Işyeri sigorta poliçesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/11420 E. 2010/2295 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işyeri sigorta poliçesi↗ işyeri sigortası↗ sigorta sözleşmesi↗ ek prim↗ işlemiş faiz↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ sigorta poliçesi↗ yasal faiz↗ ibraz↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 14.01.2007 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, itirazın 2.232,53 YTL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, işlemiş faiz talebine ilişkin talebin reddine asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı prim borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan prim borcunun ödenmediğini iddia etmesine karşın davalı vekili taraflar arasında kurulmuş sigorta ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin imzası bulunmayan poliçeyi kabul etmediklerini, ödenen peşinat ya da taksit bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece, davacı tarafından imzalanmış bir poliçe bulunmasa dahi, davalı tarafın cevap dilekçesinde, icra takibinde poliçeye itiraz etmediği, Şeker Sigorta tarafından gönderilen 06.06.2001 tarihli yazıya da itiraz etmediği böylece poliçenin davalı tarafça zımnen kabul edildiği, sigorta sözleşmesinin kurulduğunun kabulü gerektiği şeklindeki bilirkişi raporlarına itibar edilerek asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. TTK’nun 1263. maddesine göre, sigorta sözleşmesi hiçbir şekle tabi tutulmamıştır. Sigorta sözleşmesini yapmaya ehil kişilerin karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla sigorta sözleşmesi meydana gelir. Sözleşmenin yazılı bir belgeye bağlanması ancak ispat açısından önem kazanır. Sigortacının TTK’nun 1265/1 ve 1267. maddeleri uyarınca imzalı bir sigorta poliçesini belli bir süre içerisinde sigortalıya vermesi zorunludur. TTK’nun 1265, 1267 ve
1295/1. maddeleri birlikte incelendiğinde, sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almak ve özellikle primi veya ilk taksidi poliçenin teslimi karşılığı tahsil etmekle yükümlü olduğu görülecektir. Davacının dosyaya ibraz ettiği poliçe aslında davalı sigortalının imzası bulunmamaktadır. Davacı taraf poliçenin davalıya teslim ya da tebliğ edildiğini ispata yarar hiç bir delil ibraz etmemiştir. Davacının dayandığı Şeker Sigorta A.Ş.’nin 06.06.2001 tarihli yazısında da poliçeye ait bir ödemeye rastlanmadığı, ödeme yapıldığının dekont veya makbuz gibi delillerle ispat edilmemesi halinde sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmayacağının bildirildiği görülmektedir. Alınan 3 bilirkişi raporunda da davacının defter ve kayıtlarında poliçeye ve bu poliçeden kaynaklanan ödemeye rastlanmadığı bildirilmiştir. Buna göre taraflar arasında sigorta sözleşmesi kurulduğu kanıtlanamadığı halde mahkemece, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6442 E. 2010/12077 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · ek prim · sigorta poliçesi · ibraz · teslim
İncelediğiniz karardaDava, «işyeri sigorta poliçesine» dayalı «prim» borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı taraf «işyeri sigorta poliçesinden» kaynaklanan «prim» borcunun ödenmediğini iddia etmesine karşın davalı vekili taraflar arasında kurulmuş sigorta ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin imzası bulunmayan poliçeyi kabul etmediklerini, ödenen peşinat ya da taksit bulunmadığını savunmuştur.
TTK’nun 1265, 1267 ve 1295/1. maddeleri birlikte incelendiğinde, sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almak ve özellikle «primi» veya ilk taksidi poliçenin «teslimi» karşılığı tahsil etmekle yükümlü olduğu görülecektir.
Benzer bu kararda… afından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almak ve özellikle «primi» veya ilk taksidi poliçenin «teslimi» karşılığı tahsil etmekle yükümlü olduğu görülecektir.Oysa, davacının dosyaya «ibraz» ettiği poliçe asıllarında davalı sigortalının imzası bulunmadığı gibi davacı taraf poliçenin davalıya teslim ya da tebliğ edildiğini ispata yarar hiç bir kanıt da …
Mahkemece, dosya kapsamına göre, lehine «sigorta poliçesi» yapılan davalının bu borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, «zorunlu mali sorumluk sigorta» poliçe «prim» borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası
Benzer bu karardaDava, «zorunlu mali sorumluk sigorta» poliçe «prim» borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2367 E. 2011/1489 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · ek prim · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · sigorta poliçesi · ibraz · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 14.01.2007 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, itirazın 2.232,53 YTL «asıl alacak» üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, «işlemiş faiz» talebine ilişkin talebin reddine asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanarak takibin devamına, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «işyeri sigorta poliçesine» dayalı «prim» borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı taraf «işyeri sigorta poliçesinden» kaynaklanan «prim» borcunun ödenmediğini iddia etmesine karşın davalı vekili taraflar arasında kurulmuş sigorta ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin imzası bulunmayan poliçeyi kabul etmediklerini, ödenen peşinat ya da taksit bulunmadığını savunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, davalının davacı ile arasında düzenlenen 17.07.2006, 08.06.2006 ve 16.08.2006 tarihli yangın ve elektronik cihaz «sigorta poliçesi» bulunduğu, davalının «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan sigorta «primlerini» davacıya ödenmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
TTK’nun 1265, 1267 ve 1295/1. maddeleri birlikte incelendiğinde, sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almak ve özellikle «primi» veya ilk taksidi poliçenin «teslimi» karşılığı tahsil etmekle yükümlü olduğu görülecektir.
Oysa, davacının dosyaya «ibraz» ettiği poliçe örneklerinde davalı sigortalının imzası bulunmadığı gibi davacı taraf poliçenin davalıya «teslim» ya da tebliğ edildiğini ispata yarar hiç bir kanıt da ibraz etmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta ettiren · eksik inceleme
Benzer bu karardaDavacı taraf davalının «sigorta ettiren» (sigortalı) olduğunu iddia ettiği dava konusu poliçelerin düzenlendiğini iddia etmiş, davalı ise davaya cevap vermeyerek davayı inkar etmiş; mahkemece, dayanakları da gösterilmeden taraflar arasında sigorta ilişkisinin kurulduğu kabul edilmek suretiyle yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava konusu «sigorta sözleşmelerinin» kurulduğunun kanıtlanması için davacı tarafa olanak verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14265 E. 2016/73 K.
Ortak:sigorta sözleşmesi · ek prim · işlemiş faiz · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · sigorta poliçesi · ibraz · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 14.01.2007 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, itirazın 2.232,53 YTL «asıl alacak» üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, «işlemiş faiz» talebine ilişkin talebin reddine asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanarak takibin devamına, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «işyeri sigorta poliçesine» dayalı «prim» borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı taraf «işyeri sigorta poliçesinden» kaynaklanan «prim» borcunun ödenmediğini iddia etmesine karşın davalı vekili taraflar arasında kurulmuş sigorta ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin imzası bulunmayan poliçeyi kabul etmediklerini, ödenen peşinat ya da taksit bulunmadığını savunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 11.08.2008-11.08.2009 dönemi için poliçe düzenlendiğinin ihtilafsız olduğu, davacı «defterlerine» göre bu dönem için 7.879,61 TL alacağın tespit edildiği, ihtilaflı olan 2009 ve 2010 yılında düzenlenen poliçelerle ilgili olarak yapılan değerlendirmede ise; davacı tarafından 11.08.2009-11.08.2010 dönemin kapsayan özel akaryakıt istasyon «sigorta poliçesi», 06.08.2009-06.08.2010 dönemini kapsayan tehlikeli maddeler «zorunlu sorumluluk sigorta» poliçesinin ve ayrıca 01.03.2010-06.08.2010 dönemini kapsayan tehlikeli maddeler zorunlu sorumluluk sigorta poliçesi ek belgesinin tanzim edildiği, anılan dönemler için davalı şirketin başka bir sigorta şirketine poliçe tanzim ettirdiğinin ispat edilemediği, bu poliçelerin akaryakıt istasyonları tarafından yaptırılmasının zorunlu olduğu, 20.09.2009 tarihinde davalı şirket müşterisinin «hasar» ihbarında bulunulduğu, müşterinin kendiliğinden böyle bir bilgiye sahip olmasının beklenemeyeceği, tüm bunlar dikkate alındığında, 2009 ve 2010 dönemini kapsayan poliçelerin davacı tarafından davalının bilgisi dahilinde düzenlendiği ve bu nedenle davacının «prim» talep hakkının bulunduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaliyle 19.927,87 TL asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek yasal «temerrüt» faiziyle birlikte takibin devamına, «işlemiş faiz» talebinin reddine, 9.971,14 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
KARŞI OY Somut uyuşmazlıkta; 01.08.2009 tanzim tarihli 11.08.2009/11.08.2010 dönemini kapsayan özel akaryakıt istasyon «sigorta poliçesi», 06.08.2009 tanzim tarihli 06.08.2009/06.08.2010 dönemini kapsayan tehlikeli maddeler «zorunlu sorumluluk sigorta» poliçesi ile 01.03.2010 tanzim tarihli 01.03.2010/06.08.2010 dönemini kapsayan ek sigorta poliçesinin davalının talep ve onayı ile düzenlenmesine rağmen, davalının sigorta «primlerini» ödememesi nedeniyle aleyhindeki genel «haciz» yolu ile icra takibine vaki itirazı üzerine davacı-alacaklı vekilince eldeki «itirazın iptali davası» açılmıştır.
Müsteşarlığınca çıkarılan ve 28.10.2007 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesinde "Sigortacının «bilgilendirme yükümlülüğünün» sigortacı tarafından «sigorta ettirene» ve «sigorta sözleşmesine» taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceği, bilgilendirmenin yazılı yapılmasının esas olduğu, sigortacının asgari bilgilendirmenin yapıldığını ispatla yükümlü bulunduğu, bilgilendirme yükümlülüğünün sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce başlayacağı ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde de devam edeceği, sigortacının dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davranmak, sigorta ettireni yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınmak zorunda bulunduğu", Yönetmeliğin 7. maddesinde "bilgilendirme yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş, bilgilendirme «formu» gereği gibi «teslim» edilmemiş veya bilgiler gerçeğe aykırı düzenlenmiş ise bu hallerden her hangi birinin sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise sigorta ettirenin sigorta sözleşmesini feshedebileceği ve uğradığı zararının tazminini de talep edebileceği", Yönetmeliğin 8. maddesinde "bilgilendirme formu içeriğinden akdedilecek sözleşmeye ilişkin genel uyarılar, sözleşme ile verilen «teminatlar», sözleşmeye eklenebilecek özel hükümler . . . vs. bulunacağı" Yönetmeliğin 9. maddesinde "bilgilendirme formunun en az iki nüsha düzenlenerek sigortacı tarafından kaşelenip imzalandıktan sonra bir nüshanın sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye imza karşılığı verileceği, imzanın sigorta ettirenin sigorta sözleşmesi ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu hususunda aksi ispat edilebilir «karine» teşkil edeceği" öngörülmüştür.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bilgilendirme yükümlülüğü · zorunlu sorumluluk sigortası · sigorta acenteliği · ba/bs formları · eksper raporu · karine · sigorta ettiren · sorumluluk sigortası
Benzer bu karardaMüsteşarlığınca çıkarılan ve 28.10.2007 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesinde "Sigortacının «bilgilendirme yükümlülüğünün» sigortacı tarafından «sigorta ettirene» ve «sigorta sözleşmesine» taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceği, bilgilendirmenin yazılı yapılmasının esas olduğu, sigortacının asgari bilgilendirmenin yapıldığını ispatla yükümlü bulunduğu, bilgilendirme yükümlülüğünün sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce başlayacağı ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde de devam edeceği, sigortacının dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davranmak, sigorta ettireni yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınmak zorunda bulunduğu", Yönetmeliğin 7. maddesinde "bilgilendirme yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş, bilgilendirme «formu» gereği gibi «teslim» edilmemiş veya bilgiler gerçeğe aykırı düzenlenmiş ise bu hallerden her hangi birinin sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise sigorta ettirenin sigorta sözleşmesini feshedebileceği ve uğradığı zararının tazminini de talep edebileceği", Yönetmeliğin 8. maddesinde "bilgilendirme formu içeriğinden akdedilecek sözleşmeye ilişkin genel uyarılar, sözleşme ile verilen «teminatlar», sözleşmeye eklenebilecek özel hükümler . . . vs. bulunacağı" Yönetmeliğin 9. maddesinde "bilgilendirme formunun en az iki nüsha düzenlenerek sigortacı tarafından kaşelenip imzalandıktan sonra bir nüshanın sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye imza karşılığı verileceği, imzanın sigorta ettirenin sigorta sözleşmesi ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu hususunda aksi ispat edilebilir «karine» teşkil edeceği" öngörülmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 11.08.2008-11.08.2009 dönemi için poliçe düzenlendiğinin ihtilafsız olduğu, davacı «defterlerine» göre bu dönem için 7.879,61 TL alacağın tespit edildiği, ihtilaflı olan 2009 ve 2010 yılında düzenlenen poliçelerle ilgili olarak yapılan değerlendirmede ise; davacı tarafından 11.08.2009-11.08.2010 dönemin kapsayan özel akaryakıt istasyon «sigorta poliçesi», 06.08.2009-06.08.2010 dönemini kapsayan tehlikeli maddeler «zorunlu sorumluluk sigorta» poliçesinin ve ayrıca 01.03.2010-06.08.2010 dönemini kapsayan tehlikeli maddeler zorunlu sorumluluk sigorta poliçesi ek belgesinin tanzim edildiği, anılan dönemler için davalı şirketin başka bir sigorta şirketine poliçe tanzim ettirdiğinin ispat edilemediği, bu poliçelerin akaryakıt istasyonları tarafından yaptırılmasının zorunlu olduğu, 20.09.2009 tarihinde davalı şirket müşterisinin «hasar» ihbarında bulunulduğu, müşterinin kendiliğinden böyle bir bilgiye sahip olmasının beklenemeyeceği, tüm bunlar dikkate alındığında, 2009 ve 2010 dönemini kapsayan poliçelerin davacı tarafından davalının bilgisi dahilinde düzenlendiği ve bu nedenle davacının «prim» talep hakkının bulunduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaliyle 19.927,87 TL asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek yasal «temerrüt» faiziyle birlikte takibin devamına, «işlemiş faiz» talebinin reddine, 9.971,14 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
KARŞI OY Somut uyuşmazlıkta; 01.08.2009 tanzim tarihli 11.08.2009/11.08.2010 dönemini kapsayan özel akaryakıt istasyon «sigorta poliçesi», 06.08.2009 tanzim tarihli 06.08.2009/06.08.2010 dönemini kapsayan tehlikeli maddeler «zorunlu sorumluluk sigorta» poliçesi ile 01.03.2010 tanzim tarihli 01.03.2010/06.08.2010 dönemini kapsayan ek sigorta poliçesinin davalının talep ve onayı ile düzenlenmesine rağmen, davalının sigorta «primlerini» ödememesi nedeniyle aleyhindeki genel «haciz» yolu ile icra takibine vaki itirazı üzerine davacı-alacaklı vekilince eldeki «itirazın iptali davası» açılmıştır.
01.03.2010 gün 2008/11420 Esas, 2010/22995 Karar, 14.02.2011 gün 2010/2367 Esas, 2011/1489 Karar sayılı kararları) 5684 sayılı Sigortacılık Kanun'un 11/3 maddesinde "sigorta şirketleri ve «sigorta acenteleri» tarafından gerek sözleşmenin kurulması, gerekse sözleşmenin devamı sırasında «sigorta ettiren», «lehtar» ve sigortalıya yapılacak bilgilendirmeye ilişkin hususların yönetmelikte düzenleneceği" öngörülmüş, Anılan yasa hükmüne dayanılarak ....
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/11420 E. , 2010/2295 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Çankırı 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.02.2007 tarih ve 2003/1249-2007/25 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline işyeri paket sigorta poliçesi yaptırdığı halde sigorta primini ödemediğini, alacaklarının tahsili amacıyla girişilen takibe de davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, davalının takibe vaki itirazının iptali ile takibin devamına %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçeyi kabul etmediklerini, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, sigorta şirketince iptal edilmiş poliçe nedeniyle davacının takip yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 14.01.2007 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, itirazın 2.232,53 YTL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, işlemiş faiz talebine ilişkin talebin reddine asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı prim borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan prim borcunun ödenmediğini iddia etmesine karşın davalı vekili taraflar arasında kurulmuş sigorta ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin imzası bulunmayan poliçeyi kabul etmediklerini, ödenen peşinat ya da taksit bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece, davacı tarafından imzalanmış bir poliçe bulunmasa dahi, davalı tarafın cevap dilekçesinde, icra takibinde poliçeye itiraz etmediği, Şeker Sigorta tarafından gönderilen 06.06.2001 tarihli yazıya da itiraz etmediği böylece poliçenin davalı tarafça zımnen kabul edildiği, sigorta sözleşmesinin kurulduğunun kabulü gerektiği şeklindeki bilirkişi raporlarına itibar edilerek asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
TTK’nun 1263. maddesine göre, sigorta sözleşmesi hiçbir şekle tabi tutulmamıştır. Sigorta sözleşmesini yapmaya ehil kişilerin karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla sigorta sözleşmesi meydana gelir. Sözleşmenin yazılı bir belgeye bağlanması ancak ispat açısından önem kazanır. Sigortacının TTK’nun 1265/1 ve 1267. maddeleri uyarınca imzalı bir sigorta poliçesini belli bir süre içerisinde sigortalıya vermesi zorunludur. TTK’nun 1265, 1267 ve
1295/1. maddeleri birlikte incelendiğinde, sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almak ve özellikle primi veya ilk taksidi poliçenin teslimi karşılığı tahsil etmekle yükümlü olduğu görülecektir. Davacının dosyaya ibraz ettiği poliçe aslında davalı sigortalının imzası bulunmamaktadır. Davacı taraf poliçenin davalıya teslim ya da tebliğ edildiğini ispata yarar hiç bir delil ibraz etmemiştir. Davacının dayandığı Şeker Sigorta A.Ş.’nin 06.06.2001 tarihli yazısında da poliçeye ait bir ödemeye rastlanmadığı, ödeme yapıldığının dekont veya makbuz gibi delillerle ispat edilmemesi halinde sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmayacağının bildirildiği görülmektedir.
Alınan 3 bilirkişi raporunda da davacının defter ve kayıtlarında poliçeye ve bu poliçeden kaynaklanan ödemeye rastlanmadığı bildirilmiştir. Buna göre taraflar arasında sigorta sözleşmesi kurulduğu kanıtlanamadığı halde mahkemece, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009671300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz