Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/16472 E. 2012/7462 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hayat sigortası↗ sigorta sözleşmesi↗ ek prim↗ zamanaşımı def'i↗ denetime elverişlilik↗ yenileme↗ def'i↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı def’ine davacı tarafın karşı çıkması nedeniyle usulüne uygun olmayan zamanaşımı def’inin reddi ile işin esasına girilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davalı tarafından yapılan ödemenin yerinde olduğu, davacının alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hayat sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının murisi tarafından davalı nezdinde 12.11.1989 başlangıç tarihli hayat sigorta sözleşmesinin düzenlenmiş olduğu ve sözleşmenin 12.11.1999 tarihinde yenilendiği, bu yenileme sırasında davacının murisi tarafından “ciddi bir rahatsızlık geçirdiniz mi?” sorusuna hayır cevabı verildiği ve murisin 01.06.2002 tarihinde vefat ettiği ve davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 5.492,50 TL ölüm tazminatı, 2.204,03 TL iştira bedeli ve 55,18 TL prim fazlası olarak toplam 7.751,72 TL ödendiği hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, sigortalının ölüm nedeninin poliçenin yenilenmesinden önce var olup da gizlenen bir rahatsızlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, dolayısı ile davalı tarafından tazminattan yapılan indirimin doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, hükme esas alınan raporu hazırlayan bilirkişi sigorta uzmanı olup, davaya konu ölüm nedenine ilişkin tıbbi incelemede uzmanlığı olmadığı gibi hazırlanan raporda iştira bedelinin nasıl hesaplandığı, davalı tarafından yapılan ödemenin doğru olduğuna ilişkin sonuca nasıl varıldığı denetime elverişli bir şekilde açıklanmamıştır.
Bu itibarla mahkemece, içinde kalp hastalıkları konusunda uzmanlığı bulunan bir doktor ile hesap uzmanı olan bir bilirkişinin bulunduğu heyetten tarafların tüm iddia ve savunmalarını değerlendiren, davaya konu sigortalının ölüm nedeninin poliçe düzenlenmeden önce var olan bir rahatsızlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve bu rahatsızlığın sigortalı tarafından bilindiği halde gizlenip gizlenmediği, dolayısı ile davalı tarafından ödenen tazminatın yerinde olup olmadığı hususlarında Yargıtay denetimine açık bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yeterince açık ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4100 E. 2010/7861 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta sözleşmesi · denetime elverişlilik · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDava, «hayat sigorta sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının murisi tarafından davalı nezdinde 12.11.1989 başlangıç tarihli «hayat sigorta sözleşmesinin» düzenlenmiş olduğu ve sözleşmenin 12.11.1999 tarihinde «yenilendiği», bu yenileme sırasında davacının murisi tarafından “ciddi bir rahatsızlık geçirdiniz mi?” sorusuna hayır cevabı verildiği ve murisin 01.06.2002 tarihinde vefat ettiği ve davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 5.492,50 TL ölüm tazminatı, 2.204,03 TL iştira bedeli ve 55,18 TL «prim» fazlası olarak toplam 7.751,72 TL ödendiği hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
… alı tarafından ödenen tazminatın yerinde olup olmadığı hususlarında Yargıtay denetimine açık bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yeterince açık ve «denetime elverişli» olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, davacıların murisi ... ile davalı arasında 02.10.2006/2016 tarihlerini kapsayan hayat «sigortası sözleşmesi» yapıldığı, sigortalının 03.06.2007 tarihinde yaşamını yitirdiği «uyuşmazlık konusu» değildir.
… ar doğrultusunda, yeniden oluşturulacak başka bir bilirkişi kurulu aracılığıyla davacı tarafın ciddi ve sonuca etkili itirazlarını da karşılayan mahkeme ve Yargıtay «denetimine elverişli» yeni bir rapor alınmak ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken, «eksik incelemeye» ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · uygun illiyet bağı · sigorta ettiren · illiyet bağı · uyuşmazlık konusu · ihbar · sigorta poliçesi · dava sebebi
Benzer bu karardaUyuşmazlık, sigortalının ölüm nedeninin ne olduğu ve poliçe tanzimi sırasında beyan edilmeyen mevcut rahatsızlıkla ölüm nedeni arasında uygun bir «illiyet bağının» bulunup bulunmadığı, bu bağlamda «sigorta ettirenin» «ihbar» ve «beyan yükümlülüğünü» ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ölüm «sebebinin» tepitiyle davacıların murisi sigortalının, davalı tarafça savunulduğu üzere, gerçekten de «beyan yükümlülüğünü» ihlal edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması ve bilahare de beyan edilmediği belirtilen hastalık veya hastalıklarla ölüm sebebi arasında «uygun illiyet bağının» mevcut olup olmadığının kuşkuya yer bırakmaksızın saptanmasına bağlı olup, mahkemece bu yönde bir araştırılmaya girişilmiş ve bu hususta bilirkişiden rapor alınmas …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıların murisi sigortalı ...'ın ölümünün kalp rahatsızlığına bağlı olarak gelişen komplikasyon sonucu gerçekleştiği, kalp rahatsızlığını önceden bilmesine rağmen sigortalının poliçe tanzim edilirken bu rahatsızlığını gizlediği, böylelikle TTK'nun 1290 vd. maddelerindeki «ihbar» ve «beyan yükümlüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, davacıların murisi ... ile davalı arasında 02.10.2006/2016 tarihlerini kapsayan hayat «sigortası sözleşmesi» yapıldığı, sigortalının 03.06.2007 tarihinde yaşamını yitirdiği «uyuşmazlık konusu» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/681 E. 2013/1417 K.
Ortak:hayat sigortası · eksik inceleme · Tazminat
İncelediğiniz karardaDava, «hayat sigorta sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının murisi tarafından davalı nezdinde 12.11.1989 başlangıç tarihli «hayat sigorta sözleşmesinin» düzenlenmiş olduğu ve sözleşmenin 12.11.1999 tarihinde «yenilendiği», bu yenileme sırasında davacının murisi tarafından “ciddi bir rahatsızlık geçirdiniz mi?” sorusuna hayır cevabı verildiği ve murisin 01.06.2002 tarihinde vefat ettiği ve davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 5.492,50 TL ölüm tazminatı, 2.204,03 TL iştira bedeli ve 55,18 TL «prim» fazlası olarak toplam 7.751,72 TL ödendiği hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
… alı tarafından ödenen tazminatın yerinde olup olmadığı hususlarında Yargıtay denetimine açık bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yeterince açık ve «denetime elverişli» olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece poliçe tanziminden önceki tarihlerde takip ve tedavi edilen davacının murisinin rahatsızlığının kendisi tarafından bilinmesinin bekleneceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının murisinin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı savunulduğuna göre, ölüm «sebebi» ile poliçe tanziminden önce mevcut rahatsızlıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığı, başka bir ifade ile sözleşmenin düzenlenmesinden önce sigortalıda mevcut olduğu tespit olunan hastalıkların kalp yetmezliğine yol açıp açmadığı, poliçenin düzenlemesinden önce muriste kalp yetmezliği mevcut olup olmadığı belirlenip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak ve yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · uyuşmazlık konusu · dava sebebi
Benzer bu karardaOysa, davacının murisinin ölüm «sebebinin» kalp yetmezliği olduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının murisinin «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığı savunulduğuna göre, ölüm «sebebi» ile poliçe tanziminden önce mevcut rahatsızlıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığı, başka bir ifade ile sözleşmenin düzenlenmesinden önce sigortalıda mevcut olduğu tespit olunan hastalıkların kalp yetmezliğine yol açıp açmadığı, poliçenin düzenlemesinden önce muriste kalp yetmezliği mevcut olup olmadığı belirlenip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak ve yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9209 E. 2014/17248 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta sözleşmesi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDava, «hayat sigorta sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının murisi tarafından davalı nezdinde 12.11.1989 başlangıç tarihli «hayat sigorta sözleşmesinin» düzenlenmiş olduğu ve sözleşmenin 12.11.1999 tarihinde «yenilendiği», bu yenileme sırasında davacının murisi tarafından “ciddi bir rahatsızlık geçirdiniz mi?” sorusuna hayır cevabı verildiği ve murisin 01.06.2002 tarihinde vefat ettiği ve davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 5.492,50 TL ölüm tazminatı, 2.204,03 TL iştira bedeli ve 55,18 TL «prim» fazlası olarak toplam 7.751,72 TL ödendiği hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
… alı tarafından ödenen tazminatın yerinde olup olmadığı hususlarında Yargıtay denetimine açık bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yeterince açık ve «denetime elverişli» olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde «sigorta ettirenin» «sigorta sözleşmesinin» eki teklifnamede ciddi bir hastalık geçirilip geçirilmediği sorusuna "hayır" yanıtını verdiği, sözleşme devam ederken rahatsızlandığı, davalının sigorta ettirenin hastalığını «riziko» gerçekleştikten sonra öğrendiği ancak «cayma hakkını» kullanmadığı gerekçesiyle davacının yaptığı sağlık giderleri toplamı 3.244,00 TL'nin ödeme tarihi olan 06/10/2006 tarihinden işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; davacının manevi tazminat talebinin ise, TMK'nın 24.maddesi ve 818 sayılı BK'nın 47 ve 49. maddelerinde belirtilen …
Sigorta sözleşmesinin kurulmasında doğru bilgi verme yükümlülüğü ile ilgili TTK.nun 1290. maddesi hükmü «mal sigortalarına» ilişkin olmakla birlikte, yerleşmiş Yargıtay uygulaması ile «hayat sigortalarında» da uygulanmakta olup, esasen bu yükümlülük Poliçe Genel Şartları'nda sözleşme hükmü haline getirilmiş bulunmaktadır.
Davalı savunmasında, «rizikonun» gizlenen hastalığa bağlı olarak ortaya çıktığını, davacının doğru bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle talebe konu hastalığın «sigorta teminatı kapsamı» içinde olmadığını savunduğuna göre, mahkemece; davalının ileri sürdüğü kanıtlar arasında yer alan, sigortalının tedavi belgelerinin Nisa ve Amerikan hastanelerinden getirtilerek ve bunların ilişkin bulunduğu tarihler de gözetilerek, davacı sigortalının rizikonun meydana gelmesine neden olan hastalığının ne zaman ortaya çıktığı ve poliçe düzenlenmesinden önce var olup olmadığı hususlarında, aralarında tıp alanında uzman doktor bilirkişinin de bulunacağı bilirkişi kurulundan görüş sorularak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mal sigortası · cayma hakkı · sigorta teminatı kapsamı · sigorta teminatı · sigorta ettiren · teminat kapsamı · riziko · maddi tazminat
Benzer bu karardaDavalı savunmasında, «rizikonun» gizlenen hastalığa bağlı olarak ortaya çıktığını, davacının doğru bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle talebe konu hastalığın «sigorta teminatı kapsamı» içinde olmadığını savunduğuna göre, mahkemece; davalının ileri sürdüğü kanıtlar arasında yer alan, sigortalının tedavi belgelerinin Nisa ve Amerikan hastanelerinden getirtilerek ve bunların ilişkin bulunduğu tarihler de gözetilerek, davacı sigortalının rizikonun meydana gelmesine neden olan hastalığının ne zaman ortaya çıktığı ve poliçe düzenlenmesinden önce var olup olmadığı hususlarında, aralarında tıp alanında uzman doktor bilirkişinin de bulunacağı bilirkişi kurulundan görüş sorularak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde «sigorta ettirenin» «sigorta sözleşmesinin» eki teklifnamede ciddi bir hastalık geçirilip geçirilmediği sorusuna "hayır" yanıtını verdiği, sözleşme devam ederken rahatsızlandığı, davalının sigorta ettirenin hastalığını «riziko» gerçekleştikten sonra öğrendiği ancak «cayma hakkını» kullanmadığı gerekçesiyle davacının yaptığı sağlık giderleri toplamı 3.244,00 TL'nin ödeme tarihi olan 06/10/2006 tarihinden işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; davacının manevi tazminat talebinin ise, TMK'nın 24.maddesi ve 818 sayılı BK'nın 47 ve 49. maddelerinde belirtilen …
Mahkemece «maddi tazminata» ilişkin dava kabul edilmiş ise de; somut olayda «sigorta ettiren», sigortalının Sigorta Teklifnamesi'nin Sağlık Beyanı Bölümündeki sağlığı ile ilgili bir sorunu bulunup bulunmadığı sorusuna "hayır" yanıtını vermiş; daha sonra, sözleşme devam ederken rahatsızlığı nedeniyle, Medicana Bahçelievler Hastanesine başvurmuş ve kendisine Ülser Kolit ve Gis kanaması teşhisi konmuştur.
Davalı, «sigorta ettirenin» poliçe tanzimi sırasında mevcut olan rahatsızlığını gizlediğini ileri sürmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/16472 E. , 2012/7462 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/07/2010 tarih ve 2010/333-2010/448 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilimin eşi ...........,’in davalı şirkete 12.11.1989 başlangıç tarihli yaşam sigortası yaptırdığını ve ölüm tarihine kadar primlerini yatırdığını, vefat tarihinde son ödenen primlerin 500 katı kadar temel ölüm tazminatı ve ölüm tarihindeki %95 kar paylı birikim kapitali ilave edilerek davacıya ödeme yapılması kararlaştırılmasına rağmen uzun yazışmalar sonunda 6.5.2005 tarihinde çok az miktarda ödeme yapıldığını ileri sürerek, şimdilik 10.000,- YTL' nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının sigortalı ........,’in 01.06.2002 tarihinde vefat ettiğini müvekkili şirkete 19.06.2002 tarihinde ihbar ettiğini,davacıya dava konusu poliçe nedeni ile toplam 7.751.720.000 TL. ödeme yapılacağının 14.10.2002 tarihinde bildirildiğini, TTK.nun 1268. maddesi hükmünde düzenlenen iki yıllık zamanaşımı süresinin 14.10.2004 tarihinde sona erdiğini savunarak, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı def’ine davacı tarafın karşı çıkması nedeniyle usulüne uygun olmayan zamanaşımı def’inin reddi ile işin esasına girilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davalı tarafından yapılan ödemenin yerinde olduğu, davacının alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hayat sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının murisi tarafından davalı nezdinde 12.11.1989 başlangıç tarihli hayat sigorta sözleşmesinin düzenlenmiş olduğu ve sözleşmenin 12.11.1999 tarihinde yenilendiği, bu yenileme sırasında davacının murisi tarafından “ciddi bir rahatsızlık geçirdiniz mi?” sorusuna hayır cevabı verildiği ve murisin 01.06.2002 tarihinde vefat ettiği ve davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 5.492,50 TL ölüm tazminatı, 2.204,03 TL iştira bedeli ve 55,18 TL prim fazlası olarak toplam 7.751,72 TL ödendiği hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, sigortalının ölüm nedeninin poliçenin yenilenmesinden önce var olup da gizlenen bir rahatsızlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, dolayısı ile davalı tarafından tazminattan yapılan indirimin doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, hükme esas alınan raporu hazırlayan bilirkişi sigorta uzmanı olup, davaya konu ölüm nedenine ilişkin tıbbi incelemede uzmanlığı olmadığı gibi hazırlanan raporda iştira bedelinin nasıl hesaplandığı, davalı tarafından yapılan ödemenin doğru olduğuna ilişkin sonuca nasıl varıldığı denetime elverişli bir şekilde açıklanmamıştır.
Bu itibarla mahkemece, içinde kalp hastalıkları konusunda uzmanlığı bulunan bir doktor ile hesap uzmanı olan bir bilirkişinin bulunduğu heyetten tarafların tüm iddia ve savunmalarını değerlendiren, davaya konu sigortalının ölüm nedeninin poliçe düzenlenmeden önce var olan bir rahatsızlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve bu rahatsızlığın sigortalı tarafından bilindiği halde gizlenip gizlenmediği, dolayısı ile davalı tarafından ödenen tazminatın yerinde olup olmadığı hususlarında Yargıtay denetimine açık bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yeterince açık ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1012748200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz