söz konusu miktar 01.01.2009 tarihi itibariyle 1.400 TL’sına çıkarılmıştır.
Somut olayda davacı taraf 10.324,22 TL’sının tahsilini istemiş, mahkemece davanın kısmen kabulü ile 9.937,08 TL’sının davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, yargılama sonucunda davacının ret edilen alacak miktarı, yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığından davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK'nun 644 ncü maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık, davacının yetkili hamil olup olmadığı dolayısı ile aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı, noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davacının anılan hükme dayalı olarak dava açabileceği sonucuna varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davalının keşidecisi olduğu dava konusu çekin dava dışı Yeşilçam Cam.Tic.ve San Ltd. Şti.nin davacı bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak davacıya verildiği davacı tarafça sunulan 11.12.2006 tarihli tutanak ve davacı tarafın beyanlarından anlaşılmaktadır. TTK.nun 730/1-4 ncü maddesi uyarınca, poliçe ve bononun aksine, çekin rehin cirosuyla devri mümkün değildir. (Bkz.Prof.Dr. S.Reisoğlu, Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Çek, 2003 Baskı, s.174 vd.) Başka bir anlatımla, çekte rehin cirosunun bir geçerliliği bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava konusu çekin davacıya rehin cirosuyla verildiği açık olup, çekte rehin cirosunun geçerli olmayacağı, bu ciroyla çeki elinde bulunduran davacıya hak bahşetmeyeceği hususu nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK'nun 432/4 maddesi hükmü uyarınca REDDİNE,ü (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Bankalar Kanunu’nun 4672 sayılı yasayla değişik 14/5-c maddesi gereğince davacıdan harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 26.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018404800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz