Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/12408 E. 2012/3890 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çek karnesi↗ müterafik kusur↗ lehtar↗ basiretli tacir↗ ciro↗ üçüncü kişi↗ dolandırıcılık↗ hamil↗ keşideci↗ çek↗ tacir↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın sahte belgeler ile kendisine başvuran kişi hakkında yeterli araştırma yapmadan çek karnesi verdiği, bu nedenle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankanın yeterli araştırma yapmadan dava dışı kişiye çek karnesi vermesi ve üçüncü kişi tarafından keşide edilen çekin karşılıksız kalması nedeniyle, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Tazminat davalarında, davacının zararının gerçekleşmesi gerekir. Bu durumda, bankadan zararın istenebilmesi için, davacının çeke dayalı bütün müracaat yollarını tüketmesi ve çek bedelinin tahsil edilemez hale gelmiş olması gerekmektedir. Davacının, hakkında dolandırıcılıktan dava açılan çekin gerçek keşidecisi hakkında çek bedelinin tahsili için tüm hukuki yolları tüketmeden bankadan çek bedelini tazminat olarak istemesi mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, davalı banka hakkında açılan davanın henüz erken açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabul şekline göre de, mahkemece sahte belgeler ile başvuran kişiye çek karnesi verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke ciro yolu ile hamil olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, gerek dava dilekçesinde davacı vekilinin beyanlarından ve gerekse dosya içindeki çek fotokopisinden, davacının çekin lehtarı olduğu ve doğrudan keşidecisinden çekin davacı tarafından alındığı anlaşılmakta olup, bu durumda, davacının da basiretli bir tacir gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde müterafik kusurun bulunduğunu göstermektedir. Bu itibarla, davacıya müterafik kusur verilememesi de kabul şekli bakımından doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6199 E. 2013/21294 K.
Ortak:çek karnesi · çek
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın sahte belgeler ile kendisine başvuran kişi hakkında yeterli araştırma yapmadan «çek karnesi» verdiği, bu nedenle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, bankanın yeterli araştırma yapmadan dava dışı kişiye «çek karnesi» vermesi ve «üçüncü kişi» tarafından keşide edilen çekin karşılıksız kalması nedeniyle, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Kabul şekline göre de, mahkemece sahte belgeler ile başvuran kişiye «çek karnesi» verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke «ciro» yolu ile «hamil» olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, gerek dava dilekçesinde davacı vekilinin beyanlarından ve gerekse dosya içindeki çek fotokopisinden, davacının çekin «lehtarı» olduğu ve doğrudan «keşidecisinden» çekin davacı tarafından alındığı anlaşılmakta olup, bu durumda, davacının da basiretli bir «tacir» gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde «müterafik kusurun» bulunduğunu göstermektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı banka tarafından davalıya verilen «çek karnelerinin» dava tarihinden önce davalı tarafından davacı bankaya iade edildiği, çek karnelerinin iadesi davasının konusuz kaldığı gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… n önce davacı bankaya iade edildiği kabul edildiğine ve bu sebeple de dava tarihi itibariyle davanın açılmasında davacının haksız bulunmasına göre mahkemece yapılan «yargılama giderlerinin» buna göre tayini gerekirken, yerinde bulunmayan yazılı gerekçe ile davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı banka tarafından davalıya verilen «çek karnelerinin» dava tarihinden önce davalı tarafından davacı bankaya iade edildiği, çek karnelerinin iadesi davasının konusuz kaldığı gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11827 E. 2012/17662 K.
Ortak:çek karnesi · çek
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın sahte belgeler ile kendisine başvuran kişi hakkında yeterli araştırma yapmadan «çek karnesi» verdiği, bu nedenle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, bankanın yeterli araştırma yapmadan dava dışı kişiye «çek karnesi» vermesi ve «üçüncü kişi» tarafından keşide edilen çekin karşılıksız kalması nedeniyle, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Kabul şekline göre de, mahkemece sahte belgeler ile başvuran kişiye «çek karnesi» verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke «ciro» yolu ile «hamil» olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, gerek dava dilekçesinde davacı vekilinin beyanlarından ve gerekse dosya içindeki çek fotokopisinden, davacının çekin «lehtarı» olduğu ve doğrudan «keşidecisinden» çekin davacı tarafından alındığı anlaşılmakta olup, bu durumda, davacının da basiretli bir «tacir» gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde «müterafik kusurun» bulunduğunu göstermektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın sahte belgeler ile kendisine başvuran kişi hakkında yeterli araştırma yapmadan «çek karnesi» verdiği, bu nedenle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11705 E. 2011/4133 K.
Ortak:çek karnesi · hamil · keşideci · çek · tacir
İncelediğiniz karardaKabul şekline göre de, mahkemece sahte belgeler ile başvuran kişiye «çek karnesi» verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke «ciro» yolu ile «hamil» olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, gerek dava dilekçesinde davacı vekilinin beyanlarından ve gerekse dosya içindeki çek fotokopisinden, davacının çekin «lehtarı» olduğu ve doğrudan «keşidecisinden» çekin davacı tarafından alındığı anlaşılmakta olup, bu durumda, davacının da basiretli bir «tacir» gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde «müterafik kusurun» bulunduğunu göstermektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın sahte belgeler ile kendisine başvuran kişi hakkında yeterli araştırma yapmadan «çek karnesi» verdiği, bu nedenle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, bankanın yeterli araştırma yapmadan dava dışı kişiye «çek karnesi» vermesi ve «üçüncü kişi» tarafından keşide edilen çekin karşılıksız kalması nedeniyle, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın müşterisine «çek» hesabı açarken ve «çek karnesi» verirken sorumlu olduğu, detaylı araştırma ve inceleme yapmaksızın çek karnesi vererek karşılığı olmayan çekler keşide edilmesine sebebiyet verdiği, davacının da basiretli bir «tacir» gibi hareket ederek ticari ilişki içine girdiği dava dışı şirket hakkında araştırma yapmadan verilen çeki kabul etmek suretiyle uğradığı zararda %30 oranında müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle %70 oranındaki davalı kusuruna denk gelen 2.973,60 TL’nın «ibraz» tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «keşideci» hakkında davalı bankanın «çek» hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanunun ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye «çek karnesi» verdiği ve çekin karşılığı bulunmadığı iddialarına dayalı olarak, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Oysa, «hamilin», «keşideci» hakkında her türlü dava ve takip yollarını tüketip tüketmediği üzerinde durulması, tüketmişse alacağın tahsil edilmeyen kısmı bulunup bulunmadığı belirlenmeden «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması ve takip dosyasında tahsil edilen alacağın dahi «mükerrer» şekilde tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:belirlilik ilkesi · usuli kazanılmış hak · mükerrerlik · kazanılmış hak · alacak davası · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyulmakla davalı yan lehine «usulü kazanılmış hak» oluştuğu gözetilerek, bozma ilamında «belirlenen ilkeler» çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Oysa, «hamilin», «keşideci» hakkında her türlü dava ve takip yollarını tüketip tüketmediği üzerinde durulması, tüketmişse alacağın tahsil edilmeyen kısmı bulunup bulunmadığı belirlenmeden «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması ve takip dosyasında tahsil edilen alacağın dahi «mükerrer» şekilde tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın müşterisine «çek» hesabı açarken ve «çek karnesi» verirken sorumlu olduğu, detaylı araştırma ve inceleme yapmaksızın çek karnesi vererek karşılığı olmayan çekler keşide edilmesine sebebiyet verdiği, davacının da basiretli bir «tacir» gibi hareket ederek ticari ilişki içine girdiği dava dışı şirket hakkında araştırma yapmadan verilen çeki kabul etmek suretiyle uğradığı zararda %30 oranında müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle %70 oranındaki davalı kusuruna denk gelen 2.973,60 TL’nın «ibraz» tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- HUMK.’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. madde hükmüne göre miktar veya değeri 1.400,00 TL’sını geçmeyen taşınır mal ve «alacak davalarına» ilişkin nihai kararlar, 24.02.2009 hüküm tarihi itibariyle kesindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/12408 E. , 2012/3890 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/10/2009 tarih ve 2008/121-2009/650 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının sahte kimlikle başvuran dava dışı kişi hakkında yeterli araştırma yapmadan çek karnesi verdiğini, müvekkilinin sattığı mal karşılığında aldığı çekin sahte olması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, 12.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın sahte belgeler ile kendisine başvuran kişi hakkında yeterli araştırma yapmadan çek karnesi verdiği, bu nedenle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankanın yeterli araştırma yapmadan dava dışı kişiye çek karnesi vermesi ve üçüncü kişi tarafından keşide edilen çekin karşılıksız kalması nedeniyle, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Tazminat davalarında, davacının zararının gerçekleşmesi gerekir. Bu durumda, bankadan zararın istenebilmesi için, davacının çeke dayalı bütün müracaat yollarını tüketmesi ve çek bedelinin tahsil edilemez hale gelmiş olması gerekmektedir. Davacının, hakkında dolandırıcılıktan dava açılan çekin gerçek keşidecisi hakkında çek bedelinin tahsili için tüm hukuki yolları tüketmeden bankadan çek bedelini tazminat olarak istemesi mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, davalı banka hakkında açılan davanın henüz erken açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabul şekline göre de, mahkemece sahte belgeler ile başvuran kişiye çek karnesi verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke ciro yolu ile hamil olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, gerek dava dilekçesinde davacı vekilinin beyanlarından ve gerekse dosya içindeki çek fotokopisinden, davacının çekin lehtarı olduğu ve doğrudan keşidecisinden çekin davacı tarafından alındığı anlaşılmakta olup, bu durumda, davacının da basiretli bir tacir gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde müterafik kusurun bulunduğunu göstermektedir. Bu itibarla, davacıya müterafik kusur verilememesi de kabul şekli bakımından doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049417300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz