Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2728 E. 2023/6282 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
esas sözleşme değişikliği↗ çağrısız genel kurul↗ toplantı ve karar nisabı↗ nisap↗ yetki belgesi↗ karar nisabı↗ toplantı tutanağı↗ kâr payı dağıtımı↗ hazirun cetveli↗ esas sözleşme↗ yokluk↗ ispat külfeti↗ emredici hüküm↗ genel kurul kararının iptali↗ dürüstlük kuralı↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ kâr payı↗ yetki↗ geçersizlik↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalı şirketin 15.120.000,00 TL sermayesi olduğu, bunun karşılığı 1008 payın bulunduğu, 04.07.2020 tarihli genel kurul toplantısına 3.630,00 TL sermaye paylı 242 payın asaleten, 2.835.000,00 TL sermaye paylı 189 payın vekâleten olmak üzere toplam 431 payın katıldığı, hazirun cetveline göre davalı şirketin 223 ortağının olduğu ve ortakların bazılarının birden fazla paya sahip oldukları, toplam pay adetinin 1008 olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 418 inci maddesi uyarınca genel kurula toplam payların ilk toplantıda 1/4'ünün katılmasının gerektiği, ikinci toplantıda bu nisabın dahi aranmadığı, bu yasa hükmüne göre dava konusu genel kurula 15.120.000,00 TL sermayenin 1/4'ü olan 3.780.000,00 TL sermayeyi karşılayan payın katılması yeterli iken 6.456.000,00 TL sermayeyi karşılayan 431 payın katıldığı, yasa gereği 1008 payın 1/4'ü olan 252 payın katılması yeterli iken, zaten toplantıya 242 pay asaleten katıldığından vekâleten katılan 10 pay karşılığı 150.000,00 TL sermayenin temsil edilmiş olmasının nisap için yeterli olduğu, davacının, vekaleten katılanların tamamında değil bir kısmının vekaletinde usulsüzlük olduğunu iddia ettiği, bu iddia yönünden delil bulunmadığı, davacı tarafından delil olarak dayanılan genel kurul toplantısına ilişkin CD kayıtlarında genel kurul kararlarının yok hükmünde olmasını veya iptalini gerektirici bir delil bulunmadığı, genel kurulda kararların oy çokluğu veya oy birliği ile alınmasının yasal açıdan bir farkının olmadığı, zira 6102 sayılı Kanun'un 421 inci maddesindeki özel nisaplara tabi kararların dışındaki diğer kararlar yönünden toplantıya katılan payların yarı sermaye değerinden fazlasının olumlu oyunun yeterli olduğu, davacının genel kurulda muhalefetini tutanağa geçirttiği, ancak genel kurulda davacının sadece kâr dağıtımı konusunda beyanı bulunduğu, mezkur Kanun'un 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kârın kullanım şekli ve kâr payı dağıtımı konusunda karar alma görev ve yetkisinin anonim şirket genel kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasında olduğu, Covid-19 pandemisinin ekonomik hayattaki etkilerini azaltmak amacıyla bazı kanunlarda değişiklik öngören ve 16.04.2020 tarihinde kabul edilen 7244 sayılı bir torba Kanun ile 6102 sayılı Kanun'a geçici 13 üncü maddenin eklendiği, sermaye şirketlerinde 30.09.2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem kârının sadece %25’ine kadar olan kısmın dağıtılabileceği; geçmiş yıl kârları ile serbest yedek akçelerin dağıtılamayacağı ve yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtım yetkisinin verilemeyeceğinin düzenlendiği, dava konusu 04.07.2020 tarihli genel kurulun 6 numaralı gündem maddesinde bahsedilen geçici 13 üncü maddeye istinaden kârın %25'ine tekabül eden kısmın dağıtılacağının oylandığı, kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usulsüz vekâlet ve temsil ile toplantıya katılıp oy kullananlar olduğunu, genel kurula ait hiçbir evrakı şirketten alamayan, oy kullananlara ilişkin hazirun cetvelini edinemeyen müvekkiline bu durumu ispat külfetinin yükletilemeyeceğini, bunu araştırması gerekenin yargı mercii olduğunu, usulsüz vekâletnameler olsa dahi sadece 10 payın vekâleten temsilinin nisap için yeterli olabileceği olgusuna dayanılmasının hatalı olduğunu, toplantı tutanağının toplantıya uygun oluşturulmadığını, genel kurulda oylamaya sunulan maddelerin toplantı başkanı tarafından okunup geçilmek suretiyle, itirazlar dikkate alınmaksızın ve oylar usulünce sayılmaksızın oylama yapıldığını, genel kurulun toplantı tarihi itibari ile davalı şirketin, mevzuat gereği olması gereken resmî bir bağımsız denetçisinin bulunmadığını, bu kapsamda denetimi yapılmayan ilgili genel kurul kararlarının bağlayıcı olmayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, genel kurulda bulunan denetçinin usulüne uygun olup olmadığının dahi incelenmediğini, bu denli kapsamlı bir dosyanın araştırılması neticesinde 2-3 sayfalık bir rapor oluşturulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisindeki bilgi ve belgelere ve özellikle hükme esas alınan 23.09.2021 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin hukuken isabetli ve yerinde olmasına göre İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, anonim şirket genel kurul toplantısının 6102 sayılı Kanun'da öngörülen usulde toplanıp toplanmadığı, toplantıya katılanların vekâletlerinin sıhhatini etkileyen durum olup olmadığı, öyle ise dava edilen hususun genel kurulun ve kararlarının sıhhatini etkileyip etkilemediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 408, 416, 421, 418, 445, 446, 447 ve geçici 13 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu ise esastan reddedilmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 408 inci maddesinin birinci fıkrasının gerekçesinin ikinci paragrafında belirtildiği üzere anonim ortaklıkta genel kurul iradesini, kanunda ve esas sözleşmesinde öngörülen çağrı usulüne uygun olarak yapılan toplantılarda alınan kararlarla açıklar. Bu durumda, şirket kararları usulüne uygun oluşan ve toplantı nisabını devam ettiren genel kurulda gerekli oy oranı sağlanarak alınabilir. Nitekim, 6102 sayılı Kanun veya şirket esas sözleşmesinde aksine daha ağır nisap öngörülen haller hariç olmak üzere genel olarak toplantı ve karar nisabına ilişkin 418 inci madde hükmü, esas sözleşme değişikliklerinde toplantı ve karar nisaplarına ilişkin 421 nci madde hükmü ve çağrısız genel kurula ilişkin toplantı nisabı için ise 416 ncı madde hükmü sevk edilmiştir.
Toplantı ve karar nisabının sağlanması genel kurul kararlarının varlık sebebidir. Burada belirtmek gerekirse, anılan hükümler ile getirilen usuller (iradi şekil unsurları) bulunmayan kararlar varlık kazanamazlar ve dolayısıyla yokluk yaptırımına tabi olurlar. Diğer bir ifadeyle bir hukuki işlemin kurucu unsurlarını oluşturan, mevcudiyet şartlarını belirleyen esaslı noktadaki kurucu şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık halinde işlemin yokluğu söz konusudur. Diğer bir deyişle genel kurul kararlarının kurucu unsurları toplantısı nisabına uygun genel kurul toplantısı ve nisaba uygun ortaya çıkan irade ile açıklanmalıdır. (Yargıtay 11. HD 22.10.2022 tarihli ve 2009/1366 E., 2022/4391 K. sayılı ilamı; Erdoğan, Moroğlu, 6201 sayılı Kanuna Göre Anonim Ortaklıklarda Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 6. Baskı, XII Levha, İstanbul, 2022, s.17-29; […] Kemal/Öz M. Turgut, 20 Bası, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, […], Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2012, s.181)
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelince; davacı genel kurul toplantısına katılan üyelerin bir kısmının vekâletnamelerinin ve temsil belgelerinin usulüne uygun olmayıp geçersiz olduğunu, bu sebeple toplantı ve karar nisabının sağlanmadığını ileri sürmüştür.
Davacının bu iddiası Mahkemece, toplantıya 252 payın katılımın yeterli olduğu, 242 payın asaleten katıldığı, kalan 10 paya ilişkin 150.000,00 TL sermayenin temsil edilmiş olmasının nisap için yeterli olduğu, davacı tarafından vekâleten toplantıya katılanların tamamının vekâletinin usulsüz olduğunun ileri sürülmediği ve bahse konu iddia yönünden bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmişse de, araştırma yeterli olmamıştır. Şöyle ki; Mahkemece yapılması gereken, dava konusu genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetveli ve ekleri ile toplantıya vekâleten iştirak edenlere ilişkin vekâletnameler ve temsil yetki belgelerini içerir ilgili tüm bilgi ve belgeler getirtilip sözkonusu vekâletnamelerin ve temsil belgelerinin geçerli olup olmadığı belirlenerek, genel kurulda alınan kararların niteliği de dikkate alınmak suretiyle toplantı ve karar nisabının sağlanıp sağlanmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi ve davacı istinaf başvurunun esastan reddedilmesi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve sonuçta İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel kurul nisabı: vekâletnamelerin geçerliliği araştırılmadan nisap belirlenemez 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2728 E. 2023/6282 K.
Ortak:toplantı ve karar nisabı · hazirun cetveli · eksik inceleme · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usulsüz vekâlet ve «temsil» ile toplantıya katılıp oy kullananlar olduğunu, genel kurula ait hiçbir evrakı şirketten alamayan, oy kullananlara ilişkin «hazirun cetvelini» edinemeyen müvekkiline bu durumu «ispat külfetinin» yükletilemeyeceğini, bunu araştırması gerekenin yargı mercii olduğunu, usulsüz vekâletnameler olsa dahi sadece 10 payın vekâleten temsilinin «nisap» için yeterli olabileceği olgusuna dayanılmasının hatalı olduğunu, «toplantı tutanağının» toplantıya uygun oluşturulmadığını, genel kurulda oylamaya sunulan maddelerin toplantı başkanı tarafından okunup geçilmek suretiyle, itirazlar dikkate alınmaksızın ve oylar usulünce sayılmaksızın oylama yapıldığını, genel kurulun toplantı tarihi itibari ile davalı şirketin, mevzuat gereği olması gereken resmî bir bağımsız denetçisinin bulunmadığını, bu kapsamda denetimi yapılmayan ilgili genel kurul kararlarının bağlayıcı olmayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun «eksik incelemeye» dayalı olduğunu, genel kurulda bulunan denetçinin usulüne uygun olup olmadığının dahi incelenmediğini, bu denli kapsamlı bir dosyanın araştırılması neticesinde 2-3 …
Şöyle ki; Mahkemece yapılması gereken, dava konusu genel kurul toplantısına ilişkin «hazirun cetveli» ve ekleri ile toplantıya vekâleten iştirak edenlere ilişkin vekâletnameler ve «temsil» «yetki belgelerini» içerir ilgili tüm bilgi ve belgeler getirtilip sözkonusu vekâletnamelerin ve temsil belgelerinin geçerli olup olmadığı belirlenerek, genel kurulda alınan kararların niteliği de dikkate alınmak suretiyle toplantı ve karar «nisabının» sağlanıp sağlanmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi ve davacı istinaf başvurunun esastan reddedilmesi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve sonuçta İlk Derece …
… hli genel kurul toplantısına 3.630,00 TL sermaye paylı 242 payın asaleten, 2.835.000,00 TL sermaye paylı 189 payın vekâleten olmak üzere toplam 431 payın katıldığı, «hazirun cetveline» göre davalı şirketin 223 ortağının olduğu ve ortakların bazılarının birden fazla paya sahip oldukları, toplam pay adetinin 1008 olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 418 inci maddesi uyarınca genel kurula toplam payların ilk toplantıda 1/4'ünün katılmasının gerektiği, ikinci toplantıda bu «nisabın» dahi aranmadığı, bu yasa hükmüne göre dava konusu genel kurula 15.120.000,00 TL sermayenin 1/4'ü olan 3.780.000,00 TL sermayeyi karşılayan payın katılması yeterli iken 6.456.000,00 TL sermayeyi karşılayan 431 payın katıldığı, yasa gereği 1008 payın 1/4'ü olan 252 payın katılması yeterli iken, zaten toplantıya 242 pay asaleten katıldığından vekâleten katılan 10 pay karşılığı 150.000,00 TL sermayenin «temsil» edilmiş olmasının «nisap» için yeterli olduğu, davacının, vekaleten katılanların tamamında değil bir kısmının vekaletinde usulsüzlük olduğunu iddia ettiği, bu iddia yönünden delil bulunmadığı, davacı tarafından delil olarak dayanılan genel kurul toplantısına ilişkin CD kayıtlarında genel kurul kararlarının yok hükmünde olmasını veya iptalini gerektirici bir delil bulunmadığı, genel kurulda kararların oy çokluğu veya oy birliği ile alınmasının yasal açıdan bir farkının olmadığı, zira 6102 sayılı Kanun'un 421 inci maddesindeki özel nisaplara tabi kararların dışındaki diğer kararlar yönünden toplantıya katılan payların yarı sermaye değerinden fazlasının olumlu oyunun yeterli olduğu, davacının genel kurulda muhalefetini tutanağa geçirttiği, ancak genel kurulda davacının sadece kâr «dağıtımı» konusunda beyanı bulunduğu, mezkur Kanun'un 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kârın kullanım şekli ve kâr «payı dağıtımı» konusunda karar alma görev ve «yetkisinin» «anonim şirket» genel kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasında olduğu, Covid-19 pandemisinin ekonomik hayattaki etkilerini azaltmak amacıyla bazı kanunlarda değişiklik öngören ve 16.04.2020 tarihinde kabul edilen 7244 sayılı bir torba Kanun ile 6102 sayılı Kanun'a geçici 13 üncü maddenin eklendiği, sermaye şirketlerinde 30.09.2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem kârının sadece %25’ine kadar olan kısmın dağıtılabileceği; geçmiş yıl kârları ile serbest yedek akçelerin dağıtılamayacağı ve yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtım yetkisinin verilemeyeceğinin düzenlendiği, dava konusu 04.07.2020 tarihli genel kurulun 6 numaralı gündem maddesinde bahsedilen geçici 13 üncü maddeye istinaden kârın %25'ine tekabül eden kısmın dağıtılacağının oylandığı, kararın kanuna, «esas sözleşmeye» ve «dürüstlük kuralına» uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usulsüz vekâlet ve «temsil» ile toplantıya katılıp oy kullananlar olduğunu, genel kurula ait hiçbir evrakı şirketten alamayan, oy kullananlara ilişkin «hazirun cetvelini» edinemeyen müvekkiline bu durumu «ispat külfetinin» yükletilemeyeceğini, bunu araştırması gerekenin yargı mercii olduğunu, usulsüz vekâletnameler olsa dahi sadece 10 payın vekâleten temsilinin «nisap» için yeterli olabileceği olgusuna dayanılmasının hatalı olduğunu, «toplantı tutanağının» toplantıya uygun oluşturulmadığını, genel kurulda oylamaya sunulan maddelerin toplantı başkanı tarafından okunup geçilmek suretiyle, itirazlar dikkate alınmaksızın ve oylar usulünce sayılmaksızın oylama yapıldığını, genel kurulun toplantı tarihi itibari ile davalı şirketin, mevzuat gereği olması gereken resmî bir bağımsız denetçisinin bulunmadığını, bu kapsamda denetimi yapılmayan ilgili genel kurul kararlarının bağlayıcı olmayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun «eksik incelemeye» dayalı olduğunu, genel kurulda bulunan denetçinin usulüne uygun olup olmadığının dahi incelenmediğini, bu denli kapsamlı bir dosyanın araştırılması neticesinde 2-3 …
Şöyle ki; Mahkemece yapılması gereken, dava konusu genel kurul toplantısına ilişkin «hazirun cetveli» ve ekleri ile toplantıya vekâleten iştirak edenlere ilişkin vekâletnameler ve «temsil» «yetki belgelerini» içerir ilgili tüm bilgi ve belgeler getirtilip sözkonusu vekâletnamelerin ve temsil belgelerinin geçerli olup olmadığı belirlenerek, genel kurulda alınan kararların niteliği de dikkate alınmak suretiyle toplantı ve karar «nisabının» sağlanıp sağlanmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi ve davacı istinaf başvurunun esastan reddedilmesi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve sonuçta İlk Derece …
… hli genel kurul toplantısına 3.630,00 TL sermaye paylı 242 payın asaleten, 2.835.000,00 TL sermaye paylı 189 payın vekâleten olmak üzere toplam 431 payın katıldığı, «hazirun cetveline» göre davalı şirketin 223 ortağının olduğu ve ortakların bazılarının birden fazla paya sahip oldukları, toplam pay adetinin 1008 olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 418 inci maddesi uyarınca genel kurula toplam payların ilk toplantıda 1/4'ünün katılmasının gerektiği, ikinci toplantıda bu «nisabın» dahi aranmadığı, bu yasa hükmüne göre dava konusu genel kurula 15.120.000,00 TL sermayenin 1/4'ü olan 3.780.000,00 TL sermayeyi karşılayan payın katılması yeterli iken 6.456.000,00 TL sermayeyi karşılayan 431 payın katıldığı, yasa gereği 1008 payın 1/4'ü olan 252 payın katılması yeterli iken, zaten toplantıya 242 pay asaleten katıldığından vekâleten katılan 10 pay karşılığı 150.000,00 TL sermayenin «temsil» edilmiş olmasının «nisap» için yeterli olduğu, davacının, vekaleten katılanların tamamında değil bir kısmının vekaletinde usulsüzlük olduğunu iddia ettiği, bu iddia yönünden delil bulunmadığı, davacı tarafından delil olarak dayanılan genel kurul toplantısına ilişkin CD kayıtlarında genel kurul kararlarının yok hükmünde olmasını veya iptalini gerektirici bir delil bulunmadığı, genel kurulda kararların oy çokluğu veya oy birliği ile alınmasının yasal açıdan bir farkının olmadığı, zira 6102 sayılı Kanun'un 421 inci maddesindeki özel nisaplara tabi kararların dışındaki diğer kararlar yönünden toplantıya katılan payların yarı sermaye değerinden fazlasının olumlu oyunun yeterli olduğu, davacının genel kurulda muhalefetini tutanağa geçirttiği, ancak genel kurulda davacının sadece kâr «dağıtımı» konusunda beyanı bulunduğu, mezkur Kanun'un 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kârın kullanım şekli ve kâr «payı dağıtımı» konusunda karar alma görev ve «yetkisinin» «anonim şirket» genel kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasında olduğu, Covid-19 pandemisinin ekonomik hayattaki etkilerini azaltmak amacıyla bazı kanunlarda değişiklik öngören ve 16.04.2020 tarihinde kabul edilen 7244 sayılı bir torba Kanun ile 6102 sayılı Kanun'a geçici 13 üncü maddenin eklendiği, sermaye şirketlerinde 30.09.2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem kârının sadece %25’ine kadar olan kısmın dağıtılabileceği; geçmiş yıl kârları ile serbest yedek akçelerin dağıtılamayacağı ve yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtım yetkisinin verilemeyeceğinin düzenlendiği, dava konusu 04.07.2020 tarihli genel kurulun 6 numaralı gündem maddesinde bahsedilen geçici 13 üncü maddeye istinaden kârın %25'ine tekabül eden kısmın dağıtılacağının oylandığı, kararın kanuna, «esas sözleşmeye» ve «dürüstlük kuralına» uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2413 E. 2010/8313 K.
Ortak:toplantı ve karar nisabı · nisap · karar nisabı · hazirun cetveli · yokluk · genel kurul kararının iptali · geçersizlik · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… hli genel kurul toplantısına 3.630,00 TL sermaye paylı 242 payın asaleten, 2.835.000,00 TL sermaye paylı 189 payın vekâleten olmak üzere toplam 431 payın katıldığı, «hazirun cetveline» göre davalı şirketin 223 ortağının olduğu ve ortakların bazılarının birden fazla paya sahip oldukları, toplam pay adetinin 1008 olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 418 inci maddesi uyarınca genel kurula toplam payların ilk toplantıda 1/4'ünün katılmasının gerektiği, ikinci toplantıda bu «nisabın» dahi aranmadığı, bu yasa hükmüne göre dava konusu genel kurula 15.120.000,00 TL sermayenin 1/4'ü olan 3.780.000,00 TL sermayeyi karşılayan payın katılması yeterli iken 6.456.000,00 TL sermayeyi karşılayan 431 payın katıldığı, yasa gereği 1008 payın 1/4'ü olan 252 payın katılması yeterli iken, zaten toplantıya 242 pay asaleten katıldığından vekâleten katılan 10 pay karşılığı 150.000,00 TL sermayenin «temsil» edilmiş olmasının «nisap» için yeterli olduğu, davacının, vekaleten katılanların tamamında değil bir kısmının vekaletinde usulsüzlük olduğunu iddia ettiği, bu iddia yönünden delil bulunmadığı, davacı tarafından delil olarak dayanılan genel kurul toplantısına ilişkin CD kayıtlarında genel kurul kararlarının yok hükmünde olmasını veya iptalini gerektirici bir delil bulunmadığı, genel kurulda kararların oy çokluğu veya oy birliği ile alınmasının yasal açıdan bir farkının olmadığı, zira 6102 sayılı Kanun'un 421 inci maddesindeki özel nisaplara tabi kararların dışındaki diğer kararlar yönünden toplantıya katılan payların yarı sermaye değerinden fazlasının olumlu oyunun yeterli olduğu, davacının genel kurulda muhalefetini tutanağa geçirttiği, ancak genel kurulda davacının sadece kâr «dağıtımı» konusunda beyanı bulunduğu, mezkur Kanun'un 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kârın kullanım şekli ve kâr «payı dağıtımı» konusunda karar alma görev ve «yetkisinin» «anonim şirket» genel kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasında olduğu, Covid-19 pandemisinin ekonomik hayattaki etkilerini azaltmak amacıyla bazı kanunlarda değişiklik öngören ve 16.04.2020 tarihinde kabul edilen 7244 sayılı bir torba Kanun ile 6102 sayılı Kanun'a geçici 13 üncü maddenin eklendiği, sermaye şirketlerinde 30.09.2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem kârının sadece %25’ine kadar olan kısmın dağıtılabileceği; geçmiş yıl kârları ile serbest yedek akçelerin dağıtılamayacağı ve yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtım yetkisinin verilemeyeceğinin düzenlendiği, dava konusu 04.07.2020 tarihli genel kurulun 6 numaralı gündem maddesinde bahsedilen geçici 13 üncü maddeye istinaden kârın %25'ine tekabül eden kısmın dağıtılacağının oylandığı, kararın kanuna, «esas sözleşmeye» ve «dürüstlük kuralına» uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Nitekim, 6102 sayılı Kanun veya şirket «esas sözleşmesinde» aksine daha ağır «nisap» öngörülen haller hariç olmak üzere genel olarak toplantı ve karar «nisabına» ilişkin 418 inci madde hükmü, «esas sözleşme değişikliklerinde» toplantı ve karar nisaplarına ilişkin 421 nci madde hükmü ve «çağrısız genel kurula» ilişkin «toplantı nisabı» için ise 416 ncı madde hükmü sevk edilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usulsüz vekâlet ve «temsil» ile toplantıya katılıp oy kullananlar olduğunu, genel kurula ait hiçbir evrakı şirketten alamayan, oy kullananlara ilişkin «hazirun cetvelini» edinemeyen müvekkiline bu durumu «ispat külfetinin» yükletilemeyeceğini, bunu araştırması gerekenin yargı mercii olduğunu, usulsüz vekâletnameler olsa dahi sadece 10 payın vekâleten temsilinin «nisap» için yeterli olabileceği olgusuna dayanılmasının hatalı olduğunu, «toplantı tutanağının» toplantıya uygun oluşturulmadığını, genel kurulda oylamaya sunulan maddelerin toplantı başkanı tarafından okunup geçilmek suretiyle, itirazlar dikkate alınmaksızın ve oylar usulünce sayılmaksızın oylama yapıldığını, genel kurulun toplantı tarihi itibari ile davalı şirketin, mevzuat gereği olması gereken resmî bir bağımsız denetçisinin bulunmadığını, bu kapsamda denetimi yapılmayan ilgili genel kurul kararlarının bağlayıcı olmayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun «eksik incelemeye» dayalı olduğunu, genel kurulda bulunan denetçinin usulüne uygun olup olmadığının dahi incelenmediğini, bu denli kapsamlı bir dosyanın araştırılması neticesinde 2-3 …
Benzer bu kararda… şmiş içtihatlarına göre, her ne kadar genel kurulda alınan kararların ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınması gerekmekte ise de, «hazirun cetvelinin», genel kurul toplantısına iştirak eden ortaklara toplantıya katıldıklarını imzaları ile «tasdik» imkanı veren bir belge olması ve hazirun cetvelinde imzası bulunanların toplantıyı sonuna kadar izleme ve kararlara katılma yükümlülüğü getiren yasal ve sözleşmesel bir düzenlemenin mevcut olmaması nedeniyle yasa veya anasözleşmede belirlenen «toplantı nisabını» etkilememek kaydıyla toplantıya katılan ortakların bir bölümünün daha sonra genel kuruldan ayrılmalarına rağmen geriye kalan ortaklarla karar alınması mümkündür.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 27.7.2008 tarihli «olağanüstü genel kurulun» 189 ortak ile toplandığı, bir kısım ortakların toplantıyı daha sonra «terk» ettikleri, alınan kararların yeterli «nisap» olmadan alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne, genel kurulda alınan kararların «yoklukla» sakat olduğunun tesbitine karar verilmiştir.
Buna göre iptali istenen maddenin oylamasına toplam 87 kişi katılmış olup, «toplantı nisabının» oluştuğu buna göre alınan kararın geçerli olması için o anda kullanılan oyların çoğunluğu olan 44 oyla alınması yeterlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak butlan · butlan · tasdik kararı · olağanüstü genel kurul · terkin
Benzer bu karardaDava dilekçesinde bir kısım ortakların toplantıyı «terk» etmeleri nedeniyle geriye kalan ortakların karar alınması için yeterli çoğunluğa sahip olmadıkları belirtilerek alınan kararların iptali istenmiş olup, yukarıda açıklanan nedenlerle bu iddianın yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile söz konusu kararların «mutlak butlan» ile malul olduğunun kabulü ile «geçersiz» sayılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 27.7.2008 tarihli «olağanüstü genel kurulun» 189 ortak ile toplandığı, bir kısım ortakların toplantıyı daha sonra «terk» ettikleri, alınan kararların yeterli «nisap» olmadan alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne, genel kurulda alınan kararların «yoklukla» sakat olduğunun tesbitine karar verilmiştir.
Dava, 27.7.2008 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
… şmiş içtihatlarına göre, her ne kadar genel kurulda alınan kararların ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınması gerekmekte ise de, «hazirun cetvelinin», genel kurul toplantısına iştirak eden ortaklara toplantıya katıldıklarını imzaları ile «tasdik» imkanı veren bir belge olması ve hazirun cetvelinde imzası bulunanların toplantıyı sonuna kadar izleme ve kararlara katılma yükümlülüğü getiren yasal ve sözleşmesel bir düzenlemenin mevcut olmaması nedeniyle yasa veya anasözleşmede belirlenen «toplantı nisabını» etkilememek kaydıyla toplantıya katılan ortakların bir bölümünün daha sonra genel kuruldan ayrılmalarına rağmen geriye kalan ortaklarla karar alınması mümkündür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7946 E. 2018/1467 K.
Ortak:karar nisabı · hazirun cetveli · esas sözleşme · genel kurul kararının iptali · anonim şirket · yetki · eksik inceleme · temsil · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… hli genel kurul toplantısına 3.630,00 TL sermaye paylı 242 payın asaleten, 2.835.000,00 TL sermaye paylı 189 payın vekâleten olmak üzere toplam 431 payın katıldığı, «hazirun cetveline» göre davalı şirketin 223 ortağının olduğu ve ortakların bazılarının birden fazla paya sahip oldukları, toplam pay adetinin 1008 olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 418 inci maddesi uyarınca genel kurula toplam payların ilk toplantıda 1/4'ünün katılmasının gerektiği, ikinci toplantıda bu «nisabın» dahi aranmadığı, bu yasa hükmüne göre dava konusu genel kurula 15.120.000,00 TL sermayenin 1/4'ü olan 3.780.000,00 TL sermayeyi karşılayan payın katılması yeterli iken 6.456.000,00 TL sermayeyi karşılayan 431 payın katıldığı, yasa gereği 1008 payın 1/4'ü olan 252 payın katılması yeterli iken, zaten toplantıya 242 pay asaleten katıldığından vekâleten katılan 10 pay karşılığı 150.000,00 TL sermayenin «temsil» edilmiş olmasının «nisap» için yeterli olduğu, davacının, vekaleten katılanların tamamında değil bir kısmının vekaletinde usulsüzlük olduğunu iddia ettiği, bu iddia yönünden delil bulunmadığı, davacı tarafından delil olarak dayanılan genel kurul toplantısına ilişkin CD kayıtlarında genel kurul kararlarının yok hükmünde olmasını veya iptalini gerektirici bir delil bulunmadığı, genel kurulda kararların oy çokluğu veya oy birliği ile alınmasının yasal açıdan bir farkının olmadığı, zira 6102 sayılı Kanun'un 421 inci maddesindeki özel nisaplara tabi kararların dışındaki diğer kararlar yönünden toplantıya katılan payların yarı sermaye değerinden fazlasının olumlu oyunun yeterli olduğu, davacının genel kurulda muhalefetini tutanağa geçirttiği, ancak genel kurulda davacının sadece kâr «dağıtımı» konusunda beyanı bulunduğu, mezkur Kanun'un 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kârın kullanım şekli ve kâr «payı dağıtımı» konusunda karar alma görev ve «yetkisinin» «anonim şirket» genel kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasında olduğu, Covid-19 pandemisinin ekonomik hayattaki etkilerini azaltmak amacıyla bazı kanunlarda değişiklik öngören ve 16.04.2020 tarihinde kabul edilen 7244 sayılı bir torba Kanun ile 6102 sayılı Kanun'a geçici 13 üncü maddenin eklendiği, sermaye şirketlerinde 30.09.2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem kârının sadece %25’ine kadar olan kısmın dağıtılabileceği; geçmiş yıl kârları ile serbest yedek akçelerin dağıtılamayacağı ve yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtım yetkisinin verilemeyeceğinin düzenlendiği, dava konusu 04.07.2020 tarihli genel kurulun 6 numaralı gündem maddesinde bahsedilen geçici 13 üncü maddeye istinaden kârın %25'ine tekabül eden kısmın dağıtılacağının oylandığı, kararın kanuna, «esas sözleşmeye» ve «dürüstlük kuralına» uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Şöyle ki; Mahkemece yapılması gereken, dava konusu genel kurul toplantısına ilişkin «hazirun cetveli» ve ekleri ile toplantıya vekâleten iştirak edenlere ilişkin vekâletnameler ve «temsil» «yetki belgelerini» içerir ilgili tüm bilgi ve belgeler getirtilip sözkonusu vekâletnamelerin ve temsil belgelerinin geçerli olup olmadığı belirlenerek, genel kurulda alınan kararların niteliği de dikkate alınmak suretiyle toplantı ve karar «nisabının» sağlanıp sağlanmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi ve davacı istinaf başvurunun esastan reddedilmesi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve sonuçta İlk Derece …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usulsüz vekâlet ve «temsil» ile toplantıya katılıp oy kullananlar olduğunu, genel kurula ait hiçbir evrakı şirketten alamayan, oy kullananlara ilişkin «hazirun cetvelini» edinemeyen müvekkiline bu durumu «ispat külfetinin» yükletilemeyeceğini, bunu araştırması gerekenin yargı mercii olduğunu, usulsüz vekâletnameler olsa dahi sadece 10 payın vekâleten temsilinin «nisap» için yeterli olabileceği olgusuna dayanılmasının hatalı olduğunu, «toplantı tutanağının» toplantıya uygun oluşturulmadığını, genel kurulda oylamaya sunulan maddelerin toplantı başkanı tarafından okunup geçilmek suretiyle, itirazlar dikkate alınmaksızın ve oylar usulünce sayılmaksızın oylama yapıldığını, genel kurulun toplantı tarihi itibari ile davalı şirketin, mevzuat gereği olması gereken resmî bir bağımsız denetçisinin bulunmadığını, bu kapsamda denetimi yapılmayan ilgili genel kurul kararlarının bağlayıcı olmayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun «eksik incelemeye» dayalı olduğunu, genel kurulda bulunan denetçinin usulüne uygun olup olmadığının dahi incelenmediğini, bu denli kapsamlı bir dosyanın araştırılması neticesinde 2-3 …
Benzer bu kararda… ağırmasının yasal mevzuata herhangi bir aykırılığının bulunmadığı, faaliyette bulunmayan ve zararda olan şirkette yönetim kuruluna verilen ücret ve huzur haklarının «örtülü kazanç aktarımı» niteliğinde ve «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olduğu, yine anılan genel kurulda hazırlanmış bir denetim raporu olmadığı ve denetçinin genel kurulda hazır bulunmadığı için bilanço ve kar - zararın onaylanmasına ilişkin 4 ve 9 numaralı gündem maddelerinin iptali koşullarının oluştuğu, 5. gündem maddesinde görüşülen «yönetim kurulu» ibrasında yasaya uygun yeterli çoğunluğun oluşmadığı ve denetimden yoksun yönetim kurulu ibrasının yasaya aykırı olduğu, 6. gündem maddesinde yer alan şirket taşınmazlarının satışı ve yönetim kuruluna «yetki» verilmesine ilişkin kararın da yasanın aradığı % 75 oranındaki oy çoğunluğu sağlanamadığından Türk Ticaret Kanununun 538. maddesindeki «nisabın» oluşmadığı, «şirketin tasfiyesine» yönelik bir karar varken mahkeme kararının etkisizleştirilmesine yönelik alınan bu kararın da objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, 7. gündem maddesinin ana sözleşmenin 10. maddesinin tadil tasarısının görüşülmesine ilişkin olduğu, davacının elektronik genel kurul sisteminin kurulmasına karşı çıktığı, Türk Ticaret Kanunun 421. maddesi uyarınca kanun ve ana sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı taktirde «esas sözleşmeyi» değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının «temsil» edildiği genel kurulda toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınacağının öngörüldüğü, söz konusu değişikliğin % 60 oy oranı ile kabul edildiği, .../... …
Bu durumda mahkemece iptali istenen genel kurul toplantısına ait «hazirun cetveli» dosya içerisine getirtilerek toplantıya katılan ve «olumsuz» oy kullanan payların belirlenip, TTK 421. maddesinde öngörülen «nisabın» oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:örtülü kazanç aktarımı · objektif iyi niyet kuralı · ana sözleşme değişikliği · iyiniyet kuralı · şirketin tasfiyesi · iyiniyet · olumsuz oy · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… ağırmasının yasal mevzuata herhangi bir aykırılığının bulunmadığı, faaliyette bulunmayan ve zararda olan şirkette yönetim kuruluna verilen ücret ve huzur haklarının «örtülü kazanç aktarımı» niteliğinde ve «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olduğu, yine anılan genel kurulda hazırlanmış bir denetim raporu olmadığı ve denetçinin genel kurulda hazır bulunmadığı için bilanço ve kar - zararın onaylanmasına ilişkin 4 ve 9 numaralı gündem maddelerinin iptali koşullarının oluştuğu, 5. gündem maddesinde görüşülen «yönetim kurulu» ibrasında yasaya uygun yeterli çoğunluğun oluşmadığı ve denetimden yoksun yönetim kurulu ibrasının yasaya aykırı olduğu, 6. gündem maddesinde yer alan şirket taşınmazlarının satışı ve yönetim kuruluna «yetki» verilmesine ilişkin kararın da yasanın aradığı % 75 oranındaki oy çoğunluğu sağlanamadığından Türk Ticaret Kanununun 538. maddesindeki «nisabın» oluşmadığı, «şirketin tasfiyesine» yönelik bir karar varken mahkeme kararının etkisizleştirilmesine yönelik alınan bu kararın da objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, 7. gündem maddesinin ana sözleşmenin 10. maddesinin tadil tasarısının görüşülmesine ilişkin olduğu, davacının elektronik genel kurul sisteminin kurulmasına karşı çıktığı, Türk Ticaret Kanunun 421. maddesi uyarınca kanun ve ana sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı taktirde «esas sözleşmeyi» değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının «temsil» edildiği genel kurulda toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınacağının öngörüldüğü, söz konusu değişikliğin % 60 oy oranı ile kabul edildiği, .../... …
Kaldı ki; davacı «ana sözleşme değişikliğine» ilişkin 7. gündem maddesinin tadil metni ile eski metnin aynı olmasına rağmen genel kurulda karara bağlanmasının genel kurul toplantılarına ilişkin yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu, yine alınan kararların yasaya ve afaki «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Dava konusu genel kurul tutanağından şirketin 6000 paydan oluştuğu, 4800 pay sahibinin toplantıya katıldığı, «ana sözleşme değişikliğine» ilişkin 7. maddenin oylamasında davacı ile dava dışı .. .’ın «olumsuz» oy kullandığı, yine dosyada mevcut şirkete ait faaliyet raporundan davacının 1200, dava dışı .. ..’ın ise 1200 paya sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece iptali istenen genel kurul toplantısına ait «hazirun cetveli» dosya içerisine getirtilerek toplantıya katılan ve «olumsuz» oy kullanan payların belirlenip, TTK 421. maddesinde öngörülen «nisabın» oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamıştır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/969 E. 2018/6441 K.
Ortak:toplantı ve karar nisabı · nisap · karar nisabı · genel kurul kararının iptali · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaNitekim, 6102 sayılı Kanun veya şirket «esas sözleşmesinde» aksine daha ağır «nisap» öngörülen haller hariç olmak üzere genel olarak toplantı ve karar «nisabına» ilişkin 418 inci madde hükmü, «esas sözleşme değişikliklerinde» toplantı ve karar nisaplarına ilişkin 421 nci madde hükmü ve «çağrısız genel kurula» ilişkin «toplantı nisabı» için ise 416 ncı madde hükmü sevk edilmiştir.
… hli genel kurul toplantısına 3.630,00 TL sermaye paylı 242 payın asaleten, 2.835.000,00 TL sermaye paylı 189 payın vekâleten olmak üzere toplam 431 payın katıldığı, «hazirun cetveline» göre davalı şirketin 223 ortağının olduğu ve ortakların bazılarının birden fazla paya sahip oldukları, toplam pay adetinin 1008 olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 418 inci maddesi uyarınca genel kurula toplam payların ilk toplantıda 1/4'ünün katılmasının gerektiği, ikinci toplantıda bu «nisabın» dahi aranmadığı, bu yasa hükmüne göre dava konusu genel kurula 15.120.000,00 TL sermayenin 1/4'ü olan 3.780.000,00 TL sermayeyi karşılayan payın katılması yeterli iken 6.456.000,00 TL sermayeyi karşılayan 431 payın katıldığı, yasa gereği 1008 payın 1/4'ü olan 252 payın katılması yeterli iken, zaten toplantıya 242 pay asaleten katıldığından vekâleten katılan 10 pay karşılığı 150.000,00 TL sermayenin «temsil» edilmiş olmasının «nisap» için yeterli olduğu, davacının, vekaleten katılanların tamamında değil bir kısmının vekaletinde usulsüzlük olduğunu iddia ettiği, bu iddia yönünden delil bulunmadığı, davacı tarafından delil olarak dayanılan genel kurul toplantısına ilişkin CD kayıtlarında genel kurul kararlarının yok hükmünde olmasını veya iptalini gerektirici bir delil bulunmadığı, genel kurulda kararların oy çokluğu veya oy birliği ile alınmasının yasal açıdan bir farkının olmadığı, zira 6102 sayılı Kanun'un 421 inci maddesindeki özel nisaplara tabi kararların dışındaki diğer kararlar yönünden toplantıya katılan payların yarı sermaye değerinden fazlasının olumlu oyunun yeterli olduğu, davacının genel kurulda muhalefetini tutanağa geçirttiği, ancak genel kurulda davacının sadece kâr «dağıtımı» konusunda beyanı bulunduğu, mezkur Kanun'un 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kârın kullanım şekli ve kâr «payı dağıtımı» konusunda karar alma görev ve «yetkisinin» «anonim şirket» genel kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasında olduğu, Covid-19 pandemisinin ekonomik hayattaki etkilerini azaltmak amacıyla bazı kanunlarda değişiklik öngören ve 16.04.2020 tarihinde kabul edilen 7244 sayılı bir torba Kanun ile 6102 sayılı Kanun'a geçici 13 üncü maddenin eklendiği, sermaye şirketlerinde 30.09.2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem kârının sadece %25’ine kadar olan kısmın dağıtılabileceği; geçmiş yıl kârları ile serbest yedek akçelerin dağıtılamayacağı ve yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtım yetkisinin verilemeyeceğinin düzenlendiği, dava konusu 04.07.2020 tarihli genel kurulun 6 numaralı gündem maddesinde bahsedilen geçici 13 üncü maddeye istinaden kârın %25'ine tekabül eden kısmın dağıtılacağının oylandığı, kararın kanuna, «esas sözleşmeye» ve «dürüstlük kuralına» uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usulsüz vekâlet ve «temsil» ile toplantıya katılıp oy kullananlar olduğunu, genel kurula ait hiçbir evrakı şirketten alamayan, oy kullananlara ilişkin «hazirun cetvelini» edinemeyen müvekkiline bu durumu «ispat külfetinin» yükletilemeyeceğini, bunu araştırması gerekenin yargı mercii olduğunu, usulsüz vekâletnameler olsa dahi sadece 10 payın vekâleten temsilinin «nisap» için yeterli olabileceği olgusuna dayanılmasının hatalı olduğunu, «toplantı tutanağının» toplantıya uygun oluşturulmadığını, genel kurulda oylamaya sunulan maddelerin toplantı başkanı tarafından okunup geçilmek suretiyle, itirazlar dikkate alınmaksızın ve oylar usulünce sayılmaksızın oylama yapıldığını, genel kurulun toplantı tarihi itibari ile davalı şirketin, mevzuat gereği olması gereken resmî bir bağımsız denetçisinin bulunmadığını, bu kapsamda denetimi yapılmayan ilgili genel kurul kararlarının bağlayıcı olmayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun «eksik incelemeye» dayalı olduğunu, genel kurulda bulunan denetçinin usulüne uygun olup olmadığının dahi incelenmediğini, bu denli kapsamlı bir dosyanın araştırılması neticesinde 2-3 …
Benzer bu karardaBu durumda Dairemizin 22.12.2014 tarihli bozma ilamı gereğince, daha önce mahkeme kararıyla iptal edilmiş genel kurul kararlarının ve pay devirlerinin eldeki «davanın konusu» genel kurul kararlarının toplantı ve karar «nisaplarına» etkisi, şirket «defterleri» ve belgeleri de incelenerek sermaye arttırımı ve davaya konu diğer kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığı hususlarında bilirkişilerden yeniden rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda «dava konusu» toplantıda gerekli toplantı ve karar «nisabının» bulunduğu, alınan ve iptalleri istenen kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «objektif iyiniyet kurallarına» uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava şirket «genel kurul kararlarının iptaline» ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif iyiniyet · iyiniyet kuralı · davanın konusu · iyiniyet · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda «dava konusu» toplantıda gerekli toplantı ve karar «nisabının» bulunduğu, alınan ve iptalleri istenen kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «objektif iyiniyet kurallarına» uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda Dairemizin 22.12.2014 tarihli bozma ilamı gereğince, daha önce mahkeme kararıyla iptal edilmiş genel kurul kararlarının ve pay devirlerinin eldeki «davanın konusu» genel kurul kararlarının toplantı ve karar «nisaplarına» etkisi, şirket «defterleri» ve belgeleri de incelenerek sermaye arttırımı ve davaya konu diğer kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığı hususlarında bilirkişilerden yeniden rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Dairemizin 22.12.2014 tarihli bozma kararında, genel kurulda toplantı ve karar «nisaplarının» daha önce mahkemece iptal edilen pay devirleri ve genel kurul kararları dikkate alınarak belirlenmesi ayrıca iptali istenilen kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığının bilirkişi raporu ile tespitine işaret edildiği halde mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususlar incelenmediği gibi mahkeme …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2728 E. , 2023/6282 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki anonim şirket genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin hissedarlarından olduğunu, şirketin 04.07.2020 tarihinde gerçekleştirilen mali genel kurul toplantısına katıldığını, toplantıya katılan üyelerin bir kısmının vekâletnameleri ve temsil yetki belgeleri geçersiz olmasına rağmen toplantıya devam edilerek gündem maddelerinin oylandığını, davalı şirketin ana sözleşmesine göre yönetim kurulunun üye sayısının yarıdan bir fazlası ile toplanması ve çoğunlukla karar alması gerektiğini ancak bu kurala uyulmadığını, geçersiz ve süresi geçmiş belgelerle toplantıya katılım sağlandığını ve imzaların atıldığını, hukuka aykırı şekilde atılan imzaların hazır bulunanlar cetvelinden çıkartılması halinde yönetim kurulunun toplantı nisabının sağlanmadığını, yetki belgelerinin şirketten istenerek bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, hisse çoğunluğu açısından bakılsa bile tüm katılanların hisse değerleri toplamının şirketin toplam sermayesinin yarısını oluşturmadığını, dolayısıyla toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, toplantıda oylamalarının usulüne uygun yapılmadığını, başkanın tarafsız davranmadığını, önünde bulunan kağıttan okuma şeklinde oylama yapıldığını, ekli CD kayıtlarına göre toplantıda gerçekleşen ile tutanağa yansıyan hususların uyuşmadığını, oy çokluğu ile karar verilen hususların tutanağa oybirliği şeklinde geçirildiğini ileri sürerek 04.07.2020 tarihli 2019 yılı mali genel kurul toplantı tutanağının iptali ile uygun zamanda kanuna uygun olarak teşekkül edecek yeni bir toplantının yapılmasına, geçersiz oylarla alınmış kararların yok hükmünde sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalının yönetim kurulu ve genel kurul ayırımını yapamadığını, şirket ana sözleşmesinde genel kurul toplantısı için ağır bir nisabın öngörülmediğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 418 inci maddesine göre sermayenin 1/4'ünü karşılayan sermaye sahiplerinin toplantıya katılmasının kafi olduğunu, toplantının hükümet komiseri huzurunda yapıldığını, divan başkanının kağıttan okuma yaparak gündem maddelerini geçiştirdiği iddialarının, hissedarların söz alıp konuştuğu ancak tutanağa geçirilmediği iddialarının, oy çokluğu ile alınan kararların oy birliği ile tutanağa geçtiğine dair beyanların asılsız olduğunu, oy çokluğu ile veya oy birliği ile karar alınmasının da hukuken bir öneminin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalı şirketin 15.120.000,00 TL sermayesi olduğu, bunun karşılığı 1008 payın bulunduğu, 04.07.2020 tarihli genel kurul toplantısına 3.630,00 TL sermaye paylı 242 payın asaleten, 2.835.000,00 TL sermaye paylı 189 payın vekâleten olmak üzere toplam 431 payın katıldığı, hazirun cetveline göre davalı şirketin 223 ortağının olduğu ve ortakların bazılarının birden fazla paya sahip oldukları, toplam pay adetinin 1008 olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 418 inci maddesi uyarınca genel kurula toplam payların ilk toplantıda 1/4'ünün katılmasının gerektiği, ikinci toplantıda bu nisabın dahi aranmadığı, bu yasa hükmüne göre dava konusu genel kurula 15.120.000,00 TL sermayenin 1/4'ü olan 3.780.000,00 TL sermayeyi karşılayan payın katılması yeterli iken 6.456.000,00 TL sermayeyi karşılayan 431 payın katıldığı, yasa gereği 1008 payın 1/4'ü olan 252 payın katılması yeterli iken, zaten toplantıya 242 pay asaleten katıldığından vekâleten katılan 10 pay karşılığı 150.000,00 TL sermayenin temsil edilmiş olmasının nisap için yeterli olduğu, davacının, vekaleten katılanların tamamında değil bir kısmının vekaletinde usulsüzlük olduğunu iddia ettiği, bu iddia yönünden delil bulunmadığı, davacı tarafından delil olarak dayanılan genel kurul toplantısına ilişkin CD kayıtlarında genel kurul kararlarının yok hükmünde olmasını veya iptalini gerektirici bir delil bulunmadığı, genel kurulda kararların oy çokluğu veya oy birliği ile alınmasının yasal açıdan bir farkının olmadığı, zira 6102 sayılı Kanun'un 421 inci maddesindeki özel nisaplara tabi kararların dışındaki diğer kararlar yönünden toplantıya katılan payların yarı sermaye değerinden fazlasının olumlu oyunun yeterli olduğu, davacının genel kurulda muhalefetini tutanağa geçirttiği, ancak genel kurulda davacının sadece kâr dağıtımı konusunda beyanı bulunduğu, mezkur Kanun'un 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kârın kullanım şekli ve kâr payı dağıtımı konusunda karar alma görev ve yetkisinin anonim şirket genel kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasında olduğu, Covid-19 pandemisinin ekonomik hayattaki etkilerini azaltmak amacıyla bazı kanunlarda değişiklik öngören ve 16.04.2020 tarihinde kabul edilen 7244 sayılı bir torba Kanun ile 6102 sayılı Kanun'a geçici 13 üncü maddenin eklendiği, sermaye şirketlerinde 30.09.2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem kârının sadece %25’ine kadar olan kısmın dağıtılabileceği;
geçmiş yıl kârları ile serbest yedek akçelerin dağıtılamayacağı ve yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtım yetkisinin verilemeyeceğinin düzenlendiği, dava konusu 04.07.2020 tarihli genel kurulun 6 numaralı gündem maddesinde bahsedilen geçici 13 üncü maddeye istinaden kârın %25'ine tekabül eden kısmın dağıtılacağının oylandığı, kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usulsüz vekâlet ve temsil ile toplantıya katılıp oy kullananlar olduğunu, genel kurula ait hiçbir evrakı şirketten alamayan, oy kullananlara ilişkin hazirun cetvelini edinemeyen müvekkiline bu durumu ispat külfetinin yükletilemeyeceğini, bunu araştırması gerekenin yargı mercii olduğunu, usulsüz vekâletnameler olsa dahi sadece 10 payın vekâleten temsilinin nisap için yeterli olabileceği olgusuna dayanılmasının hatalı olduğunu, toplantı tutanağının toplantıya uygun oluşturulmadığını, genel kurulda oylamaya sunulan maddelerin toplantı başkanı tarafından okunup geçilmek suretiyle, itirazlar dikkate alınmaksızın ve oylar usulünce sayılmaksızın oylama yapıldığını, genel kurulun toplantı tarihi itibari ile davalı şirketin, mevzuat gereği olması gereken resmî bir bağımsız denetçisinin bulunmadığını, bu kapsamda denetimi yapılmayan ilgili genel kurul kararlarının bağlayıcı olmayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, genel kurulda bulunan denetçinin usulüne uygun olup olmadığının dahi incelenmediğini, bu denli kapsamlı bir dosyanın araştırılması neticesinde 2-3 sayfalık bir rapor oluşturulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisindeki bilgi ve belgelere ve özellikle hükme esas alınan 23.09.2021 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin hukuken isabetli ve yerinde olmasına göre İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, anonim şirket genel kurul toplantısının 6102 sayılı Kanun'da öngörülen usulde toplanıp toplanmadığı, toplantıya katılanların vekâletlerinin sıhhatini etkileyen durum olup olmadığı, öyle ise dava edilen hususun genel kurulun ve kararlarının sıhhatini etkileyip etkilemediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 408, 416, 421, 418, 445, 446, 447 ve geçici 13 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu ise esastan reddedilmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 408 inci maddesinin birinci fıkrasının gerekçesinin ikinci paragrafında belirtildiği üzere anonim ortaklıkta genel kurul iradesini, kanunda ve esas sözleşmesinde öngörülen çağrı usulüne uygun olarak yapılan toplantılarda alınan kararlarla açıklar. Bu durumda, şirket kararları usulüne uygun oluşan ve toplantı nisabını devam ettiren genel kurulda gerekli oy oranı sağlanarak alınabilir. Nitekim, 6102 sayılı Kanun veya şirket esas sözleşmesinde aksine daha ağır nisap öngörülen haller hariç olmak üzere genel olarak toplantı ve karar nisabına ilişkin 418 inci madde hükmü, esas sözleşme değişikliklerinde toplantı ve karar nisaplarına ilişkin 421 nci madde hükmü ve çağrısız genel kurula ilişkin toplantı nisabı için ise 416 ncı madde hükmü sevk edilmiştir.
Toplantı ve karar nisabının sağlanması genel kurul kararlarının varlık sebebidir. Burada belirtmek gerekirse, anılan hükümler ile getirilen usuller (iradi şekil unsurları) bulunmayan kararlar varlık kazanamazlar ve dolayısıyla yokluk yaptırımına tabi olurlar. Diğer bir ifadeyle bir hukuki işlemin kurucu unsurlarını oluşturan, mevcudiyet şartlarını belirleyen esaslı noktadaki kurucu şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık halinde işlemin yokluğu söz konusudur. Diğer bir deyişle genel kurul kararlarının kurucu unsurları toplantısı nisabına uygun genel kurul toplantısı ve nisaba uygun ortaya çıkan irade ile açıklanmalıdır. (Yargıtay 11. HD 22.10.2022 tarihli ve 2009/1366 E., 2022/4391 K.
sayılı ilamı; Erdoğan, Moroğlu, 6201 sayılı Kanuna Göre Anonim Ortaklıklarda Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 6. Baskı, XII Levha, İstanbul, 2022, s.17-29; […] Kemal/Öz M. Turgut, 20 Bası, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, […], Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2012, s.181)
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelince; davacı genel kurul toplantısına katılan üyelerin bir kısmının vekâletnamelerinin ve temsil belgelerinin usulüne uygun olmayıp geçersiz olduğunu, bu sebeple toplantı ve karar nisabının sağlanmadığını ileri sürmüştür.
Davacının bu iddiası Mahkemece, toplantıya 252 payın katılımın yeterli olduğu, 242 payın asaleten katıldığı, kalan 10 paya ilişkin 150.000,00 TL sermayenin temsil edilmiş olmasının nisap için yeterli olduğu, davacı tarafından vekâleten toplantıya katılanların tamamının vekâletinin usulsüz olduğunun ileri sürülmediği ve bahse konu iddia yönünden bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmişse de, araştırma yeterli olmamıştır. Şöyle ki; Mahkemece yapılması gereken, dava konusu genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetveli ve ekleri ile toplantıya vekâleten iştirak edenlere ilişkin vekâletnameler ve temsil yetki belgelerini içerir ilgili tüm bilgi ve belgeler getirtilip sözkonusu vekâletnamelerin ve temsil belgelerinin geçerli olup olmadığı belirlenerek, genel kurulda alınan kararların niteliği de dikkate alınmak suretiyle toplantı ve karar nisabının sağlanıp sağlanmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi ve davacı istinaf başvurunun esastan reddedilmesi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve sonuçta İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1012827500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz