Marka hükümsüzlüğü | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3975 E. 2024/619 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
el koyma↗ yargılama giderleri↗ ihtiyati tedbir↗ yargılama gideri↗ esastan ret↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/348 E., 2020/147 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin hali hazırda tescilli olan "KOMAŞ+ŞEKİL" markaları olduğunu, Komaş markasının ... süredir müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin 11.05.1996 yılında Antalya Burhanettin Onat Caddesi üzerinde Komaş adı ile mağaza açtığını, açılış öncesi Antalya'da geniş duyurular yapıldığını, açılışa birçok bürokratın katıldığını, Komaş mağazasının giyim, gıda, kozmetik, oyuncak, yiyecek ve içecek olmak üzere geniş bir alanda son satışını yaptığı 06.09.2015 tarihine kadar kesintisiz hizmet verdiğini, Antalya'da ikamet eden vatandaşlarca da çok iyi bilindiğini, davalının müvekkiline ait Komaş isimli mağazada 01.08.2013 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin mağazasının kapanmasından sonra davalının hemen yan binada "Komaş Döner" adı ile dönercilik yapmaya başladığını, davalının müvekkilinin yıllar içerisinde yoğun çaba ile piyasada sevilir, bilinir hale getirdiği markasını birebir içerir nitelikte tescil ettirdiğini, müvekkiline ait Komaş markasının renkleri olan ... ve kırmızı renklerde flama ve brandalar yaptırdığını, davalının müvekkilinin markasının köklü isim ve güvenilirliğini kullanarak haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin markasından ve markasının ününden haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini, bu sebeple davalının kötü niyetli olduğunu, markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, bir markanın tescili için bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinin bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinde ayırt etmeyi sağlamış olması hususunun zorunlu olduğunu, anılan hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer markalarının tescil edilemeyeceğini, bu nedenle markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkiline ait Komaş markasının birçok sınıfta tescilli olduğunu, Türkiye çapında ve yurtdışında birçok sektörde yoğun ve aktif kullanıldığını, müvekkilinin Komaş ibareli markasının iltibas nedeniyle ve davalının markayı tescil ettirmeden önce müvekkili tarafından kullanılıyor olmasından dolayı karıştırılacağını ve markanın kanunun 6/3 maddesine göre hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkilinin telafisi güç zararlara uğramasının engellenmesi amacıyla ve yargılama sürecinde dava konusu markanın üçüncü şahıslara devrinin önlenebilmesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, yapılacak yargılama sonucunda ilgili markanın hükümsüzlüğüne ve resmi marka sicilinden terkinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; işinin dönercilik olduğunu, kendisinin şirket açmadığını, yaptıkları işin ve ticaretin tamamen farklı olduğunu, kötü niyetli olmadığını, kötü niyetli olsa idi zaten davacının markasının tescilli olduğu diğer sınıflarda da başvuruda bulunabilecek olduğunu, ancak bulunmadığını, kendisinin davacı tarafın mağazasında çalışmasının işletmeye isim koyma hakkına engel olamayacağını, sattığı ürünün isimle değil ustalıkla tanındığını, piyasada döner ustası olarak bilindiğini, yapılan işlerin tamamen farklı olduğunu, davacının Antalya'da herhangi bir işletmesinin olmadığını, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi gerektiğini, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalıya ait marka ile davacının kullandığı markanın fonetik ve görsel olarak aynı nitelikte olduğu, ayrıca davalının davacı tarafından Antalya'da açılan aynı isimle işletilen mağazada kafeterya bölümünde çalıştığı, mevcut hal itibariyle söz konusu markayı kullanmasının ve adına tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğu hususu değerlendirilmek suretiyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun uzman olmayan bir bilirkişiden alınmış ve olaya açıklık getirmeyen bir rapor olması nedeni ile kabul edilemez ve yetersiz olduğunu, müvekkilinin, davacı şirketin yanında önce mağaza bölümünde işe başlamış daha sonra mağazanın yan bölümünde kurulan ve Karınca kafeterya adıyla faaliyete başlayan lokantada çok ... süre döner ustası olarak çalıştığını, müvekkilinin hazırlamış olduğu dönerin bu süre içerisinde bölge halkı arasında meşhur olmuş ve adeta müvekkil ile özdeşleştiğini, önceleri KOMAŞ markası bölge halkı açısından yalnızca bir market adı olarak hafızalara girmişken müvekkilimin döner ustası olarak çalışmaya başladığı andan itibaren KOMAŞ markası market ile beraber dönerci olarak ve müvekkili ile anılmaya başlandığını, davacı şirketin hiç bir zaman KOMAŞ markasını yeme içme sektöründe kullanmadığını, daha sonra davacı şirketin bölgedeki faaliyetini sonlandırma kararı aldığını, müvekkilinin de bu süreçten sonra bölgede faaliyetine devam ettirmek istemiş ve bölge halkındaki bilinirliğine güvenerek '... USTA KOMAŞ DÖNER' adı altında işletmesini kurduğunu, davacının marka tescil başvurusuna itiraz etmediğini, davalı markası ile davacı markaları arasında şekil benzerliği haricinde bir benzerlik bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4269 E. 2022/7939 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… geniş duyurular yapıldığını, açılışa birçok bürokratın katıldığını, Komaş mağazasının giyim, gıda, kozmetik, oyuncak, yiyecek ve içecek olmak üzere geniş bir alanda «son» satışını yaptığı 06.09.2015 tarihine kadar kesintisiz hizmet verdiğini, Antalya'da ikamet eden vatandaşlarca da çok iyi bilindiğini, davalının müvekkiline ait Komaş isimli mağazada 01.08.2013 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin mağazasının kapanmasından sonra davalının hemen yan binada "Komaş Döner" adı ile dönercilik yapmaya başladığını, davalının müvekkilinin yıllar içerisinde yoğun çaba ile piyasada sevilir, bilinir hale getirdiği markasını birebir içerir nitelikte tescil ettirdiğini, müvekkiline ait Komaş markasının renkleri olan ... ve kırmızı renklerde flama ve brandalar yaptırdığını, davalının müvekkilinin markasının köklü isim ve güvenilirliğini kullanarak haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin markasından ve markasının ününden haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini, bu sebeple davalının kötü niyetli olduğunu, markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, bir markanın tescili için bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinin bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinde ayırt etmeyi sağlamış olması hususunun zorunlu olduğunu, anılan hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer markalarının tescil edilemeyeceğini, bu nedenle markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkiline ait Komaş markasının birçok sınıfta tescilli olduğunu, Türkiye çapında ve yurtdışında birçok sektörde yoğun ve aktif kullanıldığını, müvekkilinin Komaş ibareli markasının «iltibas» nedeniyle ve davalının markayı tescil ettirmeden önce müvekkili tarafından kullanılıyor olmasından dolayı karıştırılacağını ve markanın kanunun 6/3 maddesine göre hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkilinin telafisi güç zararlara uğramasının engellenmesi amacıyla ve yargılama sürecinde dava konusu markanın üçüncü şahıslara devrinin önlenebilmesi adına «ihtiyati tedbir» kararı verilmesi gerektiğini, yapılacak yargılama sonucunda ilgili markanın hükümsüzlüğüne ve resmi marka sicilinden terkinine, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… u markalar ile "UDI" asıl unsurlu dava konusu marka başvurusu arasında, tescili talep edilen 43. sınıf hizmetler bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca «iltibas» tehlikesinin olduğu, dava konusu 43. sınıf hizmetler, davacının "UD" asıl unsurları markaları kapsamında aynen yer aldığından mahkemece görüşüne başvurulan bilirki …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · iptal davası · terkin · kötüniyet · ayırt edicilik · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… rkalarında ortak olarak geçen “döner, dönerci, köfte, ızgara, iskender” gibi kelimelerin 43.sınıf yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tanımlayıcı olduğu ve «ayırt ediciliğinin» düşük bulunduğu, taraf markalarındaki esas unsurun davalı markasında “UDI”, davacı markalarında ise “UD” olduğu, davacı markasının esas unsuruna eklenen “I” harfi ile başvuru markasının ayırt edici hale gelmediği, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde anlamsal, görsel ve işitsel olarak birbirinin aynı/benzeri veya devamı olduğu intibaı uyandırdığından davalı başvurusu ile davacı markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olduğu, davacı tarafından tanınmışlığa ilişkin deliller sunulmadığı gibi, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği gerekçesi 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirketin «kötüniyetli» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK'nın 2018-M-7117 sayılı kararının «iptaline, dava» konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüyle; YİDK kararının iptaline ve dava konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Izgara” kelimeleri ile bu kelimelerin baş harfleri olan "UDI" kısaltmasından oluştuğu ve bu kısaltmaların tek başına sahiplerine üstün hak sağlayacak niteliklerinin bulunmadığı gözetilerek mahkemece YİDK kararının «iptali davası» yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış hükmün temyiz eden davalı kurum yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4417 E. 2024/2102 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… geniş duyurular yapıldığını, açılışa birçok bürokratın katıldığını, Komaş mağazasının giyim, gıda, kozmetik, oyuncak, yiyecek ve içecek olmak üzere geniş bir alanda «son» satışını yaptığı 06.09.2015 tarihine kadar kesintisiz hizmet verdiğini, Antalya'da ikamet eden vatandaşlarca da çok iyi bilindiğini, davalının müvekkiline ait Komaş isimli mağazada 01.08.2013 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin mağazasının kapanmasından sonra davalının hemen yan binada "Komaş Döner" adı ile dönercilik yapmaya başladığını, davalının müvekkilinin yıllar içerisinde yoğun çaba ile piyasada sevilir, bilinir hale getirdiği markasını birebir içerir nitelikte tescil ettirdiğini, müvekkiline ait Komaş markasının renkleri olan ... ve kırmızı renklerde flama ve brandalar yaptırdığını, davalının müvekkilinin markasının köklü isim ve güvenilirliğini kullanarak haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin markasından ve markasının ününden haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini, bu sebeple davalının kötü niyetli olduğunu, markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, bir markanın tescili için bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinin bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinde ayırt etmeyi sağlamış olması hususunun zorunlu olduğunu, anılan hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer markalarının tescil edilemeyeceğini, bu nedenle markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkiline ait Komaş markasının birçok sınıfta tescilli olduğunu, Türkiye çapında ve yurtdışında birçok sektörde yoğun ve aktif kullanıldığını, müvekkilinin Komaş ibareli markasının «iltibas» nedeniyle ve davalının markayı tescil ettirmeden önce müvekkili tarafından kullanılıyor olmasından dolayı karıştırılacağını ve markanın kanunun 6/3 maddesine göre hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkilinin telafisi güç zararlara uğramasının engellenmesi amacıyla ve yargılama sürecinde dava konusu markanın üçüncü şahıslara devrinin önlenebilmesi adına «ihtiyati tedbir» kararı verilmesi gerektiğini, yapılacak yargılama sonucunda ilgili markanın hükümsüzlüğüne ve resmi marka sicilinden terkinine, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… vurusuna yaptıkları itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin markalarının tanınmış olup, dava konusu markanın müvekkili markaları ile «iltibas» yaratacak derece benzer olduğunu, YİDK kararında dava konusu markanın asli unsuru "UDI" olarak belirlenmesine rağmen müvekkilinin markalarında asli unsur olan "UD" …
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markalarının benzer olmadığını, «iltibas» tehlikesinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… konusu marka başvurusu arasında, tescili talep edilen 43. sınıf hizmetler bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca «iltibas» tehlikesinin olduğu, dava konusu 43. sınıf hizmetler, davacının "UD" asıl unsurları markaları kapsamında aynen yer aldığından Mahkemece görüşüne başvurulan bilirki …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · eş rızası · kazanılmış hak · iptal davası · kötü niyet · terkin · ayırt edicilik · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2019 tarih ve 2018/405 E., 2019/300 K. sayılı kararıyla; davanın kabulü ile TÜRKPATENT YİDK'nın 2018-M-7117 sayılı kararının «iptaline, dava» konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
CEVAP 1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; markalarda ortak olarak yer alan "usta" ve "döner" ibarelerinin 43. sınıfta yer alan hizmetler bakımından «ayırt ediciliğinin» bulunmadığını, "usta dönerci+şekil" ibaresinden oluşan davacı markasının ayırt ediciliği düşük, zayıf marka olduğunu, zayıf ibareleri marka olarak tescil ettirenlerin, benzer markaların kullanımına «rıza» göstermek mecburiyetleri bulunduğunu, davacının tanınmışlığı ve davalının «kötü niyetinin» ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Izgara” kelimeleri ile bu kelimelerin baş harfleri olan "UDI" kısaltmasından oluştuğu ve bu kısaltmaların tek başına sahiplerine üstün hak sağlayacak niteliklerinin bulunmadığı gözetilerek Mahkemece YİDK kararının «iptali davası» yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; UD ibaresinin Usta Dönerci'den yaratılmış olması, UD ibaresinin tek başına değersizleştirilmesine sebep olmayacağını, UD ve UDI iarelerinin «ayırt ediciliği» olmadığı, üzerinde hak tesis edilemeyeceği gerekçesi de kabul edilecek olur ise; Yüksek Mahkemenin daha önce verdiği kararlar ile çelişkiye düştüğünü belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7783 E. 2016/2619 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… geniş duyurular yapıldığını, açılışa birçok bürokratın katıldığını, Komaş mağazasının giyim, gıda, kozmetik, oyuncak, yiyecek ve içecek olmak üzere geniş bir alanda «son» satışını yaptığı 06.09.2015 tarihine kadar kesintisiz hizmet verdiğini, Antalya'da ikamet eden vatandaşlarca da çok iyi bilindiğini, davalının müvekkiline ait Komaş isimli mağazada 01.08.2013 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin mağazasının kapanmasından sonra davalının hemen yan binada "Komaş Döner" adı ile dönercilik yapmaya başladığını, davalının müvekkilinin yıllar içerisinde yoğun çaba ile piyasada sevilir, bilinir hale getirdiği markasını birebir içerir nitelikte tescil ettirdiğini, müvekkiline ait Komaş markasının renkleri olan ... ve kırmızı renklerde flama ve brandalar yaptırdığını, davalının müvekkilinin markasının köklü isim ve güvenilirliğini kullanarak haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin markasından ve markasının ününden haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini, bu sebeple davalının kötü niyetli olduğunu, markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, bir markanın tescili için bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinin bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinde ayırt etmeyi sağlamış olması hususunun zorunlu olduğunu, anılan hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer markalarının tescil edilemeyeceğini, bu nedenle markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkiline ait Komaş markasının birçok sınıfta tescilli olduğunu, Türkiye çapında ve yurtdışında birçok sektörde yoğun ve aktif kullanıldığını, müvekkilinin Komaş ibareli markasının «iltibas» nedeniyle ve davalının markayı tescil ettirmeden önce müvekkili tarafından kullanılıyor olmasından dolayı karıştırılacağını ve markanın kanunun 6/3 maddesine göre hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkilinin telafisi güç zararlara uğramasının engellenmesi amacıyla ve yargılama sürecinde dava konusu markanın üçüncü şahıslara devrinin önlenebilmesi adına «ihtiyati tedbir» kararı verilmesi gerektiğini, yapılacak yargılama sonucunda ilgili markanın hükümsüzlüğüne ve resmi marka sicilinden terkinine, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaDÖNER'' ibareli markaların resmi marka bülteninde yayın ve marka siciline tescil tarihleri, dava tarihi olan 08.05.2013 tarihinden sonra olup, 556 sayılı KHK'nın 9/«son» maddesi hükmü gereğince, markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayın tarihi itibarıyla hüküm ifade eder ve marka tescil başvurusunun bültende yayınlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin «ilan» edilmesi halinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, «tazminat davası» açmaya yetkilidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · marka hakkına tecavüz · maddi ve manevi tazminat · dosya masrafı · maddi tazminat · ilan
Benzer bu karardaDÖNER ibareli kullanımının «marka hakkına tecavüz» olduğunun tespiti ve menine, tecavüze konu kullanıma yönelik el konulan .. ibareli poşet, ıslak mendil, kartvizit ve tanıtım evrakının «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle imhasına, ..
DÖNER ibareli marka kullanımına yönelik tabelanın .. ibaresi silinmek suretiyle tecavüzün giderilmesine, 10.000 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, «maddi tazminat» talebin reddine karar verilmiştir.
1) Dava, «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve «maddi, manevi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
DÖNER'' ibareli markaların resmi marka bülteninde yayın ve marka siciline tescil tarihleri, dava tarihi olan 08.05.2013 tarihinden sonra olup, 556 sayılı KHK'nın 9/«son» maddesi hükmü gereğince, markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayın tarihi itibarıyla hüküm ifade eder ve marka tescil başvurusunun bültende yayınlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin «ilan» edilmesi halinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, «tazminat davası» açmaya yetkilidir.
2 benzer karar daha
-
Markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4291 E. 2024/865 K.
Ortak:yargılama gideri · iltibas
İncelediğiniz kararda… geniş duyurular yapıldığını, açılışa birçok bürokratın katıldığını, Komaş mağazasının giyim, gıda, kozmetik, oyuncak, yiyecek ve içecek olmak üzere geniş bir alanda «son» satışını yaptığı 06.09.2015 tarihine kadar kesintisiz hizmet verdiğini, Antalya'da ikamet eden vatandaşlarca da çok iyi bilindiğini, davalının müvekkiline ait Komaş isimli mağazada 01.08.2013 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin mağazasının kapanmasından sonra davalının hemen yan binada "Komaş Döner" adı ile dönercilik yapmaya başladığını, davalının müvekkilinin yıllar içerisinde yoğun çaba ile piyasada sevilir, bilinir hale getirdiği markasını birebir içerir nitelikte tescil ettirdiğini, müvekkiline ait Komaş markasının renkleri olan ... ve kırmızı renklerde flama ve brandalar yaptırdığını, davalının müvekkilinin markasının köklü isim ve güvenilirliğini kullanarak haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin markasından ve markasının ününden haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini, bu sebeple davalının kötü niyetli olduğunu, markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, bir markanın tescili için bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinin bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinde ayırt etmeyi sağlamış olması hususunun zorunlu olduğunu, anılan hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer markalarının tescil edilemeyeceğini, bu nedenle markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkiline ait Komaş markasının birçok sınıfta tescilli olduğunu, Türkiye çapında ve yurtdışında birçok sektörde yoğun ve aktif kullanıldığını, müvekkilinin Komaş ibareli markasının «iltibas» nedeniyle ve davalının markayı tescil ettirmeden önce müvekkili tarafından kullanılıyor olmasından dolayı karıştırılacağını ve markanın kanunun 6/3 maddesine göre hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkilinin telafisi güç zararlara uğramasının engellenmesi amacıyla ve yargılama sürecinde dava konusu markanın üçüncü şahıslara devrinin önlenebilmesi adına «ihtiyati tedbir» kararı verilmesi gerektiğini, yapılacak yargılama sonucunda ilgili markanın hükümsüzlüğüne ve resmi marka sicilinden terkinine, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… kasının tescilli olduğu diğer sınıflarda da başvuruda bulunabilecek olduğunu, ancak bulunmadığını, kendisinin davacı tarafın mağazasında çalışmasının işletmeye isim «koyma» hakkına engel olamayacağını, sattığı ürünün isimle değil ustalıkla tanındığını, piyasada döner ustası olarak bilindiğini, yapılan işlerin tamamen farklı olduğunu, davacının Antalya'da herhangi bir işletmesinin olmadığını, «ihtiyati tedbir» kararı verilmemesi gerektiğini, davanın reddine, «yargılama gideri» ve «vekalet ücretinin» de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaUSTA" markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ... ..." markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, ayrıca itibar «kaybına» uğradığını, bu sebeplerle davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «kesin» hüküm itirazlarının hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, ‘zayıf marka’ hususunun, daha önce yapılan yargılama sürecinde oldukça kapsamlı bir şekilde incelendiğini ve davacının markasının nitelik itibarıyla «ayırt ediciliği» düşük unsurlardan oluşması «sebebi» ile ancak çok sınırlı bir korumadan yararlanabilecek olduğunun karar metninde ifade edildiğini, yerel mahkeme nezdinde davacının markasının hangi sebepler ile zayıf marka statüsüne girdiği ve hangi gerekçeler ile tam bir korumadan yararlanmasının mümkün olmadığına ilişkin açıklama yapmış olmalarına rağmen bu hususların hiçbir şekilde değerlendirme konusu yapılmadığını, müvekkilin dava konusu markayı kullanımının ‘«haksız rekabet»’ çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin bu yönden de ... olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın ‘’Dönerci ... ...’’ markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil aleyhinde haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerek usul ve yasaya gerek ise «hakkaniyete» aykırı olduğunu, belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanına tecavüz · basiretli tacir · hakkaniyet · derdestlik · dürüstlük kuralı · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · kâr kaybı
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,«kesin» hüküm itirazında bulunulan davanın davalısının aynı olmadığı, dava konusunun marka hükümsüzlüğü ile ... adının markaya ve «ticaret unvanına tecavüz» teşkil etmesi sebebiyle ... adının kullanılmasının önlenmesine ilişkin olduğu, bu davada ise, davalının Dönerci ... ... ibaresini marka olarak kullanmasının davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ... etmediğinin tespitinin ve önlenmesinin talep edildiği, yani dava konusunun ve davalı tarafın farklı olduğu anlaşılmakla kesin hüküm itirazının reddine isabetli olarak karar verildiği, markaların hitap ettiği «ortalama tüketici» kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu tespit …
USTA" markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ... ..." markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, ayrıca itibar «kaybına» uğradığını, bu sebeplerle davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun …
Şti. adına 2011/14758 sayı ile tescilli olduğunu, davalının bu markayı adı geçen şirket ile imzaladığı marka kullanım sözleşmesine binaen kullandığını, «husumetin» davalıya değil, marka sahibine yöneltilmesi gerektiğini, davacının bu davayı ikame etmeden önce marka sahibi şirket aleyhine dava açtığını, bu davanın da «derdestlik» sebebiyle reddi gerektiğini, hukuken var olan bir hakkın fiilen kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceğini ve «marka hakkına tecavüzden» söz edilemeyeceğini, davalının "DÖNERCİ ... ..." markasını kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 12 n …
… kelimesinin (zanaatini gereği gibi öğrenmiş, işinin ehli kimse) ve ... (eğitim görmüş, sözü geçen, görgülü kimse) anlamında kullanıldığının, markaların hitap ettiği «ortalama tüketici» kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunun tespit edildiği, davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini yiyecek ve içecek sağlanması hizmetinde kullandığı anlaşılmakla bu kullanımın davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ... maddesinin birinci fıkrası gereğince davalının «basiretli tacir» olarak, «dürüstlük kuralına» uygun olarak, ticari faaliyette bulunurken, başkasının faaliyetleri, işleri ve iş ürünleri ile karıştırılmaması için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğundan ancak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığından, davalının eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Marka hakkına tecavüzün tespiti | Haksız rekabetin tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4491 E. 2024/1407 K.
Ortak:vekalet ücreti · iltibas
İncelediğiniz kararda… geniş duyurular yapıldığını, açılışa birçok bürokratın katıldığını, Komaş mağazasının giyim, gıda, kozmetik, oyuncak, yiyecek ve içecek olmak üzere geniş bir alanda «son» satışını yaptığı 06.09.2015 tarihine kadar kesintisiz hizmet verdiğini, Antalya'da ikamet eden vatandaşlarca da çok iyi bilindiğini, davalının müvekkiline ait Komaş isimli mağazada 01.08.2013 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin mağazasının kapanmasından sonra davalının hemen yan binada "Komaş Döner" adı ile dönercilik yapmaya başladığını, davalının müvekkilinin yıllar içerisinde yoğun çaba ile piyasada sevilir, bilinir hale getirdiği markasını birebir içerir nitelikte tescil ettirdiğini, müvekkiline ait Komaş markasının renkleri olan ... ve kırmızı renklerde flama ve brandalar yaptırdığını, davalının müvekkilinin markasının köklü isim ve güvenilirliğini kullanarak haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin markasından ve markasının ününden haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini, bu sebeple davalının kötü niyetli olduğunu, markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, bir markanın tescili için bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinin bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinde ayırt etmeyi sağlamış olması hususunun zorunlu olduğunu, anılan hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer markalarının tescil edilemeyeceğini, bu nedenle markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkiline ait Komaş markasının birçok sınıfta tescilli olduğunu, Türkiye çapında ve yurtdışında birçok sektörde yoğun ve aktif kullanıldığını, müvekkilinin Komaş ibareli markasının «iltibas» nedeniyle ve davalının markayı tescil ettirmeden önce müvekkili tarafından kullanılıyor olmasından dolayı karıştırılacağını ve markanın kanunun 6/3 maddesine göre hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkilinin telafisi güç zararlara uğramasının engellenmesi amacıyla ve yargılama sürecinde dava konusu markanın üçüncü şahıslara devrinin önlenebilmesi adına «ihtiyati tedbir» kararı verilmesi gerektiğini, yapılacak yargılama sonucunda ilgili markanın hükümsüzlüğüne ve resmi marka sicilinden terkinine, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… kasının tescilli olduğu diğer sınıflarda da başvuruda bulunabilecek olduğunu, ancak bulunmadığını, kendisinin davacı tarafın mağazasında çalışmasının işletmeye isim «koyma» hakkına engel olamayacağını, sattığı ürünün isimle değil ustalıkla tanındığını, piyasada döner ustası olarak bilindiğini, yapılan işlerin tamamen farklı olduğunu, davacının Antalya'da herhangi bir işletmesinin olmadığını, «ihtiyati tedbir» kararı verilmemesi gerektiğini, davanın reddine, «yargılama gideri» ve «vekalet ücretinin» de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… TENT) nezdinde 2004/38092, 2010/04654, 2011/20933, 2012/91501, 2012/91631 ve 2016/07054 numaraları ile tescilli olduğunu, "DÖNERCİ ALİ USTA" ibaresinin müvekkilinin «ticaret unvanı» olarak 03.08.2005 tarihinden bu yana tescilli bulunduğunu, davalının kötü niyetle hareket ederek davacı markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" markasını tescilsiz şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde müvekkilinin maddi ve manevi zarar gördüğünü, itibar «kaybına» uğradığını ileri sürerek davalının "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespi …
… i, huzurdaki dosyada ise, davalının "Dönerci Ali Efendi" ibaresi ile ilgili olarak; işletme adının davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının markalarının «ortalama tüketici» kitlesine hitap ettiği, ortalama tüketici kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma ya da birbirleri ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varıldığını, aynı markanın farklı kombinasyonlarda kullanma hakkını yalnızca markanın tescilli sahibine bahşedip, marka sahibi ile akdedilmiş hukuka uygun lisans kullanım anlaşması çerçevesinde bu markayı kullanmakta olan müvekkiline karşı farklı bir tutum benimsenmiş olmasının çelişkili olduğunu, marka lisans sözleşmelerinde Mali Gıda’nın şubesi olarak faaliyet gösteren işletmeler ile bilhassa 30 ve 35 inci sınıf faaliyet alanına «dahil» olacak biçimde satış odaklı sözleşmesel ilişki kurulduğunu, restorancılık faaliyetinin «münhasır» olarak Mali Gıda üzerinde bırakıldığını, bu nedenle Mali Gıda’ya ait 2011/14758 sayılı ‘’Dönerci Ali Efendi’’ markasının 43 üncü sınıfta tescili bulunmaması nedeniyle adı geçen işletmelerin marka lisans sözleşmesine dayalı kullanım hakkına dayanamayacağı yönündeki iddianın hukuki dayanağı olmadığını, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varılmış ise de daha önce görülen 2016/108 E. sayılı dosyaya sunulan raporda "Dönercilik ile uğraşanların ‘dönerci’ ibaresini kullanmalarının engellenemeyeceği, ‘’Dönerci Ali Usta’’ ve ‘’Dönerci Ali Efendi’’ markalarındaki asli ve ayırt edici unsurun, ‘dönerci’ değil de ‘Ali Usta’ ve ‘Ali Efendi’ ibareleri oluşu, davalının döner restorancılığı faaliyetinde kullanabileceği 43 üncü sınıfta tescilli ‘Ali Efendi’ markasının bulunması nedeniyle davalının ilgili markayı kullanım şeklinin haksız rekabet teşkil etmediğinin belirtildiğini, davalının "Dönerci Ali Efendi’’ markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret oluduğunu, bu faaliyetler de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30 ve 35 inci sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, 43 üncü sınıf faaliyet alanına girmediğini, davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafından "Ali Efendi Döner" ve "Ali Efendi" markalarının iptali için açılan hukuk davasının aleyhine sonuçlandığını, Kartal Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2010/450 E. ve 2011/357 E. sayılı ceza davalarının da beraat hükmü ile sonuçlandığından, davalı açısından ceza hukuku anlamında suç teşkil eden, borçlar hukuku anlamında «haksız fiil» ya da «kusur» teşkil eden bir eylemin mevcut olmadığının sabit olduğundan, haksız rekabetin varlığına gerekçe olarak gösterilecek bir kusurun varlığından bahsedilemeyeceğini, müvekkiline isnat edilebilecek herhangi bir kusurun mevcut olmadığını, dava dışı Mali Gıda ve sözleşme ile lisans kullanım hakkını devretmiş olduğu şirketlerin kullanımında olan "ALİ EFENDİ DÖNER" ve "ALİ EFENDİ" ve "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" tescilli markalarının davacının markası olan "DAU DÖNERCİ ALİ USTA" ve "DÖNERCİ ALİ USTA" markaları ile görünüm ve kişiler üzerinde bıraktığı etki bakımından hiçbir benzerlik taşımadığını, müvekkil aleyhinde haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesinin usul ve yasaya «hakkaniyete» aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… 58 tescil numaralı markaya ilişkin olduğu, 556 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesi uyarınca, markayı tescilli olduğu sınıfta ve tescilli olduğu şekli ile kullanma yetkisi «münhasıran» marka hakkı sahibine ait olduğu, bu hakkı marka hakkı sahibinden devir alan 3 üncü kişi devir aldığı hak ile sınırlı olarak kullanabileceği, 43 üncü sınıfta 2008/24125 tescil numarası ile "ALİ EFENDİ" markasının Mali Gıda adına tescilli olması sebebiyle marka sahibi olarak, markasının çeşitli versiyonlarını kullanması yasadan kaynaklandığı, davacı marka sahibi olmadığı için sadece lisans sözleşmesine dayanabileceği, 11.12.2014 tarihli marka kullanım hakkı sözleşmesinde "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" markasının kullanım hakkının verildiği, açıkça 43 üncü sınıfta 2008/24125 tescil numarası ile Mali Gıda adına tescilli "ALİ EFENDİ" markasının kullanım hakkı verilmediği, davalı vekilinin de 43 üncü sınıfta kullanım hakkının dava dışı Mali Gıda üzerinde bırakıldığını «ikrar» ettiği dosya kapsamı ile sabit olduğu, lisans sözleşmesinde tanınmayan bir hakkın davalı tarafça kullanılması mümkün olmadığından, davalının kullanma hakkını devraldığı marka 2011/14758 sayılı ve yalnızca 30 ve 35 inci sınıflarda tescilli olup “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”ni içeren 43 üncü sınıfı kapsamadığından, davalının markayı 43 üncü sınıfta kullanma ve markanın farklı versiyonlarını kullanma hakkı bulunmadığı, davacı tarafın her biri ayrı bir dava konusu olabilecek taleplerini tek bir dava içinde talep etmiş olmasıdava yığılması niteliğinde olup, kabul edilen isteklerin her biri için davacı yararına ayrı ayrı «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerektitiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · münhasırlık · basiretli tacir · ikrar · hakkaniyet · derdestlik · dürüstlük kuralı · ticaret unvanı
Benzer bu kararda… 58 tescil numaralı markaya ilişkin olduğu, 556 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesi uyarınca, markayı tescilli olduğu sınıfta ve tescilli olduğu şekli ile kullanma yetkisi «münhasıran» marka hakkı sahibine ait olduğu, bu hakkı marka hakkı sahibinden devir alan 3 üncü kişi devir aldığı hak ile sınırlı olarak kullanabileceği, 43 üncü sınıfta 2008/24125 tescil numarası ile "ALİ EFENDİ" markasının Mali Gıda adına tescilli olması sebebiyle marka sahibi olarak, markasının çeşitli versiyonlarını kullanması yasadan kaynaklandığı, davacı marka sahibi olmadığı için sadece lisans sözleşmesine dayanabileceği, 11.12.2014 tarihli marka kullanım hakkı sözleşmesinde "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" markasının kullanım hakkının verildiği, açıkça 43 üncü sınıfta 2008/24125 tescil numarası ile Mali Gıda adına tescilli "ALİ EFENDİ" markasının kullanım hakkı verilmediği, davalı vekilinin de 43 üncü sınıfta kullanım hakkının dava dışı Mali Gıda üzerinde bırakıldığını «ikrar» ettiği dosya kapsamı ile sabit olduğu, lisans sözleşmesinde tanınmayan bir hakkın davalı tarafça kullanılması mümkün olmadığından, davalının kullanma hakkını devraldığı marka 2011/14758 sayılı ve yalnızca 30 ve 35 inci sınıflarda tescilli olup “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”ni içeren 43 üncü sınıfı kapsamadığından, davalının markayı 43 üncü sınıfta kullanma ve markanın farklı versiyonlarını kullanma hakkı bulunmadığı, davacı tarafın her biri ayrı bir dava konusu olabilecek taleplerini tek bir dava içinde talep etmiş olmasıdava yığılması niteliğinde olup, kabul edilen isteklerin her biri için davacı yararına ayrı ayrı «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerektitiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… avüz teşkil ettiği tespit edildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendi gereğince davalının «basiretli tacir» olarak, «dürüstlük kuralına» uygun olarak, ticari faaliyette bulunurken, başkasının faaliyetleri, işleri ve iş ürünleri ile karıştırılmaması için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğundan, ancak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığından, davalının eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının kullanımının «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, markaya tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, hüküm özetinin «ilanına» karar verilmiştir.
… i, huzurdaki dosyada ise, davalının "Dönerci Ali Efendi" ibaresi ile ilgili olarak; işletme adının davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının markalarının «ortalama tüketici» kitlesine hitap ettiği, ortalama tüketici kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma ya da birbirleri ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varıldığını, aynı markanın farklı kombinasyonlarda kullanma hakkını yalnızca markanın tescilli sahibine bahşedip, marka sahibi ile akdedilmiş hukuka uygun lisans kullanım anlaşması çerçevesinde bu markayı kullanmakta olan müvekkiline karşı farklı bir tutum benimsenmiş olmasının çelişkili olduğunu, marka lisans sözleşmelerinde Mali Gıda’nın şubesi olarak faaliyet gösteren işletmeler ile bilhassa 30 ve 35 inci sınıf faaliyet alanına «dahil» olacak biçimde satış odaklı sözleşmesel ilişki kurulduğunu, restorancılık faaliyetinin «münhasır» olarak Mali Gıda üzerinde bırakıldığını, bu nedenle Mali Gıda’ya ait 2011/14758 sayılı ‘’Dönerci Ali Efendi’’ markasının 43 üncü sınıfta tescili bulunmaması nedeniyle adı geçen işletmelerin marka lisans sözleşmesine dayalı kullanım hakkına dayanamayacağı yönündeki iddianın hukuki dayanağı olmadığını, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varılmış ise de daha önce görülen 2016/108 E. sayılı dosyaya sunulan raporda "Dönercilik ile uğraşanların ‘dönerci’ ibaresini kullanmalarının engellenemeyeceği, ‘’Dönerci Ali Usta’’ ve ‘’Dönerci Ali Efendi’’ markalarındaki asli ve ayırt edici unsurun, ‘dönerci’ değil de ‘Ali Usta’ ve ‘Ali Efendi’ ibareleri oluşu, davalının döner restorancılığı faaliyetinde kullanabileceği 43 üncü sınıfta tescilli ‘Ali Efendi’ markasının bulunması nedeniyle davalının ilgili markayı kullanım şeklinin haksız rekabet teşkil etmediğinin belirtildiğini, davalının "Dönerci Ali Efendi’’ markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret oluduğunu, bu faaliyetler de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30 ve 35 inci sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, 43 üncü sınıf faaliyet alanına girmediğini, davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafından "Ali Efendi Döner" ve "Ali Efendi" markalarının iptali için açılan hukuk davasının aleyhine sonuçlandığını, Kartal Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2010/450 E. ve 2011/357 E. sayılı ceza davalarının da beraat hükmü ile sonuçlandığından, davalı açısından ceza hukuku anlamında suç teşkil eden, borçlar hukuku anlamında «haksız fiil» ya da «kusur» teşkil eden bir eylemin mevcut olmadığının sabit olduğundan, haksız rekabetin varlığına gerekçe olarak gösterilecek bir kusurun varlığından bahsedilemeyeceğini, müvekkiline isnat edilebilecek herhangi bir kusurun mevcut olmadığını, dava dışı Mali Gıda ve sözleşme ile lisans kullanım hakkını devretmiş olduğu şirketlerin kullanımında olan "ALİ EFENDİ DÖNER" ve "ALİ EFENDİ" ve "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" tescilli markalarının davacının markası olan "DAU DÖNERCİ ALİ USTA" ve "DÖNERCİ ALİ USTA" markaları ile görünüm ve kişiler üzerinde bıraktığı etki bakımından hiçbir benzerlik taşımadığını, müvekkil aleyhinde haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesinin usul ve yasaya «hakkaniyete» aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… TENT) nezdinde 2004/38092, 2010/04654, 2011/20933, 2012/91501, 2012/91631 ve 2016/07054 numaraları ile tescilli olduğunu, "DÖNERCİ ALİ USTA" ibaresinin müvekkilinin «ticaret unvanı» olarak 03.08.2005 tarihinden bu yana tescilli bulunduğunu, davalının kötü niyetle hareket ederek davacı markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" markasını tescilsiz şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde müvekkilinin maddi ve manevi zarar gördüğünü, itibar «kaybına» uğradığını ileri sürerek davalının "DÖNERCİ ALİ EFENDİ" ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3975 E. , 2024/619 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1529 Esas 2022/305 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/348 E., 2020/147 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin hali hazırda tescilli olan "KOMAŞ+ŞEKİL" markaları olduğunu, Komaş markasının ... süredir müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin 11.05.1996 yılında Antalya Burhanettin Onat Caddesi üzerinde Komaş adı ile mağaza açtığını, açılış öncesi Antalya'da geniş duyurular yapıldığını, açılışa birçok bürokratın katıldığını, Komaş mağazasının giyim, gıda, kozmetik, oyuncak, yiyecek ve içecek olmak üzere geniş bir alanda son satışını yaptığı 06.09.2015 tarihine kadar kesintisiz hizmet verdiğini, Antalya'da ikamet eden vatandaşlarca da çok iyi bilindiğini, davalının müvekkiline ait Komaş isimli mağazada 01.08.2013 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin mağazasının kapanmasından sonra davalının hemen yan binada "Komaş Döner" adı ile dönercilik yapmaya başladığını, davalının müvekkilinin yıllar içerisinde yoğun çaba ile piyasada sevilir, bilinir hale getirdiği markasını birebir içerir nitelikte tescil ettirdiğini, müvekkiline ait Komaş markasının renkleri olan ...
ve kırmızı renklerde flama ve brandalar yaptırdığını, davalının müvekkilinin markasının köklü isim ve güvenilirliğini kullanarak haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin markasından ve markasının ününden haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini, bu sebeple davalının kötü niyetli olduğunu, markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, bir markanın tescili için bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinin bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinde ayırt etmeyi sağlamış olması hususunun zorunlu olduğunu, anılan hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer markalarının tescil edilemeyeceğini, bu nedenle markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkiline ait Komaş markasının birçok sınıfta tescilli olduğunu, Türkiye çapında ve yurtdışında birçok sektörde yoğun ve aktif kullanıldığını, müvekkilinin Komaş ibareli markasının iltibas nedeniyle ve davalının markayı tescil ettirmeden önce müvekkili tarafından kullanılıyor olmasından dolayı karıştırılacağını ve markanın kanunun 6/3 maddesine göre hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkilinin telafisi güç zararlara uğramasının engellenmesi amacıyla ve yargılama sürecinde dava konusu markanın üçüncü şahıslara devrinin önlenebilmesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, yapılacak yargılama sonucunda ilgili markanın hükümsüzlüğüne ve resmi marka sicilinden terkinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; işinin dönercilik olduğunu, kendisinin şirket açmadığını, yaptıkları işin ve ticaretin tamamen farklı olduğunu, kötü niyetli olmadığını, kötü niyetli olsa idi zaten davacının markasının tescilli olduğu diğer sınıflarda da başvuruda bulunabilecek olduğunu, ancak bulunmadığını, kendisinin davacı tarafın mağazasında çalışmasının işletmeye isim koyma hakkına engel olamayacağını, sattığı ürünün isimle değil ustalıkla tanındığını, piyasada döner ustası olarak bilindiğini, yapılan işlerin tamamen farklı olduğunu, davacının Antalya'da herhangi bir işletmesinin olmadığını, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi gerektiğini, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalıya ait marka ile davacının kullandığı markanın fonetik ve görsel olarak aynı nitelikte olduğu, ayrıca davalının davacı tarafından Antalya'da açılan aynı isimle işletilen mağazada kafeterya bölümünde çalıştığı, mevcut hal itibariyle söz konusu markayı kullanmasının ve adına tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğu hususu değerlendirilmek suretiyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun uzman olmayan bir bilirkişiden alınmış ve olaya açıklık getirmeyen bir rapor olması nedeni ile kabul edilemez ve yetersiz olduğunu, müvekkilinin, davacı şirketin yanında önce mağaza bölümünde işe başlamış daha sonra mağazanın yan bölümünde kurulan ve Karınca kafeterya adıyla faaliyete başlayan lokantada çok ... süre döner ustası olarak çalıştığını, müvekkilinin hazırlamış olduğu dönerin bu süre içerisinde bölge halkı arasında meşhur olmuş ve adeta müvekkil ile özdeşleştiğini, önceleri KOMAŞ markası bölge halkı açısından yalnızca bir market adı olarak hafızalara girmişken müvekkilimin döner ustası olarak çalışmaya başladığı andan itibaren KOMAŞ markası market ile beraber dönerci olarak ve müvekkili ile anılmaya başlandığını, davacı şirketin hiç bir zaman KOMAŞ markasını yeme içme sektöründe kullanmadığını, daha sonra davacı şirketin bölgedeki faaliyetini sonlandırma kararı aldığını, müvekkilinin de bu süreçten sonra bölgede faaliyetine devam ettirmek istemiş ve bölge halkındaki bilinirliğine güvenerek '...
USTA KOMAŞ DÖNER' adı altında işletmesini kurduğunu, davacının marka tescil başvurusuna itiraz etmediğini, davalı markası ile davacı markaları arasında şekil benzerliği haricinde bir benzerlik bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017013600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz