6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/7487 E. 2010/2896 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çalışma özgürlüğü kişilik haklarının ihlali kişilik hakları vekalet ücreti takdiri karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ihtarname dahili dava vekalet ücreti karar verilmesine yer olmadığına temerrüt

Atıf yapılan mevzuat: BK · HUMK · TMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davadan sonra anapara ve faizin davacıya ödendiği, davanın ana para ve faiz yönünden konusuz kaldığı, davalının para ödeninceye kadar olumlu bir çaba sarfetmediği, davacının manen incindiği ve üzüntü duyduğu, davalının gerekli inceleme, denetim ve gözetim görevini yapmayarak olayda kusurlu olduğu, davalının olay sonrası tutumu nedeniyle davacının manevi tazminat talep hakkı doğduğu, davanın açılmasına sebebiyet veren davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığı gerekçesiyle, ana para ve faiz bakımından konusu kalmayan davanın reddine, manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı 23.8.2007 günü davalı bankaya gelerek, parasının çekildiğini öğrendikten 4 gün sonra bu davayı açmış olup,davalının hemen başlattığı soruşturma sonunda alınan 25.9.2007 tarihli teftiş raporu sonrası davacıya ilk celseden bir gün önce 17.10.2207 günü faiziyle birlikte ödeme yapan davalının davadan önce bir ihtarname ile temerrüde düşürülmemiş olmasına,bu durumda davanın açılmasına neden olmayan davalı lehine HUMK.nun 94 ncü maddesi koşullarının gereçekleşmiş bulunmasına,davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinde bir usulsüzlük bulunmamasına,öte yandan konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerekirken,konusu kalmayan davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de bu hatanın sonuca etkisi bulunmamasına göre,davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Davalı vekilinin temyizine gelince;Davacının diğer istemi,manevi tazminatın tahsiline yönelik olup,manevi zararın nasıl oluştuğu dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde açıklanmış olup,mahkemece, yazılı gerekçelerle, istemin kabulüne karar verilmiştir.

Oysa,BK.nun 49. maddesi gereğince kişisel çıkarları (hakları) halele uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir.Manevi tazminat,mal varlığı dışındaki hukuksal değerlere yapılan saldırılar ile meydana getirilen eksilmenin giderilmesi olup,haksız saldırı kişinin psikolojik varlığı üzerinde etki doğurur. Uğradığı tecavüz nedeniyle, fiziki ya da manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan,yaşama sevincini kaybeden kişi manevi tazminat isteyebilir. (Bkz:Mustafa Reşit Karahasan,Tazminat Hukuku,1996,İst.Sh.835)Hayat, beden ve ruh tamlığı, vicdan, din, düşünce ve ekonomik çalışma özgürlüğü, onur, haysiyet, itibar, ün, ad, sır ve resimler kişisel varlıklardır. Yalın bir ifade ile, şeref ve haysiyet, dahil olduğu toplumun gerekli saydığı ahlaki niteliklere sahip olduğu yada böyle kabul edildiği için, kişiye verilen değeri ifade eder. Herkesin, içinde yaşadığı toplumda ve ilişkiler kurduğu çevrelerde kişisel bir onuru ve saygınlığı mevcuttur. Kişiyi yanlış tanıtmak, küçük düşürmek kişilik haklarının ihlali sayılır. Manevi tazminat hukuki kurum olarak, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.Manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır.

Davacının ileri sürdüğü ve mahkemece kabul edildiği şekli ile somut olayın oluş biçiminde, TMK. 24 ncü maddesi anlamında davacının doğrudan kişilik haklarına tecavüz söz konusu olmadığı gibi, BK.nun 49 ncu maddesinde belirtilen manevi tazminat isteme koşulları da oluşmamış olup, mahkemece, manevi tazminata ilişkin,kanıtlanamayan talebin reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat | Manevi tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14602 E. 2011/7370 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13273 E. 2010/9594 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5184 E. 2010/10995 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/568 E. 2019/7134 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/7487 E.  ,  2010/2896 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Nazilli 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.02.2008 tarih ve 2007/168-2008/22 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.03.2010 gününde davalı avukatı Nazen Gümüşay gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalının Nazilli Şubesi nezdinde bulunan hesabında biriken 45.987,77 Euro tutarındaki parasının sahte kimlikle 3 ncü kişiye ödendiğinin ortaya çıktığını, suç duyurusunda bulunduğunu, yurt dışından gelip tatilini geçirmekte iken bu olayla karşılaşan davacının ruh sağlığının bozulduğunu ileri sürerek, 49.987,77 Euro' nun çekildiği tarihten itibaren, 10.000,00 YTL manevi tazminatın da dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin kusurlu olmadığını, davacının hesabından sahte kimlikle çekilen paranın faiziyle birlikte davacıya ilk oturumdan önce ödendiğini, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, HUMK' nun 94 ncü maddesi uyarınca yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulamayacağını, BK' nun 49 ncu maddesi koşullarının gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davadan sonra anapara ve faizin davacıya ödendiği, davanın ana para ve faiz yönünden konusuz kaldığı, davalının para ödeninceye kadar olumlu bir çaba sarfetmediği, davacının manen incindiği ve üzüntü duyduğu, davalının gerekli inceleme, denetim ve gözetim görevini yapmayarak olayda kusurlu olduğu, davalının olay sonrası tutumu nedeniyle davacının manevi tazminat talep hakkı doğduğu, davanın açılmasına sebebiyet veren davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığı gerekçesiyle, ana para ve faiz bakımından konusu kalmayan davanın reddine, manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı 23.8.2007 günü davalı bankaya gelerek, parasının çekildiğini öğrendikten 4 gün sonra bu davayı açmış olup,davalının hemen başlattığı soruşturma sonunda alınan 25.9.2007 tarihli teftiş raporu sonrası davacıya ilk celseden bir gün önce 17.10.2207 günü faiziyle birlikte ödeme yapan davalının davadan önce bir ihtarname ile temerrüde düşürülmemiş olmasına,bu durumda davanın açılmasına neden olmayan davalı lehine HUMK.nun 94 ncü maddesi koşullarının gereçekleşmiş bulunmasına,davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinde bir usulsüzlük bulunmamasına,öte yandan konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerekirken,konusu kalmayan davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de bu hatanın sonuca etkisi bulunmamasına göre,davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Davalı vekilinin temyizine gelince;Davacının diğer istemi,manevi tazminatın tahsiline yönelik olup,manevi zararın nasıl oluştuğu dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde açıklanmış olup,mahkemece, yazılı gerekçelerle, istemin kabulüne karar verilmiştir.

Oysa,BK.nun 49. maddesi gereğince kişisel çıkarları (hakları) halele uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir.Manevi tazminat,mal varlığı dışındaki hukuksal değerlere yapılan saldırılar ile meydana getirilen eksilmenin giderilmesi olup,haksız saldırı kişinin psikolojik varlığı üzerinde etki doğurur. Uğradığı tecavüz nedeniyle, fiziki ya da manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan,yaşama sevincini kaybeden kişi manevi tazminat isteyebilir. (Bkz:Mustafa Reşit Karahasan,Tazminat Hukuku,1996,İst.Sh.835)Hayat, beden ve ruh tamlığı, vicdan, din, düşünce ve ekonomik çalışma özgürlüğü, onur, haysiyet, itibar, ün, ad, sır ve resimler kişisel varlıklardır. Yalın bir ifade ile, şeref ve haysiyet, dahil olduğu toplumun gerekli saydığı ahlaki niteliklere sahip olduğu yada böyle kabul edildiği için, kişiye verilen değeri ifade eder.

Herkesin, içinde yaşadığı toplumda ve ilişkiler kurduğu çevrelerde kişisel bir onuru ve saygınlığı mevcuttur. Kişiyi yanlış tanıtmak, küçük düşürmek kişilik haklarının ihlali sayılır. Manevi tazminat hukuki kurum olarak, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.Manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır.

Davacının ileri sürdüğü ve mahkemece kabul edildiği şekli ile somut olayın oluş biçiminde, TMK. 24 ncü maddesi anlamında davacının doğrudan kişilik haklarına tecavüz söz konusu olmadığı gibi, BK.nun 49 ncu maddesinde belirtilen manevi tazminat isteme koşulları da oluşmamış olup, mahkemece, manevi tazminata ilişkin,kanıtlanamayan talebin reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.

SONUÇ

Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle,davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 117,85 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014040700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.