Ticaret Sicili Memurluğu işleminin iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/2145 E. 2014/9013 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hisse senedi↗ ihtiyati haciz↗ anonim şirket↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ haciz↗ ek tasfiye↗ ilan↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK'nın uygulanması gerektiği, İİK'nın 94. maddesinin hisse senedi çıkarmamış anonim şirketler hakkında tatbik edileceği, şayet hisse senedi çıkarılmamış ise alacaklının ancak bilanço gereği pay sahibi borçluya düşen kar payından alacağını tahsil edebileceği, hisse senedi çıkarılmış ise hisse senedinin İİK''nın 88. maddesi gereğince menkul malların haczi hakkındaki hükümlere göre haczedilebileceği, ne var ki, bu ayrımın 6102 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra önemini kaybettiği, anılan Kanunun 133/2. maddesi sermaye şirketlerinde alacaklıların alacaklarını kar veya tasfiye payından almak yanında borçlularına ait olan senede bağlanmış veya bağlanmamış payların taşınırlara ilişkin hükümler uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebileceğini öngördüğü, şirketin sadece kağıt üzerinde kurulması herhangi bir ticari faaliyette bulunmaması nedeniyle alacak veya borcunun bulunmaması, bilakis tasfiye zararının oluşması, üç kez yapılan ilana rağmen alacaklıların müracaat etmemesi, şirketin hisse senedi çıkarma veya çıkarmama durumlarından hangisi söz konusu olursa olsun alacaklı dava dışı . ödenebilecek herhangi bir meblağın bulunmaması, dolayısıyla tasfiye ilanının alacaklıya zarar vermemesi ve nihayet ortağın payının hacizli olmasının tasfiyeye engel olacağına dair yasada hüküm yer almaması gözetildiğinde davanın sübuta erdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Ticaret Sicil Memurluğu işleminin iptali istemine ilişkindir. […]. A..'nin hissedarlarından olan dava dışı Koray Altınel'in şirketteki hissesi üzerine Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2009/3195 Esas sayılı dosyası ile ihtiyati haciz konulmuş olup ihtiyati haciz kararının halen ayakta ve geçerli olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Anılan ortağın payı üzerinde bulunan icra takip işlemleri sonuçlanmadan ya da hisseler üzerinde bulunan haciz kaldırılmadan tasfiyenin tamamlandığından söz edilemez. Bu itibarla davalı Ticaret Sicil Memurluğunun işlemi yerinde olup mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne hükmolunması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6624 E. 2014/12965 K.
Ortak:kâr payı · haciz · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK'nın uygulanması gerektiği, İİK'nın 94. maddesinin «hisse senedi» çıkarmamış «anonim şirketler» hakkında tatbik edileceği, şayet hisse senedi çıkarılmamış ise alacaklının ancak bilanço gereği pay sahibi borçluya düşen kar payından alacağını tahsil edebileceği, hisse senedi çıkarılmış ise hisse senedinin İİK''nın 88. maddesi gereğince menkul malların haczi hakkındaki hükümlere göre haczedilebileceği, ne var ki, bu ayrımın 6102 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra önemini kaybettiği, anılan Kanunun 133/2. maddesi sermaye şirketlerinde alacaklıların alacaklarını kar veya «tasfiye» payından almak yanında borçlularına ait olan senede bağlanmış veya bağlanmamış payların taşınırlara ilişkin hükümler uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebileceğini öngördüğü, şirketin sadece kağıt üzerinde kurulması herhangi bir ticari faaliyette bulunmaması nedeniyle alacak veya borcunun bulunmaması, bilakis tasfiye zararının oluşması, üç kez yapılan «ilana» rağmen alacaklıların müracaat etmemesi, şirketin hisse senedi çıkarma veya çıkarmama durumlarından hangisi söz konusu olursa olsun alacaklı dava dışı . ödenebilecek herhangi bir meblağın bulunmaması, dolayısıyla tasfiye ilanının alacaklıya zarar vermemesi ve nihayet ortağın «payının» hacizli olmasının tasfiyeye engel olacağına dair yasada hüküm yer almaması gözetildiğinde davanın sübuta erdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Kar …
Anılan ortağın «payı» üzerinde bulunan icra takip işlemleri sonuçlanmadan ya da hisseler üzerinde bulunan «haciz» kaldırılmadan tasfiyenin tamamlandığından söz edilemez.
İcra Müdürlüğü'nün 2009/3195 Esas sayılı dosyası ile «ihtiyati haciz» konulmuş olup ihtiyati haciz kararının halen ayakta ve geçerli olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaHenüz bilanço düzenlenmemişse alacaklı bilançonun düzenlenmesi sonucunda borçluya düşecek kâr ve «tasfiye» «payı» üzerine «haciz» koydurabilir. (2) Sermaye şirketlerinde alacaklılar, alacaklarını, o ortağa düşen kâr veya tasfiye payından almak yanında, borçlularına ait olan, senede bağlanmış …
Ortakların kişisel alacaklıları başlıklı 6102 sayılı TTK'nın 133. maddesi "(1) Bir şahıs şirketi devam ettiği sürece ortaklardan birinin kişisel alacaklısı, hakkını şirketin bilançosu gereğince o ortağa düşen kâr payından ve şirket fesholunmuşsa «tasfiye» payından alabilir.
Bu durumda, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'da ortağın «payının» kendisinin alacağı nedeniyle haczi «fesih» nedeni olarak düzenlenmediği halde yazılı şekilde davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortağı · pay defteri · fesih · bono · limited şirket · e-defter
Benzer bu karardaHaciz, istek üzerine, «pay defterine» işlenir." hükmünü haiz olup, adı geçen yasada «limited şirket ortağının» şahsi borçları nedeniyle alacaklının şirketin «fesih» ve tasfiyesini isteme hakkı düzenlenmemiştir.
Dava, «limited şirket ortağının» şahsi borcu nedeniyle alacaklının şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, vadesinde ödenmeyen «bonolar» nedeniyle davacı şirket tarafından D.
Y..'ın başkaca mal varlığına ulaşılamadığı için davacının alacağını tahsil etme imkanı kalmadığı, borçlu tarafından menfi tesbit davası açılmadığı, davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesini isteme şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2815 E. 2010/3604 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortaklıktan çıkarma · ortaklıktan çıkarılma · borçlu olunmadığının tespiti · ihtarname
Benzer bu karardaDavacı tarafından davalı kooperatife «borçlu olunmadığının tespitine» ilişkin olarak 26.07.2004 tarihinde asıl dava açılmıştır.Bu davanın devamı sırasında davalı kooperatif tarafından 12.08.2004 tarihli 1 nci, 22.10.2004 tarihli 2 nci «ihtarnameler» düzenlenerek davacının ihtarnamelerde yazılı borcu ödemesi istenmiş, ihtarnamelerde yazılı borcun ödenmemesi üzerine 17.12.2004 tarihinde davacı hakkında «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilmiştir.
dava, davacı hakkında alınan «ortaklıktan çıkarma» kararının iptali istemine ilişkindir.Davalı kooperatif tarafından davacıya gönderilen «ihtarnamelerde» yazılı borcun davacı tarafından ödenmemesi nedeniyle davacı hakkında Kooperatifler Kanunu’nun 27 ve anasözleşmenin 14/2 nci maddeleri uyarınca ortaklıktan çıkarma kararı verilmiştir.
Buna göre, davacının borçlu olmadığı iddiasıyla açtığı asıl dava devam ederken yargılama yapılan bir hususta davalı kooperatifin «ortaklıktan çıkarma» uyarısı ile asıl davaya konu tutarı da kapsayan borç tutarının ödenmesi yönünde «ihtarnameler» göndermesi ve bu ihtarnamelere dayalı olarak davacının çıkarılmasına karar verilmesi yerinde olmadığından usulsüz olarak verilmiş ortaklıktan çıkarma kararının bu …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/2145 E. , 2014/9013 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ERZİNCAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 03/12/2013
NUMARASI 2012/421-2013/428
Taraflar arasında görülen davada Erzincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2013 tarih ve 2012/421-2013/428 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı şirket tasfiye memuru, E.Elektrik Üretim A.Ş.'nin 11.05.2007 tarihinde tasfiye sürecine girdiğini, şirketin hiçbir malvarlığı bulunmadığı gibi ortakların da sermaye borçlarını ödemediklerini, hatta şirketin kuruluşundan itibaren hiçbir faaliyet göstermediğini, aksine 4.609,33 TL tasfiye zararı oluştuğunu, fesih genel kurul toplantısının 28/11/2012 tarihinde yapılmasının ardından ilan için Ticaret Siciline başvurulduğunu, ancak davalının davacı şirket hissedarı .. hisseleri üzerinde ihtiyati haciz bulunması nedeniyle ilan talebini geri çevirdiğini, bu işlemin TTK'nın 133/2 maddesiyle bağdaşmadığını, şirketin kar payı ve tasfiye payının bulunmadığını ileri sürerek davalının 29.11.2012 tarih ve 2139 sayılı kararının iptalini, şirketin feshine ilişkin genel kurulunun tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, haciz kararının Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün yazısı doğrultusunda uygulandığını, dolayısıyla husumetin kendilerine ait olmadığını, ticaret sicilinin haczin akıbetini araştırmak gibi bir sorumluluğununda bulunmadığını, kaldı ki Ticaret Bakanlığının 09/11/2004 tarih ve 7645 sayılı genelgesi uyarınca haczi sicil müdürlüğünün kaldırmasına da imkan tanınmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK'nın uygulanması gerektiği, İİK'nın 94. maddesinin hisse senedi çıkarmamış anonim şirketler hakkında tatbik edileceği, şayet hisse senedi çıkarılmamış ise alacaklının ancak bilanço gereği pay sahibi borçluya düşen kar payından alacağını tahsil edebileceği, hisse senedi çıkarılmış ise hisse senedinin İİK''nın 88. maddesi gereğince menkul malların haczi hakkındaki hükümlere göre haczedilebileceği, ne var ki, bu ayrımın 6102 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra önemini kaybettiği, anılan Kanunun 133/2. maddesi sermaye şirketlerinde alacaklıların alacaklarını kar veya tasfiye payından almak yanında borçlularına ait olan senede bağlanmış veya bağlanmamış payların taşınırlara ilişkin hükümler uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebileceğini öngördüğü, şirketin sadece kağıt üzerinde kurulması herhangi bir ticari faaliyette bulunmaması nedeniyle alacak veya borcunun bulunmaması, bilakis tasfiye zararının oluşması, üç kez yapılan ilana rağmen alacaklıların müracaat etmemesi, şirketin hisse senedi çıkarma veya çıkarmama durumlarından hangisi söz konusu olursa olsun alacaklı dava dışı .
ödenebilecek herhangi bir meblağın bulunmaması, dolayısıyla tasfiye ilanının alacaklıya zarar vermemesi ve nihayet ortağın payının hacizli olmasının tasfiyeye engel olacağına dair yasada hüküm yer almaması gözetildiğinde davanın sübuta erdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Ticaret Sicil Memurluğu işleminin iptali istemine ilişkindir. […]. A..'nin hissedarlarından olan dava dışı Koray Altınel'in şirketteki hissesi üzerine Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2009/3195 Esas sayılı dosyası ile ihtiyati haciz konulmuş olup ihtiyati haciz kararının halen ayakta ve geçerli olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Anılan ortağın payı üzerinde bulunan icra takip işlemleri sonuçlanmadan ya da hisseler üzerinde bulunan haciz kaldırılmadan tasfiyenin tamamlandığından söz edilemez. Bu itibarla davalı Ticaret Sicil Memurluğunun işlemi yerinde olup mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne hükmolunması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101683800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz