En yüksek özen yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/15011 E. 2014/3353 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
en yüksek özen yükümlülüğü↗ sahte kimlik↗ çek karnesi↗ özen yükümlülüğü↗ ciro↗ hamil↗ keşideci↗ çek↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacının bankadan zararını isteyebilmesi için davaya konu çeke dayalı bütün müracat yollarının davacı tarafça tüketilmesi ve çek bedelinin keşideciden tahsil imkanının tamamen ortadan kalkmış olmasının gerektiği, oysa dava tarihi itibariyle henüz zararının doğup doğmadığının belli olmadığı, davanın erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankadaki keşideci hesabında karşılığı bulunmasına rağmen süresi içerisinde davacının çeki ciro yolu ile devrettiği dava dışı hamili tarafından bankaya ibraz edilen çek hakkında davalı banka tarafından karşılığı bulunmadığından bahisle işlem yapıldığı, bu nedenle dava dışı hamile çek bedelinin davacı tarafça ödendiğinden ve dava dışı keşideci hakkında başlatılan takibe rağmen tahsil edilemediğinden bahisle çek bedelinin davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, dava dışı şirket tarafından çekin bankaya ibrazı tarihinde kısmi karşılığı bulunduğuna göre, yüksek özen yükümlülüğü bulunan davalı bankanın nezdinde bulunan paranın ödemesini gerçekleştirmesi veya ödemeyi teklif etmesi gerekmekteyken, bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek zarara sebebiyet verdiği açıktır. Her ne kadar mahkeme gerekçesinde Dairemiz kararına atıfta bulunulmuş ise de, anılan kararda dava, sahte kimlikle başvuran keşideci hakkında davalı bankanın yeterli araştırma yapmadan çek karnesi vermesi ve sonra böyle bir çek için işlem yapmaması, ödemede bulunmaması iddiasında dayalı olarak banka aleyhine tazminat istemine ilişkin olmakla, dava konusu olaya emsal olması söz konusu değildir. Bu itibarla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Meblağların davalılardan tahsiline karar verilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10380 E. 2010/1865 K.
Ortak:sahte kimlik · çek karnesi · ciro · hamil · keşideci · çek
İncelediğiniz karardaDava, bankadaki «keşideci» hesabında karşılığı bulunmasına rağmen süresi içerisinde davacının çeki «ciro» yolu ile devrettiği dava dışı «hamili» tarafından bankaya «ibraz» edilen «çek» hakkında davalı banka tarafından karşılığı bulunmadığından bahisle işlem yapıldığı, bu nedenle dava dışı hamile çek bedelinin davacı tarafça ödendiğinden ve dava d …
Her ne kadar mahkeme gerekçesinde Dairemiz kararına atıfta bulunulmuş ise de, anılan kararda dava, «sahte kimlikle» başvuran «keşideci» hakkında davalı bankanın yeterli araştırma yapmadan «çek karnesi» vermesi ve sonra böyle bir çek için işlem yapmaması, ödemede bulunmaması iddiasında dayalı olarak banka aleyhine tazminat istemine ilişkin olmakla, dava konusu olaya emsal olması söz konusu değildir.
Mahkemece, davacının bankadan zararını isteyebilmesi için davaya konu çeke dayalı bütün müracat yollarının davacı tarafça tüketilmesi ve «çek» bedelinin «keşideciden» tahsil imkanının tamamen ortadan kalkmış olmasının gerektiği, oysa dava tarihi itibariyle henüz zararının doğup doğmadığının belli olmadığı, davanın erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, «sahte kimlikle» başvuran «keşideci» hakkında davalı bankanın yeterli araştırma yapmadan «çek karnesi» vermesi ve sonra böyle bir çek için işlem yapmaması, ödemede bulunmaması iddiasına dayalı olarak, banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, hayali kişi olan ...'in «hamiline» keşide etiği «çek», ...tarafından «ciro» edilmek suretiyle davacı ...'a geçmiştir.
… amına göre, davalı bankadan aldığı çeki keşide eden hayali kişinin davacının zararına sebebiyet verdiği, davalının yasanan öngördüğü belgeleri araştırıp incelemeden «çek» hesabı açıp, «çek karnesi» vermekle özensiz davrandığı, basiretli bir tacirden beklenen ihtimamı göstermediğinden birinci dereceden kusurlu olduğu, davacının ise ticari ilişkide bulunduğu ki …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ciranta · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davacının «ciranta» aleyhine takip başlatmadığı veya dava açmadığı nazara alınarak erken açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda, bankadan zararın istenebilmesi için; davacının çeke dayalı bütün müracaat yollarının tükenmesi ve «çek» bedelinin «cirantalardan» tahsil edilemez hale gelmiş olması gerekmektedir.
Davacı, «ciranta» ...aleyhine herhangi bir takip başlatmadığına veya dava açmadığına göre, henüz zararın doğup doğmadığı belli değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11812 E. 2015/8363 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temsil yetkisinin kaldırılması · yönetim kurulu kararının iptali · sıfat yokluğu · sorumluluktan kurtulma · aktif husumet · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı vekili tek imza ile işlem yapılması nedeniyle davacı «şirketin zararı» doğup doğmadığının araştırılmasını talep etmiş ise de uyulan bozma ilamında açıkça ret kararının yerinde olmadığı, davada açıkça kabul kararı verilmesi gerektiğine işaret edildiğinden bu savunmaya itibar edilmediği gerekçesiyle davanın davacı şirket yönünden kabulü ile 15.000 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacı gerçek kişilerin açtığı dava daha önce «aktif husumet» ve «sıfat yokluğundan» red olunduğundan bu husus bozma dışında kalarak kesinleşmiş olmakla bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2013/13217K. sayılı ilamı ile “davacı şirket tarafından şirket «temsilcilerinin» tek imza ile «temsil yetkisinin kaldırıldığı», çift imza ile ödeme yapılması gerektiği davalı bankaya bildirildiğine göre davalı Bankanın müşterisi tarafından verilen bu talimat ile bağlı olduğu, daha sonra kendisine Ticaret Sicil Memurluğu'ndan farklı bir yazı getirilse dahi akdi ilişkisi bulunan davacı şirketi haberdar etmeden ödeme yapması halinde BK'nın 99. maddesi uyarınca davalı Bankanın «sorumluluktan kurtulamayacağı»” gerekçesiyle bozulmuştur.
G.. tarafından açılan «yönetim kurulu kararının iptali» istemli dava sonucunda iptal edilip bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek onandığı” gerekçesiyle davacı şirket yönünden davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairemiz’in 24.06.2013 tarihli 2012/15360 E.
Dava, davacı şirketin davalı bankada bulunan hesabından «yetkisiz» kişiye ödeme yapıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12408 E. 2012/3890 K.
Ortak:çek karnesi · ciro · hamil · keşideci · çek
İncelediğiniz karardaDava, bankadaki «keşideci» hesabında karşılığı bulunmasına rağmen süresi içerisinde davacının çeki «ciro» yolu ile devrettiği dava dışı «hamili» tarafından bankaya «ibraz» edilen «çek» hakkında davalı banka tarafından karşılığı bulunmadığından bahisle işlem yapıldığı, bu nedenle dava dışı hamile çek bedelinin davacı tarafça ödendiğinden ve dava d …
Her ne kadar mahkeme gerekçesinde Dairemiz kararına atıfta bulunulmuş ise de, anılan kararda dava, «sahte kimlikle» başvuran «keşideci» hakkında davalı bankanın yeterli araştırma yapmadan «çek karnesi» vermesi ve sonra böyle bir çek için işlem yapmaması, ödemede bulunmaması iddiasında dayalı olarak banka aleyhine tazminat istemine ilişkin olmakla, dava konusu olaya emsal olması söz konusu değildir.
Mahkemece, davacının bankadan zararını isteyebilmesi için davaya konu çeke dayalı bütün müracat yollarının davacı tarafça tüketilmesi ve «çek» bedelinin «keşideciden» tahsil imkanının tamamen ortadan kalkmış olmasının gerektiği, oysa dava tarihi itibariyle henüz zararının doğup doğmadığının belli olmadığı, davanın erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaKabul şekline göre de, mahkemece sahte belgeler ile başvuran kişiye «çek karnesi» verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke «ciro» yolu ile «hamil» olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, gerek dava dilekçesinde davacı vekilinin beyanlarından ve gerekse dosya içindeki çek fotokopisinden, davacının çekin «lehtarı» olduğu ve doğrudan «keşidecisinden» çekin davacı tarafından alındığı anlaşılmakta olup, bu durumda, davacının da basiretli bir «tacir» gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde «müterafik kusurun» bulunduğunu göstermektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın sahte belgeler ile kendisine başvuran kişi hakkında yeterli araştırma yapmadan «çek karnesi» verdiği, bu nedenle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, bankanın yeterli araştırma yapmadan dava dışı kişiye «çek karnesi» vermesi ve «üçüncü kişi» tarafından keşide edilen çekin karşılıksız kalması nedeniyle, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · lehtar · üçüncü kişi · dolandırıcılık · tacir · kusur
Benzer bu karardaKabul şekline göre de, mahkemece sahte belgeler ile başvuran kişiye «çek karnesi» verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke «ciro» yolu ile «hamil» olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, gerek dava dilekçesinde davacı vekilinin beyanlarından ve gerekse dosya içindeki çek fotokopisinden, davacının çekin «lehtarı» olduğu ve doğrudan «keşidecisinden» çekin davacı tarafından alındığı anlaşılmakta olup, bu durumda, davacının da basiretli bir «tacir» gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde «müterafik kusurun» bulunduğunu göstermektedir.
Bu itibarla, davacıya «müterafik kusur» verilememesi de kabul şekli bakımından doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Dava, bankanın yeterli araştırma yapmadan dava dışı kişiye «çek karnesi» vermesi ve «üçüncü kişi» tarafından keşide edilen çekin karşılıksız kalması nedeniyle, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Davacının, hakkında «dolandırıcılıktan» dava açılan çekin gerçek «keşidecisi» hakkında «çek» bedelinin tahsili için tüm hukuki yolları tüketmeden bankadan çek bedelini tazminat olarak istemesi mümkün değildir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7474 E. 2013/23079 K.
Ortak:sahte kimlik · çek karnesi · ciro · hamil · keşideci · çek
İncelediğiniz karardaDava, bankadaki «keşideci» hesabında karşılığı bulunmasına rağmen süresi içerisinde davacının çeki «ciro» yolu ile devrettiği dava dışı «hamili» tarafından bankaya «ibraz» edilen «çek» hakkında davalı banka tarafından karşılığı bulunmadığından bahisle işlem yapıldığı, bu nedenle dava dışı hamile çek bedelinin davacı tarafça ödendiğinden ve dava d …
Her ne kadar mahkeme gerekçesinde Dairemiz kararına atıfta bulunulmuş ise de, anılan kararda dava, «sahte kimlikle» başvuran «keşideci» hakkında davalı bankanın yeterli araştırma yapmadan «çek karnesi» vermesi ve sonra böyle bir çek için işlem yapmaması, ödemede bulunmaması iddiasında dayalı olarak banka aleyhine tazminat istemine ilişkin olmakla, dava konusu olaya emsal olması söz konusu değildir.
Mahkemece, davacının bankadan zararını isteyebilmesi için davaya konu çeke dayalı bütün müracat yollarının davacı tarafça tüketilmesi ve «çek» bedelinin «keşideciden» tahsil imkanının tamamen ortadan kalkmış olmasının gerektiği, oysa dava tarihi itibariyle henüz zararının doğup doğmadığının belli olmadığı, davanın erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2- Dava, davalı bankanın «çek» hesabı açarken gerekli araştırmayı yapmaması sonucu «sahte kimlik» ile açılan hesaptan keşide edilen çekin karşılıksız çıkması nedeniyle «çek hamilinin» uğradığı zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, sahte belgeler ile başvuran kişiye «çek karnesi» verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke «ciro» yolu ile hamil olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, «ciranta» hakkında başlatılan takibin de semeresiz kalmış olması karşısında davacının basiretli bir «tacir» gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunu …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «sahte kimlik» ile başvuran dava dışı kişinin kimliğinin sahte olup olmadığını internet üzerinden sorgulayabileceği halde davalının bunu yapmadığı, bu nedenle davacı zararından sorumlu olduğu, davacının çeki bizzat «keşideciden» almaması nedeniyle bu kişinin kim olduğuna ilişkin araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, dolayısı ile davacının müterafik kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 30.000 TL «asıl alacak», 49.600 TL «işlemiş faizi» olmak üzere toplam 79.600,00 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek hamili · müterafik kusur · ciranta · işlemiş faiz · asıl alacak · tacir · kusur · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «sahte kimlik» ile başvuran dava dışı kişinin kimliğinin sahte olup olmadığını internet üzerinden sorgulayabileceği halde davalının bunu yapmadığı, bu nedenle davacı zararından sorumlu olduğu, davacının çeki bizzat «keşideciden» almaması nedeniyle bu kişinin kim olduğuna ilişkin araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, dolayısı ile davacının müterafik kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 30.000 TL «asıl alacak», 49.600 TL «işlemiş faizi» olmak üzere toplam 79.600,00 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, davalı bankanın «çek» hesabı açarken gerekli araştırmayı yapmaması sonucu «sahte kimlik» ile açılan hesaptan keşide edilen çekin karşılıksız çıkması nedeniyle «çek hamilinin» uğradığı zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, sahte belgeler ile başvuran kişiye «çek karnesi» verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke «ciro» yolu ile hamil olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, «ciranta» hakkında başlatılan takibin de semeresiz kalmış olması karşısında davacının basiretli bir «tacir» gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunu …
Bu itibarla, davacıya «müterafik kusur» verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6199 E. 2013/21294 K.
Ortak:çek karnesi · çek
İncelediğiniz karardaHer ne kadar mahkeme gerekçesinde Dairemiz kararına atıfta bulunulmuş ise de, anılan kararda dava, «sahte kimlikle» başvuran «keşideci» hakkında davalı bankanın yeterli araştırma yapmadan «çek karnesi» vermesi ve sonra böyle bir çek için işlem yapmaması, ödemede bulunmaması iddiasında dayalı olarak banka aleyhine tazminat istemine ilişkin olmakla, dava konusu olaya emsal olması söz konusu değildir.
Mahkemece, davacının bankadan zararını isteyebilmesi için davaya konu çeke dayalı bütün müracat yollarının davacı tarafça tüketilmesi ve «çek» bedelinin «keşideciden» tahsil imkanının tamamen ortadan kalkmış olmasının gerektiği, oysa dava tarihi itibariyle henüz zararının doğup doğmadığının belli olmadığı, davanın erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, bankadaki «keşideci» hesabında karşılığı bulunmasına rağmen süresi içerisinde davacının çeki «ciro» yolu ile devrettiği dava dışı «hamili» tarafından bankaya «ibraz» edilen «çek» hakkında davalı banka tarafından karşılığı bulunmadığından bahisle işlem yapıldığı, bu nedenle dava dışı hamile çek bedelinin davacı tarafça ödendiğinden ve dava d …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı banka tarafından davalıya verilen «çek karnelerinin» dava tarihinden önce davalı tarafından davacı bankaya iade edildiği, çek karnelerinin iadesi davasının konusuz kaldığı gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… n önce davacı bankaya iade edildiği kabul edildiğine ve bu sebeple de dava tarihi itibariyle davanın açılmasında davacının haksız bulunmasına göre mahkemece yapılan «yargılama giderlerinin» buna göre tayini gerekirken, yerinde bulunmayan yazılı gerekçe ile davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı banka tarafından davalıya verilen «çek karnelerinin» dava tarihinden önce davalı tarafından davacı bankaya iade edildiği, çek karnelerinin iadesi davasının konusuz kaldığı gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/15011 E. , 2014/3353 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 43. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 11/02/2013
NUMARASI 2012/59-2013/22
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/02/2013 tarih ve 2012/59-2013/22 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı A. Saç Tic. Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişki nedeniyle A. Saç Tic. Ltd. Şti.'nin davacı şirkete davaya konu 05.11.2010 keşide tarihli 30.000 TL bedelli çeki verdiğini, müvekkilinin de bu çeki ticari ilişki içerisinde bulunduğu dava dışı K. Faktoring Hiz. A.Ş.'ye verdiğini, çekin 12.11.2010 tarihinde davalı bankaya ibraz edildiğini, ibraz tarihi itibariyle hesabta 25.986,25 TL bulunmasına rağmen kısmi ödeme yapılmayarak, çekin arkasına karşılıksız olduğuna ilişkin kayıt düşüldüğünü, çekin karşılıksız çıkması üzerine müvekkili tarafından dava dışı K. Faktoring Hiz. A.Ş.'ye çek bedelinin ödendiğini ve çekin iade alındığını, bu kez müvekkili tarafından çek bedelinin tahsili amacıyla keşideci aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, takibin halen devam ettiğini, ancak borçlu şirkete ait hiçbir menkul ve gayrimenkul mal bulunamadığından çek bedelinin tahsil edilemediğini ileri sürerek, 30.000 TL'nin 5941 sayılı Çek Kanunun 3/7.maddesi hükmü gereğince ödeme tarihine kadar binde 3 oranında gecikme cezasıyla birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının bankadan zararını isteyebilmesi için davaya konu çeke dayalı bütün müracat yollarının davacı tarafça tüketilmesi ve çek bedelinin keşideciden tahsil imkanının tamamen ortadan kalkmış olmasının gerektiği, oysa dava tarihi itibariyle henüz zararının doğup doğmadığının belli olmadığı, davanın erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankadaki keşideci hesabında karşılığı bulunmasına rağmen süresi içerisinde davacının çeki ciro yolu ile devrettiği dava dışı hamili tarafından bankaya ibraz edilen çek hakkında davalı banka tarafından karşılığı bulunmadığından bahisle işlem yapıldığı, bu nedenle dava dışı hamile çek bedelinin davacı tarafça ödendiğinden ve dava dışı keşideci hakkında başlatılan takibe rağmen tahsil edilemediğinden bahisle çek bedelinin davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, dava dışı şirket tarafından çekin bankaya ibrazı tarihinde kısmi karşılığı bulunduğuna göre, yüksek özen yükümlülüğü bulunan davalı bankanın nezdinde bulunan paranın ödemesini gerçekleştirmesi veya ödemeyi teklif etmesi gerekmekteyken, bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek zarara sebebiyet verdiği açıktır. Her ne kadar mahkeme gerekçesinde Dairemiz kararına atıfta bulunulmuş ise de, anılan kararda dava, sahte kimlikle başvuran keşideci hakkında davalı bankanın yeterli araştırma yapmadan çek karnesi vermesi ve sonra böyle bir çek için işlem yapmaması, ödemede bulunmaması iddiasında dayalı olarak banka aleyhine tazminat istemine ilişkin olmakla, dava konusu olaya emsal olması söz konusu değildir.
Bu itibarla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101788700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz