İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/7778 E. 2011/1262 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hayat sigortası↗ sigorta ettiren↗ hakkaniyet↗ ek prim↗ fesih↗ taahhütname↗ ihtarname↗ sigorta poliçesi↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 02.02.2005 tarihli hayat sigortası poliçesinin iptalini ve birikmiş 4.559,76 USD'nin
ödenmesini 22.01.2008 tarihli ihtarname ile istediği, hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-1 maddesinde “ üç yıl geçmeden sigorta ettiren sigortadan cayar veya taahhüde uymazsa verdiği primi veya bedeli sigortacıdan talep edemez”, C–6 iştira maddesinde “sigortacının en az 3 yıllık primi ödenmiş olan bir sigortayı sigorta ettiren talebi üzerine ve sigorta poliçesinin geri verilmesi karşılığında poliçede belirtilen şekilde satın almak zorundadır” hükümlerinin yer aldığı, özel şartların 4/3. maddesinde “sigorta ettirilen tarafından sigortanın vadesinden önce bitirilmesi ve 3 tam yıl prim ödenmesi halinde poliçenin kar paylı birikim değeri ödenecektir” denildiği, davacının ilk primi 04.02.2005 tarihinde, son primi 02.01.2008 tarihinde ödediği, genel şartların C-1 maddesinde “üç yıl geçmeden” ibaresine yer verildiği, C-6 maddesinde ise “iştira hakkının” düzenlendiği ve en az üç yıllık primi ödeyen sigortalının talepte bulunabileceği hükmünün yer aldığı, fesih veya cayma ile iştira hakkının farklı olup iştira hakkının sigortalayanın belirli kriterlere göre sigorta poliçesini iade etmesine karşılık ödemeyi ifade ettiği, iptal talebinin sigorta şirketine ulaştığı 25.02.2008 tarihi itibariyle üç yılın dolmasına 7 günlük bir süre kalsa da üç yıllık primin yatırıldığı ve başvurunun kabul edilmemesinin hakkaniyet ilkelerine de uygun düşmediği, davalının da takip miktarına itirazı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, üç yıllık prim ödemesinden sonra üç yılın dolmasına 7 gün kaldığında davalıya çektiği ihtarname ile sigorta poliçesinin iştirası talebinde bulunmuştur. Bu itibarla, mahkemece davacının isteyebileceği tutarın ne olduğunun sigorta muhasebesi uzmanlığı bulunan bilirkişi vasıtasıyla incelettirilip sonucuna göre karar vermek gerekirken, sigorta hukuku ile bağdaşmayacak şekilde davacının ödemiş olduğu tüm primlerin iadesine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10705 E. 2013/13271 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta ettiren · ek prim · sigorta poliçesi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 02.02.2005 tarihli «hayat sigortası poliçesinin» iptalini ve birikmiş 4.559,76 USD'nin ödenmesini 22.01.2008 tarihli «ihtarname» ile istediği, hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-1 maddesinde “ üç yıl geçmeden «sigorta ettiren» sigortadan cayar veya «taahhüde» uymazsa verdiği «primi» veya bedeli sigortacıdan talep edemez”, C–6 iştira maddesinde “sigortacının en az 3 yıllık primi ödenmiş olan bir sigortayı sigorta ettiren talebi üzerine ve sigorta poliçesinin geri verilmesi karşılığında poliçede belirtilen şekilde satın almak zorundadır” hükümlerinin yer aldığı, özel şartların 4/3. maddesinde “sigorta ettirilen tarafından sigortanın vadesinden önce bitirilmesi ve 3 tam yıl prim ödenmesi halinde poliçenin kar paylı birikim değeri ödenecektir” denildiği, davacının ilk primi 04.02.2005 tarihinde, «son» primi 02.01.2008 tarihinde ödediği, genel şartların C-1 maddesinde “üç yıl geçmeden” ibaresine yer verildiği, C-6 maddesinde ise “iştira hakkının” düzenlendiği ve en az üç yıllık primi ödeyen sigortalının talepte bulunabileceği hükmünün yer aldığı, «fesih» veya cayma ile iştira hakkının farklı olup iştira hakkının sigortalayanın belirli kriterlere göre sigorta poliçesini iade etmesine karşılık ödemeyi ifade ettiği, iptal talebinin sigorta şirketine ulaştığı 25.02.2008 tarihi itibariyle üç yılın dolmasına 7 günlük bir süre kalsa da üç yıllık primin yatırıldığı ve başvurunun kabul edilmemesinin «hakkaniyet» ilkelerine de uygun düşmediği, davalının da takip miktarına itirazı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, üç yıllık «prim» ödemesinden sonra üç yılın dolmasına 7 gün kaldığında davalıya çektiği «ihtarname» ile «sigorta poliçesinin» iştirası talebinde bulunmuştur.
Benzer bu karardaİştira istemi, «hayat sigortasında» «sigorta ettireninin» bir hakkı olup, sigorta ettirenin «sigorta sözleşmesine» «son» vermek suretiyle, sigortacının «nemalandırdığı» meblağın (riyazi ihtiyatın) kendisine verilmesini talep etmesidir.
1-Dava, «hayat sigorta sözleşmesi» uyarınca ödenen «primin» tahsiline yönelik yapılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
İştira, «primi» ödenen «sigorta poliçesinin» sigortacı tarafından satın alınmasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nemalandırma · infazda tereddüt · sigorta sözleşmesi · icra takibine itiraz · infaz · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu kararda1-Dava, «hayat sigorta sözleşmesi» uyarınca ödenen «primin» tahsiline yönelik yapılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
İştira istemi, «hayat sigortasında» «sigorta ettireninin» bir hakkı olup, sigorta ettirenin «sigorta sözleşmesine» «son» vermek suretiyle, sigortacının «nemalandırdığı» meblağın (riyazi ihtiyatın) kendisine verilmesini talep etmesidir.
3-Temyize konu dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, takibin Türk Lirası üzerinden mi yoksa USD üzerinden mi veyahut USD'nin fiili ödeme tarihindeki TL karşılığı üzerinden mi devamına karar verildiği açık olarak belirtilmeden «infazda tereddüde» neden olacak şekilde hüküm kurulması da yine kabul şekli bakımından doğru görülmemiş, kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
4-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin «icra inkar tazminatına» yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4617 E. 2013/6134 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta ettiren · ek prim · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 02.02.2005 tarihli «hayat sigortası poliçesinin» iptalini ve birikmiş 4.559,76 USD'nin ödenmesini 22.01.2008 tarihli «ihtarname» ile istediği, hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-1 maddesinde “ üç yıl geçmeden «sigorta ettiren» sigortadan cayar veya «taahhüde» uymazsa verdiği «primi» veya bedeli sigortacıdan talep edemez”, C–6 iştira maddesinde “sigortacının en az 3 yıllık primi ödenmiş olan bir sigortayı sigorta ettiren talebi üzerine ve sigorta poliçesinin geri verilmesi karşılığında poliçede belirtilen şekilde satın almak zorundadır” hükümlerinin yer aldığı, özel şartların 4/3. maddesinde “sigorta ettirilen tarafından sigortanın vadesinden önce bitirilmesi ve 3 tam yıl prim ödenmesi halinde poliçenin kar paylı birikim değeri ödenecektir” denildiği, davacının ilk primi 04.02.2005 tarihinde, «son» primi 02.01.2008 tarihinde ödediği, genel şartların C-1 maddesinde “üç yıl geçmeden” ibaresine yer verildiği, C-6 maddesinde ise “iştira hakkının” düzenlendiği ve en az üç yıllık primi ödeyen sigortalının talepte bulunabileceği hükmünün yer aldığı, «fesih» veya cayma ile iştira hakkının farklı olup iştira hakkının sigortalayanın belirli kriterlere göre sigorta poliçesini iade etmesine karşılık ödemeyi ifade ettiği, iptal talebinin sigorta şirketine ulaştığı 25.02.2008 tarihi itibariyle üç yılın dolmasına 7 günlük bir süre kalsa da üç yıllık primin yatırıldığı ve başvurunun kabul edilmemesinin «hakkaniyet» ilkelerine de uygun düşmediği, davalının da takip miktarına itirazı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, üç yıllık «prim» ödemesinden sonra üç yılın dolmasına 7 gün kaldığında davalıya çektiği «ihtarname» ile «sigorta poliçesinin» iştirası talebinde bulunmuştur.
Benzer bu kararda… mamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...-Dava, «hayat sigortası poliçesine» dayalı olarak yapılan «prim» ödemelerinin poliçenin iptali nedeniyle iadesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 01.04.2004 başlangıç tarihli «hayat sigortası poliçesi» akdedilmiş olup, davacı en az ... yıllık «primi» ödenmiş olan sigorta poliçesinden «cayma hakkının» bulunduğunu, bu durumda sigortacının sigorta poliçesini satın alarak primleri iade etmeye mecbur olduğunu ileri sürmüştür.
Mülga ...'nın 1327. maddesinde sigortacının en az ilk üç yıllık «primi» ödenmiş olan sigortayı, «sigorta ettiren» kimsenin talebi üzerine ve «sigorta poliçesinin» iadesi karşılığında poliçede yazılı cetvele göre satın almaya veya sigorta poliçesi üzerinden ödünç para vermeye mecbur olduğu düzenlenmiş olup, bu yasal düzenlemeye dayalı olarak poliçenin eki niteliğindeki Hayat Sigortası Genel Şartları'nın Satın Alma (İştira) başlıklı C.6. maddesinde sigortacının aksine bir sözleşmeyle süre kısaltılmış olmadıkça en az üç yıllık primi ödenmiş olan bir sigortayı sigorta ettirenin talebi üzerine ve sigorta poliçesinin geri verilmesi karşılığında poliçede belirtilen şekilde satın almak zorunda olduğu belirtilmiştir.Yine Poliçe Özel Şartlarının 4. maddesinde “İştira”nın «tanımı» yapılmış olup, iştiranın sigorta ettiren tarafından poliçenin vadesinden önce bitirilmesi ve üç tam yıl prim ödenmesi halinde poliçenin kar paylı birikim değerinin ödeneceği, tahsil edilen primden Hazine Müsteşarlığı tarafından «tasdik» edilen teknik esaslar dahilinde «riziko» primi ve gider payları düşüldükten sonra kalan birikim priminin tasdikli teknik esaslar doğrultusunda değerlenmiş halinin kar paylı birikim değeri olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, davaya konu sigorta poliçesinin tabi olduğu bu hükümlere göre poliçenin üç yıllık primi ödendikten sonra akdin sona erdirilmek istenmesi halinde sigorta ettirene ödenecek miktar ödediği tüm primlerin aynen iadesi olmayıp, anılan düzenlemeler uyarınca hesaplanacak kar paylı birikim değeri olduğunun anlaşılmasına göre, bu miktarın hesaplanması için sigorta ve aktüerya uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden rapor alınarak sonucuna göre davacıya ödenmesi gereken iştira bedelinin tayin ve tespit edilerek hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde ödenen primlerin aynen iadesine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...-Öte yandan, mahkemece hüküm altına alınan alacak hem TL cinsinden hem de yabancı para cinsinden gösterilmiş olup, takibin hangi para cinsinden devam edeceğinin de gösterilmemiş olmasına göre kurulan bu hükmün «infazda tereddüt» yaratacak nitelikte olması nedeniyle kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cayma hakkı · infazda tereddüt · tanıma · tasdik kararı · sözleşmenin feshi · riziko · infaz · işlemiş faiz
Benzer bu karardaMülga ...'nın 1327. maddesinde sigortacının en az ilk üç yıllık «primi» ödenmiş olan sigortayı, «sigorta ettiren» kimsenin talebi üzerine ve «sigorta poliçesinin» iadesi karşılığında poliçede yazılı cetvele göre satın almaya veya sigorta poliçesi üzerinden ödünç para vermeye mecbur olduğu düzenlenmiş olup, bu yasal düzenlemeye dayalı olarak poliçenin eki niteliğindeki Hayat Sigortası Genel Şartları'nın Satın Alma (İştira) başlıklı C.6. maddesinde sigortacının aksine bir sözleşmeyle süre kısaltılmış olmadıkça en az üç yıllık primi ödenmiş olan bir sigortayı sigorta ettirenin talebi üzerine ve sigorta poliçesinin geri verilmesi karşılığında poliçede belirtilen şekilde satın almak zorunda olduğu belirtilmiştir.Yine Poliçe Özel Şartlarının 4. maddesinde “İştira”nın «tanımı» yapılmış olup, iştiranın sigorta ettiren tarafından poliçenin vadesinden önce bitirilmesi ve üç tam yıl prim ödenmesi halinde poliçenin kar paylı birikim değerinin ödeneceği, tahsil edilen primden Hazine Müsteşarlığı tarafından «tasdik» edilen teknik esaslar dahilinde «riziko» primi ve gider payları düşüldükten sonra kalan birikim priminin tasdikli teknik esaslar doğrultusunda değerlenmiş halinin kar paylı birikim değeri olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, davaya konu sigorta poliçesinin tabi olduğu bu hükümlere göre poliçenin üç yıllık primi ödendikten sonra akdin sona erdirilmek istenmesi halinde sigorta ettirene ödenecek miktar ödediği tüm primlerin aynen iadesi olmayıp, anılan düzenlemeler uyarınca hesaplanacak kar paylı birikim değeri olduğunun anlaşılmasına göre, bu miktarın hesaplanması için sigorta ve aktüerya uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden rapor alınarak sonucuna göre davacıya ödenmesi gereken iştira bedelinin tayin ve tespit edilerek hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde ödenen primlerin aynen iadesine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...-Öte yandan, mahkemece hüküm altına alınan alacak hem TL cinsinden hem de yabancı para cinsinden gösterilmiş olup, takibin hangi para cinsinden devam edeceğinin de gösterilmemiş olmasına göre kurulan bu hükmün «infazda tereddüt» yaratacak nitelikte olması nedeniyle kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete «sigorta poliçesinden» dolayı «prim» ödediği, daha sonra «sözleşmenin feshi» üzerine ödediği primleri talep ettiği, sözleşme ve hukuk kuralları gereği davacının isteminin kabulü ile bilirkişilerin belirlediği rakamların hüküm altına alınmas …
Doları) «işlemiş faiz» olmak üzere ....551,06 TL (6.946,62 ...
Taraflar arasında 01.04.2004 başlangıç tarihli «hayat sigortası poliçesi» akdedilmiş olup, davacı en az ... yıllık «primi» ödenmiş olan sigorta poliçesinden «cayma hakkının» bulunduğunu, bu durumda sigortacının sigorta poliçesini satın alarak primleri iade etmeye mecbur olduğunu ileri sürmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8904 E. 2016/8789 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta ettiren · ek prim · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 02.02.2005 tarihli «hayat sigortası poliçesinin» iptalini ve birikmiş 4.559,76 USD'nin ödenmesini 22.01.2008 tarihli «ihtarname» ile istediği, hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-1 maddesinde “ üç yıl geçmeden «sigorta ettiren» sigortadan cayar veya «taahhüde» uymazsa verdiği «primi» veya bedeli sigortacıdan talep edemez”, C–6 iştira maddesinde “sigortacının en az 3 yıllık primi ödenmiş olan bir sigortayı sigorta ettiren talebi üzerine ve sigorta poliçesinin geri verilmesi karşılığında poliçede belirtilen şekilde satın almak zorundadır” hükümlerinin yer aldığı, özel şartların 4/3. maddesinde “sigorta ettirilen tarafından sigortanın vadesinden önce bitirilmesi ve 3 tam yıl prim ödenmesi halinde poliçenin kar paylı birikim değeri ödenecektir” denildiği, davacının ilk primi 04.02.2005 tarihinde, «son» primi 02.01.2008 tarihinde ödediği, genel şartların C-1 maddesinde “üç yıl geçmeden” ibaresine yer verildiği, C-6 maddesinde ise “iştira hakkının” düzenlendiği ve en az üç yıllık primi ödeyen sigortalının talepte bulunabileceği hükmünün yer aldığı, «fesih» veya cayma ile iştira hakkının farklı olup iştira hakkının sigortalayanın belirli kriterlere göre sigorta poliçesini iade etmesine karşılık ödemeyi ifade ettiği, iptal talebinin sigorta şirketine ulaştığı 25.02.2008 tarihi itibariyle üç yılın dolmasına 7 günlük bir süre kalsa da üç yıllık primin yatırıldığı ve başvurunun kabul edilmemesinin «hakkaniyet» ilkelerine de uygun düşmediği, davalının da takip miktarına itirazı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, üç yıllık «prim» ödemesinden sonra üç yılın dolmasına 7 gün kaldığında davalıya çektiği «ihtarname» ile «sigorta poliçesinin» iştirası talebinde bulunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki poliçe ve sözleşmede ödenen «primin» ne kadarının sigorta ne kadarının «masraf» ve risk primi kesintisi olduğunun belirtilmediği, davalının tek taraflı belirleme yoluna gittiği, davacının davalı tarafından yanıltıldığı, dönem sonu «kar payının» masraf kesintisi başlıklı bedeller düşüldükten sonra hesaplanmak suretiyle gizlendiği ve bu şekilde karın «son» derece düşük tutulduğu, davacının ödemiş olduğu prim miktarının ....460,76 TL olduğu, bu bedelden ....212,28 TL’nin davalı ... şirketi tarafından davacıya iade edildiği, davacıya iade edilmesi gereken bakiye primin ....251,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, taleple bağlı kalınarak ....250,72 TL'nin 06/.../2008 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsilsine karar verilmiştir.
Taraflar arasında «hayat sigortası sözleşmesinin» düzenlendiği, bu kapsamda davacı ... ettiren tarafından sözleşme dahilinde üç yıl süre zarfında «prim» ödemesi yapıldığı çekişmesizdir.
Genel Şartlarının C.... ve C.... . yan başlıklı hükümleri gereğince, «sigorta sözleşmesinin feshi» halinde «prim» ödemesinin ... yılın altında olması durumunda, ödenen primlerin iadesi mümkün değilken, prim ödeme süresinin ... yılın üzerinde olması halinde, «sigorta ettirenin» iştira hakkının doğduğu düzenlenmiş olup dosya içerisinde mevcut ........08 tarihli Sigorta İştira Talep ve İbranamesi başlıklı belgede de davacı ... ettirenin işt …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nemalandırma · kar payı · sözleşmenin feshi · ticari faiz · sigorta sözleşmesi · kâr payı · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki poliçe ve sözleşmede ödenen «primin» ne kadarının sigorta ne kadarının «masraf» ve risk primi kesintisi olduğunun belirtilmediği, davalının tek taraflı belirleme yoluna gittiği, davacının davalı tarafından yanıltıldığı, dönem sonu «kar payının» masraf kesintisi başlıklı bedeller düşüldükten sonra hesaplanmak suretiyle gizlendiği ve bu şekilde karın «son» derece düşük tutulduğu, davacının ödemiş olduğu prim miktarının ....460,76 TL olduğu, bu bedelden ....212,28 TL’nin davalı ... şirketi tarafından davacıya iade edildiği, davacıya iade edilmesi gereken bakiye primin ....251,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, taleple bağlı kalınarak ....250,72 TL'nin 06/.../2008 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsilsine karar verilmiştir.
Genel Şartlarının C.... ve C.... . yan başlıklı hükümleri gereğince, «sigorta sözleşmesinin feshi» halinde «prim» ödemesinin ... yılın altında olması durumunda, ödenen primlerin iadesi mümkün değilken, prim ödeme süresinin ... yılın üzerinde olması halinde, «sigorta ettirenin» iştira hakkının doğduğu düzenlenmiş olup dosya içerisinde mevcut ........08 tarihli Sigorta İştira Talep ve İbranamesi başlıklı belgede de davacı ... ettirenin işt …
Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan iştira bedeli alacağına ilişkindir.
Taraflar arasında «hayat sigortası sözleşmesinin» düzenlendiği, bu kapsamda davacı ... ettiren tarafından sözleşme dahilinde üç yıl süre zarfında «prim» ödemesi yapıldığı çekişmesizdir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15269 E. 2013/21412 K.
Ortak:hayat sigortası · ek prim · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 02.02.2005 tarihli «hayat sigortası poliçesinin» iptalini ve birikmiş 4.559,76 USD'nin ödenmesini 22.01.2008 tarihli «ihtarname» ile istediği, hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-1 maddesinde “ üç yıl geçmeden «sigorta ettiren» sigortadan cayar veya «taahhüde» uymazsa verdiği «primi» veya bedeli sigortacıdan talep edemez”, C–6 iştira maddesinde “sigortacının en az 3 yıllık primi ödenmiş olan bir sigortayı sigorta ettiren talebi üzerine ve sigorta poliçesinin geri verilmesi karşılığında poliçede belirtilen şekilde satın almak zorundadır” hükümlerinin yer aldığı, özel şartların 4/3. maddesinde “sigorta ettirilen tarafından sigortanın vadesinden önce bitirilmesi ve 3 tam yıl prim ödenmesi halinde poliçenin kar paylı birikim değeri ödenecektir” denildiği, davacının ilk primi 04.02.2005 tarihinde, «son» primi 02.01.2008 tarihinde ödediği, genel şartların C-1 maddesinde “üç yıl geçmeden” ibaresine yer verildiği, C-6 maddesinde ise “iştira hakkının” düzenlendiği ve en az üç yıllık primi ödeyen sigortalının talepte bulunabileceği hükmünün yer aldığı, «fesih» veya cayma ile iştira hakkının farklı olup iştira hakkının sigortalayanın belirli kriterlere göre sigorta poliçesini iade etmesine karşılık ödemeyi ifade ettiği, iptal talebinin sigorta şirketine ulaştığı 25.02.2008 tarihi itibariyle üç yılın dolmasına 7 günlük bir süre kalsa da üç yıllık primin yatırıldığı ve başvurunun kabul edilmemesinin «hakkaniyet» ilkelerine de uygun düşmediği, davalının da takip miktarına itirazı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, üç yıllık «prim» ödemesinden sonra üç yılın dolmasına 7 gün kaldığında davalıya çektiği «ihtarname» ile «sigorta poliçesinin» iştirası talebinde bulunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının 3 «sigorta poliçesinin» iptal edilmesini istenmiş ise de «poliçe özel şartları» dikkate alındığında iptalin söz konusu olamayacağı, "Hayat Sigortası Genel Şartları" C-6 maddesi ve TTK'nın 1327. maddesi doğrultusunda davacı ... ettirenin sigorta «primlerinin iadesi» talebinin iştira istemi olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacıya ödenmesi gereken iştira tutarı toplamının 3.982,77 USD olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:poliçe özel şartları · prim iadesi
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının 3 «sigorta poliçesinin» iptal edilmesini istenmiş ise de «poliçe özel şartları» dikkate alındığında iptalin söz konusu olamayacağı, "Hayat Sigortası Genel Şartları" C-6 maddesi ve TTK'nın 1327. maddesi doğrultusunda davacı ... ettirenin sigorta «primlerinin iadesi» talebinin iştira istemi olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacıya ödenmesi gereken iştira tutarı toplamının 3.982,77 USD olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/7778 E. , 2011/1262 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
##
Taraflar arasında görülen davada Bolu 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.03.2009 tarih ve 2008/581 - 2009/409 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı sigorta şirketi arasında 02/02/2005 başlangıç tarihli dolara endeksli hayat sigorta poliçesi imzalandığını, üç yıllık primlerinin ödenmesi akabinde poliçenin iptali ile primlerin iadesi için 22/01/2008 tarihinde davalıya ihtarname gönderildiğini, ödeme yapılmaması üzerine başlatılan takibe itiraz edildiğini, cayma için üç yıllık sürenin dolması değil, üç yıllık pirimin ödenmiş olmasını arandığını ileri sürerek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ihtarname ile üç yıllık prim tutarının aynen kendisine iadesini talebinin yasal dayanaktan yoksun bulunduğunu, hayat sigortası genel şartlarının C.1 bölümünde “üç yıl geçmeden sigorta ettiren sigortadan cayar veya taahhüdüne uymazsa verdiği primi veya bedeli sigortacıdan talep edemez” hükmünün bulunduğu ve üç yıl geçmemiş olduğundan sözleşmenin sigorta ettiren tarafından feshinden söz edilemeyeceği, TTK’nun 1325/2. maddesinde de aynı hükmün düzenlendiğini, 18/07/2007 tarihinde yürürlüğe giren hayat sigortası yönetmeliğinin 22/2. maddesinde “İştira süresi dolmadan fesih edilen sözleşmelerde fesih tarihine kadar ödenmiş tarife primlerinin varsa birikimine kalan kısımları ile birikim primine ilişkin kar payı karşılıklarının toplamı, söz konusu toplam tutar üzerinden yapılabilecek azami %3 oranındaki kesinti ve ilgili vergiler düşüldükten sonra sigorta ettirene iade edilir” hükmü bulunsa da bu hükmün 05/11/2007 tarihi öncesinde imzalanan sigorta sözleşmeleri için uygulanmayacağının da düzenlendiği, sözleşmenin 18/07/2007 tarihinden önce yürürlükte bulunan tarife ve kar payı teknik esaslarına dayalı olarak yapıldığını, kaldı ki davacının iştira talebinde bulunmadığını, tüm primlerin aynen iadesini istediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 02.02.2005 tarihli hayat sigortası poliçesinin iptalini ve birikmiş 4.559,76 USD'nin
ödenmesini 22.01.2008 tarihli ihtarname ile istediği, hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-1 maddesinde “ üç yıl geçmeden sigorta ettiren sigortadan cayar veya taahhüde uymazsa verdiği primi veya bedeli sigortacıdan talep edemez”, C–6 iştira maddesinde “sigortacının en az 3 yıllık primi ödenmiş olan bir sigortayı sigorta ettiren talebi üzerine ve sigorta poliçesinin geri verilmesi karşılığında poliçede belirtilen şekilde satın almak zorundadır” hükümlerinin yer aldığı, özel şartların 4/3. maddesinde “sigorta ettirilen tarafından sigortanın vadesinden önce bitirilmesi ve 3 tam yıl prim ödenmesi halinde poliçenin kar paylı birikim değeri ödenecektir” denildiği, davacının ilk primi 04.02.2005 tarihinde, son primi 02.01.2008 tarihinde ödediği, genel şartların C-1 maddesinde “üç yıl geçmeden” ibaresine yer verildiği, C-6 maddesinde ise “iştira hakkının” düzenlendiği ve en az üç yıllık primi ödeyen sigortalının talepte bulunabileceği hükmünün yer aldığı, fesih veya cayma ile iştira hakkının farklı olup iştira hakkının sigortalayanın belirli kriterlere göre sigorta poliçesini iade etmesine karşılık ödemeyi ifade ettiği, iptal talebinin sigorta şirketine ulaştığı 25.02.2008 tarihi itibariyle üç yılın dolmasına 7 günlük bir süre kalsa da üç yıllık primin yatırıldığı ve başvurunun kabul edilmemesinin hakkaniyet ilkelerine de uygun düşmediği, davalının da takip miktarına itirazı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, üç yıllık prim ödemesinden sonra üç yılın dolmasına 7 gün kaldığında davalıya çektiği ihtarname ile sigorta poliçesinin iştirası talebinde bulunmuştur. Bu itibarla, mahkemece davacının isteyebileceği tutarın ne olduğunun sigorta muhasebesi uzmanlığı bulunan bilirkişi vasıtasıyla incelettirilip sonucuna göre karar vermek gerekirken, sigorta hukuku ile bağdaşmayacak şekilde davacının ödemiş olduğu tüm primlerin iadesine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014247500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz