Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/7474 E. 2013/23079 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahte kimlik↗ çek hamili↗ çek karnesi↗ müterafik kusur↗ ciranta↗ basiretli tacir↗ ciro↗ hamil↗ keşideci↗ işlemiş faiz↗ asıl alacak↗ çek↗ tacir↗ kusur↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sahte kimlik ile başvuran dava dışı kişinin kimliğinin sahte olup olmadığını internet üzerinden sorgulayabileceği halde davalının bunu yapmadığı, bu nedenle davacı zararından sorumlu olduğu, davacının çeki bizzat keşideciden almaması nedeniyle bu kişinin kim olduğuna ilişkin araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, dolayısı ile davacının müterafik kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 30.000 TL asıl alacak, 49.600 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 79.600,00 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı bankanın çek hesabı açarken gerekli araştırmayı yapmaması sonucu sahte kimlik ile açılan hesaptan keşide edilen çekin karşılıksız çıkması nedeniyle çek hamilinin uğradığı zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, sahte belgeler ile başvuran kişiye çek karnesi verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke ciro yolu ile hamil olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, ciranta hakkında başlatılan takibin de semeresiz kalmış olması karşısında davacının basiretli bir tacir gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunduğunu göstermektedir. Bu itibarla, davacıya müterafik kusur verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12408 E. 2012/3890 K.
Ortak:çek karnesi · müterafik kusur · ciro · hamil · keşideci · çek · tacir · kusur
İncelediğiniz kararda2- Dava, davalı bankanın «çek» hesabı açarken gerekli araştırmayı yapmaması sonucu «sahte kimlik» ile açılan hesaptan keşide edilen çekin karşılıksız çıkması nedeniyle «çek hamilinin» uğradığı zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, sahte belgeler ile başvuran kişiye «çek karnesi» verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke «ciro» yolu ile hamil olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, «ciranta» hakkında başlatılan takibin de semeresiz kalmış olması karşısında davacının basiretli bir «tacir» gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunu …
Bu itibarla, davacıya «müterafik kusur» verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «sahte kimlik» ile başvuran dava dışı kişinin kimliğinin sahte olup olmadığını internet üzerinden sorgulayabileceği halde davalının bunu yapmadığı, bu nedenle davacı zararından sorumlu olduğu, davacının çeki bizzat «keşideciden» almaması nedeniyle bu kişinin kim olduğuna ilişkin araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, dolayısı ile davacının müterafik kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 30.000 TL «asıl alacak», 49.600 TL «işlemiş faizi» olmak üzere toplam 79.600,00 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaKabul şekline göre de, mahkemece sahte belgeler ile başvuran kişiye «çek karnesi» verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke «ciro» yolu ile «hamil» olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, gerek dava dilekçesinde davacı vekilinin beyanlarından ve gerekse dosya içindeki çek fotokopisinden, davacının çekin «lehtarı» olduğu ve doğrudan «keşidecisinden» çekin davacı tarafından alındığı anlaşılmakta olup, bu durumda, davacının da basiretli bir «tacir» gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde «müterafik kusurun» bulunduğunu göstermektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın sahte belgeler ile kendisine başvuran kişi hakkında yeterli araştırma yapmadan «çek karnesi» verdiği, bu nedenle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, bankanın yeterli araştırma yapmadan dava dışı kişiye «çek karnesi» vermesi ve «üçüncü kişi» tarafından keşide edilen çekin karşılıksız kalması nedeniyle, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:lehtar · üçüncü kişi · dolandırıcılık
Benzer bu karardaDava, bankanın yeterli araştırma yapmadan dava dışı kişiye «çek karnesi» vermesi ve «üçüncü kişi» tarafından keşide edilen çekin karşılıksız kalması nedeniyle, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Davacının, hakkında «dolandırıcılıktan» dava açılan çekin gerçek «keşidecisi» hakkında «çek» bedelinin tahsili için tüm hukuki yolları tüketmeden bankadan çek bedelini tazminat olarak istemesi mümkün değildir.
Kabul şekline göre de, mahkemece sahte belgeler ile başvuran kişiye «çek karnesi» verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke «ciro» yolu ile «hamil» olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, gerek dava dilekçesinde davacı vekilinin beyanlarından ve gerekse dosya içindeki çek fotokopisinden, davacının çekin «lehtarı» olduğu ve doğrudan «keşidecisinden» çekin davacı tarafından alındığı anlaşılmakta olup, bu durumda, davacının da basiretli bir «tacir» gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde «müterafik kusurun» bulunduğunu göstermektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15011 E. 2014/3353 K.
Ortak:sahte kimlik · çek karnesi · ciro · hamil · keşideci · çek
İncelediğiniz kararda2- Dava, davalı bankanın «çek» hesabı açarken gerekli araştırmayı yapmaması sonucu «sahte kimlik» ile açılan hesaptan keşide edilen çekin karşılıksız çıkması nedeniyle «çek hamilinin» uğradığı zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, sahte belgeler ile başvuran kişiye «çek karnesi» verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke «ciro» yolu ile hamil olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, «ciranta» hakkında başlatılan takibin de semeresiz kalmış olması karşısında davacının basiretli bir «tacir» gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunu …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «sahte kimlik» ile başvuran dava dışı kişinin kimliğinin sahte olup olmadığını internet üzerinden sorgulayabileceği halde davalının bunu yapmadığı, bu nedenle davacı zararından sorumlu olduğu, davacının çeki bizzat «keşideciden» almaması nedeniyle bu kişinin kim olduğuna ilişkin araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, dolayısı ile davacının müterafik kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 30.000 TL «asıl alacak», 49.600 TL «işlemiş faizi» olmak üzere toplam 79.600,00 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, bankadaki «keşideci» hesabında karşılığı bulunmasına rağmen süresi içerisinde davacının çeki «ciro» yolu ile devrettiği dava dışı «hamili» tarafından bankaya «ibraz» edilen «çek» hakkında davalı banka tarafından karşılığı bulunmadığından bahisle işlem yapıldığı, bu nedenle dava dışı hamile çek bedelinin davacı tarafça ödendiğinden ve dava d …
Her ne kadar mahkeme gerekçesinde Dairemiz kararına atıfta bulunulmuş ise de, anılan kararda dava, «sahte kimlikle» başvuran «keşideci» hakkında davalı bankanın yeterli araştırma yapmadan «çek karnesi» vermesi ve sonra böyle bir çek için işlem yapmaması, ödemede bulunmaması iddiasında dayalı olarak banka aleyhine tazminat istemine ilişkin olmakla, dava konusu olaya emsal olması söz konusu değildir.
Mahkemece, davacının bankadan zararını isteyebilmesi için davaya konu çeke dayalı bütün müracat yollarının davacı tarafça tüketilmesi ve «çek» bedelinin «keşideciden» tahsil imkanının tamamen ortadan kalkmış olmasının gerektiği, oysa dava tarihi itibariyle henüz zararının doğup doğmadığının belli olmadığı, davanın erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:en yüksek özen yükümlülüğü · özen yükümlülüğü · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, dava dışı şirket tarafından çekin bankaya «ibrazı» tarihinde kısmi karşılığı bulunduğuna göre, «yüksek özen yükümlülüğü» bulunan davalı bankanın nezdinde bulunan paranın ödemesini gerçekleştirmesi veya ödemeyi teklif etmesi gerekmekteyken, bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek zarara sebebiyet verdiği açıktır.
Dava, bankadaki «keşideci» hesabında karşılığı bulunmasına rağmen süresi içerisinde davacının çeki «ciro» yolu ile devrettiği dava dışı «hamili» tarafından bankaya «ibraz» edilen «çek» hakkında davalı banka tarafından karşılığı bulunmadığından bahisle işlem yapıldığı, bu nedenle dava dışı hamile çek bedelinin davacı tarafça ödendiğinden ve dava d …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/7474 E. , 2013/23079 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 32. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/09/2011 tarih ve 2011/105-2011/15 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.12.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının sahte kimlikle başvuran dava dışı kişi hakkında yeterli araştırma yapmadan çek karnesi verdiğini, müvekkilinin ise bu kişinin keşide ettiği 3 adet çekin ciro yolu ile hamili olduğunu, çeklerin karşılığının bulunmaması nedeniyle keşideci ve ciranta hakkında başlatılan takibin neticesiz kaldığını, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını, davalı bankanın sahte kimlik bilgileri ile başvuran kişiye çek karnesi vermekle oluşan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 30.000,00 TL çek bedeli ve 49,600,00 TL işlemiş faizi ile birlikte toplam 79,600,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmştir.
Davalı vekili, zamanaşımı defi ile birlikte, müvekkilinin gerekli araştırmaları yaparak çek karnesi verdiğini, kimlik bilgilerinin sahate olduğun anlaşılmasının güç olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sahte kimlik ile başvuran dava dışı kişinin kimliğinin sahte olup olmadığını internet üzerinden sorgulayabileceği halde davalının bunu yapmadığı, bu nedenle davacı zararından sorumlu olduğu, davacının çeki bizzat keşideciden almaması nedeniyle bu kişinin kim olduğuna ilişkin araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, dolayısı ile davacının müterafik kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 30.000 TL asıl alacak, 49.600 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 79.600,00 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı bankanın çek hesabı açarken gerekli araştırmayı yapmaması sonucu sahte kimlik ile açılan hesaptan keşide edilen çekin karşılıksız çıkması nedeniyle çek hamilinin uğradığı zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, sahte belgeler ile başvuran kişiye çek karnesi verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke ciro yolu ile hamil olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, ciranta hakkında başlatılan takibin de semeresiz kalmış olması karşısında davacının basiretli bir tacir gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken, bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunduğunu göstermektedir.
Bu itibarla, davacıya müterafik kusur verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/571534100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz