Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/9763 E. 2011/2615 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
katma değer vergisi (kdv)↗ hizmet sözleşmesi↗ fatura↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki aynı sözleşmeden kaynaklanan aynı döneme ilişkin alacağın işbu davadan önce İstanbul 12.ATM’ce karara bağlanıp kesinleştiği, bu nedenle davacının diğer davada da talep edilen 2004 yılı Aralık ayına ilişkin alacak talebinde bulunamayacağı, KDV alacağına ilişkin henüz fatura tanzim olunmadığından bu talebin de reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve kesinleşen mahkeme ilamıyla hüküm altına alınan Aralık ayı ücretine ilişkin tekrar talepte bulunamayacağına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1 nci maddesine göre Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir.
Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının davalıya vermiş olduğu hizmetin yukarıda açıklanan yasa hükmüne göre KDV’ne tabi olduğu açık olup, İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesi’nin 2006/156 K. Sayılı ilamında KDV talebinin ret ediliş gerekçesi olarak fatura tanzim edilmeyişinin gösterilmesi karşısında o davadan sonra fatura tanzim olunarak işbu davayla talepte bulunulduğundan önceki ilam bu talep açısından kesin hüküm teşkil etmemektedir.
O halde, mahkemece davacının davalıya hizmet vermiş olduğu kesinleşen mahkeme ilamıyla belirlenen dönemler için sözleşme hükümlerine göre belirlenen ücretin KDV’ni davacının talep hakkının bulunduğu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2552 E. 2020/4461 K.
Ortak:fatura
İncelediğiniz kararda… bağlanıp kesinleştiği, bu nedenle davacının diğer davada da talep edilen 2004 yılı Aralık ayına ilişkin alacak talebinde bulunamayacağı, KDV alacağına ilişkin henüz «fatura» tanzim olunmadığından bu talebin de reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sayılı ilamında KDV talebinin ret ediliş gerekçesi olarak «fatura» tanzim edilmeyişinin gösterilmesi karşısında o davadan sonra fatura tanzim olunarak işbu davayla talepte bulunulduğundan önceki ilam bu talep açısından «kesin» hüküm teşkil etmemektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre «fatura» düzenlenmesi sırasında Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 13/d maddesine göre KDV'den istisna edildiğinin ve yatırım teşvik belgesinin satıcı tarafından onayının sağlanması işlemlerinin yapılması gerektiği, aksi halde bu durumun yasaya ve tebliğlere aykırı olacağı, davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine, «kötü niyet tazminatının» davacıdan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının ilk beş «fatura» düzenlenirken yatırım teşvik belgesini davalıya «ibraz» ettiğini ispat edemediği, KDV «dahil» olarak düzenlenen ilk beş fatura davacıya tebliğ edildiği halde, fatura tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 23/2. maddesine göre sekiz gün içinde içeriği …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · asıl alacak · kötüniyet · dahili dava · ibraz · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu kararda2- Davacı, icra takibi başlatmakta haksız olsa da, «kötüniyetli» icra takibi yaptığına dair dosya içinde herhangi bir delil olmadığından yerel mahkemece «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmişse de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1.bendindeki “...Davacının takipte haksız ve kötü niyetli olduğundan «asıl alacak» miktarı olan 40.043,51 TL'nin %20 oranında «kötü niyet tazminatının» davacıdan alınarak davalıya verilmesine” cümlesi kaldırılarak yerine “davacının icra takibinde kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre «fatura» düzenlenmesi sırasında Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 13/d maddesine göre KDV'den istisna edildiğinin ve yatırım teşvik belgesinin satıcı tarafından onayının sağlanması işlemlerinin yapılması gerektiği, aksi halde bu durumun yasaya ve tebliğlere aykırı olacağı, davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine, «kötü niyet tazminatının» davacıdan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının ilk beş «fatura» düzenlenirken yatırım teşvik belgesini davalıya «ibraz» ettiğini ispat edemediği, KDV «dahil» olarak düzenlenen ilk beş fatura davacıya tebliğ edildiği halde, fatura tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 23/2. maddesine göre sekiz gün içinde içeriği …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11562 E. 2013/14376 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:teamül · i̇i̇k 265 · reeskont faizi · dahili dava
Benzer bu kararda… alık ayının 15’ine kadar ki döneme ilişkin ücret alacağı yönünden her hangi bir ödemenin bulunmadığı, Kasım ayına ilişkin ödemenin taraflar arasındaki uygulamaya ve «teamüllere» göre Kasım ayı içerisinde değil Aralık ayının ilk 8 günü içerisinde ödeneceğinin öngörüldüğü, dolayısıyla davalının davacıya KDV «dahil» 42.«265»,00 TL borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 42.265 TL’nin 14/12/2006 tarihinden itibaren ticari «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6186 E. 2011/5437 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iskonto · hırsızlık · gerçek zarar · işyeri sigortası · temerrüt tarihi · sigorta sözleşmesi · sigorta poliçesi · hasar
Benzer bu kararda… ere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece davacının uğradığı «gerçek zararın» davacının «defter» ve mizan kayıtları ile mal alım faturalarına dayanılarak tespit edilmesinde ve olaydan hemen sonra davalıya «hasar» ihbarında bulunulduğundan «temerrüt tarihinin» Poliçe Genel Şartlarının B-5. maddesi uyarınca 23.07.2005 tarihi olarak belirlenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin a …
2- Ancak, «işyeri sigorta sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili istemiyle açılan davada mahkemece davacının uğradığı «gerçek zararın» tespiti için görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davalı ... şirketinin talebi üzerine düzenlenen 16.12.2005 tarihli ekspertiz raporundaki tespitlerden yararla …
Oysa, taraflar arasında geçerli «sigorta poliçesinde» bu yönde bir hüküm bulunmadığı gibi, davacının bayii olduğu şirketten faturalarda yazılı miktarın tam karşılığını ödeyerek değil, %10 «iskonto» ile mal satın aldığı konusunda da herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Oysa davalı ... «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken davacının «gerçek zararını» gidermekle yükümlü olduğuna göre, davacının 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesi gereğince ödenmesi gereken KDV’ni de davacıya ödemekle yükümlüdür.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6753 E. 2023/6182 K.
Ortak:fatura · Alacak
İncelediğiniz kararda… bağlanıp kesinleştiği, bu nedenle davacının diğer davada da talep edilen 2004 yılı Aralık ayına ilişkin alacak talebinde bulunamayacağı, KDV alacağına ilişkin henüz «fatura» tanzim olunmadığından bu talebin de reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sayılı ilamında KDV talebinin ret ediliş gerekçesi olarak «fatura» tanzim edilmeyişinin gösterilmesi karşısında o davadan sonra fatura tanzim olunarak işbu davayla talepte bulunulduğundan önceki ilam bu talep açısından «kesin» hüküm teşkil etmemektedir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 21.03.2013 tarihli «finansal kiralama sözleşmesi» kapsamının sözleşmenin imza tarihinde yürürlükte bulunan kanun gereği Katma Değer Vergisi (KDV) kapsamında tutulurken, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun (3065 sayılı Kanun) 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasına 02.08.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6495 sayılı Kanun) ile eklenen (y) bendi ile KDV'den muaf tutularak istisna getirildiğini, bu düzenlemeye rağmen davalının kanuna aykırı davranarak aylık finansal kira bedeli olarak düzenlediği faturalarda müvekkilinden KDV tahsil etmeye devam ederek değişiklikte belirtilen 02.08.2013 tarihinden 2016 yılı ocak ayına kadar düzenlenen toplam 30 adet «fatura» ile müvekkilinden toplamda 1.304.552,67 TL tutarında haksız KDV bedeli tahsil edildiğini belirterek haksız olarak tahsil edilen 1.304.552,67 TL KDV bedelinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren bankalarca USD mevduata uygulanan en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.07.2018 tarihli «ıslah» dilekçesi ile talebini 1.304.552,67 TL'ye yükseltmiştir.
… layacağını, ancak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından sirküye dönüştürülmesi halinde tüm mükellefler için uygulanması zorunlu bir hukuki belge olacağını, Mahkemenin «eksik inceleme» ile karar verdiğini, bilirkişi kök raporunda haklılıklarının ortaya konulduğunu, böylesine teknik bir konuda Mahkemenin bilirkişi raporundan farklı bir karar vermesinin doğru olmadığını ayrıca «finansal kiralama sözleşmesinin» ani edimli bir sözleşme olmadığı gibi «sürekli borç ilişkisini» düzenleyen bir sözleşme olduğunu, dolayısıyla «ifa» anında ifa esaslarında bir değişiklik olursa ifanın buna göre düzenlenmesi gerektiğini, ifa anının da her ay vergiyi doğuran olayın varlığı ile başladığını, davalı tarafça peşin edinen bir KDV meblağı olmadığı gibi her ay düzenlenen ve müvekkiline kesilen «fatura» neticesinde KDV ödendiğini, bu sebeple sözleşme edimleri devam ederken yapılan yeniliğin sözleşmeye uygulanması gerektiğini, dava konusu KDV istisnasının da bu kapsamda olduğu, sözleşmede "KDV oranı değiştiğinde kiralama bedellerine ek cari KDV eklenecektir" maddesi var ise de, bunu tek bir tarafı diğer taraf nezdinde daha güçlü ve yüksek menfaat sağlayacak şekilde yorumlamanın hukukun temel ilkelerine ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu dolayısıyla bu maddeyi o andaki KDV oranı ne ise o uygulanacaktır şeklinde dikkate alınması gerektiğini, ayrıca davalının ödediği KDV'nin her ay düzenlenen «beyanname» kapsamında «mahsup» ya da ödeme yolu ile Vergi Dairesine beyan edilerek ödendiğini dolayısıyla direk taraflarından alınan KDV'nin aynı meblağ üzerinden ödenmeyerek davalının kendi gid …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 21.03.2013 tarihli «finansal kiralama sözleşmesi» imzalandığı, 6495 sayılı Kanun ile 3065 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasına (y) bendinin eklendiği, buna göre dava konusu finansal kiralama işleminin KDV'den istisna olduğu düzenlemesinin getirildiği, söz konusu değişikliğin 02.08.2013 tarihinde yürürlüğe girdiğini, uyuşmazlığın dava konusu sözleşmeye belirtilen yasal değişikliğin uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplandığı, yargılama sırasında alınan 28.03.2018 tarihli raporda davacının talebinde haklı olduğunun belirtildiği, 28.08.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda ise konunun Mahkemenin takdirinde olduğunun belirtildiği, kanunların geriye yürümeyeceği, dava konusu finansal kiralama sözleşmesinin de yasal değişiklikten önce yapıldığı ve sözleşme tarihi itibariyle dava konusu finansal kiralama işleminin KDV'ye tabi olduğundan davacının talebinde haklı olmadığı, her ne kadar davalı tarafından finansal kiralama şirketinin her bir taksit için «fatura» düzenleyip ve bu faturalarda KDV tahakkuk ettirdiği ileri sürülmüş ise de, taksitlendirmenin finansal kiralama sözleşmesinin niteliğinden kaynaklandığı ve düzenlendiği belirtilen her bir takside ilişkin faturaların 21.03.2013 tarihinde akdedilen sözleşme ve ekinde yer alan «ödeme planı» dahilinde olduğu, ödeme planında KDV'li tutarın da gösterildiği ve davacının da davalı tarafından düzenlenen faturaları ödediği hususları birlikte değerlendirildiğ …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sürekli borç ilişkisi · ödeme planı · finansal kiralama sözleşmesi · belirsiz alacak davası · finansal kiralama · ba beyannamesi · dürüstlük kuralı · ifa
Benzer bu kararda… layacağını, ancak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından sirküye dönüştürülmesi halinde tüm mükellefler için uygulanması zorunlu bir hukuki belge olacağını, Mahkemenin «eksik inceleme» ile karar verdiğini, bilirkişi kök raporunda haklılıklarının ortaya konulduğunu, böylesine teknik bir konuda Mahkemenin bilirkişi raporundan farklı bir karar vermesinin doğru olmadığını ayrıca «finansal kiralama sözleşmesinin» ani edimli bir sözleşme olmadığı gibi «sürekli borç ilişkisini» düzenleyen bir sözleşme olduğunu, dolayısıyla «ifa» anında ifa esaslarında bir değişiklik olursa ifanın buna göre düzenlenmesi gerektiğini, ifa anının da her ay vergiyi doğuran olayın varlığı ile başladığını, davalı tarafça peşin edinen bir KDV meblağı olmadığı gibi her ay düzenlenen ve müvekkiline kesilen «fatura» neticesinde KDV ödendiğini, bu sebeple sözleşme edimleri devam ederken yapılan yeniliğin sözleşmeye uygulanması gerektiğini, dava konusu KDV istisnasının da bu kapsamda olduğu, sözleşmede "KDV oranı değiştiğinde kiralama bedellerine ek cari KDV eklenecektir" maddesi var ise de, bunu tek bir tarafı diğer taraf nezdinde daha güçlü ve yüksek menfaat sağlayacak şekilde yorumlamanın hukukun temel ilkelerine ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu dolayısıyla bu maddeyi o andaki KDV oranı ne ise o uygulanacaktır şeklinde dikkate alınması gerektiğini, ayrıca davalının ödediği KDV'nin her ay düzenlenen «beyanname» kapsamında «mahsup» ya da ödeme yolu ile Vergi Dairesine beyan edilerek ödendiğini dolayısıyla direk taraflarından alınan KDV'nin aynı meblağ üzerinden ödenmeyerek davalının kendi gid …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından alacağın tam olarak bilindiğini bu nedenle davanın «belirsiz alacak davası» olarak açılmasının usulsüz olduğunu, taraflar arasında imzalanan «finansal kiralama sözleşmesine» istinaden davacının erken ödeme isteği üzerine 03.02.2016 tarihinde tadil sözleşmesi imzalandığını, 12.07.2013 tarihinde kabul edilen 6495 sayılı Kanun'un 29 uncu …
… tanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından bildirilen Özelge'de 3095 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (y) bendinin bu tarihten sonra düzenlenen «finansal kiralama sözleşmeleri» için uygulanacağını, bu nedenle, Kanunun 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (y) bendinin yürürlüğünden önce düzenlenen sözleşme kapsamındaki işlemlerin KDV'ye tabi olacağı ve 02.08.2013 tarihinden sonraki dönemlere isabet eden kira faturalarında KDV hesaplanacağı görüşünün bildirildiği, bu görüşün bağlayıcılığının tartışılır ise de, yasanın uygulanmasına yönelik en doğru kaynak olarak değerlendirildiği, zira, davalının devlet adına davacıdan tahsil ettiği KDV'yi devlete kiracılar adına ödediğini, ödenen KDV bedelinin davalı uhdesinde kalmış geri tahsili gereken fazla bedel olmadığını, bu yönden Gelir İdaresi Başkanlığı görüşünün önemli ve bağlayıcı görüldüğü, ayrıca, sözleşme eki «ödeme planı» altında KDV oranlarının değişmesi halinde, kiralama bedellerine cari KDV ekleneceği hükmünün açıkça KDV oranının artması halini öngördüğünü, bu maddenin KDV alınma …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 21.03.2013 tarihli «finansal kiralama sözleşmesi» imzalandığı, 6495 sayılı Kanun ile 3065 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasına (y) bendinin eklendiği, buna göre dava konusu finansal kiralama işleminin KDV'den istisna olduğu düzenlemesinin getirildiği, söz konusu değişikliğin 02.08.2013 tarihinde yürürlüğe girdiğini, uyuşmazlığın dava konusu sözleşmeye belirtilen yasal değişikliğin uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplandığı, yargılama sırasında alınan 28.03.2018 tarihli raporda davacının talebinde haklı olduğunun belirtildiği, 28.08.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda ise konunun Mahkemenin takdirinde olduğunun belirtildiği, kanunların geriye yürümeyeceği, dava konusu finansal kiralama sözleşmesinin de yasal değişiklikten önce yapıldığı ve sözleşme tarihi itibariyle dava konusu finansal kiralama işleminin KDV'ye tabi olduğundan davacının talebinde haklı olmadığı, her ne kadar davalı tarafından finansal kiralama şirketinin her bir taksit için «fatura» düzenleyip ve bu faturalarda KDV tahakkuk ettirdiği ileri sürülmüş ise de, taksitlendirmenin finansal kiralama sözleşmesinin niteliğinden kaynaklandığı ve düzenlendiği belirtilen her bir takside ilişkin faturaların 21.03.2013 tarihinde akdedilen sözleşme ve ekinde yer alan «ödeme planı» dahilinde olduğu, ödeme planında KDV'li tutarın da gösterildiği ve davacının da davalı tarafından düzenlenen faturaları ödediği hususları birlikte değerlendirildiğ …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/9763 E. , 2011/2615 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.05.2008 tarih ve 2006/584-2008/309 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında davalının ihracatını yaptığı emtiaya ilişkin olarak 2004 yılı KDV iadelerinin alınması konusunda sözleşme yapıldığını, gereken işlerin yapılmasına rağmen davalının müşavirlik ücretini ödemeden sözleşmeyi feshettiğini, yapılan iş nedeniyle 2004 yılı Aralık ayına ilişkin KDV dahil 4.592,91 TL ile daha önceki dönemlere ait mahkeme ilamıyla kesinleşen alacağın 2.304,41 TL tutarındaki KDV’si olmak üzere toplam 6.897,32 TL alacağı olduğunu ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki aynı sözleşmeden kaynaklanan aynı döneme ilişkin alacağın işbu davadan önce İstanbul 12.ATM’ce karara bağlanıp kesinleştiği, bu nedenle davacının diğer davada da talep edilen 2004 yılı Aralık ayına ilişkin alacak talebinde bulunamayacağı, KDV alacağına ilişkin henüz fatura tanzim olunmadığından bu talebin de reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve kesinleşen mahkeme ilamıyla hüküm altına alınan Aralık ayı ücretine ilişkin tekrar talepte bulunamayacağına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1 nci maddesine göre Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir.
Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının davalıya vermiş olduğu hizmetin yukarıda açıklanan yasa hükmüne göre KDV’ne tabi olduğu açık olup, İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesi’nin 2006/156 K. Sayılı ilamında KDV talebinin ret ediliş gerekçesi olarak fatura tanzim edilmeyişinin gösterilmesi karşısında o davadan sonra fatura tanzim olunarak işbu davayla talepte bulunulduğundan önceki ilam bu talep açısından kesin hüküm teşkil etmemektedir.
O halde, mahkemece davacının davalıya hizmet vermiş olduğu kesinleşen mahkeme ilamıyla belirlenen dönemler için sözleşme hükümlerine göre belirlenen ücretin KDV’ni davacının talep hakkının bulunduğu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016630600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz