İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2367 E. 2011/1489 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta ettiren↗ sigorta sözleşmesi↗ ek prim↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ sigorta poliçesi↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, davalının davacı ile arasında düzenlenen 17.07.2006, 08.06.2006 ve 16.08.2006 tarihli yangın ve elektronik cihaz sigorta poliçesi bulunduğu, davalının sigorta sözleşmesinden kaynaklanan sigorta primlerini davacıya ödenmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, yangın ve elektronik sigorta poliçe prim borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı taraf davalının sigorta ettiren (sigortalı) olduğunu iddia ettiği dava konusu poliçelerin düzenlendiğini iddia etmiş, davalı ise davaya cevap vermeyerek davayı inkar etmiş; mahkemece, dayanakları da gösterilmeden taraflar arasında sigorta ilişkisinin kurulduğu kabul edilmek suretiyle yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar TTK’nun 1263. maddesine göre, sigorta sözleşmesi hiçbir şekle tabi tutulmamış ise de, sözleşme yapmaya ehil kişilerin karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla sigorta sözleşmesinin meydana geleceği kuşkusuzdur. Sözleşmenin yazılı bir belgeye bağlanması ancak ispat açısından önem kazanır. Sigortacının TTK’nun 1265/1 ve 1267. maddeleri uyarınca imzalı bir sigorta poliçesini belli bir süre içerisinde sigortalıya vermesi zorunludur. TTK’nun 1265, 1267 ve 1295/1. maddeleri birlikte incelendiğinde, sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almak ve özellikle primi veya ilk taksidi poliçenin teslimi karşılığı tahsil etmekle yükümlü olduğu görülecektir. Oysa, davacının dosyaya ibraz ettiği poliçe örneklerinde davalı sigortalının imzası bulunmadığı gibi davacı taraf poliçenin davalıya teslim ya da tebliğ edildiğini ispata yarar hiç bir kanıt da ibraz etmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava konusu sigorta sözleşmelerinin kurulduğunun kanıtlanması için davacı tarafa olanak verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre, davalının icra inkar tazminatına ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İnkar tazminatı 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6442 E. 2010/12077 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · ek prim · sigorta poliçesi · ibraz · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, davalının davacı ile arasında düzenlenen 17.07.2006, 08.06.2006 ve 16.08.2006 tarihli yangın ve elektronik cihaz «sigorta poliçesi» bulunduğu, davalının «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan sigorta «primlerini» davacıya ödenmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
TTK’nun 1265, 1267 ve 1295/1. maddeleri birlikte incelendiğinde, sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almak ve özellikle «primi» veya ilk taksidi poliçenin «teslimi» karşılığı tahsil etmekle yükümlü olduğu görülecektir.
Oysa, davacının dosyaya «ibraz» ettiği poliçe örneklerinde davalı sigortalının imzası bulunmadığı gibi davacı taraf poliçenin davalıya «teslim» ya da tebliğ edildiğini ispata yarar hiç bir kanıt da ibraz etmemiştir.
Benzer bu kararda… afından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almak ve özellikle «primi» veya ilk taksidi poliçenin «teslimi» karşılığı tahsil etmekle yükümlü olduğu görülecektir.Oysa, davacının dosyaya «ibraz» ettiği poliçe asıllarında davalı sigortalının imzası bulunmadığı gibi davacı taraf poliçenin davalıya teslim ya da tebliğ edildiğini ispata yarar hiç bir kanıt da …
Mahkemece, dosya kapsamına göre, lehine «sigorta poliçesi» yapılan davalının bu borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, «zorunlu mali sorumluk sigorta» poliçe «prim» borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası
Benzer bu karardaDava, «zorunlu mali sorumluk sigorta» poliçe «prim» borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11420 E. 2010/2295 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · ek prim · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · sigorta poliçesi · ibraz · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, davalının davacı ile arasında düzenlenen 17.07.2006, 08.06.2006 ve 16.08.2006 tarihli yangın ve elektronik cihaz «sigorta poliçesi» bulunduğu, davalının «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan sigorta «primlerini» davacıya ödenmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
TTK’nun 1265, 1267 ve 1295/1. maddeleri birlikte incelendiğinde, sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almak ve özellikle «primi» veya ilk taksidi poliçenin «teslimi» karşılığı tahsil etmekle yükümlü olduğu görülecektir.
Oysa, davacının dosyaya «ibraz» ettiği poliçe örneklerinde davalı sigortalının imzası bulunmadığı gibi davacı taraf poliçenin davalıya «teslim» ya da tebliğ edildiğini ispata yarar hiç bir kanıt da ibraz etmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 14.01.2007 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, itirazın 2.232,53 YTL «asıl alacak» üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, «işlemiş faiz» talebine ilişkin talebin reddine asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanarak takibin devamına, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «işyeri sigorta poliçesine» dayalı «prim» borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı taraf «işyeri sigorta poliçesinden» kaynaklanan «prim» borcunun ödenmediğini iddia etmesine karşın davalı vekili taraflar arasında kurulmuş sigorta ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin imzası bulunmayan poliçeyi kabul etmediklerini, ödenen peşinat ya da taksit bulunmadığını savunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işyeri sigorta poliçesi · işyeri sigortası · işlemiş faiz · asıl alacak · yasal faiz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 14.01.2007 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, itirazın 2.232,53 YTL «asıl alacak» üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, «işlemiş faiz» talebine ilişkin talebin reddine asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanarak takibin devamına, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «işyeri sigorta poliçesine» dayalı «prim» borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı taraf «işyeri sigorta poliçesinden» kaynaklanan «prim» borcunun ödenmediğini iddia etmesine karşın davalı vekili taraflar arasında kurulmuş sigorta ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin imzası bulunmayan poliçeyi kabul etmediklerini, ödenen peşinat ya da taksit bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafından imzalanmış bir poliçe bulunmasa dahi, davalı tarafın cevap dilekçesinde, icra takibinde poliçeye itiraz etmediği, Şeker Sigorta tarafından gönderilen 06.06.2001 tarihli yazıya da itiraz etmediği böylece poliçenin davalı tarafça zımnen kabul edildiği, «sigorta sözleşmesinin» kurulduğunun kabulü gerektiği şeklindeki bilirkişi raporlarına itibar edilerek «asıl alacak» yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14265 E. 2016/73 K.
Ortak:sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · ek prim · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · sigorta poliçesi · ibraz · teslim · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, davalının davacı ile arasında düzenlenen 17.07.2006, 08.06.2006 ve 16.08.2006 tarihli yangın ve elektronik cihaz «sigorta poliçesi» bulunduğu, davalının «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan sigorta «primlerini» davacıya ödenmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
TTK’nun 1265, 1267 ve 1295/1. maddeleri birlikte incelendiğinde, sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almak ve özellikle «primi» veya ilk taksidi poliçenin «teslimi» karşılığı tahsil etmekle yükümlü olduğu görülecektir.
Oysa, davacının dosyaya «ibraz» ettiği poliçe örneklerinde davalı sigortalının imzası bulunmadığı gibi davacı taraf poliçenin davalıya «teslim» ya da tebliğ edildiğini ispata yarar hiç bir kanıt da ibraz etmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 11.08.2008-11.08.2009 dönemi için poliçe düzenlendiğinin ihtilafsız olduğu, davacı «defterlerine» göre bu dönem için 7.879,61 TL alacağın tespit edildiği, ihtilaflı olan 2009 ve 2010 yılında düzenlenen poliçelerle ilgili olarak yapılan değerlendirmede ise; davacı tarafından 11.08.2009-11.08.2010 dönemin kapsayan özel akaryakıt istasyon «sigorta poliçesi», 06.08.2009-06.08.2010 dönemini kapsayan tehlikeli maddeler «zorunlu sorumluluk sigorta» poliçesinin ve ayrıca 01.03.2010-06.08.2010 dönemini kapsayan tehlikeli maddeler zorunlu sorumluluk sigorta poliçesi ek belgesinin tanzim edildiği, anılan dönemler için davalı şirketin başka bir sigorta şirketine poliçe tanzim ettirdiğinin ispat edilemediği, bu poliçelerin akaryakıt istasyonları tarafından yaptırılmasının zorunlu olduğu, 20.09.2009 tarihinde davalı şirket müşterisinin «hasar» ihbarında bulunulduğu, müşterinin kendiliğinden böyle bir bilgiye sahip olmasının beklenemeyeceği, tüm bunlar dikkate alındığında, 2009 ve 2010 dönemini kapsayan poliçelerin davacı tarafından davalının bilgisi dahilinde düzenlendiği ve bu nedenle davacının «prim» talep hakkının bulunduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaliyle 19.927,87 TL asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek yasal «temerrüt» faiziyle birlikte takibin devamına, «işlemiş faiz» talebinin reddine, 9.971,14 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Müsteşarlığınca çıkarılan ve 28.10.2007 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesinde "Sigortacının «bilgilendirme yükümlülüğünün» sigortacı tarafından «sigorta ettirene» ve «sigorta sözleşmesine» taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceği, bilgilendirmenin yazılı yapılmasının esas olduğu, sigortacının asgari bilgilendirmenin yapıldığını ispatla yükümlü bulunduğu, bilgilendirme yükümlülüğünün sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce başlayacağı ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde de devam edeceği, sigortacının dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davranmak, sigorta ettireni yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınmak zorunda bulunduğu", Yönetmeliğin 7. maddesinde "bilgilendirme yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş, bilgilendirme «formu» gereği gibi «teslim» edilmemiş veya bilgiler gerçeğe aykırı düzenlenmiş ise bu hallerden her hangi birinin sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise sigorta ettirenin sigorta sözleşmesini feshedebileceği ve uğradığı zararının tazminini de talep edebileceği", Yönetmeliğin 8. maddesinde "bilgilendirme formu içeriğinden akdedilecek sözleşmeye ilişkin genel uyarılar, sözleşme ile verilen «teminatlar», sözleşmeye eklenebilecek özel hükümler . . . vs. bulunacağı" Yönetmeliğin 9. maddesinde "bilgilendirme formunun en az iki nüsha düzenlenerek sigortacı tarafından kaşelenip imzalandıktan sonra bir nüshanın sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye imza karşılığı verileceği, imzanın sigorta ettirenin sigorta sözleşmesi ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu hususunda aksi ispat edilebilir «karine» teşkil edeceği" öngörülmüştür.
KARŞI OY Somut uyuşmazlıkta; 01.08.2009 tanzim tarihli 11.08.2009/11.08.2010 dönemini kapsayan özel akaryakıt istasyon «sigorta poliçesi», 06.08.2009 tanzim tarihli 06.08.2009/06.08.2010 dönemini kapsayan tehlikeli maddeler «zorunlu sorumluluk sigorta» poliçesi ile 01.03.2010 tanzim tarihli 01.03.2010/06.08.2010 dönemini kapsayan ek sigorta poliçesinin davalının talep ve onayı ile düzenlenmesine rağmen, davalının sigorta «primlerini» ödememesi nedeniyle aleyhindeki genel «haciz» yolu ile icra takibine vaki itirazı üzerine davacı-alacaklı vekilince eldeki «itirazın iptali davası» açılmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bilgilendirme yükümlülüğü · zorunlu sorumluluk sigortası · sigorta acenteliği · ba/bs formları · eksper raporu · karine · sorumluluk sigortası · itirazın iptali davası
Benzer bu karardaKARŞI OY Somut uyuşmazlıkta; 01.08.2009 tanzim tarihli 11.08.2009/11.08.2010 dönemini kapsayan özel akaryakıt istasyon «sigorta poliçesi», 06.08.2009 tanzim tarihli 06.08.2009/06.08.2010 dönemini kapsayan tehlikeli maddeler «zorunlu sorumluluk sigorta» poliçesi ile 01.03.2010 tanzim tarihli 01.03.2010/06.08.2010 dönemini kapsayan ek sigorta poliçesinin davalının talep ve onayı ile düzenlenmesine rağmen, davalının sigorta «primlerini» ödememesi nedeniyle aleyhindeki genel «haciz» yolu ile icra takibine vaki itirazı üzerine davacı-alacaklı vekilince eldeki «itirazın iptali davası» açılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 11.08.2008-11.08.2009 dönemi için poliçe düzenlendiğinin ihtilafsız olduğu, davacı «defterlerine» göre bu dönem için 7.879,61 TL alacağın tespit edildiği, ihtilaflı olan 2009 ve 2010 yılında düzenlenen poliçelerle ilgili olarak yapılan değerlendirmede ise; davacı tarafından 11.08.2009-11.08.2010 dönemin kapsayan özel akaryakıt istasyon «sigorta poliçesi», 06.08.2009-06.08.2010 dönemini kapsayan tehlikeli maddeler «zorunlu sorumluluk sigorta» poliçesinin ve ayrıca 01.03.2010-06.08.2010 dönemini kapsayan tehlikeli maddeler zorunlu sorumluluk sigorta poliçesi ek belgesinin tanzim edildiği, anılan dönemler için davalı şirketin başka bir sigorta şirketine poliçe tanzim ettirdiğinin ispat edilemediği, bu poliçelerin akaryakıt istasyonları tarafından yaptırılmasının zorunlu olduğu, 20.09.2009 tarihinde davalı şirket müşterisinin «hasar» ihbarında bulunulduğu, müşterinin kendiliğinden böyle bir bilgiye sahip olmasının beklenemeyeceği, tüm bunlar dikkate alındığında, 2009 ve 2010 dönemini kapsayan poliçelerin davacı tarafından davalının bilgisi dahilinde düzenlendiği ve bu nedenle davacının «prim» talep hakkının bulunduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaliyle 19.927,87 TL asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek yasal «temerrüt» faiziyle birlikte takibin devamına, «işlemiş faiz» talebinin reddine, 9.971,14 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Müsteşarlığınca çıkarılan ve 28.10.2007 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesinde "Sigortacının «bilgilendirme yükümlülüğünün» sigortacı tarafından «sigorta ettirene» ve «sigorta sözleşmesine» taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceği, bilgilendirmenin yazılı yapılmasının esas olduğu, sigortacının asgari bilgilendirmenin yapıldığını ispatla yükümlü bulunduğu, bilgilendirme yükümlülüğünün sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce başlayacağı ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde de devam edeceği, sigortacının dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davranmak, sigorta ettireni yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınmak zorunda bulunduğu", Yönetmeliğin 7. maddesinde "bilgilendirme yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş, bilgilendirme «formu» gereği gibi «teslim» edilmemiş veya bilgiler gerçeğe aykırı düzenlenmiş ise bu hallerden her hangi birinin sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise sigorta ettirenin sigorta sözleşmesini feshedebileceği ve uğradığı zararının tazminini de talep edebileceği", Yönetmeliğin 8. maddesinde "bilgilendirme formu içeriğinden akdedilecek sözleşmeye ilişkin genel uyarılar, sözleşme ile verilen «teminatlar», sözleşmeye eklenebilecek özel hükümler . . . vs. bulunacağı" Yönetmeliğin 9. maddesinde "bilgilendirme formunun en az iki nüsha düzenlenerek sigortacı tarafından kaşelenip imzalandıktan sonra bir nüshanın sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye imza karşılığı verileceği, imzanın sigorta ettirenin sigorta sözleşmesi ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu hususunda aksi ispat edilebilir «karine» teşkil edeceği" öngörülmüştür.
Diğer taraftan, dava konusu poliçelerin yürürlükte olduğu dönemde, 20/09/2009 tarihinde gerçekleşen «riziko» nedeniyle.... tarafından davacı «sigorta acentesine» dilekçe ile müracaat edilmiş ise de, dilekçede hiçbir poliçe bilgisinin bulunmaması, başvuru ile ilgili sigorta şirketince «ekspertiz raporu» düzenlendiği ve ilgilisine ödeme yapıldığının davacı tarafça dosya içeriği ile ispat edilememesi karşısında dava konusu «sigorta poliçelerinin» davalının talep ve onayı ile düzenlendiğini kabule yeterli değildir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2007/8812 E. 2008/12196 K.
Ortak:sigorta ettiren · ek prim · sigorta poliçesi · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, davalının davacı ile arasında düzenlenen 17.07.2006, 08.06.2006 ve 16.08.2006 tarihli yangın ve elektronik cihaz «sigorta poliçesi» bulunduğu, davalının «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan sigorta «primlerini» davacıya ödenmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
TTK’nun 1265, 1267 ve 1295/1. maddeleri birlikte incelendiğinde, sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almak ve özellikle «primi» veya ilk taksidi poliçenin «teslimi» karşılığı tahsil etmekle yükümlü olduğu görülecektir.
2-Dava, yangın ve elektronik sigorta poliçe «prim» borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaTTK'nın 1267. maddesi hükmüne göre sigorta akdi doğrudan doğruya sigortalı veya vekili ile yapılmışsa mukavele tarihinden itibaren 24 saat içinde, tellal vasıtasıyla yapılmışsa en geç 10 gün içinde «sigortacı poliçeyi» «sigorta ettirene» vermek zorundadır ve «prim» ödeme yükümlülüğü de bundan sonra doğacaktır.
Dava konusu olayda davalı sigorta şirketi poliçesinin davacının rızasıyla iptal edildiğini kanıtlayamadığından ve poliçe davacıya «teslim» edilmediğinden «prim» ödenmeden «rizikonun» gerçekleşmesi nedeniyle davalı sigorta şirketi TTK'nın 1267. maddesinin «son» cümlesi uyarınca davacı, davalı sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkını haizdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının sigorta «priminin» hesabından ödenmesine yönelik talimatının olmadığı, bu nedenle davalı bankanın ve müdürünün oluşan zarardan sorumluluklarının bulunmadığı, sigorta priminin yatırılmaması nedeniyle «rizikonun» «teminat kapsamında» olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · teminat kapsamı · riziko · tazminat davası · kusur · teminat · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının sigorta «priminin» hesabından ödenmesine yönelik talimatının olmadığı, bu nedenle davalı bankanın ve müdürünün oluşan zarardan sorumluluklarının bulunmadığı, sigorta priminin yatırılmaması nedeniyle «rizikonun» «teminat kapsamında» olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu olayda davalı sigorta şirketi poliçesinin davacının rızasıyla iptal edildiğini kanıtlayamadığından ve poliçe davacıya «teslim» edilmediğinden «prim» ödenmeden «rizikonun» gerçekleşmesi nedeniyle davalı sigorta şirketi TTK'nın 1267. maddesinin «son» cümlesi uyarınca davacı, davalı sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkını haizdir.
Bu itibarla, mahkemece davaya TTK'nın 1267. maddesi hükümleri uyarınca bakılıp, bu meyanda davacının da «müterafik kusuru» olup olmadığı değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan davalı sigorta şirketi aleyhine açılan davanın da reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
… vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir, 2- Dava, TTK'nın 1267. maddesi uyarınca açılmış bulunan «tazminat davası» olup, davalı sigorta şirketi 01.07.2001-01.07.2002 dönemi için poliçeyi düzenlediklerini, ancak davacının «primi» ödemeyeceğini belirtmesi üzerine poliçenin davacının isteği ile iptal edildiğini savunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/2367 E. , 2011/1489 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.02.2009 tarih ve 2008/1297 - 2009/49 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirkete olan poliçe prim borçlarını ödemediğini, tahsiline yönelik başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, davalının davacı ile arasında düzenlenen 17.07.2006, 08.06.2006 ve 16.08.2006 tarihli yangın ve elektronik cihaz sigorta poliçesi bulunduğu, davalının sigorta sözleşmesinden kaynaklanan sigorta primlerini davacıya ödenmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, yangın ve elektronik sigorta poliçe prim borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı taraf davalının sigorta ettiren (sigortalı) olduğunu iddia ettiği dava konusu poliçelerin düzenlendiğini iddia etmiş, davalı ise davaya cevap vermeyerek davayı inkar etmiş; mahkemece, dayanakları da gösterilmeden taraflar arasında sigorta ilişkisinin kurulduğu kabul edilmek suretiyle yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar TTK’nun 1263. maddesine göre, sigorta sözleşmesi hiçbir şekle tabi tutulmamış ise de, sözleşme yapmaya ehil kişilerin karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla sigorta sözleşmesinin meydana geleceği kuşkusuzdur. Sözleşmenin yazılı bir belgeye bağlanması ancak ispat açısından önem kazanır. Sigortacının TTK’nun 1265/1 ve 1267. maddeleri uyarınca imzalı bir sigorta poliçesini belli bir süre içerisinde sigortalıya vermesi zorunludur. TTK’nun 1265, 1267 ve 1295/1. maddeleri birlikte incelendiğinde, sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almak ve özellikle primi veya ilk taksidi poliçenin teslimi karşılığı tahsil etmekle yükümlü olduğu görülecektir.
Oysa, davacının dosyaya ibraz ettiği poliçe örneklerinde davalı sigortalının imzası bulunmadığı gibi davacı taraf poliçenin davalıya teslim ya da tebliğ edildiğini ispata yarar hiç bir kanıt da ibraz etmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava konusu sigorta sözleşmelerinin kurulduğunun kanıtlanması için davacı tarafa olanak verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre, davalının icra inkar tazminatına ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle icra inkar tazminatına ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014443600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz