Sahtelik iddiası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/7203 E. 2014/381 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahtelik iddiası↗ kar dağıtımı↗ toplantı ve karar nisabı↗ nisap↗ sahte imza↗ karar nisabı↗ sahtelik↗ esas sözleşme↗ yokluk↗ şirket merkezi mahkemesi↗ kar payı↗ sahtecilik↗ olağanüstü genel kurul↗ şikayet↗ tespit davası↗ iptal davası↗ hak düşürücü süre↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ e-defter↗
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'üç aylık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi kök-ek raporlarına göre, davalı şirket defterlerinin incelenmesi sonucu 2007-2008-2009 yıllarına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısının yapıldığı, 07.06.2010 tarihli genel kurulda hissedarlara kar dağıtımı yapılacağına ilişkin karar alınmadığı, 2007 yılında şirketin 10.402,35 TL, 2008 yılında 1.838,12 TL, 2009 yılında 9.687,10 TL zarar ettiği, 2010 yılında 2.052,95 TL zarar ettiği, genel kurullarda kar dağıtımı konusunda bir karar alınmadığından ana sözleşme ve TTK hükümlerine göre davacının kar payı isteminin yerinde olmadığı, alınan kararlarda kanuna, esas sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırılık bulunmadığı; 6762 sayılı TTK'nın 381. maddesine göre; genel kurul kararları aleyhine genel kurul tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla iptal davası açılabileceği, bu düzenlemedeki üç aylık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece resen gözetilmesi gerekeceği, davaya konu genel kurullar 04.05.2010, 07.06.2010 ve 06.07.2010 tarihlerinde yapılmış olduğu, davanın ise 22.07.2011 tarihinde açılmış olduğu, üç aylık hak düşürücü süre fazlası ile geçmiş olduğu; davacı taraf davaya konu genel kurul toplantılarına ortaklardan Asiye ve Atilla katılmadığı halde, katılmış gibi imza atılmak sureti ile toplantı ve karar nisabına uyulmadan kararlar alındığını iddia ederek, kararların yokluğunun tespitini talep etmiş ve yokluğun tespiti davası herhangi bir süreye tabi olmadan açılabilir ise de, dava, hükümsüzlük yönünden incelendiğinde, dava dışı olan Asiye ve Atilla'nın imzalarının kendisine ait olmadığı yönünde bir beyanı bulunmadığı dikkate alındığında davacı tarafın adı geçen şahıslar adına imzaların sahte olduğuna ilişkin iddialarının dinlenmesi mümkün bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemenin davalı şirketin talep edilen dönemlerde kâr elde etmediğine ilişkin gerekçesi alınan bilirkişi raporları karşısında yerinde değil ise de, yerinde olan diğer gerekçeyle kâr payı talebinin reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarının ve aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı anonim şirketin 04.05.2010 tarihli Olağanüstü, 07.06.2010 tarihli Olağan ve 02.07.2010 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantıları ile bu toplantılarda alınan kararların iptali, bir kısmının yok hükmünde olduğunun tespiti ve kâr payı istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı davaya konu genel kurul kararlarının toplantı ve karar nisaplarına uyulmadığından yok hükmünde olduğunu iddia etmiş, mahkemece yerinde bulunan gerekçeyle, yokluk iddiasına dayalı davaların genel kurul iptal davalarının süresine tabi olmadığı belirtilmiştir. Ancak davacı, ortaklardan bir kısmının genel kurul toplantılarına katılmadıkları halde sahte imzalarla katılmış gibi gösterilip, toplantı ve karar nisaplarının oluşturulduğunu iddia etmiş, mahkemece sahtelik iddiası konusunda inceleme yapılmadan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı davalı şirketin ortağı olup, toplantı ve karar nisabının sahtecilik nedeniyle oluşmadığını iddia etmekte hukuki yararı vardır ve davacının bu iddiasının araştırılması gerekir. Ayrıca davacı sahte imzalar nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı şikayet üzerine 2012/154509 Esas numaralı hazırlık evrakının bulunduğunu iddia etmiş olup, bu hazırlık evrakı da getirtilip neticesi değerlendirilmeden, imzaların sahteliği sabit olduğu takdirde toplantı ve karar nisabının sağlanıp sağlanmadığı araştırılmadan, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklar Kurulu Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1742 E. 2022/4350 K.
Ortak:karar nisabı · kar payı · kâr payı
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi kök-ek raporlarına göre, davalı şirket «defterlerinin» incelenmesi sonucu 2007-2008-2009 yıllarına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısının yapıldığı, 07.06.2010 tarihli genel kurulda hissedarlara «kar dağıtımı» yapılacağına ilişkin karar alınmadığı, 2007 yılında şirketin 10.402,35 TL, 2008 yılında 1.838,12 TL, 2009 yılında 9.687,10 TL zarar ettiği, 2010 yılında 2.052,95 TL zarar ettiği, genel kurullarda kar dağıtımı konusunda bir karar alınmadığından ana sözleşme ve TTK hükümlerine göre davacının «kar payı» isteminin yerinde olmadığı, alınan kararlarda kanuna, «esas sözleşmeye» ve iyi niyet kurallarına aykırılık bulunmadığı; 6762 sayılı TTK'nın 381. maddesine göre; genel kurul kararları aleyhine genel kurul tarihinden itibaren üç ay içinde «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla «iptal davası» açılabileceği, bu düzenlemedeki üç aylık süre «hak düşürücü süre» olup, mahkemece resen gözetilmesi gerekeceği, davaya konu genel kurullar 04.05.2010, 07.06.2010 ve 06.07.2010 tarihlerinde yapılmış olduğu, davanın ise 22.07.2011 tarihinde açılmış olduğu, üç aylık hak düşürücü süre fazlası ile geçmiş olduğu; davacı taraf davaya konu genel kurul toplantılarına ortaklardan Asiye ve Atilla katılmadığı halde, katılmış gibi imza atılmak sureti ile toplantı ve karar «nisabına» uyulmadan kararlar alındığını iddia ederek, kararların yokluğunun tespitini talep etmiş ve yokluğun «tespiti davası» herhangi bir süreye tabi olmadan açılabilir ise de, dava, hükümsüzlük yönünden incelendiğinde, dava dışı olan Asiye ve Atilla'nın imzalarının kendisine ait olmadığ …
1- Mahkemenin davalı şirketin talep edilen dönemlerde kâr elde etmediğine ilişkin gerekçesi alınan bilirkişi raporları karşısında yerinde değil ise de, yerinde olan diğer gerekçeyle kâr «payı» talebinin reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarının ve aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı «anonim şirketin» 04.05.2010 tarihli Olağanüstü, 07.06.2010 tarihli Olağan ve 02.07.2010 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantıları ile bu toplantılarda alınan kararların iptali, bir kısmının yok hükmünde olduğunun tespiti ve kâr «payı» istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve mahkemece bozma ilamına uyulması halinde dava dilekçesinde 25/06/2009 tarihli 2009/53 sayılı «ortaklar kurul» toplantısında alınan 2007 yılının «kar payının» sermayeye eklenmesine ilişkin kararın iptalinin talep edildiğinin nazara alınacak olmasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile davalı Şirketin 03/04/2009 tarihli 51 sayılı «ortaklar kurulu» kararı ile 25.06.2009 tarihli 53 sayılı ortaklar kurulu kararının gerekli «nisabı» taşımadığı anlaşıldığından ayrı ayrı yok hükmünde olduğunun tespitine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile davalı Şirketin 03/04/2009 tarihli 51 sayılı «ortaklar kurulu» kararı ile 25.06.2009 tarihli 53 sayılı ortaklar kurulu kararının gerekli «nisabı» taşımadığı anlaşıldığından ayrı ayrı yok hükmünde olduğunun tespitine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve mahkemece bozma ilamına uyulması halinde dava dilekçesinde 25/06/2009 tarihli 2009/53 sayılı «ortaklar kurul» toplantısında alınan 2007 yılının «kar payının» sermayeye eklenmesine ilişkin kararın iptalinin talep edildiğinin nazara alınacak olmasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/969 E. 2018/6441 K.
Ortak:nisap · karar nisabı · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi kök-ek raporlarına göre, davalı şirket «defterlerinin» incelenmesi sonucu 2007-2008-2009 yıllarına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısının yapıldığı, 07.06.2010 tarihli genel kurulda hissedarlara «kar dağıtımı» yapılacağına ilişkin karar alınmadığı, 2007 yılında şirketin 10.402,35 TL, 2008 yılında 1.838,12 TL, 2009 yılında 9.687,10 TL zarar ettiği, 2010 yılında 2.052,95 TL zarar ettiği, genel kurullarda kar dağıtımı konusunda bir karar alınmadığından ana sözleşme ve TTK hükümlerine göre davacının «kar payı» isteminin yerinde olmadığı, alınan kararlarda kanuna, «esas sözleşmeye» ve iyi niyet kurallarına aykırılık bulunmadığı; 6762 sayılı TTK'nın 381. maddesine göre; genel kurul kararları aleyhine genel kurul tarihinden itibaren üç ay içinde «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla «iptal davası» açılabileceği, bu düzenlemedeki üç aylık süre «hak düşürücü süre» olup, mahkemece resen gözetilmesi gerekeceği, davaya konu genel kurullar 04.05.2010, 07.06.2010 ve 06.07.2010 tarihlerinde yapılmış olduğu, davanın ise 22.07.2011 tarihinde açılmış olduğu, üç aylık hak düşürücü süre fazlası ile geçmiş olduğu; davacı taraf davaya konu genel kurul toplantılarına ortaklardan Asiye ve Atilla katılmadığı halde, katılmış gibi imza atılmak sureti ile toplantı ve karar «nisabına» uyulmadan kararlar alındığını iddia ederek, kararların yokluğunun tespitini talep etmiş ve yokluğun «tespiti davası» herhangi bir süreye tabi olmadan açılabilir ise de, dava, hükümsüzlük yönünden incelendiğinde, dava dışı olan Asiye ve Atilla'nın imzalarının kendisine ait olmadığ …
Davacı davaya konu genel kurul kararlarının toplantı ve karar «nisaplarına» uyulmadığından yok hükmünde olduğunu iddia etmiş, mahkemece yerinde bulunan gerekçeyle, «yokluk» iddiasına dayalı davaların genel kurul «iptal davalarının» süresine tabi olmadığı belirtilmiştir.
Ancak davacı, ortaklardan bir kısmının genel kurul toplantılarına katılmadıkları halde sahte imzalarla katılmış gibi gösterilip, toplantı ve karar «nisaplarının» oluşturulduğunu iddia etmiş, mahkemece «sahtelik iddiası» konusunda inceleme yapılmadan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda Dairemizin 22.12.2014 tarihli bozma ilamı gereğince, daha önce mahkeme kararıyla iptal edilmiş genel kurul kararlarının ve pay devirlerinin eldeki «davanın konusu» genel kurul kararlarının toplantı ve karar «nisaplarına» etkisi, şirket «defterleri» ve belgeleri de incelenerek sermaye arttırımı ve davaya konu diğer kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığı hususlarında bilirkişilerden yeniden rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda «dava konusu» toplantıda gerekli toplantı ve karar «nisabının» bulunduğu, alınan ve iptalleri istenen kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «objektif iyiniyet kurallarına» uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 22.12.2014 tarihli bozma kararında, genel kurulda toplantı ve karar «nisaplarının» daha önce mahkemece iptal edilen pay devirleri ve genel kurul kararları dikkate alınarak belirlenmesi ayrıca iptali istenilen kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığının bilirkişi raporu ile tespitine işaret edildiği halde mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususlar incelenmediği gibi mahkeme …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif iyiniyet · iyiniyet kuralı · davanın konusu · genel kurul kararının iptali · iyiniyet · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda «dava konusu» toplantıda gerekli toplantı ve karar «nisabının» bulunduğu, alınan ve iptalleri istenen kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «objektif iyiniyet kurallarına» uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda Dairemizin 22.12.2014 tarihli bozma ilamı gereğince, daha önce mahkeme kararıyla iptal edilmiş genel kurul kararlarının ve pay devirlerinin eldeki «davanın konusu» genel kurul kararlarının toplantı ve karar «nisaplarına» etkisi, şirket «defterleri» ve belgeleri de incelenerek sermaye arttırımı ve davaya konu diğer kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığı hususlarında bilirkişilerden yeniden rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Dairemizin 22.12.2014 tarihli bozma kararında, genel kurulda toplantı ve karar «nisaplarının» daha önce mahkemece iptal edilen pay devirleri ve genel kurul kararları dikkate alınarak belirlenmesi ayrıca iptali istenilen kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığının bilirkişi raporu ile tespitine işaret edildiği halde mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususlar incelenmediği gibi mahkeme …
Dava şirket «genel kurul kararlarının iptaline» ilişkindir.
-
Ortaklar Kurulu Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3070 E. 2013/5891 K.
Ortak:nisap
İncelediğiniz karardaDavacı davaya konu genel kurul kararlarının toplantı ve karar «nisaplarına» uyulmadığından yok hükmünde olduğunu iddia etmiş, mahkemece yerinde bulunan gerekçeyle, «yokluk» iddiasına dayalı davaların genel kurul «iptal davalarının» süresine tabi olmadığı belirtilmiştir.
Ancak davacı, ortaklardan bir kısmının genel kurul toplantılarına katılmadıkları halde sahte imzalarla katılmış gibi gösterilip, toplantı ve karar «nisaplarının» oluşturulduğunu iddia etmiş, mahkemece «sahtelik iddiası» konusunda inceleme yapılmadan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı şirketin «ortaklar kurulu» kararlarının yeterli «nisap» ile alınmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, davalı şirketin «ortaklar kurulu» kararlarının yeterli «nisap» ile alınmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/7203 E. , 2014/381 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 29/01/2013
NUMARASI 2011/506-2013/43
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.01.2013 tarih ve 2011/506-2013/43 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 100 hisse üzerinden 28.125 hisseye sahip ortağı olduğunu, toplantı nisaplarına uyulmadan karar alınan ve toplantıya katılmamış ortaklar yerine sahte imza atılmış olan 04.05.2010 tarihli Olağanüstü, 07.06.2010 tarihli Olağan ve 06.07.2010 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantıları ile bu toplantılarda alınan kararların iptaline, 2007-2008-2009 ve 2010 yıllarına ilişkin yasal defter ve belgelerin bilanço ve muhasebe kayıtlarının birbirine uyumu ile ortaklara dağıtılan karlar ile yapılan giderlerin gerçeği ihtiva edip etmediğinin bilirkişi marifeti ile incelenmesi sureti ile ortaklara dağıtılması gereken gerçek kar payının tespiti ile şimdilik 5.000,00 TL kar payının müvekkiline ödenmesine, yargılama sonuna kadar şirket yönetiminin şirket dışında bir kayyuma devredilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, iptal davasının süresinde açılmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi kök-ek raporlarına göre, davalı şirket defterlerinin incelenmesi sonucu 2007-2008-2009 yıllarına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısının yapıldığı, 07.06.2010 tarihli genel kurulda hissedarlara kar dağıtımı yapılacağına ilişkin karar alınmadığı, 2007 yılında şirketin 10.402,35 TL, 2008 yılında 1.838,12 TL, 2009 yılında 9.687,10 TL zarar ettiği, 2010 yılında 2.052,95 TL zarar ettiği, genel kurullarda kar dağıtımı konusunda bir karar alınmadığından ana sözleşme ve TTK hükümlerine göre davacının kar payı isteminin yerinde olmadığı, alınan kararlarda kanuna, esas sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırılık bulunmadığı;
6762 sayılı TTK'nın 381. maddesine göre; genel kurul kararları aleyhine genel kurul tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla iptal davası açılabileceği, bu düzenlemedeki üç aylık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece resen gözetilmesi gerekeceği, davaya konu genel kurullar 04.05.2010, 07.06.2010 ve 06.07.2010 tarihlerinde yapılmış olduğu, davanın ise 22.07.2011 tarihinde açılmış olduğu, üç aylık hak düşürücü süre fazlası ile geçmiş olduğu; davacı taraf davaya konu genel kurul toplantılarına ortaklardan Asiye ve Atilla katılmadığı halde, katılmış gibi imza atılmak sureti ile toplantı ve karar nisabına uyulmadan kararlar alındığını iddia ederek, kararların yokluğunun tespitini talep etmiş ve yokluğun tespiti davası herhangi bir süreye tabi olmadan açılabilir ise de, dava, hükümsüzlük yönünden incelendiğinde, dava dışı olan Asiye ve Atilla'nın imzalarının kendisine ait olmadığı yönünde bir beyanı bulunmadığı dikkate alındığında davacı tarafın adı geçen şahıslar adına imzaların sahte olduğuna ilişkin iddialarının dinlenmesi mümkün bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemenin davalı şirketin talep edilen dönemlerde kâr elde etmediğine ilişkin gerekçesi alınan bilirkişi raporları karşısında yerinde değil ise de, yerinde olan diğer gerekçeyle kâr payı talebinin reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarının ve aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı anonim şirketin 04.05.2010 tarihli Olağanüstü, 07.06.2010 tarihli Olağan ve 02.07.2010 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantıları ile bu toplantılarda alınan kararların iptali, bir kısmının yok hükmünde olduğunun tespiti ve kâr payı istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı davaya konu genel kurul kararlarının toplantı ve karar nisaplarına uyulmadığından yok hükmünde olduğunu iddia etmiş, mahkemece yerinde bulunan gerekçeyle, yokluk iddiasına dayalı davaların genel kurul iptal davalarının süresine tabi olmadığı belirtilmiştir. Ancak davacı, ortaklardan bir kısmının genel kurul toplantılarına katılmadıkları halde sahte imzalarla katılmış gibi gösterilip, toplantı ve karar nisaplarının oluşturulduğunu iddia etmiş, mahkemece sahtelik iddiası konusunda inceleme yapılmadan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı davalı şirketin ortağı olup, toplantı ve karar nisabının sahtecilik nedeniyle oluşmadığını iddia etmekte hukuki yararı vardır ve davacının bu iddiasının araştırılması gerekir. Ayrıca davacı sahte imzalar nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı şikayet üzerine 2012/154509 Esas numaralı hazırlık evrakının bulunduğunu iddia etmiş olup, bu hazırlık evrakı da getirtilip neticesi değerlendirilmeden, imzaların sahteliği sabit olduğu takdirde toplantı ve karar nisabının sağlanıp sağlanmadığı araştırılmadan, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101778100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz