Kasa açığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/2727 E. 2014/9819 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ sermaye taahhüdü↗ zararın ispatı↗ makul süre↗ nispi vekalet ücreti↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ sorumluluk davası↗ tahsilde tekerrür↗ malvarlığına ilişkin dava↗ maktu vekalet ücreti↗ şirket zararı↗ üçüncü kişi↗ tüzel kişilik↗ uyuşmazlık konusu↗ vade↗ anonim şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ teminat↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu yapılan kasa noksanının, davalıların görevli bulundukları dönemde gerçekleştiğinin ispata elverişli herhangi bir belgenin dosyaya ibraz edilemediği, bu konudaki tutanakların yeterli olmadığı, konu ile ilgili davacı şirket denetleme kurulu tarafından şirket genel kuruluna hitaben düzenlenen tutanağın tekbaşına davalıların sorumluluğunun tespite yeterli bir belge olarak kabul edilemeyeceği, sermaye taahhüdü borcu yönünden ise, şirket ana sözleşmesi gereğince şirket ortakları tarafından 01.08.l999 tarihine kadar ödenmesi gereken 375.000,00 TL sermaye taahhüdü borcunun ödenmediğinin sabit olduğu, ancak sermaye taahhüdü borcunun öncelikle bu borcu ödeme yükümlü olan şirket ortaklarından kendi sorumlulukları nispetinde tahsil edilmesi gerektiği, şirketin eski yönetim kurulu üyelerince sermaye taahhüdü borcunun ödenmesi için zamanında herhangi bir çaba gösterilmemiş olması bir ihmal olarak kabul edilecek olsa bile, şirket ortaklarının dava tarihi itibariyle bu borçtan sorumluluklarının devam ettiği, bu alacağın sermaye taahhüdü borcu bulunanlardan tahsil edilmesi gerektiği, tahsilat sağlanamaması halinde o tarihte görev yapan yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan sözedilebileceği, dava tarihi itibariyle bu koşulların gerçekleşmediği, davalılardan K.. U.., M.. U.. ve Bahattin Uzan'ın aynı zamanda sermaye taahhüdü borcu bulunan şirket ortakları olduğunun gözönünde bulundurulması gerektiği, bu davalılar yönünden sorumluluklarının bulunduğu, davalıların bunun dışında yönetim kurulu üyesi veya denetçi sıfatı ile dava tarihi itibariyle sorumlu tutulabilecekleri belirli bir zarar miktarı bulunmadığı gerekçesiyle davalı K.. U.. aleyhindeki davanın 131.250,00 TL üzerinden, M.. U.. aleyhindeki davanın 82.500,00 TL üzerinden,aleyhindeki davanın ise 3.750,00 TL üzerinden kısmen kabulüne, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, kasa açığı zararının ispat edilememesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı yönetici ve denetçilerin görev aldıkları dönemde davacı anonim şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı, tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hüküm doğru değerlendirmeler içermemektedir. Davalıların, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri oldukları, şirketin tüzel kişilik kazanması sonrasında, anasözleşmede ortakların miktarı ve vadesi belirlenen sermaye borçlarının 3/4'nü ödemedikleri, davalıların da ortaklardan tahsili yönünde bir girişimlerinin bulunmadığı, davacının zararının oluştuğunu ileri sürerek işbu davasını açtığı hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Davacı bir anonim şirket olup, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır. Yine anılan Kanunun 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir. Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nın 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır. Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu malvarlığı ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin üçüncü kişiler için bir teminat ve şirketin
mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması üçüncü kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur. Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir. Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi ödenmemesi halinde makul bir süre içinde bu tutarların tahsil edilmemesi yoluna gidilmemesi nedeniyle oluşan zarardan kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır. Anonim şirketin bu şekilde oluşan zararı, en azından ödenmeyen sermaye tutarı kadardır. Şirketin zararının tahsili için öncelikle ortaklara, mümkün olmadığı halde, yönetici ile denetçilere başvurmak zorunluluğu da bulunmamaktadır. Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, birlikte veya ayrı ayrı zararın tazminini talep hakkının varlığı kabul edilmelidir.
Bu durum karşısında, davacı şirketin kuruluş tarihinden dava açıldığı tarihe kadar ortaklarca taahhüt edilen bakiye sermaye borcunun henüz ödenmediği, davalı yöneticilerin de tahsili bakımından hiç bir girişimlerinin olmadığı, davacının ödenmeyen sermaye borcu kadar zararının doğduğu, sermaye taahhüdü bulunan ortaklar dışında, davalı yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin işbu zarardan sorumlululuğunun bulunduğu, davanın yönetim ve denetim kurulu üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davası niteliğinde olduğu dikkate alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, davanın 5411 sayılı Kanun'un 133. maddesi uyarınca işbu davanın kanuni halef sıfatıyla takip edildiği dikkate alınarak, davacı yararına maktu vekalet ücreti tayin edilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücreti tayyin edilmesi de yanlış olmuştur.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17453 E. 2015/4782 K.
Ortak:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · sermaye taahhüdü · yönetim kurulu kararı · taahhütname · ibraz · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu yapılan kasa noksanının, davalıların «görevli» bulundukları dönemde gerçekleştiğinin ispata elverişli herhangi bir belgenin dosyaya «ibraz» edilemediği, bu konudaki tutanakların yeterli olmadığı, konu ile ilgili davacı şirket denetleme kurulu tarafından şirket genel kuruluna hitaben düzenlenen tutanağın tekbaşına davalıların sorumluluğunun tespite yeterli bir belge olarak kabul edilemeyeceği, «sermaye taahhüdü» borcu yönünden ise, şirket ana sözleşmesi gereğince şirket ortakları tarafından 01.08.l999 tarihine kadar ödenmesi gereken 375.000,00 TL sermaye taahhüdü borcunun ödenmediğinin sabit olduğu, ancak sermaye taahhüdü borcunun öncelikle bu borcu ödeme yükümlü olan şirket ortaklarından kendi sorumlulukları nispetinde tahsil edilmesi gerektiği, şirketin eski «yönetim kurulu» üyelerince sermaye taahhüdü borcunun ödenmesi için zamanında herhangi bir çaba gösterilmemiş olması bir ihmal olarak kabul edilecek olsa bile, şirket ortaklarının dava tarihi itibariyle bu borçtan sorumluluklarının devam ettiği, bu alacağın sermaye taahhüdü borcu bulunanlardan tahsil edilmesi gerektiği, tahsilat sağlanamaması halinde o tarihte görev yapan «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» sözedilebileceği, dava tarihi itibariyle bu koşulların gerçekleşmediği, davalılardan K..
U.. ve Bahattin Uzan'ın aynı zamanda «sermaye taahhüdü» borcu bulunan şirket ortakları olduğunun gözönünde bulundurulması gerektiği, bu davalılar yönünden sorumluluklarının bulunduğu, davalıların bunun dışında «yönetim kurulu» üyesi veya denetçi sıfatı ile dava tarihi itibariyle sorumlu tutulabilecekleri belirli bir zarar miktarı bulunmadığı gerekçesiyle davalı K..
Bu durum karşısında, davacı şirketin kuruluş tarihinden dava açıldığı tarihe kadar ortaklarca «taahhüt» edilen bakiye sermaye borcunun henüz ödenmediği, davalı yöneticilerin de tahsili bakımından hiç bir girişimlerinin olmadığı, davacının ödenmeyen sermaye borcu kadar zararının doğduğu, «sermaye taahhüdü» bulunan ortaklar dışında, davalı «yönetim kurulu» üyeleri ile denetçilerin işbu zarardan sorumlululuğunun bulunduğu, davanın yönetim ve denetim kurulu üyeleri aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu dikkate alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, dava konusu yapılan kasa noksanının, davalıların «görevli» bulundukları dönemde gerçekleştiğini ispata elverişli herhangi bir belgenin dosyaya «ibraz» edilemediği, bu konudaki tutanakların yeterli olmadığı, «sermaye taahhüdü» borcu yönünden ise, şirket ana sözleşmesi gereğince şirket ortakları tarafından 01.08.l999 tarihine kadar ödenmesi gereken 375.000 TL sermaye taahhüdü borcunun ödenmediğinin sabit olduğu, ancak sermaye taahhüdü borcunun öncelikle bu borcu ödeme yükümlü olan şirket ortaklarından kendi sorumlulukları nispetinde tahsil edilmesi gerektiği, şirketin eski «yönetim kurulu» üyelerince sermaye taahhüdü borcunun ödenmesi için zamanında herhangi bir çaba gösterilmemiş olması bir ihmal olarak kabul edilecek olsa bile, şirket ortaklarının dava tarihi itibariyle bu borçtan sorumluluklarının devam ettiği, bu alacağın sermaye taahhüdü borcu bulunanlardan tahsil edilmesi gerektiği, tahsilat sağlanamaması halinde o tarihte görev yapan «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» sözedilebileceği, dava tarihi itibariyle bu koşulların gerçekleşmediği, davalılardan ..., ... ve Bahattin n'ın aynı zamanda sermaye taahhüdü borcu bulunan şirket o …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9467 E. 2014/19501 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · şirket zararı · üçüncü kişi · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · taahhütname · vekalet ücreti · teminat
İncelediğiniz karardaBorçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin «üçüncü kişiler» için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması üçüncü kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu yapılan kasa noksanının, davalıların «görevli» bulundukları dönemde gerçekleştiğinin ispata elverişli herhangi bir belgenin dosyaya «ibraz» edilemediği, bu konudaki tutanakların yeterli olmadığı, konu ile ilgili davacı şirket denetleme kurulu tarafından şirket genel kuruluna hitaben düzenlenen tutanağın tekbaşına davalıların sorumluluğunun tespite yeterli bir belge olarak kabul edilemeyeceği, «sermaye taahhüdü» borcu yönünden ise, şirket ana sözleşmesi gereğince şirket ortakları tarafından 01.08.l999 tarihine kadar ödenmesi gereken 375.000,00 TL sermaye taahhüdü borcunun ödenmediğinin sabit olduğu, ancak sermaye taahhüdü borcunun öncelikle bu borcu ödeme yükümlü olan şirket ortaklarından kendi sorumlulukları nispetinde tahsil edilmesi gerektiği, şirketin eski «yönetim kurulu» üyelerince sermaye taahhüdü borcunun ödenmesi için zamanında herhangi bir çaba gösterilmemiş olması bir ihmal olarak kabul edilecek olsa bile, şirket ortaklarının dava tarihi itibariyle bu borçtan sorumluluklarının devam ettiği, bu alacağın sermaye taahhüdü borcu bulunanlardan tahsil edilmesi gerektiği, tahsilat sağlanamaması halinde o tarihte görev yapan «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» sözedilebileceği, dava tarihi itibariyle bu koşulların gerçekleşmediği, davalılardan K..
U.. ve Bahattin Uzan'ın aynı zamanda «sermaye taahhüdü» borcu bulunan şirket ortakları olduğunun gözönünde bulundurulması gerektiği, bu davalılar yönünden sorumluluklarının bulunduğu, davalıların bunun dışında «yönetim kurulu» üyesi veya denetçi sıfatı ile dava tarihi itibariyle sorumlu tutulabilecekleri belirli bir zarar miktarı bulunmadığı gerekçesiyle davalı K..
Benzer bu karardaBorçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin «üçüncü kişiler» için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması, üçüncü kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı «yönetim kurulu» üyelerinin sermaye borcu ve usulsüz para aktarımı toplamı 534.750 TL'yi tazminle yükümlü bulundukları, denetçilerin ise esasen Uzan grubu şirket çalışanları olması ve mevcut deliller çerçevesinde davranışlarının olağan davranış kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle bir sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davalılar K..
2- Ancak dava, davacı «anonim şirketin» eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri bulunan davalılar aleyhine açılmış olan sorumluluk davasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · ıslah · avans faizi
Benzer bu karardaE.. hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 534.750 TL’nin 10.000 TL’sine dava, bakiyesine 20.07.2007 «ıslah» tarihinden itibaren «avans faizi» işletilerek bu davalılardan müteselsilen tahsiline, diğer davalılar yönünden yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı denetim kurulu üyelerinin de sermaye «koyma» borcunu yerine getirmeyen dava dışı ortakların bu fiillerine karşı gerekli yasal yollara başvurmadıklarından ve denetim görevlerini yerine getirmediklerinden, anıl …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6622 E. 2012/14878 K.
Ortak:anonim şirket · taahhütname · teminat
İncelediğiniz karardaDavacı bir «anonim şirket» olup, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin «üçüncü kişiler» için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması üçüncü kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu yapılan kasa noksanının, davalıların «görevli» bulundukları dönemde gerçekleştiğinin ispata elverişli herhangi bir belgenin dosyaya «ibraz» edilemediği, bu konudaki tutanakların yeterli olmadığı, konu ile ilgili davacı şirket denetleme kurulu tarafından şirket genel kuruluna hitaben düzenlenen tutanağın tekbaşına davalıların sorumluluğunun tespite yeterli bir belge olarak kabul edilemeyeceği, «sermaye taahhüdü» borcu yönünden ise, şirket ana sözleşmesi gereğince şirket ortakları tarafından 01.08.l999 tarihine kadar ödenmesi gereken 375.000,00 TL sermaye taahhüdü borcunun ödenmediğinin sabit olduğu, ancak sermaye taahhüdü borcunun öncelikle bu borcu ödeme yükümlü olan şirket ortaklarından kendi sorumlulukları nispetinde tahsil edilmesi gerektiği, şirketin eski «yönetim kurulu» üyelerince sermaye taahhüdü borcunun ödenmesi için zamanında herhangi bir çaba gösterilmemiş olması bir ihmal olarak kabul edilecek olsa bile, şirket ortaklarının dava tarihi itibariyle bu borçtan sorumluluklarının devam ettiği, bu alacağın sermaye taahhüdü borcu bulunanlardan tahsil edilmesi gerektiği, tahsilat sağlanamaması halinde o tarihte görev yapan «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» sözedilebileceği, dava tarihi itibariyle bu koşulların gerçekleşmediği, davalılardan K..
Benzer bu karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olduğundan, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı «taahhüt» ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur
Benzer bu kararda… atılmadığı, bu durumda iddia olunan zararın dava tarihi itibariyle gerçekleşmediği, yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluklarını gerektirir bir «kusur» ve işlem tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5147 E. 2014/12078 K.
Ortak:sermaye taahhüdü · üçüncü kişi · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · taahhütname · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu yapılan kasa noksanının, davalıların «görevli» bulundukları dönemde gerçekleştiğinin ispata elverişli herhangi bir belgenin dosyaya «ibraz» edilemediği, bu konudaki tutanakların yeterli olmadığı, konu ile ilgili davacı şirket denetleme kurulu tarafından şirket genel kuruluna hitaben düzenlenen tutanağın tekbaşına davalıların sorumluluğunun tespite yeterli bir belge olarak kabul edilemeyeceği, «sermaye taahhüdü» borcu yönünden ise, şirket ana sözleşmesi gereğince şirket ortakları tarafından 01.08.l999 tarihine kadar ödenmesi gereken 375.000,00 TL sermaye taahhüdü borcunun ödenmediğinin sabit olduğu, ancak sermaye taahhüdü borcunun öncelikle bu borcu ödeme yükümlü olan şirket ortaklarından kendi sorumlulukları nispetinde tahsil edilmesi gerektiği, şirketin eski «yönetim kurulu» üyelerince sermaye taahhüdü borcunun ödenmesi için zamanında herhangi bir çaba gösterilmemiş olması bir ihmal olarak kabul edilecek olsa bile, şirket ortaklarının dava tarihi itibariyle bu borçtan sorumluluklarının devam ettiği, bu alacağın sermaye taahhüdü borcu bulunanlardan tahsil edilmesi gerektiği, tahsilat sağlanamaması halinde o tarihte görev yapan «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» sözedilebileceği, dava tarihi itibariyle bu koşulların gerçekleşmediği, davalılardan K..
U.. ve Bahattin Uzan'ın aynı zamanda «sermaye taahhüdü» borcu bulunan şirket ortakları olduğunun gözönünde bulundurulması gerektiği, bu davalılar yönünden sorumluluklarının bulunduğu, davalıların bunun dışında «yönetim kurulu» üyesi veya denetçi sıfatı ile dava tarihi itibariyle sorumlu tutulabilecekleri belirli bir zarar miktarı bulunmadığı gerekçesiyle davalı K..
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin «üçüncü kişiler» için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması üçüncü kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Benzer bu karardaBorçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin «üçüncü kişiler» için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması üçüncü kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
2- Bir «anonim şirket» olan davacı, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Bu durum karşısında, davacı şirketin ortaklarca «taahhüt» edilen sermaye borcunun henüz ödenmediği, «sermaye taahhüdü» bulunan ortakların ve ödenmeyen sermaye borçlarının ödenmiş gibi gösterilmesinde şirketteki görevi gereği faaliyette bulunan şirket çalışanlarının eylemleri ve zarar ile olan «illiyet bağı» da araştırılmak suretiyle ispatlandığı takdirde işbu zarardan sorumluluğunun bulunduğu dikkate alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde h …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakim ortak · rücuen tahsil · sermaye artırımı · illiyet bağı · maddi hata
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket resmi kayıtlarına göre ortak olmayan ve «hakim ortak» olarak nitelendirilen ... ve arkadaşlarının sorumlu olmadığı, şirkette çalışan ve çeşitli görevler üstlenen kişilerin de yapmış oldukları işler nedeniyle apel borcundan sorumlu tutulmalyacakları, şirket yöneticileri ve denetçilerinin görev yaptıkları sırada «sermaye artırımı» nedeniyle ortakların ödemekle yükümlü oldukları apel borçlarının tahsili için gereken özeni göstermediklerinden TTK.nın 336. maddesi gereğince sorumlu oldukları, apel borcunu ödemeleri durumunda, apel «taahhüt» eden ortaklardan «rücuen tahsil» imkanlarının bulunduğu, kayıtlara göre ödenmiş gösterilmiş ise de; kayıtlarda yapılan işlemler fiktif olduğu gerekçesiyle; Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyeleri …
A.Ş.'nin unvanının karar başlığında yanlış gösterilmesi, yine ...'ın isminin hükümde ... şekilinde yanlış gösterilmesi «maddi hata» niteliğinde olup mahallinde düzeltilebilecek bulunmasına göre, davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili, ...'nun tüm temyiz itirazlarının, davacı .... vekilinin ise aşağıdaki (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bu durum karşısında, davacı şirketin ortaklarca «taahhüt» edilen sermaye borcunun henüz ödenmediği, «sermaye taahhüdü» bulunan ortakların ve ödenmeyen sermaye borçlarının ödenmiş gibi gösterilmesinde şirketteki görevi gereği faaliyette bulunan şirket çalışanlarının eylemleri ve zarar ile olan «illiyet bağı» da araştırılmak suretiyle ispatlandığı takdirde işbu zarardan sorumluluğunun bulunduğu dikkate alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde h …
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14348 E. 2015/1175 K.
Ortak:kasa açığı · nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · vekalet ücreti · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda3-Ayrıca, davanın 5411 sayılı Kanun'un 133. maddesi uyarınca işbu davanın kanuni halef sıfatıyla takip edildiği dikkate alınarak, davacı yararına «maktu vekalet ücreti» tayin edilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücreti» tayyin edilmesi de yanlış olmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu yapılan kasa noksanının, davalıların «görevli» bulundukları dönemde gerçekleştiğinin ispata elverişli herhangi bir belgenin dosyaya «ibraz» edilemediği, bu konudaki tutanakların yeterli olmadığı, konu ile ilgili davacı şirket denetleme kurulu tarafından şirket genel kuruluna hitaben düzenlenen tutanağın tekbaşına davalıların sorumluluğunun tespite yeterli bir belge olarak kabul edilemeyeceği, «sermaye taahhüdü» borcu yönünden ise, şirket ana sözleşmesi gereğince şirket ortakları tarafından 01.08.l999 tarihine kadar ödenmesi gereken 375.000,00 TL sermaye taahhüdü borcunun ödenmediğinin sabit olduğu, ancak sermaye taahhüdü borcunun öncelikle bu borcu ödeme yükümlü olan şirket ortaklarından kendi sorumlulukları nispetinde tahsil edilmesi gerektiği, şirketin eski «yönetim kurulu» üyelerince sermaye taahhüdü borcunun ödenmesi için zamanında herhangi bir çaba gösterilmemiş olması bir ihmal olarak kabul edilecek olsa bile, şirket ortaklarının dava tarihi itibariyle bu borçtan sorumluluklarının devam ettiği, bu alacağın sermaye taahhüdü borcu bulunanlardan tahsil edilmesi gerektiği, tahsilat sağlanamaması halinde o tarihte görev yapan «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» sözedilebileceği, dava tarihi itibariyle bu koşulların gerçekleşmediği, davalılardan K..
U.. ve Bahattin Uzan'ın aynı zamanda «sermaye taahhüdü» borcu bulunan şirket ortakları olduğunun gözönünde bulundurulması gerektiği, bu davalılar yönünden sorumluluklarının bulunduğu, davalıların bunun dışında «yönetim kurulu» üyesi veya denetçi sıfatı ile dava tarihi itibariyle sorumlu tutulabilecekleri belirli bir zarar miktarı bulunmadığı gerekçesiyle davalı K..
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
3- Öte yandan, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece hakkında ret kararı verilen bir kısım davalılar yönünden «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Dava, şirketin eski yöneticileri ve denetçisinin «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla açılmış tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız eylem · ihtar · ıslah · asıl alacak · temerrüt · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacının alacak talebinin temeli davalıların haksız eylemleri olduğundan, davalıların «temerrütü» için «ihtar» gerekmez.
Faizin «haksız eylem» tarihi olan «kasa açığının» tespit edildiği 13.02.2004 tarihinden itibaren başlatılması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6728 E. 2013/5759 K.
Ortak:anonim şirket · yönetim kurulu kararı · taahhütname · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu yapılan kasa noksanının, davalıların «görevli» bulundukları dönemde gerçekleştiğinin ispata elverişli herhangi bir belgenin dosyaya «ibraz» edilemediği, bu konudaki tutanakların yeterli olmadığı, konu ile ilgili davacı şirket denetleme kurulu tarafından şirket genel kuruluna hitaben düzenlenen tutanağın tekbaşına davalıların sorumluluğunun tespite yeterli bir belge olarak kabul edilemeyeceği, «sermaye taahhüdü» borcu yönünden ise, şirket ana sözleşmesi gereğince şirket ortakları tarafından 01.08.l999 tarihine kadar ödenmesi gereken 375.000,00 TL sermaye taahhüdü borcunun ödenmediğinin sabit olduğu, ancak sermaye taahhüdü borcunun öncelikle bu borcu ödeme yükümlü olan şirket ortaklarından kendi sorumlulukları nispetinde tahsil edilmesi gerektiği, şirketin eski «yönetim kurulu» üyelerince sermaye taahhüdü borcunun ödenmesi için zamanında herhangi bir çaba gösterilmemiş olması bir ihmal olarak kabul edilecek olsa bile, şirket ortaklarının dava tarihi itibariyle bu borçtan sorumluluklarının devam ettiği, bu alacağın sermaye taahhüdü borcu bulunanlardan tahsil edilmesi gerektiği, tahsilat sağlanamaması halinde o tarihte görev yapan «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» sözedilebileceği, dava tarihi itibariyle bu koşulların gerçekleşmediği, davalılardan K..
U.. ve Bahattin Uzan'ın aynı zamanda «sermaye taahhüdü» borcu bulunan şirket ortakları olduğunun gözönünde bulundurulması gerektiği, bu davalılar yönünden sorumluluklarının bulunduğu, davalıların bunun dışında «yönetim kurulu» üyesi veya denetçi sıfatı ile dava tarihi itibariyle sorumlu tutulabilecekleri belirli bir zarar miktarı bulunmadığı gerekçesiyle davalı K..
Davacı bir «anonim şirket» olup, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Benzer bu karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
… onulduğu ve bilahare bu şirketin hukuki varlığının sona erdirilmesine ve terkinine karar verildiği, oysa borçlu şirket ile davacı şirketin iştirak şirketler olduğu, «tasfiye» ve terkinden önce birbirlerinden olan alacak ve borçlarının tasfiye edilmesinin mümkün olduğu, tasfiye olmadığı takdirde borcun «temerrüt» faiziyle birlikte tahsili için dava edilmesinin gerektiği, dava sonucunda yasal prosedüre rağmen alacağın tahsilinin mümkün olmaması durumunda zararın varlığından bahsedilebileceği ve bu zarardan davalı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçilerinin sorumlu tutulabileceği, davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna dair şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye · temerrüt
Benzer bu kararda… onulduğu ve bilahare bu şirketin hukuki varlığının sona erdirilmesine ve terkinine karar verildiği, oysa borçlu şirket ile davacı şirketin iştirak şirketler olduğu, «tasfiye» ve terkinden önce birbirlerinden olan alacak ve borçlarının tasfiye edilmesinin mümkün olduğu, tasfiye olmadığı takdirde borcun «temerrüt» faiziyle birlikte tahsili için dava edilmesinin gerektiği, dava sonucunda yasal prosedüre rağmen alacağın tahsilinin mümkün olmaması durumunda zararın varlığından bahsedilebileceği ve bu zarardan davalı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçilerinin sorumlu tutulabileceği, davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna dair şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddin …
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5051 E. 2013/5837 K.
Ortak:kasa açığı · şirket zararı · anonim şirket · taahhütname · vekalet ücreti · ibraz · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu yapılan kasa noksanının, davalıların «görevli» bulundukları dönemde gerçekleştiğinin ispata elverişli herhangi bir belgenin dosyaya «ibraz» edilemediği, bu konudaki tutanakların yeterli olmadığı, konu ile ilgili davacı şirket denetleme kurulu tarafından şirket genel kuruluna hitaben düzenlenen tutanağın tekbaşına davalıların sorumluluğunun tespite yeterli bir belge olarak kabul edilemeyeceği, «sermaye taahhüdü» borcu yönünden ise, şirket ana sözleşmesi gereğince şirket ortakları tarafından 01.08.l999 tarihine kadar ödenmesi gereken 375.000,00 TL sermaye taahhüdü borcunun ödenmediğinin sabit olduğu, ancak sermaye taahhüdü borcunun öncelikle bu borcu ödeme yükümlü olan şirket ortaklarından kendi sorumlulukları nispetinde tahsil edilmesi gerektiği, şirketin eski «yönetim kurulu» üyelerince sermaye taahhüdü borcunun ödenmesi için zamanında herhangi bir çaba gösterilmemiş olması bir ihmal olarak kabul edilecek olsa bile, şirket ortaklarının dava tarihi itibariyle bu borçtan sorumluluklarının devam ettiği, bu alacağın sermaye taahhüdü borcu bulunanlardan tahsil edilmesi gerektiği, tahsilat sağlanamaması halinde o tarihte görev yapan «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» sözedilebileceği, dava tarihi itibariyle bu koşulların gerçekleşmediği, davalılardan K..
2-Dava, davalı yönetici ve denetçilerin görev aldıkları dönemde davacı «anonim şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı, tazminat istemine ilişkindir.
Davacı bir «anonim şirket» olup, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, dava konusu tazminat talebine dayanak olarak gösterilen ....11.2006 tarihli denetim kurulu raporunda belirtilen «kasa açığı» ile ilgili dayanak olarak sunulan kasa sayım tutanağı dikkate alındığında ....02.2004 tarihi itibariyle saptanan 1.115,87 TL tutarındaki kasa açığınını «şirket zararı» olarak kabulü gerektiği, Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye dayanaksız yapıldığı belirtilen ....100 TL'lik ödemenin «kesin» zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği, sermaye borcunun ödenmeyen 1/4'ü olan 250.000,00 TL'nin talebine ilişkin olarak ise, böyle bir zararın oluşması için tahsilinin olanaksız hale gelmesi gerektiği, «pay sahipliği» devam ettiği sürece sermaye «koyma» «taahhüdünden» ... borcun «zamanaşımına» uğramayacağı, zamanaşımı süresi olsa bile 5 yıllık sürenin ... tarafından el konulduğu zamanda dolmadığı, davacı şirketin yönetimi ve kontrolünün ...'ye geçişinin …
Davacı «anonim şirket», ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · pay sahipliği · dava sebebi · zamanaşımı · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, dava konusu tazminat talebine dayanak olarak gösterilen ....11.2006 tarihli denetim kurulu raporunda belirtilen «kasa açığı» ile ilgili dayanak olarak sunulan kasa sayım tutanağı dikkate alındığında ....02.2004 tarihi itibariyle saptanan 1.115,87 TL tutarındaki kasa açığınını «şirket zararı» olarak kabulü gerektiği, Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye dayanaksız yapıldığı belirtilen ....100 TL'lik ödemenin «kesin» zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği, sermaye borcunun ödenmeyen 1/4'ü olan 250.000,00 TL'nin talebine ilişkin olarak ise, böyle bir zararın oluşması için tahsilinin olanaksız hale gelmesi gerektiği, «pay sahipliği» devam ettiği sürece sermaye «koyma» «taahhüdünden» ... borcun «zamanaşımına» uğramayacağı, zamanaşımı süresi olsa bile 5 yıllık sürenin ... tarafından el konulduğu zamanda dolmadığı, davacı şirketin yönetimi ve kontrolünün ...'ye geçişinin …
Ayrıca, grup şirketi Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye aktarılan ....100 TL paranın tahsiline yönelik olarak, mahkemece adı geçen şirketin acze düştüğü ve alacak tutarının borç ödemeden aciz belgesine bağlandığına ilişkin herhangi belge «ibraz» edilmediği dolayısıyla «kesin» zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle talep reddedilmiştir.
Oysa alınan bilirkişi raporlarında ....100 TL'nin Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye aktarılma «sebebi» açıklanmamış ve dayanağı belirtilmemiştir.
Bu sebeple mahkemece dava dışı şirkete aktarılan bu miktarın aktarılma «sebebi» ve dayanağı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru görülmemiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre, kanuni halef sıfatıyla kararı temyiz eden ... vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/2727 E. , 2014/9819 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 08/02/2012
NUMARASI 2007/400-2012/30
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/02/2012 tarih ve 2007/400-2012/30 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/05/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı (temlik alan) TMSF vekili Av. davalılardan A.. Y.., . ve O.. D.. vekili Av. H.. T.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi..tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkili şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olduğunu, 07.02.2007 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 2002, 2003, 2004 , 2005 ve 2006 yıllarına ait olağan genel kurul faaliyetleri ile ilgili incelemeler sonucunda şirketi zarara uğrattıklarının tespit edildiğini, şirket kasa hesabında muhasebe kayıtlarına göre gözükmekle birlikte fiilen mevcut olmayan 353,85 TL için gerekli takip yapmadıklarını, ayrıca şirket ana sözleşmesine göre, taahhüt edilen sermayenin dörtte birinin tescil tarihinden en geç üç ay içinde, kalanının ise 01.08.1999 tarihine kadar ödenmesi gerekmesine rağmen şirket sermayesinin dörtte üçü olan 375.000,00 TL'nin ödenmemiş olduğunu, yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların ortaklara gerekli çağrıları zamanında yapmadıklarını ve bununla ilgili denetim görevinin yerine getirmediklerini ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, toplam 375.353.85 TL'nin müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu yapılan kasa noksanının, davalıların görevli bulundukları dönemde gerçekleştiğinin ispata elverişli herhangi bir belgenin dosyaya ibraz edilemediği, bu konudaki tutanakların yeterli olmadığı, konu ile ilgili davacı şirket denetleme kurulu tarafından şirket genel kuruluna hitaben düzenlenen tutanağın tekbaşına davalıların sorumluluğunun tespite yeterli bir belge olarak kabul edilemeyeceği, sermaye taahhüdü borcu yönünden ise, şirket ana sözleşmesi gereğince şirket ortakları tarafından 01.08.l999 tarihine kadar ödenmesi gereken 375.000,00 TL sermaye taahhüdü borcunun ödenmediğinin sabit olduğu, ancak sermaye taahhüdü borcunun öncelikle bu borcu ödeme yükümlü olan şirket ortaklarından kendi sorumlulukları nispetinde tahsil edilmesi gerektiği, şirketin eski yönetim kurulu üyelerince sermaye taahhüdü borcunun ödenmesi için zamanında herhangi bir çaba gösterilmemiş olması bir ihmal olarak kabul edilecek olsa bile, şirket ortaklarının dava tarihi itibariyle bu borçtan sorumluluklarının devam ettiği, bu alacağın sermaye taahhüdü borcu bulunanlardan tahsil edilmesi gerektiği, tahsilat sağlanamaması halinde o tarihte görev yapan yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan sözedilebileceği, dava tarihi itibariyle bu koşulların gerçekleşmediği, davalılardan K..
U.., M.. U.. ve Bahattin Uzan'ın aynı zamanda sermaye taahhüdü borcu bulunan şirket ortakları olduğunun gözönünde bulundurulması gerektiği, bu davalılar yönünden sorumluluklarının bulunduğu, davalıların bunun dışında yönetim kurulu üyesi veya denetçi sıfatı ile dava tarihi itibariyle sorumlu tutulabilecekleri belirli bir zarar miktarı bulunmadığı gerekçesiyle davalı K.. U.. aleyhindeki davanın 131.250,00 TL üzerinden, M.. U.. aleyhindeki davanın 82.500,00 TL üzerinden,aleyhindeki davanın ise 3.750,00 TL üzerinden kısmen kabulüne, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, kasa açığı zararının ispat edilememesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı yönetici ve denetçilerin görev aldıkları dönemde davacı anonim şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı, tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hüküm doğru değerlendirmeler içermemektedir. Davalıların, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri oldukları, şirketin tüzel kişilik kazanması sonrasında, anasözleşmede ortakların miktarı ve vadesi belirlenen sermaye borçlarının 3/4'nü ödemedikleri, davalıların da ortaklardan tahsili yönünde bir girişimlerinin bulunmadığı, davacının zararının oluştuğunu ileri sürerek işbu davasını açtığı hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Davacı bir anonim şirket olup, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır. Yine anılan Kanunun 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir. Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nın 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu malvarlığı ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin üçüncü kişiler için bir teminat ve şirketin
mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması üçüncü kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur. Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir. Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi ödenmemesi halinde makul bir süre içinde bu tutarların tahsil edilmemesi yoluna gidilmemesi nedeniyle oluşan zarardan kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır.
Anonim şirketin bu şekilde oluşan zararı, en azından ödenmeyen sermaye tutarı kadardır. Şirketin zararının tahsili için öncelikle ortaklara, mümkün olmadığı halde, yönetici ile denetçilere başvurmak zorunluluğu da bulunmamaktadır. Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, birlikte veya ayrı ayrı zararın tazminini talep hakkının varlığı kabul edilmelidir.
Bu durum karşısında, davacı şirketin kuruluş tarihinden dava açıldığı tarihe kadar ortaklarca taahhüt edilen bakiye sermaye borcunun henüz ödenmediği, davalı yöneticilerin de tahsili bakımından hiç bir girişimlerinin olmadığı, davacının ödenmeyen sermaye borcu kadar zararının doğduğu, sermaye taahhüdü bulunan ortaklar dışında, davalı yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin işbu zarardan sorumlululuğunun bulunduğu, davanın yönetim ve denetim kurulu üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davası niteliğinde olduğu dikkate alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, davanın 5411 sayılı Kanun'un 133. maddesi uyarınca işbu davanın kanuni halef sıfatıyla takip edildiği dikkate alınarak, davacı yararına maktu vekalet ücreti tayin edilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücreti tayyin edilmesi de yanlış olmuştur.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, 27/05/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, sermaye taahhüdünü vadesinde yerine getirmeyen ortaklar ile ilgili iş ve işlemlerin yerine getirilmemesi nedeniyle davacı şirketin eski yönetim kurulu üyeleri ile deneticisi hakkındaki sorumluluk (tazminat) davası niteliğindedir.
Dosyaya mübrez belgeler uyarınca, davacı şirket ortaklarının sermaye taahhütlerinin bakiye bölümünü en geç 1.8.1999 tarihinde yerine getirmeleri gerekmekte olup, apel gününün belirgin olması nedeniyle sermaye taahhüdünde bulunan ortakların doğrudan temerrüde düşmüş sayılmaları gereği ve sermaye borçlarının kendilerinden faiziyle birlikte tahsil edilebilmesi olanağı mevcuttur. Bu durumda davacı şirketin, ancak, faizle karşılanamayan nitelikte bir zararının varlığı halinde yöneticilerin sorumluluğundan söz etmek mümkün ise de, davadaki istem doğrudan apel borcuna ilişkin bulunmakla, davacı şirketin henüz oluşmuş bir zararından ve dolayısıyla yöneticilerin sorumluluğundan söz edilemeyecektir. Nitekim, mahkemece, aynı zamanda şirket ortağı bulunan davalılar K..
U.., M.. U.. ve.. apel borçlarının tahsili hükmü kurulduğu ve eTTK’nun 407/2. maddesinin emredici bir hüküm olmadığı da nazara alındığında, diğer davalı yönetim kurulu üyeleri bakımından davanın reddine karar verilmiş olmasında bir usulsüzlük söz konusu değildir.
Ayrıca, davalı denetçiler bakımından TTK’nun 353 ve 354. maddesinde sayılan görevler ve bu görevlerin ifa zamanı gözetildiğinde anılan denetçiler bakımından da bir sorumluluk söz konusu olamayacağı, yerel mahkeme kararının bu davalılar bakımından da yerinde olduğu düşüncesinde olduğumdan, (2) nolu bentte yazılı gerekçeyle yerel mahkemenin kararının bozulması yolundaki çoğunluk kararına iştirak edemiyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101691900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz