İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2552 E. 2020/4461 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
katma değer vergisi (kdv)↗ kötüniyet tazminatı↗ kötü niyet tazminatı↗ kötü niyet↗ fatura↗ asıl alacak↗ kötüniyet↗ dahili dava↗ ibraz↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre fatura düzenlenmesi sırasında Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 13/d maddesine göre KDV'den istisna edildiğinin ve yatırım teşvik belgesinin satıcı tarafından onayının sağlanması işlemlerinin yapılması gerektiği, aksi halde bu durumun yasaya ve tebliğlere aykırı olacağı, davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine, kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının ilk beş fatura düzenlenirken yatırım teşvik belgesini davalıya ibraz ettiğini ispat edemediği, KDV dahil olarak düzenlenen ilk beş fatura davacıya tebliğ edildiği halde, fatura tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 23/2. maddesine göre sekiz gün içinde içeriğine itiraz edilmediği gibi, KDV dahil olarak davalıya ödemede bulunulduğu, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, muhakeme hukukuna ve maddi hukuka herhangi bir aykırılık olmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı, icra takibi başlatmakta haksız olsa da, kötüniyetli icra takibi yaptığına dair dosya içinde herhangi bir delil olmadığından yerel mahkemece kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmişse de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1.bendindeki “...Davacının takipte haksız ve kötü niyetli olduğundan asıl alacak miktarı olan 40.043,51 TL'nin %20 oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine” cümlesi kaldırılarak yerine “davacının icra takibinde kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine” cümlesinin eklenerek hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9763 E. 2011/2615 K.
Ortak:fatura
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre «fatura» düzenlenmesi sırasında Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 13/d maddesine göre KDV'den istisna edildiğinin ve yatırım teşvik belgesinin satıcı tarafından onayının sağlanması işlemlerinin yapılması gerektiği, aksi halde bu durumun yasaya ve tebliğlere aykırı olacağı, davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine, «kötü niyet tazminatının» davacıdan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının ilk beş «fatura» düzenlenirken yatırım teşvik belgesini davalıya «ibraz» ettiğini ispat edemediği, KDV «dahil» olarak düzenlenen ilk beş fatura davacıya tebliğ edildiği halde, fatura tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 23/2. maddesine göre sekiz gün içinde içeriği …
Benzer bu kararda… bağlanıp kesinleştiği, bu nedenle davacının diğer davada da talep edilen 2004 yılı Aralık ayına ilişkin alacak talebinde bulunamayacağı, KDV alacağına ilişkin henüz «fatura» tanzim olunmadığından bu talebin de reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sayılı ilamında KDV talebinin ret ediliş gerekçesi olarak «fatura» tanzim edilmeyişinin gösterilmesi karşısında o davadan sonra fatura tanzim olunarak işbu davayla talepte bulunulduğundan önceki ilam bu talep açısından «kesin» hüküm teşkil etmemektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hizmet sözleşmesi · teslim · kesin hüküm
Benzer bu kararda2) Dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1 nci maddesine göre Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan «teslim» ve hizmetler katma değer vergisine tabidir.
Sayılı ilamında KDV talebinin ret ediliş gerekçesi olarak «fatura» tanzim edilmeyişinin gösterilmesi karşısında o davadan sonra fatura tanzim olunarak işbu davayla talepte bulunulduğundan önceki ilam bu talep açısından «kesin» hüküm teşkil etmemektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2552 E. , 2020/4461 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.12.2016 tarih ve 2015/131 E. - 2016/577 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.10.2018 tarih ve 2018/234 E. - 2018/1330 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının yatırım teşvik belgesi sahibi olduğunu, HES inşaatında kullanmak üzere davalıdan boru satın alındığını, Katma Değer Vergisi Kanunu'na göre KDV'den muaf oldukları halde davalının 40.043,51 TL davacıdan haksız yere KDV tahsil ettiğini, KDV Genel Tebliğinin 4. maddesine göre satıcı mükellef tarafından iadenin istenebileceğini, bunun üzerine davalıya ihtarname gönderilerek anılan bedelin ödenmesinin talep edildiğini, yapılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının davalıdan 10 adet fatura karşılığı mal satın aldığını, 2011 yılı Mayıs-Ağustos döneminde yasanın öngördüğü şekilde yatırım teşvik belgesini davalıya ibraz ettiğini, KDV istisnasından yararlandığını, ancak 2011 yılı Ocak-Nisan aylarındaki satışlarda ise davacının kendi hatasından dolayı KDV istisnasının uygulanmadığını, KDV Tebliğine göre alıcının yatırım teşvik belgesini satıcıya sunması şartıyla istisnadan yararlanabileceğini, alıcının belge ibraz etmemesi durumunda satıcının istisna uygulanacağını bilemeyeceğini, davacının yatırım teşvik belgesi kapsamında istisnalı alış yapılacağını bildirmediğini, 6762 sayılı TTK'nın 23. maddesine göre alıcının fatura içeriğine 8 gün içinde itirazda bulunmadığını, ihtilaf konusu faturaların KDV ile birlikte davalıya ödendiğini, daha sonraki satışlarda yatırım teşvik belgesinin ibraz edilmesi nedeniyle istisnanın uygulandığını belirterek, davanın reddini, kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre fatura düzenlenmesi sırasında Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 13/d maddesine göre KDV'den istisna edildiğinin ve yatırım teşvik belgesinin satıcı tarafından onayının sağlanması işlemlerinin yapılması gerektiği, aksi halde bu durumun yasaya ve tebliğlere aykırı olacağı, davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine, kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının ilk beş fatura düzenlenirken yatırım teşvik belgesini davalıya ibraz ettiğini ispat edemediği, KDV dahil olarak düzenlenen ilk beş fatura davacıya tebliğ edildiği halde, fatura tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 23/2. maddesine göre sekiz gün içinde içeriğine itiraz edilmediği gibi, KDV dahil olarak davalıya ödemede bulunulduğu, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, muhakeme hukukuna ve maddi hukuka herhangi bir aykırılık olmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı, icra takibi başlatmakta haksız olsa da, kötüniyetli icra takibi yaptığına dair dosya içinde herhangi bir delil olmadığından yerel mahkemece kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmişse de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1.bendindeki “...Davacının takipte haksız ve kötü niyetli olduğundan asıl alacak miktarı olan 40.043,51 TL'nin %20 oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine” cümlesi kaldırılarak yerine “davacının icra takibinde kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine” cümlesinin eklenerek hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 2015/131 esas ve 2016/577 karar sayılı ve 23.12.2016 tarihli hükmün 1. bendinde yer alan “...Davacının takipte haksız ve kötü niyetli olduğundan asıl alacak miktarı olan 40.043,51 TL'nin %20 oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine” cümlesi kaldırılarak yerine “Davacının icra takibinde kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine” cümlesinin eklenerek hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27.10.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı dava konusu icra takibini yapmakta haksız olsa da kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından İlk Derece Mahkemesi tarafından davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmadığından ve davacı tarafından bu hususta istinaf sebepleri arasında gösterilmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesi'nce bu yanlışlığın düzeltilmemesi ve davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmayıp Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmektedir. Bu konuda saygıdeğer çoğunluk ile görüş ayrılığım bulunmamaktadır.
Ancak Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz incelemesine konu kararı İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden kurulan bir hüküm olmayıp davacının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olduğundan hükmün düzeltilerek onanması muhakeme hukuku bakımından mümkün değildir.
Bu bakımdan saygıdeğer çoğunluğun temyiz konusu olmayan İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması şeklindeki kararına muhalifim.
27. 10.2020
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/629825600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz