Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6753 E. 2023/6182 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sürekli borç ilişkisi↗ katma değer vergisi (kdv)↗ ödeme planı↗ finansal kiralama sözleşmesi↗ belirsiz alacak davası↗ finansal kiralama↗ ba beyannamesi↗ 3095 sayılı kanun↗ dürüstlük kuralı↗ ifa↗ mahsup↗ alacak davası↗ uyuşmazlık konusu↗ fatura↗ ıslah↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/1038 E., 2019/35 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 21.03.2013 tarihli finansal kiralama sözleşmesi kapsamının sözleşmenin imza tarihinde yürürlükte bulunan kanun gereği Katma Değer Vergisi (KDV) kapsamında tutulurken, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun (3065 sayılı Kanun) 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasına 02.08.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6495 sayılı Kanun) ile eklenen (y) bendi ile KDV'den muaf tutularak istisna getirildiğini, bu düzenlemeye rağmen davalının kanuna aykırı davranarak aylık finansal kira bedeli olarak düzenlediği faturalarda müvekkilinden KDV tahsil etmeye devam ederek değişiklikte belirtilen 02.08.2013 tarihinden 2016 yılı ocak ayına kadar düzenlenen toplam 30 adet fatura ile müvekkilinden toplamda 1.304.552,67 TL tutarında haksız KDV bedeli tahsil edildiğini belirterek haksız olarak tahsil edilen 1.304.552,67 TL KDV bedelinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren bankalarca USD mevduata uygulanan en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.07.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 1.304.552,67 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından alacağın tam olarak bilindiğini bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usulsüz olduğunu, taraflar arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesine istinaden davacının erken ödeme isteği üzerine 03.02.2016 tarihinde tadil sözleşmesi imzalandığını, 12.07.2013 tarihinde kabul edilen 6495 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 3065 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinini dördüncü fıkrasına (y) bendinin eklendiğini ve bu tarihten itibaren Katma Değer Vergisi (KDV) istisnasının getirildiğini, Kanun'un yürürlük tarihinin 12.07.2013 olduğunu bu nedenle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin istisna kapsamına girmediğini, konuyla ilgili Gelir İdaresi Başkanlığından "Özelge" talep edildiğinin, özelgede KDV'nin olduğu dönemde imzalanan sözleşme kapsamındaki işlemlerin KDV'ye tabi olacağının belirtildiğini, yeni gelen istisna düzenlemesinin bu tarihten sonra düzenlenen sözleşmeler bakımından uygulanacağını, önceki tarihli sözleşmelerin ise KDV'ye tabi olacağının belirtildiğini, davalı tarafından bu doğrultuda işlem yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Gelir İdare Başkanlığı / İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından bildirilen Özelge'de 3095 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (y) bendinin bu tarihten sonra düzenlenen finansal kiralama sözleşmeleri için uygulanacağını, bu nedenle, Kanunun 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (y) bendinin yürürlüğünden önce düzenlenen sözleşme kapsamındaki işlemlerin KDV'ye tabi olacağı ve 02.08.2013 tarihinden sonraki dönemlere isabet eden kira faturalarında KDV hesaplanacağı görüşünün bildirildiği, bu görüşün bağlayıcılığının tartışılır ise de, yasanın uygulanmasına yönelik en doğru kaynak olarak değerlendirildiği, zira, davalının devlet adına davacıdan tahsil ettiği KDV'yi devlete kiracılar adına ödediğini, ödenen KDV bedelinin davalı uhdesinde kalmış geri tahsili gereken fazla bedel olmadığını, bu yönden Gelir İdaresi Başkanlığı görüşünün önemli ve bağlayıcı görüldüğü, ayrıca, sözleşme eki ödeme planı altında KDV oranlarının değişmesi halinde, kiralama bedellerine cari KDV ekleneceği hükmünün açıkça KDV oranının artması halini öngördüğünü, bu maddenin KDV alınmayacağına dair yeni değişikliğin uygulanacağı yönünde yorumlanamayacağı, sözleşmenin bağıtlandığı tarih ve koşullarda hükmünü sürdürdüğünün kabul edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin Özelge'yi kararına gerekçe yaptığını ancak kararın dosyada alınan bilirkişi raporlarına dayalı olmadan varsayımsal bir durum üzerinde verildiğini, Özelgenin kişilerin talebi üzerine Vergi Dairesi tarafından verilen görüş olup sadece talep eden kişiyi bağlayacağını, ancak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından sirküye dönüştürülmesi halinde tüm mükellefler için uygulanması zorunlu bir hukuki belge olacağını, Mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, bilirkişi kök raporunda haklılıklarının ortaya konulduğunu, böylesine teknik bir konuda Mahkemenin bilirkişi raporundan farklı bir karar vermesinin doğru olmadığını ayrıca finansal kiralama sözleşmesinin ani edimli bir sözleşme olmadığı gibi sürekli borç ilişkisini düzenleyen bir sözleşme olduğunu, dolayısıyla ifa anında ifa esaslarında bir değişiklik olursa ifanın buna göre düzenlenmesi gerektiğini, ifa anının da her ay vergiyi doğuran olayın varlığı ile başladığını, davalı tarafça peşin edinen bir KDV meblağı olmadığı gibi her ay düzenlenen ve müvekkiline kesilen fatura neticesinde KDV ödendiğini, bu sebeple sözleşme edimleri devam ederken yapılan yeniliğin sözleşmeye uygulanması gerektiğini, dava konusu KDV istisnasının da bu kapsamda olduğu, sözleşmede "KDV oranı değiştiğinde kiralama bedellerine ek cari KDV eklenecektir" maddesi var ise de, bunu tek bir tarafı diğer taraf nezdinde daha güçlü ve yüksek menfaat sağlayacak şekilde yorumlamanın hukukun temel ilkelerine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu dolayısıyla bu maddeyi o andaki KDV oranı ne ise o uygulanacaktır şeklinde dikkate alınması gerektiğini, ayrıca davalının ödediği KDV'nin her ay düzenlenen beyanname kapsamında mahsup ya da ödeme yolu ile Vergi Dairesine beyan edilerek ödendiğini dolayısıyla direk taraflarından alınan KDV'nin aynı meblağ üzerinden ödenmeyerek davalının kendi giderlerini harici iadelerini mahsuplarını da yaparak ödeme yapmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 21.03.2013 tarihli finansal kiralama sözleşmesi imzalandığı, 6495 sayılı Kanun ile 3065 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasına (y) bendinin eklendiği, buna göre dava konusu finansal kiralama işleminin KDV'den istisna olduğu düzenlemesinin getirildiği, söz konusu değişikliğin 02.08.2013 tarihinde yürürlüğe girdiğini, uyuşmazlığın dava konusu sözleşmeye belirtilen yasal değişikliğin uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplandığı, yargılama sırasında alınan 28.03.2018 tarihli raporda davacının talebinde haklı olduğunun belirtildiği, 28.08.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda ise konunun Mahkemenin takdirinde olduğunun belirtildiği, kanunların geriye yürümeyeceği, dava konusu finansal kiralama sözleşmesinin de yasal değişiklikten önce yapıldığı ve sözleşme tarihi itibariyle dava konusu finansal kiralama işleminin KDV'ye tabi olduğundan davacının talebinde haklı olmadığı, her ne kadar davalı tarafından finansal kiralama şirketinin her bir taksit için fatura düzenleyip ve bu faturalarda KDV tahakkuk ettirdiği ileri sürülmüş ise de, taksitlendirmenin finansal kiralama sözleşmesinin niteliğinden kaynaklandığı ve düzenlendiği belirtilen her bir takside ilişkin faturaların 21.03.2013 tarihinde akdedilen sözleşme ve ekinde yer alan ödeme planı dahilinde olduğu, ödeme planında KDV'li tutarın da gösterildiği ve davacının da davalı tarafından düzenlenen faturaları ödediği hususları birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan 21.03.2013 tarihli finansal kiralama sözleşmesine konu alacağın KDV'sinin 12.07.2013 tarihinde kabul edilen 6495 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 3065 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasına (y) bendi ile getirilen KDV istisnası içerisinde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6495 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi, 3065 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinini dördüncü fıkrasına (y) bendi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9763 E. 2011/2615 K.
Ortak:fatura · Alacak
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 21.03.2013 tarihli «finansal kiralama sözleşmesi» kapsamının sözleşmenin imza tarihinde yürürlükte bulunan kanun gereği Katma Değer Vergisi (KDV) kapsamında tutulurken, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun (3065 sayılı Kanun) 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasına 02.08.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6495 sayılı Kanun) ile eklenen (y) bendi ile KDV'den muaf tutularak istisna getirildiğini, bu düzenlemeye rağmen davalının kanuna aykırı davranarak aylık finansal kira bedeli olarak düzenlediği faturalarda müvekkilinden KDV tahsil etmeye devam ederek değişiklikte belirtilen 02.08.2013 tarihinden 2016 yılı ocak ayına kadar düzenlenen toplam 30 adet «fatura» ile müvekkilinden toplamda 1.304.552,67 TL tutarında haksız KDV bedeli tahsil edildiğini belirterek haksız olarak tahsil edilen 1.304.552,67 TL KDV bedelinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren bankalarca USD mevduata uygulanan en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.07.2018 tarihli «ıslah» dilekçesi ile talebini 1.304.552,67 TL'ye yükseltmiştir.
… layacağını, ancak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından sirküye dönüştürülmesi halinde tüm mükellefler için uygulanması zorunlu bir hukuki belge olacağını, Mahkemenin «eksik inceleme» ile karar verdiğini, bilirkişi kök raporunda haklılıklarının ortaya konulduğunu, böylesine teknik bir konuda Mahkemenin bilirkişi raporundan farklı bir karar vermesinin doğru olmadığını ayrıca «finansal kiralama sözleşmesinin» ani edimli bir sözleşme olmadığı gibi «sürekli borç ilişkisini» düzenleyen bir sözleşme olduğunu, dolayısıyla «ifa» anında ifa esaslarında bir değişiklik olursa ifanın buna göre düzenlenmesi gerektiğini, ifa anının da her ay vergiyi doğuran olayın varlığı ile başladığını, davalı tarafça peşin edinen bir KDV meblağı olmadığı gibi her ay düzenlenen ve müvekkiline kesilen «fatura» neticesinde KDV ödendiğini, bu sebeple sözleşme edimleri devam ederken yapılan yeniliğin sözleşmeye uygulanması gerektiğini, dava konusu KDV istisnasının da bu kapsamda olduğu, sözleşmede "KDV oranı değiştiğinde kiralama bedellerine ek cari KDV eklenecektir" maddesi var ise de, bunu tek bir tarafı diğer taraf nezdinde daha güçlü ve yüksek menfaat sağlayacak şekilde yorumlamanın hukukun temel ilkelerine ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu dolayısıyla bu maddeyi o andaki KDV oranı ne ise o uygulanacaktır şeklinde dikkate alınması gerektiğini, ayrıca davalının ödediği KDV'nin her ay düzenlenen «beyanname» kapsamında «mahsup» ya da ödeme yolu ile Vergi Dairesine beyan edilerek ödendiğini dolayısıyla direk taraflarından alınan KDV'nin aynı meblağ üzerinden ödenmeyerek davalının kendi gid …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 21.03.2013 tarihli «finansal kiralama sözleşmesi» imzalandığı, 6495 sayılı Kanun ile 3065 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasına (y) bendinin eklendiği, buna göre dava konusu finansal kiralama işleminin KDV'den istisna olduğu düzenlemesinin getirildiği, söz konusu değişikliğin 02.08.2013 tarihinde yürürlüğe girdiğini, uyuşmazlığın dava konusu sözleşmeye belirtilen yasal değişikliğin uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplandığı, yargılama sırasında alınan 28.03.2018 tarihli raporda davacının talebinde haklı olduğunun belirtildiği, 28.08.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda ise konunun Mahkemenin takdirinde olduğunun belirtildiği, kanunların geriye yürümeyeceği, dava konusu finansal kiralama sözleşmesinin de yasal değişiklikten önce yapıldığı ve sözleşme tarihi itibariyle dava konusu finansal kiralama işleminin KDV'ye tabi olduğundan davacının talebinde haklı olmadığı, her ne kadar davalı tarafından finansal kiralama şirketinin her bir taksit için «fatura» düzenleyip ve bu faturalarda KDV tahakkuk ettirdiği ileri sürülmüş ise de, taksitlendirmenin finansal kiralama sözleşmesinin niteliğinden kaynaklandığı ve düzenlendiği belirtilen her bir takside ilişkin faturaların 21.03.2013 tarihinde akdedilen sözleşme ve ekinde yer alan «ödeme planı» dahilinde olduğu, ödeme planında KDV'li tutarın da gösterildiği ve davacının da davalı tarafından düzenlenen faturaları ödediği hususları birlikte değerlendirildiğ …
Benzer bu kararda… bağlanıp kesinleştiği, bu nedenle davacının diğer davada da talep edilen 2004 yılı Aralık ayına ilişkin alacak talebinde bulunamayacağı, KDV alacağına ilişkin henüz «fatura» tanzim olunmadığından bu talebin de reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sayılı ilamında KDV talebinin ret ediliş gerekçesi olarak «fatura» tanzim edilmeyişinin gösterilmesi karşısında o davadan sonra fatura tanzim olunarak işbu davayla talepte bulunulduğundan önceki ilam bu talep açısından «kesin» hüküm teşkil etmemektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hizmet sözleşmesi · teslim · kesin hüküm
Benzer bu kararda2) Dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1 nci maddesine göre Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan «teslim» ve hizmetler katma değer vergisine tabidir.
Sayılı ilamında KDV talebinin ret ediliş gerekçesi olarak «fatura» tanzim edilmeyişinin gösterilmesi karşısında o davadan sonra fatura tanzim olunarak işbu davayla talepte bulunulduğundan önceki ilam bu talep açısından «kesin» hüküm teşkil etmemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4504 E. 2018/7524 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6186 E. 2011/5437 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:iskonto · hırsızlık · gerçek zarar · işyeri sigortası · temerrüt tarihi · sigorta sözleşmesi · sigorta poliçesi · hasar
Benzer bu kararda… ere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece davacının uğradığı «gerçek zararın» davacının «defter» ve mizan kayıtları ile mal alım faturalarına dayanılarak tespit edilmesinde ve olaydan hemen sonra davalıya «hasar» ihbarında bulunulduğundan «temerrüt tarihinin» Poliçe Genel Şartlarının B-5. maddesi uyarınca 23.07.2005 tarihi olarak belirlenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin a …
2- Ancak, «işyeri sigorta sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili istemiyle açılan davada mahkemece davacının uğradığı «gerçek zararın» tespiti için görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davalı ... şirketinin talebi üzerine düzenlenen 16.12.2005 tarihli ekspertiz raporundaki tespitlerden yararla …
Oysa, taraflar arasında geçerli «sigorta poliçesinde» bu yönde bir hüküm bulunmadığı gibi, davacının bayii olduğu şirketten faturalarda yazılı miktarın tam karşılığını ödeyerek değil, %10 «iskonto» ile mal satın aldığı konusunda da herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Oysa davalı ... «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken davacının «gerçek zararını» gidermekle yükümlü olduğuna göre, davacının 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesi gereğince ödenmesi gereken KDV’ni de davacıya ödemekle yükümlüdür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6753 E. , 2023/6182 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1584 Esas, 2022/60 Karar
DAVA TARİHİ 17.10.2016
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/1038 E., 2019/35 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 21.03.2013 tarihli finansal kiralama sözleşmesi kapsamının sözleşmenin imza tarihinde yürürlükte bulunan kanun gereği Katma Değer Vergisi (KDV) kapsamında tutulurken, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun (3065 sayılı Kanun) 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasına 02.08.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6495 sayılı Kanun) ile eklenen (y) bendi ile KDV'den muaf tutularak istisna getirildiğini, bu düzenlemeye rağmen davalının kanuna aykırı davranarak aylık finansal kira bedeli olarak düzenlediği faturalarda müvekkilinden KDV tahsil etmeye devam ederek değişiklikte belirtilen 02.08.2013 tarihinden 2016 yılı ocak ayına kadar düzenlenen toplam 30 adet fatura ile müvekkilinden toplamda 1.304.552,67 TL tutarında haksız KDV bedeli tahsil edildiğini belirterek haksız olarak tahsil edilen 1.304.552,67 TL KDV bedelinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren bankalarca USD mevduata uygulanan en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.07.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 1.304.552,67 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından alacağın tam olarak bilindiğini bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usulsüz olduğunu, taraflar arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesine istinaden davacının erken ödeme isteği üzerine 03.02.2016 tarihinde tadil sözleşmesi imzalandığını, 12.07.2013 tarihinde kabul edilen 6495 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 3065 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinini dördüncü fıkrasına (y) bendinin eklendiğini ve bu tarihten itibaren Katma Değer Vergisi (KDV) istisnasının getirildiğini, Kanun'un yürürlük tarihinin 12.07.2013 olduğunu bu nedenle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin istisna kapsamına girmediğini, konuyla ilgili Gelir İdaresi Başkanlığından "Özelge" talep edildiğinin, özelgede KDV'nin olduğu dönemde imzalanan sözleşme kapsamındaki işlemlerin KDV'ye tabi olacağının belirtildiğini, yeni gelen istisna düzenlemesinin bu tarihten sonra düzenlenen sözleşmeler bakımından uygulanacağını, önceki tarihli sözleşmelerin ise KDV'ye tabi olacağının belirtildiğini, davalı tarafından bu doğrultuda işlem yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Gelir İdare Başkanlığı / İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından bildirilen Özelge'de 3095 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (y) bendinin bu tarihten sonra düzenlenen finansal kiralama sözleşmeleri için uygulanacağını, bu nedenle, Kanunun 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (y) bendinin yürürlüğünden önce düzenlenen sözleşme kapsamındaki işlemlerin KDV'ye tabi olacağı ve 02.08.2013 tarihinden sonraki dönemlere isabet eden kira faturalarında KDV hesaplanacağı görüşünün bildirildiği, bu görüşün bağlayıcılığının tartışılır ise de, yasanın uygulanmasına yönelik en doğru kaynak olarak değerlendirildiği, zira, davalının devlet adına davacıdan tahsil ettiği KDV'yi devlete kiracılar adına ödediğini, ödenen KDV bedelinin davalı uhdesinde kalmış geri tahsili gereken fazla bedel olmadığını, bu yönden Gelir İdaresi Başkanlığı görüşünün önemli ve bağlayıcı görüldüğü, ayrıca, sözleşme eki ödeme planı altında KDV oranlarının değişmesi halinde, kiralama bedellerine cari KDV ekleneceği hükmünün açıkça KDV oranının artması halini öngördüğünü, bu maddenin KDV alınmayacağına dair yeni değişikliğin uygulanacağı yönünde yorumlanamayacağı, sözleşmenin bağıtlandığı tarih ve koşullarda hükmünü sürdürdüğünün kabul edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin Özelge'yi kararına gerekçe yaptığını ancak kararın dosyada alınan bilirkişi raporlarına dayalı olmadan varsayımsal bir durum üzerinde verildiğini, Özelgenin kişilerin talebi üzerine Vergi Dairesi tarafından verilen görüş olup sadece talep eden kişiyi bağlayacağını, ancak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından sirküye dönüştürülmesi halinde tüm mükellefler için uygulanması zorunlu bir hukuki belge olacağını, Mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, bilirkişi kök raporunda haklılıklarının ortaya konulduğunu, böylesine teknik bir konuda Mahkemenin bilirkişi raporundan farklı bir karar vermesinin doğru olmadığını ayrıca finansal kiralama sözleşmesinin ani edimli bir sözleşme olmadığı gibi sürekli borç ilişkisini düzenleyen bir sözleşme olduğunu, dolayısıyla ifa anında ifa esaslarında bir değişiklik olursa ifanın buna göre düzenlenmesi gerektiğini, ifa anının da her ay vergiyi doğuran olayın varlığı ile başladığını, davalı tarafça peşin edinen bir KDV meblağı olmadığı gibi her ay düzenlenen ve müvekkiline kesilen fatura neticesinde KDV ödendiğini, bu sebeple sözleşme edimleri devam ederken yapılan yeniliğin sözleşmeye uygulanması gerektiğini, dava konusu KDV istisnasının da bu kapsamda olduğu, sözleşmede "KDV oranı değiştiğinde kiralama bedellerine ek cari KDV eklenecektir" maddesi var ise de, bunu tek bir tarafı diğer taraf nezdinde daha güçlü ve yüksek menfaat sağlayacak şekilde yorumlamanın hukukun temel ilkelerine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu dolayısıyla bu maddeyi o andaki KDV oranı ne ise o uygulanacaktır şeklinde dikkate alınması gerektiğini, ayrıca davalının ödediği KDV'nin her ay düzenlenen beyanname kapsamında mahsup ya da ödeme yolu ile Vergi Dairesine beyan edilerek ödendiğini dolayısıyla direk taraflarından alınan KDV'nin aynı meblağ üzerinden ödenmeyerek davalının kendi giderlerini harici iadelerini mahsuplarını da yaparak ödeme yapmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 21.03.2013 tarihli finansal kiralama sözleşmesi imzalandığı, 6495 sayılı Kanun ile 3065 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasına (y) bendinin eklendiği, buna göre dava konusu finansal kiralama işleminin KDV'den istisna olduğu düzenlemesinin getirildiği, söz konusu değişikliğin 02.08.2013 tarihinde yürürlüğe girdiğini, uyuşmazlığın dava konusu sözleşmeye belirtilen yasal değişikliğin uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplandığı, yargılama sırasında alınan 28.03.2018 tarihli raporda davacının talebinde haklı olduğunun belirtildiği, 28.08.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda ise konunun Mahkemenin takdirinde olduğunun belirtildiği, kanunların geriye yürümeyeceği, dava konusu finansal kiralama sözleşmesinin de yasal değişiklikten önce yapıldığı ve sözleşme tarihi itibariyle dava konusu finansal kiralama işleminin KDV'ye tabi olduğundan davacının talebinde haklı olmadığı, her ne kadar davalı tarafından finansal kiralama şirketinin her bir taksit için fatura düzenleyip ve bu faturalarda KDV tahakkuk ettirdiği ileri sürülmüş ise de, taksitlendirmenin finansal kiralama sözleşmesinin niteliğinden kaynaklandığı ve düzenlendiği belirtilen her bir takside ilişkin faturaların 21.03.2013 tarihinde akdedilen sözleşme ve ekinde yer alan ödeme planı dahilinde olduğu, ödeme planında KDV'li tutarın da gösterildiği ve davacının da davalı tarafından düzenlenen faturaları ödediği hususları birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan 21.03.2013 tarihli finansal kiralama sözleşmesine konu alacağın KDV'sinin 12.07.2013 tarihinde kabul edilen 6495 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 3065 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasına (y) bendi ile getirilen KDV istisnası içerisinde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6495 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi, 3065 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinini dördüncü fıkrasına (y) bendi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1109987800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz