Adi senet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14007 E. 2010/2532 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- üç yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
adi senet↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ bono↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların evli oldukları, sonra boşandıkları, boşanma kararının 10.07.2003 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin kambiyo ilişkisinden kaynaklanan alacağa dayandıklarını açıkladığı, davalının zamanaşımı def’inde bulunduğu, bononun vadesinin 25.05.2002 olduğu, TTK'nun 691/1. maddesindeki üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, senede dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, uyuşmazlığa konu senette düzenleme tarihi bulunmamaktadır. O halde, TTK'nun 688. maddesi uyarınca düzenleme tarihini içermeyen bu senedin bono veya emre muharrer senet olarak kabul edilmesi doğru değildir. Bu durum karşısında, senedin bono vasfını taşımadığı adi senet olduğu dikkate alınıp, zamanaşımı dahil tüm iddia ve savunmanın buna göre değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2135 E. 2013/3600 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 167 · ipotek · ihtiyati haciz · haciz · çek · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, alacağın «ipotekle» «teminat» altına alındığı gerekçesiyle itirazın kabulü ile «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Talep «ihtiyati haciz» kararına itiraza ilişkin olup İcra İflas Kanunu'nun 45/.... ve «167». maddeleri hükümleri gereğince, rehinle temin edilmiş olsa bile alacağı «çek», poliçe veya emre muharrer senede dayalı ise alacaklının bu senetlere istinaden takip yapmasına engel bir durum yoktur.
Somut olayda «ihtiyati haciz» talebinin dayanağı emre muharrer senet olup, mahkemece itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, alacağın rehinle «teminat» altına alındığından söz edilerek itirazın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1301 E. 2016/3565 K.
Ortak:bono
İncelediğiniz kararda… ra boşandıkları, boşanma kararının 10.07.2003 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin kambiyo ilişkisinden kaynaklanan alacağa dayandıklarını açıkladığı, davalının «zamanaşımı def»’inde bulunduğu, «bononun» vadesinin 25.05.2002 olduğu, TTK'nun 691/1. maddesindeki üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
O halde, TTK'nun 688. maddesi uyarınca düzenleme tarihini içermeyen bu senedin «bono» veya emre muharrer senet olarak kabul edilmesi doğru değildir.
Bu durum karşısında, senedin «bono» vasfını taşımadığı «adi senet» olduğu dikkate alınıp, «zamanaşımı» «dahil» tüm iddia ve savunmanın buna göre değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, borçlulardan ... yönünden; «bononun» vadesinde ödenmediği, rehinle temin olunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne diğer borçlu ... yönünden ise, borcun «ipotekle» «teminat» altına alındığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 167 · ipotek · ihtiyati haciz · haciz · çek · teminat
Benzer bu karardaMahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, borçlulardan ... yönünden; «bononun» vadesinde ödenmediği, rehinle temin olunmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne diğer borçlu ... yönünden ise, borcun «ipotekle» «teminat» altına alındığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Talep «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, İcra İflas Kanunu'nun 45/2. ve «167». maddeleri hükümleri gereğince, rehinle temin edilmiş olsa bile alacağı «çek», poliçe veya emre muharrer senede dayalı ise alacaklının bu senetlere istinaden takip yapmasına engel bir durum yoktur.
Somut olayda «ihtiyati haciz» talebinin dayanağı emre muharrer senet olup, mahkemece borçlu ... yönünden de ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, alacağın rehinle «teminat» altına alındığından söz edilerek red kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2669 E. 2013/21469 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı üç yıllık
İncelediğiniz kararda… ra boşandıkları, boşanma kararının 10.07.2003 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin kambiyo ilişkisinden kaynaklanan alacağa dayandıklarını açıkladığı, davalının «zamanaşımı def»’inde bulunduğu, «bononun» vadesinin 25.05.2002 olduğu, TTK'nun 691/1. maddesindeki üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, senedin «bono» vasfını taşımadığı «adi senet» olduğu dikkate alınıp, «zamanaşımı» «dahil» tüm iddia ve savunmanın buna göre değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDavalı vekili, süresi içerisinde verdiği 13.04.2010 «havale» tarihli dilekçesi ile cevap süresinin uzatılmasını talep etmiş olup mahkemece talep doğrultusunda tayin edilen sürede verdiği cevap dilekçesinde ise, davacı şirketin 29.06.2000 tarihinde kurulduğunu ve müvekkilinin banka hesaplarından para çekilme işlemlerinin 10 yıllık süreye yayıldığını belirterek «zamanaşımı def»'inde bulunmuştur.
Bu itibarla, mahkemece, «zamanaşımı def»'i konusunda olumlu veya «olumsuz» bir değerlendirme yapılmadan yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin tasfiyesi · olumsuz oy · fesih · limited şirket · kâr payı · havale · avans faizi · e-defter
Benzer bu kararda… ya kapsamına göre, davacı şirketin ortağı ile davalının karı koca oldukları, şirketin feshinden önce boşandıkları, vaki boşanma nedeniyle davacının, davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesini talep ettiği, davalı şirketin iki ortağı bulunduğu ve bunların karı koca iken şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşandıkları, şirketin devamının bu durumda mümkün olamayacağından şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği, şirketin incelenen «defterlerine» göre mevcut ve alacakları ile borçlarının dökümünden davalı ... tarafından 1.045.688 TL'nin şirkete ait banka hesaplarından çekildiği, şirkette %50 ortaklık «payı» bulunması nedeniyle diğer ortak rızasının bulunmadığının anlaşıldığı, «şirketin tasfiyesinin» yapılabilmesi için bankadan diğer ortak tarafından rızasız çekilen 1.045.688,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsilinin gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, «limited şirket» yöneticilerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili, süresi içerisinde verdiği 13.04.2010 «havale» tarihli dilekçesi ile cevap süresinin uzatılmasını talep etmiş olup mahkemece talep doğrultusunda tayin edilen sürede verdiği cevap dilekçesinde ise, davacı şirketin 29.06.2000 tarihinde kurulduğunu ve müvekkilinin banka hesaplarından para çekilme işlemlerinin 10 yıllık süreye yayıldığını belirterek «zamanaşımı def»'inde bulunmuştur.
Bu itibarla, mahkemece, «zamanaşımı def»'i konusunda olumlu veya «olumsuz» bir değerlendirme yapılmadan yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/14007 E. , 2010/2532 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Afyonkarahisar 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2008 tarih ve 2008/108 - 2008/145 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların önceden evli olduklarını, boşanmaları sonucu mal paylaşımı nedeniyle davalının bono düzenleyip müvekkiline verdiğini, ancak ödeme yapmadığını ileri sürerek, 15.000.00 YTL’nın faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, istemin zamanaşımına uğradığını, senetteki imzanın kendisine ait bulunup bulunmadığının belli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların evli oldukları, sonra boşandıkları, boşanma kararının 10.07.2003 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin kambiyo ilişkisinden kaynaklanan alacağa dayandıklarını açıkladığı, davalının zamanaşımı def’inde bulunduğu, bononun vadesinin 25.05.2002 olduğu, TTK'nun 691/1. maddesindeki üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, senede dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, uyuşmazlığa konu senette düzenleme tarihi bulunmamaktadır. O halde, TTK'nun 688. maddesi uyarınca düzenleme tarihini içermeyen bu senedin bono veya emre muharrer senet olarak kabul edilmesi doğru değildir. Bu durum karşısında, senedin bono vasfını taşımadığı adi senet olduğu dikkate alınıp, zamanaşımı dahil tüm iddia ve savunmanın buna göre değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1013876000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz