Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/7487 E. 2010/2896 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çalışma özgürlüğü↗ kişilik haklarının ihlali↗ kişilik hakları↗ vekalet ücreti takdiri↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ ihtarname↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davadan sonra anapara ve faizin davacıya ödendiği, davanın ana para ve faiz yönünden konusuz kaldığı, davalının para ödeninceye kadar olumlu bir çaba sarfetmediği, davacının manen incindiği ve üzüntü duyduğu, davalının gerekli inceleme, denetim ve gözetim görevini yapmayarak olayda kusurlu olduğu, davalının olay sonrası tutumu nedeniyle davacının manevi tazminat talep hakkı doğduğu, davanın açılmasına sebebiyet veren davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığı gerekçesiyle, ana para ve faiz bakımından konusu kalmayan davanın reddine, manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı 23.8.2007 günü davalı bankaya gelerek, parasının çekildiğini öğrendikten 4 gün sonra bu davayı açmış olup,davalının hemen başlattığı soruşturma sonunda alınan 25.9.2007 tarihli teftiş raporu sonrası davacıya ilk celseden bir gün önce 17.10.2207 günü faiziyle birlikte ödeme yapan davalının davadan önce bir ihtarname ile temerrüde düşürülmemiş olmasına,bu durumda davanın açılmasına neden olmayan davalı lehine HUMK.nun 94 ncü maddesi koşullarının gereçekleşmiş bulunmasına,davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinde bir usulsüzlük bulunmamasına,öte yandan konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerekirken,konusu kalmayan davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de bu hatanın sonuca etkisi bulunmamasına göre,davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizine gelince;Davacının diğer istemi,manevi tazminatın tahsiline yönelik olup,manevi zararın nasıl oluştuğu dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde açıklanmış olup,mahkemece, yazılı gerekçelerle, istemin kabulüne karar verilmiştir.
Oysa,BK.nun 49. maddesi gereğince kişisel çıkarları (hakları) halele uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir.Manevi tazminat,mal varlığı dışındaki hukuksal değerlere yapılan saldırılar ile meydana getirilen eksilmenin giderilmesi olup,haksız saldırı kişinin psikolojik varlığı üzerinde etki doğurur. Uğradığı tecavüz nedeniyle, fiziki ya da manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan,yaşama sevincini kaybeden kişi manevi tazminat isteyebilir. (Bkz:Mustafa Reşit Karahasan,Tazminat Hukuku,1996,İst.Sh.835)Hayat, beden ve ruh tamlığı, vicdan, din, düşünce ve ekonomik çalışma özgürlüğü, onur, haysiyet, itibar, ün, ad, sır ve resimler kişisel varlıklardır. Yalın bir ifade ile, şeref ve haysiyet, dahil olduğu toplumun gerekli saydığı ahlaki niteliklere sahip olduğu yada böyle kabul edildiği için, kişiye verilen değeri ifade eder. Herkesin, içinde yaşadığı toplumda ve ilişkiler kurduğu çevrelerde kişisel bir onuru ve saygınlığı mevcuttur. Kişiyi yanlış tanıtmak, küçük düşürmek kişilik haklarının ihlali sayılır. Manevi tazminat hukuki kurum olarak, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.Manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır.
Davacının ileri sürdüğü ve mahkemece kabul edildiği şekli ile somut olayın oluş biçiminde, TMK. 24 ncü maddesi anlamında davacının doğrudan kişilik haklarına tecavüz söz konusu olmadığı gibi, BK.nun 49 ncu maddesinde belirtilen manevi tazminat isteme koşulları da oluşmamış olup, mahkemece, manevi tazminata ilişkin,kanıtlanamayan talebin reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat | Manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14602 E. 2011/7370 K.
Ortak:çalışma özgürlüğü · kişilik haklarının ihlali · kişilik hakları · dahili dava
İncelediğiniz karardaKişiyi yanlış tanıtmak, küçük düşürmek «kişilik haklarının ihlali» sayılır.
Uğradığı tecavüz nedeniyle, fiziki ya da manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan,yaşama sevincini kaybeden kişi manevi tazminat isteyebilir. (Bkz:Mustafa Reşit Karahasan,Tazminat Hukuku,1996,İst.Sh.835)Hayat, beden ve ruh tamlığı, vicdan, din, düşünce ve ekonomik «çalışma özgürlüğü», onur, haysiyet, itibar, ün, ad, sır ve resimler kişisel varlıklardır.
Yalın bir ifade ile, şeref ve haysiyet, «dahil» olduğu toplumun gerekli saydığı ahlaki niteliklere sahip olduğu yada böyle kabul edildiği için, kişiye verilen değeri ifade eder.
Benzer bu karardaKişiyi yanlış tanıtmak, küçük düşürmek «kişilik haklarının ihlali» sayılır.
Uğradığı tecavüz nedeniyle, fizik ya da manevi acılar doğan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevincini kaybeden kişi manevi tazminat isteyebilir. (Bkz:Mustafa Reşit Karahasan, Tazminat Hukuku, 1996, İst.Sh.835) Hayat, beden ve ruh tamlığı, vicdan, din, düşünce ve ekonomik «çalışma özgürlüğü», onur, haysiyet, itibar, ün, ad, sır ve resimler kişisel varlıklardır.
Yalın bir ifade ile, şeref ve haysiyet, «dahil» olduğu toplumun gerekli saydığı ahlaki niteliklere sahip olduğu yada böyle kabul edildiği için, kişiye verilen değeri ifade eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk sınırlaması · taşıma sözleşmesi · kusur · eksik inceleme · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenin bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının «teslim» ettiği üniversiteye kayıt belgelerinin davalı firmaca kaybedildiği, taşınan 0,5 Kg ağırlığındaki belgeler nedeniyle davalının Varşova Konvansiyonunun 22/2. maddesine göre «sorumluluğunun sınırlı» olduğu ve bedelinin 20,35 TL olduğu ve olay nedeniyle davacının manen zarar gördüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20,35 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazmi …
2)Davalı vekilinin temyiz istemine gelince; Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının davalı şirketin «kusuru» nedeniyle başarılı öğrencilik hayatının karşılığı olarak okumaya hak kazandığı Coventry Üniversitesinde yüksek lisans eğitimi görme şansını kaybettiği, mesleki ve akademik kariyeri için çok önemli olan bu üniversiteye kayıt yaptıramaması nedeniyle üzülerek manevi ızdırap duyduğu iddiasıyla manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
… adığının saptanması, davacının manevi tazminata dayanak yaptığı yukarıda anılan iddiasına göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13273 E. 2010/9594 K.
Ortak:kişilik hakları · Tazminat
İncelediğiniz karardaKişiyi yanlış tanıtmak, küçük düşürmek «kişilik haklarının ihlali» sayılır.
24 ncü maddesi anlamında davacının doğrudan «kişilik haklarına» tecavüz söz konusu olmadığı gibi, BK.nun 49 ncu maddesinde belirtilen manevi tazminat isteme koşulları da oluşmamış olup, mahkemece, manevi tazminata ilişkin,kanıtlanamayan talebin reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda24 ncü maddesi anlamında davacının doğrudan «kişilik haklarına» tecavüz söz konusu olmadığı gibi, BK.nun 49 ncu maddesinde belirtilen manevi tazminat isteme koşulları da oluşmamış olup, mahkemece, manevi tazminata ilişkin, kanıtlanamayan istemin tümüyle reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı · haksız eylem
Benzer bu kararda2- Dava, davalının davalı Banka bulunan hesabındaki mevduatının bilgi ve talimatı dışında «internet bankacılığı» yolu çekilmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının dava konusu miktardan yoksunluğu nedeniyle yaşamış olduğu gerginlik nedeniyle manevi tazminat istemi koşullarının oluştuğu sonucuna varılarak bu kalem isteminde kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, bu bağlamda «haksız eylem» esasen davalı Bankaya karşı işlenmiştir.
Başka bir deyişle, dava dışı şahıslar tarafından gerçekleştirlen «haksız eyleminin» mağduru bizatihi davalı Banka olup BK'nun 49.maddesi gereğince kişisel çıkarları (hakları) halele uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5184 E. 2010/10995 K.
Ortak:kişilik hakları
İncelediğiniz karardaKişiyi yanlış tanıtmak, küçük düşürmek «kişilik haklarının ihlali» sayılır.
24 ncü maddesi anlamında davacının doğrudan «kişilik haklarına» tecavüz söz konusu olmadığı gibi, BK.nun 49 ncu maddesinde belirtilen manevi tazminat isteme koşulları da oluşmamış olup, mahkemece, manevi tazminata ilişkin,kanıtlanamayan talebin reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaDavacının ileri sürdüğü ve mahkemece kabul edildiği şekli ile somut olayın oluş biçiminde, TMK. nun 24 ncü maddesi anlamında davacının doğrudan «kişilik haklarına» tecavüz söz konusu olmadığı gibi, BK.nun 49 ncu maddesinde belirtilen manevi tazminat isteme koşulları da oluşmamış olup, mahkemece, manevi tazminata ilişkin,kanıt …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı · haksız eylem
Benzer bu kararda2-Dava, davalının davalı Banka bulunan hesabındaki mevduatının bilgi ve talimatı dışında «internet bankacılığı» yolu çekilmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının dava konusu olaydan dolayı duyduğu endişe, güvensizlik nedeniyle manevi tazminat istemi koşullarının oluştuğu sonucuna varılarak bu kalem istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, bu bağlamda «haksız eylem» esasen davalı Bankaya karşı işlenmiştir.
Başka bir deyişle, dava dışı şahıslar tarafından gerçekleştirlen «haksız eyleminin» mağduru bizatihi davalı Banka olup BK.nun 49 ncu maddesi gereğince kişisel çıkarları (hakları) halele uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir.Manevi tazminat,mal varlığı dışındaki, hukuksal değerlere yapılan saldırılar ile meydana getirilen eksilmenin giderilmesi olup, haksız saldırı, kişinin psikolojik varlığı üzerinde etki doğurur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/568 E. 2019/7134 K.
Ortak:kişilik hakları
İncelediğiniz karardaKişiyi yanlış tanıtmak, küçük düşürmek «kişilik haklarının ihlali» sayılır.
24 ncü maddesi anlamında davacının doğrudan «kişilik haklarına» tecavüz söz konusu olmadığı gibi, BK.nun 49 ncu maddesinde belirtilen manevi tazminat isteme koşulları da oluşmamış olup, mahkemece, manevi tazminata ilişkin,kanıtlanamayan talebin reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaDavacının ileri sürdüğü ve mahkemece kabul edildiği şekli ile somut olayın oluş biçiminde, TMK'nun 24'üncü maddesi anlamında davacının doğrudan «kişilik haklarına» tecavüz söz konusu olmadığı gibi, BK'nun 49'uncu maddesinde belirtilen manevi tazminat isteme koşulları da oluşmamış olup, mahkemece, manevi tazminata ilişkin, kanıtlanamayan istemin reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı · sahtecilik · haksız eylem · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · havale · maddi tazminat · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait mevduat, davalı bankaya karşı diğer davalılarca gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile davacı hesabından çekilerek başka hesaplara «havale» edilmiş olduğu, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, «ispat yükü» kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolaların davacının «kusuru» ile üçüncü kişilerce ele geçirildiğini de kanıtlayamamış olduğu, bu nedenle davalı Garanti Bankasının diğer davalılar ile müştereken ve «müteselsilen sorumluluğu» bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 2.000,00 TL «maddi tazminatın» olay tarihi olan 12/05/2006 tarihinden itibaren 1.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, davacının davalı banka nezdindeki hesabınndaki mevduatının bilgi ve talimatı dışında «internet bankacılığı» yolu ile çekilmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının dava konusu olaydan dolayı duyduğu endişe, güvensizlik nedeniyle manevi tazminat istemi koşullarının oluştuğu sonucuna varılarak bu istemi de kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, bu bağlamda «haksız eylem» esasen davalı Bankaya karşı işlenmiştir.
Başka bir deyişle, dava dışı şahıslar tarafından gerçekleştirlen «haksız eyleminin» mağduru bizatihi davalı Banka olup BK'nun 49'uncu maddesi gereğince kişisel çıkarları (hakları) halele uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/7487 E. , 2010/2896 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Nazilli 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.02.2008 tarih ve 2007/168-2008/22 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.03.2010 gününde davalı avukatı Nazen Gümüşay gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının Nazilli Şubesi nezdinde bulunan hesabında biriken 45.987,77 Euro tutarındaki parasının sahte kimlikle 3 ncü kişiye ödendiğinin ortaya çıktığını, suç duyurusunda bulunduğunu, yurt dışından gelip tatilini geçirmekte iken bu olayla karşılaşan davacının ruh sağlığının bozulduğunu ileri sürerek, 49.987,77 Euro' nun çekildiği tarihten itibaren, 10.000,00 YTL manevi tazminatın da dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kusurlu olmadığını, davacının hesabından sahte kimlikle çekilen paranın faiziyle birlikte davacıya ilk oturumdan önce ödendiğini, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, HUMK' nun 94 ncü maddesi uyarınca yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulamayacağını, BK' nun 49 ncu maddesi koşullarının gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davadan sonra anapara ve faizin davacıya ödendiği, davanın ana para ve faiz yönünden konusuz kaldığı, davalının para ödeninceye kadar olumlu bir çaba sarfetmediği, davacının manen incindiği ve üzüntü duyduğu, davalının gerekli inceleme, denetim ve gözetim görevini yapmayarak olayda kusurlu olduğu, davalının olay sonrası tutumu nedeniyle davacının manevi tazminat talep hakkı doğduğu, davanın açılmasına sebebiyet veren davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığı gerekçesiyle, ana para ve faiz bakımından konusu kalmayan davanın reddine, manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı 23.8.2007 günü davalı bankaya gelerek, parasının çekildiğini öğrendikten 4 gün sonra bu davayı açmış olup,davalının hemen başlattığı soruşturma sonunda alınan 25.9.2007 tarihli teftiş raporu sonrası davacıya ilk celseden bir gün önce 17.10.2207 günü faiziyle birlikte ödeme yapan davalının davadan önce bir ihtarname ile temerrüde düşürülmemiş olmasına,bu durumda davanın açılmasına neden olmayan davalı lehine HUMK.nun 94 ncü maddesi koşullarının gereçekleşmiş bulunmasına,davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinde bir usulsüzlük bulunmamasına,öte yandan konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerekirken,konusu kalmayan davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de bu hatanın sonuca etkisi bulunmamasına göre,davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizine gelince;Davacının diğer istemi,manevi tazminatın tahsiline yönelik olup,manevi zararın nasıl oluştuğu dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde açıklanmış olup,mahkemece, yazılı gerekçelerle, istemin kabulüne karar verilmiştir.
Oysa,BK.nun 49. maddesi gereğince kişisel çıkarları (hakları) halele uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir.Manevi tazminat,mal varlığı dışındaki hukuksal değerlere yapılan saldırılar ile meydana getirilen eksilmenin giderilmesi olup,haksız saldırı kişinin psikolojik varlığı üzerinde etki doğurur. Uğradığı tecavüz nedeniyle, fiziki ya da manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan,yaşama sevincini kaybeden kişi manevi tazminat isteyebilir. (Bkz:Mustafa Reşit Karahasan,Tazminat Hukuku,1996,İst.Sh.835)Hayat, beden ve ruh tamlığı, vicdan, din, düşünce ve ekonomik çalışma özgürlüğü, onur, haysiyet, itibar, ün, ad, sır ve resimler kişisel varlıklardır. Yalın bir ifade ile, şeref ve haysiyet, dahil olduğu toplumun gerekli saydığı ahlaki niteliklere sahip olduğu yada böyle kabul edildiği için, kişiye verilen değeri ifade eder.
Herkesin, içinde yaşadığı toplumda ve ilişkiler kurduğu çevrelerde kişisel bir onuru ve saygınlığı mevcuttur. Kişiyi yanlış tanıtmak, küçük düşürmek kişilik haklarının ihlali sayılır. Manevi tazminat hukuki kurum olarak, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.Manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır.
Davacının ileri sürdüğü ve mahkemece kabul edildiği şekli ile somut olayın oluş biçiminde, TMK. 24 ncü maddesi anlamında davacının doğrudan kişilik haklarına tecavüz söz konusu olmadığı gibi, BK.nun 49 ncu maddesinde belirtilen manevi tazminat isteme koşulları da oluşmamış olup, mahkemece, manevi tazminata ilişkin,kanıtlanamayan talebin reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle,davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 117,85 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014040700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz