Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/8365 E. 2010/2593 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zararın ispatı↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ haciz↗ menfi tespit↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından borçlu olunmadığı halde davacı hakkında haksız icra takibi yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5.000 YTL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, borçlu olunmadığı halde davacı hakkında haksız icra takibi başlatıldığı iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalı banka tarafından davacının kredi kartından 400 YTL nakit kredi çektiği iddiasıyla, davacı ve kefili hakkında icra takibi başlatılmış, davacının itirazı üzerine hakkındaki takip durmuş, ancak davacının kefili olan ... hakkındaki takip devam etmiştir. Daha sonra, davacı ve kefili tarafından açılan menfi tespit davasında para çekme dekontundaki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davacı ve kefilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. İşbu davada ise, davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın haksız icra takibi başlatması nedeniyle davalar ile uğraşmak zorunda kaldığını, bu nedenle bankalardan kredi çekemediğini ve itibarının zedelendiğini ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa davalı banka tarafından başlatılan icra takibine süresinde itiraz edilmesi üzerine davacı hakkındaki takip durmuş ve herhangi bir haciz işlemi uygulanmamıştır. Ayrıca, icra takibi nedeniyle davacının bankalardan kredi çekemediğine ilişkin dosya içerisinde somut bir delil olmadığı gibi takibinin itiraz üzerine kısa bir süre durması nedeniyle davacının ne gibi manevi zarara uğradığı da ispat edilebilmiş değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının uğradığını iddia ettiği manevi zararın ispat edilememesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16494 E. 2013/2404 K.
Ortak:kefil · haciz · Manevi Tazminat
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davalı banka tarafından davacının kredi kartından 400 YTL nakit kredi çektiği iddiasıyla, davacı ve «kefili» hakkında icra takibi başlatılmış, davacının itirazı üzerine hakkındaki takip durmuş, ancak davacının kefili olan ... hakkındaki takip devam etmiştir.
Daha sonra, davacı ve «kefili» tarafından açılan «menfi tespit» davasında para çekme dekontundaki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davacı ve kefilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Oysa davalı banka tarafından başlatılan icra takibine süresinde itiraz edilmesi üzerine davacı hakkındaki takip durmuş ve herhangi bir «haciz» işlemi uygulanmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2000 yılında dava dışı ... isimli şahsın davalı banka ile yapmış olduğu «kredi sözleşmesine» 50.000,000 TL tutarla «kefil» olduğu, başlatılan icra takibi üzerine «kefalet» miktarı kadar borcunu 27.02.2008 tarihinde ödemesine rağmen davacının ...'taki hesabına «haciz» konulduğu, 22.07.2010 tarihinde para çekmek için başvurduğunda haciz nedeniyle parasını çekemeyen davacının ... dışına çıkma planının gerçekleşmediği, davacının hesabı üzerindeki haczin ancak 22.07.2010 tarihinde kaldırıldığı, davalı bankanın icra dosyasında gerekli takibi yapmayarak davacının ...'ta bulunan nakit parasını çekememesine sebebiyet verdiği ve bu nedenle davacının manevi zarara uğradığı gerekçesiyle 7.000 TL manevi tazminatın 22.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
1-Dava, davacı tarafından kredi borcu ödenmiş olmasına rağmen dava dışı banka nezdindeki hesabına davalı lehine icra müdürlüğü aracılığıyla «haciz» konulmasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davacının manevi zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere, davacının manevi tazminata dayanak yaptığı banka hesabına gönderilen «haciz» yazısı davalının talebi ile gönderilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefalet · kredi sözleşmesi · yasal faiz · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2000 yılında dava dışı ... isimli şahsın davalı banka ile yapmış olduğu «kredi sözleşmesine» 50.000,000 TL tutarla «kefil» olduğu, başlatılan icra takibi üzerine «kefalet» miktarı kadar borcunu 27.02.2008 tarihinde ödemesine rağmen davacının ...'taki hesabına «haciz» konulduğu, 22.07.2010 tarihinde para çekmek için başvurduğunda haciz nedeniyle parasını çekemeyen davacının ... dışına çıkma planının gerçekleşmediği, davacının hesabı üzerindeki haczin ancak 22.07.2010 tarihinde kaldırıldığı, davalı bankanın icra dosyasında gerekli takibi yapmayarak davacının ...'ta bulunan nakit parasını çekememesine sebebiyet verdiği ve bu nedenle davacının manevi zarara uğradığı gerekçesiyle 7.000 TL manevi tazminatın 22.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla, icra müdürlüğünün hatalı işlemine dayalı olarak davacının hesaplarına «haciz» konulması ve bu nedenle de davacının zarara uğramasında, davalı bankaya izafe edilebilecek herhangi bir «kusurun» bulunmadığının kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...-Bozma se …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8780 E. 2010/90 K.
Ortak:temerrüt faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından borçlu olunmadığı halde davacı hakkında haksız icra takibi yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5.000 YTL manevi tazminatın «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… unda, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, Borçlar Kanununun 68.md. göz önünde tutularak davacı tarafın davalı taraftan talep edebileceği «kazanç kaybı» miktarının 11.691.000.000 TL olduğu belirlenmek suretiyle, davanın kısmen kabulü ile 11.691,00 YTL'nin 21.09.2001 tarihinden itibaren işleyecek banka «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, en yüksek banka «temerrüt faizi» ile temerrüt faizi talep etmiş olup, her hangi bir oran göstermemiştir.
Mahkemece verilen ilk kararda reeskont oranına göre «temerrüt faizine» karar vermiş olup, bu husus davacı tarafından temyiz konusu yapılmamış olmakla bu oran yönünden davalı yararına «usulü kazanılmış hak» oluşmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kazanç kaybı · infazda tereddüt · usuli kazanılmış hak · sözleşmenin feshi · infaz · kazanılmış hak · kâr kaybı
Benzer bu karardaMahkemece temyize konu kararda banka «temerrüt faizi» üzerinden temerrüt faizine karar verilmiş ise de, bu şekilde verilen karar «infazda tereddüt» yaratacak nitelikte olup, gerek davalı yararına «usulü kazanılmış hak» ve gerekse davacı vekilinin talebinin 3095 Sayılı Kanun'un 1. maddesinde yazılı olan kanuni faize karşılık gelmesi karşısında, yazılı olduğu şekilde temerrüt faizi …
… unda, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, Borçlar Kanununun 68.md. göz önünde tutularak davacı tarafın davalı taraftan talep edebileceği «kazanç kaybı» miktarının 11.691.000.000 TL olduğu belirlenmek suretiyle, davanın kısmen kabulü ile 11.691,00 YTL'nin 21.09.2001 tarihinden itibaren işleyecek banka «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece verilen ilk kararda reeskont oranına göre «temerrüt faizine» karar vermiş olup, bu husus davacı tarafından temyiz konusu yapılmamış olmakla bu oran yönünden davalı yararına «usulü kazanılmış hak» oluşmuştur.
2- Dava, davacının davalı bankadaki vadesiz mevduat hesabından parasının tümünü çekememesi nedeniyle dava dışı şirketle yapmış olduğu «sözleşmenin feshi» nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4869 E. 2014/11258 K.
Ortak:menfi tespit
İncelediğiniz karardaDaha sonra, davacı ve «kefili» tarafından açılan «menfi tespit» davasında para çekme dekontundaki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davacı ve kefilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İcra Hukuk Mahkemesince «ödeme emrinin tebliğ tarihinin» 17.04.2012 olarak tespit edildiği, böylece davacının 18.04.2012 tarihli «borca itirazının» süresinde ve takibin de durmuş olduğu, davacının önce icra takibinin sonuçlanmasını beklemesi, ondan sonra davayı açıp açmayacağını belirlemesi gerektiği, icra takibinin durmasından sonra «menfi tespit davası» açılmasında davacının «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, icra takibinden sonraki açılan «menfi tespit» istemine ilişkindir.
İİK'nın 72. maddesi uyarınca borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için «menfi tespit davası» açabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:itiraz süresi · ödeme emri tebliği · borca itiraz · ödeme emri · tebliğ tarihi · menfi tespit davası · tespit davası · hukuki yarar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İcra Hukuk Mahkemesince «ödeme emrinin tebliğ tarihinin» 17.04.2012 olarak tespit edildiği, böylece davacının 18.04.2012 tarihli «borca itirazının» süresinde ve takibin de durmuş olduğu, davacının önce icra takibinin sonuçlanmasını beklemesi, ondan sonra davayı açıp açmayacağını belirlemesi gerektiği, icra takibinin durmasından sonra «menfi tespit davası» açılmasında davacının «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının takip dosyasında vaki «borca itirazının» süresinde kabul edilmesi ile takip, işbu dava açıldıktan sonra durmuş ise de, bizatihi «ödeme emri tebliği» ve alacak talep edilmesi nedeniyle «menfi tespit davası» açılmasında «hukuki yarar» bulunmaktadır.
İİK'nın 72. maddesi uyarınca borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için «menfi tespit davası» açabilir.
Somut uyuşmazlıkta «ödeme emri» davalı tarafa usulsüz şekilde 09.04.2012 günü tebliğ edilmiş, yasal 7 günlük «itiraz süresi» dolduktan sonra davacı tarafça takip 17.04.2012 günü öğrenilmiş ve 18.04.2012 tarihinde de «menfi tespit» istemiyle eldeki dava açılmıştır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18075 E. 2014/900 K.
Ortak:haciz
İncelediğiniz karardaOysa davalı banka tarafından başlatılan icra takibine süresinde itiraz edilmesi üzerine davacı hakkındaki takip durmuş ve herhangi bir «haciz» işlemi uygulanmamıştır.
Benzer bu karardaKarşı taraf vekili, davacının davalı hakkında yapılan haksız ve hukuka aykırı icra takipleri ile ulaşamadığı «haciz» ve icra tehdidi amacına ulaşabilmek amacıyla yapıldığını, bu nedenle «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talebi öncesinde takibe geçilmiş olması, «takip talebi» ve özellikle takibe itirazdan sonra talebinin durması ve dava açılması dikkate alınarak ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takip talebi · i̇i̇k 257 · ihtiyati haciz · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talebi öncesinde takibe geçilmiş olması, «takip talebi» ve özellikle takibe itirazdan sonra talebinin durması ve dava açılması dikkate alınarak ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir.
Ancak, «ihtiyati haciz» talebinden önce takip yapılması ve takibe vaki itirazla takibin durmuş olması İİK’nın «257». maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde ihtiyati haciz istemine engel değildir.
Karşı taraf vekili, davacının davalı hakkında yapılan haksız ve hukuka aykırı icra takipleri ile ulaşamadığı «haciz» ve icra tehdidi amacına ulaşabilmek amacıyla yapıldığını, bu nedenle «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/8365 E. , 2010/2593 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bismil Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.07.2008 tarih ve 2007/398-2008/386 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın kredi kartı borcu olmadığı halde müvekkili hakkında haksız olarak icra takibi başlattığını, bu nedenle bir miktar para tahsil ettiğini, açılan dava sonucu müvekkilinin kredi kartı borcunun bulunmadığının tesbit edildiğini, davalının haksız icra takibi sonucu müvekkilinin itibarının zedelendiğini ve manevi olarak zarar gördüğünü ileri sürerek, 20.000 YTL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı defi ile birlikte davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından borçlu olunmadığı halde davacı hakkında haksız icra takibi yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5.000 YTL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, borçlu olunmadığı halde davacı hakkında haksız icra takibi başlatıldığı iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalı banka tarafından davacının kredi kartından 400 YTL nakit kredi çektiği iddiasıyla, davacı ve kefili hakkında icra takibi başlatılmış, davacının itirazı üzerine hakkındaki takip durmuş, ancak davacının kefili olan ... hakkındaki takip devam etmiştir. Daha sonra, davacı ve kefili tarafından açılan menfi tespit davasında para çekme dekontundaki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davacı ve kefilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. İşbu davada ise, davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın haksız icra takibi başlatması nedeniyle davalar ile uğraşmak zorunda kaldığını, bu nedenle bankalardan kredi çekemediğini ve itibarının zedelendiğini ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa davalı banka tarafından başlatılan icra takibine süresinde itiraz edilmesi üzerine davacı hakkındaki takip durmuş ve herhangi bir haciz işlemi uygulanmamıştır. Ayrıca, icra takibi nedeniyle davacının bankalardan kredi çekemediğine ilişkin dosya içerisinde somut bir delil olmadığı gibi takibinin itiraz üzerine kısa bir süre durması nedeniyle davacının ne gibi manevi zarara uğradığı da ispat edilebilmiş değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının uğradığını iddia ettiği manevi zararın ispat edilememesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davalı yararına BOZULMASINA, 09.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014063600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz